İNANMADIĞINIZ CEHENNEMİ DE GÖRECEKSİNİZ
05 Ekim 2026, Pazartesi 17:13
Uzay bilimleri ile uğraşanlar Ay’ın yüzeyinin yansıtıcı bir tabaka ile kaplandığını ve güneş ışınlarını yansıttığını belirtiyorlar. Ay ısı ve ışık kaynağı değildir. Kur’ân-ı kerîmde Yüce Mevlâ “Biz dünyâ göğünü de kandillerle donattık” (Fussilet 41-12) buyuruyor. “Üstüne yedi sağlam gök binâ ettik. İçlerine pırıl pırıl ışıldayan (Güneş) astık.” (Nebe sûresi 78- 12,13) “Ay’ı içlerinde bir nur kıldı, Güneş’i de bir kandil” (Nûh sûresi 7- 16). Bu âyette Güneş için “sirâc” (lâmba) veyâ “vehhâc” (parlayan) yanıp tutuşan kelimeleri kullanılmıştır. Güneş nükleer reaksiyonlar sonucunda ışık üretirken, Ay sâdece güneşten aldığı ışığı yansıtmaktadır. Birisi bir ışık kaynağı, öbürü ise ışığı yansıtan bir cisimdir.” (Yaratılışın Altı Günü, age)
Eğer modern bilimlerle uğraşanlar Kitâb-ı güzînimizde zaman bilimlerine ters düşen bir noktacık bile görseler neler neler demezlerdi. Göklere ve âleme bakan gözler defâlarca baksalar bile hüsranla eğilmek zorunda kalıyorlar.
Bizim bütün deney ve araştırmalarımızla kâinâtın ölçülebilir kısmından ne kadarının bilgisine sâhibiz? Meselâ toprak altı ve uzayda inanılmaz sonuçlara varan insanlar zannediyorlar ki çözülmedik sır kalmayacak. Gerçi 100 sene evvelki kâinat sırlarında akıl almaz boyutlara ulaşılması insanlığı böyle düşüncelere sevk ediyor.
Ey insanoğlu, sakın bu geniş ve sonsuz sandığın dünyâ ilmin seni kandırmasın. Ne buyuruyor Rabb’imiz: “Dünyâ hayâtı boş bir geçinmeden ve aldatmacadan ibârettir.” (Âli İmrân 185)
Aslında gurur aldanmak, aldatmak demektir. Bu dünyâ âlemi sizi aldatmasın Her şeye sâhip olabiliriz zannetme! Toprak altında ulaşılmadık yer bırakmadın SİAL, SİMA, NİFE magma… 2000 metreden sondajla çıkarılan petrol ve yeraltı zenginlikleri… Peki, ey insan toprağın bir metre altındaki kabir âleminden ufacık bir bilgiye sâhip misin? O dünyâda gibi görülen bir karış toprak altında ne kıyâmetler kopuyor? Sorgu sual meleklerini duyabiliyor musun? Bunlara âit bütün teknik elemanlarını kullansan da bir nebze bilgiye sâhip olabilir misin? Neden? Çünkü orası âlem-i berzahtır. Madde olarak dünyâya âit, ama esrâr-ı Rabbâniyye sınırlarına dâhildir. Madde âlem-i halk’tan ama rûh âlem-i emr’dendir. Kabri açıp cesedi adlî tıbba götürüp ölçüp biçersin. Çünkü bedenin hesap âlemine yâni âlem-i mümkinâta âittir. Ama rûha nüfûzumuz aslâ ve kat’â mümkün değildir.
Rabb’imiz, Efendimiz’e bile “Size ruhtan fazla bilgi verilmedi” diyor.
Ama ister inanın ister inanmayın, bir gün elbet bilecek ve göreceksiniz! Tekâsür sûresinde Rabb’imiz “Öyle değil, ileride bileceksiniz. Sonra yine öyle değil ileride bileceksiniz. Öyle değil kesin olarak bilseniz. Ant olsun ki cehennemi mutlaka göreceksiniz” buyuruyor. Evvelâ bilgi: O nereden? Kitâb’ımız ve Efendimiz’den. Yani evvelâ ilmel yakîn, ama sonra aynel yakîn… Yâni gözünüzle göreceksiniz. Sonra bütün sırlar âyân olacak ve hakkal yakîn olarak cennet ve cehennemi yaşayacağız. İnsanların çoğu inanmadığı için ısrarla “O inanmadığınız cehennemi de göreceksiniz” diyor. Müthiş bir uyarı!
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.