© Medya Mit

Yeni bir 5816 mı?

TBMM’ye sunulan torba yasa teklifinde yer alan ve Basın İlan Kurumu’nun yetki alanı ile basın yayın ilkelerini yeniden düzenleyen Madde 49, sosyal medyada yoğun eleştirilere neden oldu. Özellikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” ifadesi üzerinden yükselen tartışmalarda, düzenlemenin yalnızca teknik bir basın düzenlemesi olmadığı, ifade alanını doğrudan etkileyecek yeni bir çerçeve oluşturabileceği ifade edildi.

TBMM gündemine gelen torba yasa teklifinin en çok tartışılan maddelerinden biri, 195 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinde yapılması öngörülen değişiklik oldu. Teklifte gazete, dergi ve internet haber siteleri için yeni basın yayın ilkeleri tanımlanırken; bu ilkelere aykırılık durumunda resmî ilan ve reklam yaptırımı uygulanabilmesine yönelik hükümler de yer aldı.

Ancak teklifin kamuoyundaki karşılığı, teknik bir mevzuat düzenlemesinin çok ötesine geçti. Sosyal medyada özellikle düzenleme metninde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” ifadesi üzerinden sert eleştiriler yükseldi.

Eleştirilerin ortak noktasını ise, düzenlemenin sınırlarının açık olmaması ve uygulamada geniş yorum alanı oluşturabileceği endişesi oluşturdu.

Tepki gösteren isimlerden biri tarihçi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil oldu. X hesabından yaptığı paylaşımda oldukça sert ifadeler kullanan Şimşirgil, düzenlemeyi geçmişte yoğun tartışmalara konu olan 163. maddeyle ilişkilendirdi.

Paylaşımına “Şaka gibi… Fakat tam bir felaket!” sözleriyle başlayan Şimşirgil, yeni torba yasasıyla birlikte “163. maddenin geri geldiğini” savundu. Özellikle teklifte yer alan “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamayacak” ifadesinin düşünce ve yorum alanını daraltabileceğini öne süren Şimşirgil, “Laikliği eleştirmek suç sayılacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşirgil paylaşımında yalnızca hukuki değil siyasi bir eleştiri de yöneltti. “Özgürlüklerin önünün açılmasını, 5816 sayılı yasanın kaldırılmasını beklerken yapılan işe bakar mısınız” ifadelerini kullanan Şimşirgil, en dikkat çeken çıkışını ise “Bu yasa ile milletin yarısı hapse girer” sözleriyle yaptı.

Paylaşımın devamında, son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan bazı başlıkları da hatırlatan Şimşirgil, “AK Parti’ye asıl darbe buradan mı geliyor? Birileri AK Parti’nin sonunu mu hazırlıyor?” ifadeleriyle düzenlemenin siyasi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir diğer paylaşım ise yazar Yusuf Kaplan’dan geldi.

Kaplan da düzenlemeye sert tepki göstererek paylaşımına “Uyarı / Yorum” notuyla başladı ve “Kuzey Kore’yi geçeceğiz böyle giderse” ifadelerini kullandı.

Kaplan da Ahmet Şimşirgil gibi düzenlemeyi eski 163. madde tartışmalarıyla ilişkilendirerek, “Yeni torba yasasıyla birlikte 163. madde hortlatılacak. Yanlış okumadınız” dedi.

Yusuf Kaplan paylaşımında özellikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamayacak” hükmünü hedef aldı. Kaplan, bu düzenlemenin uygulamada laikliğe yönelik eleştirilerin suç kapsamına alınabileceğini ileri sürerek, “İnsanın inanası gelmiyor. Bu çağda bu zamanda nasıl ilkel bir kafa yapısıdır bu?” ifadelerini kullandı.

Kaplan, eleştirisini daha da sertleştirerek, “Milleti aptallaştırdığınız yetmiyormuş gibi şimdi de milletin yarısını hapishanelere mi dolduracaksınız?” sözleriyle tepki gösterdi.

Paylaşımın sonunda ise tartışmayı doğrudan siyasi sonuçlara bağlayan Kaplan, “Özgürlüklerin önünü açmanız gerekirken getirilmeye çalışılan yasaya bakar mısınız” diyerek düzenlemenin iktidar açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu ve “Eğer bu yasa geçerse AK Parti intihar eder, bu milletin tarihî yolculuğunu da mezara gömer” değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal medyada yapılan yorumlarda öne çıkan eleştiriler ortak bir noktada birleşti: Düzenlemenin teknik bir basın ilkesi tanımının ötesine geçerek, geniş yorum alanı üzerinden yeni bir baskı mekanizmasına dönüşebileceği endişesi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER