Hürriyet’ten Musa Kesler’in analizi
Cumhuriyet’in ilk döneminden beri Türkiye’de aktif olan cemaat, öğrenci yurtları ve Kuran kursları ile öne çıkmıştı. Kendilerini ‘Süleymanlılar’ veya ‘Süleyman Efendi’nin Talebeleri’ olarak tarif eden grubun adını aldığı Süleyman Hilmi Tunahan, 1888’de bugün Bulgaristan sınırlarında yer alan Tuna nehri kenarındaki Silistre’de doğdu. Medrese eğitimi aldı. İstanbul’da ‘dersiam’ (medrese öğrencilerine veya isteyen herkese ders verme yetkisi kazanmış müderris-hoca) olarak çalıştı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra medreseler kapatılınca müderrislikten ayrıldı. Bir zaman sonra da ‘vaiz’ olarak çalışmaya başladı. Cemaatinin ilk halkaları da bu dönemde oluştu. Tek parti döneminde ‘gayri resmi’ Kuran kursları ve dini eğitim gruplarıyla dini grubunu genişletti. Zaman zaman gözaltına alındı, soruşturmalar geçirdi. 1950’den sonra Demokrat Parti iktidarıyla birlikte nispeten ‘rahat’ bir ortamda faaliyetlerini yürüttü. Daha sonra bu dönemde de soruşturma geçirdi. 1959’da vefat etti. Yerine ilk damadı Kemal Kacar geçti.
KURSLAR VE YURTLAR
Kacar döneminde daha da çoğalan öğrenci yurtları, Kuran kursları dışında cemaat mensupları ticarette de aktif oldular. Yurtdışında da faaliyetler başladı. Köln merkez olmak üzere Almanya’da yoğunlaştılar. Kacar siyasete de uzak kalmadı. Millet Partisi ve Adalet Partisi’nden milletvekilliği yaptı. Çocuğu yoktu. 2000 yılında vefat edince yerine Tunahan’ın diğer damadından torunu Ahmet Arif Denizolgun geçti. O da siyasetten uzak durmadı. Önce Refah Partisi’nde milletvekilliği sonra ANAP hükümetinde bakanlık yaptı. Denizolgun 2016’da vefat etti. Çocuğu olmadığı için yerine ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun’un geçmesi bekleniyordu. Ancak kız kardeşi Gülderen Kuriş’in oğlu Alihan (Ali Erhan) Kuriş öne çıktı. Dini eğitim ve ticari açıdan geniş bir ağa sahip grup içindeki çekişmeler de o zamandan beri devam etti.
PROF. DR. KİRMAN: GENİŞLEYEN BİR CEMAAT HALKASI
Bu konuda doktora tezi yazan Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Ali Kirman’ın değerlendirmesi şöyle: “Tunahan, Osmanlı döneminde üst düzey medrese eğitimi almış. Cumhuriyet’ten sonra eğitim alanındaki bazı laiklik uygulamalarına itiraz ve eleştirileri var. 1930’lardan itibaren İstanbul’un büyük camilerinde vaizlik yapıyor. Genişleyen bir cemaat halkası var. Kurslar ve yurtlar üzerinden genişleyen bir yapı. Ehli Sünnet’e yani İslam’ın ana gövdesine inanç ve ibadet olarak bağlı bir grup. Bu konuda da hassas ve tavizsizler. Bu yüzden Selefilik ve Vahhabilik türevi marjinal gruplar ile de terstirler. Devletle genel olarak sorun yaşamamakla birlikte, İmam Hatipler ve Diyanet ile ters düşmeleri söz konusu. Seküler eğitim sistemine dair de eleştirileri var.”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.