<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Medya Mit</title>
        <link>https://www.medyamit.com.tr/</link>
        <description>Medya Mit</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Portakaldan daha fazla C vitamini içeren besinler</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/portakaldan-daha-fazla-c-vitamini-iceren-besinler-2050</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/portakaldan-daha-fazla-c-vitamini-iceren-besinler-2050</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında bağışıklık sistemini desteklemek için portakala yönelmek tek seçenek değil. Kırmızı biberden kiviyе, brokoliden siyah frenk üzümüne kadar pek çok besin, portakaldan daha fazla C vitamini içeriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Kış aylarında bağışıklık sistemini desteklemek için portakala yönelmek tek seçenek değil. Kırmızı biberden kiviyе, brokoliden siyah frenk üzümüne kadar pek çok besin, portakaldan daha fazla C vitamini içeriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öksürük ve hapşırıkların arttığı kış mevsimi yaklaşırken, pek çok kişi, soğuk algınlığının ilk belirtilerini hissettiğinde hastalığı önlemek umuduyla portakal suyuna, <a href="https://hthayat.haberturk.com/c-vitamini-nedir-c-vitamini-ne-ise-yarar-1032749" target="_blank" title="C vitamini "><strong>C vitamini</strong></a><strong>&nbsp;</strong>tabletlerine veya zencefilli bağışıklık güçlendirici içeceklere yöneliyor. Her ne kadar soğuk algınlığını veya gribi önleyebilecek tek bir vitamin ya da besin bulunmasa da C vitamini, bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekliyor. Ancak beslenme uzmanları, C vitamini bakımından portakaldan çok daha zengin başka besinlerin de bulunduğuna dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>En fazla C vitamini hangi besinlerde bulunuyor?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">120 gram ağırlığındaki küçük bir portakal yaklaşık 62 miligram (mg) C vitamini içeriyor. Bu miktar, çiğ olarak tüketildiğinde yaklaşık 100 mg C vitamini sağlayan yarım kırmızı biberin içerdiği miktarın oldukça altında kalıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beslenme uzmanı Rob Hobson: "C vitamini bakımından en zengin besinler arasında kırmızı biber, siyah frenk üzümü, kivi, çilek, brokoli ve Brüksel lahanasının yanı sıra turunçgiller de bulunuyor" açıklamasında bulundu. Yapılan araştırmalara göre, 19 - 64 yaş arasındaki yetişkinlerin günde 40 mg C vitamini alması gerekiyor. Bu ihtiyacın sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeniyle karşılanması öneriliyor. C vitamini bakımından zengin diğer meyve ve sebzeler arasında çilek, siyah frenk üzümü, brokoli, Brüksel lahanası ve kivi de yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu besinlerin 80 gramlık bir porsiyonunda bulunan C vitamini miktarları şöyle:<o:p></o:p></p><ul><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;"><strong>Çilek:</strong> 46 mg<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;"><strong>Siyah frenk üzümü:</strong> 160 mg<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;"><strong>Brokoli:</strong> 63 mg<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;"><strong>Brüksel lahanası:</strong> 48 mg<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;"><strong>Kivi:</strong> 47 mg<o:p></o:p></li></ul><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:normal;margin:0cm 0cm 0cm 18.0pt;"><span style="color:black;font-family:Poppins;font-size:12.0pt;"><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;">Verilere göre, patates de iyi bir C vitamini kaynağı. Her 100 gramında yaklaşık 7 - 9 mg C vitamini bulunsa da çoğu insan bir öğünde 100 gramdan fazla patates tüketiyor. Bu nedenle patates, günlük C vitamini alımına katkıda bulunabiliyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:normal;margin-bottom:15.0pt;mso-outline-level:3;"><span style="color:black;font-family:Poppins;font-size:12.0pt;"><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;mso-spacerun:yes;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></span><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;"><strong>C vitamini bağışıklık sistemi için neden önemli?<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:normal;margin-bottom:0cm;"><span style="color:black;font-family:Poppins;font-size:12.0pt;"><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;">Askorbik asit olarak da bilinen C vitamini, suda çözünen bir vitamindir ve</span><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;mso-spacerun:yes;"> </span><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;">vücutta depolanmaz. Bu nedenle günlük beslenme yoluyla yeterli miktarda alınması büyük önem taşır. C vitamini, vücuttaki dokuların onarılmasına yardımcı olurken hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı koruyor ve vücudun doğal savunma mekanizmalarını destekleyerek bağışıklık sisteminin normal işleyişine katkıda bulunuyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:normal;margin-bottom:0cm;"><span style="color:black;font-family:Poppins;font-size:12.0pt;"><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;">C vitamini, bağışıklık sisteminin normal işleyişinde önemli bir rol oynuyor. Vücudun ilk savunma hattını oluşturan cildin ve diğer koruyucu bariyerlerin sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. Ayrıca makrofajlar ile B ve T lenfositleri gibi bağışıklık hücrelerini destekliyor. Uzmanlar, tek başına C vitamini alımının soğuk algınlığını önlediğine veya iyileşme sürecini hızlandırdığına ilişkin güçlü bilimsel kanıtların sınırlı olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte vitamin açısından zengin besinlerle sağlıklı bir bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hastalıklara karşı korunmaya katkı sağlayabiliyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:normal;margin-bottom:0cm;"><span style="color:black;font-family:Poppins;font-size:12.0pt;"><span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:0pt;mso-ligatures:none;">D vitamini, C vitamini ve çinko, düzenli olarak beslenme yoluyla alındığında veya beslenme düzeni takviyelerle desteklendiğinde bağışıklık sisteminin işleyişine katkıda bulunuyor. Dengeli beslenmek ve bu vitaminleri düzenli olarak yeterli miktarda almak önemli. Çünkü bu besin ögeleri bağışıklık sisteminin güçlenmesinde rol oynuyor ve dolayısıyla vücudun virüslere karşı daha hazırlıklı olmasına yardımcı oluyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/10/portakaldan-daha-fazla-c-vitamini-iceren-besinler-1792048759.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahve kokusu stresi azaltıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kahve-kokusu-stresi-azaltiyor-2028</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kahve-kokusu-stresi-azaltiyor-2028</guid>
                <description><![CDATA[Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, vücuda henüz tek bir damla kafein girmese dahi yalnızca taze demlenmiş kahve kokusunu solumanın dakikalar içinde olumsuz duyguları hafiflettiğini ve beyinde gevşeme dalgalarını tetiklediğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yeni bir araştırma, kahve içmeden sadece kokusunu 5 dakika solumanın stresi azalttığını ve beyin dalgalarını rahatlattığını gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, vücuda henüz tek bir damla kafein girmese dahi yalnızca taze demlenmiş kahve kokusunu solumanın dakikalar içinde olumsuz duyguları hafiflettiğini ve beyinde gevşeme dalgalarını tetiklediğini ortaya koydu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Showa Eczacılık Üniversitesi'nden bilim insanlarının çalışmasında, 20 ila 29 yaş arasındaki gönüllülerin kahve içmeden sadece ortamdaki kahve aromasına maruz kaldıkları anlardaki beyin aktivitesi, kalp ritmi ve psikolojik durumları izlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"OLUMSUZ DUYGULARI BASTIRIYOR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizlerde, taze kahve kokusu eşliğinde geçirilen beş dakikanın ardından katılımcıların kaygı, yorgunluk, kafa karışıklığı ve moral bozukluğu puanlarında belirgin bir düşüş saptandı. Araştırmacılar, aromanın kişide ani bir enerji patlaması yaratmaktan ziyade, biriken negatif ruh halini ve stres seviyesini hızla aşağı çektiğini belirledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"BEYİN DALGALARINDA RAHATLAMA SAPTANDI"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Taşınabilir cihazlarla yapılan ölçümlerde, kahve kokusunun beyin dalgalarındaki rahatlama endeksini yukarı taşıdığı; buna karşın katılımcıların kalp atış hızında veya nabız değişkenliğinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlar, bu tablonun fiziksel bir kafein uyarımından çok, koku duyusunun hafıza ve duygu merkezleriyle kurduğu güçlü bağdan kaynaklanabileceğini vurguladı. Kahve kokusunun zihinde dinlenme, sabah rutini ve mola hissi gibi olumlu çağrışımları tetikleyerek psikolojik bir rahatlama sağladığı kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/10/kahve-kokusu-stresi-azaltiyor-1791787184.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çoraplar bacaklarınızda iz yapıyorsa</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/coraplar-bacaklarinizda-iz-yapiyorsa-1980</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/coraplar-bacaklarinizda-iz-yapiyorsa-1980</guid>
                <description><![CDATA[Gün sonunda çoraplarınızı çıkardığınızda bacaklarınızda/bileklerinizde izler mi oluşuyor? Uzmanlara göre bu durum çoğunlukla normal olsa da bazı belirtiler damar, kalp ve böbrek sorunlarına işaret edebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Gün sonunda çoraplarınızı çıkardığınızda bacaklarınızda/bileklerinizde izler mi oluşuyor? Uzmanlara göre bu durum çoğunlukla normal olsa da bazı belirtiler damar, kalp ve böbrek sorunlarına işaret edebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birçok kişi gün boyunca çorap giydikten sonra bacaklarında ve ayak bileklerinde izler fark ediyor. Peki bu durum normal mi? Çorapların bacaklarda ve ayak bileklerinde iz bırakması, özellikle çoraplar gün boyunca ya da birkaç saat giyildiğinde oldukça yaygın bir durum. Çoğu insan bu izlere fazla önem vermiyor. Ancak görünüşte zararsız olan bu çizgiler, bazı durumlarda sağlıkla ilgili ipuçları verebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bacaklarda ve ayak bileklerinde oluşan çorap izleri genellikle endişe edilecek bir durum değil. Ancak özellikle başka belirtilerle birlikte ortaya çıkıyorsa dikkate alınması gerekiyor. Peki, çorap izleri ne zaman normal ve ne zaman bir sağlık sorununa işaret edebilir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Çorap izleri oldukça yaygın<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Çorap izleri, kişinin gün boyunca oturması veya ayakta kalması gibi durumlarda sık görülüyor. Beslenme alışkanlıkları da bu izlerin oluşumunda rol oynayabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Damar cerrahı Dr. Katherine Teter, çoraplar çıkarıldıktan sonra ayak bileklerinde veya bacaklarda iz görülmesinin oldukça yaygın olduğunu belirtiyor. Teter, özellikle günün büyük bölümünü ayakta çalışarak ya da uzun süre oturarak geçiren kişilerde bunun daha sık görüldüğünü söylüyor. Uzun süre oturmak veya ayakta kalmak, bacakların aşağıda ve hareketsiz bir pozisyonda kalmasına neden oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gün boyunca sürekli oturmuyor veya ayakta durmuyorsanız, bacaklarınızdaki izlerin nedeni çok daha basit olabilir: Çoraplarınız fazla sıkı olabilir. Aile hekimi Dr. Brintha Vasagar da uzun süre oturulduğunda veya ayakta kalındığında kanın bacaklarda birikebileceğini belirtiyor. Vasagar’a göre bir diğer yaygın neden ise yetersiz sıvı tüketimi. Vücut susuz kaldığında sıvı bacaklarda birikebilir. Bu durum bacaklarda şişliğe ve dolayısıyla çorap izlerinin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benzer şekilde, özellikle tuzlu bir yemek yemek de bacaklarda şişliğe neden olabilir. Tuzun parmaklarda şişliğe yol açabildiği gibi bacaklarda da sıvı tutulmasına ve bunun sonucunda çorap izlerinin oluşmasına neden olabileceğini belirtiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hangi durumlarda doktora başvurmalısınız?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Çoğu insan için çorap izleri sorun teşkil etmiyor. Ancak izlere başka belirtiler eşlik ediyorsa durum farklı olabilir. Bunlardan biri, çorap giymeseniz bile bacaklarda şişlik olması. Böyle bir durum fark ederseniz mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Ayrıca bu belirtilerin de dikkate alınması gerekiyor:<o:p></o:p></p><ul><li class="MsoNormal" style="mso-list:l1 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Ayak bileklerinin çevresinde cilt renginde koyulaşma veya hiperpigmentasyon,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l1 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Belirgin ve büyük varisler,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l1 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Uzun süre ayakta kaldıktan sonra bacaklarda ağırlık hissi,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l1 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Bacaklarda ağrı veya yorgunluk,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l1 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Bacakları yukarı kaldırdığınızda bu şikâyetlerin azalması.<o:p></o:p></li></ul><p class="MsoNormal">Bu belirtiler, toplardamarlarla ilgili sorunlara işaret edebilir. Uzmanlar, bu tür damar sorunlarının genellikle tehlikeli olmadığını, ancak hastalarda belirgin şikayetlere yol açtığında tedavi edilebildiğini ifade ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İzler yalnızca bir bacakta görülüyorsa dikkat!<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Çorap izlerinin yalnızca bir bacakta görülmesi, bir tarafta diğerine göre çok daha belirgin olması veya zaman içerisinde giderek artması durumunda doktora başvurulması öneriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vücudun iki tarafının genel olarak dengeli olması nedeniyle, bir bacakta diğerinden belirgin şekilde farklı bir durum ortaya çıkması altta yatan bir sorunun işareti olabilir. Daha ciddi durumlarda, zaman içerisinde giderek belirginleşen ve daha uzun süre kalan bacak şişlikleri böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tür durumlarda belirtiler genellikle zaman içerisinde ilerleyebilir. Örneğin; çorapların bıraktığı izler haftalar veya aylar içinde daha derin hale gelebilir ya da daha uzun süre kaybolmadan kalabilir. Kalp yetmezliğinde ise bacaklardaki şişliğe ek olarak nefes darlığı ve özellikle yatarken tamamen düz uzanmakta zorlanma gibi başka belirtiler de görülebilir. Vücutta meydana gelen bu değişiklikler, bir uzmana danışmak gerektiğinin önemli bir işaretidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Çorap izi her zaman dolaşım problemi anlamına gelmez<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Bacaklarında çorap izi gören birçok kişi bunun doğrudan bir dolaşım problemi olduğunu düşünebilir. Ancak çoğu zaman durum böyle değil. Kan pıhtıları genellikle başka belirtiler olmadan ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle çorap izlerinin tek başına kan pıhtısına işaret etmesi beklenmiyor. Kan pıhtısı olan bir kişide genellikle bacakta veya baldırda belirgin şişlik, ağrı ve bazen kızarıklık görülebiliyor. Bu belirtiler ortaya çıktığında doktora başvurulması ve gerekirse ultrasonla değerlendirme yapılması gerekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hangi çoraplar tercih edilmeli?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İster klasik ister kompresyon çorapları kullanın, çorapların bacaklarda iz bırakması oldukça yaygın. Önemli olan, rahat ve ayağa - bacağa uygun çoraplar tercih etmek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kompresyon çorapları ise özellikle günün büyük bölümünü ayakta geçiren kişiler için faydalı olabilir. Bacağı sıkan ve genellikle diz altına kadar uzanan bu çoraplar, sıvının bacaklarda birikmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Böylece uzun süre ayakta kalmaya bağlı şişlik, ağırlık ve yorgunluk hissi azalabilir. Kan dolaşımı normal olsa bile bu çorapların günün sonunda ayak ve ayak bileklerindeki ağırlık ve yorgunluk hissini azaltıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kompresyon çorapları günün büyük bölümünü oturarak geçiren kişiler için de faydalı olabilir. Uzun süre oturulan uçak yolculuklarında önerilen kompresyon çorabı kullanımının, masa başında uzun saatler çalışan kişiler için de benzer şekilde yararlı olabilir. Bunun yanı sıra uzun süre oturmak zorunda kalan kişilerin yaklaşık iki saatte bir ayağa kalkıp yürümesi de öneriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Çorapların bıraktığı izleri azaltmak için ne yapılabilir?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Eğer çorap izlerinin altında herhangi bir sağlık sorunu bulunmuyorsa, bu izleri azaltmak için bazı basit önlemler alınabilir. Bunlar arasında:<o:p></o:p></p><ul><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo2;tab-stops:list 36.0pt;">Bacakları zaman zaman yukarı kaldırmak,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo2;tab-stops:list 36.0pt;">Uygun kişilerde kompresyon çorabı kullanmak,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo2;tab-stops:list 36.0pt;">Düzenli egzersiz yapmak,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo2;tab-stops:list 36.0pt;">Dengeli beslenmek,<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo2;tab-stops:list 36.0pt;">Yeterli miktarda sıvı tüketmek yer alıyor.<o:p></o:p></li></ul><p class="MsoNormal">Ancak tüm bu önlemlere rağmen çoraplar çıkarıldıktan sonra izler uzun süre kaybolmuyorsa veya giderek daha belirgin hale geliyorsa aile hekimine başvurmak ve kontrol yaptırmak faydalı olabilir. Vasagar, bunun otomatik olarak kalp yetmezliği gibi ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini, ancak altta yatabilecek diğer olasılıkların değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çorapların bacaklarda iz bırakması çoğu zaman normal ve zararsız bir durum. Ancak izlere kalıcı veya belirgin şişlik, tek taraflı değişiklik, ağrı, cilt renginde değişiklik, nefes darlığı gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa bir sağlık uzmanına danışmak gerekiyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/10/coraplar-bacaklarinizda-iz-yapiyorsa-1791267548.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer olmadan önce gelen 5 uyarı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/alzheimer-olmadan-once-gelen-5-uyari-1883</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/alzheimer-olmadan-once-gelen-5-uyari-1883</guid>
                <description><![CDATA[Yayınlanan kapsamlı bir araştırma, Alzheimer ve benzeri nörolojik hastalıkların ilk belirtilerinin tanıdan yıllar önce ortaya çıkabileceğini gösteriyor. İşte gözden kaçan ama kritik öneme sahip ilk sinyaller.
Unutkanlık, odaklanma zorluğu, günlük işlerde zorlanma gibi belirtiler, çoğu zaman yaşla birlikte gelen sıradan etkiler gibi görülebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yayınlanan kapsamlı bir araştırma, Alzheimer ve benzeri nörolojik hastalıkların ilk belirtilerinin tanıdan yıllar önce ortaya çıkabileceğini gösteriyor. İşte gözden kaçan ama kritik öneme sahip ilk sinyaller.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://hthayat.haberturk.com/neden-bazi-seyleri-unutur-bazilarini-hatirlariz-1082481" target="_blank"><strong>Unutkanlık</strong></a>, odaklanma zorluğu, günlük işlerde zorlanma gibi belirtiler, çoğu zaman yaşla birlikte gelen sıradan etkiler gibi görülebilir. Ancak araştırmalara göre bu belirtiler, daha ciddi bir sorunun habercisi de olabilir. Alzheimer’s &amp; Dementia dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, Alzheimer ve diğer sporadik nörodejeneratif hastalıkların bazı belirtileri, tanıdan tam 10 yıl önce ortaya çıkabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilim insanları, Fransa merkezli büyük bir sağlık verisi bankasında (UK Biobank) toplanan on binlerce kişinin davranışsal ve bilişsel değişimlerini inceledi ve Alzheimer da dahil olmak üzere farklı hastalıklara sahip bireylerde, tanı konmadan yıllar önce fark edilebilecek ortak belirtiler olduğunu ortaya koydu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu erken belirtileri tanımak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve daha sağlıklı bir yaşam planı oluşturmak için kritik olabilir. İşte Alzheimer’dan önce gelen 5 sessiz uyarı işareti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>1- Dikkat ve konsantrasyon sorunları<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alzheimer’ın klinik belirtileri başlamadan yıllar önce, bireylerin dikkatlerini toplamakta zorlandığı fark edilebiliyor. Özellikle karmaşık görevlerde konsantrasyon kaybı, yeni bilgilere odaklanmakta zorlanma veya dikkat dağınıklığı gibi durumlar, dışarıdan basit bir yorgunluk hali gibi görünebilir. Ancak Swaddiwudhipong ve arkadaşlarının Alzheimer’s &amp; Dementia dergisinde yayımlanan 2022 tarihli çalışması, bu tür dikkat sorunlarının, hastalığın biyolojik süreçleri başladığında bile fark edilebildiğini gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tür problemler genellikle okul ya da iş hayatında performans düşüşü olarak kendini gösterebilir. Birey, daha önce kolaylıkla sürdürebildiği zihinsel efor isteyen görevlerde başarısız olmaya ya da daha fazla hata yapmaya başlayabilir. Özellikle birden fazla işi aynı anda yürütmekte zorlanma ve dikkatin kolay dağılması gibi durumlar, yaşla ilgili doğal değişimlerin ötesine geçiyorsa ciddiye alınmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>2- Bellek problemleri (özellikle kısa süreli hafıza)<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Kısa süreli hafıza kaybı, Alzheimer’ın en bilinen belirtilerinden biridir; fakat bu belirti hastalık öncesi dönemde de kendini göstermeye başlar. Araştırmalara göre, tanıdan yaklaşık 5 ila 10 yıl önce kişiler, yeni bilgileri öğrenmekte zorlanabilir ya da kısa süre önce yaşanan olayları unutmaya başlayabilir. Örneğin biriyle yapılan konuşmanın içeriği birkaç saat içinde unutulabilir veya sık sık “Bu konuyu konuşmuş muyduk?” gibi sorular sorulabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tür unutkanlıklar, yaşa bağlı hafıza dalgalanmalarından farklıdır, çünkü tekrarlayıcıdır ve giderek belirginleşir. Kişi çoğu zaman yaşadığı unutkanlıkların farkında olur ama başlarda bunu stres, uykusuzluk veya yoğunlukla açıklar. Ancak bu semptomlar, ilerleyici bilişsel bir sürecin erken habercisi olabilir. Özellikle yeni bilgileri kaydetmede belirgin bir zorluk yaşanıyorsa, bu duruma dikkat edilmelidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>3- Kelime bulma güçlüğü ve dilde yavaşlama<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alzheimer sürecinin ilk evrelerinde sık karşılaşılan bir diğer belirti de, konuşma sırasında doğru kelimeyi bulmakta zorlanma ya da anlatımda akıcılığın bozulmasıdır. Bu durum bazen “dilin ucuna gelip söyleyememe” şeklinde yaşanırken, bazen de kişi sıkça dolaylı anlatıma başvurur: “Hani şu şey...” gibi ifadeler artar. Araştırma, bu tür dil yavaşlamalarının preklinik dönemde belirgin hale geldiğini ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İletişimdeki bu zorluklar, günlük sohbetleri bile sekteye uğratabilir. Özellikle yazılı ya da sözlü anlatımda cümleleri tamamlamada zorlanmak, bir kelimeyi yanlış yerde kullanmak ya da konuşma sırasında sık sık duraksamak dikkat çekicidir. Bu belirtiler zamanla kişinin sosyal çevresinden çekilmesine ya da konuşmalara daha az katılmasına neden olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>4- Karmaşık görevleri yürütmede güçlük<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alzheimer’ın erken evrelerinde, bireyin daha önce kolaylıkla yerine getirdiği karmaşık görevlerde zorlandığı görülür. Bu görevler arasında yemek tarifi takip etmek, faturaları düzenli ödemek, banka işlemleri yapmak veya teknolojiyle ilgili görevleri yerine getirmek gibi aktiviteler yer alır. Araştırmada, bu tür yürütücü işlev bozulmalarının tanıdan çok önce, özellikle hastalığın nörodejeneratif etkilerinin başladığı dönemde ortaya çıkabileceği gösteriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durum yalnızca bir seferlik bir karışıklık değil; tekrar eden ve günlük yaşam işlevselliğini bozan bir örüntü şeklinde olur. Kişi adım adım yapması gereken bir görevde bir şeyleri atlamaya, işleri karıştırmaya ya da daha fazla yardım almaya ihtiyaç duymaya başlar. Genellikle bu tür belirtiler, yakın çevre tarafından “dalgınlık” ya da “unutkanlık” olarak algılansa da, hastalığın öncü işaretlerinden biri olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>5- Görsel-uzamsal algılamada bozulma<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Araştırma, Alzheimer’ın preklinik evresinde dahi kişilerin görsel-uzamsal becerilerinde sorunlar yaşamaya başlayabileceğini ortaya koyuyor. Bu, özellikle nesneler arasındaki mesafeyi ayarlayamama, eşyaları yanlış yere koyma ya da yön bulma becerisinde zorlanma gibi durumlarla kendini gösterebilir. Erken dönemde bu tür değişiklikler genellikle hafif düzeydedir ve fark edilmesi zor olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Örneğin bir kişi daha önce defalarca gittiği bir yerde aniden yönünü şaşırabilir ya da yeni bir yerde yol tarifi almasına rağmen kolayca kaybolabilir. Bazı bireylerde bu sorunlar araç kullanırken dikkat çekici hale gelir. Park ederken mesafeyi ayarlayamama, dönüşlerde zorlanma veya trafik işaretlerine tepki vermede gecikme gibi belirtiler görülebilir. Bu tür işaretler, beynin görsel bilgiyi işleme yeteneğindeki erken bozulmalarla ilişkili olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Erken belirtiler görüldüğünde ne yapmalı?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklar, genellikle sessiz ve yavaş ilerleyen bir seyir izler. Bu nedenle, yukarıda sıralanan belirtilerden biri ya da birkaçı sürekli hale gelmeye başladıysa, zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşır. Bu süreçte ilk adım, bir nöroloji uzmanına veya geriatrik psikiyatri alanında çalışan bir hekime danışmak olmalı. Erken evrelerde yapılan nöropsikolojik testler, detaylı bir bilişsel değerlendirme sağlar ve tanının netleşmesine yardımcı olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tanı kesinleşmese bile, bu tür bilişsel değişimlerin farkında olmak, yaşam kalitesini uzun vadede korumak için önemli bir avantaj sağlar. Uzmanlar, düzenli fiziksel aktivite, uyku kalitesini artıran rutinler, sosyal etkileşimi sürdürmek ve beyni uyarıcı etkinliklerde bulunmak (kitap okuma, satranç, yeni bir beceri öğrenme gibi) gibi yaşam tarzı değişimlerinin, bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini belirtiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beslenme de bu süreçte kritik öneme sahip. Araştırmalar, özellikle Akdeniz tipi beslenme modelinin, Alzheimer riskini azalttığını ortaya koyuyor. Sebze, meyve, zeytinyağı, balık ve tam tahıllar açısından zengin bu diyetin; oksidatif stresi ve inflamasyonu azaltarak beyin sağlığını koruduğu gösterilmiştir. Ayrıca, B12 vitamini, D vitamini, folat ve omega-3 yağ asitleri gibi besin öğelerinin yeterli alınması da hafıza ve dikkat üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erken belirtiler her zaman demans anlamına gelmeyebilir. Ancak bu tür değişimleri ciddiye almak, gerekirse düzenli takip ve uygun müdahaleyle, süreci yavaşlatmak ve kişinin yaşam kalitesini uzun süre korumak mümkün olabilir. Beyin sağlığı da tıpkı kalp sağlığı gibi, erken önlemlerle güçlendirilebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/09/alzheimer-olmadan-once-gelen-5-uyari-1790057748.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Darbeler defteri kapanmıştır</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/darbeler-defteri-kapanmistir-1835</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/darbeler-defteri-kapanmistir-1835</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bilinmesini isterim ki Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecek" dedi. Erdoğan, Türkiye’nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bilinmesini isterim ki Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecek" dedi. Erdoğan, Türkiye’nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rize’den Samsun’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Canik ilçesinde bulunan Samsun Şehir Hastanesi resmi açılış törenine katıldı. Burada kalabalığa hitap eden Erdoğan, "İstikbalin şehri Samsun’dayız. Sizlerle birlikte şehir hastanemizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Şunu bir defa tüm samimiyetimle söylemek isterim. Gençler, Samsun bizim gururumuz. Samsun bizim göz bebeğimiz, aşkımız, sevdamız. Bugüne kadar Samsun’a mahcup olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Biz birileri gibi lafazanlık yapmıyoruz. Samsun’u ruhumuzla seviyoruz. Bu sevgimizi de lafta bırakmıyor, eserlerimizle, icraatlarımızla, işte bugün burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz. Bir medeniyet ve kültür şehri olan bir liman ve lojistik şehri olan bir tarım ve sanayi şehri olan bütün yolların birleştiği bir ulaşım şehri olan Samsunumuzun bu özelliklerini son çeyrek asırdır yaptığımız yatırımlarla güçlendirerek Samsun’a karşı olan tarihi vazifemizi yerine getiriyoruz. Değerli kardeşlerim, şöyle bir bakın. Burası bak Samsun Şehir Hastanesi. Şehir hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün bu vasıflarına sağlık şehri unvanını da ekleyecektir. Samsun Şehir Hastanemiz 234 bin metrekare alan üzerine 127 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Bu ne demek? Yani depreme karşı her türlü dayanıklılığa burası sahip. Bin 458 yatak kapasitesi. 230 yoğun bakım yatağı. Yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi. 320 polikliniği ve ağız diş sağlığı ünitesi. Tüm bunlara ilave olarak toplam yeni bir 60 şal koridor açtık. Samsun Şehir Hastanesi bölgemizin sağlık üssü olarak hizmet verecektir. 17 milyar TL’lik yatırım bedeli ile herkesin göğsünü kabartan sağlık tesisi Samsun’a hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Samsun’un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415’e yükseldi"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Samsun’un toplam yatak kapasitesinin 5 bin 415’e yükseldiğini açıklayan Erdoğan, "Şehir hastanemizde görev yapacak sağlık personelimizden de beklentilerimiz var. Bu ne demek? Artık Samsunlu kardeşim şehir hastanemizde, inşallah bütün elemanlarıyla, bütün imkanlarıyla kapıdan içeri Samsunlu kardeşlerim geldiği zaman onlara kucak açacak ve bu şehir hastanesinde evelallah yok yok. Burada inşallah mutluluk var. Hastanemizin hizmete girmesinde emeği geçen kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Samsun’a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Yatırımlarımızla şehrimizi Karadeniz’in önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirdik. Son 25 yılda Samsun’da 3 bin 551 yatak ve 120 diş hekimi kapasitesini 27 yeni sağlık tesisiyle Samsunlu kardeşlerimizin hizmetine sunduk. Uzman hekim sayımızı dört katına, toplam hekim sayımızı üç katına çıkardık son iki yılda. Bin 517 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık. Şu an Samsun’un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415’e yükselmiş durumda. Yeni yatırımlarla Samsun’un sağlık altyapısını daha da güçlendiriyoruz. 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi ve 250 Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin inşaatları devam ediyor. Alaçam ve Ayvacık’a 75’er yataklı yeni devlet hastaneleri kazandırılıyor. 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi’nde ise proje sürecinin sonuna yaklaşıyoruz. İnşallah onları da peyderpey tamamlayacak ve hizmete açacağız" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Türkiye 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Şehir hastaneleri projeleri benim hayalimdi" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bir SGK’lı olarak sizler gibi bu kardeşiniz de geçmişte çok sıkıntı çekti. Sağlık sistemindeki aksaklıkları, tıpkı yaşı kırkın üzerinde olan kardeşlerim gibi ben de bizzat tecrübe ettim. Eski Türkiye’nin dili olsa da konuşsa. Bir zaman makinası olsa da çok değil. Bundan sadece 25-30 sene önce hastanelerimizin hangi durumda olduklarını gençlerimize gösterebilsek. Sağlam girenin hasta çıktığı, ilaçların biri bulunsa diğerinin bulunmadığı. İlaç alabilmek, muayene olabilmek için saatlerce kuyrukta beklenildiği, vatandaşın insan yerine konulmadığı o kötü günleri hep beraber yaşadık. 2002’de göreve geldiğimizde her işin başı sağlık dedik ve önceliklerimizin en başına eğitimle birlikte sağlığı koyduk. Ülkemizin dört bir yanına hastaneler, sağlık ocakları inşa ettik. Sağlık cihazlarını, ambulansları, doktor, hemşire sayısını kat kat artırdık. Parası olmayanın kapıdan döndüğü, parası olmayanın hastanede rehin alındığı manzaralara son verdik. Hangi gelir grubu, hangi meslekten olursa olsun vatandaşımızın insanca muamele göreceği bir sağlık sistemini ülkemiz genelinde tesis ettik. Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere 24 yıllık yatırımlarımız sayesinde Türkiye bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştı. Önceden bizim vatandaşımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü. Her yıl yüz binlerce yabancı hasta şifalarını artık Türkiye’de arıyor. Bunda şehir hastanelerimizin hizmete girmesinin önemli katkısı var. Bugün itibarıyla 27 şehir hastanemizi tamamlamış bulunuyoruz. Yaklaşık 40 bin yatak kapasitesine sahip bu hastanelerimiz modern birer sağlık üssü olarak tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyor. Rize’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Şanlıurfa’ya, Sakarya’dan Ordu’ya yapımı devam eden 13 şehir hastanemizi de inşallah tamamlayacağız. Ayrıca proje çalışmaları süren 8 şehir hastanemiz var. Bunların da tamamlanmasıyla Türkiye 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak. Kardeşlerim tabii bu arada şu acı gerçeği de hatırlatmak durumundayız. Ülkemizde sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin. O günleri, sağlık çalışanlarımızın da olağanüstü fedakarlıklarıyla en rahat yöneten ülkelerden biri olduk. Şehir hastanelerimizin ne kadar vizyoner, ne kadar isabetli, ne kadar stratejik bir yatırım olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Bugün şöyle geriye doğru baktığımızda, iyi ki bu hastaneleri milletimizin hizmetine sunmuşuz diyoruz. Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız diyoruz. Her imkânın bulunduğu bu modern sağlık tesislerini Türkiye’ye zamanında kazandırdığımız için Cenab-ı Allah’a hamd ediyoruz. Sağlık altyapımızı şehir hastaneleri yanında vatandaşlarımızın ilk başvuru noktası olan koruyucu sağlık hizmetleriyle de büyütüyoruz. Ülkemiz genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 140 hastaneyle bin 250’yi aşkın aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezi yapıyoruz. Yani sağlıkta bize görev veren, bize yetki veren, bize sorumluluk yükleyen vatandaşlarımızın güvenine layık olmak için ter döküyoruz. İnşallah son nefesimize kadar da tüm Türkiye için, Türk milleti için aşkla çalışmaya devam edeceğiz."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Değerli kardeşlerim, dün demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesinin 16. yıl dönümü, sokak olayları ve siyasi istikrarsızlık bahane edilerek millet iradesinin gasp edilmesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Hangi görüşten kökenden olursak olalım millete, hepimize büyük acılar yaşattılar. Güya adaleti tesis etmek adına bir sağdan bir soldan pek çok insanımızı darağaçlarına gönderdiler. Henüz hayatının baharındaki gencecik fidanlarımızı kaybettik. Millet olarak umutlarımızı, yaşama sevincimizi kaybettik. 12 Eylül darbesi, milletimizi ekonomi geri kalmışlığa, yoksulluğa, vesayetçilerin keyfi idaresine mahkum etti. Terör başta olmak üzere bugün hâlâ enerjimizi tüketen birçok sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var. Milletimiz bu kötü gidişe 3 Kasım 2002’de ‘yeter, söz de karar da milletindir’ diyerek set çekmişti. O gün bu gündür demokrasimize kasteden bütün girişimler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Terör eylemlerinden Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık darbe girişiminden 15 Temmuz ihanetine kadar millet iradesine uzanan kirli eller kırılmıştır. Bilinmesini isterim ki Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecek. Biz de 12 Eylül ve 28 Şubat’ın faillerinin Türk adaletine hesap vermesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. İnşallah bundan sonra da milletin iradesine gölge düşürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Başımızı yere eğmeden demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Halkımızdan aldığımız yetkiyle milletin emanetine gözümüz gibi bakacak, bu mukaddes emaneti gerektiğinde canımız pahasına koruyacağız. Rabb’im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Samsun Şehir Hastanemizin sizlere ve milletimize tekrar hayırlı olmasını diliyorum."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan’ın konuşmasının ardından kurdele kesilerek Samsun Şehir Hastanesi’nin resmi açılışı gerçekleştirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şehir Hastanesi’nin açılışında Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da birer konuşma yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açılış törenine ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun milletvekilleri Mehmet Muş, Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, ilçe belediye başkanları, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, MHP İl Başkanı Burhan Mucur, siyasi parti il başkanları, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Samsun Şehir Hastanesi</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Samsun Şehir Hastanesi’nin açılışı gerçekleştirildi. Bin 458 yatak kapasitesine sahip hastanede 230 yoğun bakım yatağı, 320 poliklinik ve 40 ameliyathanenin yanı sıra nükleer tıp, iyot tedavi, kalp ve kemoterapi merkezleri de bulunuyor. İleri sağlık hizmetlerini aynı çatı altında buluşturan hastanenin, Samsun ve bölgenin sağlık altyapısına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Bin 20 sismik izolatörle inşa edilen Samsun Şehir Hastanesi, modern altyapısı ve geniş kapasitesiyle Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanındaki önemli yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Erdi Demir-Furkan Abrek Ünal</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/09/darbeler-defteri-kapanmistir-1789374532.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akrebin zehri kanser ilacına dönüşüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/akrebin-zehri-kanser-ilacina-donusuyor-1683</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/akrebin-zehri-kanser-ilacina-donusuyor-1683</guid>
                <description><![CDATA[Elazığ’da kurulan Scorpius Labs bünyesindeki tesis, tescilli androctonus turkiyensis türünden sağdığı ve kanser ilaçları başta olmak üzere biyoteknoloji ile dermokozmetikte kullanılan akrep zehrini Almanya, Fransa ve Singapur’a ihraç etmeyi hedefliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Akrebin zehri kanser ilacına dönüşüyor: 5 bin akreple tıbbi biyoteknoloji hamlesi<br><br><br>Rıdvan Yeşilırmak<br>ELAZIĞ (İHA) - Elazığ’da kurulan Scorpius Labs bünyesindeki tesis, tescilli androctonus turkiyensis türünden sağdığı ve kanser ilaçları başta olmak üzere biyoteknoloji ile dermokozmetikte kullanılan akrep zehrini Almanya, Fransa ve Singapur’a ihraç etmeyi hedefliyor.<br>Elazığ’da faaliyet gösteren Scorpius Labs Akrep Yetiştiriciliği ve Zehir Sağım Tesisi, kuruluşunun birinci yılında bünyesindeki 5 bini aşkın akrepten elde ettiği zehrin ihracatı için çalışmalarını sürdürüyor. Tesiste bulunan tescilli halk arasında "kara akrep" olarak bilinen, androctonus turkiyensis türü akreplerdan sağlanan zehir, işlenerek tıbbi ve biyoteknolojik alanlarda ham madde olarak değerlendiriliyor. Biyolog ve veteriner hekim denetiminde işletilen tesiste 3 bin 500 anaç ve 2 bin yavru akrep yer alıyor. Ortalama 15 ila 20 günde bir yapılan sağım işlemleri sonucunda elde edilen zehir, kullanım amacına göre sıvı olarak veya soğuk zincirle taşınmaya uygun liyofilize (kristalize) yöntemiyle hazırlanıyor. Üretilen zehir, kanser araştırmaları ve ilaç üretimi, MS ve epilepsi gibi nörolojik hastalıkların tedavisi, antibakteriyel, antiviral ve antifungal ilaçlar, biyoteknolojik enzim üretimi ile dermokozmetik ürünlerinin içeriğinde kullanılıyor. Ar-Ge faaliyetlerini üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürüten tesis yönetimi, elde edilen ham maddenin ihracatı kapsamında Almanya, Fransa ve Singapur merkezli ilaç ve biyoteknoloji firmalarıyla görüşmelerini sürdürüyor. Anlaşmaların sağlanması halinde tesisten ilk yurt dışı sevkiyatının yapılması planlanıyor.<br><br>"Tesisimizde 5 binden fazla akrep bulunuyor"<br>Tesisin mevcut kapasitesi ve yürütülen faaliyetler hakkında bilgi veren Scorpius Labs Yönetim Kurulu Başkanı Onur Şahin, " Elazığ'da kurmuş olduğumuz tesisimiz Scorpius Labs adı altında birinci yıl içerisinde şu anda akrep yetiştiriciliği ve zehir sağım tesisimiz bulunmaktadır. Tesisimizde 3 bin 500 anaç akrep, 2 bine yakın da yavru akrebimiz olmak üzere toplamda 5 bin ile 5 bin 500 arasında akrep yer almaktadır. Akrebimizin türü androctonus crassicauda, yeni tescilli ismi ise androctonus turkiyensis'tir. Tesisimizde şu anda ortalama 15-20 günde bir akrep sağım işlemi yapılmakta ve aynı zamanda akreplerimizin yemlemesi, sulaması yapılmaktadır. Tesisimizde bir biyoloğumuz, bir veteriner hekimimiz olarak faaliyetimizi sürdürmekteyiz" dedi.<br><br>"Yurt dışındaki firmalarla görüşme aşamasındayız"<br>Tesisin Elazığ’da kurulma nedenlerine ve ihracat hedeflerine değinen Başkan Şahin, " Tesisimizi Elazığ'da kurmamızın amacı, Elazığ'ımızın hem iklim hem de doğal kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yapılması hem de diğer bir avantajı ise tarım ve hayvancılıktan ziyade biyoteknoloji alanında da tüm dünyaya kendisini sağlaması ve bu konuda çalışmalar yapmasıdır. Yine üniversitelerle ve sivil kuruluşlarla araştırma ve Ar-Ge çalışmalarımızı yapmaktayız. Tesisimiz sadece ham madde üretimi olarak faaliyet göstermektedir. Yine buradan, Almanya, Fransa ve Singapur'daki firmalarımızla görüşme aşamasındayız. Oradaki firmalarımızla anlaşma sağlamamız durumunda Elazığ'dan yurt dışına inşallah ihracata da başlayacağız" şeklinde konuştu.<br><br>"Kuyruk ve kıskaç yapısının farklılığıyla yeni bir tür tescillendi"<br>Biyolog Derya Aslan ise tesis bünyesinde çalışılan akrep türünün biyolojik özelliklerini değinerek, "Burada akrep zehrinin sağım işlemleri yapılmakta ve türümüz androctonus turkiyensis. Bu tür, androctonus cinsinden geliyor ve bu bölgede, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde veya Suriye, İran civarlarında üreyen, var olan bir cins. Ama kıskaç yapıları, kuyruk yapıları gereğince bu cinsin aynı zamanda Türkiye'de kuyruk ve kıskaç yapılarının farklılığından dolayı yeni bir tür tespit edildi ve şu an bizim de çalıştığımız akrep türümüz androctonus turkiyensis adı verilen bir akrep türü üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bu türün sağım işlemleri yapılıyor ve bu sağım işlemleri sırasında elde ettiğimiz venomlar yani zehirler ya sıvı formatta ya da liyofilizasyon dediğimiz kristalize formlarda elde ediliyor. Kristalize form aynı zamanda ulaşım açısından dünya genelinde birçok yere ulaştırılması açısından soğuk zincir yöntemiyle çok daha büyük avantajları olduğunu ama likit sisteminin de birçok araştırmada kullanıldığına şahit olunmuştur. Birçok kanser araştırmalarında, kanser ilaçları kullanımında içerisinde bulunan peptitler sayesinde venomun birçok ilaç üretimi gerçekleşmiş. Bununla birlikte birçok biyoteknolojik çalışmalarda enzim üretiminde artı cilt bakım ürünlerinde özellikle dermokozmetikte çok fazla bir kullanım alanına sahip olan peptitleri içermekte. Aynı zamanda mantar, virüs, bakteri gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda ve bununla birlikte nörolojik hastalıklar, MS, epilepsi gibi hastalıkların ilaçlarının üretimlerinde biz akrep venomlarından faydalandığını ifade edebiliyoruz" diye konuştu.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/08/akrebin-zehri-kanser-ilacina-donusuyor-1787381687.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara tüketiminde dünya birincisiyiz</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sigara-tuketiminde-dunya-birincisiyiz-1668</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sigara-tuketiminde-dunya-birincisiyiz-1668</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü'nün 'dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını' olarak ifade ettiği sigara, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketimi her geçen yıl artıyor. Türkiye'nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi 17,1 ile dünya birincisi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Dünya Sağlık Örgütü'nün 'dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını' olarak ifade ettiği sigara, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketimi her geçen yıl artıyor. Türkiye'nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi 17,1 ile dünya birincisi...<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Sigara kullanımının dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'deki tüketim oranlarının da endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkaya, "Dünya Sağlık Örgütü'nün 'dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını' olarak ifade ettiği sigara, son yıllarda gelişmiş ülkelerde azalmakta iken bizim gibi gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketimi her geçen yıl artış göstermektedir. Toplumsal, ekonomik ve sosyokültürel etmenler nedeniyle nikotin bağımlılığı sık gelişebilmekle birlikte bugün biliyoruz ki Türkiye dünyada sigara tüketiminde zirveyi bırakmıyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi sayısında 17,1 ile dünya birincisi. Bu rakam Yunanistan'da 15,7, İsrail'de 15,5, Japonya ve Avusturya'da ise 15,4 adet" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"TÜRKİYE'DE 80 MİLYON KİŞİ 100'ER PAKET SİGARA İÇMİŞ GİBİ"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye'deki toplam sigara tüketiminin boyutuna dikkat çeken Özkaya, geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satıldığını belirterek, "Sağlık Bakanımız geçen günlerde sigarayla ilgili bir istatistik verdi. Türkiye dünyada sigara tüketiminde ikinci sırada yer almakla birlikte geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satılmış. Bu şu demek; Türkiye'de 80 milyon insan yaşıyorsa herkes en az 100 paket sigara içmiş demek. Yeni doğan bebekler dahil, son 1 yılda şu an Türkiye'de yaşayan herkes 100 paket sigara içmişe denk geliyor" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"20. YÜZYILDA YAKLAŞIK 100 MİLYON ERKEN ÖLÜME YOL AÇTI"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Sigaranın yalnızca bireysel değil, küresel ölçekte de ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, sigara kullanımının 20. yüzyıl boyunca yaklaşık 100 milyon kişinin erken ölümüne neden olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Özkaya, "Sigara içmek, on yıllardır dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri olmuştur. 20. yüzyıl boyunca, çoğu günümüzün zengin ülkelerinde olmak üzere yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Sigara içmenin sağlık üzerindeki yükü artık yüksek gelirli ülkelerden düşük ve orta gelirli ülkelere doğru kaymaktadır. Bazı tahminler, 21. yüzyılda bir milyar insanın tütünden ölebileceğini öne sürmektedir. Türkiye'de ortalama her iki erkekten biri sigara kullanıyor. 18 yaş üstü her dört kadından da biri sigara içiyor. Bunlar oldukça yüksek rakamlar" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/08/sigara-tuketiminde-dunya-birincisiyiz-1787206250.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 şehir hastanesi daha</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/20-sehir-hastanesi-daha-1667</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/20-sehir-hastanesi-daha-1667</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplam 16 bin yataklı 13 şehir hastanemizin inşaatları birer birer yükseliyor. Buna ilave olarak 7 şehir hastanemizin ise proje çalışmaları sürmektedir. İnşa süreçleri tamamlandığında, ülkemiz 24 bini aşkın yatak kapasiteli 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplam 16 bin yataklı 13 şehir hastanemizin inşaatları birer birer yükseliyor. Buna ilave olarak 7 şehir hastanemizin ise proje çalışmaları sürmektedir. İnşa süreçleri tamamlandığında, ülkemiz 24 bini aşkın yatak kapasiteli 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bir dizi ziyaretlerde ve açılışlarda bulunmak üzere Gaziantep’e geldi. Bakan Memişoğlu ilk olarak 400 yataklı Nizip Devlet Hastanesi açılış törenine katıldı. Törene; Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ilçe belediye başkanları ve sağlık personeli katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, yeni sağlık yatırımlarına devam ettiklerini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SAĞLIK ALTYAPIMIZI SON TEKNOLOJİ CİHAZLARLA DONATTIK"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, "Hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. Sağlık altyapımızı modern ve son teknoloji cihazlarla donattık. 25 senede sağlığa yaptığımız yatırımların ve fedakar sağlık çalışanlarımızın gayretiyle sağlık tesislerimizde yılda 1 milyar kez vatandaşlarımıza sağlık hizmeti verebiliyoruz. Yapımını tamamladığımız 27 şehir hastanemizde yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle aziz milletimize hizmet ediyoruz. Ülkemizin dört bir yanında yeni sağlık yatırımlarımıza da hızla devam ediyoruz. Toplam 16 bin yataklı 13 şehir hastanemizin inşaatları birer birer yükseliyor. Buna ilave olarak 7 şehir hastanemizin ise proje çalışmaları sürmektedir. İnşa süreçleri tamamlandığında, ülkemiz 24 bini aşkın yatak kapasiteli 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak. 1700 yataklı Şanlıurfa Şehir Hastanemizin geçici kabul sürecinde artık sona geldik. İnşallah yıl sonuna kalmadan hasta kabulüne başlayacağız" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"GAZİANTEP'TE TOPLAM YATAK KAPASİTESİNİ 9 BİNE YÜKSELTTİK"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, Gaziantep'te yatak kapasitesini 9 bine yükselttiklerini belirterek, "Gaziantep'te depremden etkilenen 24 bin vatandaşımıza psikolojik destek sağladık. 6 bin kişiye fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdik. Dayanışma ve birliktelik ruhuyla sağlık tesislerimizi eskisinden çok daha güçlü şekilde yeniden ayağa kaldırdık. 6 Şubat 2023'ten bugüne Gaziantep'te 21 yeni hastane ve sağlık tesisi inşa ettik. İlimizin toplam yatak kapasitesini 9 bine yükselttik. 2012 yılından bugüne kadar Gaziantep’te yaklaşık 60 bin vatandaşımıza evlerinde sağlık hizmeti sunduk" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ DİJİTAL SAĞLIK ALTYAPISINA SAHİBİZ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Memişoğlu, "Sağlık yatırımlarına verdiğimiz önemin yanı sıra mevzuat altyapımızı da güncelledik. Bu kapsamda göreve geldiğimiz günden bugüne toplam 160 mevzuat düzenlemesini hayata geçirdik. Son düzenlememizle evde sağlık, palyatif bakım ve aile hekimliği hizmetlerini tek çatı altında topladık. 2012’den bugüne 4,5 milyon vatandaşımıza evde sağlık hizmetleri sunduk. Dünyanın en gelişmiş dijital sağlık altyapısına sahibiz. 86 milyon vatandaşımız sağlık verilerine e-Nabız'la tek tıkla ulaşabiliyor. Yaptığımız düzenlemelerle sporcu sağlık raporlarından organ bağışına kadar pek çok hizmetimizi elektronik ortama taşıdık. Son bir yılda 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın raporlarını hastaneye gitmeden elektronik ortamda yeniledik. Sağlık, bir insanın sahip olabileceği en büyük hazine; gelecek nesillere bırakılacak en değerli mirastır. Sağlıklı yaşam toplumumuzda bir kültür haline gelmelidir. Antep’imizde diyetisyenden fizyoterapiste, ağız ve diş sağlığından ruh sağlığı hizmetlerine kadar 17 branşta ücretsiz hizmet verdiğimiz 5 Sağlıklı Hayat Merkezimiz var. Tüm hemşehrilerimizi bu merkezlerimize davet ediyorum. Gayemiz, her bir vatandaşımızın sağlığını korumak" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"NİZİP DEVLET HASTANEMİZ, GELİŞMİŞ İMKANLARIYLA İHTİYAÇLARA CEVAP VERECEK"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Memişoğlu, "Açılışını gerçekleştirdiğimiz 400 yataklı Nizip Devlet Hastanemiz; modern altyapısı ve mimarisiyle bölgemizin önemli şifa merkezlerindendir. 125 poliklinik, 95 yoğun ve palyatif bakım yatağı, 12 tam donanımlı ameliyathane ve diş ünitesine kadar gelişmiş imkanlarıyla vatandaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarına cevap verecektir. Nizip Devlet Hastanemiz ülkemize, milletimize ve Gaziantep’e hayırlı, uğurlu olsun" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuşmaların ardından dua edilip, kurdele kesilerek hastanenin açılışı gerçekleştirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/08/20-sehir-hastanesi-daha-1787205970.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırı sıcaklarda beyin kanaması riski artıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/asiri-sicaklarda-beyin-kanamasi-riski-artiyor-1498</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/asiri-sicaklarda-beyin-kanamasi-riski-artiyor-1498</guid>
                <description><![CDATA[Etkisini her geçen gün artıran sıcak hava dalgasının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle yüksek tansiyon ve kalp hastalarının aşırı sıcaklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirterek beyin kanaması riskine karşı uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Aşırı sıcaklarda beyin kanaması riski artıyor<br>- Uzmanından sıcak hava uyarısı:<br>- "Sıcak hava beyin kanamasını tetikleyebilir"<br><br><br>Umutcan İşledici - Fatih Keçe<br>ADANA (İHA) - Etkisini her geçen gün artıran sıcak hava dalgasının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle yüksek tansiyon ve kalp hastalarının aşırı sıcaklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirterek beyin kanaması riskine karşı uyardı.<br>Tüm dünyayı etkisi altına alan sıcak hava dalgası, insan sağlığını da olumsuz etkiliyor. Özellikle öğlen 11.00-16.00 arasında güneş altında kalanlar, daha fazla risk taşıyor. Aşırı sıcakların doğrudan beyin kanamasına neden olmuyor ancak özellikle yüksek tansiyon, kalp ve böbrek hastalarında ciddi risk oluşturuyor.<br><br>"Sıcak hava tek başına beyin kanaması yapmaz"<br>Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, açıklamalarda bulundu.<br>Prof. Dr. Orhan Şen, sıcak havanın tek başına beyin kanamasına neden olmadığını ifade ederek, "Sıcak havada beyin kanaması geçirenler genellikle yüksek tansiyon, kalp hastalığı bulunan, idrar söktürücü ilaç kullanan ve yeterli sıvı almayan kişilerdir. Susuzluk nedeniyle kanın yoğunluğu artar. Bu durum beyin damarlarında tıkanıklığa, felce ve tansiyonun ani yükselmesine bağlı olarak beyin kanamasına neden olabilir" dedi.<br><br>"11.00-16.00 saatleri arasında güneşte kalmayın"<br>Özellikle güneş ışınlarının en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurgulayan Şen, "Mecbur kalmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşte bulunulmamalı. Dışarıda çalışmak zorunda olanlar ise şapka, şemsiye ve koruyucu giysiler kullanmalı. En önemlisi ise bol su tüketilmeli. Aşırı terlemeyle birlikte sıvı kaybı arttığında kan yoğunlaşır ve bu durum beyin ile kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir" diye konuştu.<br><br>"Güneş altında uzun süre kalmayın"<br>Yüksek tansiyon hastaları, kan sulandırıcı kullananlar, ileri derecede böbrek hastalığı bulunanlar ve daha önce beyin anevrizması tanısı alan kişilerin çok daha dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şen, bu kişilerin güneş altında uzun süre kalmaması ve ilaçlarını düzenli kullanmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.<br><br>"Erken müdahale önemli"<br>Beyin kanaması ve felcin erken belirtilerine de değinen Şen, "Konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güç kaybı, dengesizlik, yürümede sendeleme, uykuya eğilim ve kişinin uyarılara geç yanıt vermesi gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalıdır. Erken müdahale, kalıcı hasarın önlenmesi açısından büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.<br>Prof. Dr. Orhan Şen, sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirterek, özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşların sıcak hava uyarılarını dikkate alması gerektiğini sözlerine ekledi.<br><br><o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/07/asiri-sicaklarda-beyin-kanamasi-riski-artiyor-1784882220.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hareketsizlik tehlikesi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hareketsizlik-tehlikesi-1479</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hareketsizlik-tehlikesi-1479</guid>
                <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Erol Kurç: "Uzun süre aynı pozisyonda oturmak, bacak kaslarının yeterince çalışmamasına bağlı olarak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabilir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Erol Kurç: "Uzun süre aynı pozisyonda oturmak, bacak kaslarının yeterince çalışmamasına bağlı olarak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabilir" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Erol Kurç, tatil yolculuklarında hareketsiz kalmanın, gizli pıhtı riskini çoğaltabileceğini belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kurç, özellikle yaz tatili döneminde uzun süre hareketsiz kalınan yolculuklarda toplardamar sağlığının korunmasının büyük önem taşıdığını aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kurç, uzun süre aynı pozisyonda oturmanın, bacak kaslarının yeterince çalışmamasına bağlı olarak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabildiğini, kan dolaşımındaki yavaşlamanın da özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabileceğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kurç, ileri yaş, obezite, sigara kullanımı, gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, yakın zamanda geçirilen ameliyatlar, kanser tedavisi, hareketsiz yaşam tarzı ve daha önce derin ven trombozu öyküsü bulunmasının riski artıran önemli faktörler arasında yer aldığına dikkati çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip kişilerin uzun süre hareketsiz kalmasının, pıhtı gelişme ihtimalini artırabileceğini anlatan Kurç, "Bununla birlikte herhangi bir risk faktörü bulunmayan kişilerde de uzun yolculuklar sonrasında pıhtı gelişmesi tamamen göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle herkesin uzun yolculuklarda dolaşımını destekleyecek önlemler alması önem taşır" değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TEK BACAKTA ŞİŞLİK, AĞRI, GERGİNLİK HİSSİ ARTIŞINA DİKKAT!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Kurç, derin ven trombozunun her zaman belirti vermeyebildiğini, en sık görülen bulguların ise tek bacakta şişlik, ağrı, gerginlik hissi, ciltte kızarıklık ve ısı artışı olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bazı hastalarda hiçbir belirti ortaya çıkmadan da pıhtı gelişebileceğine işaret eden Kurç, "En büyük risk ise pıhtının bulunduğu yerden koparak akciğere ulaşmasıdır. Böyle bir durumda ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, öksürük ya da bayılma görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yeterli sıvı tüketiminin de dolaşım açısından önemli olduğunu kaydeden Kurç, yolculuk boyunca vücudun susuz kalmamasına özen gösterilmesi gerektiğini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kurç, bel ve bacak bölgesini sıkan dar kıyafetler yerine daha rahat giysilerin tercih edilmesinin de dolaşımı olumlu yönde destekleyebileceğine işaret etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Risk grubunda bulunan kişilerin uzun yolculuk öncesinde hekim değerlendirmesinden geçmesinin önem taşıdığını belirten Kurç, "Daha önce pıhtı öyküsü bulunanlar, aktif kanser tedavisi görenler veya yakın zamanda ameliyat geçiren kişilerde yolculuk öncesinde bireysel risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Gerekli görülen durumlarda koruyucu tedavi seçenekleri mutlaka hekim önerisi doğrultusunda planlanmalıdır" değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kurç, derin ven trombozunda erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığına işaret ederek, tatil dönüşünde ortaya çıkan belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yolculuk sonrasında gelişen tek taraflı bacak şişliği, ağrı, kızarıklık veya nefes darlığı gibi yakınmaların, basit kas ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurç, şunları kaydetti: 'Erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun tedavi hem pıhtının büyümesini hem de yaşamı tehdit eden pulmoner emboli gelişme riskini azaltabilir. Uzun yolculuklarda düzenli hareket etmek, yeterli sıvı tüketmek ve risk faktörlerinin farkında olmak ise alınabilecek en etkili koruyucu önlemler arasında yer alır.'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/07/hareketsizlik-tehlikesi-1784701650.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye sağlıkta dünyanın örnek gösterdiği ülkelerden biri</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-saglikta-dunyanin-ornek-gosterdigi-ulkelerden-biri-1407</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-saglikta-dunyanin-ornek-gosterdigi-ulkelerden-biri-1407</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlıkta dünyanın örnek aldığı ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, "Gazze'den Sudan'a, Venezuela'dan Ukrayna'ya kadar ihtiyaç duyulan her yerde Türkiye var" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 id="h1Baslik-Y1WPQ5aXUJWzU5WHI5OPERGvEJGzYhWL"><span style="font-size:18px;">Yasin Erdem - Rıdvan Bostancı&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">KARABÜK (İHA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlıkta dünyanın örnek aldığı ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, "Gazze'den Sudan'a, Venezuela'dan Ukrayna'ya kadar ihtiyaç duyulan her yerde Türkiye var" dedi. Karabük'e yeni hastane yapılacağını da açıklayan Memişoğlu, kentte hiçbir vatandaşın sağlık hizmeti için başka illere gitmek zorunda kalmaması adına yeni yatırımların sürdüğünü ifade etti.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Bir dizi program kapsamında Karabük'e gelen Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Karabük Valiliği'nde Vali Oktay Çağatay, AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ile protokol üyeleri tarafından karşılandı.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Valilikteki brifingin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" hedefi doğrultusunda Türkiye'yi il il gezerek sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdiklerini söyledi.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Karabük'ün son 20 yılda sağlık alanında önemli gelişmeler kaydettiğini ifade eden Memişoğlu, "Bugün Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi, üniversitesi ve tıp fakültesiyle sağlık hizmetlerinin başarılı şekilde sunulduğu illerimizden biri konumunda. Biz de bu hizmetleri daha ileri seviyeye nasıl taşıyabiliriz, bunun değerlendirmesini yapıyoruz" diye konuştu.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">"Karabük'e yeni hastane planlıyoruz"&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Karabük'e yönelik yeni sağlık yatırımları üzerinde çalıştıklarını açıklayan Bakan Memişoğlu, "Karabük'e ilave bir hastane konusunda planlamamız var. Bu planlamamızı tamamladıktan sonra Karabük halkıyla paylaşacağız. Amacımız, Karabük'te yaşayan vatandaşlarımızın sağlık hizmeti almak için başka illere gitmesine gerek kalmaması. Her türlü sağlık hizmetini kentimizde sunabilecek altyapıyı oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">İki hastane yıl sonuna kadar hizmete açılacak&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Eskipazar ve Ovacık'taki sağlık yatırımlarına da değinen Memişoğlu, "Eskipazar'da hastane inşaatımız devam ediyor. Ovacık'taki hastanemiz ise tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah her iki hastanemizi de yıl sonuna kadar vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">"Türkiye sağlıkta örnek ülkelerden biri"&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Türkiye'nin sağlık alanında dünyanın örnek gösterdiği ülkeler arasında yer aldığını belirten Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sağlık sisteminin önemli bir seviyeye ulaştığını söyledi.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Türkiye'nin yalnızca kendi vatandaşlarına değil, dünyanın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine de sağlık desteği sunduğunu dile getiren Memişoğlu, "Bugün dünyanın neresinde sağlık alanında bir ihtiyaç varsa Türkiye oradadır. Venezuela'da yaşanan deprem sonrası ekiplerimiz bölgede görev yapıyor. Bugün ilaç desteği için organizasyon yaptık ve onlara yardım ediyoruz. Gazze'den Sudan'a, İran'dan Ukrayna'ya kadar ihtiyaç duyulan her noktada ülkemiz sağlık desteği vermeye devam ediyor. Gördünüz, NATO'nun toplantısında Türkiye artık dünyada sözü geçen, beklentileri karşılayan, aynı zamanda da dediğinin kabul gördüğü bir ülke haline gelmiş durumda. Bu konuda Cumhurbaşkanımız liderliğinde daha çok çalışıyoruz ve Türkiye'yi kuvvetli ve güçlü hale getirmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">"Sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmalıyız"&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulunan Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetlerinin yalnızca hastalık dönemlerinde değil, hastalıkların önlenmesinde de etkin şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Vatandaşların Aile Sağlığı Merkezleri ile Sağlıklı Hayat Merkezlerinden daha fazla faydalanmasını isteyen Memişoğlu, "Kilo, hareketsizlik ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmalıyız. Koruyucu sağlık hizmetlerini ön planda tutarak toplum olarak daha sağlıklı bir yaşam sürmeliyiz" diye konuştu.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Karabük'te hematolojiden kalp cerrahisine, anjiyodan acil sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda başarılı hizmet sunulduğunu belirten Memişoğlu, bu hizmetlerin daha da geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.&nbsp;</span><br><span style="font-size:18px;">Bakan Memişoğlu, programın sonunda Karabük'teki sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, çalışma şartlarının daha da iyileştirilmesi için gerekli planlamaların yapılacağını sözlerine ekledi.</span></h1>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/07/turkiye-saglikta-dunyanin-ornek-gosterdigi-ulkelerden-biri-1783675378.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hantavirüs salgını sona eriyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hantavirus-salgini-sona-eriyor-1352</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hantavirus-salgini-sona-eriyor-1352</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, toplam vaka sayısının 3'ü ölümlü toplam 13'te kaldığını belirterek, "Durum stabil olup, salgın sona ermek üzeredir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, toplam vaka sayısının 3'ü ölümlü toplam 13'te kaldığını belirterek, "Durum stabil olup, salgın sona ermek üzeredir" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabından hantavirüs salgınına ilişkin güncel bilgileri paylaştı. Ghebreyesus, salgının başında Güney Afrika’da tespit edilen 2 vakanın tüm temaslılarının takip sürecinin tamamlandığını ve ek vaka bildirilmediğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ghebreyesus, İspanya ve Hollanda’daki temaslıların da karantina ve takip süreçlerinin tamamlandığını belirterek, 25 Haziran itibarıyla 30 temaslının hâlâ takipte olduğunu bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ghebreyesus açıklamasında şunları kaydetti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Salgının başında Güney Afrika'da tespit edilen 2 vakanın tüm temaslıları takip sürelerini tamamlamış olup, ek vaka bildirilmemiştir. İspanya ve Hollanda'daki herkes için MV Hondius mürettebatı dahil olmak üzere, karantina ve takip süreleri de tamamlanmıştır. 25 Haziran itibarıyla 30 temaslı hâlâ takip altında. Toplam vaka sayısı 13 olarak kalmakta olup, 3 ölüm vakası dahil. Durum stabil olup, salgın sona ermek üzeredir. DSÖ, yanıt sürecine dahil olan tüm ülkelere işbirlikleri için teşekkürlerini sunar.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/hantavirus-salgini-sona-eriyor-1782714635.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>60 yeni hastane hizmete alınıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/60-yeni-hastane-hizmete-aliniyor-1296</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/60-yeni-hastane-hizmete-aliniyor-1296</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geçen sene yaklaşık 30 tane hastane hizmete aldık, bu sene de hedefimiz Türkiye genelinde şehir hastaneleri dahil 60 hastaneyi insanlarımızın hizmetine sunmak" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geçen sene yaklaşık 30 tane hastane hizmete aldık, bu sene de hedefimiz Türkiye genelinde şehir hastaneleri dahil 60 hastaneyi insanlarımızın hizmetine sunmak" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin Covid-19 salgını sürecini başarıyla yönettiğini belirten Memişoğlu, bakanlığın talimatıyla gerçekleştirilen teftiş programının 3'üncüsüne ilişkin bilgiler verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, "3'üncü teftiş programında yaklaşık 50 il yer alacak. Böylece il müdürlerimiz ve yöneticilerimizle ilgili yanlış bir uygulama varsa hem onları düzeltiyoruz hem de gelecekle ilgili bir risk varsa yöneticilerimizi uyaracak şekilde bir değerlendirme yaptırıyoruz. Böylece hastanenin alım süreçlerinden hizmet süreçlerine, personel yönetilmesinden mesaisine kadar her açıdan o ildeki sağlık sistemine check-up yapıyoruz" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SAĞLIK SİSTEMİNDE TALEP ARTTI"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin her köşesinde sağlık hizmetinin ücretsiz alınabilmesiyle sağlık sistemindeki talebin arttığının altını çizen Memişoğlu, "2024'te, yaklaşık 3,9 milyon randevu bekleyen vardı. Orada bir sıkışıklığımız olmuştu. Özellikle sıkışık branşların nerede ve hangi hastanelerde olduğunu analiz ettik. Bunun neticesinde de 390 tane kulak burun boğaz muayene masası, 400 küsur tane göz ünitesi kurduk. Uzman atamalarımızı da randevu bekleyenlerin süreçlerini dikkate alarak yaptık." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, aile hekimliği mevzuatında değişiklik yaptıklarını belirterek, kendilerine kayıtlı hastaların taramalarını yapabilen aile hekimleri aracılığıyla 31 milyon kişiye ulaşıldığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vatandaşların hastaneye gitmeden sağlık sorunlarının çözülebileceğini ifade eden Memişoğlu, 1859 ilacın aile hekimleri tarafından yazılabildiği bir sistem getirdiklerini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Temel sağlık hizmeti olarak bilinen birinci basamak sağlık sistemini bu şekilde etkin hale getirdiklerini kaydeden Memişoğlu, aile hekimine yönelen hastaların yaklaşık yüzde 76'sının problemlerinin çözüldüğünü, sorunu çözülemeyen yüzde 24'lük kısmın ise hastaneye yönlendirildiğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, şunları kaydetti: "Türkiye bugün ulaşılabilir sağlık sistemi anlamında dünyanın örnek ülkelerinden biridir. 2025 yılında her bir vatandaşın 12,4 kez sağlık sisteminden faydalandığı bir ülkeden bahsediyoruz. Bugün Avrupa ortalaması 6 bandındadır, büyük bir gelişimdir bu. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden dahi bugün Türkiye'ye gelip sağlık hizmeti almaya çalışıyorlar. Eskiden insanlar ameliyat olmak için Türkiye'den başka ülkelere gidiyordu. Türkiye'deki sağlık sisteminin son 24 senede gelişmesi sayesinde bugün dünyanın en gelişmiş ülkesi diye gördüğümüz ülkelerden bile ülkemize gelip ameliyat olan, sağlık hizmeti alan, kanserini tedavi ettiren insanlar, vatandaşlar var."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"BU SENE DE HEDEFİMİZ TÜRKİYE GENELİNDE 60 HASTANEYİ HİZMETE SUNMAK"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin 24 senede sağlıkta büyük devrim yaşadığını kaydeden Memişoğlu, "27 tane şehir hastanemiz var. 11 hastanemiz inşaat aşamasında, bunların yaklaşık 6 tanesini bu sene sonuna yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında da yaklaşık 10 tane hastanemizde projelendirilme, ihale aşamasındayız." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sancaktepe'de 4 bin 50 yataklı Avrupa'nın en büyük şehir hastanesinin inşaatının devam ettiğini, İzmir'de, Muğla'da, Tokat ve Konya'da da planladıkları hastaneler olduğunu aktaran Memişoğlu, "Geçen sene yaklaşık 30 tane hastane hizmete aldık, bu sene de hedefimiz Türkiye genelinde şehir hastaneleri dahil 60 hastaneyi insanlarımızın hizmetine sunmak." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, bugün 100 yatağın üzerindeki hastanelerin hepsinin depreme karşı izolatörlü yapıldığını da kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yoğun bakım kapasitesine de değinen Memişoğlu, "Türkiye'de yoğun bakım kapasitesi 48 bin. Bu da Avrupa'daki yoğun bakım kapasitesinin yaklaşık 2,5 katı. 2002 senesinde bu sayı 2 bin 300'dü" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, "2024 KPSS ile geçen sene 47 bin hekim dışı personel alımı yaptık. Ondan önce de iki dönem daha alım olmuştu. 2026 Eylül'deki KPSS sonrasında bu alımları planlayacağız. Yani 2026'nın sonunda bir alım planlıyoruz. Bugün fizyoterapistlerin, uzman psikologların ve diyetisyenlerin kendi sağlık ünitelerini açabilecek hale gelmesini sağladık. Kamu da istihdamın haricinde, orada istihdam edilmemiş arkadaşlarımız kendi özel ünitelerini açabilir haldeler. Bizzat kendilerini ruhsatlandırıyoruz" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SON 5 AYDA 3 BİNE YAKIN İNSANIMIZ ERKEN KANSER TEŞHİSİ KONULARAK TEDAVİ EDİLDİ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Artık vatandaşın hekimi değil hekimlerin vatandaşı aradığını belirten Memişoğlu, "Aile hekimlerimiz 31 milyon insanı taradılar. 5 milyon kişide şeker hastalığı, hipertansiyon gibi hastalıklarda riskli oldukları için tedaviye başladık. Yani bizim hastalanmadan bu insanları korumamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kanser taramalarının da yapıldığını aktaran Memişoğlu, "Sadece son 5 ayda 3 bine yakın insanımız erken kanser teşhisi konularak tedavi edildi. Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, Türkiye'de her üç kişiden birinin sigara kullandığını, sigara bırakma polikliniklerinin sayısını 1500'e çıkardıklarını, mobil timler oluşturduklarını, aile hekimlerine eğitimler verdiklerini, sigara bırakma danışmanlık hizmeti ve ücretsiz sigara bırakma ilaçları verdiklerini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanların sağlıklı kalmasını istediklerini aktaran Memişoğlu, "Sigara alanları net değil, biz sigara alanları netleştireceğiz ve sigarayı görünür olmaktan çıkaracağız. Çünkü bizim neslimizin riski bu. Türkiye'yi dumansız bir ülke haline getirmek hedefiyle çalışacağız" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, Türkiye'nin aşılanmada dünyanın en iyi ülkelerinden biri olduğunu, şu anda 13 tane aşıyı ücretsiz şekilde bütün çocuklara, zatürre, grip aşısını da belli yaş grubuna ulaştırdıklarını ve yüzde 95'in üzerinde bir aşılanma oranı olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İki tane hepatit aşısının üretildiğini de kaydeden Memişoğlu, "Aynı zamanda bu 13 aşıyı da Türkiye'de üretebilir bir planlamaya ve organizasyona başladık. Çok kısa zamanda bu aşıları Türkiye'de kendi altyapımızla üreteceğiz. Aşı karşıtlığı bizi çok üzüyor" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Memişoğlu, aşıların keşfinden sonra salgın hastalıkların gerilediğini hatırlatarak, koronavirüste de aşılarla beraber salgını durdurduklarını kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/60-yeni-hastane-hizmete-aliniyor-1781858826.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşlanmanın Çaresi Bulundu mu?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yaslanmanin-caresi-bulundu-mu-1239</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yaslanmanin-caresi-bulundu-mu-1239</guid>
                <description><![CDATA[“İnsanlık ilk kez yaşlanmanın biyolojik saatine doğrudan müdahale etmeye çalışıyor. Şimdilik yaşlanmayı durduran bir tedavi bulunduğunu söylemek için çok erken; ancak bilim, ilk kez yaşlanmanın kapısını ciddi biçimde çalmaya başladı.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Yaşlanmanın Çaresi Bulundu mu?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><span style="font-size:11.0pt;"><i><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></span><span style="line-height:115%;"><strong>Nörolog Dr Mehmet Yavuz Yazıyor…<o:p></o:p></strong></span></i></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">İnsanlık tarihinin en eski hayallerinden biri ölümsüzlüktü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Krallar, simyacılar ve filozoflar yüzyıllar boyunca "gençlik pınarı"nı aradılar. Bugün ise aynı arayış, laboratuvarlarda ve genetik araştırma merkezlerinde devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son günlerde dünya basınında büyük yankı uyandıran bir gelişme yaşandı. Harvard Üniversitesi'nden genetik profesörü David Sinclair'in kurucu ortakları arasında bulunduğu Life Biosciences şirketi, yaşlanmanın biyolojik mekanizmalarını hedefleyen gen tedavisi için Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) insan çalışmaları izni aldı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki bu ne anlama geliyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gerçekten yaşlanmayı durduran bir tedavi bulundu mu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdilik bu sorunun cevabı: Hayır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak ilk kez insanlık, yaşlanmanın altında yatan bazı biyolojik süreçleri tersine çevirmeyi amaçlayan bir yaklaşımı insanlarda test etmeye hazırlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu çalışmanın temelinde David Sinclair'in uzun yıllardır savunduğu "Bilgi Teorisi" (Information Theory of Aging) bulunuyor. Sinclair'e göre yaşlanmanın önemli sebeplerinden biri, hücrelerin epigenetik bilgilerini zamanla kaybetmeleri. Başka bir ifadeyle, hücreler gençlik dönemlerinde hangi genleri ne zaman açıp kapatacaklarını çok iyi bilirlerken, yaş ilerledikçe bu hassas düzen bozuluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tıpkı eskiyen bir CD'nin çizilmesi gibi...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilgi tamamen kaybolmuyor ama okunması zorlaşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte Life Biosciences'ın geliştirdiği ER-100 adlı gen tedavisi, bu epigenetik bilgiyi kısmen yeniden düzenlemeyi hedefliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilim dünyasında bu yaklaşım "kısmi epigenetik yeniden programlama" olarak adlandırılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada dikkat çekici olan nokta ise kullanılan yöntem.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılar, Nobel Ödülü kazanan Yamanaka faktörlerinin tamamını değil, üç tanesini kullanarak hücreleri tamamen kök hücreye dönüştürmeden, daha genç bir duruma geri getirmeye çalışıyorlar. Çünkü tam yeniden programlama kontrolsüz hücre büyümesi ve kanser gibi ciddi riskler taşıyabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdilik bu tedavi yaşlanmayı tamamen durdurmak amacıyla uygulanmayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">FDA'nın onay verdiği ilk çalışma, yaşa bağlı görme kayıplarına neden olan iki önemli göz hastalığı üzerinde gerçekleştirilecek: Glokom ve optik sinir hasarı ile seyreden NAION hastalığı. Araştırmanın ilk amacı etkinlikten çok güvenliği değerlendirmek olacak.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani henüz elimizde "gençlik iksiri" yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu noktada aşırı iyimserlik kadar aşırı kötümserlik de doğru olmayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü yaşlanma biyolojisi son derece karmaşık bir süreçtir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan bedeni yalnızca birkaç genin kontrol ettiği basit bir sistem değildir. Genetik yapı, bağışıklık sistemi, damar sağlığı, metabolizma, çevresel faktörler ve yaşam tarzı birbirleriyle sürekli etkileşim hâlindedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üstelik David Sinclair'in çalışmaları bilim dünyasında hem büyük heyecan hem de eleştiri uyandırmaktadır. Bazı araştırmacılar, Sinclair'in yaşlanmanın geri çevrilebileceğine dair iddialarının fazla iyimser olduğunu düşünürken; diğerleri ise insanlık tarihinde ilk kez gerçekten dönüştürücü bir teknolojinin eşiğinde olabileceğimizi savunuyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki, bu gelişme neden bu kadar önemli?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü insanlık tarihinde ilk kez "yaşlanmak zorundayız" cümlesi ciddi biçimde sorgulanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Belki de gelecekte tıp yalnızca hastalıkları tedavi etmekle kalmayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hastalık ortaya çıkmadan önce yaşlanma hızını da yönetmeye çalışacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Alzheimer hastalığı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Parkinson hastalığı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalp-damar hastalıkları...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kas erimesi...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Görme kaybı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bütün bunlar yaşlanma biyolojisinin farklı yüzleri olarak yeniden değerlendirilebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir gerçek var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hayat süresini uzatmak ile sağlıklı yaşama süresini uzatmak aynı şey değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Asıl hedef, insanlara yalnızca daha fazla yıl kazandırmak değil; o yılların içine sağlık, bağımsızlık ve hayat kalitesi katabilmek olmalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Belki de bundan sonraki büyük tıbbi devrim antibiyotiklerin keşfi kadar önemli olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Belki de bu çalışmalar beklenen sonucu vermeyecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunu henüz bilmiyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama bildiğimiz bir şey var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanlık ilk kez yaşlanmanın biyolojik saatine doğrudan müdahale etmeye çalışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve belki de torunlarımız, bizim bugün kaçınılmaz kabul ettiğimiz birçok yaşlılık hastalığını, bir gün tarihin doğal bir parçası olarak okuyacaklar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdilik yaşlanmayı durduran bir tedavi bulunduğunu söylemek için çok erken.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilim, ilk kez yaşlanmanın kapısını ciddi biçimde çalmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;"><o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/yaslanmanin-caresi-bulundu-mu-1781009801.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En ölümcül kanserin fişini çekiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/en-olumcul-kanserin-fisini-cekiyor-1204</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/en-olumcul-kanserin-fisini-cekiyor-1204</guid>
                <description><![CDATA[Dünyanın en acımasız ve tedavisi en zor hastalıklarından biri olarak bilinen pankreas kanseri için ezber bozan bir araştırma yayımlandı! Yıllardır böbrek hastalarında kullanılan sentetik bir D vitamini ilacının, kanserli tümörlerin etrafındaki o "kırılamaz" kalkanı parçalayabildiği ortaya çıktı. Bu şaşırtıcı gelişme, bugüne dek çaresiz görünen vakalar için yeni bir şifanın kapılarını aralayabilir mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünyanın en acımasız ve tedavisi en zor hastalıklarından biri olarak bilinen pankreas kanseri için ezber bozan bir araştırma yayımlandı! Yıllardır böbrek hastalarında kullanılan sentetik bir D vitamini ilacının, kanserli tümörlerin etrafındaki o "kırılamaz" kalkanı parçalayabildiği ortaya çıktı. Bu şaşırtıcı gelişme, bugüne dek çaresiz görünen vakalar için yeni bir şifanın kapılarını aralayabilir mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pankreas kanseri, tıp dünyasında maalesef düşük hayatta kalma oranları ve ölümcül ünüyle biliniyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri, kanserli hücrelerin kendi etraflarına yoğun, fibrotik (bağ dokusundan oluşan) ve koruyucu bir bariyer örmesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu aşılmaz duvar, hem kemoterapi ilaçlarının içeri girmesini engelliyor hem de bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp onlara saldırmasını durduruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak Dana-Farber Kanser Enstitüsü ve Salk Enstitüsü araştırmacıları tarafından yürütülen ve prestijli Nature Cancer dergisinde yayımlanan yeni bir klinik çalışma, bu makus talihi değiştirebilecek devrim niteliğinde bulgular sundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜMÖRÜN KORUYUCU DUVARINI İÇERİDEN ÇÖKERTMEK</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırma ekibi, halihazırda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından kronik böbrek hastalıkları için onaylanmış bir D vitamini analoğu olan parikalsitol adlı ilacı inceledi. Normal şartlarda hücre çekirdeğindeki D vitamini reseptörlerine bağlanan bu sentetik madde, pankreas tümörünü çevreleyen ve "fibroblast" adı verilen hücreleri adeta yeniden programlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yapılan laboratuvar ve insan deneyleri, ilacın tümör çevresindeki bu yoğun dokuyu zayıflattığını gösterdi. En önemlisi ise, bu bariyerin incelmesiyle birlikte kanserle savaşan T hücrelerinin (bağışıklık sistemi askerlerinin) tümörün kalbine sızmasına olanak tanıması oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KEMOTERAPİ İLE BİRLEŞTİĞİNDE ÇARPICI SONUÇLAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha önce hiç tedavi görmemiş 36 metastatik pankreas kanseri hastası üzerinde yapılan çalışmada, standart kemoterapi tedavisine parikalsitol ilave edildi. Deneyin temel amacı bu kombinasyonun insan vücudu için güvenli olup olmadığını test etmekti ve sonuçlar ilacın yüksek oranda tolere edilebildiğini kanıtladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak araştırmacıları asıl şaşırtan şey, etkinlik oranlarındaki muazzam artış oldu. Sadece plasebo (etkisiz madde) ve kemoterapi alan hastaların yalnızca %9'unda kısmi iyileşme görülürken, tedaviye&nbsp;<strong>D vitamini analoğu eklenen grupta bu oran %42'ye fırladı.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Dahası, ilacı alan beş hasta bir yılın sonunda hastalığın ilerlemediği stabil bir evrede kalmayı başardı; plasebo grubunda ise bunu başarabilen tek bir hasta bile yoktu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>GENETİK ALTYAPI VE GELECEK VİZYONU</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çalışmanın en dikkat çekici detaylarından biri de hastaların biyolojik altyapılarındaki farklılıkların sonuca etkisiydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılar, tümörlerinde yüksek oranda "D vitamini reseptörü" bulunan hastaların kemoterapiye çok daha olumlu yanıt verdiğini ve genel hayatta kalma sürelerinin zirveye ulaştığını tespit etti. Bu durum, gelecekte tedavilerin hastanın genetik haritasına göre kişiselleştirilebileceğinin en büyük kanıtı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Salk Enstitüsü'nden Dr. Ronald Evans, bu gelişmeyi şu sözlerle özetliyor: "Bu çalışma, pankreas kanserindeki tedavi direncini kırmak için yepyeni bir yaklaşım sunuyor. Vücudun kendi doğal sistemlerini kullanarak tümörün savunmasını zayıflatıyor ve kemoterapinin asıl işini yapmasına olanak tanıyoruz."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Büyük ilaç şirketlerinin genellikle yeni ve pahalı moleküller peşinde koştuğu günümüz tıp dünyasında; zaten piyasada olan, güvenilirliği kanıtlanmış ve nispeten ucuz bir ilacın yeniden konumlandırılması sadece bilimsel değil, ekonomik açıdan da hastalara büyük bir umut ışığı vadediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdilik küçük çaplı olan bu deneyin, yakın gelecekte geniş çaplı araştırmalarla pankreas kanseri için yeni bir "standart tedavi" protokolüne dönüşmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/en-olumcul-kanserin-fisini-cekiyor-1780645639.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban keserken aşırı efor  kalp krizini tetikleyebilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kurban-keserken-asiri-efor-kalp-krizini-tetikleyebilir-1130</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kurban-keserken-asiri-efor-kalp-krizini-tetikleyebilir-1130</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, Kurban Bayramı'nda yoğun efor gerektiren kurban kesimi gibi faaliyetlerde, özellikle sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda olduğunu belirterek, "Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor, kalp krizine neden olabilir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW093504-SAG/26-05-2026<br><br><br>- Uzmanı uyardı: "Kurban keserken aşırı efor kalp krizini tetikleyebilir"<br><br>Yunus Çiftci - Sancar Alp Fırat<br>SİVAS (İHA) - Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, Kurban Bayramı'nda yoğun efor gerektiren kurban kesimi gibi faaliyetlerde, özellikle sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda olduğunu belirterek, "Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor, kalp krizine neden olabilir" dedi.<br>Kurban Bayramı öncesi kalp hastalarına yönelik önemli uyarılar yapıldı. Bayram sürecinde değişen beslenme alışkanlıkları, uzun yolculuklar ve kurban kesimi sırasında harcanan yoğun fiziksel efor kalp hastaları açısından ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.<br>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, kalp ve tansiyon hastalarının ilaç kullanımını aksatmaması gerektiğini ifade ederek, "Özellikle kan sulandırıcı kullanan kişilerin kendilerini yaralama konusunda çok dikkatli olmaları lazım. Çünkü bu kişilerde kanamanın durmaması ya da fazla miktarda kan kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi.<br><br>"Aşırı efor kalp krizine neden olabilir"<br>Erdoğu, kurban kesimi sırasında kalp hastalarının dikkatli olması gerektiğini ve yoğun fiziksel eforun kalp krizini tetikleyebileceğini belirterek, "Özellikle yoğun sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin kurban kesimi gibi ağır fiziksel güç gerektiren işlerde geri planda kalmalarında fayda var. Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor kalp krizine neden olabilir" diye konuştu.<br><br>"Dikkatli olmaları gerekiyor"<br>Seyahat edecek kişilerin mutlaka kalp ilaçlarını yanlarına almaları gerektiğini söyleyen İsmail Erdoğu, "Birkaç gün boyunca ilaçların alınmaması ya da atlanması bile kalp hastalığı açısından sıkıntılı süreçlerin oluşmasına neden olabilir. Kurban kesme merasimleri sırasında kalp hastalarının aşırı efor sarf etmemeleri ve kan sulandırıcı kullandıkları için kendilerini yaralama konusunda dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü kan sulandırıcı kullanan kişilerde kanamanın durmaması ya da fazla miktarda kan kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Et tüketimi, özellikle tansiyon hastaları ve kronik böbrek yetersizliği olan kişiler için ciddi bir sorun oluşturabiliyor. Ayrıca toplumumuzda et genellikle fazla tuzla birlikte tüketiliyor. Bu durum tansiyonun yükselmesine, tansiyon yükseldiğinde ise kalp krizinin tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle et tüketilecekse, az tuzlu tüketilmesi gerekiyor" dedi.<br><br>"Göğüs ağrıları ciddiye alınmalı"<br>Erdoğu, özellikle sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda olduğunu belirterek, "Kişiler nerede olurlarsa olsunlar başlayan bir göğüs ağrısını mutlaka ciddiye almak gerekir. Kalp hastalıklarında göğüs ağrısı başladıktan sonra hastaneye ulaşmak için geçirilen zaman çok kıymetlidir. Hayatta kalmayı ve sağlıklı olmayı belirleyen en önemli unsur, aslında bu süredir. Göğüste oluşacak ciddi yanma, baskı ve benzeri şikayetlerde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Kurban Bayramı'nda yoğun efor gerektiren kurban kesimi ve benzeri faaliyetlerde, özellikle yoğun sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda vardır. Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor, kalp krizine neden olabilir. Nitekim kurban kesimi sonrasında kalp krizi geçiren hastalarla karşılaştık. Çünkü bu süreç ciddi bir fiziksel efor gerektiriyor. Eğer kişiler kurban kesimini kendileri yapacaklarsa, bu konuda daha sağlıklı ve genç bireylerin aktif görev alması daha doğru olacaktır" şeklinde konuştu.<br>(YÇ-ELF-BK-Y)<br><br>26.05.2026 10:33:36 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 May 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/kurban-keserken-asiri-efor-kalp-krizini-tetikleyebilir-1779782462.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı kalp için sekiz önlem</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/saglikli-kalp-icin-sekiz-onlem-1039</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/saglikli-kalp-icin-sekiz-onlem-1039</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor. "Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç" söyleşisinde bir araya gelen uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılarda bulundular.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor. "Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç" söyleşisinde bir araya gelen uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılarda bulundular.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KALP HASTALIKLARININ YÜZDE 50’Sİ HİÇBİR BELİRTİ VERMEDEN İLERLİYOR!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DAMAR TIKANIKLIĞI EN SIK GÖRÜLEN SORUN VE HIZLA YAYGINLAŞIYOR!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AİLEDE KALP HASTALIĞI ÖYKÜSÜ VARSA!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay şöyle konuştu: “Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI ÇOCUKLUKTA KAZANDIRILMALI!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94 cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/saglikli-kalp-icin-sekiz-onlem-1778917672.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rüşvet operasyonunda iki doktor tutuklandı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rusvet-operasyonunda-iki-doktor-tutuklandi-1036</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rusvet-operasyonunda-iki-doktor-tutuklandi-1036</guid>
                <description><![CDATA[Samsun'da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde "rüşvet" iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 2 doktor tutuklanırken, 2'si doktor 4'ü medikalci 6 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW184939-ASA/15-05-2026<br><br><br>- Samsun'daki rüşvet operasyonunda 2 doktor tutuklandı<br><br>Muhammer Ay<br>SAMSUN (İHA) - Samsun'da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde "rüşvet" iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 2 doktor tutuklanırken, 2'si doktor 4'ü medikalci 6 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.<br>Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan bazı doktorların medikal firmalar üzerinden ya da doğrudan hastalardan rüşvet aldıkları iddiası üzerine Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince çalışma başlatıldı. Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" suçlarından işlem yapıldığı öğrenildi.<br>12 Mayıs'ta düzenlenen operasyonda aralarında 3'ü profesör ve 1'i doçent 4 doktor, 4 medikal firma çalışanı/sahibi, 10 rüşvet veren hasta yakını olmak üzere toplam 18 şüpheli Atakum, İlkadım, Bafra, Çarşamba ilçeleri ile Ordu'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı. Rüşvet veren hasta yakını 10 kişi emniyetteki ifadeleri sonrası serbest bırakılırken, 3'ü profesör, 1'i doçent 4 doktor ile 4 medikal firma çalışanı/sahibi olmak üzere 8 kişi bugün Samsun Adliyesine sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye ifade veren 2 profesör tutuklanırken, 1'i profesör, 1'i doçent ve 4'ü medikalci 6 kişi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.<br>(MAY-ÖZ-Y)<br><br>15.05.2026 19:01:25 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/rusvet-operasyonunda-iki-doktor-tutuklandi-1778910681.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de Hantavirüs yok</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiyede-hantavirus-yok-972</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiyede-hantavirus-yok-972</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakalarına ilişkin sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda titizlikle takip edildiğini belirterek, doğrulanmamış bilgilere karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakalarına ilişkin sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda titizlikle takip edildiğini belirterek, doğrulanmamış bilgilere karşı vatandaşları uyardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakanlık, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hantavirus/" target="_blank">hantavirüs</a>&nbsp;vakalarına dair yazılı bir açıklama yayımladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, virüsle ilgili sürecin yakından izlendiği ve Türkiye genelinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Süreç titizlikle takip ediliyor"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hantavirüs vakalarına ilişkin iddiaların bilimsel veriler ışığında incelendiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız; halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı; tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-hantavirus-yok-1778240520.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Randevu talebi sayısını 463 bin  seviyesine  indirdik</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/randevu-talebi-sayisini-463-bin-seviyesine-indirdik-945</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/randevu-talebi-sayisini-463-bin-seviyesine-indirdik-945</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "2024'te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, 463 bin seviyesine indirdik" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">IHAAW105240-SAG/5-05-2026<br><br><br>- Bakan Memişoğlu: "2024'te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, 463 bin seviyesine indirdik"<br><br>Hasan Özkan<br>ANKARA (İHA) - Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "2024'te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, 463 bin seviyesine indirdik" dedi.<br>Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetlerinde yaşanan gelişmelere ve vatandaşların sağlık hizmetlerine kolay ulaşımı için yapılan çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Memişoğlu, Türkiye'nin dört bir yanında sağlık hizmetlerini daha erişilebilir ve daha etkin hâle getirmek için kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti.<br><br>"2024'te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, 463 bin seviyesine indirdik"<br>Sağlık hizmetlerinin ulaştırılmasında önceliklerinin vatandaşların sağlığı olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Ancak ortaya koyduğumuz çabanın somut karşılığını göstermek adına bu verileri paylaşmakta da fayda görüyorum. Temmuz 2024'te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, kararlı adımlarımızla 463 bin seviyesine indirdik. Randevu bekleyen vatandaş sayımızda yüzde 88,3 oranında, rekor bir düşüş sağladık" dedi.<br><br>"Son 1 yılda aile hekimlerimiz üzerinden 13 milyon vatandaşımıza randevu oluşturuldu"<br>Vatandaşların sağlık sorunlarında ilk adım olarak aile hekimlerine başvurmalarının çok kıymetli olduğunu belirten Memişoğlu, "Aile hekimlerimiz, muayene sonrası gerekli gördükleri durumlarda vatandaşlarımıza doğrudan randevu oluşturabiliyor. Bu kapsamda son 1 yılda aile hekimlerimiz üzerinden yaklaşık 13 milyon vatandaşımıza randevu oluşturuldu. Bu süreçte büyük bir özveriyle çalışan aile hekimlerimize, tüm uzman hekimlerimize ve sağlık ordumuzun her bir ferdine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.<br>(HÖ-BÇ-SO-Y)<br><br>5.05.2026 11:04:54 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/randevu-talebi-sayisini-463-bin-seviyesine-indirdik-1777971281.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şimdi akupunktur zamanı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/simdi-akupunktur-zamani-928</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/simdi-akupunktur-zamani-928</guid>
                <description><![CDATA[“İçinde yasadığımız çağ, çok büyük değişimlere sahne olmakta ve bu değişimler sağlık sahasında kendini çok daha bariz olarak göstermekte. Son 15-20 yıl içinde akupunktur kelimesi günlük, haftalık, aylık basın-yayın organlarında önemli bir yer tutmaya başladı. Akupunktur tedavisi gerçekten geleneksel tıbbın henüz çare bulamadığı birçok rahatsızlıkta akla geliyor ve akupunkturla tedavi edilen hastalıklar listesi gün geçtikçe artıyor.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Dr.İsmail Maraş akupunkturu anlatıyor…</strong></p><p class="MsoNormal">Bir zamanlar bazı kimseler direniyordu:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Hayır efendim!" biz bunu kabul edemeyiz, diyorlardı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Nedenmiş o?&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Bizim netice alamadığımız hastaları siz iğneyle mi tedavi edeceksiniz?&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Ama görüyorsunuz işte, şimdi bütün dünya kabullendi ki akupunktur birçok vakada vazgeçilmez üstünlüğünü koruyor...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Buna bir açıklama yapmanız lazım. Hem de bizim bildiğimiz dilden bir açıklama.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Böyle diyordu bir zamanlar geleneksel tıbbın üzerine bilimsel araştırmaya gerek duymayan kimileri...&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendi bilgi dağarcığında da olmayan akupunktur tedavi yöntemini merak edip öğreneceği yerde reddetmeyi tercih ediyorlardı. Sanki bu daha kolaydı. Oysa dünya dönüyordu ve var olduğu müddetçe de dönecekti... İşte böyle... Yıllar boyu geleneksel tıbbın kimi temsilcileri alternatif tedavilere alerji kaptı... Kabullenmek istemedi... Ancak onlar her ne kadar kabul etmeseler de yazılı ve görsel basın akupunkturu sevmişti. Dünyada akupunktur beğenilmiş tercih edilmeye başlanmıştı. Çünkü haber değeri olan farklı bir tedavi metoduydu. Vücuda iğne batırılarak yapılan bir tedaviydi. Üstelik hastalar bu durumdan şikâyet etmiyordu.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nihayet, akıl ve vicdan sahibi değerli hekimler, akupunkturu araştırmaya başladılar. Uygulamalara kendileri de katılarak bizzat gördüler ki, akupunktur ile gerçekten birçok rahatsızlık tedaviye alınabiliyor. Sonunda geleneksel tıp akupunkturun bilimsel bir tedavi yöntemi olduğunu kabul edildi ve Sağlık Bakanlığımız GETAT Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbbın içerisinde akupunktur tedavisini de aldı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki akupunktur ne demekti? Akupunktur tedavisi nasıl bir şeydi?&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span style="color:red;"><b style="mso-bidi-font-weight:normal;"><strong>Vücuttaki denge sistemi&nbsp;<o:p></o:p></strong></b></span></p><p class="MsoNormal">Alemde, nasıl ki "gece-gündüz", "soğuk-sıcak", "acı-tatlı" gibi zıtlıklar dengesi varsa, insan vücudunda da böyle zıtlıklardan oluşan bir denge sistemi var. Bu sisteme "yin" ve "yang" dengesi deniyor. Sağlıklı kimselerde bu denge yerindedir. Bu denge bozulmaya başladıkça rahatsızlık ortaya çıkmaya başlar. İleri derecesi, hastalık dediğimiz bozulmadır. Bir otomobil düşünün... Nasıl sıfır km otomobil, kullanmaya başlandıktan sonra (kullanmaya da bağlı olarak) zaman içinde arızalar vermeye başlar ve ne kadar iyi bakılırsa bakılsın bir zaman sonra eskir, tıpkı insan vücudu da böyledir. Doğuşta insan da her bakımdan sıfır km'dir. Ancak zamanla bizi de bazı sıkıntılar bekler ve doğuşta bir denge üzerine kurulu sistemimiz etkilenir. O zaman ağzımızdan bu ve benzeri söyle cümleler dökülür:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Hiç keyfim yok"&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Rahatsızım"&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Hastalandım"&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Ağrılarım var"&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında size bu sözleri söyleten şey, vücuttaki enerji akışının bir şekilde kesintiye uğramış olmasıdır.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span style="color:red;"><b style="mso-bidi-font-weight:normal;"><strong>Peki ne sebeple vücuttaki denge bozulur? Neler etkendir?<o:p></o:p></strong></b></span></p><p class="MsoNormal">Binlerce sebebi var...&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Aşırı sıcak ve soğuklar,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Cereyanda kalma,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Hava kirliliği,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Nemli ve rutubetli ortam,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Beslenme bozukluğu,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Stres, gerilim, öfke,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Zor hayat şartları,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Yürüyüş ve hareket azlığı&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Suni gıdalar ve yiyecekler,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Fastfood tarzı, ayakta ve hızlı beslenme,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Sigara ve alkol gibi zararlı maddeler,&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Tuvalet alışkanlığı bozukluğu bu dengeyi etkileyen sebeplerdendir. Akupunktur tedavisi bozulan dengeyi düzeltir ve denge sistemini kuvvetlendirir. Zaten o sebeple, sağlıklı insan dahi yılda bir kür akupunktur tedavisi olup var olan dengesinin bakımını yaptırmalı ve hastalıklara karşı dengesini korumaya almalıdır.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal;"><strong>Akupunktur vücudu bir bütün olarak tedavi eder.&nbsp;<o:p></o:p></strong></b></p><p class="MsoNormal">Akupunktur tedavi yönteminde vücut, öyle parça parça ele alınmaz. Kalp için ayrı, böbrek için ayrı, migren için ayrı tedavi olmaz. Hastaların şikayetlerini, makinenin parçaları gibi tek tek ele alarak tedavi etmek, akupunktur eğitim ve felsefesine uymaz. Çünkü vücut bir bütündür. Yani siz vücudunuzdaki rahatsızlığın ne olduğunu söylemeseniz bile, akupunktur teşhis yöntemiyle vücudunuzda nerede ne tür bir rahatsızlık var genel hatlarıyla belli olur. Örneğin siz bilmeseniz bile, varsa eğer boynunuzdaki kireçlenmeyi ya da boyun fıtığını, midenizdeki ülseri, stres ya da depresyonda olup olmadığınızı, bayanlarda adet düzensizliğini, karaciğerde yağlanma olup olmadığını, böbreklerde sorun olup olmadığını, omuzda, sırtta var olan ve sebebi bilinmeyen ağrıları akupunktur yöntemiyle tedavi edebilirsiniz.&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal;"><strong>Akupunktur nelere iyi geliyor?&nbsp;<o:p></o:p></strong></b></p><p class="MsoNormal">Akupunkturla, ameliyat, acil travma gibi vakalar haricinde her konuda hastaya çare vardır. Bu metotla tedavi edilen hastalıklar her geçen gün daha da artmaktadır. Örneğin, boyun fıtığında akupunktur tedavisi çok başarılı neticeler vermektedir.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Önceleri akupunktur koroner kalp hastalıklarında, kalp ritim bozukluklarında, kolesterol yüksekliğinde, gut hastalığında, artrozlarda, Behçet hastalığında, boyun fıtığında vs. hiç düşünülmüyordu. Oysa şimdi yaygın olarak kullanılıyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Yine bilhassa yaralanma, yırtılma, menüsküs yırtığı, romatoid artrit, ameliyat yaralarının ve sekel izlerinin, cilt kırışıklıklarının onarım ve tamirinde, selüloitte oldukça iyi neticeler alınmaktadır.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Sütü gelmediği için bebeğini emziremeyen annelerin sütü, akupunktur tedavisiyle gelmektedir.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Hamilelerde mide bulantısı, baş ağrısı gibi şikayetler akupunktur tedavisiyle yok olmaktadır. • Sık sık grip, nezle, anjin, farenjit, kulak iltihabı olan çocuklarda bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilip, bu hastalıklara yakalanma riski oldukça azaltılmaktadır.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">• Koroner kalp hastalıklarının en az %75- 80'inde trigliseritler azalır. Stres, gerilim, yüksek tansiyon düzelir ve böylece şikayetler kısa zamanda ortadan kalkmış olur.<o:p></o:p><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal;"><strong>Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklardan bazıları&nbsp;<o:p></o:p></strong></b></p><p class="MsoNormal">Bel ve boyun fıtığı Romatoid artrit, Baş ağrısı ve migren Yüz felci Epilepsi (sara) Behçet hastalığı Bronşial astma (astım) Alerjik bronşit Kronik bronşit Farenjit Aftlar (ağızdaki yaralar) Tinnutis (Kulak çınlaması) Meniere sendromu Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Ateroskleroz (Damar sertliği) İnsomnia (uykusuzluk) Obezite (şişmanlık) Sigara alışkanlığı Sistit (idrar yolu iltihabı) Nörojenik mesane Renalkolik (böbrek ağrısı) Dismenore (sancılı adet) Oligomenore (adet azlığı) Frijidite İmpotans (iktidarsızlık) Menopoz hastalıkları Ağrısız doğum Peptik ulcus (Ülser) Konstipasyon (kabızlık) Alopesi (saç dökülmesi) Zona Akne (ergenlik sivilceleri) Vitiligo Psöriasis (sedef hastalığı) Guatr İnfertilite (kısırlık) Diyabet (şeker hastalığı) Selüloit Alerjik konjonktivit (göz nezlesi) Göz Tembelliği, Gece körlüğü vb.</p><p class="MsoNormal">Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi&nbsp;</p><p class="MsoNormal">Tel: (O 216) 443 83 84&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><a href="http://www.marasakupunktur.com">www.marasakupunktur.com</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">#drismailmaras<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/simdi-akupunktur-zamani-1777885471.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tetkik değil hasta tedavi edilmelidir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir-895</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir-895</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br><br>IHAAW130401-SAG/1-05-2026<br><br><br>- Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir"<br><br>GAZİANTEP (İHA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi.<br>Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu.<br>" Tetkikler tek başına belirleyici değildir"<br>Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı.<br>"Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir"<br>Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi.<br>"Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez"<br>Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu.<br>"Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik"<br>Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.<br>(LO-Y)<br><br>1.05.2026 13:05:39 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir-1777633438.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hasta doktoruna böbreğini verdi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hasta-doktoruna-bobregini-verdi-887</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hasta-doktoruna-bobregini-verdi-887</guid>
                <description><![CDATA[Kilis'te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan ve böbrek yetmezliği yaşayan doktor Turgay Happani, yıllardı muayene ettiği hastasının bağışladığı böbrekle hayata tutunarak sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW140220-SAG/30-04-2026<br><br><br>- Hasta, doktoruna böbreğini verdi<br>- Kronik böbrek hastalığıyla mücadele eden doktor, 35 yıl sonra hastasının böbreğiyle sağlığına kavuştu<br><br><br>Eray Özbudak - Said Vakkas Yağcı<br>GAZİANTEP (İHA) - Kilis'te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan ve böbrek yetmezliği yaşayan doktor Turgay Happani, yıllardı muayene ettiği hastasının bağışladığı böbrekle hayata tutunarak sağlığına kavuştu.<br>Kilis'te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan, daha önceleri ise Çorum ve Kilis İl Sağlık Müdürlüğü görevlerini de yürüten Turgay Happani (56), yıllardır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Yıllar içerisinde hastalığı giderek ilerleyen Turgay Happani'ye böbrek nakli yapılması kararlaştırıldı.<br><br>Bu kez hasta doktora şifa oldu<br>Uzun arayışların ardından uygun donör bulunamayan, kan uyuşmazlığı nedeniyle yakınlarının da organ bağışlayamadığı Happani'ye, görev yaptığı Kilis'te hastası Mehmet Kın (52) böbreğini vermek istedi. Hastasının duyarlı düşüncesine teşekkür edip ilk etapta organ verme teklifini kabul etmeyen Happani, Mehmet Kın'ın ısrarlarının ardından nakil teklifini kabul etti. Yapılan tetkiklerin ardından uygun görülen böbrek, Gaziantep'te Kahraman Eruslu Böbrek Nakil Hastanesi'nde başarılı bir operasyonla nakledildi.<br><br>Kronik böbrek hastalığıyla mücadele eden doktor 35 yıl sonra sağlığına kavuştu<br>Yapılan nakilin ardından yıllar sonra tekrar sağlığına kavuşan doktor Turgay Happani, yaklaşık 35 yıldır kronik böbrek hastalığıyla mücadele ettiğini ve tedavi gördüğünü belirterek tekrar sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi. Happani, "Yaklaşık 30-35 yıldır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) diye bilinen kronik bir böbrek hastasıydım. Nakil için ailemde uygun donör araştırdım ama maalesef kan grubum uymadı. Ailemde uygun bir donör bulamadım. Mehmet Kın kardeşim, aynı zamanda yıllardır hastam. Benim bu durumu görünce çok üzülmüş. Sonrasında böbreğini bana vermek istedi. Yanıma gelerek böbreğini vermek istediğini söyledi. İlk başta açıkçası bunu çok ciddiye alamadım. Çünkü hekim olarak, bu tür durumlarda aile bireylerinin bile bağış konusunda ne kadar zorlandıklarına defalarca şahit olmuştum. Ben de Mehmet beye teşekkür ettim ama ısrarla yine geldi. Hatta ortak tanıdıklarımızı araya koyarak ne kadar ciddi olduğunu anlatmaya çalıştı. Sonrasında eşiyle birlikte yanıma geldi. Bu kararlılığı ve samimiyeti karşısında artık durumu ciddiye aldım ve tahliller yapılarak organ nakli gerçekleştirildi. Çok teşekkür ediyorum" dedi.<br><br>"İlk başta kabul etmedi"<br>Kendisini defalarca tedavi eden doktoruna böbreğini verdiğini söyleyen Mehmet Kın ise "Kendisi yıllardır aile hekimimizdi. Çocuklarımıza ilaçlarımızı yazdı, her zaman yardımcı oldu. Gerçekten yardımsever ve iyi niyetli bir insandır. Hocamın rahatsızlandığını, ailesinden uygun donör bulunamadığını ve arayış içinde olduklarını duydum. Bir gün tesadüfen kimliğime ve ehliyetime bakarken kan gruplarımızın aynı olduğunu fark ettim. Buna gerçekten çok sevindim. Hocamın yanına gidip durumu anlattım, böbreğimi veririm dedim. Hiçbir karşılık beklemeden, sorgusuz, sualsiz bunu yapabileceğimi söyledim. Hocam bana teşekkür etti ve kabul edemeyeceğini söyledi. Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Bu süreçte hocamın durumunu takip ediyordum ve iyiye gitmediğini hissediyordum. Daha sonra hemşirelerle birlikte tekrar yanına giderek niyetimizin ciddi olduğunu söyledim. Hocam da bir süre sonra bizi kırmadı ve bu isteğimizi kabul etti. Ardından tahliller yapıldı ve güzel çıktı. Bu işe gönüllü olarak helali hoş olsun. Rabbim kendisini de bana da sağlık, sıhhat, mutluluk ve huzur versin" diye konuştu.<br>(LO-HA-Y)<br><br>30.04.2026 14:44:33 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/hasta-doktoruna-bobregini-verdi-1777551498.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oruç vücudu dinlendiriyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/oruc-vucudu-dinlendiriyor-596</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/oruc-vucudu-dinlendiriyor-596</guid>
                <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, iftar ve sahurda aşırıya kaçılmadığı sürece orucun vücuda toparlanma ve dinlenme fırsatı sunduğunu belirtti. Ramazan ayında dengeli beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığını vurgulayan Kurtça, aşırı yüklenmenin önlenmesi halinde mide, bağırsak ve pankreasın da dinlenme imkânı bulduğunu ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, iftar ve sahurda aşırıya kaçılmadığı sürece orucun vücuda toparlanma ve dinlenme fırsatı sunduğunu belirtti. Ramazan ayında dengeli beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığını vurgulayan Kurtça, aşırı yüklenmenin önlenmesi halinde mide, bağırsak ve pankreasın da dinlenme imkânı bulduğunu ifade etti.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/kabede-hacilar-ilahisi-cocuklarin-gonlunu-fethetti-1773172" target="_blank"><strong>Ramazan</strong></a>&nbsp;ayıyla birlikte oruç ibadeti devam ederken, değişen beslenme düzeninin insan sağlığına etkileri de dikkat çekiyor. Gün boyu süren açlığın ardından yapılan sahur ve iftar öğünlerinin dengeli ve ölçülü tüketilmesi, vücudun dinlenme sürecine girmesine katkı sağlıyor. Bu süreçte sindirim sisteminin çalışma temposu düşerken, mide ve diğer organların daha az zorlanmasıyla birlikte bünyenin kendini toparlama imkânı buluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ramazan döneminde abur cubur tüketiminin azalması ve gereksiz kalori alımının düşmesi, özellikle sindirim organlarının daha sakin çalışmasına imkân tanıyor. İftar ve sahurda aşırı ve hızlı yemek tüketilmemesi halinde bu olumlu etkinin daha belirgin hale geliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ORUÇ TUTAN BÜNYE KENDİNİ DİNLENMEYE ALIYOR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, oruç tutun bir bünyenin kendini dinlemeye aldığını söyleyerek, "Bu ayda zararlı şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"MİDENİN EN GÜZEL DİNLENDİĞİ AY, RAMAZAN AYIDIR"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Gerektiği gibi oruç tutulduğunda insan vücuduna faydası olduğunu söyleyen İbrahim Emre Kurtça, "Ramazan ayında abur cubur tarzı yiyeceklerin yenmesi azalıyor. Bu ayda böyle şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer. Herhangi bir yerimiz sakatlandığı zaman kendimizi dinlenmeye alıyoruz. Bizimde midemizin en güzel dinlendiği ay, Ramazan ayıdır. Eğer biz kurallara uyarak oruç tutarsak ve sağlık uzmanlarının verdiği önerilere uyduğumuz zaman bu durum bizim hem bağırsaklarımız, pankreasımız ve midemiz açısından da dinlenmemizi sağlamaktadır. Gerektiği gibi oruç tutarsak bize faydaları daha çok olur. Oruç tutmadan önce herhangi bir rahatsızlığımız varsa doktor görüşü alınmalıdır. Eğer mide ve şeker gibi çeşitli rahatsızlıklar varsa uzman görüşü alınmalıdır. Oruç tutacağız diye sağlığımızdan olmamalıyız" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Editör :&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/editor/melin-ozturk">MELİN ÖZTÜRK</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye Gazetesi<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/oruc-vucudu-dinlendiriyor-1772433974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hurmanın faydaları</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hurmanin-faydalari-582</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hurmanin-faydalari-582</guid>
                <description><![CDATA[Yüzyıllardır iftar sofralarında yer alan hurma, sadece kültürel bir gelenek değil; aynı zamanda besleyici bir güç kaynağı. Enerji vermesinin yanı sıra beyin fonksiyonlarından kemik sağlığına kadar pek çok fayda sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Yüzyıllardır iftar sofralarında yer alan hurma, sadece kültürel bir gelenek değil; aynı zamanda besleyici bir güç kaynağı. Enerji vermesinin yanı sıra beyin fonksiyonlarından kemik sağlığına kadar pek çok fayda sunuyor.&nbsp;<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Oruç açarken ilk lokmanın hurma olması tesadüf değil. Doğal şeker içeriğiyle hızlı enerji veren hurma, kan şekerini dengelerken kalp ve bağırsak sağlığını da korumaya yardımcı oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HURMA NEDİR VE BESİN DEĞERİ NEDİR?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma, çoğunlukla kurutularak tüketilen, besin değeri yüksek ve doğal olarak tatlı bir meyvedir. İçerdiği vitamin, mineral ve antioksidanlar sayesinde özellikle kalp ve akciğer sağlığını destekler. Hem taze hem de kuru formda tüketilebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ortalama büyüklükte bir adet kuru hurmanın besin değerleri şöyledir:<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Kalori: 20 kcal<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplam yağ: 0,03 g<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplam karbonhidrat: 5,33 g<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyet lifi: 0,6 g<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şeker: 4,5 g<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Protein: 0,17 g<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">B6 vitamini: 0,012 mg<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demir: 0,07 mg<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Magnezyum: 3 mg<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Potasyum: 47 mg<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlara ek olarak hurma; A ve C vitamini ile manganez açısından da zengindir. İçeriğindeki güçlü antioksidanlar sayesinde kanser, felç, tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının riskini azaltmaya yardımcı olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>UYARI: Bazı kişilerde hurmaya karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Ayrıca kurutulmuş hurmalarda bulunan sülfit bileşikleri hassas bireylerde alerjik belirtilere yol açabilir. Ağız ve dilde kaşıntı, hapşırma ve burun akıntısı gibi belirtiler görüldüğünde bir uzmana danışmak önemlidir.</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HURMA NASIL TÜKETİLİR?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma oldukça pratik ve çok yönlü bir besindir. Tatlı ya da tuzlu birçok tarifte kullanılabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Atıştırmalık olarak:</strong>&nbsp;Badem, ceviz veya Antep fıstığı ile birlikte tüketilebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Salatalarda:</strong>&nbsp;Doğranmış veya dilimlenmiş hurma, salatalara doğal bir tatlılık katar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İçeceklerde:</strong>&nbsp;Muz ile karıştırılarak doğal ve besleyici bir smoothie hazırlanabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Enerji toplarında:</strong>&nbsp;Fındık, yulaf, Hindistan cevizi ve benzeri malzemelerle karıştırılarak pişirmeden enerji topları yapılabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Taze hurmalar buzdolabında hava geçirmez kapta aylarca saklanabilir; dondurucuda ise daha uzun süre dayanır. Kurutulmuş hurmalar ise uygun koşullarda yaklaşık bir yıl, dondurulduğunda ise yıllarca muhafaza edilebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HURMANIN SİNDİRİME FAYDALARI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma, yüksek lif içeriği sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur. Düzenli tüketimi kabızlığı hafifletmeye yardımcı olur. Sindirim sisteminin düzenli çalışması, dolaylı olarak karaciğer ve böbrek sağlığını da destekler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KAN ŞEKERİNİ DENGELEMEYE YARDIMCI OLUR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma, doğal bir şeker türü olan fruktoz içerir ve düşük glisemik indeksli bir besindir. İçerdiği lif ve antioksidanlar sayesinde kan şekerinde ani yükselmelere neden olmaz. Bu özelliğiyle rafine şekere alternatif olarak tercih edilebilir. Ancak kalori değeri yüksek olduğundan ölçülü tüketilmesi önemlidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KALP SAĞLIĞINI DESTEKLER<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lif, potasyum ve antioksidan bakımından zengin olan hurma; atardamar sağlığını korumaya yardımcı olur. Kolesterol içermemesi ve tansiyonu dengeleyici etkisi sayesinde kalp hastalıkları riskini azaltmaya katkı sağlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KRONİK HASTALIKLARA KARŞI KORUMA SAĞLAR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma; polifenoller ve lignanlar gibi güçlü antioksidan bileşikler içerir. Bu maddeler, hücreleri serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyarak kronik hastalıkların gelişme riskini azaltabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BEYİN FONKSİYONLARINI DESTEKLER<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">B vitamini içeriği sayesinde hurma, beyin sağlığını destekler. Düzenli tüketiminin nörolojik hastalıklara karşı koruyucu etkisi olabileceği ve Alzheimer riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KEMİK SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRİR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hurma; magnezyum, manganez, bakır ve selenyum gibi kemik sağlığı için önemli mineralleri içerir. Ayrıca K vitamini ve bor içeriği sayesinde kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı olur ve osteoporoz riskini azaltabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>CİLT SAĞLIĞINA KATKI SAĞLAR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">C ve D vitamini içeriği sayesinde hurma, cildin elastikiyetini korumaya yardımcı olur. Yaşlanma karşıtı etkileriyle bilinir ve melanin birikimini azaltarak cilt görünümünü destekler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KİLO KONTROLÜNE YARDIMCI OLUR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Yüksek lif oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar. Sabahları, özellikle egzersiz öncesinde tüketildiğinde enerji verir ve kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ancak kalori içeriği göz önünde bulundurularak porsiyon kontrolü yapılmalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/02/hurmanin-faydalari-1772088434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki hedefli akıllı kanser ilacı geliştirdik</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iki-hedefli-akilli-kanser-ilaci-gelistirdik-456</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iki-hedefli-akilli-kanser-ilaci-gelistirdik-456</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'de ilk defa geliştirilen "iki hedefli akıllı ilaç" kanserle mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünde kullanılma potansiyeline sahip bu ilaç adayı, Türkiye'nin ileri biyoteknoloji ligine resmen adım attığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Türkiye'de ilk defa geliştirilen "iki hedefli akıllı ilaç" kanserle mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünde kullanılma potansiyeline sahip bu ilaç adayı, Türkiye'nin ileri biyoteknoloji ligine resmen adım attığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><strong>&nbsp;</strong>Moleküler biyoloji ve genetik uzmanı&nbsp;<strong>Doç. Dr. Urartu Şeker</strong>&nbsp;ve ekibi iki akıllı ilacı birleştirerek genetik mühendislik yoluyla daha akıllı bir ilaç üretmeyi başardı. Bilim dünyasında<strong>&nbsp;“bispesifik antikor”</strong>&nbsp;(aynı anda iki farklı hedefe bağlanacak şekilde üretilen) olarak adlandırılan bu teknoloji, bugüne kadar Türkiye’de ilk defa başarıyla geliştirildi ve fonksiyonel olarak doğrulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünde kullanılma potansiyeline sahip iki hedefli bu akıllı ilaç adayı Türkiye’nin ileri biyoteknoloji ligine resmen adım attığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TEK İLAÇ, İKİ HEDEF<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Bugüne kadar kullanılan akıllı&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/boykot-uzerine-boykot-dominos-pizzanin-soslarindaki-kanserojen-madde-yeniden-gundemde-1765085" target="_blank"><strong>kanser</strong></a>&nbsp;ilaçlarının büyük bölümünün yalnızca tek bir hedefe odaklandığını anlatan Doç. Dr. Şeker, “Ancak zamanla kanser hücreleri mutasyon geliştirerek bu ilaçlara karşı direnç kazanabiliyor, tedaviler etkisini kaybedebiliyordu. Direnç gelişiyordu. Geliştirdiğimiz yeni molekül ise bu probleme doğrudan çözüm getirmeyi hedefliyor. Antikor, kanser hücresinin yüzeyindeki EGFR ve HER2 adlı iki kritik reseptörü aynı anda hedef alıyor. Bu sayede tümör hücresinin kaçış yolları büyük ölçüde kapanıyor ve ilaç direncinin ortaya çıkması çok daha zor hâle geliyor. Bu yaklaşım<strong>ı “kanser hücresini iki kapıdan birden kilitlemek”&nbsp;</strong>şeklinde tanımlayabiliriz” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu keşfin en çarpıcı yönlerinden biri de mevcut iki farklı akıllı ilacın özelliklerinin, genetik mühendisliği yoluyla tek bir yeni molekülde birleştirilmesi olduğunu anlatan Doç. Dr. Şeker, “Normalde bu iki ilaç ayrı ayrı verilebiliyor. Ancak bilimsel veriler, bu ilaçların tek bir bispesifik yapı içinde birleştirilmesinin, ayrı kullanımına kıyasla çok daha güçlü ve etkili sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Ayrıca Türkiye’nin bu tarz teknolojiye sahip ilk defa üretilmiş bir ilacı. Dünyada çok fazla var ama Türkiye’de yok” diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK ÖNEME SAHİP<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Bu çalışmanın<strong>&nbsp;‘sadece bir yayın değil, bir teknoloji platformu’&nbsp;</strong>olduğunu ifade eden Doç. Dr. Şeker, “Bu başarı, Türkiye’nin artık, antikor mühendisliği, akıllı kanser ilaçları, İleri biyoterapötik geliştirme alanlarında kendi teknolojisini üretebileceğini gösteren bir platform niteliği taşıyor. Bu tür çalışmaların artması için buluşumuzu patentlemedik ve herkese açık hâle getirdik. Başkaları da üzerine yeni şeyler koysun başka çalışmalarla geliştirsin istedik. Bugün Türkiye, kullandığı akıllı kanser ilaçlarının tamamını yurt dışından ithal ediyor. Bu durum hem hastalar hem de sağlık sistemi için ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor. Bu çalışma, ilaçta dışa bağımlılığını azaltabilecek stratejik bir adım” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSTEDİĞİMİZ HER İLACI YAPABİLECEK NOKTADAYIZ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Doç. Dr. Urartu Şeker, bu çalışmanın en büyük kazanımını şu sözlerle özetliyor: "Biz sadece bir molekül üretmedik. Bu ilacı nasıl geliştireceğimizi öğrendik. Artık knowhow Türkiye’de. Bundan sonra bizi durduracak teknik bir engel yok. Geliştirilen molekül henüz klinik aşamada değil. Bir sonraki hedef; molekülün daha da iyileştirilmesi, ardından faz-1 ve faz-2 klinik çalışmalara geçilmesi. Bunun için kamu destekleri ve yatırım süreçleri planlanıyor."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜBİTAK FONUYLA YAPILDI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Araştırma, TÜBİTAK tarafından fonlandı ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinin ilaç geliştirme altyapısında yürütüldü. Çalışma, tüm zorluklara ve engellere rağmen, bilim insanlarının imece usulü dayanışmasıyla tamamlandı<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Muhabir :&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/editor/ziyneti-kocabiyik">ZİYNETİ KOCABIYIK</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/iki-hedefli-akilli-kanser-ilaci-gelistirdik-1769066845.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şekere alternatif bir keşif yapıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sekere-alternatif-bir-kesif-yapildi-425</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sekere-alternatif-bir-kesif-yapildi-425</guid>
                <description><![CDATA[Tufts Üniversitesi'nden bilim insanları, sofra şekeriyle neredeyse aynı tada sahip olan ancak sağlık üzerindeki olumsuz etkileri çok daha az olan nadir bir şekerin üretimi için yeni bir yöntem geliştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">"Tagatose" adı verilen bu tatlandırıcı; düşük kalorili olması, kan şekerini minimum düzeyde etkilemesi ve ağız ile <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/bagirsak/" target="_blank">bağırsak</a> sağlığına olası faydalarıyla şeker arayışında dönüm noktası olabilir.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Tagatose nedir ve nerede bulunur?</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Tagatose; süt ürünlerinde (ısıtma veya enzim işlemi sırasında), elma, ananas ve portakal gibi meyvelerde doğal olarak bulunan ancak doğada çok nadir rastlanan bir şeker tür.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Meyvelerdeki toplam şeker oranının sadece yüzde 0,2'sini oluşturduğu için doğrudan özütlenmesi oldukça zordur. Şimdiye kadar üretimi hem verimsiz hem de çok maliyetli olan bu madde için Tufts Üniversitesi araştırmacıları biyosentetik bir çözüm geliştirdi.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Bakteriler şeker fabrikasına dönüşüyor</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Cell Reports Physical Science dergisinde yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, Escherichia coli bakterilerini <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" target="_blank">genetik</a> olarak mühendislik işleminden geçirerek adeta minik birer fabrikaya dönüştürdü.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Cıvık mantardan elde edilen ve "Gal1P" adı verilen özel bir enzim, bakterilere aktarıldı.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Bu yöntemle bakteriler, bol miktarda bulunan glikozu yüzde 95 verimlilikle tagatose'a dönüştürmeyi başardı. Geleneksel yöntemlerde bu oran yüzde 40 ile yüzde 77 arasında kalıyordu.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Galaktoz gibi pahalı ham maddeler yerine glikozun kullanılması, üretimi ekonomik olarak çok daha uygulanabilir hale getirdi.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Sofra şekerinin tatlılık oranının yüzde 92'sine sahip. Yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların aksine pişirme ve fırınlama sırasında şeker gibi karamelize olur ve ürünün fiziksel yapısını korur.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Sofra şekerinden yaklaşık yüzde 60 daha az kalori içeriyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">İnce bağırsakta sadece kısmen emildiği için kan şekeri ve insülin seviyelerinde çok düşük artışlara neden oluyor. Bu özellik <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/diyabet/" target="_blank">diyabet</a> hastaları için büyük önem taşıyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Diş çürüklerine yol açan bakterileri beslemek yerine onların büyümesini yavaşlatıyor. Ayrıca bağırsaktaki yararlı bakteriler için probiyotik etkisi gösterebilir.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Gelecekte bizi ne bekliyor?</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Araştırmacılar, bu yeni biyosentez stratejisinin sadece tagatose için değil, diğer nadir şekerlerin üretiminde de devrim yapabileceği belirtiyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">FDA tarafından "genel olarak güvenli" (GRAS) sınıfına alınan tagatose, bu yeni üretim yöntemiyle birlikte <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/gida/" target="_blank">gıda</a> sanayisinde çok daha yaygın ve uygun maliyetli bir alternatif haline gelebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/sekere-alternatif-bir-kesif-yapildi-1768558836.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hekimlikte temsil problemi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hekimlikte-temsil-problemi-403</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hekimlikte-temsil-problemi-403</guid>
                <description><![CDATA[Meslek odaları, varlık sebebi itibarıyla üyelerini korumak, yönlendirmek ve temsil etmek için vardır. Özellikle hekimlik gibi ağır sorumluluk, yüksek risk ve yoğun baskı barındıran bir meslekte bu temsil hayati önemdedir. Ancak bugün gelinen noktada, tabip odalarının bu temel işlevi ne ölçüde yerine getirdiği ciddi biçimde sorgulanmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;"><strong>Hekimlikte Temsil Sorunu: Aidat, Kongre ve Sessizlik<o:p></o:p></strong></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Meslek odaları, varlık sebebi itibarıyla üyelerini korumak, yönlendirmek ve temsil etmek için vardır. Özellikle hekimlik gibi ağır sorumluluk, yüksek risk ve yoğun baskı barındıran bir meslekte bu temsil hayati önemdedir. Ancak bugün gelinen noktada, tabip odalarının bu temel işlevi ne ölçüde yerine getirdiği ciddi biçimde sorgulanmaktadır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bir hekimin meslek odasından beklentisi nettir:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Hakkı yenildiğinde yanında durması,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">belirsizlik yaşadığında yol göstermesi,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">devletle ve kurumlarla karşı karşıya kaldığında koruyucu bir şemsiye olması.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Sahadaki tablo ise bu beklentiden oldukça uzaktır. Bugün birçok hekim, tabip odalarını; yüksek aidatlar talep eden, bu aidatların kullanımına dair yeterli şeffaflık sunmayan, ancak hekimin gerçek sorunlarında sessiz kalan yapılar olarak algılamaktadır. Aidatların sanatsal etkinliklere, sembolik ya da ideolojik alanlara harcandığı yönündeki yaygın kanaat, meslek odalarının önceliklerini tartışmalı hale getirmektedir. Sanat elbette kıymetlidir; ancak bir meslek odasının asli görevi, üyelerinin hukukunu, emeğini ve mesleki geleceğini korumaktır. Bu denge bozulduğunda temsil krizi kaçınılmaz olur.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu krizin en somut örneklerinden biri, geçmişte kamu ve üniversite bünyesinde çalışan hekimlerin muayenehanelerinin kapatılması sürecinde yaşanmıştır. Binlerce hekimin mesleki özgürlüğünü ve ekonomik varlığını doğrudan etkileyen bu süreçte, tabip odalarından güçlü bir duruş ya da kapsayıcı bir savunma hattı yükselmemiştir. Muayenehanesi olan hekimler adeta yalnız bırakılmıştır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Benzer bir sessizlik, bilimsel kongreler ve akademik etkinlikler alanında da dikkat çekmektedir. Bilimsel kongreler, teoride bilginin paylaşıldığı, deneyimin aktarıldığı ve bilimin canlı tutulduğu platformlar olmalıdır. Ancak bugün özellikle tıp alanında pek çok kongre, bilimsel üretimden çok ekonomik bir ekosistemin parçası haline gelmiş görünmektedir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Artık birçok hekim için kongre takvimine bakmak, bilimsel içerikten önce kayıt ücretleriyle yüzleşmek anlamına gelmektedir. Son dönemde bazı kongrelerde ücretlerin geçmiş yıllara kıyasla düştüğü görülse de, tablo bütünüyle değişmiş değildir. Kayıt bedellerine ek olarak konaklama, ulaşım ve yan etkinlikler eklendiğinde, toplam maliyet kısa sürede ciddi rakamlara ulaşmaktadır. Özellikle kamuda çalışan, serbest hekimlik yapan ya da genç akademisyenler için bu yük hâlâ önemli bir eşik oluşturmaktadır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Sistemin sunduğu “doğal çözüm” ise sponsorluk mekanizmalarıdır. Böylece bilimsel toplantılara katılım, bireysel mesleki çabadan çok; ilaç ve tıbbi cihaz firmalarıyla kurulan ilişkiler üzerinden mümkün hale gelmektedir. Bilime erişim, emekle değil; sponsor bulabilme imkanıyla ölçülür duruma geldiğinde, bu durum yalnızca ekonomik değil; bilimsel bağımsızlık açısından da ciddi bir kırılma alanı üretmektedir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Kongre içeriklerinde yaşanan dönüşüm bu tabloyu daha da belirginleştirmektedir. Bilimsel programların içine eklenen “kurs”, “workshop” ve “sertifika programı” başlıklı etkinlikler çoğu zaman ayrı ücretlendirilmekte; katılımcı, zaten bir kayıt bedeli ödemişken bilgiye tam erişim için yeniden ödeme yapmak zorunda bırakılmaktadır. Bilgi, parçalara ayrılmış bir ürün gibi sunulmakta; bilimsel eğitim giderek ticari paketlere dönüşmektedir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu ekosistemin en az konuşulan ama en kritik boyutlarından biri ise şeffaflıktır. Kongreleri ve bilimsel toplantıları düzenleyen derneklerin; hekimlerden toplanan kayıt ücretleri ve sponsor firmalardan elde edilen gelirlerin nasıl kullanıldığı konusunda açık, düzenli ve denetlenebilir bilgilendirme çoğu zaman yeterli değildir. Oysa bu yapılar ticari şirketler değil; bilimsel ve mesleki amaçla faaliyet gösteren kurumlardır. Şeffaflık bir tercih değil, etik bir sorumluluktur.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu noktada meslek örgütlerinin rolü yeniden sorgulanmaktadır. Tabip odaları ve ilgili meslek yapıları; kongre ekosisteminin erişilebilirliği, sponsorluk bağımlılığı ve ticarileşme riskleri karşısında yol gösterici ve koruyucu bir çerçeve sunmakta yetersiz kalmaktadır. Hekimleri bu yükten koruyacak ilkesel sınırlar ve yönlendirici politikalar ortaya konmamaktadır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="mso-margin-bottom-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Sonuçta hekimler iki seçenekle baş başa kalmaktadır:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ya sponsorluk ilişkilerine mahkum olmak,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ya da bilimsel ortamlardan dışlanmak.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu tablo yalnızca hekimleri değil; mühendislikten temel bilimlere, eczacılıktan sosyal bilimlere kadar bütün akademik alanları ilgilendirmektedir. Bilim, erişilebilir olduğu ölçüde gelişir. Bilgi, belirli bir kesimin imtiyazı haline geldiğinde; eleştirel düşünce daralır, üretim yavaşlar.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bugün pek çok hekim kendine şu soruyu sormaktadır:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">“Benim adıma konuşan kurum gerçekten benim yanımda mı?”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu soru cevapsız kaldıkça, meslek odalarının meşruiyeti zedelenir. Aidatla ayakta duran ama hekim lehine somut bir fonksiyon üretemeyen yapılar zamanla atıl kurumlara dönüşür. Aynı şekilde bilimsel kongreler de bilimin vitrini olmaktan çıkıp pazarlama alanına dönüştüğünde, bilim insanı özne olmaktan çıkar; katılımcı-müşteri konumuna itilir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Belki de artık şu soruları daha sakin ama daha net sormanın zamanıdır:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Meslek odaları kimi temsil ediyor?</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bilimsel kongreler gerçekten kimin için düzenleniyor?<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bilim, ancak özgür, erişilebilir ve şeffaf olduğunda ilerler.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Aksi halde bilgi artar gibi görünür;</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ama bilgelik eksilir.</span></p><p class="MsoNormal"><strong>Dr. Mehmet Yavuz</strong><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;"><o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/hekimlikte-temsil-problemi-1768030656.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çorapla uyumak zararlı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/corapla-uyumak-zararli-391</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/corapla-uyumak-zararli-391</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında ayaklarını sıcak tutmak için çorapla uyumayı tercih eden milyonlarca kişiye uzmanlardan önemli bir uyarı geldi. Doktorlar, gece boyunca çıkarılmayan çorapların sanılanın aksine sağlık açısından çeşitli riskler barındırdığını belirtiyor. Araştırmalara göre bu alışkanlık, kan dolaşımından sinir sistemine, cilt sağlığından iç organların işleyişine kadar pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Kış aylarında ayaklarını sıcak tutmak için çorapla uyumayı tercih eden milyonlarca kişiye uzmanlardan önemli bir uyarı geldi. Doktorlar, gece boyunca çıkarılmayan çorapların sanılanın aksine sağlık açısından çeşitli riskler barındırdığını belirtiyor. Araştırmalara göre bu alışkanlık, kan dolaşımından sinir sistemine, cilt sağlığından iç organların işleyişine kadar pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte çorapla uyuma alışkanlığı yaygınlaşırken, uzmanlar bunun vücudun doğal biyolojik dengesini bozduğuna dikkat çekiyor. Uyku sırasında vücut sıcaklığının doğal olarak düşmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar,&nbsp;<strong>çorap kullanımının bu süreci engelleyerek uyku kalitesini olumsuz etkilediğini&nbsp;</strong>ifade ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KAN DOLAŞIMI RİSK ALTINDA<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Çorapla uyumanın en önemli risklerinden biri kan dolaşımı üzerindeki olumsuz etkisi olarak gösteriliyor. Özellikle&nbsp;<strong>lastikli ve dar çorapların ayak bileklerinde baskı oluşturarak kan akışını yavaşlattığı&nbsp;</strong>belirtiliyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede pıhtılaşma ve tromboz gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor. Sağlıklı bir dolaşım için ayakların gece boyunca serbest bırakılması gerektiği vurgulanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>AŞIRI ISINMA İÇ ORGANLARI ETKİLEYEBİLİR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Uykuya geçiş sırasında vücudun kendini soğutma mekanizmasını devreye soktuğunu belirten uzmanlar,&nbsp;<strong>çorapların bu doğal süreci engellediğini</strong>&nbsp;ifade ediyor. Isının hapsolmasıyla oluşan aşırı ısınmanın yalnızca uyku kalitesini düşürmekle kalmadığı,<strong>&nbsp;iç organların çalışma düzenini de olumsuz etkileyebileceği&nbsp;</strong>belirtiliyor. Uzmanlar, ayakların zaman zaman battaniye dışına çıkarılmasının vücut ısısını dengelemeye yardımcı olacağını söylüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MANTAR VE CİLT ENFEKSİYONLARINA ZEMİN HAZIRLIYOR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Gece boyunca çorap içinde kalan ayaklarda terleme ve nem oluşumunun kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiliyor. Bu&nbsp;<strong>sıcak ve nemli ortamın mantar enfeksiyonları için uygun koşullar oluşturduğu</strong>&nbsp;belirtiliyor. Ayrıca sentetik ve düşük kaliteli çorapların uzun süreli kullanımının alerjik reaksiyonlara ve çeşitli cilt enfeksiyonlarına yol açabileceği ifade ediliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>SİNİR SİSTEMİ VE UYKU DÜZENİ OLUMSUZ ETKİLENİYOR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Uzmanlara göre, ayaklarda oluşan sıkışma hissi yalnızca&nbsp;<strong>fiziksel değil, sinir sistemi üzerinde de olumsuz etkilere</strong>&nbsp;neden oluyor. Sürekli baskı altında kalan sinir uçlarının huzursuzluk hissini artırdığı, bunun da uykuya dalma süresini uzatarak derin uyku evresine geçişi zorlaştırdığı belirtiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MS HASTALIĞINDA RİSK FAKTÖRLERİ GÜNDEMDE<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Haberin devamında, uzun yıllar&nbsp;<strong>“gizemli hastalık” olarak tanımlanan Multipl Skleroz (MS)&nbsp;</strong>ile ilgili son araştırmalara da yer verildi. Bilim insanları, MS riskinin gebelik döneminden başlayarak yetişkinliğe kadar uzanan genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle şekillendiğini belirtiyor. Araştırmalar ilerledikçe yaşam alışkanlıklarının bağışıklık sistemi üzerindeki rolünün daha net ortaya çıktığı ifade ediliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Editör:&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/editor/melin-ozturk">MELİN ÖZTÜRK</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/corapla-uyumak-zararli-1767855662.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Obezite ile savaşmak için abur cubur yasağı geldi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/obezite-ile-savasmak-icin-abur-cubur-yasagi-geldi-388</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/obezite-ile-savasmak-icin-abur-cubur-yasagi-geldi-388</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, yeni kurallara göre daha az sağlıklı olarak sınıflandırılan gıda ve içeceklerin reklamları televizyonlarda 05.30-21.00 saatleri arasında yasaklanırken, çevrim içi platformlarda ise günün her saatinde engellenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/ingiltere/" target="_blank">İngiltere</a> Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, yeni kurallara göre daha az sağlıklı olarak sınıflandırılan <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/gida/" target="_blank">gıda</a> ve içeceklerin reklamları televizyonlarda 05.30-21.00 saatleri arasında yasaklanırken, çevrim içi platformlarda ise günün her saatinde engellenecek.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Yasak, çocukluk çağı obezitesinde en büyük paya sahip olduğu belirtilen 13 ürün kategorisini kapsıyor. Bu kapsamda gazlı içecekler, çikolata ve şekerlemeler, pizza, kek ve dondurmaların yanı sıra bazı kahvaltılık gevrekler, yulaf lapaları, sandviçler, şekerli <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/ekmek/" target="_blank">ekmek</a> ürünleri ve aromalı yoğurtlar yer alıyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Reklam kısıtlamasına girip girmeyeceği, her ürün için besin değerlerini esas alan bir puanlama sistemiyle belirlenecek. Doymuş yağ, <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/tuz/" target="_blank">tuz</a> ve şeker oranı yüksek olup kabul edilebilir sınırların dışında kalan ürünlerin reklamları yasaklanacak. Daha sağlıklı olarak değerlendirilen ürünlerin ise reklamı yapılabilecek.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Uygulamanın denetimi Reklam Standartları Kurumu (ASA) tarafından yapılacak. Hükümet, bu düzenlemenin gıda sektörünü ürün içeriklerini daha sağlıklı hale getirmeye <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank">teşvik</a> etmesini hedefliyor.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">"Reklamlar çocukların beslenme alışkanlıkları üzerinde doğrudan etkili”</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">İngiltere hükümeti, reklam yasağının her yıl çocukların beslenmesinden yaklaşık 7,2 milyar kalorinin çıkarılmasını sağlayacağını, yaklaşık 20 bin çocukta obezitenin önlenmesine katkı sunacağını ve uzun vadede sağlık sistemine yaklaşık 2 milyar sterlinlik fayda sağlayacağını öngörüyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Hükümet, reklamların çocukların beslenme alışkanlıkları üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirterek, yeni düzenlemenin çocukları en çok kullandıkları <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" target="_blank">medya</a> ortamlarında ve en savunmasız oldukları zaman dilimlerinde korumayı amaçladığını vurguluyor.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">İngiltere'de ilkokula başlayan çocukların yüzde 22,1'i fazla kilolu veya obez</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Ülkedeki resmi verilere göre ilkokula başlayan çocukların yüzde 22,1'i fazla kilolu veya obezken, bu oran ilkokul sonunda yüzde 35,8'e yükseliyor.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">5 yaşına kadar olan çocuklarda diş çürüğü ise ülkede hastaneye yatışın başlıca nedenleri arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/obezite-ile-savasmak-icin-abur-cubur-yasagi-geldi-1767771014.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserden ölümler iki katına çıkacak</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kanserden-olumler-iki-katina-cikacak-268</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kanserden-olumler-iki-katina-cikacak-268</guid>
                <description><![CDATA[Önlem alınmazsa kanser kaynaklı ölümler 2050’ye kadar iki katına çıkacak…
Küresel Hastalık Yükü (Global Burden of Disease) Kanser Çalışması’nın son verilerine göre, gerekli önlemler alınmadığı takdirde dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin 2050 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Önlem alınmazsa kanser kaynaklı ölümler 2050’ye kadar iki katına çıkacak…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Küresel Hastalık Yükü (Global Burden of Disease) Kanser Çalışması’nın son verilerine göre, gerekli önlemler alınmadığı takdirde dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin 2050 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmayı yürüten uzmanlar, özellikle Güney Asya ve Sahra Altı Afrika’daki tabloya dikkat çekerek, milyonlarca kişinin önlenebilir ya da erken tedavi edilebilir kanserler nedeniyle hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilim insanlarının 1990-2023 yılları arasındaki verileri inceleyerek 2050’ye yönelik projeksiyonlar oluşturduğu çalışmada, kanserin artık yalnızca yüksek gelirli ülkelerin sorunu olmadığı ortaya kondu. Araştırmaya göre,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank">kanser</a>&nbsp;yükünün giderek daha büyük bölümü düşük ve orta gelirli ülkelere kayıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2023’te 10,4 milyon kişi kanserden hayatını kaybetti<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analize göre 2023 yılında dünya genelinde 18,5 milyon yeni kanser vakası tespit edildi, 10,4 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetti. Bu rakam, dünya genelindeki her altı ölümden birinin kanser kaynaklı olduğunu gösterdi. Kanser ölümlerinin üçte ikisinden fazlasının düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleştiği belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çalışmada, 2023 yılındaki kanser ölümlerinin yüzde 41,7’sinin değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklandığı ifade edildi.&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank">Tütün</a>&nbsp;ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, yüksek vücut kitle indeksi,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hava-kirliligi/" target="_blank">hava kirliliği</a>&nbsp;ile zararlı iş ve çevre koşullarının bu ölümlerde önemli rol oynadığı kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlar, etkili kamu politikalarıyla ve sağlıklı yaşamı&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank">teşvik</a>&nbsp;eden düzenlemelerle her yıl milyonlarca kanser vakasının önlenebileceğini vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2050’de 30,5 milyon yeni vaka bekleniyor<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Otuz yılı aşkın verinin kullanıldığı projeksiyonlara göre, 2050 yılında dünyada her yıl yaklaşık 30,5 milyon yeni kanser vakası görülebilir ve yıllık kanser ölümleri 18,6 milyona ulaşabilir. Bu rakamlar, bugünkü seviyelerin neredeyse iki katına işaret ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlara göre&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/nufus/" target="_blank">nüfus</a>&nbsp;artışı ve yaşlanma bu yükselişte etkili olurken, yaşam tarzındaki değişimler, kentleşme, hava kalitesindeki bozulma ve ekonomik dönüşüm de kanser riskini artırıyor. Gerekli müdahaleler yapılmazsa bu eğilimin devam edeceği öngörülüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Önleme politikaları küresel öncelik olmalı”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlar, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, meme, rahim ağzı ve kalın&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/bagirsak/" target="_blank">bağırsak</a>&nbsp;kanseri gibi türler için tarama programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Tütün kontrolü, hava kalitesinin iyileştirilmesi, obeziteyle mücadele ve iş güvenliği önlemlerinin de güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca, patoloji laboratuvarlarının artırılması, onkoloji alanında uzman sağlık personelinin yetiştirilmesi ve uygun maliyetli tedavilere erişimin sağlanmasının da sağlık sistemleri açısından zorunlu olduğu ifade edildi. Uzmanlar, güçlü kanser kayıt sistemleri olmadan ülkelerin etkili planlama ve ilerleme ölçümü yapamayacağını da belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kanser artık gençleri de daha fazla etkiliyor<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmada, kanserin artık yalnızca ileri yaştaki bireylerin hastalığı olmadığına da dikkat çekildi. Birçok bölgede, geçmişte daha ileri yaşlarda görülen bazı kanser türlerinin genç bireylerde de artış gösterdiği kaydedildi. Bu durumun eğitim, istihdam,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile/" target="_blank">aile</a>&nbsp;hayatı ve ekonomik güvence üzerinde ciddi etkiler yarattığı vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlar, 2050 yılına yönelik tahminlerin kesin bir kader olmadığını belirterek, “Önümüzdeki 25 yıl kritik önem taşıyor. Bilgi birikimimiz mevcut, şimdi ihtiyaç duyulan şey ortak irade ve kararlı adımlar” değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/12/kanserden-olumler-iki-katina-cikacak-1765438068.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>204 bin lira ceza</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/204-bin-lira-ceza-246</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/204-bin-lira-ceza-246</guid>
                <description><![CDATA[Ankara'daki bir alışveriş merkezinde down sendromlu çocuğun oyun alanına alınmamasını "ayrımcılık yasağının ihlali" sayan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, işletmeye üst sınırdan 204 bin 285 lira ceza verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">TİHEK'in kararına göre, Ankara'nın Etimesgut ilçesindeki bir <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/alisveris/" target="_blank">alışveriş</a> merkezinde M.A.Y. isimli çocuğun down sendromlu olması gerekçe gösterilerek <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank">oyun</a> alanına alınmadığı yönündeki haberlerin basına yansıması üzerine resen inceleme başlatıldı.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">İnceleme kapsamında işletmeden alınan savunmada, <a style="background-color:transparent;border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(207, 29, 57);display:inline-block;margin:0px;padding:0px;text-decoration:none;" href="https://www.trthaber.com/etiket/ayrimcilik/" target="_blank">ayrımcılık</a> yapılmadığı, küçük çocuğun menfaati gözetilerek yönlendirme yapıldığı ileri sürüldü.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Top havuzunda 90-140 santimetre arasında boy şartı bulunduğu, yetişkinlerin bu alana alınmadığı, ancak diğer oyuncakların kullanılabileceğinin çocuğun öğretmenine iletildiği savunuldu.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Mağdur çocuğun velisi tarafından sunulan görüşte ise 10 Nisan 2025'te yaşanan olayda, çocuğun öğretmeni ve bakıcısı S.K.O. eşliğinde top havuzuna girmek istediği, ancak işletme çalışanlarının "çocuğun diğer çocuklara zarar verebileceği" gerekçesiyle oyun alanına kabul etmediği belirtildi.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">TİHEK, inceleme sonucu "ayrımcılık yasağının" ihlal edildiğine karar vererek, işletmeye üst sınırdan 204 bin 285 lira idari para cezası uygulanmasına hükmetti.</p><h2 style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(0, 0, 0);display:inline-block;font-family:TRT-Bold, sans-serif;font-size:24px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:500;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">"Çocuğun üstün yararı ilkesiyle bağdaşmıyor"</h2><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">TİHEK'in kararında, olaya ilişkin video kayıtları izlendiğinde, çocuğun özel gereksinimi nedeniyle diğer çocuklara zarar verebileceği veya zarar görebileceği hususunun ifade edildiği, ilgili oyun parkı görevlisi tarafından çocuğun bahsedilen boy sınırlaması aralığında olmaması nedeniyle içeri alınamayacağına dair bir değerlendirme yapılmadığının tespit edildiği kaydedildi.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Kararda, M.A.Y'nin diğer çocuklara zarar verebileceği veya zarar görebileceği yönündeki ön yargı ve aşırı korumacı refleks nedeniyle alınmayarak "ayrı tutma" suretiyle dışlanmasının, çocuğun üstün yararı ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirmesine yer verildi.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Anayasa'nın 10'uncu maddesi ile 6701 sayılı Kanun'daki eşit muamele ve ayrımcılık yasağı hükümlerine atıf yapılan kararda, engellilik temelinde ayrımcılığın açıkça yasaklandığı vurgulandı.</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);border-width:0px;box-sizing:border-box;color:rgb(42, 42, 42);font-family:NotoSans-Regular, sans-serif;font-size:19px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:32px;margin:0px 0px 24px;orphans:2;padding:0px;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Kararda, engelli çocukların akranlarından ayrı tutulmaksızın, eğlence ve dinlenme olanaklarından eşit biçimde yararlanabilmelerinin sağlanması ve sosyal yaşamın tüm alanlarına dahil edilebilmeleri için tüm çocukların erişimine uygun, kapsayıcılık ilkesi çerçevesinde tasarlanmış oyun alanlarının oluşturulması ve engelliliğin önündeki davranışsal bariyerlerin kaldırılmasına yönelik çabaların güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığının altı çizildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 10:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/12/204-bin-lira-ceza-1764833153.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nüfusta büyük kriz kapıda...</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/nufusta-buyuk-kriz-kapida-211</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/nufusta-buyuk-kriz-kapida-211</guid>
                <description><![CDATA[Aile kurmak zorlaştı! Gençler geç evleniyor, çocuk sahibi olma şansı azalıyor. Uzmanlardan gençlere uyarı var: “Ertelemeyin!” Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği’nin (TSRM) düzenlediği toplantıda tedavi alanındaki gelişmelerin yanında, doğurganlığın artırılabilmesine yönelik toplumsal ve sosyal noktalar da tartışıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">Türkiye’de de doğurganlık hızı hızla azalıyor. Son TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de bu sayı 1,48’e kadar düştü. Bir yandan politika yapıcılar bir yandan bilim adamları Türkiye nüfusunun artırılabilmesi için çözüm arayışında.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği’nin (TSRM)&nbsp;düzenlediği 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi’nde kısırlığın sebepleri ve çok istemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan ailelerin çocuk sahibi olabilmesi için çözüm önerileri tartışıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz, gençlere “erken evlenin” çağrısında bulundu. Günümüzün sosyo ekonomik şartları sebebiyle gençlerin evlilik öncesinde kariyer yapma, evlenenlerin ise çocuktan önce ev ya da araba sahibi olma veya gezip tozma gibi kriterleri öncelediklerini hatırlatan Doç. Dr. Gürbüz,&nbsp;“Kısırlık hem kadın hem de erkeklerin problemi. Yaş ilerledikçe hem kadının hem de erkeğin çocuk sahibi olma ihtimali zayıflamaya başlıyor. 25 yaşındaki sağlıklı bir kadının aylık olarak anne olma şansı yüzde 25-30 iken, 35 yaşında bu yüzde 15’e düşer. Düşük yapma riski 25 yaşında yüzde 10 iken 35 yaşında bu yüzde 20’ye yükselir. 35 yaşındaki bir erkeğin baba olma şansı hâlâ yüksektir ancak sperm hareketliği azalmaya başlar. DNA hasar oranı artabilir. Gebelik elde etmek daha uzun sürebilir. Günümüzde 15-20 yıl öncesine göre daha geç evleniliyor. Bu da çocuk sahibi olma şansını düşürüyor. Erken evliliklerin teşvik edilmesi gerekir. Gerçi doğru bir kararla devlet çeşitli krediler vererek ekonomik sebeplerle evlenemeyen gençleri destekliyor. Bu desteklerin daha da artırılması gerekir”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği’nin (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Barış Ata da tıbbın bugün ulaştığı noktada çocuk doğar doğmaz ileride çocuk sahibi olup olamayacağının belirlenebileceğini söyledi. Kısırlığı gösteren yaklaşık 10 tane genin tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Ata, bu genetik mutasyonların bulunduğu kişilerin çocuk sahibi olma konusunda problem yaşadığını belirterek,&nbsp;“Bunu doğar doğmaz ölçmek mümkün. Şu anda 20 genetik hastalığa bakan genetik paneller var. Mesela SMA hastalığına bakılıyor. Bunlara eklenen başka testlerle çocuk doğunca alınacak kandan erken menopoza girip girmeyeceği öğrenilebilir. Buna göre tedbirler alınır. Özellikle bizim ülkemizde akraba evlilikleri fazla olduğu için genetik mutasyonlar daha fazla görülüyor”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">10 YILDA BİR EDİRNE KAYBETTİK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumların nüfusunun sabit kalabilmesi için doğurganlık hızının en az 2,1 seviyesinde olması gerekiyor. Yani sağlıklı&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/nufus" target="_blank" title="nüfus">nüfus</a>&nbsp;artışı için bir kadının en az 2,1 çocuk doğurması bekleniyor. Oysa bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğurganlık hızı hızla azalıyor. Son TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de bu sayı 1,48’e kadar düştü. 2015 yılında 1 yılda yapılan canlı&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dogum" target="_blank" title="doğum">doğum</a>&nbsp;1 milyon 336 bin 908 iken, 2023 yılında ilk kez bir milyonun altına düşerek 958 bin 408 oldu. 2024 yılında ise 937 bin 559’a geriledi. Bu 10 yıl içinde yaklaşık olarak bir Edirne ilinin nüfusumuzdan eksildiğini gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YUMURTA DONDURMA KRİTERLERİ KOLAYLAŞTIRILMALI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Günümüz hayat şartları ve çevresel etkenler sebebiyle kadınlarda yumurta rezervlerinin genç yaşta hızla azalmaya başladığı ve bunun da kısırlık oranlarının artışında önemli bir faktör olduğunun altını çizen Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu,&nbsp;“Bu durumda ileri yaşta da çocuk sahibi olabilmek için yumurta dondurma önerilebilir. Ancak bu tedavinin de erken yaşta yapılması gerekir. Çünkü 20 yaşındaki bir kadının yumurta kalitesi ve sayısı ile 40 yaşındaki kadının aynı değildir. Eve bir canlı bebek götürebilmek için 42 yaşındaki kadının 33 tane yumurtasını dondurması gerekirken, 32 yaşındaki kadının 15 tane dondurması yeterlidir. Türkiye’de yumurta dondurma izni bazı özel kriterlere göre verilmektedir. Oysa günümüzde doğurganlığın korunabilmesi için bu kriterler kolaylaştırılmalı ya da serbest bırakılmalıdır”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DOĞURGANLIK CHECK-UP’I YAPILSIN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birçok çiftin çocuk sahibi olmayı ertelerken kendi üreme sağlığı hakkında hiçbir bilgisi olmadığını söyleyen Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği’nin (TSRM) Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün, erteleme kararından önce evli çiftlerin çocuk sahibi olup olmayacaklarının kontrol edilebileceği bir check-up yaptırması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Üstün,&nbsp;“Hem kadınlar hem erkekler için bunu ölçebilecek testler var. Yumurtalık rezervi taraması, sperm sayısı ve kalitesi ölçme gibi... Çiftlerin çocuk erteleme kararından önce mutlaka doktora giderek ne kadar zamanlarının kaldığını öğrenmesi gerekir. Eğer doktor bekleyebilirsiniz derse, çocuk sahibi olmak istediklerinde çok geç kalmış olmazlar”&nbsp;diye açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KISIRLIK TEDAVİLERİ ÖZEL DAL OLMALI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tıptaki teknolojik gelişmelerle birlikte kısırlık tedavileri ve tüp bebek uygulamalarının büyük bir hızla geliştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Ata,&nbsp;“Bu kapsamda, Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite alanı, modern tıbbın en hızlı gelişen, en çok bilimsel yenilik üreten ve en yüksek multidisipliner iş birliği gerektiren dallarından biri olarak öne çıkmaktadır. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığının temel eğitiminden çok daha ileri düzeyde hormonal, genetik, metabolik, cerrahi ve laboratuvar bilgi birikimi gereklidir. Bu alanlarda yeterliliğin sağlanması, yalnızca temel uzmanlık eğitimiyle mümkün değildir. İleri düzey süreç, özel bir eğitim gerektirir. Üreme endokrinolojisi ve infertilite, batıda uzun yıllardır bağımsız bir yan dal olarak kabul edilmiştir. Bizde ise sadece 6 aylık bir sertifikasyon ile üremeye yardımcı teknoloji eğitimi verilmektedir Türkiye, tüp bebek uygulamalarında dünya çapında başarıya sahip bir ülke olmasına rağmen, bu alanda yan dal yapılanmasının eksikliği hem klinik hizmetlerde hem akademik üretimde hissedilmektedir. Bu kongrede yabancı uzmanlarla üreme endokrinolojisi ve infertilite alanın bir yan dal olabilmesi için atılması gereken temel adımlar da tartışıldı”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 10:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/11/nufusta-buyuk-kriz-kapida-1764055762.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çin tuzu bağımlılık yapıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/cin-tuzu-bagimlilik-yapiyor-200</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/cin-tuzu-bagimlilik-yapiyor-200</guid>
                <description><![CDATA[Yiyeceklere lezzet vermek için eklenen Çin tuzu kullanımının her yaşta sağlık riskleri oluşturduğunu vurgulayan çocuk hastalıkları uzmanları, özellikle çocukluk çağında tüketilmesinin ileri yaşlarda MS ve kanser gelişme riskini artırdığı uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yiyeceklere lezzet vermek için eklenen Çin tuzu kullanımının her yaşta sağlık riskleri oluşturduğunu vurgulayan çocuk hastalıkları uzmanları, özellikle çocukluk çağında tüketilmesinin ileri yaşlarda MS ve kanser gelişme riskini artırdığı uyarısında bulundu. Türk Pediyatri Kurumu tarafından düzenlenen 60. Türk Pediyatri Kongresi’nde birçok ülkede yasaklanan ve Dünya Sağlık Örgütünün ‘en zararlı yiyecekler’ listesinin içeriklerinde yer alan Çin tuzu tehlikesinin boyutlarına dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Halk arasında Çin tuzu olarak bilinen monosodyum glutamat (MSG) maddesinin bağırsak iç yüzeyini bozduğunu söyleyen Kocaeli Üniversitesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Pediyatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi, Prof. Dr. Metin Aydoğan&nbsp;<strong>“Katkı maddesi içeren yiyecek ve içecekler, hazır meyve suları, işlenmiş gıdalar, bağırsak epitelini darmadağınık ediyor. Bu da pek çok hastalığın sadece alerjik hastalıkların değil, MS’i de artıyor, ilerde kanser riskini de artırıyor. Sindirim sisteminin merkezi olan ve ikinci beyin olarak tanımlanan bağırsakların sağlığı, bütün metabolizmayı etkilemektedir. Bağışıklık sistemi hücrelerinin yüzde 70’i bağırsaklarda bulunmaktadır. Bağırsak iç yüzeyi bozulursa, sızan toksinler, mikroplar ve sindirilmemiş besinler kan dolaşımına karışır, bağışıklık sistemi ise tanımadığı bu maddelere karşı saldırıya geçer. Yani bağışıklık sistemi kendi dokusuna saldırır”&nbsp;</strong>dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abur cuburların içindeki Çin tuzunun bağımlılık yaptığını ifade eden Prof. Dr. Aydoğan&nbsp;<strong>“Paketlenmiş ve işlenmiş gıdalar en çok MSG içeren ürünlerdir. Özellikle noodllelar, hazır çorbalar, cipsler, işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis), krakerler, dondurulmuş gıdalar ve fast food ürünleri MSG içerebilir. Bu tür yiyecekler çocukların lezzet algısını bozarak ya da yanıltarak o gıdaların daha çok tüketilmesine sebep oluyor yani bir tür bağımlılık oluşturuyor. Ayrıca çocuklarda beyin gelişimi ve dikkat eksikliği gibi problemlerle birlikte hormonal bozukluklar, diyabet ve obezite riskini de artıyor. Eğer çocuklarınıza zarar vermek istiyorsanız cips yedirin”</strong>&nbsp;diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TEMİZLİK MADDELERİNE DİKKAT<o:p></o:p></strong></p><ul><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Evde kullanılan ve dışarıda maruz kalınan temizlik maddelerinin de hava yolu ya da ağızdan alınarak hava yolları epiteli ile bağırsak epitelini bozduğunu söyleyen Prof. Dr. Metin Aydoğan dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Kargodan, market ve manavdan gelen paketleri evin içinde açmayın. O plastik partiküller, havada asılı kalıyor. Çocuklar ve erişkinler bunları soluduklarında dolaşım sistemine katılıyor.<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Bulaşık makinelerinin içine parlatıcı koymayın.<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Çamaşır makinesine yumuşatıcı koymayın.<o:p></o:p></li><li class="MsoNormal" style="mso-list:l0 level1 lfo1;tab-stops:list 36.0pt;">Özellikle büyük restoranlarda çok hızlı yıkamalar yapıldığı için tabak ve bardakların üzerinde çok ciddi deterjan kalıntıları kalıyor. Bunları da ağız yoluyla alıyoruz.<o:p></o:p></li></ul><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 10:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/11/cin-tuzu-bagimlilik-yapiyor-1763799299.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutkanlık</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/unutkanlik-22</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/unutkanlik-22</guid>
                <description><![CDATA[Unutkanlık modern çağın en yaygın şikayetlerinden biri.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Unutkanlık modern çağın en yaygın şikayetlerinden biri. Neyse ki, beynimiz biz onu ne kadar çok çalıştırırsak o kadar güçleniyor! İşte hafızanı güçlendirmek ve zihnini keskin tutmak için her gün uygulayabileceğin basit ama etkili alışkanlıklar:</span></span><br><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">1. Zihnini Çalıştır: ? Bulmaca çöz, kitap oku, yeni bir dil veya müzik aleti öğren. Beyin egzersizleri yeni nöron bağlantıları oluşturur ve hafızayı kuvvetlendirir.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">2. Beynini Besle: ? Omega-3 (somon, ceviz), antioksidanlar (yaban mersini, ıspanak) ve B vitaminleri beyin sağlığının en iyi dostlarıdır. İşlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden uzak dur.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">3. Hareket Et: ?‍♂️ Düzenli fiziksel aktivite, beyne daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Yürüyüş, her iki kol ve ayağı çalıştıran sporlar veya yüzme gibi aktiviteler hafıza merkezlerinin gelişimine katkıda bulunur.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">4. Kaliteli Uyu: ? Beyin, gün boyu öğrendiklerini uyku sırasında işler ve depolar. 7-9 saat kaliteli uyku, hafıza konsolidasyonu için olmazsa olmazdır.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">5. Stresini Yönet: ?‍♀️ Kronik stres, hafızaya zarar verir. Dua, Meditasyon, derin nefes egzersizleri ve doğada zaman geçirmek zihni sakinleştirir ve odaklanmayı artırır.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">6. Sosyalleş ve Su İç: ?? Sosyal etkileşim zihni canlı tutar, yeterli su tüketimi ise beynin temel ihtiyacıdır. Susuz kalan beyin, odaklanmakta zorlanır.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">7. Düzenli Ol: ? Küçük ama istikrarlı adımlar her zaman çok faydalıdır.. Bu alışkanlıkları günlük rutinine yayarak uzun vadede inanılmaz farklar oluşturabilirsin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/unutkanlik-1758122623.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyksuzluk neden önemli</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/uyksuzluk-neden-onemli-21</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/uyksuzluk-neden-onemli-21</guid>
                <description><![CDATA[İnsan vücudu ve zihni için uyku hayati bir ihtiyaç. Hiç uyumamak veya uzun süre uykusuz kalmak ciddi sonuçlar doğurur:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">İnsan vücudu ve zihni için uyku hayati bir ihtiyaç. Hiç uyumamak veya uzun süre uykusuz kalmak ciddi sonuçlar doğurur:</span></span><br><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">? Beyin Üzerine Etkileri</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Dikkat ve hafıza bozulur: Beyin bilgiyi işleyemez, karar verme zorlaşır.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Halüsinasyonlar ve paranoya: 2–3 gün uykusuz kalınca gerçeklik algısı bozulur.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Duygusal dengesizlik: Stres hormonu artar, öfke ve kaygı yükselir.</span></span><br><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">? Vücut Sağlığına Etkileri</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Bağışıklık çöküşü: Vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız kalır.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Kalp-damar yükü: Tansiyon ve kalp ritmi bozulabilir.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Metabolizma sorunları: Açlık-tokluk hormonları dengesizleşir, şeker regülasyonu bozulur.</span></span><br><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">⏱️ Kritik Süreler</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• 24 saat uykusuzluk: Dikkat ve refleksler alkol etkisi altındaki kadar bozulur.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• 48–72 saat uykusuzluk: Şiddetli konsantrasyon kaybı, halüsinasyonlar.</span></span><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">• Uzun süreli (günlerce): Organ sistemlerinde ciddi bozulma ve hayati risk.</span></span><br><br><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:left;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">? Sonuç: Uykusuzluk sadece yorgunluk değil, sinir sistemi, hormonlar, bağışıklık ve kalp sağlığı için bir krizdir. Düzenli ve kaliteli uyku, beynin ve bedenin tamir mekanizmasıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 18:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/uyksuzluk-neden-onemli-1758122265.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stresin Sessiz Yolculuğu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/stresin-sessiz-yolculugu-17</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/stresin-sessiz-yolculugu-17</guid>
                <description><![CDATA[Stres bazen bir baş ağrısı, bazen yorgun bir bakış, bazen de içimizde sessizce büyüyen bir ağırlık…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Stres bazen bir baş ağrısı, bazen yorgun bir bakış, bazen de içimizde sessizce büyüyen bir ağırlık…&nbsp;</p><p>Günlük hayatın koşuşturması, fark etmeden bedenimizi ve zihnimizi yıpratıyor. Sindirim sistemimizden bağışıklığımıza, kalbimizden uyku düzenimize kadar her şeyi etkiliyor. Bedeninizin sessiz mesajlarını görmezden gelmeyin. Kendinize zaman ayırın, zihninizi dinleyin, ruhunuza şefkatle yaklaşın. Çünkü stres, görmediğimiz yerlerde bile iz bırakıyor.&nbsp;</p><p>Stres erkeklerde bedeni, kadınlarda ruhu daha çok yıpratır. Erkek bedeni stresle kasılır, yorulur; kadın zihni ise suskun fırtınalarla dolup taşar. Bedeninin sesini dinle, zihnini sakinleştir. Stres seni parçalamadan önce, sen onu yönet.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/stresin-sessiz-yolculugu-kaynak-linki-1758057039.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
