<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Medya Mit</title>
        <link>https://www.medyamit.com.tr/</link>
        <description>Medya Mit</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Madalyonun Sırrı</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/madalyonun-sirri-763</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/madalyonun-sirri-763</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bazı romanlar vardır;</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">konusu anlatıldığında ilginçtir,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">okunduğunda sürükleyicidir,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ama kapatıldığında zihinde bir şey bırakmaz.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bazıları ise okurla sessiz bir sözleşme yapar:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">“Seni eğlendireceğim ama daha çok düşündüreceğim.”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;"><strong>Madalyonun Sırrı</strong> ikinci gruba ait bir roman.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Hikâye, tedaviye dirençli bir hastalıkla başlıyor.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Modern tıbbın bütün araçlarının denendiği, fakat sonuç alınamayan bir beden…</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu noktada romanın yaptığı şey önemli:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Okuru, bilim karşıtlığına savurmadan, bilimin <strong>sınırlarını</strong> hatırlatıyor.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Çünkü her çağ, kendi bilgisini mutlak sanma eğilimindedir.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ve insan, en çok “artık biliyoruz” dediği anda yanılır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Romanın merkezindeki genç hekim adayı Ömer, annesinin ağrılarıyla birlikte aslında daha büyük bir gerçekle yüzleşir:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bilgi, her zaman şifa üretmez.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bazen sadece çaresizliği daha görünür kılar.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Buradan sonra <strong>Madalyonun Sırrı</strong>, klasik bir “alternatif tıp” anlatısına düşmez.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Aksine, modern akıl ile kadim bilginin karşı karşıya geldiği o tehlikeli eşiği kurar.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ve okura şu soruyu yöneltir:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bir bilgi, ne zaman hikmete dönüşür?</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ve ne zaman güç arzusunun oyuncağı olur?<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Roman ilerledikçe, İstanbul’dan Ötüken’e, bugünden Osmanlı’nın derinliklerine uzanan bir anlatı ağı kurulur.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Gizemli bir madalyon, bu ağın merkezinde sadece bir nesne değildir;</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">o, insanın <strong>kontrol etme arzusunun</strong> sembolüdür.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Burada romanın asıl meselesi netleşir:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Şifa arayışı masumdur;</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ama güç arayışı, nadiren öyle kalır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu roman okura hazır cevaplar sunmaz.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bilakis, rahatsız edici sorular bırakır.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">“İnsan iyileştirmek isterken ne zaman haddini aşar?”</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">“Bilgi arttıkça sorumluluk neden azalır?”</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">“Modern insan neden sezgiden bu kadar korkar?”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu soruların cevabı romanda açıkça yazmaz.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ama okur, satır aralarında şunu hisseder:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Teknoloji ilerledikçe insan bilgeleşmeyebilir.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ve her ilerleme, ahlaki bir yükseliş anlamına gelmez.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;"><strong>Madalyonun Sırrı</strong>,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ne sadece bir tarihî kurgu,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ne sadece bir macera,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">ne de romantik bir anlatıdır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bu roman, modern çağın görünmeyen kibriyle yüzleşmek isteyen okur için yazılmıştır.</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Ve belki de en önemlisi şunu hatırlatır:</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">Bazı sırlar çözülmek için değil,</span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;">insana sınırlarını hatırlatmak için vardır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><strong>Kitap Linki</strong>:<a href="https://www.bkmkitap.com/madalyonun-sirri"><span style="color:hsl(210, 75%, 60%);">https://www.bkmkitap.com/madalyonun-sirri</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/madalyonun-sirri-1775485376.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan Kuzularına</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ramazan-kuzularina-663</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ramazan-kuzularina-663</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Muammer Erkul’un yazıp çizdiği “Ramazan Kuzularına” kitabının gönüllüsü ve destekçilerinden olan, sosyal medya alanında faaliyet gösteren D. Arvasi şöyle diyor:&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">“Ramazan Kuzularını ilk okumaya başladığımda her gün yeni bölümü heyecanla beklerdim.<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şimdi kitap hâline gelince mutluluğum daha da arttı. Çünkü bu kitap hem kendime saklayabileceğim kıymetli bir hatıra hem de çocuklara verebileceğim en güzel hediyelerden biri.<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İslamiyet’i anlatırken kullanılan üslup o kadar anlaşılır ve öyle tatlı ki…<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bence her evde bulunması gereken kitaplardan.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">64 sayfalık bu sevimli kitabın belki de en açıklayıcı kritiği budur.<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Küçük bir grup çocukla sohbet eden kitap, kısa konular, net anlaşılır ifadeler ve nokta atışı seçilmiş konuları gayet ustaca anlatıyor.<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu kitabı bir iki defa okuyan kişi; kader nedir, ehlisünnet itikadı, temkin vakti, eve resim asmak, rahmet melekleri, namaz adabı, resimli seccadeler, Resulullah efendimizin sevgisi ve daha başka pek çok konuyu öğrenip sindirmiş oluyor…<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Çocuklarına kitap seçemeyen ana babaların, arayıp da bulamadığı kitap.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Özellikle Ramazan günlerinde çok kimse, Ramazan ve Bayram hediyesi olarak dağıtmak için bu kitaptan toplu olarak aldığını söyledi. Çünkü hep fiyatı çok uygun hem de aynı fiyata alınacak başka bir hediye gibi iki ısırmakla tükenen bir şey değil. Bazı şeylerin karşılığı bu dünyalık değildir.<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir tek çocuğa bile, itikada ait verilecek doğru bilginin karşılığı neyle ölçülebilir?</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ramazan Kuzularına; kendi çocuklarımıza, torunlarımıza alabileceğimiz gibi, toplu hediyelere de uygun şekilde tasalanmış ve öyle fiyatlandırılmış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ramazan için yapılan indirim ise hala devam ediyor.</span></span></p><p><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-ansi-language:TR;mso-bidi-font-family:Arial;mso-bidi-language:AR-SA;mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-fareast-font-family:Calibri;mso-fareast-language:EN-US;mso-fareast-theme-font:minor-latin;">Buradan bulmak mümkün =&nbsp;</span></span><a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/ramazan-kuzularina/678894.html"><span style="color:hsl(240,75%,60%);font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-ansi-language:TR;mso-bidi-font-family:Arial;mso-bidi-language:AR-SA;mso-bidi-theme-font:minor-bidi;mso-fareast-font-family:Calibri;mso-fareast-language:EN-US;mso-fareast-theme-font:minor-latin;">https://www.kitapyurdu.com/kitap/ramazan-kuzularina/678894.html</span></span></a></p><figure class="image"><img src="/images/files/kk1(1).jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk2.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk3.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk4.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk5.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk6.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk7.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk8.jpeg"></figure><figure class="image"><img src="/images/files/kk9.jpeg"></figure>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/ramazan-kuzularina-1773675206.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değer Sizseniz Değer Sizsiniz</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/deger-sizseniz-deger-sizsiniz-384</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/deger-sizseniz-deger-sizsiniz-384</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Prof. Dr. Mustafa Şeker <strong>“Değer Sizseniz Değer Sizsiniz”&nbsp;</strong>kitabının önsözünde şöyle diyor:&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Toplumların ve kurdukları medeniyetlerin ömrü, insan olmanın gerekliliğine ait argümanları ayakta tutma refleksi ile paralellik taşır. İnsan olmanın bilincine vâkıf bir kimse; yaratılış gayesi ve özünde taşıdığı değerler sebebiyle </span><i><span style="line-height:107%;">"suların kendi yatağında akması"</span></i><span style="line-height:107%;"> misali mutlaka karakterinin gereğini ortaya koyar ki bu neredeyse kaçınılmazdır. Bu gerçekleri yok sayarak değerlere savaş açan anlayışların ise başarı ihtimali yoktur. Çünkü insanoğlu, bir madde olmanın ötesinde ruh gibi bir değere de sahiptir ki taşıdığı misyon ve anlayışların şifrelerini burada muhafaza eder. İnsan hakkında kararlar alırken onun özünde var olan değerleri ve birikimi dikkate almadan yapılacak düzenlemeler, boşa zaman harcamak olacaktır. Çünkü insan, kompleks bir varlıktır ve onun ihtiyaçları, beklentileri, hayat düsturları çeşitlilik arz eder. İnsan hakkında; kültürü, âdetleri, gelenekleri, yasadığı/yetiştiği çevre, aldığı eğitim, ögrendikleri, ferdi ihtiyaçları gibi argümanları dikkate almadan verilecek kararlar, onun menfaatine uygun olamayacağı gibi boşa harcanmış zamanın hassas terazideki bedeli de ağır olacaktır. Ayrıca saniyelerin bile önemli olduğu hayatımızda, </span><i><span style="line-height:107%;"><strong>"Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"</strong></span></i><span style="line-height:107%;"> İlahi düsturu gereği istişare kültürü kazanmamış bireylerin vereceği kararların neticesinde çoğu zaman boşa kürek çekilmiş olacaktır ki bunun muhatapları, kim olursa olsun, hızla akan hayat mücadelesi sürecinde emek israfı kadar zaman israfının da hesabını veremeyecektir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan hayati hızla akarken arkasından bıraktığı izlerdir onu değerli kılan. Çünkü </span><i><span style="line-height:107%;">"İnsan ölür kalır eseri, hayvan ölür kalır semeri."</span></i><span style="line-height:107%;"> özlü sözünde de belirtildiği gibi yüzlerce yıl önce yapılan eserler bugün bile dimdik ayakta ise bizden sonra gelecek nesillere karşı da büyük sorumluluklarımız var demektir. Zira insanı yaşatmayı, devletin yaşaması kabul eden bir medeniyet ki uzun ömürlü olmanın nice sırlarını taşır bir sözde.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu kadar maddi eser bırakma heyecanı taşıyan bir insan için asıl kalıcı olan nedir? Bu heyecan taşıyan kimseler için insani değerli kılan diğer yönüne yönelmek niçin önemlidir? İnsan sadece bir et yığınından mı ibarettir? Bu et yığınını değerli kılan hangi özelliğidir? Aranılan et ise daha semiz varlıklar yok mudur yeryüzünde? Mesela, eşref-i mahlûkat olan ve her nimete kavuşmuş olmasına rağmen bunları düşünmeden yarınının kavgasına tutuşan bir insan, kendini değerli kılan meziyetlerini niçin çok fazla tefekkür etmez? Kendine benzemeyen başka varlıklardan daha acımasız olmak, aklı ve vicdanı olan bir insanın yapabileceği bir şey midir? Vahşi bir aslan bile tok iken hiç kimseye saldırmaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Hâl böyle iken bir insan 100 yıl sonrasının yıkım planlarını kurar; bu uğurda da yakar, yıkar ve öldürür. Peki, bunu niçin yapar ve bu yaptıkları hangi açlığın tezahürüdür?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte bu ve bunun gibi uzayıp giden suallerin cevapları birçok sırları da taşır insan hakkında. Öyleyse insanı çok iyi tanımak ve çözümlemek gerekir. Etten, deriden, kemikten teşekkül eden, kendine biçilmiş bir misyonu olan ve var oluş gayesinin bilincinde şerefli bir varlık olarak omuzundaki ağır yükün sorumluluğuna uygun davranması gerektiğini bilen bir insanın, asli yönünün ruh tarafı olduğundan habersiz olması düşünülebilir mi? Dolayısıyla mükemmel yaratılan bir insanın, omuzunda taşıdığı ağır yüklerin verdiği sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu, insana kendini sorgulama mecburiyeti de yüklemiştir. İlk ve en önemli sorumluluğu ise kendine bu kadar nimetleri veren yaratanını tanıma sorumluluğudur. Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım her an Onun verdiği nimetleri yer-içer, O'nun verdiği nimetleri teneffüs eder ve O'nun verdiği nimetlerle karşılaşırız. Bir adresi ararken bize yolu tarif edene, açken bir tabak yemek verene, ayağımız tökezleyip düşecekken kolumuzdan tutup bizi düşmekten kurtarana binlerce teşekkür ederken her şeyimizi yoktan var edene ayni vefakârlığı göstermemek ne ile izah edilebilir? Öyleyse bütün bunlara rağmen insanoğlu niçin inat etmeye devam eder?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aksam yastığa başını koyduğunda gününün muhasebesini yapan akıllı bir insan, kendini hesaba çekmeye başladığı zaman eğer bunu samimiyetle yapıyorsa yüzleştiği gerçekler kendini çoğu zaman doğru adrese götürür. Var olan eksiklerimiz, sınırlılıklarımız ve çaresizliklerimize rağmen kendimizi sorgulamayı niçin bir acizlik/küçüklük olarak görürüz ki? Aslında elimiz kolumuz bağlandığında ve çaresizlikler karşısında ortaya çıkmıyor mu gerçek acizliğimiz? Gözle görülemeyen küçücük bir varlık bizi yataktan kalkamayacak şekilde zayıf düşürebiliyorsa, gözümüze giren kıldan ince bir sinir, fonksiyonunu kaybettiğinde hayatımız kararıyorsa daha neyimize güvenerek burnumuzdan kil aldırmayacak kadar kibirleneceğiz? Bu kadar zayıf ve dayanıksız bir canlı iken neyimize güvenerek bizi yoktan var eden Rabb'imize karşı yiğitlik yapma edepsizliğine bürünebiliriz. Dolayısıyla insanoğlu, kendini çok iyi tanımalı, sorgulamalı ve yeryüzünde bulunuş misyonunu tekrar gözden geçirmelidir. Bunu yaparken de kendini iyi tanımalı; biyolojik, fizyolojik, sosyolojik ve kültürel yönünü çok iyi anlamaya çalışmalıdır. İnsan, biyolojik ve fizyolojik yönünü kitaplardan okuyarak öğrenebilir fakat törpülenmesi gereken yerleri için hangi ustaya müracaat etmelidir?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aileye mi, okula mı, sosyal çevreye mi, yoksa medyaya mı?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kime?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Genellikle güvenilir olanın ilk ikisi olduğunu söyleriz hep yani aile ve okul. Peki, günümüzde aile ve okul, bu misyonu gerçekleştirme noktasında ne kadar ehil? Eğitim anne karnında başlar, ailede öğrenilir, okulda koordineli hale getirilir, sokakta yaşanır ki bütün bunlar, sözünü ettiğimiz mevkilerin geçmişten bugüne asli vazifeleri olarak bilinir. Peki, durum ne kadar öyle?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün, aile mefhumu onlarca yıldır dışarıdan gelen sert rüzgârlar karşısında artık gerçek misyonunu kaybetmeye başlamıştır. Hâl böyle olunca toplumun devamı, sosyal ve kültürel hayatın sürekliliği için bu çok önemli kuruma esas misyonunun tekrar kazandırılması mecburidir. Hatta gerekirse bu uğurda yeni bir kurtuluş mücadelesi vermek bile gerekebilir ki bir bedenin hayatta kalabilmesi için en ağır reçeteleri uyguladığımız gibi benzer acı ilaçları binlerce yıllık geçmişi olan bir toplumun ayakta durması için de vermek zorunda kalabiliriz. Çünkü gerekli tedbirler alınmazsa çok uzak olmayan bir gelecekte dejenerasyonun sonucunu, </span><i><span style="line-height:107%;"><strong>"toplumsal kalıntılar"</strong></span></i><span style="line-height:107%;"> olarak görme ihtimali belirebilir ki bunları düşünmek bile acı vericidir. Bu farkındalığa rağmen çocuğa, aile ortamında verebildiklerimiz, okula gittiğinde yıkılıyorsa süreklilik arz etmesi gereken ve büyük beklentilere sahip olduğumuz en önemli kurumlardan biri çökmüş demektir. Böyle bir durumla karşılaşıyor olmamız, eğitimin gerçek misyonunu ve inandırıcılığını geçmişte olduğu gibi yeniden nasıl gerçekleştirebileceğimize; kalıcılığı, sürekliği ve niteliği nasıl sağlayabileceğimize kafa yormak zorunda olduğumuzu gösterir. Eğer bir profesör bile, "</span><i><span style="line-height:107%;">İmkânım olsa çocuğumu okula göndermem!"&nbsp;</span></i><span style="line-height:107%;">diyebiliyorsa, toplum içinde herkes tarafından tanınan, ağırlığı olan, birçok insan tarafından da rol model kabul edilen bir sanatçı, çocuğunu okula göndermeden başarılı hayatın şifrelerini verebildiğini ve okula gerek duymadan eğitim ihtiyacını karşılayabildiğini ifade ediyor, üstelik bunu da başarabiliyorsa acaba problem nerededir? Ayrıca okula giden bir çocuk; akşam, hiç duyulmamış kem sözlerle eve gelebiliyor, okulu sadece bir hobi gibi görüp eğitim-öğretim yuvası gibi algılayamıyorsa acaba okullar ve eğitim kurumlarımız neyi, nerede yanlış ya da eksik yapmaktadır? Çocuk, ihtiyacı olan şeyi; ailede, okulda, öğretmende bulamıyorsa, karşısına çıkan yanlışa karşı bir manevra kabiliyeti yoksa kötü ve nahoş olanın üstünlüğünü sorgulamadan kabullenebiliyorsa, acaba çocuğun eğitim paydaşları olarak neyi, nerede yanlış yapıyoruz? Çocuğa; tarihini, dilini, kültürünü, milli/manevi kimliğini, insani değer yargılarını kazandırma noktasında yukarıda saydığımız kurumların kendini ve vicdanını yeniden sorgulama sorumluluğu yok mudur?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Öğretmenlerin ve ailelerin bile sadece, </span><i><span style="line-height:107%;">"Zaman değişti, gençlik bozuldu!"</span></i><span style="line-height:107%;"> hayıflanmalarına sarılarak çözüm üretemeyen bir anlayışa sürüklenmesi ve çaresizlik sendromu ile hareket etmesi, yenilgiyi kabullenmek demek değil midir? Sorumluluk mevkiinde bulunan kurumların ve bireylerin, yenilgiyi bu kadar çabuk kabullenme lüksleri var mıdır? Öyleyse bedeni ihtiyaçlarını karşılayan bir insanla hem bedeni hem ruhi ihtiyaçlarım birlikte karşılayan insan arasındaki fark nedir? İkisi de kendisine biçilen ömrün kum saati karşısında nasıl bir çözüm üretebilmektedir? Her iki tip insan da hayatının bekası için bir şeyler üretmek zorundadır? Yoksa huzuru temel edinen bireylerden müteşekkil toplumlar için bir şeyleri körü körüne taklitte gereksiz ısrar, ancak kaybolmuş nesiller ve boşa harcanmış zaman olacaktır ki bunun iki cihandaki faturasının muhataplarına çok ağır bedeller ödeteceğine hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmamalıdır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu eser, insanı; ruhundan, vicdanından ve değerlerinden bağımsız konumlandırmanın bedellerinin ağır olacağına işaret etmek için yazılmıştır. Ayrıca bu kitapta; insan hakkında, onun ruhi ihtiyaçlarını, yetiştiği milli, manevi ve kültürel değerlerini hesaba katmadan alınacak kararların hiçbir zaman başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığına ve olamayacağına vurgu yapılmıştır. Bununla birlikte, onlarca yıldır bilimsel ölçütlerden ve fizik kurallarından başka bir gerçekliği kabul etmeyen anlayışların, kendine rakip olarak gördüğü metafizik gerçeklerle girdiği lüzumsuz mücadeleye değinilmiştir. Öyle ki bu eserde aynı zamanda; materyalist ve pozitivist anlayışların, kibrinden dolayı karşılıklı konuşmayı bile kabul etmediği metafizik gerçekleri reddetmekle kalmayıp niçin sürekli kendine rakip olarak gördüğüne, bunların savunduğu değerleri nasıl gölgelemeye çalıştığına, bunu yaparken de Orta Çağ Avrupası’nda yaşanan olumsuzluklar üzerinden mazlum rolünü nasıl profesyonelce oynadığına dikkat çekilmiş, tarihten günümüze gerçek olaylardan misaller verilerek konuya,<strong> ilk defa</strong> farklı bir perspektiften yaklaşım sergilenmiştir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><i><span style="line-height:107%;">Bu eserin, bütün ön yargılardan uzak okunması çok önemlidir. Gerçekleri görmekten ve duymaktan korkmayan, karanlığa esir olmamış, fikri ve vicdanı hür, hakkı teslim eden entelektüel birikime sahip kimselerin en üst seviyede istifadesine sunulmuş bu çalışma, her kesimden insanın hassas vicdan terazisinde mutlaka yer bulacaktır.</span></i></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><i><span style="line-height:107%;">KTB KİTAP:</span></i></span><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/deger-sizseniz-deger-sizsiniz-mustafa-seker"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><i><span style="line-height:107%;">https://www.ktbkitap.com/urun/deger-sizseniz-deger-sizsiniz-mustafa-seker</span></i></span></a><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><i><span style="line-height:107%;"><o:p></o:p></span></i></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/01/deger-sizseniz-deger-sizsiniz-1767707533.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahıska Türkleri</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ahiska-turkleri-248</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ahiska-turkleri-248</guid>
                <description><![CDATA[Dr. Mehmet Şahin'in hazırladığı "Istırap Dolu Bir Tarih: Ahıska Türkleri", sadece soğuk bir tarih anlatımı değil, aynı zamanda köklerinden koparılmış bir halkın hafızasına kazınan bitmek bilmeyen acıların yazılı bir anıtıdır. Bu eser, 14 Kasım 1944 günü, Sovyetler Birliği'nin en karanlık uygulamalarından biriyle, kışın en ağır koşullarında, toprağından zorla sökülüp atılan Ahıska Türklerinin yüz yıllık trajedisini gözler önüne sermektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Eser Adı:</strong> Istırap Dolu Bir Tarih (Ah)ıska Türkleri <strong>Yazar:</strong> Dr. Mehmet Şahin <strong>Yayınevi:</strong> KTB Yayınları<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dr. Mehmet Şahin'in hazırladığı <strong>"Istırap Dolu Bir Tarih Ahıska Türkleri"</strong>, sadece soğuk bir tarih anlatımı değil, aynı zamanda köklerinden koparılmış bir halkın hafızasına kazınan bitmek bilmeyen acıların yazılı bir anıtıdır. Bu eser, 14 Kasım 1944 günü, Sovyetler Birliği'nin en karanlık uygulamalarından biriyle, kışın en ağır koşullarında, toprağından zorla sökülüp atılan Ahıska Türklerinin yüz yıllık trajedisini gözler önüne sermektedir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kitap, ilk olarak sürgün emrinin verildiği o dehşet verici gecenin duygusal ağırlığını hissettiriyor. Halk, savaşın yorgunluğu içindeyken, saatler içinde hazırlık yapmaya zorlanmış, yaşlılar, hastalar ve çocuklar ölüm yolculuğuna çıkarılmıştır. Yazar, tren vagonlarında yaşanan açlık, hastalık ve donma nedeniyle yolda yitip giden canların sessiz çığlıklarını, tarihi kayıtlar üzerinden okuyucuya aktarırken, okuyucunun o dönemin çaresizliğini derinden idrak etmesini sağlamaktadır. Bu, sadece bir göç değil, adeta bir <strong>soykırımın eşiğinden dönüş</strong> hikayesidir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dr. Şahin, Orta Asya’nın ücra köşelerine atılan Ahıska Türklerinin o topraklarda sıfırdan bir hayat kurma mücadelesini, <strong>ana dilini ve kültürel kimliğini koruma direncini</strong> etkileyici bir dille işliyor. Eser, 1989 yılında Fergana Vadisi'nde (Özbekistan) yaşanan ve Ahıska Türklerinin bir kez daha yurtlarından çıkmak zorunda kaldığı kanlı olaylara değinerek, halkın çektiği ıstırabın <strong>tekerrür eden bir tarih</strong> olduğunu kanıtlar niteliktedir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Akademik titizliğiyle öne çıkan bu çalışma, Ahıska Türklerinin Gürcistan’a geri dönüş (repatriasyon) taleplerinin uluslararası platformlarda nasıl yankı bulduğunu, Avrupa Konseyi taahhütlerine rağmen Gürcistan hükümetinin yıllardır süren isteksizliğini hukuki ve politik boyutlarıyla inceliyor. Yazar, bu halkın yaşadığı coğrafi dağınıklığı, kimlik arayışlarını ve vatan hasretini, salt siyasi bir sorun olarak değil, <strong>insani vicdanı derinden yaralayan bir yara</strong> olarak sunmaktadır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>"Istırap Dolu Bir Tarih: Ahıska Türkleri"</strong>, yakın tarihe ilgi duyan her okurun, zorunlu göçlerin ardındaki <strong>insan ruhunun direncini ve kırılganlığını</strong> anlaması için elzem bir kaynaktır. Dr. Mehmet Şahin'in bu eseri, Ahıska Türklerinin yaşadığı trajedinin unutulmaması ve hak ettikleri adaletin sağlanması adına önemli bir entelektüel görev üstlenmektedir. Bu kitap, geride kalan hüzünlü anıları ve vatanın sıcaklığını bir daha hissedemeyen binlerce insanın dramını tarihe not düşüyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">KTB KİTAP:</span></span><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/istirap-dolu-bir-tarih-ahiska-turkleri-mehmet-sahin"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">https://www.ktbkitap.com/urun/istirap-dolu-bir-tarih-ahiska-turkleri-mehmet-sahin</span></span></a><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 17:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/12/ahiska-turkleri-1764858324.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kudus-fatihi-selahaddin-eyyubi-167</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kudus-fatihi-selahaddin-eyyubi-167</guid>
                <description><![CDATA[Bu eserde İmadüddin Zengî, Nureddin Mahmud Zengî ve Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyûbî’nin destansı hayat hikâyelerini ve mükemmel şahsiyetlerini okuyacaksınız. 
Günümüz İslâm dünyasındaki bölünme parçalanma ve Haçlı dünyası karşısındaki perişanlığın çaresinin nerede olduğunu anlayacaksınız.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in Otağ Serisi’nden Selahaddin Eyyûbî kitabı yayınlandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şimşirgil kitabın önsözünde şöyle diyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Melikşah’ın ölümü ile birlikte Büyük Selçuklu devleti, oğulları ve onlara atabeylik yapan emirleri arasında neredeyse şehir dev­letlerine dönüşmüş bulunuyordu. Halep, Şam, Musul her biri bir devletçik hâlinde birbirleri ile boğuşmaya başladılar. Bu dağınıklık Haçlıların bölgeye gelip rahatça yerleşmelerine imkân sağlayacaktı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kudüs’ün alınmasıyla (1099) neticelenen I. Haçlı Seferi’ne kontlar düzeyinde ordular katılmıştı. İslâm dünyasındaki dağınıklık öylesine işlerine yaradı ki Suriye ve Güneydoğu Anadolu’daki büyük bir bölge bir anda irili ufaklı Haçlı devletleriyle doldu. Kudüs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prinkepsliği ve Urfa kontlukları ortaya çıktı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık İslâm devletçikleri birbirleriyle mücadelesinde bu Haçlı devletleri ile de iş birliği yapar hâle geldiler. Belki de Endülüs’te yaşanan acı hadiseler Suriye içinde geçerli olacaktı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte böyle bir dönemde yapılan bir iyilik ve bir vefa örneği tarihe dönüm noktası yaşatacak iki aileyi yan yana getirdi. Necmeddin Eyyûb ve kardeşi Şirkuh, Selçukluların Irak valisi Emir Mücahi­düddin Bihruz’un iktâı olan Tikrit’i idare ediyorlardı. Musul atabeyi İmadüddin Zengî bir savaşta yaralı hâlde kendilerine sığındı. İki kardeş, atabeye fevkalade izzet ve ikram da bulundular. Yaralarını tedavi edip serbest bıraktılar.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu durum İmadüddin Zengî’nin hasmı olan Bihruz’un hiç ho­şuna gitmedi. Bihruz, bir müddet sonra fırsatı geldiğinde Zengî’ye yaptıkları bu iyi muamele sebebiyle Eyyûb ve ailesini kalesinden çıkardı (1138). Tarihin cilvesi olarak, geleceğin Selahaddin Eyyûbî’si olacak Yusuf o gece doğmuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Eyyûbî ailesinin başvurdukları ilk adres İmadüddin Zengî’nin merkezi Musul oldu. Vefa sahibi İmadüddin Zengî, Eyyûbî ailesinin iyilik ve yardımını unutmamıştı. Kendilerine candan bir yakınlık gösterdi. İşte bu iki ailenin yakınlığı, tarihin gidişatını değiştirecek bir beraberlik olacaktır.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Atabeg Zengî bir yıl sonra Baalbek’i alınca, Necmeddin Eyyûb’u bu şehrin idarecisi yaptı. Kardeşi Şirkûh da önde gelen kumandan­larından biri oldu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık sonradan Selahaddin Eyyûbî’nin de katılacağı Eyyûbî ailesi fertleri Zengî devletinde en önemli görevlere geldiler.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İmadüddin Zengî Musul eyaletinin başına geldiği ve Zengîler devletinin temelinin atıldığı 1127 yılından vefatına kadar geçen (1146) on dokuz senede bir taraftan bölgede birliğin tesisi için uğraşacak bir taraftan da Haçlılarla mücadele edecektir. O, Urfa Haçlı Kontluğu’na son vererek Kudüs’ün alınabileceğinin ilk işaret fişeğini yakmış oldu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Onun şehadeti ile ülke yeniden bir kargaşanın içine düştü. Nu­reddin Zengî’nin ilk sekiz yıllık dönemi o kargaşayı gidermek ve Haçlılarla mücadeleyle geçti. Mısır’ı almadan Haçlılara nihai darbeyi indiremeyeceğini ve Kudüs’e hâkim olamayacağını anlamıştı. Zengî ve Eyyûbî hanedanının birlikteliği Mısır’daki Şiî-Fâtımî devletini ortadan kaldırdı. Mısır ve Yemen Zengîler devletine katıldı. Hem siyasi hem inanç birlikteliği sağlandı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık hedef Kudüs idi. Nureddin Mahmud Zengî Mescid-i Aksa’nın minberini dahi hazırlatmıştı. Fakat bu nihai hedefe yö­nelemeden vefat etti (1174).&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dile kolay iki ailenin bir ve beraber fetih hareketleri tam 36 yıl sürmüştü. Babalarla başlayan dayanışmaya torunlar da dâhil olmuştu. Arada tek problem Mısır fethedildikten sonra yaşanmıştı. Bir kısım devlet adamları Selahaddin Eyyûbî’nin konumunu çeke­meyerek Selahaddin ile Sultan Nureddin arasında fitne kazanları kaynatmaya başlamışlardı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Böyle nazik bir dönemde Necmeddin Eyyûb yine sahne almıştı. Oğlu Selahaddin Eyyûbî’ye, “Ben ki babanım! Bu Şihabüddin de dayın. Şu gördüklerin arasında seni en çok seven bizleriz. Vallahi eğer ben ve dayın Nureddin’i görsek onun önünde yer öperiz. Eğer kılıçla senin boynunu vurmamızı emrederse and olsun ki vururuz. Biz bu vaziyette olursak sen diğerlerinin sana ne yapacağını bekler­sin?” diyerek ağır sözler söyledi. Selahaddin Eyyûbî babasının bu nasihatleri üzerine gelişebilecek bir fitnenin önünü alarak Nureddin Mahmud’a bir kez daha bağlılığını arzetti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Selahaddin Eyyûbî bağlılığı Nureddin’in oğlu Melik İsmail’e de sürdü. Ancak Nureddin’in vefatından sonra devlet adamları baş olma sevdasıyla devleti bir kez daha parçalamanın eşiğine getirdiler. Selahaddin Eyyûbî’nin böyle bir gelişmeye fırsat verme ihtimali yoktu. Zira 36 yıldır verilen mücadele hep Kudüs içindi. Şayet bir kez daha bölünme ve parçalanma başlarsa bu kez Kudüs’ü kurtarmak bir yana elde kalan topraklar da giderdi. Bunun için birliği sağlama ve Nureddin’in hayalini gerçekleştirme ideali ona düşmüştü.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu defa mücadeleyi Selahaddin Eyyûbî ele aldı. 1175 yılında sultanlığını ilan etti. On yıl isyanlar, Haçlılar ve bölge emirleri ile mücadele etti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bundan sonrası birliğin ve ittifakın gücünü göstermek olacaktı. Nitekim sultan Kudüs kralı Guy’un emrindeki bölgedeki müttefik Haçlı gücünü Hıttîn Savaşı’nda ağır bir bozguna uğrattı. Zaferin tarihi 4 Temmuz 1187’yi gösteriyordu. Sultan Kudüs’e girdiğinde ise (2 Ekim) sadece üç ay geçmiş bulunuyordu. Bu üç ay içinde Sûr Kalesi hariç bütün sahiller ve Kudüs Haçlılardan temizlenmişti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Mescid-i Aksa’ya Nureddin Mahmud Zengî’nin hazırlattığı min­beri yerleştiren büyük sultan gözyaşlarını tutamamıştı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Selahaddin Eyyûbî’nin bölgedeki yıldırım harekâtı neredeyse bütün Batı dünyasını harekete geçirdi. Bu defa krallar düzeyinde III. Haçlı Seferi’ni tertiplediler. Alman Fransız ve İngiliz kralları yüz binlerle ifade edilen güçlerle bir kez daha bölgeye akın ettiler.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Batı’nın böylesine büyük güçlerle bölgeye akın etmesine rağ­men İslâm dünyasında büyük bir sessizlik hâkimdi. Selahaddin Eyyûbî’nin çağrılarına rağmen gerek halife nezdinden gerekse diğer İslâm ülkelerinden beklenen, yeterli destek gelmedi.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Tarih, Haçlı dünyasına karşı Selahaddin Eyyûbî’nin büyük mü­cadelesine kilitlenmişti. Taraflar arasında 28 Ağustos 1189’dan 1 Eylül 1192’ye kadar tam üç sene boyunca müthiş bir savaş sürdü. Akkâ’nın müthiş savunması, Selahaddin’in birlikleriyle verdiği amansız savaşlar, açlık kıtlık ve hastalıkla boğuşma mücadelenin çok yönlü ve dehşet verici safhaları olarak tarihe geçti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Anlaşma yapıldığında Haçlılar korkunç kayıplarına rağmen sadece Akkâ’yı alabilmenin ezikliği içinde idiler. Selahaddin Eyyûbî onları sadece askerî bakımdan değil cömertliği, alicenaplığı, şefkati, merhameti hülasa insanlığı ile de ezmişti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Batılılar bu harikulade cengâver sultanı çeşitli nedenlerle hiç unutmadılar. Yüzlerce yıl onunla ilgili kitaplar yazdılar hem kızdı­lar hem övdüler hem de hakkında efsaneler ürettiler. O, Hristiyan dünyasında ismi en çok bilinen Müslüman liderlerden biri oldu. Öfkelerini de hayranlıklarını da dilden dile nesilden nesile aktardılar.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">1920’de Şam Fransızların eline düştüğünde, Fransız General Henri Gouraud doğruca Sultan Selahaddin’in kabrinin başına varmış ve merhum sultanın kabrine ayağıyla birkaç defa vurduktan sonra, “Ey Saladin uyan ve gör. Bak biz geri döndük.” diye bağırmıştı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu kışkırtıcı ve kaba ifadeyi, Suriye ve Levant topraklarını işgal eden, Kudüs’ü alan İngiliz General Allenby’e atfedenler de olmuştur. Allenby de Selahaddin’i işaret etmek suretiyle, “Haçlı seferleri şimdi tamamlandı.” demişti.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aslında bütün bu ifadeler Selahaddin Eyyûbî’nin parlak zafer­lerinin bir bütün olarak Haçlı Batı’nın zihninde bıraktığı büyük etkinin dışa vurumudur. Selahaddin tarafından uğradıkları tarihî büyük bozgunun hafızalarına nasıl kazındığının göstergesidir. Ayrıca Batı’nın barbar zihniyetinin nasıl devam ettiğini göstermektedir ki günümüze kadar da değişmeden devam etmektedir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Zengilerin ve onların devamı olan Selahaddîn Eyyûbî’nin en mühim hedefi ümmeti tek çatı altında toplamaktı. Bu siyasette olduğu kadar dini itikatta da geçerli idi. Bunun için bozuk ve sapık cereyanlara karşı hasmane bir tutum sergilediler. Onlar sadece&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">savaşmadılar. Bitmeyen askerî harekâtların ötesinde akıl almaz bir inşa ve ihya medeniyetini yürüttüler. Kurmuş oldukları medreseler ve hankâhlarla ilmin yayılmasına büyük gayret sarf ettiler.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Neticede bölgede Sünnî akide tam manasıyla yerleşmiş bu sayede Müslümanlar asırlarca birlik ve beraberliğini muhafaza edebilmiştir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bunun farkında olan İngilizler, Osmanlıların son dönemlerinde Türkler, Araplar ve Kürtler arasında bu birlikteliği yine bozuk itikat ve inançlar ile parça parça etmeye çalışacaktır. Sultan Alparslan, Fatih ve Selahaddin Eyyûbî’nin evlatları ancak tarihini iyi bilmek ve onların yolunu takip etmek suretiyle Batılı şer odaklarının emel­lerine sed çekebilecektir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte bu eserde İmadüddin Zengî, Nureddin Mahmud Zengî ve Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyûbî’nin destansı hayat hikâyelerini ve mükemmel şahsiyetlerini okuyacaksınız.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Günümüz İslâm dünyasındaki bölünme parçalanma ve Haçlı dünyası karşısındaki perişanlığın çaresinin nerede olduğunu an­layacaksınız.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Elinizdeki eserde günümüze ışık tutan o kadar çok ibret vesikası var ki...&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Elbette tarih, okuyana ve ders çıkarana fayda veriyor...<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:20px;"><strong>KTB Kitap: </strong></span><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/otag-v-selahaddin-eyyubi-ahmet-simsirgil"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:20px;">https://www.ktbkitap.com/urun/otag-v-selahaddin-eyyubi-ahmet-simsirgil</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/11/kudus-fatihi-selahaddin-eyyubi-1763031008.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşgale Benzer Hıyanetler</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/isgale-benzer-hiyanetler-69</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/isgale-benzer-hiyanetler-69</guid>
                <description><![CDATA[Emperyalist devletler siyasî, diplomatik, ekonomik ve teknolojik birikimlerini, dünyayı daha kolay ve daha fazla sömürebilmek için kullanmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Nuh Albayrak dört ciltlik serinin dördüncü kitabında ilk bölüm olarak, “Saltanat 1923’te, saltanatı aratan diktatörlük ise 1950’de son buldu.” diyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Bir sonraki bölüm ise “Demokrasiye sadece 10 yıl dayanabildiler…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Kitabın önsözünde şöyle diyor Nuh Albayrak:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Emperyalist devletler siyasî, diplomatik, ekonomik ve teknolojik birikimlerini, dünyayı daha kolay ve daha fazla sömürebilmek için kullanmaktadır. Bütün sömürü yollarının kesiştiği bir coğrafyada yer alan Anadolu ise, bin yıldır bu emperyalistlerin hedefindedir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Ancak bazı kesimler, bu beka meselemizi hiç ciddiye almamakta, “Yok artık... Bütün dünya Türkiye ile mi uğraşıyor” gibi sözler söylemektedir. Bu tavır bilinçli bir perdeleme değilse büyük bir gaflettir. Zira dünyanın değil ama dünyayı sömürmekten bıkmayan simsarların bizimle işi bitmemiştir, hiç bitmeyecektir. Çünkü onların sömürü düzeninde kilit öneme sahip olan Türkiye, sürünerek ilerlemeli; asla ayağa kalkmamalıdır! Ancak o zaman, emperyalistlerin telkin ve talimatlarına boyun eğecektir. Bu da Türk milletinin, değerlerinden uzaklaştırılarak sıradanlaştırılmasıyla mümkündür! Nitekim öyle yapmışlardır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Bu sebeple günümüzdeki işgal ve saldırılar beyinlerde gerçekleşmektedir. Yani Haçlı-Siyonist ittifakın yeni hedefi “insan”dır. Millîleşemeyen toplumlar, çok daha tehlikeli olan bu işgalden kurtulamamaktadır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Bizim muhatap olduğumuz en büyük tehdit de budur. Yerli savunma sanayiinden yerli otomobil ve yerli uçağa uzanan muhteşem “yerlileşme seferberliği”ne gençlerimizi de dâhil edemezsek, başladığımız yere döneceğiz demektir. İdraklerdeki yerlileşme ise ancak “düşmanını iyi tanımak”la mümkündür.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Oysa şeytanî birikimlerinin zirvesinde olan Batılı emperyalistlerin günümüzde “son model” yöntemlerle sürdürdükleri sömürü hamlelerini doğru anlamak da kolay değildir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Başdöndüren bir değişime uğrayan “Yeni Tip Haçlı Saldırıları”nı tanıyabilmemizin tek yolu, şifrelerini çözmektir. Bu ise bin yıldır değişerek devam etmekte olan Haçlı saldırılarının izini sürerek değişim sürecini yakından izlemekle mümkündür. Yani bugün emperyalistlerin çok farklı ambalajlara sardığı taarruzları anlayabilmek ve karşı koyabilmek için bu saldırıların gen haritasını bilmek şarttır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Bizim yapmaya çalıştığımız da budur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Uzun yolculuğumuzun son etabını oluşturan bu kitapta, 1950’de halkın sandıktaki “bağımsızlık” ilânına rağmen; vesayet yöntemiyle devam eden bu “Yeni Tip Haçlı Seferleri”ni incelemeye çalıştık. Haçlılar bazen vatanımızı korumakla görevli kahraman askerlerimizin kıyafetine bürünen, bazen ise hizmet ehli bir cemaat mensubu gibi görünen “lejyoner”ler kullanmaktadır. Nereden; nasıl saldıracağı belli olmayan Haçlı-Siyonist ittifak, evimizdeki televizyondan veya elimizdeki telefondan bile beyinlerimize mermi yağdırmaktadır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Böylece “İçten Dıştan Entrikalar” ile başlayıp, “Devlet Yıkan Tefrikalar” ve “Darbeden Beter Vesayetler” ile devam eden gözlemlerimiz, elinizdeki “İşgale Benzer Hıyanetler” ile tamamlanmıştır. Geçmişten günümüze ışık tutan bu eserler birer tarih kitabı değil, bugün muhatap olduğumuz binbir çeşit taarruz oyunlarını anlama kılavuzudur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;">Bu dört kitabı, bu sırayla okuyanların göreceği fotoğraf, Haçlı-Siyonist taarruzların bütün mutasyonlarını anlamaya ve püskürtmeye yarayan şifreleri verecektir.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;"><strong>KTB Yayınları</strong></span></span></p><div style="left:-99999px;position:absolute;"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">KTB Yayınları</span><br><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Kaynak Linki = </span><a href="https://www.medyamit.com.tr/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-37" target="_blank"><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">https://www.medyamit.com.tr/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-37</span></a><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:107%;"><o:p></o:p></span></span></div><p class="MsoNormal"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/isgale-benzer-hiyanetler-nuh-albayrak"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">https://www.ktbkitap.com/urun/isgale-benzer-hiyanetler-nuh-albayrak</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/10/isgale-benzer-hiyanetler-1760609059.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyuşturucuyla Mücadele Bakanlığı</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-37</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-37</guid>
                <description><![CDATA[Uyuşturucu, sadece bağımlıyı değil; ailesini, çevresini ve tüm toplumu etkileyen bir salgın…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Hâkim İzzet Durak’ın Uyuşturucuyla mücadele bakanlığı kitabı için Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil şunları söylüyor:</span><br><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">“Sayın İzzet Durak Bey’in eseri, uyuşturucu ile mücadelede önemli bir yol gösterici olacaktır. Başta bakanlık yetkilileri olmak üzere milletimize uyuşturucu konusunda uyarıcı olan bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Yine bu eser Millî Eğitim Bakanlığımızın eğitim müfredatında yer alması gereken başyapıtlardan olmalıdır. Açıkçası yaşamak ve yaşatmak için uyuşturucu ile mücadele devletimizin birinci vazifesi olmalıdır. Gençliği kaybetmek ülkemizin geleceğini yok etmektir.”</span></span><br><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">Uyuşturucu, sadece bağımlıyı değil; ailesini, çevresini ve tüm toplumu etkileyen bir salgın…&nbsp;</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">Bu kitap, bağımlılıkla mücadele edenlerin gerçek hikayelerini, sistemin tıkanan noktalarını ve çözüm için atılması gereken adımları gözler önüne seriyor. Uyuşturucu sadece bir madde değil, insanı ve toplumu çökerten bir ağın merkezi…&nbsp;</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">Gerçek hikâyelerle dolu bu kitap, göz ardı edilen gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. “Uyuşturucuyla Mücadele Bakanlığı”, bireysel hikâyelerle birlikte sistemin eksiklerini ve çözüme dair radikal önerileri ortaya koyuyor.</span></span><br><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">Ve kitap soruyor: gerçeklerle yüzleşmeye cesaretiniz var mı?</span></span><br><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">Birinci bölümde “Uyuşturucu Salgını”, ikinci bölümde “Uyuşturucu ile Mücadelede Kararlı Dönem”, “Anneler Toplantısı”, “Uzmanlar Konferansı” ve üçüncü bölümde “Uyuşturucuyla Mücadele Bakanlığı Kuruluyor” ara başlıkları ile merakla okunacak bir kitap…</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="background-color:white;color:#222222;font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;"><strong>KTB Yayınları</strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-izzet-durak" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="background-color:white;color:hsl(210,75%,60%);font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;float:none;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;widows:2;word-spacing:0px;">https://www.ktbkitap.com/urun/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-izzet-durak</span></span></a><o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 13:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/10/uyusturucuyla-mucadele-bakanligi-1759402853.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezik Muhafazakarlar</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ezik-muhafazakarlar-30</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ezik-muhafazakarlar-30</guid>
                <description><![CDATA[Müslüman vakurdur, aşağılık duygusu onda yoktur. Batıcı lumpen karşısında kendisini ezik hissetmez, kendisine güvenir ama muhatabına saygılı, merhametli, fedakâr, güler yüzlüdür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="mso-pagination:widow-orphan no-line-numbers;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sofuoğlu, Ezik Muhafazakarlar kitabının önsözünde şöyle diyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Ezik Müslüman diyemeyeceğimiz için ezik muhafazakar diyoruz. Çünkü&nbsp; Müslüman ezik olmaz/olamaz. Müslüman vakurdur. Allah'tan başkasından korkmaz, sadece O’ndan çekinir. Allah'tan başkasından çekinmeyeceği için ona göre konuşur, tavır alır. Doğru neyse onun peşindedir. Hak etmeyen kişiye hak etmediği muamelede bulunmaz, onu aşağılamaz ya da yüceltmez. Sadece Allah'a hesap verir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Elbette naziktir, kimsenin kalbini kırmamaya çalışır. Kalp kırmanın Kâbe’yi yıkmaktan daha kötü olduğunu bilir. Çünkü bunu, Peygamber Aleyhisselamdan öğrenmiştir. Korkusuzdur. Korkusunun merkezinde sadece Allah vardır. Bundan dolayı konuşmasında, hareketlerinde, tavrında, yürüyüşünde, tebessümünde, itirazında, onayında sürekli Allah'ın rızasını gözetir. Kişiye göre konuşmaz, hareket etmez. Dolayısıyla Müslüman'da çelişki olmaz.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">İslam’ı tam anlamıyla sindirmiş Müslüman, yukarıda tarif edildiği gibi dört dörtlük özelliklere sahip olur. İslam onu kamil bir insan seviyesine çıkartır. Bundan dolayı Müslüman ezik olamaz. Bu sebeple ezik Müslüman diyemeyeceğimiz için İslam’ı içine sindirememiş kişilere ezik muhafazakar diyoruz. Ezik muhafazakar ifadesi de Müslümanların çoğunluğunu da tamamını da kapsamaz.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Ağırlıklı olarak kendilerini aydın zanneden Müslümanların içinden çıkmış tipleri kasteder. Ezik muhafazakar tipler, Müslümanların içinden çıkmış imalat hatalarıdır. Elbette kendilerini düzeltme imkanları vardır, kendilerini toparlayabilirler. Her günahkar Müslüman gibi onlar da hatalarından tövbe edip dosdoğru olma yönünde adım atabilirler. Fakat şu an itibariyle ezik muhafazakarlar, toplumun içinde son derece sınırlı, kendini aydın zanneden zavallılardır. Merkezlerinde Allah'ın rızası değil, batıyı memnun etmek olduğu için ezik davranış türü hataları çok sık yaparlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Peki ezik muhafazakar diyoruz da ezik batıcı yok mu? Tabii ki onlar da vardır. Bunlar, ezik muhafazakardan çok daha zavallı durumdadırlar. Ne Batıyı bilirler ne Doğuyu bilirler. Yabancı dil bilmemek bir eksiklik, bilmek ise açık ara bir üstünlük değildir elbette ama kendilerini -tabiri caizse- 300 kelime ile ifade edebilecek Türkçe'nin dışında konuşabildikleri başka yabancı dilleri de yoktur. Bu kanaati de bu cehaletlerine rağmen kendilerini entelektüel saydıkları için ifade ediyoruz. Elbette yabancı dilleri bilen sınırlı sayıda batıcılar vardır. Fakat çoğunluğu bu derece zavallı durumdadırlar. Dünyayı tanımazlar, yaşadıkları şehrin yanındaki şehirlerden bile haberleri yoktur. Mesela; bunlara "hadi Balkanlar'a bir seyahat edin" diye söyleseniz buraya gitmeyi bile beceremeyip başka bir yere giderler. Fakat, tüm bu çapsızlıklarına bakmadan da kendilerini Müslümanlardan çok daha seçkin, saygın, entelektüel zannederler.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Bu sebeple zavallıdırlar. Çaplarını anlamak hiç de zor değildir. Kendi seçtikleri bir konuda 15 dakika konuştuğunuzda bunların ne derece düşük seviyede bilgilere sahip oldukları hemen anlaşılacaktır. Sonuç itibariyle bunlar, yönlerini batı olarak seçtikleri için bizim muhatabımız değildirler. Ezik muhafazakar dememizin sebebi, ezik batıcı olması sebebiyle değildir. Batıcıların tamamına yakını zaten eziktir. Fakat bunlar bizim muhatabımız değildir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Bizim muhatabımız, bize, ezik batıcılardan daha yakın olan ezik muhafazakar aydınlardır. Bu kitabı kaleme alarak ezik muhafazakar aydınları kazanma ümidi taşıyoruz. Şayet kazanılamayacaklarsa da toplumu ifsat etmelerinin önüne geçmeye çalışıyoruz, hedefimiz budur. Sonuç itibariyle ezik bir batıcı, ezik muhafazakarın tırnağı bile olamaz. Burada ezik muhafazakarı eleştiriyoruz. Ezik batıcıyı eleştirmememiz onu önemsediğimiz, bilgili saydığımız, ona değer atfettiğimizden değil muhatap almadığımızdandır.</span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;"><strong>KTB Yayınları</strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="background-color:white;line-height:150%;margin-bottom:0cm;"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/ezik-muhafazakarlar-ebubekir-sofuoglu" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">https://www.ktbkitap.com/urun/ezik-muhafazakarlar-ebubekir-sofuoglu</span></span></a><span style="color:#222222;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 18:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/ezik-muhafazakarlar-profdrebubekir-sofuoglu-1758816140.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tasavvuf Bahçeleri</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tasavvuf-bahceleri-29</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tasavvuf-bahceleri-29</guid>
                <description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin Tasavvuf Bahçeleri isimli kitabını sadeleştirirken, “Takdim” kısmında şöyle der:
İrşad Edicim, Kurtarıcım ve Efendim Abdulhakîm Arvasî Hazretlerine ait, dışından öğretici mahiyette bu son asrın en büyük din eserini, en titiz sadakat, en derin dikkat ve en keskin hayetle sadeleştirirken, kendimden ekleyeceğim biricik ölçü, Büyük Velî'nin muazzez ruhaniyetine sığınmak ve affını dilemektir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Zahir ilimlerinin, mevzu genişliği itibariyle tasavvuf ilmine nisbeti, bir damlanın bir deryaya kıyası gibi olduğu, bazı tasavvuf büyüklerinin açıkladıkları hususlardandır. Zira, tasavvufun mevzuu, yerinde de bahs ve zikrolunacağı gibi, meâl olarak, Allah’ın Zâtıdır. Öbür ilimlerin, mevzûu, ne kadar geniş farzedilse de «mümkinât dairesi- olabilirler âlemi»nden dışarı çıkamaz. «vücup âlemi- olması gerekenler âlemi»ne nisbetle «imkân âlemi- olabilirler âlemi»nin ne olduğu, beyandan uzaktır. Şu halde, tasavvuf ilmi, zevkî ve vicdanî olduğundandır ki, şanına lâyık bir şekilde kalemlerin diliyle yazılması ve insanların diliyle ifadesi mümkün değildir. Bununla birlikte, bağlıları tarafından pek çok kitap ve risaleler telif ve tertip edilmek suretiyle, imkân nisbetinde izahına gayret sarf edilmiş, muazzam maksat ve meseleleri de onların sohbetleri esnasında beyan ve izah oluna gelmiştir. Bu hususta, değişik derecelerde olan tasavvuf adamlarının, çeşitli meşreplerde bulunan büyüklerin her biri, muhtelif suretlerde kendi mizaçlarına göre beyanlarda bulunmuşlardır. Bir kısmı, belki büyük bir kısmı, keşfe bağlı hakikatler ve ilhama dayalı incelikler üzerinde, zeyli uzun, meâli bir, ibaresi değişik kitaplar yazmışlardır. Şeyh-i Ekber, bu yolun öncüsüdür ki, rivayete göre, yazdıkları beşyüz kitaptan büyük bir kısmı bu mevzu üzerinedir. Bu cümleden olarak, «Fusûs’ul-Hikem», «El- Fütûhât’ul- Mekkiye», «Et- Tedbîrât’ül- İlahiye», «Et-Tenezzülât’ül-Muvassalliyye», «El-İsrâ-u İlâ Makâm’il Esrâ», « Şerh-u Hal’in-Na’leyn», «Tâc’ur-Resâil», «Minhâc’ül-Vesâil», «Kitab’ül-Azame», «Kitab’ül-Beyân», «Kitab’ut-Tecelliyât», «Mefâtîh’ül-Gayb», «El- Ecvibet’ul-Müsikke An Es’ilet’il-Hâkîm’it-Tirmizî», «El-Müsâmerât» gibi kitapları, bu kutsî yolun hakikatlerini beyan mevzuundadır. Bu kısmın felsefeyle münasebeti vardır. Şu kadar ki, felsefe, yalnız akla tâbi olurken; bu kısım tasavvuf, şeriat ve selim akıl dairesinde, açık bir keşfe dayalı ve sıhhatli bir zevke mutabıktır. Bu kitapların bir kısmı da, tasavvuf adamlarının derecelerini, keşif yoluyla mertebelerinin beyanını ve kerametlerini, doğum ve vefat tarihlerini, memleketlerini, irad havzalarını, kimlerle çağda bulunduklarını, hayat tarzlarını, mübarek mezar ve merkadlerini ve buna benzer meseleleri ihtiva eden kitaplardır ki, bu adeta bir tasavvuf tarihi teşkil eden bir ilim koludur. «Tezkiret’ül-Evliyâ», «Tabakât-ı a’rânî», «Nefehât-ül Üns», «Ravzat’ur-Riyânîn Fi’l- Hikâyât’is Sâlihîn» ve bunlar gibiler... Bu kısım tasavvuf kitaplarının da tarihle münasebeti fazladır. Ancak bu kitaplar, Hadîs-i Şeriflerin an’aneleri gibi, güvenilir ve muteber rivayetçilerin rivayetlerine dayalı olmak zorundadır. Böyle olan kitapların her meselesinde, haber ve hadîs nakletmenin usûl ve an’anesine riayet olunmuştur. Bu kitaplardan bir kısmı da, bu yola girme ve bu yola almanın edepleri hususundadır ki, üstün velîlik makamlarına yükselmeye ve büyük insanların mertebelerine erişip, ilâhî yakınlık menzillerine ve «Seyr fillâh-Allah’ta seyr», «Seyr billâh- Allah’ı seyr», «Seyr minellah- Allah’tan seyre ve diğer kulları irada vesile olan faaliyetlere ve batınî amellere aittir. Tasavvufun özü de budur. Havas ve avama faydalı ve mühim olan da bu kısımdır. Bunun bir yönü de fıkıh kitaplarındaki ibadet kısımlarının dörtte bir kadarıyla münasebetlidir. Gazalî’nin «İhyâ»sı, Gavs-ı Azam’ın «Gunye»si, İmam Rabbânî’nin «Mektubât»ı ve diğer Ahmedî velîlerin kitap ve risaleleri gibi... Bu fakir ve âciz de iş bu risaleyi gösterdiğimiz bu üç kısım üzerine inşa etmeyi uygun görmüştür. Bu kitapların bir bölümü de, velîlerin kerametleri ve menkıbeleri, bazı hususî kişilerin faziletleri ve kemâlleri hakkında telif ve tertip olunmuş risalelerdir. Bu kısım risalelerin faydaları, zikri geçen kısımlara nazaran daha az olduğu ve hususiyle bu risaleler, ihlaslarında ifrata kaçanların şahsî fikirlerinden kaynaklanmış bulunduğu için, itibara değer görülmemiş ve bu yüzden de risalemiz, bunların muhteviyatının pek çoğundan uzak tutulmuştur. Bir kısmı da virdler ve zikirler, dualar, hizipler ve bir takım isimlerin hususiyetlerine ait olup, ancak, sahiplerine yararlı; mürid ve sâliklere faydası sınırlı, âdeta zahirî ibadetlerden kopmuş şahıslara mahsus olduğundan, risalemiz, bunu da içine almış değildir. Diğer bir kısım ise, Allah dostlarının, büyüklerin sohbetleri ve teveccühleri esnasında sükût ettikleri ve murakabeye daldıkları zaman, İlahî tecellî dairesinden yansıma ve dökülme yoluyla aldıkları ilimler ve İlahî marifetleridir ki, söz ve kalemle beyanı kabil olmadığından, ancak bu meşrep için, sır ve hakikatlere ulaştırıcı bir melekenin kazanılmasına hizmet edegelmiş bir haldir. Bu da ancak sahibine hüccet teşkil ettiğinden risalemiz bu bahsin de dışında kalmıştır. Kırk seneyi aşkın bir zamandan beri, vakitlerimi tasavvuf ilminin nazarî ve amelî yönüyle meşgul olmaya tahsis etmiş olduğumdan, Allah’ın lûtfuyle, bu sır ve hakikatlere bir nisbet kazanmışımdır.&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><strong>Büyük Doğu Yayınları</strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/tasavvuf-bahceleri-necip-fazil-kisakurek" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210, 75%, 60%);">https://www.ktbkitap.com/urun/tasavvuf-bahceleri-necip-fazil-kisakurek</span></a><o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 16:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/tasavvuf-bahceleri-1758808145.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mızraklı Hakikat</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/mizrakli-hakikat-25</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/mizrakli-hakikat-25</guid>
                <description><![CDATA[Batılıların önce ecnebi sonra yerli müsteşrikler eliyle, Müslümanların doğru inancını yıkmak, birliğini bütünlüğünü kırmak ve nihayet İslamiyet'le bağlılıklarını yok etmek için vermiş olduğu sistemli ve sinsi mücadele amansız bir tarzda devam ediyor...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">İnsanın hatalarıyla yüzleşmesi, araştırma ve sorgulama yapabilmesi, doğru hükme varma yolunda çok önemlidir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bazıları hata yaptıklarını asla kabullenemezler, kendileri ile de yüzleşemezler. Acaba hatasız olduklarını mı kabul etmektedirler? Oysa hatasız kul olmaz deyimi dilimize pelesenk olmuş bir deyimdir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Yoksa kendilerine vahiy mi geldiğine inanmaktadırlar?</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Hemen herkes bilmektedir ki son peygamber Muhammed aleyhisselamdan sonra bu yol kapanmıştır. Artık O’na uyan, O’nun yolunda giden kurtulacaktır. Öyleyse kimse kendisini peygamber yerine koymamalıdır.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Şayet aksini düşünüyor ve kendileri ile de olsa yüzleşmekten korkuyorlarsa bu kitabı okumasınlar! Çünkü derhal reddedeceklerdir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">İnsan çoğu kez yıllardır doğru diyerek kabul ettiği ve uygulayageldiği yanlıştan vazgeçmek istemez.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Nitekim şeytanın hilelerinden biri de bunu kullanmasıdır.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Kırk yıldır böyle yapıyordun, ne olacak bu ibadetlerin?”</span></i></em></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">yine, </span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Kırk yıldır böyle inanıyordun, öyleyse ne olacak bunca senen, bunca hizmetin?” </span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">diyerek yanlışından geri döndürmek istemez.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sanki bir yanlışa yüz yıl inanıldığında doğruya dönüşüyor gibi ve sanki bir ibadeti elli yıl yanlış yapınca kabul ediliyor gibi. Oysa unutulan bir gerçek var. Tövbe yolu. Cenab-ı Hakk bu kapıyı yanlış yapanlar için açtı. Doksan sene küfür üzere yaşayanlar dahi doğruyu görüp kabul ederek tövbe ettiklerinde hiç günahsız olmuyorlar mı?</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden şüphe mi duyuluyor?</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Öyleyse şeytanın bu hilesine de kapılmamalıdır.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Diğer taraftan insanlar sık sık çok önemli bir ölçü yanlışlığına düşerler.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bazıları sevdiği insanı peygamberden öte sever. Bu hal, hadiselere doğru ölçülerle bakamadıklarını göstermektedir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Peygamberleri istediğin kadar yücelt ve öv, ancak onlara ulûhiyet sıfatları yükleme. Zira o sıfatlar Cenab-ı Hakk’a mahsustur.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sahabe-i kiramı istediğin kadar öv fakat peygamberlik sıfatlarını onlara verme.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sevdiğin âlimleri de istediğin kadar yücelt fakat onları da, sahabe derecesine çıkarma!</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">İşte şu pek basit ölçünün dışına çıkanlar İslam’ı bilmeyen veya ölçüsü bozuk olan kişilerdir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Hazreti Ömer efendimiz halife seçildiği zaman, </span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Hata yaparsam ne yapacaksınız” </span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">diye sorduğunda, </span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Kılıçlarımızla düzeltiriz” </span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">cevabını almış ve bunun üzerine </span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Elhamdülillah şimdi bu görevi kabul edebilirim” demişti</span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Şayet</span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">, “Sen ümmetin önderisin, sahabenin en ileri gelenlerindensin, adalet timsalisin, sen asla hata yapmazsın” </span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">deselerdi belki de kabul etmeyecekti.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Hazreti Ömer efendimiz bu sözüyle şunu ifade ediyordu:</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">“Artık peygamberlik bitti. Ben peygamber değilim. Vahiy kesildi. Beni uyarın ikaz edin. Hata yaparsam Allah için söyleyin”, </span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">diyordu.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bu büyük sahabenin şu mühim ikazı anlayana tam bir mesajdı.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Evet, sevdiği bir kimsenin hatasını belirttiğimizde, hiç düşünmeden, araştırmadan İslami ölçü ve prensiplere vurmadan, “hadi canım sen de”, diyecek olanlar bu kitabı okumasınlar!</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sorgulama nedir bilmeyenler bu kitabı okumasınlar!</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Putları olanlar da bu kitabı okumasınlar!</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sevdiği adamı hatasız bilenler ona sanki vahiy geldiğini düşünenler de okumasınlar!</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Zira bunlar her an mankurt olmaya, kullanılmaya namzet adamlardır.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Gerçeklerin üstünün kapatılması için son iki asırdır bu ülkede çok kahramanlar çıkarıldı. Hatasız kahramanlar(!)</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Peygamber yerine geçen hocalar (!) ve Peygamber efendimizi -haşa- postacı gibi gören düzenbazlar bu millete yutturuldu.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bu millet sahte kahramanlardan çok çekti. Onlar her yerde yaldızlı ifadelerle övüldüler! Toz kondurulmadılar.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bu ülkede peygamberler tartışmaya açıldı, fakat onlara dokunulamadı.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bu itibarla millet, üzerinde oynanan oyunları bir türlü sezemedi. Oysa hatasıyla sevabıyla normal olarak değerlendirilebilseydiler belki nice hatalar işlenmeyecekti.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Kaldı ki bu hata insanı dinden, imandan vatandan edecekse, yine mi susmak lazımdı?</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">İşte bu noktada sevdiklerinin hatalarının söylenmesine tahammül edemeyenler her zaman uşak kalmaya namzettirler.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Elinizdeki eser, bu yönüyle bir uyarı kitabıdır.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Batılıların son iki asırda İslam dünyası üzerindeki büyük oyunlarına, projelerine dikkat çekmektedir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Müslümanların bu hile ve tuzaklara kolaylıkla nasıl düştüklerini göstermesi yanında vahim sonuçlarını işaret etmektedir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Teberri olmadan tevelli olmaz. İslam düşmanlarından uzaklaşmadıkça Hakk’a hakikate kavuşulamaz.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Bunun için insanın doğru ölçülere sahip olması gerekecektir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Aslında bu hiç de zor olmayan bir meseledir.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Meseleyi çözmek için önce Ehl-i sünnet ölçülerine değineceğiz.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Sonra II. Abdülhamid Han zamanında İslam dünyasını karıştıran şahsiyetleri ele alacağız. Bunlardan etkilenenlerin nelere sebep olduklarını göreceğiz. Bunlardan etkilenmelerin devamında milletimizi ve dinimizi daha ne gibi felaketlerin beklediğine şahit olacağız.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Eserin basımını gerçekleştiren </span><em style="box-sizing:inherit;"><i><span style="box-sizing:inherit;">KTB Yayınları</span></i></em><span style="box-sizing:inherit;">’na ve Tarih editörleri Hamza Umut Albayrak ile Ahmet Mercan’a şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca kapak ve iç tasarımlarını yapan Ahmet Düzelten, Aytekin Yörük ve Adem Şenel’e teşekkürü bir borç bilirim.</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:24px;margin:0px 0px 6pt;orphans:2;text-align:justify;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:14.2pt;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Necip ve asil milletimizin temiz evlatlarının düşmanlarını tanıması, hilelerini bilmesi ve tuzaklarına düşmemesi dileğiyle…</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;margin:0px 0px 1.5em;orphans:2;text-align:right;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;"><strong style="box-sizing:inherit;">Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil</strong></span></span><br><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">Ekim 2020</span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;margin:0px 0px 1.5em;orphans:2;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:rgb(0,0,0);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;"><strong>KTB Yayınları</strong></span></span></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;margin:0px 0px 1.5em;orphans:2;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/mizrakli-hakikat-ahmet-simsirgil" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210, 75%, 60%);font-family:verdana, geneva, sans-serif;font-size:18px;"><span style="box-sizing:inherit;">https://www.ktbkitap.com/urun/mizrakli-hakikat-ahmet-simsirgil</span></span></a></p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);box-sizing:inherit;color:rgb(0, 0, 0);font-family:&quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;Source Sans Pro&quot;, &quot;helvetica neue&quot;, helvetica, arial, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;margin:0px 0px 1.5em;orphans:2;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 12:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/mizrakli-hakikat-1758620706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boğaz&#039;daki Aşiret</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/bogazdaki-asiret-24</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/bogazdaki-asiret-24</guid>
                <description><![CDATA[Boğaz’daki Aşiret başlığı ister istemez “Boğaz neresi? ve “Aşiret kim? Sorularını akla getiriyor.
Mahmut Çetin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Evet, Boğaz bildiğimiz Boğaziçi… Genelde kırsal kesimle alakalı bir kavram olan aşiret kelimesi ise Boğaziçi’nde bir kast oluşturan büyükçe bir ailenin tarihini anlatırken hassaten seçildi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Bir sülale tarihi diyebileceğimiz Boğazdaki Aşiret, yer yer Türk Solu Tarihi yer yer de Batılılaşma tarihinin belirli dönemlerini resmediyor. Aileler arasında evliliklerle kurulan bağların sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek bir yabancılaşma zihniyeti şeklinde hayata nasıl yansıdığı eserdeki ipuçları yardımıyla daha iyi görülecektir zannediyorum.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Boğaz’daki Aşiret dört büyük ailenin birbiriyle irtibatından oluşuyor. Eser bu sebeple dört bölüm oldu. Aile büyüklerinin asıl isimleri de bölüm başlığı olarak seçildi. Konstanty, Detrois, Sotori ve Siyavuş isimleri bu aşiretin köken olarak bize yabancı olduğunu gösterse de milletimiz&nbsp;</span><span style="line-height:150%;mso-spacerun:yes;"> </span><span style="line-height:150%;">bu köken farklılığı üzerinde hiç durmamıştır. Polonez, Alman, Rum, Hırvat ve Macar kökenli olmak, onur kırıcı bir durum olarak görülmemiştir tarihimizde. Bu insanlar hiç şüphesiz Türkiye’nin birikimidir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Ancak yabancılaşmanın öncüsü olan bir sülalenin klan ilişkilerini şebekeye dönüştürerek, ülke insanına karşı açık bir girişmesi de görmezden gelinmemelidir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Bu çalışmanın bize öğrettiği şey bir ailenin sanata, ticarete ve siyasete hâkim olan mutlu azınlık içinde bulunmasının hiç de tesadüf olmadığını göstermesi olmuştur. Ama bu durum bizim yakın tarihimize öfke duymamızı gerektirmiyor. Boğaz’daki Aşiret geçmişi bilmeyi, bu bilgiden gelecekte istifade etmeyi düşünenler için geçerli bir kaynak olmuştur. Şimdi yapılması gereken, yeni Boğaz’daki Aşiretler üretmeden birlikte yaşamacı, Batıyı doğru algılayan, bilgi çağının gereklerini yerine getiren, geçmişle geleceği, dinle bilimi, devletle milleti ayrılmaz bir bütün olarak gören bir terkibi kurmaktır. Türkiye bu birikime ve idrake vakıf bir ülkedir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Boğaz’daki Aşiret şenlikli bir kitap. Ali Fuat Cebesoy’dan Nazım Hikmet’e, Oktay Rifat’tan Refik Erduran’a, Rasih Nuri İleri’den Ali Ekrem Bolayır’a, Zeki Baştımar’dan Sabahattin Ali’ye, Numan Menemencioğlu’ndan Abidin Dino’ya uzanan ilginç akrabalık zinciri. Boğaz’daki Aşiret’in batılılaşma tarihinde oynadığı roller. Çıldırtan çizelgelerle soyağaçları ve dipnotlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">Boğaz’daki Aşiret bu dört ailenin arasındaki şaşırtıcı ilişkileri gözler önüne seriyor.</span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;"><strong>KDY</strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;"><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/bogaz-daki-asiret-mahmut-cetin" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210, 75%, 60%);font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;">https://www.ktbkitap.com/urun/bogaz-daki-asiret-mahmut-cetin</span></span></a><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:18px;"><span style="line-height:150%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/bogazdaki-asiret-1758619265.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Emiri&#039;nin İzinde</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ali-emirinin-izinde-20</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ali-emirinin-izinde-20</guid>
                <description><![CDATA[Konu Mehmet Serhan Tayşi’nin hatıralarına gelince Dursun Gürlek öylesine anlattı ki, hemen saatime bakıp daha kapanmamıştır ümidiyle Timaş’a koşturdum ve “M. Serhan Tayşi/ Ali Emiri’nin İzinde” kitabını kapıp geldim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;"><strong>Konu Mehmet Serhan Tayşi’nin hatıralarına gelince Dursun Gürlek öylesine anlattı ki, hemen saatime bakıp daha kapanmamıştır ümidiyle Timaş’a koşturdum ve “M. Serhan Tayşi/ Ali Emiri’nin İzinde” kitabını kapıp geldim.&nbsp;<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Murat Başaran</span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bir akşam 1984’de meslek hayatına başladığım Güle Güle Apartmanında sevgili arkadaşım Mehmet Fatih Can’a uğradım.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bir zamanlar Burhan Felek’in oturduğu dairede Tarih ve Düşünce Dergisi’ni çıkarıyordu Mehmet Fatih Can ve şimdilerde ise burayı ofis olarak kullanıyor.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Orası buluşma noktamızdır ve sevgili Fatih de buna fena alışmıştır çünkü o orada bekler ve biz gideriz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Dolayısıyla onun başka bir yere gelmemesi söz konusu olduğunda normal karşılarız ve “Türbe gibidir. Ona gidilir ama o gelmez” der güleriz.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">O akşam Dursun Gürlek Hoca da oradaydı ve tabii olarak kitaplardan söz açıldı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><a name="_Hlk208312967"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Konu Mehmet Serhan Tayşi’nin hatıralarına gelince Dursun Gürlek öylesine anlattı ki, hemen saatime bakıp daha kapanmamıştır ümidiyle Timaş’a koşturdum ve “M. Serhan Tayşi/ Ali Emiri’nin İzinde” kitabını kapıp geldim.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></a></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Ben zaten gelirim…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Çağırırsınız gelirim…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Gaza gelirim…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Dolmuşa gelirim…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Fark etmez. Yüksünmem.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Birçok konuda tembel gibi görünsem de hedefe odaklandığımda “azimli fare” hesabı duvarları delerim.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Taha Kılınç tarafından hazırlanan 615 sayfalık kitaptan yanına işaret koyduğum kısımları paylaşmak istiyorum.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bu arada bir zamanlar kültür-sanat sayfası hazırlarken Fatih’te Millet Kütüphanesine gitmişliğim ve kütüphane ile özdeşleşen müdür rahmetli Serhan Tayşi ile sohbet etmişliğim vakidir. Allah gani gani rahmet eylesin.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Elbette kitapta benim işaretlemediğim fakat sizlerin işaretleyeceği birçok farklı yer de vardır. Buna eminim. Neticede bir kitabı okurken kendi meraklarımız, kapasitemiz ve dikkatimiz ölçüsünde sübjektif bir macera yaşıyoruz.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Buyurunuz…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bayındır’ın (İzmir’in ilçesi. Ödemiş Tire arasında.) uleması bolmuş vaktiyle.</span><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">1900’lerin başında Sultan Abdülhamid’in emriyle Bayındır’a Rüşdiye kurulmuş. Rüşdiye ortaokul demek o zamanlarda. Bayındır’ın şu andaki nüfusunun bile 19 bin olduğunu düşünürsek, 1900’lerde Rüşdiye kurulmasının ne demek olduğunu anlayabiliriz. Sadece bu kadar da değil. Bayındır’da ilkokullar, bir sıbyan mektebi ve ayrıca Hacı Sinan Camii’nin medresesi de var. Bir tek idadisi yok. Bu bahsettiğim Osmanlı dönemindeki durum. Cumhuriyetten sonra Bayındır’a ortaokulun açılması ancak 1960’lardadır.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Babam küçükken evde büyüklerin sohbetlerini dinlermiş. Özellikle uzun kış gecelerinde çok keyifli sohbetler olurmuş. Bunların bir tanesinde annemin dedesi Şeyh Ali Efendi halis muhlis İzmir şivesiyle şu mealde sözler söylemiş:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">“Bir gün gelecek buralara gavurlar gelecek. Bayındır’a kadar ulaşacaklar; daha da ileri gidecekler hatta. Çok kötülükler edecekler. E, sonra ne olacak. Sonra sarışın bir komutan çıkacak, vatanı kurtaracak. Yeni devlet kuracak. Padişahlık kaldırılacak. Yeni devlette dini işler zayıflayacak. İslami hayat zaafa uğrayacak. Bir eyyam böyle gidecek. Sonra İslamiyet tekrar yükselecek ve güçlenecek…”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">İzmir Suikastı’nın duruşmasına Fevzi Çakmak ile beraber katılmış babam. (Tayşi’nin babası Atatürk’ün koruma polisidir.) Duruşmadan sonra da Çeşme’de kendilerinden sonuçla ilgili malumat bekleyen Atatürk’ün yanına geçip rapor vermişler. Atatürk heyecandan sararmış bir yüzle karşılamış babamla Fevzi Paşa’yı. Daha konuşma başlamadan olanları Fevzi Paşa’nın yüzünden anlamak ister gibi bir tavrı varmış. Öyle ki babamın ve diğer görevlilerin orada olmasına aldırmadan sormuş:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">-Ne oldu Fevzi? Kazım Paşa ne dedi?&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Fevzi Paşa da;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">-Paşam çok kızdı. Elini masaya üç kere vurdu ve çok dua edelim ki asker değilim dedi, diye cevap vermiş.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Aldığı cevap Atatürk’ün hiç hoşuna gitmemiş ve “Yaaaa” demiş sadece. Hemen basını toplamış ve Kazım Paşa’yı affettiğini bildirmiş.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Babam Adana’da görev yaptığı sırada çok önemli şeyler öğrenmiş.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bunlardan bir tanesi 2. Dünya Savaşı ile ilgili olarak İsmet Paşa’nın “Ben Türkiye’yi harbe sokmadım.” Şeklindeki beyanının gerçeği yansıtmadığına dair duyduklarıymış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Aksine İsmet Paşa İngilizlerle yapılan Yenice Mülakatı’nda cephe açıp savaşa girmeyi, hatta direkt olarak Almanlara savaş ilan etmeyi kabul etmiş. Fakat Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak Paşaların itirazıyla bu planı uygulamaya geçirememiş. Aralarında tartışmalar yaşanmış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Halit Bey İlkokulundan sonra sahildeki Karataş Ortaokulu’na başladım. Şapkasız okula giremezdik. Şapkanın alın kısmında K.O. şeklinde kokardı vardı. Okulda her sabah mutlaka şapka, tırnak ve kravat muayenesi yapılırdı. Şapkanın düz durup durmadığı, kravatın bozuk olup olmadığı kontrol edilirdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">İzmir Atatürk Lisesi’nin en unutulmaz hocalarından biri felsefe hocamız Kazım Gürpınar’dı. Sosyal meseleler ile ilgili yazılar yazar, İktisadi- Ticari İlimler Akademisi’nde İktisat Felsefesi derslerine girerdi. Kazım Bey Lousanne Üniversitesi’nden mezundu ve araştırma maksadıyla Sorbonne’da da bulunmuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Rahmetli babam hep kritik noktalarda görevlendirilmiş. İzmir’de bulunduğu sürece Halikarnas Balıkçısı namıyla maruf Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı uzun süre takip etmiş. Cevat Şakir babası Şakir Paşa’yı bir ailevi meseleden dolayı öldürdükten sonra Bodrum’a sürülmüş, ardından da İzmir’e gelmiş. Babamın onu takip sebebi Cevat Şakir’in “komünist” oluşu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Akif Salı Bey bir gün babama Ali Efendi adında bir Nakşi şeyhinden söz etmiş. Hatta “Eğer veli bir zatı görmek istiyorsan sana göstereyim. Ali Efendi artık velayetin sırlarını fâş ediyor. Ziyaretine gidelim” demiş. Gitmişler…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">İçeri girer girmez Ali Efendi babama bakmış ve “Sen polissin” demiş. Halbuki babam sivilmiş o gün. Sonra başını öne eğmiş. Gözlerini kapatmış, bir süre tefekkür edip gülümsemiş; “Ama bizdensin”…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">O sırada babamın aklından şu sözler geçiyormuş: “Yahu mübarek adam. Madem böyle veli kulsun. Madem tasarruf yetkin var. Şu Stalin’in Türkiye’deki adamlarını gebertsen de, biz de bunlarla boğuşup durmasak…” Babam bunları aklından geçirirken Ali Efendi söze başlamış: “Stalin’i öldürmek kolay. Ama mesele hallolmaz. Stalin gider daha şiddetlisi Ermeni gelir. Ondan sonra Yahudi gelir. Sonra o gider daha büyük düşman gelir. Allah Amerika’yı Rusya’sız, Rusyayı da Amerika’sız komasın. Sen biliyor musun Efendi, biz rekabet-i düveliye ile yaşıyoruz!”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Camilerde mikrofon ilk defa kullanılacağı zaman İzmir’de bir istişare toplantısı düzenlenmiş. Toplantıya katılan hocaların neredeyse tamamı karşı çıkmış mikrofon kullanılmasına. Mikrofondan çıkan sesin yalancı ses olacağını, sahici insan sesi olmadığından caiz görülemeyeceğini savunuyorlarmış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bayındır’da çokça yetişen ebegümeci ısırgan otunun içine konulur. Bu karışımın kansere şifa olduğuna inanılır.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Mustafa Hilmi Efendi Süleymaniye Kütüphanesi tasnif komisyonu başkanıyken Millî Eğitim Bakanlığından bir yazı gelmiş. Almanlar, aslı Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan bir eserin eksik sayfalı bir kopyasını Türkistan’da ele geçirmişler, fakat ne yazdığını çözememişler. Kitabının aslının Türkiye’de olduğunu duyunca buldukları sayfaları buraya göndermişler. Bayındırlı Mustafa Hilmi Efendi hemen çözmüş ve sonucu bildirmiş Ankara’ya. Meşhur Müslüman coğrafyacı El-İstarî’nin jeoloji ile alakalı bir eseriymiş bu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Günaltay’ın Halk Partisi müfettişliği yaptığı bir tarihte İstanbul’daki dersiamların listesi çıkarılmış. Günaltay, bu listelerin ne yapılacağını sorunca ilgili adam eliyle boynunu işaret etmiş.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Babam, Şemseddin Yeşil’le Ehl-i Beyt konusunda tartışmış, onu susturmuştu. Şemseddin Yeşil grubu sahabe arasındaki ihtilaflarda ağza alınmayacak yorumlar yapar Hazreti Muaviye’yi yerden yere vururlardı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Babamın anlattığına göre İsmail Dümbüllü beş vakit namazını aksatmadan kılan sağlam bir Müslümanmış. Ondan bahsederken babam hep “Kafalarımız çok uyuşurdu” derdi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Muhyiddini Arabi’nin Hacc sırasında rastladığı ve konuştuğu sonra da tanışma faslında muhataplarının “Beni Ademdenim” cevabına “Kaçıncı Adem’den” diye sordukları menkıbe kafama takılıyordu. Gece yarısı evimde çalışma masamın başında oturuyordum. Önümde açık duran kitap da Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname’si… Orada “Felekiyat” bölümünü mütalaa ediyordum. Kendimi kaptırmış okurken başımın arkasından bir ses geldi. “Bak Mehmet, biraz önce geçtin. Senin kafandaki sorunun cevabı orada” dedi. Hemen geri döndüm ve yeniden okudum. Erzurumlu Hazretleri dünyanın her yirmi dört bin beş yüz senede bir istihale geçirdiğinden, tufanların yeryüzünü kapladığından, dünyayı suların istila ettiğinden bahsederek şu ifadeyi kullanıyordu: “Karalar deniz olur, denizler kara olur. Hayat yok olur, yeniden neşv ü nema bulur.” Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri bilimin şimdilerde adlandırdığı şekliyle “manyetik takla”yı tarif ediyor.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Sıra bana gelince dayanamadım: “Hocam bu nasıl adalet? Biz buraya adalet tahsili yapmaya geliyoruz. Hakkı, hukuku öğrenmeye geliyoruz. 2000 sayfalık metinden tek bir soru soruluyor. Bu revayı hak mı? Ben sizin zamanındaki anayasa metinlerini gördüm sahaflar çarşısında 150- 200 sayfa.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Prof.Dr. Kubalı pek bir şey demedi ama Aldıkaçtı fena köpürdü. “Defol” diye bağırdı. Ben de sert bir şekilde cevap verdim: “Öyle demenize lüzum yok. Zaten şimdi kaydımı sildirmeye gidiyorum fakülteden!” dedim. Odadan kapıyı çarparak çıktım.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Benim hukuku bırakmama sebep Orhan Aldıkaçtı’nın öğrencilere karşı bu hoyrat ve despotça tavrıdır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">İslam Tarihi profesörü olan Fikret Işıltan derslerimize giren hocalar içinde en tersi, en inançsızı idi. Açık bir şekilde din ve mukaddesat düşmanlığı yapan Işıltan derslerde Hazreti Peygambere hakaret etmek için hiçbir fırsatı kaçırmazdı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Fikret Işıltan’ın istikbal vaat eden bir talebesi vardı. Onu asistan alacaktı. Uzun zaman oyaladı. Çocuk milliyetçi bir çocuktu. O zamanlar asistan alınacak olanlara zorla içki içirilirdi ki, dinini ne kadar yaşıyor anlaşılsın. Çocuğun sabrı taştı. Bir gün Işıltan’ın odasından kızgınlıkla, bağırarak çıktığını duyduk: “Senin dersin de, kürsün de yerin dibine batsın!”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Şimdiki İstanbul İl Halk Kütüphanesi vaktiyle şehir kütüphanesi olarak açıldı. Tıp Fakültesi’nin kıymetli eski eserleri oraya intikal edecekti. Fikret Işıltan mani oldu. Sayısı 10 bin civarında olan bütün o kıymetli eserler SEKA’ya gönderilecekken haberim oldu, hepsinin Millet Kütüphanesine aktarılmasını sağladım.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Derslerinde defalarca “Ben Şaman’ım” dediğini duyduğum Zeki Velidi Hoca, Muhammed Hamidullah’ın İstanbul Üniversitesi’nde dönem dönem ders vermesine vesile olmuştur.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">O zamanlar asistan olan Salih Tuğ da Hamidullah’ın tercümanlığını yapardı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Hindistan Sihlerinden bir alim Bolşevik devriminden sonra Lenin’e onun devrimci yanlarını övdüğü bir mektup yazarak bütün Uzakdoğu’ya hakim olmak istiyorsa İslam dinine geçmesini böyle yaparsa dünyanın çoğunluğunun tabii lideri durumuna geleceğini söylemiş. Ve şunu vaad etmiş: “Önce biz Sihler sana ittiba edeceğiz:” Lenin Sih alimin sözlerini ciddiye almış. Bu fikri tatbikata geçirmeye karar vermişler.</span><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Fakat fazla geçmeden İngiltere bu planı haber almış ve üzerinde büyük tesirlerinin bulunduğu El- Ezher ulemasına Sihler ve Lenin hakkında ağır suçlamalar ihtiva eden fetvalar hazırlatmış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Rivayete göre üstadı Abdülhakim Arvasi Hazretleri Necip Fazıl’a “Necip Bey, zekânız yükselmenize mani oluyor” demiş.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Sadi Bey, İslam klasiklerinden ve İslam alimlerinin çalışmalarından da haberdardı. 1975’te vilayet salonunda verdiği bir konferansta Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini anlatmış, Marifetname’yi temel alarak Erzurumlu’nun John Harwey’den çok önce küçük kan dolaşımını bulduğunu açıklamıştı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">İstanbul’daki tarihi eserleri kendi keyfine göre yıktırmasıyla meşhur İstanbul şehremini Cerrah Cemil Topuzlu Paşa zamanında şimdiki Millet Kütüphanesi’nin çevresinde büyük bir yıkım çalışması yapılmış… Fevziye Medresesi ve çevresinde ne varsa yıktırıp orada açılacak alana “Bando Meydanı” açmak derdine düşmüş.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Ziya Gökalp de kitabı görmek için can atanlardanmış. Ama Ali Emiri Efendi ona kesinlikle müsaade etmemiş. Hatta Gökalp araya ricacılar koymuş yine de taviz vermemiş Ali Emiri. Neden böyle davrandığını soranlara şu cevabı vermiş: “Dinimin ve Peygamberimin düşmanı olan bir adam yanıma gelmesin!”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Ord.Prof. Fuad Köprülü hakkında pek çok şey söylenebilir. Kitapları incelendiğinde görülecektir ki hiçbir mesele hakkında Köprülü kesin bir hüküm vermez. Yuvarlak laflar söyler ve geçer. Çok sıkışıp da kaynak göstermesi gerektiğinde “Şahsi kütüphanemdeki nüsha” şeklinde not düşer. Elbette o şahsi kütüphane hiç kimse tarafından görülemez.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Şehabettin Tekindağ Hoca genç bir asistanken Köprülü’nün sayısız yanlışını çıkarmış. Hatta bir defasında Fuad Köprülü Şehabettin Bey’i fakültede dövmeye bile kalkışmış.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bir sohbetimizde Ali Nihat Tarlan Hocaya şu soruyu sordum:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">“Hocam çok affedersiniz, belki hususi bir mesele ama size bir şey sormak istiyorum. Fuad Köprülü gibi Bektaşi olduğunuzu /, hatta ondan taç giydiğinizi duydum. Doğru mudur?”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Hoca gülümsedi. Evet veya hayır demedi. Ben de bunu bir ikrar olarak kabul ettim. Ama o sohbetimizde söylediği bir şey vardı: “Oğlum, şimdikiler Bektaşi değil, b..ktaşı!”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Konyalı’daki o toplantıda Prof.Dr. Mehmet Kaplan da vardı. Kaplan Hoca ile sohbet ettik epey. Laf arasında “Osmanlı sultanları çok dindar değildi” deyince, kendisine, elbette edep sınırlarına riayet ederek bu fikrine iştirak etmediğimi söyledim.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Karaçi Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ndeki incelemelerim sırasında Sultan Abdülhamid’in desteğiyle kurulan Bütün Hindistan Hilafet Faaliyetleri Kurumu’nun neşrettiği yayınlardan oluşan bir arşivi görme imkânım oldu. Arşivi incelerken Abdülhamid Han ile ilgili dikkatimi çeken bir vesikayı yakından görmek istediğimi söyledim, kabul ettiler. Bir bayram tebriki mahiyetinde olan bu vesikanın sonunda şöyle bir künyeye rastladım:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">“Osman Gazi oğlu, Orhan Gazi oğlu….. Abdülhamid es-Sâni eş-Şazeli”&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Gerçekten çok şaşırtıcıydı bu. Şeyh Zafir Efendi ile Sultan Abdülhamid Han’ın alakasına dair çarpıcı bir vesikaydı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Sıcak bir yaz günü kısa kollu gömlekle Ali İhsan Hoca’nı yanına gitmiştim. Yüzü asıldı beni görünce. “Ya Mehmetçiğim, bu olmamış” dedi. “Ne olmamış Hocam?” diye sordum. Açıkladı: “Böyle kısa kollu gömlekle gezilir mi? Sana hiç yakışmıyor. Soyuna sopuna hiç yakışmıyor. Müslüman, kısa kollu gezmeyecek. Namazda nasıl kısa kollu giyemezse, dışarıda da öyle dolaşacak.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Yaşar Nuri Öztürk, tezinde, sanki Kuşadalı İbrahim Halveti “Hak eşyanın aynıdır” demiş gibi anlatıyordu. İddiasına dayanak olarak da Kuşadalı’nın bir mektubunu gösteriyordu. Mektubu aynen neşretmediği için yazdıklarını kontrol etmek mümkün değildi. Ben mektuplara baktım. Asla böyle bir şey yoktu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Kendisini tanıdığımda Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğünden emekli olan Hayrullah Örs Arapça yazmaları ve Osmanlıca eserleri büyük bir vukufla okur, anlar, açıklardı. Yaşayış itibariyle Avrupai bir insan olan Hayrullah Bey ekseriya yeşil bir fötr şapka takar, şapkasının kenarında da her zaman küçük bir kuş tüyü taşırdı. 1965- 1973 yılları arasında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locasında Büyük Üstad olarak görev yapmıştı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Asaf Ataseven Ağabey ve birkaç arkadaşı 1952 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Konferans salonunda Prof.Dr. Mükrimin Halil Yinanç’ın “Dinde Reform” konulu konuşmasına katılmışlar. Mükrimin Halil “Camilerde ayakkabıları çıkarıp ibadet etmek çağdışıdır. Kiliselerdeki gibi camilere de sıralar konmalıdır” türünden şeyler söyleyince Asaf Ağabey kalkmış ve “Dinimiz herkesi serbest bırakmıştır. İsterseniz siz gidip Hıristiyan olun ama İslam’la böyle oynayamazsınız” demiş.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Mektubatçı Bayram Ali Öztürk Hoca beni sever “Ali Emiri’nin vekili” diye takılırdı. Hocanın müthiş bir hafızası vardı. Dört dörtlük bir adamdı. Üniversite kürsüsüne oturtulacak ve istifade edilecek bir adamdı. Ancak Türkiye’deki zihniyet müsaade etmiyor böyle şeylere. Türkiye’de şöyle bir mantık hâkim. Düşüncesi devletin düşüncesine uysun da isterse hiçbir düşüncesi olmasın!<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Bilenler bilir, İbrahim Kafesoğlu Moğolları hiç sevmezdi. Hatta şöyle derdi: “Ben Moğol filan dinlemem. Moğollar Türk değildir. Türk olmadıkları için bu kadar tahribat yaptılar. Türkler tahribat yapmaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Abdurrahman Akhisar Zeynelzade Kütüphanesi’nde hicrî iki yüz tarihli bir hadis mecmuası buldu. O tek nüsha idi. Tezini o sayede kolayca tamamladı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Millet Kütüphanesi Feyzullah Efendi koleksiyonunda bulunan 63 ciltlik Kitabu’n Nebatat ve’l Hayvanat’ın da Fuad Bey tarafından kültürümüze kazandırıldığını söylemiştim.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Xxx<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:150%;mso-bidi-font-size:14.0pt;">Hakim Süleyman Bey Akhisar’da görev yaparken rüyasında Zeynelzade Efendi’yi görmüş. Hazret sakallı ve sarıklı olarak görünmüş ve Süleyman Bey’e şöyle demiş: “Sen burada görevlisin. Git sicil kaydına bak. Oradan benim vakfiyemi çıkar.” Süleyman Bey sabah olunca denileni yapmış. Vakfiyede şu ifadeler varmış: “Benim binamın kubbesi yıkılmışsa, kitaplarım ortada kalmışsa, üzerine yağmur- yaş değiyorsa, o devrin kadısı da binamı tamir ettirmez ise Allah’ın ve meleklerin laneti ve Resulullah’ın bedduası onun üzerine olsun.” Aynen böyle diyormuş vakfiyede. Süleyman Bey ürpermiş. Gerçekten de o sırada Zeynelzade Kütüphanesinin binası acınacak haldeymiş.&nbsp;</span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><span style="font-size:18px;"><strong>Timaş Yayınları</strong></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%;margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:14.2pt;"><a href="https://timas.com.tr/ali-emirinin-izinde-9789752639560" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210,75%,60%);">https://timas.com.tr/ali-emirinin-izinde-9789752639560</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Sep 2025 17:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/ali-emirinin-izinde-1758119350.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi Cemaleddin Afgani?</title>
                <category>Kitap Kritik</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hangi-cemaleddin-afgani-19</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hangi-cemaleddin-afgani-19</guid>
                <description><![CDATA[Afgani ismiyle gerçek kimliğini saklayan Cemaleddin Afgani Mason ve şiidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><strong>Afgani</strong> ismiyle gerçek kimliğini saklayan <strong>Cemaleddin Afgani </strong>Mason ve şiidir.</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><strong>Mehmet Akif Ersoy</strong> başta olmak üzere ilginç şahıslar Afgani hayranıdır. Ve onun masonluğundan şii olmasından rahatsız değildir. Bu şahısların ortak özelliği de İkinci Abdülhamid Han düşmanlığıdır.</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Prof. Dr. Yılmaz Karadeniz Hangi Cemaleddin Afgani kitabında bu kirli şahsiyeti ele alıyor.</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Kimilerine göre şarkın filozofu, İslam Birliği kahramanı, hürriyet ve özgürlüğün savunucusu, istibdatın muhalifi ve dinde reformun öncüsü olan Cemaleddin Afgani, dini hassasiyeti olmayan siyasi bir kişilik, batıda kurduğu gizli ilişkileriyle masonluğu Mısır ve İran’a taşıyıcısı, etkili hitabeti ile İslam coğrafyasının oyalayıcısı, gittiği yerlerde İngilizlere sürekli zemin hazırlayan İranlı bir mason meşrutiyetçi olarak karşımıza çıkmaktadır.</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">İran ve Osmanlının ortak figüranı olarak karşımıza çıkan Afgani’nin söylemi, o dönemde İkinci Abdülhamid Han tarafından icraya konulmuş olan İslam Birliği projesini sulandırmak şeklinde olmuştur.</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">İranlı Bahai bir meşrutiyetçi olan Afgani, İslam Birliği derken, samimi olmamış, İslami kuralların devlet ve toplum hayatında ikame edilmesi derdine düşmemiş, Müslüman halkı slogan tarzı vaazlarla oyalamış ve İngilizlerin kendisine tevdi edecekleri halifeliğin derdine düşmüştür. Günümüz dünyasında bilhassa İslamcı reformistleri etkileyen Afganiyi tanımak elzemdir.</span></p><p><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Kitaptan bazı ara başlıklara göz gezdirelim:</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Cemaleddin Afgani ile ilgili genel görüşleri&nbsp;</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Hindistan’dan Mekke ve Afganistan’a gidişi&nbsp;</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Mısır ve İstanbul’a ilk gelişi Afgani’nin Hindistan,&nbsp;</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Paris ve Londra’ya gidişi Afgani’nin İran’a dördüncü gelişi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">İran’dan Rusya’ya gidişi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">İran’a tekrar dönüşü ve sürgün edilmesi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Basra’dan Londra’ya gidişi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Sudan’da Mutemehdi isyanı ve Afgani</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Afgani’nin İstanbul’a getirtilmesi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Afgani’nin Wilfrid Blunt ile ilişkisi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Muhammed Abduh ile ilişkisi</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Afgani ve Reşit Rıza</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Afgani’nin İttihat ve Terakki üyeleriyle ilişkileri</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Afgani’nin masonluğu</span><br><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;">Şahsiyeti</span></p><p><span style="font-family:Verdana, Geneva, sans-serif;font-size:18px;"><strong>KTB Yayınları</strong></span><br><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/hangi-cemaleddin-afgani-yilmaz-karadeniz" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color:hsl(210,75%,60%);">https://www.ktbkitap.com/urun/hangi-cemaleddin-afgani-yilmaz-karadeniz</span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 16:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2025/09/hangi-cemaleddin-afgani-1758118832.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
