<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Medya Mit</title>
        <link>https://www.medyamit.com.tr/</link>
        <description>Medya Mit</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-947</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-947</guid>
                <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirterek, "Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW132814-GEN/5-05-2026<br><br><br>- Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "sürdürülebilir savunma sanayii"ne vurgu yaptı<br>- "Karşı karşıya olduğumuz tablo dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir"<br>- "Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir"<br><br>Zöhre Alagöz - Emirhan Toplu<br>İSTANBUL (İHA) - Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirterek, "Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.<br>SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.<br>Programda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de bir konuşma yaptı. Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu, hassas bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.<br><br>Bakan Güler'den Çelik Kubbe vurgusu<br>1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğunu belirten Bakan Güler, "Bu gelişim vizyonuyla; kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan Çelik Kubbe bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye'nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır" diye konuştu.<br><br>"Türkiye müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi sunmaktadır"<br>Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu ifade eden Bakan Güler, "NATO standartlarında geliştirdiğimiz milli hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askeri kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah haline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye'nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez haline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikri mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir" dedi.<br><br>"Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir"<br>Bu çağda yerinde saymanın, geride kalmak olduğunu belirten Bakan Güler, "Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkan ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayii ile ne kadar güçlü olursa, yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askeri yeteneklerle entegre ederek, uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir" ifadelerini kullandı.<br>(RU-NSO-Y)<br><br>5.05.2026 13:56:44 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-1777982044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa&#039;nın çözüm ortağı Türkiye</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-946</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-946</guid>
                <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa ülkeleri için Türkiye'nin bir çözüm ortağı olabileceğini belirterek, "Sektörümüz, Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW133501-GEN/5-05-2026<br><br><br>- Bakan Kacır: "Avrupa'nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye"<br>- SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını açtı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>Zöhre Alagöz<br>İSTANBUL (İHA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa ülkeleri için Türkiye'nin bir çözüm ortağı olabileceğini belirterek, "Sektörümüz, Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır" dedi.<br>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın açılışında konuştu.<br>Dünyada amansız bir mücadele yaşandığına dikkat çeken Bakan Kacır, "Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma umutlarıyla inşa edilen küresel düzen, dünyanın dört bir yanından şiddetlenen çatışmalar karşısında vaat ettiği huzur, güvenlik ve istikrarı sağlayamıyor. Meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığı bu ortamda uzlaşmazlık aktörleri diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ediyor. Uzun yıllardır savunma harcamalarını kısan, başka ülkelerin oluşturduğu güvenlik şemsiyesine kayıtsız itimat eden ülkeler, yapay huzur ikliminin bedelini ağır biçimde ödüyor. Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte değişen ve dönüşen tehdit karakterleri, güvenlik rekabetini klasik harp sahalarının çok daha ötesine taşıyor. Artık bir ülkenin güvenlik kapasitesi yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını, deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil, siber alanda dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hakimiyetle de ölçülüyor. Bu yeni gerçeklik karşısında ülkeler caydırıcılıklarını arttırmak için çok daha yüksek maliyetleri göze alıyor. Küresel savunma harcamaları son on yılda yüzde 41 artarak 2.9 trilyon dolara ulaştı. Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artışın yükselerek devam edeceğine işaret ediyor. Ancak bilinmelidir ki savunmaya ayrılan devasa bütçeler güvenlik hedeflerini teminat altına almak için tek başına yeterli değildir. AR-GE ile, altyapılarıyla, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayii kurmak tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır" dedi.<br>Türkiye'nin dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayi ekosistemine sahip olduğunu belirten Bakan Kacır, "Bugün dünyada satılan her üç asgari insansız hava aracının ikisini Türk firmalarımız üretiyor. Kendi savaş gemisini geliştiren 10 ülkeden biriyiz. Savunma sanayii gibi uzun soluklu bir alanda yalnızca son iki yılda hanemize eklediğimiz kazanımlar, teknolojide ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor. Bu dönemde 5. nesil savaş uçağımız Kaan, gökyüzü ile buluştu. Bayraktar TB3 kısa pistli gemilere iniş kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. Hava-hava füzelerimiz Gökdoğan ve Bozdoğan ile dünyada bu teknolojiye sahip sayılı ülkeler arasına girdik" dedi.<br><br>"Avrupa'nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye"<br>Türkiye'nin Avrupa ülkeleri için savunma sanayiinde bir çözüm ortağı olabileceğini vurgulayan Bakan Kacır, "Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağının Türkiye olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Sektörümüz; sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş bir ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır. Avrupa’daki karar vericiler, miyop yaklaşımlara teslim olmadan, vizyoner bir perspektifle Türkiye ile çok daha sıkı bir iş birliğine bir an evvel yönelmelidir. NATO standartlarında üretim altyapımız; Türk savunma sanayi ürünlerinin müttefik ülkelerin platformlarına hızla entegre edilebilmesine imkân tanıyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık"<br>Türkiye'nin yapılan yatırımlar ve teşviklerle küresel üretimin merkez üslerinden biri haline geldiğini, sanayinin Anadolu'nun tamamına daha dengeli bir şekilde yayılması için kapsamlı adımlar attıklarını vurgulayan Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:<br>"Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler olarak kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafya yayacağız, Anadolu’da yeni savunma sanayii kümelenmeleri oluşturacağız. Tabi savunma sanayiinde geliştirilen kabiliyetlerin sivil alanlara aktarılması, yüksek teknoloji odaklı kalkınmamız açısından büyük önem taşıyor. Ancak bunun kadar öncelikli ve önemli gördüğümüz bir husus, sivil sanayimizdeki bilgi ve tecrübe birikiminin savunma sanayiimize kazandırılmasıdır. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve Ar-ge süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Otomotiv ve mobiliteden bilişime, telekomünikasyondan sivil havacılık ve uzaya, enerjiden malzeme ve kimyaya, elektronikten makineye, sağlık ve biyoteknolojiden tekstile farklı sektörlerin sağladığı kabiliyetleri bu doğrultuda değerlendirmek arzusundayız. Üretim tecrübesine ve kapasitesine sahip olduğumuz bu alanlardaki yetkinliklerimizin savunma sanayiimize aktarılması; sektörümüz için daha hızlı prototipleme, daha çevik ürün geliştirme, Ar-Ge süreçlerini daha kısa sürede tamamlama, seri üretime daha hızlı geçiş anlamına geliyor. Daha açık ifadeyle. Tüm imalat süreçlerinde daha hızlı ve daha yüksek adetlerde üretim yapmanın yollarını, yöntemlerini hızla keşfetmeliyiz. Ve halihazırda Ankara ve İstanbul’da yoğunlaşmış savunma sanayii kümelenmelerini Anadolu’nun güçlü üretim merkezlerinde hızla çoğaltmalıyız."<br>(ÖFA-SO-Y)<br><br>5.05.2026 13:55:55 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-1777981595.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;nin yanıtını aldık, inceliyoruz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-933</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-933</guid>
                <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettikleri teklife verilen yanıta ilişkin, "ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW144427-SIY/4-05-2026<br><br><br>- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "ABD'nin yanıtını aldık, inceliyoruz"<br>- "Boğazdaki güvenlik, bizim için herkesten daha fazla önem taşımaktadır"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettikleri teklife verilen yanıta ilişkin, "ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" dedi.<br>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında ABD'nin İran politikaları, Avrupa ülkelerinin tutumu, ateşkes süreci, nükleer görüşmeler ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'daki ABD askerlerini azaltmaya yönelik kararına değinen Bekayi, Washington'un İran'a yönelik "düşüncesiz" adımlarının geniş sonuçlar doğurduğunu söyledi. ABD'nin İran'a yönelik eylemlerinin yalnızca bölgesel değil, müttefikler arasında da etkilere neden olduğunu belirten Bekayi, "Bu durum, daha önce ABD ile aynı çizgide olan ülkeler arasında ayrışma ve görüş farklılıklarına neden olmuştur. Bu da söz konusu ülkelerin, ABD'nin saldırgan yaklaşımının farkında olduğunu göstermektedir" dedi.<br><br>"Avrupa ağır bedel ödedi"<br>Alman yetkililerin açıklamalarına da değinen Bekayi, "Alman yetkililer, ABD'nin savaşa dahil olmasının Avrupa'ya ağır bedeller ödediğini ve bu adımın herhangi bir stratejiye dayanmadan atıldığını dile getirdi. Bu, durumun açık bir ifadesidir. ABD'nin bu askeri saldırısına ya doğrudan katılan ya da sessiz kalarak destek veren tüm ülkeleri sorumlu tutuyoruz" diye konuştu.<br>Avrupa'ya çağrıda bulunan İsmail Bekayi, "Artık Avrupa ülkelerinin, ABD politikalarını kayıtsız şartsız takip etmenin sonuçlarıyla yüzleşip, başta Batı Asya'daki gelişmeler ve İran'a ilişkin konular olmak üzere daha bağımsız bir çizgi belirlemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Karar alma mekanizması tamamen açık"<br>İran'daki karar alma mekanizmasına ilişkin değerlendirmede de bulunan Bekayi, "İran'da karar alma mekanizması tamamen açıktır. Müzakerelere girme kararı aldığımızda bunu şeffaf bir şekilde yaptık. İran heyetinin, Muhammed Bakır Galibaf başkanlığında İslamabad'daki müzakerelere katılımı, İran'ın uluslararası konulara ilişkin açık gücünü ve sorumlu yaklaşımını gösterdi. Üç-dört hafta içinde kararlarımızı çok net bir şekilde aldık ve uyguladık. Bundan sonra da gelişmelere göre en iyi kararları alacağız" şeklinde konuştu.<br><br>"İsrail'i resmiyette tanımıyoruz"<br>ABD ile İran arasında varılan ateşkesin kapsamına ve İsrail'in bu süreçteki rolüne değinen Bekayi, "Ateşkes anlaşması İran ile ABD arasındaydı. ABD'nin resmi açıklamalarına bakıldığında, bu savaşa İsrail adına dahil olduğunu açıkça dile getirdiği görülüyor. Elbette çok sayıda çelişkili açıklama var, ancak şu net. ABD, 12 gün süren savaşta bu rejime çatışmanın başlaması için yeşil ışık yaktı, ardından da sürece bizzat dahil oldu. Son saldırıda da birlikte hareket ettiler. Eğer İran ile ABD arasında ateşkesin sona erdirilmesine dair bir anlaşma yapılırsa, bu durum İsrail'i de kapsamalıdır. İsrail'e ilişkin politikamız değişmedi ve hala resmiyette tanımıyoruz" dedi.<br><br>ABD'nin yanıtı inceleniyor<br>İran'ın Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettiği teklif ve Washington'dan gelen yanıta da değinen Bekayi, "Görüşmeler Pakistanlı arabulucu üzerinden şeffaf bir şekilde sürdürülüyor. ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" ifadelerini kullandı.<br><br>Hürmüz Boğazı vurgusu<br>Hürmüz Boğazı'ndaki yeni bir düzene ilişkin tartışmalara da değinen Bekayi, "Ülkedeki tüm karar alıcı ve karar verici kurumlarla istişare halindeyiz. İran deniz alanları yasası, ülkenin dış askeri tehdit veya saldırıyla karşı karşıya olduğu durumlarda ulusal güvenliği korumak için gerekli tedbirlerin alınmasına imkan tanımaktadır" dedi.<br>Bekayi, "Biz Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değiliz, ancak uluslararası teamül hukuku gereğince tehdit veya saldırı durumlarında gerekli önlemleri alma hakkına sahibiz. Hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin güvenli geçişini sağlamak için mekanizma oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Bu boğazdaki güvenlik, bizim için herkesten daha fazla önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.<br>(FBY-BÇ-D)<br><br>4.05.2026 14:51:37 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-1777905384.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD savaş gemilerine karşı başka senaryolar hazır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-932</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-932</guid>
                <description><![CDATA[İran basınına konuşan askeri bir kaynak, Tahran’ın ABD savaş gemilerine karşı müdahalede bulunduğunu belirterek, "İran Silahlı Kuvvetleri, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek. İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW155646-SIY/4-05-2026<br><br>- İran: "ABD savaş gemilerine karşı başka senaryolar hazır"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran basınına konuşan askeri bir kaynak, Tahran’ın ABD savaş gemilerine karşı müdahalede bulunduğunu belirterek, "İran Silahlı Kuvvetleri, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek. İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" dedi.<br>İran basınına konuşan bilgili bir askeri kaynak, Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye ait savaş unsurlarına yönelik sert mesajlar verdi. Kaynak, İran’ın her türlü senaryoya hazır olduğunu belirterek, "ABD’liler, İran’ın Donald Trump ve ABD güçlerinin zorbalık yapmasına izin vermeyeceğini biliyor" dedi.<br><br>"Geçişlere izin verilmeyecek"<br>Kaynak, İran güçlerinin bazı ABD savaş gemilerine yönelik ilk atışları gerçekleştirdiğini ifade ederek, "İran silahlı kuvvetleri, 40 günlük savaşta olduğu gibi, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki her türlü geçiş de İran silahlı kuvvetlerinin izni olmadan gerçekleştirilmeyecektir. Tüm gemiler 40 günlük savaşın tecrübesinden ders çıkarmalı ve ABD'lilerin aptallığının bedelini ödememelidir" ifadelerini kullandı.<br><br>"Farklı senaryolar hazır"<br>Kaynak ayrıca, İran’ın askeri seçeneklerini geniş tuttuğunu belirterek, "İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" diye konuştu.<br>(FBY-ÖK-D)<br><br>4.05.2026 15:57:31 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-1777904959.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alman mayın arama gemisi  Fulda yola çıktı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-930</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-930</guid>
                <description><![CDATA[Almanya, İran savaşının sona ermesi durumunda Hürmüz Boğazı'nda muhtemel görev için zaman kaybetmemek amacıyla Fulda isimli mayın arama gemisini Akdeniz’e sevk etti.
ABD ile İran arasında savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin belirsizlik sürerken, bazı ülkeler Hürmüz Boğazı’ndaki mayın çalışmaları için hazır bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW164437-SIY/4-05-2026<br><br><br>- Alman mayın arama gemisi Fulda, muhtemel Hürmüz Boğazı görevi için yola çıktı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>İlhan Atasoy<br>KİEL (İHA) - Almanya, İran savaşının sona ermesi durumunda Hürmüz Boğazı'nda muhtemel görev için zaman kaybetmemek amacıyla Fulda isimli mayın arama gemisini Akdeniz’e sevk etti.<br>ABD ile İran arasında savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin belirsizlik sürerken, bazı ülkeler Hürmüz Boğazı’ndaki mayın çalışmaları için hazır bekliyor. Almanya savaş sonrası Hürmüz Boğazı’nda muhtemel görev için mayın arama gemisi Fulda’yı Akdeniz’e sevk etti. Alman donanmasına ait mayın arama gemisi Fulda’nın kritik göreve uğurlanma töreni, ülkenin kuzeyindeki Kiel-Wiek deniz üssünde yapıldı.<br>Fulda mayın arama gemisinde uzman mayın tespit ve imha uzmanlarının da olduğu yaklaşık 40 personelin bulunduğu bildirildi. Söz konusu personelin mayın arama ve tarama faaliyetleri için sonar sistemler ile uzaktan kumandalı sualtı dronları kullanma konusunda uzman oldukları belirtildi. Mühimmat, erzak, güneş ışınlarına karşı koruyucu ekipmanlarıyla yola yola çıkan Fulda’da görev yapan askerlere muhtemel Hürmüz Boğazı görevlendirmesinde giyecekleri bej renkli yazlık üniformalar da verildi.<br><br>"Fulda"nın Hürmüz Boğazında görev yapması için onay gerekiyor<br>Alman donanma gemisi Fulda, Akdeniz’e ulaştıktan sonra NATO'nun Akdeniz, Karadeniz ve Ege’deki mayın harbine yönelik deniz harekat ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri (MKT) Görev Grubu-2’ye (SNMCMG-2) dahil olacak. Ancak Fulda’nın savaş sonrası Hürmüz Boğazı'na muhtemel bir konuşlandırma için Alman Federal Meclisi (Bundestag) tarafından yetkilendirilmesi gerekiyor. Hürmüz Boğazı’nda görev almasına karar verilmesi halinde ise Fulda mayın arama gemisi bölgede tek başına olmayacak. Bir hava savunma fırkateyni, bir ikmal gemisi ve bir deniz gözetleme uçağı Fulda ile birlikte Hürmüz Boğazı bölgesinde olacak. Alman Federal Meclisi, Fulda mayın gemisinin Hürmüz Boğazı’ndaki muhtemel görevinin kapsamında ve süresinde son sözü söyleyecek.<br><br>"Alman donanmasının Hürmüz’de görev yapmasının ön şartı, çatışmaların sona ermesidir"<br>Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı'nda Alman donanmasının görev yapmasının ön şartının çatışmaların sona ermesi olduğunu ifade etmiş, Fulda’nın bölgede görev yapabilmesinin ise Alman Meclisinden yetki alınmasıyla mümkün olabileceğine işaret etmişti.<br>(FBY-ÖK-D)<br><br>4.05.2026 16:46:10 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-1777903878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahipsiz hayvanların yüzde 46&#039;sı toplanmıştır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-929</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-929</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, kentte sahipsiz köpeklerin yüzde 46'sının toplandığını kalanların tamamı da toplanacağını belirterek, "Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW111710-GEN/4-05-2026<br><br><br>- İstanbul Valisi Davut Gül: "Sahipsiz hayvanların yüzde 46'sı toplanmıştır; kalanların tamamı da toplanacaktır"<br>- "Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır"<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>İSTANBUL (İHA) - İstanbul Valisi Davut Gül, kentte sahipsiz köpeklerin yüzde 46'sının toplandığını kalanların tamamı da toplanacağını belirterek, "Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır" dedi.<br>İstanbul Valisi Davut Gül, sokaklardaki sahipsiz köpeklere yönelik yapılan çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.<br>İstanbul Valisi Gül, sahipsiz hayvanların kontrol altına alınmasının bir tercih değil, açık bir zorunluluk olduğunu belirterek, "Aşırı yaklaşımlar çözüm değildir; ne toplu itlaf ne de başıboşluk veya kontrolsüzlük kabul edilebilir. Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır. İstanbul'da sahipsiz hayvanların yüzde 46'sı toplanmıştır; kalanların tamamı da toplanacaktır. Sokaklarda sahipsiz tek bir köpek bulunmayacaktır. Sahiplenmek isteyen vatandaşlarımız, bu hayvanları yalnızca kendi evinde veya bahçesinde bakmak üzere sahiplenebilecektir. Yasaklı ırkların üretimi, satışı ve sahiplendirilmesi kanunen yasaktır. Bu kurallara aykırı hareket edenler hakkında idari ve adli işlem yapılmaktadır. Bu görev belediyelerindir. Tüm belediyeler bu yükümlülüğü derhal ve eksiksiz yerine getirecektir. İhmal ve gecikmeye kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir. Vatandaşlarımızın can güvenliği tartışmasız önceliğimizdir; kamu düzeni ve şehir güvenliği konusunda en küçük bir zafiyete dahi izin verilmeyecektir" dedi.<br>(RU-BA-Y)<br><br>4.05.2026 11:39:19 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-1777886312.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir faili meçhul hikayesi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/bir-faili-mechul-hikayesi-927</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/bir-faili-mechul-hikayesi-927</guid>
                <description><![CDATA[Bakınız faili meçhullerden birisi de Trabzon’da Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı idi. Üzerine gidilmediği için futbolda adalet bir türlü sağlanamadı. Yıllardır öyle ince işçilik yürütülüyor ki bunlar amigo yorumcular tarafından bir türlü dile getirilmiyor. Zira onlar da menfaatleri gereği hep takımlarına yontmaya çalışıyorlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Feci bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Gülistan Doku ciddi bir muhasebe yapmamızı gerekli kıldı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oğlunu kurtarmak adına öyle işler yapmış ki sistemi baştan ayağa sorgulamak lazım geliyor. Cesedi ortadan kaldırmak, delilleri karartmak için yapılanlar geniş bir ekibin faaliyetine işaret ediyor. Bunlar vali de olsan tek başına becerebileceğin ameliyeler değil. Zaten savcılık tarafından, ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), özel hayatın gizliğini ihlal (TCK 134/1), kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205)’ suçlarından tutuklanmasının istenmesi hadisenin ne kadar organize olduğunu bütün netliğiyle ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Münferit gibi görünen bu olay geldiğimiz tehlikeli noktayı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Makam denebilecek bir konuma yükselen hemen herkes oradan şahsi menfaat temin etme yoluna gidiyor. Bunlar bugün o kadar ayyuka çıktı ki devlete olan güven sarsıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Akın Gürlek Bey’in Adalet Bakanı olması ile yeni bir sayfanın açıldığını görmekteyiz. Bu sayfa inşallah kapanmamak üzere açılır ve milletimizin adalete olan inancı yeniden sağlanır. Akın Bey’in bütün faili meçhullerin üzerine gideceğiz ifadesi bunu göstermektedir. İnşallah nüfuzlu kimseler bunun önüne set çekmezler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aksi takdirde millet yine sabah kuşağı programlarında aylarca bir tane faili meçhul cinayet ortaya çıkacak diye ahlaksızlık hikâyeleri dinlemeye mecbur kalır. Aslında bu durum Emniyet Teşkilatımızı da ağır yaralıyordu. Sanki onların çözemediklerini bu programlar çözüyordu. Millet artık bu programlardan adalet dilenmeye başlamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buyurun o zaman Gülistan Doku’nun ailesi Müge Anlı’nın programına şikâyette bulunsa vali beyi programlarına alabilirler ve günlerce sorguya tabi tutabilirler miydi? Elbette ki asla olmayacaktı. Ulaşılamayanlara ulaştığınızda milletin adaletin tesisine inancı başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakınız faili meçhullerden birisi de Trabzon’da Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı idi. Üzerine gidilmediği için futbolda adalet bir türlü sağlanamadı. Yıllardır öyle ince işçilik yürütülüyor ki bunlar amigo yorumcular tarafından bir türlü dile getirilmiyor. Zira onlar da menfaatleri gereği hep takımlarına yontmaya çalışıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anadolu kulüplerine yapılan haksızlıklar, kıyımlar göz ardı ediliyor. Dört büyük kulübe yapılanlar ise günlerce tartışılıyor. Sonuçta adalet tamamen rafa kalkmış duruma geldi. Son olarak Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın skandal açıklamaları onun için toplumda büyük infiale sebep oldu. Zira adaleti sağlama mevkiinde olanlar taraf da olsalar tarafgirlikten azade olmak zorundalar. Aksi hâlde adalet buhar olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla en hafifinden en ağırına kadar her hususta adaleti elden bırakmamak gerekiyor. Aslında bu resmî sivil herkes için olmazsa olmaz bir kaide. Kendi çocuğun da olsa kendin de olsan adaleti elden bırakmayacaksın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gazneli Mahmud’un hassasiyeti!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ecdadımızı başarılı kılan en mühim amil adaletti. Osmanlı çağları her konuda olduğu gibi bu konuda da Türk tarihinde bir zirvedir. İdamı gerektirecek bir suç şehzade dâhil herkesin sonunu getirirdi. Kimse soyuna sopuna güvenerek suç işleme cesaretini kendinde bulamazdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neden Hıristiyanlar kendi aralarındaki davalarda dahi Osmanlı mahkemesini tercih ederdi? Bunu düşünmek ve hakkıyla idrak etmek lazım. Osmanlı kadıları bu benim dinimden diyerek Müslümanları kayırmazdı. Hak ve hukuk ne ise onun kararını verirdi. Kanun karşısında en âciz bir reaya ile vezir, padişah bir tutulurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Osmanlılar zulmü din düşmanlığıyla eş değer görüyordu. Adil padişah Allahü tealanın dostu, zalim ise düşmanıydı. Ünlü Şeyhülislam İbn Kemal’e kulak verelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Padişahlık emri azimdir. Azametindendir ki adil olan Allah’ın mahbubu ve mukarrebidir (yakınıdır), zalim olan Allah’ın düşmanıdır.” Onlar padişahın zulmü defetmek için geldiğine inanırlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şeyh Bâlî Efendi es-Sofyavî ise “Risâle der Sîret-i Padişâhân-ı Pîşîn” isimli eserinde şöyle diyordu: “Ve padişah zulmedenleri def içündür”.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Padişahın birinci görevini ifade eden ne kadar keskin sözler bunlar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında söz konusu hassasiyeti bütün Türk-İslam tarihinde müşahede etmemiz mümkündür. Mesela Gazneli Mahmud’un bir hadise üzerine attığı adımlar aynı hassasiyete işaret ediyordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir gün sıradan bir vatandaş ağlayarak Sultan Mahmud’a geldi ve zalim biri hakkında şikâyetçi oldu. Sultan bu kişinin kendisine ne yaptığını sorunca o kişi gözleri yaşlı bir şekilde:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Geceleri zorla evime giriyor, beni döverek evimden çıkarıp mahremimle aynı yatakta yatıyor. Ne olur beni bu durumdan kurtar.” diye yalvardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumdan çok rahatsız olan Gazneli Mahmud:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“O saldırgan adam bir daha evine gelince sessiz bir şekilde sarayıma gelerek beni haberdar et” dedi. Saldırgan, bir kez daha adamın evine girdiğinde mazlum kişi, konuştukları üzere Gazneli Mahmud’u durumdan haberdar etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazneli Mahmud kılıcını alıp derhâl adamın evine vardı. Eve girince ilk işi mumu söndürmek oldu. Arkasından saldırganın karaltısını gördüğü gibi kılıcı sapladı ve adamı katletti. Işığı yaktıran Sultan, adamı gördükten sonra secdeye kapanıp bir bardak su içti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şikâyetçi adam, Gazneli Mahmud’a bu davranışının sebebini sorunca şöyle cevap verdi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Mumu söndürmemin sebebi saldırgan insanın yüzünü görmek istemememdir. Belki tanıdığım biri olabilirdi, bu da adaletime gölge düşürebilirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Secdeye gitmemin sebebi öldürülen saldırgan oğlum veya herhangi bir akrabam da olabilirdi. Onlardan birisi olmadığı ve dolayısıyla onun günahına ortak olmadığım için Rabbime şükretmemdendir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Su içmemin sebebi ise senin bana bu haberi getirdiğinden beri bir yudum suyun ve bir lokma ekmeğin dahi boğazımdan geçmediğindendir.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bin yıllık kriter</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde yılların verdiği ihmal ile adalete olan güven her geçen gün biraz daha zayıflıyor. Bunun başlıca sebebi infaz kanunu. Verilen cezalar uygulanamıyor. Müebbet alan kişinin on sene sonra salına salına dolaştığını görebiliyorsunuz. O zaman o müebbetin hiçbir hükmü kalmıyor. Hemen bütün cezalar kâğıt üstünde kalıyor. İnsanların yürekleri soğumuyor. Bu bir toplumdaki sosyal düzeni altüst eden en mühim unsurdur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir devlet suçluları kim olursa olsun hak ettiği gibi cezalandırabiliyorsa orada en azından asayiş vardır. Huzurun olup olmaması zulme düşüp düşülmediğiyle alakalıdır. Huzurun olduğu her yerde asayiş de vardır fakat tersi her zaman olmayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugünkü en büyük problemlerden biri de yaşı 18’den küçük suçluların cinayette bile çok hafif cezalar almalarıdır. Alınan cezanın infaz kanunu sebebiyle kâğıt üstünde kalması ise meseleyi daha da işin içinden çıkılmaz bir hâle getirmektedir. Göz bebeği yavruları canice katledilen ailelere dram üstüne dram yaşatılmaktadır. Çünkü azılı katiller on sene geçmeden sokaklarda arz-ı endam etmektedir. Bu ise başta o ailede olmak üzere toplumun her kesiminde kapanmaz yaralar açmaktadır. Burada ölçünün bir Batı kriteri olan 18 yaş değil akıl bâliğlik olması gerekiyor. Allahü tealanın ebedî azap ve ebedî mükâfat için kriteri rüşd iken 18’de ısrar etmek Batı’nın bütün hatalarını ülkemize taşımak olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Adalete itimat kalmazsa herkes kendi hakkını kendisi aramaya kalkacaktır. Bunu yapanlar terör estirecek, yapamayanlar küsüp kabuğuna çekilecektir. Bugün memleketimizde olan budur. Nice vatan evladı haydut ruhlu tiplerin elinde parelenirken hak edene uygun cezanın verilmemesi, verilse de uygulanmaması böyle bir netice doğurmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk tarihi adaletten uzaklaştığında yıkılan devletlerle doludur. Liyakatin göz ardı edilmesi, rüşvet ve iltimasın yayılması hep adaletten uzaklaşmakla ilgilidir. Bu öyle bir yoldur ki idareciler güzergâh esnasında adaletten ayrılmadıklarına dair kendilerini kandırırlar. Hâlbuki zulmün kalınlığı her geçen gün artmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu hâlde acilen ve hatta derhâl yapılması gereken iş, adaletin tam olarak sağlanmasıdır. Rüşvet ve iltimasın ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılmasıdır. Hiçbir memleket bunlar varken gerçek manada büyüyemez. Belki büyüyor gibi görünür fakat bu sabun köpüğü gibi bir büyümedir. Çok kısa zamanda kapladığı hacmi yitirir. Gerçek büyüme sosyal barışla mümkün olabilir. Sosyal barış huzuru da beraberinde getirir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bizim bin yıllık kriterimiz var. Eshab-ı kirâm efendilerimizden Gaznelilere, Selçuklulara, Osmanlılara geçen kriter. Yeniden ona dönersek Büyük Türkiye’nin yolunu da açmış oluruz. Aksi takdirde kellim kellim la-yenfa’yı mumla aratacak bir netice bizi bekliyor hiç şüpheniz olmasın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/bir-faili-mechul-hikayesi-1777887315.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile güçlü olduğunda birey de güçlü olur</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-914</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-914</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı ailelerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">- Cumhurbaşkanı Erdoğan, "<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur"<br>- "<strong><u>Aile</u></strong>, Güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerde mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır"<br>- "3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada"<br>- "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar hepimiz için tedirgin edici<br>- "<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonu’nu tüm Türkiye’de hayata geçirdik<br><br><br>İSTANBUL (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi.<br>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'na katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "10 yıllık bir dönemde&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler - toplum güçlü olur"<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. '<strong><u>Aile</u></strong>miz Geleceğimiz' temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum" dedi.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur"<br><strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimiz sayesindedir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>dir. Şahsiyet&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>dir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>nin huzuru milletin huzurundan,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin saadeti milletin saadetinden,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin güvenliği milletin güvenliğinden,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan '<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Türk toplumunun temelidir' ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir" ifadelerini kullandı.<br>"Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir"<br>Türk milleti tarih boyunca&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin temeli ise, güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>ler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır. Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz" şeklinde konuştu.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>yi değersizleştirirken çok çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>leri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar"<br>Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>ye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>nin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yi değersizleştirirken çok çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>leri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" açıklamasında bulundu.<br>İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazelerin rehin alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul'un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>ye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek. Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür. Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08'e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5'a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'a, hanımlarda 26'ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94'tür" dedi.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik"<br>Milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablonun bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş Avrupa'da 45'tir. Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz. Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025'te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.<br>2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini '<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirledik.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı;&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz;&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz; evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz; doğurganlık hızının artırılmasıyken; dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Haftası' olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.<br>(SB-ÖK-Y)<br><br>2.05.2026 14:49:33 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-1777730659.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanuni Sultan Süleyman  doğumunun 531. yıldönümünde  Trabzon&#039;da anılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-912</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-912</guid>
                <description><![CDATA[Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman, doğumunun 531. yıl dönümünde Trabzon'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.
Türk-Macar Dostluk Parkı’ndaki Kanuni Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından Kanuni Evi’nde düzenlenen programa Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW150002-KLT/2-05-2026<br><br><br>-&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman doğumunun 531. yıldönümünde Trabzon'da anılıyor<br>- Anma etkinliklerine Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>Bekir Koca<br>TRABZON (İHA) - Cihan Padişahı&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman, doğumunun 531. yıl dönümünde Trabzon'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.<br>Türk-Macar Dostluk Parkı’ndaki&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde düzenlenen programa Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı.<br>Anma etkinliklerinde konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu şehir kadim bir şehirdir, tarihi bir şehirdir, fetih şehridir. Ecdadımız Fatih Sultan Mehmet’in fetih yolculuğuna şahit olmuş, Yavuz Sultan Selim’in şehzadelik ve valilik yaptığı, Cihan Padişahı&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın doğup büyüdüğü şehirdir. Aynı zamanda Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de üç kez ziyaret ettiği özel bir şehirdir. Böylesine kıymetli bir şehrin belediye başkanı olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum" dedi.<br><br>"İki ülke arasında barışın sembolü"<br><strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman'ın Trabzon’da doğduğunu ve 17 yaşına kadar burada yaşadığını vurgulayan Başkan Genç, şöyle devam etti: "Şehrimizde onun ismini taşıyan birçok kurum, okul, yol, köprü ve tesis bulunmaktadır. Ayrıca&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Parkı’nda Yavuz Sultan Selim ve&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın heykelleri yer almaktadır. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in de burada temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda ilgili kurumlarımıza görüşlerimizi iletiyoruz. Dikkat çekici bir hususu da paylaşmak isterim:&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın kılıcında hamsi figürü yer almaktadır. Bu da Trabzon’a özgü bir simgedir. Bu yönüyle&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>, gücünü ve karakterini bu topraklardan almış bir cihan padişahıdır.&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;sadece Türkiye’de değil, Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede hukukçu kimliğiyle, 'kanun yapan hükümdar' olarak anılmaktadır. Biz de bu yönüyle onun meslektaşları sayılırız. Böylesine büyük bir mirasa sahip olmak hepimiz için büyük bir gururdur. Bu mirası yaşatma noktasında&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Vakfı’nın ortaya koyduğu gayret ve sorumluluğu da ayrıca takdir ediyorum. Bu tür çalışmalar idareciler olarak bizim için bir lütuf değil, bir görevdir. İnşallah dostluk ve kardeşlik ilişkileri daha da güçlenecek,&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın mirası iki ülke arasında barışın ve dostluğun sembolü olmaya devam edecektir" diye konuştu<br><br>"İKİ ülke arasındaki ilişkiler gelişiyor"<br>Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ise "Bugün bizim için gerçekten muhteşem bir gün. Bunu birçok nedenle söylüyorum. Bunlardan ilki, az önce Ganita sahilinde gerçekleştirdiğimiz çelenk sunma törenidir. Orada,&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın heykelinin hemen yanında anıt yaptık. Bu anıtta Zigetvar’daki Dostluk Parkı’nı görebilirsiniz. Orada&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman ile Macar milli kahramanı Zrinyi yan yana duruyor. Hayatta birbirlerini hiç görmeyen bu iki tarihi figür, artık orada barışın sembolü olarak yan yana bulunmaktadır. Ayrıca, yine çok anlamlı bir gelişme olarak bugün&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde Macar milli kahramanı Zrinyi’nin büstünün açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu da bizim için son derece özel bir andır. Macar tarihinin ve kültürünün Trabzon’da yaşatılması, bu bağın güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.<br>Konuşmaların ardından&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde Hırvat asıllı Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin büstünün açılışı gerçekleştirildi. Programın sonunda katılımcılara geleneksel&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;pilavı ikram edildi.<br>(BK-ÖS-Y)<br><br>2.05.2026 15:12:49 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-1777727906.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD Almanya&#039;dan 5 bin askerini geri çekiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-909</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-909</guid>
                <description><![CDATA[ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Avrupa'daki önemli müttefiki Almanya ile arasındaki gerilim sürüyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD'nin Almanya'daki asker sayısı azaltma planına ilişkin açıklama yaptı. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Almanya'daki ABD askerlerinden 5 binin çekileceğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW125124-SIY/2-05-2026<br><br><br>- ABD, İran anlaşmazlığının ardından Almanya'dan 5 bin askerini geri çekecek<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Almanya'daki 5 bin ABD askerinin 6-12 ay içinde geri çekeceğini açıkladı.<br>ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Avrupa'daki önemli müttefiki Almanya ile arasındaki gerilim sürüyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD'nin Almanya'daki asker sayısı azaltma planına ilişkin açıklama yaptı. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Almanya'daki ABD askerlerinden 5 binin çekileceğini ifade etti. Parnell, "Çekilmenin önümüzdeki 6-12 ay içinde tamamlanmasını bekliyoruz. Bu karar, Bakanlığın Avrupa'daki askeri varlığının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesinin ardından ve sahadaki şartlar dikkate alınarak alınmıştır" ifadelerini kullandı.<br>ABD'nin Almanya'nın 20 farklı bölgesinde yaklaşık 39 bin askeri bulunuyor.<br><br>ABD-Almanya arasındaki gerilim<br>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçtiğimiz hafta "ABD, İran yönetimi tarafından aşağılanıyor" açıklamasını yapmış, ardından ABD'nin İran savaşından bir çıkış stratejisi olmadığı eleştirisinde bulunmuştu. Trump ise Merz'e "Ne dediği hakkında hiçbir fikri yok" karşılığını vermiş, Almanya Başbakanı'nı İran'ın nükleer silahlara sahip olmasını hoş görmekle suçlamıştı. Trump daha sonra Almanya'daki askeri varlıklarını azaltmayı değerlendireceğini duyurmuştu.<br>(AB-ÖK-D)<br><br>2.05.2026 12:52:30 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-1777719236.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>28 Şubat 2026&#039;da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-904</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-904</guid>
                <description><![CDATA[Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne gönderilen mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir. ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" denildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW222535-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne: "(İran) 28 Şubat'ta başlayan düşmanlıklar sona erdi"<br>- ABD'de İran savaşına ilişkin yasal belirsizlik<br><br>WASHINGTON (İHA) - Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne gönderilen mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir. ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" denildi.<br>ABD'nin İsrail ile 28 Şubat tarihinde ortak olarak başlattığı İran'a yönelik saldırılar ve çeşitli askeri faaliyetlerin ABD içindeki yasal çerçevede oluşturduğu tartışma devam ediyor. ABD-İran arasındaki siyasi ve askeri gerginlik devam ederken Beyaz Saray, ABD Kongresi'ne İran ile çatışmaların sonlandığına ilişkin bir mektup gönderdi.<br>ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'a gönderilen ve ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasını taşıyan mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir" ifadeleri kullanıldı ancak, savaşın henüz bitmekten çok uzak olabileceği de açıkça belirtildi. Mektupta, "ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" ifadeleri kullanıldı.<br><br>"Kongre'ye ek yetki zorunluluğu doğmuyor"<br>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bu değerlendirmeyle birlikte 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası kapsamında 60 günlük yasal sürenin artık geçerli olmadığını savunarak, İran'la yaşanan askeri gerilimin yürürlüğe giren ateşkesle birlikte hukuken sona erdiğini ileri sürdü. Bu kapsamda, Kongre'ye ek yetki veya onay zorunluluğunun doğmadığı belirtildi.<br>Ancak ABD muhalefetindeki Demokrat Partili Kongre üyeleri bu yoruma karşı çıkarak, söz konusu yasa kapsamında ateşkes durumunun "çatışmaların sona ermesi" olarak kabul edilmediğini söyledi. Ayrıca, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda yürüttüğü ablukaya da değinilerek, bölgedeki ABD askeri varlığının devam etmesinin çatışmanın fiilen sürdüğüne işaret ettiği savunuldu.<br><br>ABD'nin 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası<br>ABD'deki 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na göre Kongre, çatışmaların başlamasının ardından 60 gün içinde savaş ilan etmeli ya da güç kullanımına yetki vermelidir. ABD Başkanı ek süre talep ederse bu süre sınırının 90 güne çıkarılabileceği biliniyor. Söz konusu 60 günlük zaman sınırı bugün dolmak üzereyken Kongre, söz konusu şartın uygulanması için herhangi bir girişimde bulunmamış ve Senato'nun Demokratların savaşı durdurmaya yönelik altıncı girişimini reddetmesinin ardından Perşembe günü bir haftalık tatil için dağılmıştı.<br>Öte yandan Trump yönetiminin de Kongre onayı alma konusunda hiçbir ilgi göstermediği değerlendiriliyor. Çatışmaların yeniden başlaması durumunda Trump'ın milletvekillerine yeni bir 60 günlük sürecin başladığını söyleyebileceği düşünülüyor.<br>ABD Kongresi'nin Vietnam Savaşı'na tepki olarak kabul ettiği 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'ndan bu yana hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili ABD başkanlarının, kesintili askeri çatışmalar sırasında benzer yöntemleri defalarca kullandığı biliniyor.<br>(AFB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 22:45:03 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-1777704159.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pentagon, 7 yapay zeka şirketiyle anlaşma imzaladı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-899</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-899</guid>
                <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zekanın "sınıflandırılmış" ağlarda kullanılması için 7 teknoloji deviyle anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Pentagon'dan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın önde gelen 7 yapay zeka şirketi olan SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services ile yapay zeka sistemlerinin Savunma Bakanlığının sınıflandırılmış ağlarda kullanımı için anlaşmalar imzalandığı ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW174439-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Pentagon, 7 yapay zeka şirketiyle anlaşma imzaladı<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zekanın "sınıflandırılmış" ağlarda kullanılması için 7 teknoloji deviyle anlaşmaya varıldığını duyurdu.<br>Pentagon'dan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın önde gelen 7 yapay zeka şirketi olan SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services ile yapay zeka sistemlerinin Savunma Bakanlığının sınıflandırılmış ağlarda kullanımı için anlaşmalar imzalandığı ifade edildi. Anlaşmaların, ABD ordusunu yapay zeka odaklı bir savaş gücü olarak kurma yolundaki dönüşümünü hızlandıracağı ve askerlerin savaşın tüm alanlarında üstünlüğünü koruma yeteneğini güçlendireceği belirtildi. Açıklamada, "Yapay zeka sistemlerinin Bakanlığın ağlarına entegre edilmesi, veri sentezini kolaylaştıracak ve karmaşık operasyonel ortamlarda askerlerin karar verme süreçlerini güçlendirecektir. SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services, hem IL6 hem de IL7 ortamlarında sistemlerini kullanıma sunmak için kaynak sağlayacak. Bu çalışma, Bakanlığın yapay zeka hızlandırma stratejisini destekleyerek savaş, istihbarat ve kurumsal operasyonlar olmak üzere üç temel alanda yeni yetenekler kazandırmayı amaçlamaktadır" denildi.<br>ABD merkezli "The Information" adlı haber sitesi 28 Nisan'da, teknoloji devi Google'ın yapay zeka modellerinin Pentagon tarafından gizli çalışmalarda kullanılmasına izin veren bir anlaşma imzalandığını aktarmıştı.<br>(AB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 17:51:27 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 07:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-1777653793.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran bir anlaşma yapmak için can atıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-889</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-889</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW235751-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Trump: "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor"<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor" dedi.<br>ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi.<br>ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez" dedi.<br><br>"Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz"<br>Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin, "İnsansız hava aracı (İHA) üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 82’si, füze üretim tesislerinin ise yaklaşık yüzde 90’ı imha edildi. Ve birçok füzeleri de etkisiz hale getirildi. Bazılarını kullandılar ama biz, kullandıklarından daha fazlasını imha ettik. Olanlar, gerçekten dikkat çekici. Anlaşma yapmak istiyorlar" dedi.<br>Trump, "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" ifadelerini kullandı. ABD’de borsanın rekor kırdığı bir dönemde olduklarını savunan Trump, "Bir yangını söndürmemiz gerekiyor. Bu yangın İran’da yaşanıyor. Nükleer silah istiyorlar. Nükleer kapasitelerini tamamen yok ettik. Böylece nükleer bomba elde edemediler" dedi.<br>Mevcut durumda İran’ın çok kötü bir halde olduğunu söyleyen Trump, "Hiçbir şeyleri kalmadı. Liderleri de dahil. Liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe liderleri de gitti, ikinci kademe de. Şimdi, üçüncü kademe ile meşgulüz ama ne olacağını göreceğiz" dedi.<br><br>"Ekonomileri çöküyor"<br>İran’a uygulanan ablukanın çok güçlü olduğunu savunan Trump, "Ekonomileri çöküyor. Petrol gelirleri yok. Umarım yakında çözülür" dedi.<br>İran ile görüşmelerde tıkanma söz konusu olup olmadığı sorusuna Trump, "Anlaşma yapmak istiyorlar ama liderlerinin kim olduğu bile net değil. Bu da bir sorun. Liderlik, büyük ölçüde ortadan kaldırıldı" dedi.<br>ABD’de yakıtın galon fiyatının ortalama 4,30 dolar seviyesine yükselmesine ilişkin bir soruyu yarıda keserek cevaplayan Trump, "Ama İran’ın nükleer silahı olmayacak. Savaş bittiğinde fiyatlar hızla düşecek" dedi.<br>Trump, "Eğer İran nükleer silah elde etseydi ve bunu kullansaydı, dünyanın tamamı farklı bir yer haline gelirdi" şeklinde konuştu.<br><br>İspanya ve İtalya’dan asker çekmeyi düşünebileceğini söyledi<br>Almanya konusunda olduğu gibi İspanya ve İtalya’dan da asker çekmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru alan Trump, "Evet, muhtemelen. Neden düşünmeyeyim. İtalya bize hiçbir şekilde yardımcı olmadı. İspanya ise korkunçtu. Kesinlikle korkunç. NATO’yu biliyorsunuz. Mesele sadece kötü olmaları değil. Güzel bir şekilde "Tamam, yardım edeceğiz ama biraz yavaş ilerliyoruz" deseler başka bir şey" dedi.<br>ABD’nin Avrupa’ya Ukrayna konusunda büyük destek sağladığını vurgulayan Trump, "Ukrayna’yı berbat ettiler. Ukrayna’nın bizimle hiçbir ilgisi yok ama biz onlara Ukrayna konusunda yardım ettik. Bildiğiniz gibi arada okyanus var, bu onların meselesi. Onlar için bu adeta kapılarının önü" dedi.<br>Diğer yandan Avrupa’nın ABD’nin İran konusundaki yardım talebine bu duruma "karışmak istemedikleri" cevabını verdiklerini söyleyen Trump, "İşin ilginç tarafı, Hürmüz Boğazı’nı onlar kullanıyor. Biz kullanmıyoruz ve ihtiyacımız da yok. Çok petrolümüz var. Bu nedenle onların, 'Size yardım etmek isteriz' demesini beklerdik ama demediler. Almanya korkunç bir iş çıkarıyor. Göç sorunları var, enerji sorunları var, her türlü sorunları var. Ukrayna konusunda da büyük bir sorunları var çünkü karmaşa içindeler" dedi.<br><br>Merz’in eleştirilerine değindi<br>Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in kendisine yönelik eleştirilerine değinen Trump, "İran konusunda yaptığım şey yüzünden beni eleştirdi. Ama ben ona 'İran’ın elinde nükleer silah olmasını ister misin?' dedim. O da bana, 'Hayır, istemem' dedi. Ben de, 'O zaman sanırım haklıyım' dedim. Buna verecek bir cevabı yoktu. Sonuç olarak, bu dünya için, ülkemiz için, özellikle İsrail, Orta Doğu ve Avrupa için İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin veremezsiniz" dedi.<br><br>ABD basınını eleştirdi<br>ABD basınının savaşı sanki İran kazanıyormuş gibi gösterdiğinden şikayet eden Trump, "Bu korkunç bir şey. Biz müzakere ediyoruz, onlar bizim basınımızdan ne kadar iyi durumda olduklarını okuyorlar. Oysa bir mağarada oturuyorlar ve tüm liderleri ölü. Etraftaki herkes ölü. Füzeler her yerde. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, hiçbir şeyleri yok. Tahran’ın ortasında vurulmadan uçuyoruz çünkü hava savunmaları yok. Ama savaşı kazandıklarını okuyorlar" dedi.<br>Trump, "İran’ı darmadağın ediyoruz. Bugün bize yakın olan bir ülkeden telefon aldım. Bir Orta Doğu ülkesi. Dedi ki, "Efendim, artık lütfen onları vurmayın. Zaten darmadağın oldular. "Lütfen" dedi. Gerçekten "lüften" dedi" şeklinde konuştu.<br>ABD Başkanı Trump İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin, Nükleer tozu almak istiyoruz. Çok derinlerde. Onu çıkarmak için ekskavatörler ve başka şeyler gerekiyor ama almak istiyoruz. Bir şekilde alacağız. Ya bize nükleer 'tozu' verecekler ya da biz alacağız" dedi.<br>(AFB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 00:05:11 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-1777617434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Basra Körfezi&#039;nde ve Hürmüz Boğazı&#039;nda yeni bir sayfa açılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-886</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-886</guid>
                <description><![CDATA[İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda İslam devriminin Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="background-color:rgb(242,244,245);color:rgb(51,51,51);font-family:sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">30.04.2026 14:46:38 </span></span><strong style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(242, 244, 245);box-sizing:border-box;color:rgb(51, 51, 51);font-family:sans-serif;font-size:14px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" id="strongSehir-Y1WPQ5aXUJWvYBWHI5OPEVC7EFGzYpWX">Tahran</strong><strong style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(242, 244, 245);box-sizing:border-box;color:rgb(51, 51, 51);font-family:sans-serif;font-size:14px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" id="strongKategori-Y1WPQ5aXUJWvYBWHI5OPEVC7EFGzYpWX"> / Politika / 20260430AW694812</strong></p><p class="MsoNormal">IHAAW143724-SIY/30-04-2026<br><br><br>- İran dini lideri Hamaney: "Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda İslam devriminin Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.<br>İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hamaney mesajında, Basra Körfezi'nin yalnızca coğrafi bir alan değil, aynı zamanda bölge halklarının kimliği ve küresel ekonominin temel damarlarından biri olduğunu belirterek, yabancı güçlerin bu stratejik bölge üzerindeki müdahalelerini eleştirdi. Bölgenin tarih boyunca yabancı güçlerin hedefinde olduğunu vurgulayan Hamaney, "Avrupalı ve ABD'li güçlerin yıllar boyunca tekrarlanan saldırıları, bölgede güvensizlik, zarar ve çok sayıda tehdide yol açarken, bu durum dünya güçlerinin Basra Körfezi halklarına yönelik karanlık planlarının sadece bir kısmını yansıtıyor. Bunun son örneği ise büyük şeytanın (ABD) son dönemdeki saldırgan adımları oldu" ifadelerini kullandı.<br><br>"İslam devrimi dönüm noktası oldu"<br>İran halkının tarih boyunca Körfez'in bağımsızlığı için büyük fedakarlıklar verdiğini belirten Hamaney, "Portekizlilerin bölgeden çıkarılmasından Hürmüz Boğazı'nın özgürleştirilmesine, Hollanda ve İngiliz sömürgeciliğine karşı verilen mücadelelere kadar uzanan süreçte en büyük bedeli İran milleti ödedi. İslam devrimi ise Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası oldu. Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.<br><br>"Bölgenin geleceği ABD'siz olacak"<br>Bölge ülkelerinin artık farklı bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirten Hamaney, "ABD'nin Basra Körfezi topraklarındaki varlığı ve yerleşimi, bölgedeki en büyük güvensizlik kaynağıdır. ABD'nin zayıf üsleri, bırakın bölgedeki müttefiklerine güvenlik sağlamayı, kendi güvenliğini dahi sağlayabilecek kapasiteden yoksundur. Basra Körfezi'nin parlak geleceği ABD'siz ve bölge halklarının ilerleme, huzur ile refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır. Basra Körfezi ve Umman Denizi'ndeki komşularımızla ortak kaderi paylaşıyoruz. Binlerce kilometre öteden açgözlülükle burada fitne çıkaran yabancıların ise bu sularda yeri yoktur. Onları yeri olsa olsa suların derinliklerindedir. İran'ın izlediği direniş stratejileri ve politikalarıyla elde edilen bu başarılar, yeni bir bölgesel ve küresel düzenin başlangıcı olacaktır" dedi.<br><br>Hürmüz Boğazı'nda yeni yönetim vurgusu<br>Hamaney, Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni bir yönetim anlayışının hayata geçirileceğini belirterek, "İran milleti, sahip olduğu tüm bilimsel, teknolojik ve savunma kapasitesini ulusal bir değer olarak koruyacaktır. Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim yetkimizi etkin şekilde kullanarak Basra Körfezi'nde güvenliği sağlayacak ve düşmanların bu Körfezi istismar etmesine son vereceğiz. Hürmüz Boğazı'nda uygulanacak yeni hukuki düzenlemeler ve yönetim anlayışı, bölge halkları için huzur ve kalkınmayı beraberinde getirecek ve ekonomik getirileri de toplumda memnuniyet oluşturacaktır" ifadelerine yer verdi.<br>(AB-BÇ-CC-D)<br><br>30.04.2026 14:46:38 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-1777551196.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Krizin sorumlusu Trump ve Netanyahu&#039;ya neden tepki yok</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-882</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-882</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'nda çok sayıda parlamenter, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">29.04.2026 17:22:05&nbsp;<strong>Strasbourg&nbsp;/ Politika / 20260429AW694173</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">IHAAW164527-SIY/29-04-2026<br><br><br>- AP'den Von der Leyen'e tepki: "Krizin sorumlusu Trump ve Netanyahu'ya neden eleştiri yok"<br>- Alman parlamenter Martin Schirdewan:<br>- "Sayın Leyen, sizden Trump ya da Netanyahu'ya tek bir eleştirel söz duymadık"<br><br>STRASBOURG (İHA) - Avrupa Parlamentosu'nda çok sayıda parlamenter, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi.<br>Avrupa Parlamentosu'nda (AP) "Orta Doğu'daki krize yönelik Avrupa Birliği (AB) stratejisi ve bunun enerji fiyatları ve gübre arzına etkileri" konulu genel kurul oturumu gerçekleştirildi. Oturumda söz alan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin Orta Doğu'daki savaşa ilişkin stratejisinden bahsederken AB'nin hedefinin diplomasi yoluyla barış ve istikrarı yeniden tesis etmek olduğunu söyledi. Çatışmanın etkilerinin aylarca, hatta yıllarca sürebileceğini ifade eden von der Leyen, "Kalıcı barış için İran'ın nükleer ve balistik füze programı da ele alınmalı" dedi.<br>Von der Leyen, enerji krizine ilişkin olarak ise AB'nin dört yıl içinde ikinci enerji krizi ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, "İthal fosil yakıtlara aşırı bağımlılığımız bizi savunmasız kılıyor" şeklinde konuştu.<br>AB Komisyonu Başkanı, "Sadece 60 gün içinde enerji ithalat faturamız, 27 milyar eurodan fazla arttı" ifadelerini kullanarak, AB'nin çözüm stratejisinin fosil yakıtlara bağımlılığı artırmak için yerli ve temiz enerji üretimini artırmak, elektrifikasyon ve nükleer enerji yatırımları olduğunu söyledi.<br><br>"İki ay önce Trump ve Netanyahu tarafından İran'a karşı yasa dışı bir savaş başlatıldı"<br>Öte yandan oturumda katılan AP üyeleri, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi. Von der Leyen'in ardından söz alan İspanyol parlamenter Iratxe Garcia Perez, "İki ay önce Trump ve Netanyahu tarafından İran'a karşı yasa dışı bir savaş başlatıldı. Hızlı bir özgürlük savaşı vaat etmişlerdi, ancak gördüğümüz tek şey yıkım, ölüm ve fanatizm oldu. Şimdi İran'dan Gazze'ye ve Batı Şeria'dan Lübnan'a uzanan bir kan izi görüyoruz. Lübnan'da 2 bin ölüden, 1,2 milyon yerinden edilmiş insandan ve ülke topraklarının yüzde 10'unun işgalinden bahsediyoruz. Bu güvenlik değildir. Buna rahatlıkla yıkım diyebiliriz" dedi.<br>Garcia Perez, "Sayın von der Leyen, Avrupa, olanları bu şekilde durup izleyemez. Tarihin akışına seyirci kalamayız. Uluslararası hukukun, demokrasinin ve barışın garantörü olmamız gerek" diye konuştu.<br><br>"Filistinlilere ölüm cezası yasasının kabulü konusunda sizden hiçbir şey duymadık, bu kabul edilemez"<br>İsrail'in insanlığa karşı suçlar ile tüm kırmızı çizgileri aştığını vurgulayan İspanyol siyasetçi, "Sayın von der Leyen, Filistinlilere yönelik ölüm cezası yasasının kabulü konusunda sizden hiçbir şey duymadık. Bu kesinlikle kabul edilemez. Bu beni yaralıyor. Bir de milyonlarca Avrupalının, AB'nin bu suç ortaklığına varan sessizliği konusunda ne hissettiğini düşünün. Bu konuda gerçekleri istiyoruz. İsrail ile Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı. Netanyahu hükümetine yaptırımlar uygulanmalı" dedi.<br><br>"Vatandaşlarımızı koruyacak adımlara ihtiyacımız var"<br>Portekizli parlamenter Antonio Tanger Correa, Avrupa'nın enerjisinin sadece yüzde 5'ini Hürmüz Boğazı'ndan almasına rağmen petrol fiyatlarındaki küresel artış nedeniyle krizden etkilendiğine dikkat çekti. Avrupa'da milyonlarca insan bu krizin yol açtığı şoklardan etkilenirken, AB yönetiminin tereddüt içinde olduğuna dikkat çeken Tanger Correa, "Tedbir ve önlemlere değil, vatandaşlarımızı koruyacak adımlara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.<br><br>"Yarısı ABD'li olan petrol şirketleri, saniyede 3 bin euro kar ediyor"<br>Hollandalı parlamenter Bas Eickhout, İran'daki savaştan en çok ABD'li olan en büyük altı petrol şirketinin kar ettiğine işaret etti. Eickhout, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yasa dışı saldırıları, küresel bir enerji krizini tetikledi ve bu saldırılar nedeniyle yarısı ABD'li olan en büyük altı petrol şirketi, saniyede yaklaşık 3 bin euro kar elde ediyor" şeklinde konuştu.<br>Hollandalı siyasetçi, "Bu bizim savaşımız değil ve bedelini biz ödememeliyiz. Avrupa, Orta Doğu'da barış, istikrar ve adalet için ayağa kalkmalı. Aynı zamanda toplumlarımızı Trump gibi liderlerden korumamız gerekiyor" dedi.<br><br>"Şimdiye kadar sizden Trump ya da Netanyahu'ya karşı tek bir eleştirel söz duymadık"<br>Alman parlamenter Martin Schirdewan, "Bu savaşı ABD ve İsrail başlattı. Trump ve Netanyahu, uluslararası hukuku defalarca ihlal etti. Artık Avrupa'nın harekete geçme zamanı gelmiştir. Beyaz Saray'daki bu kontrolsüz otokratla yüzleşmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br>Schirdewan, "Sayın von der Leyen, sizin göreviniz açık bir şekilde konuşmaktır. Orta Doğu'da İran, Lübnan ve Gazze'deki savaşa açık bir şekilde ‘hayır' demelisiniz. Ancak şimdiye kadar sizden Trump ya da Netanyahu'ya karşı tek bir eleştirel söz duymadık" dedi.<br><br>"Küresel güvenlik açısından en büyük tehdidi, ABD ve İsrail'in oluşturduğundan şüphe yok"<br>İrlandalı parlamenter Lynn Boylan konuşmasına, "Küresel güvenlik açısından en büyük tehdidi, ABD ve İsrail'in oluşturduğundan şüphe yok" ifadeleriyle başladı. Boylan, "Sadece tarihin en kötü gaz ve petrol krizine sebep olmakla kalmadılar. Aynı zamanda AB'de yaşam maliyetlerinin fırlamasına neden oldular. İsrail ve ABD, yasa dışı savaşlar yürütüyor, okul çocuklarını bombalıyor, gazetecileri ve sağlık görevlilerini öldürüyor ve BM Barış Gücü askerlerini hedef alıyor" diye konuştu.<br>İrlandalı politikacı, "Diğer yandan AB vatandaşları, sadece bu yaşananlardan değil, aynı zamanda bu krizi bir doğal afet gibi ele alan temsilcilerinin tavırları nedeniyle de dehşete düşmüş durumda" ifadelerini kullandı. Boylan, AB'nin enerji krizi konusunda önlem almaması halinde birlik genelinde yakıt protestolarının başlayabileceği uyarısında bulundu.<br><br>"AB'nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nı haklı gösterecek hiçbir sebebi kalmadı"<br>Alman parlamenter Michael von der Schulenburg, AB'nin Orta Doğu'da ne stratejisi ne de güvenilirliğinin kalmadığını savundu. Michael von der Schulenburg, "AB, İran'a karşı yürütülen savaş için hiçbir çıkış yolu sunamıyor. Lübnan, Gazze ve Batı Şeria'daki sivil nüfusun korunmasının önemli olduğunu söylüyorlar ama üye devletler, İsrail'e silah göndermeye devam ediyor. ABD'nin İran'a saldırıları için üslerini açmaya devam ediyorlar" dedi.<br>Alman siyasetçi, "AB'nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nı haklı gösterecek hiçbir sebebi kalmadı" ifadelerini kullandı.<br><br>"İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün askıya alınması derhal oylamaya sunulmalı"<br>Portekizli parlamenter Marta Temido, "Bu krizin temel nedenlerinden birinin uluslararası hukuk ve insan hakları ihlallerine karşı bu liderlerin cezasız kalmaları olduğunu görmezden gelmek imkansız. Bu kural ihlallerine karışan birden fazla ülke var fakat bunlardan biriyle Ortaklık Anlaşmamız bulunuyor" diye konuştu.<br>İsrail'in Gazze'de uluslararası hukuk ve insan haklarını sistematik bir şekilde ihlal etme politikası izlediğini ifade eden Temido, "Sözde barış planının başlamasından bu yana Batı Şeria'da 700'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Yalnızca Cenin ve Tulkerim mülteci kamplarında 32 bin kişi yerlerinden edildi ve 850 ev yıkıldı. Ayrıca sadece Filistinlilere yönelik ölüm cezası getirilmesi de var. Bir sonraki Avrupa Konseyi toplantısında İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün derhal askıya alınması oylamaya sunulmalı" dedi.<br><br>"AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı"<br>Belçikalı parlamenter Kathleen van Brempt, "Trump ve Netanyahu, bizi yalnızca Orta Doğu'da yıkıcı bir çatışmanın içine sürüklemekle kalmadı, aynı zamanda dünyanın geri kalanını da kaosa sürüklüyor. Bedeli her zaman olduğu gibi sıradan insanlar ödüyor" şeklinde konuştu.<br>Avrupa'nın Rusya uluslararası hukuku ihlal ettiğinde harekete geçerken, başkaları aynı şeyleri yaptığında sessiz kaldığını söyleyen Van Brempt, "AB pazarına erişim, ortak değerlerimize bağlılık gerektirir. Gazze'de, Batı Şeria'da ve şimdi de Lübnan'da ihlaller sürekli olarak devam ediyorsa harekete geçmeliyiz. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı" ifadelerini kullandı.<br><br>"Dünyadaki rolünün ne olduğunu da unutmaması gerekiyor"<br>Oturumda İtalyan parlamenter Nicola Procaccini de AB'nin Orta Doğu'daki duruma tepkisizliğinden şikayet ederek, "Kendimizi askeri maceralara sürükleyelim demiyorum ama aynı zamanda dünyadaki rolünün ne olduğunu da unutmaması gerekiyor" dedi.<br><br>"Diktatörleri desteklemekten vazgeçmemiz gerekiyor"<br>Fransız parlamenter Valerie Hayer de, AB'nin 50 yıldır enerjide dışa bağımlı olduğunu ve bu konunun çözümü için tepki göstermekte zorlandığını söyledi. Avrupa'nın yıllık fosil yakıt faturasının 400 milyar euro olduğunu söyleyen Hayer, "Enerji bağımsızlığımızı savunmamız ve paramızla popülizm ile diktatörleri desteklemekten vazgeçmemiz gerekiyor. Harekete geçmemiz gerekiyor" diye konuştu.<br><br>"Leyen daha fazla yenilenebilir enerji diyor ama enerji fiyatları iki kat arttı"<br>Polonyalı parlamenter Patryk Jaki, AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen'in enerji politikalarını eleştirerek, "Von der Leyen geldiğinden beri 'daha fazla koordinasyon ve daha fazla yenilenebilir enerji' diyor ama AB'de enerji fiyatları iki kat, araç fiyatları yüzde 30 arttı" ifadelerini kullandı.<br>AB'nin küresel ekonomideki payının azaldığını ve jeopolitik gücünün zayıfladığını ifade eden Jaki, Polonya'da kömürün yenilenebilir enerji alternatiflerinden altı kat daha ucuz olduğunu ileri sürerek, birliğin enerji politikalarında değişiklik çağrısı yaptı.<br>(FBY-BÇ-CC-D)<br><br>29.04.2026 17:22:02 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-1777534895.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CENTCOM’dan  İran’a yönelik yeni  saldırı planları hakkında  brifing alacak</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-879</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-879</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW091850-SIY/30-04-2026<br><br><br>- Trump’ın CENTCOM’dan İran’a yönelik yeni saldırı planları hakkında brifing alması bekleniyor<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.<br>ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırı planlarını değerlendirdiği öne sürüldü. ABD basınının adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberlerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.<br>Haberlerde, CENTCOM'un çıkmaza giren müzakereleri yeniden başlatmak amacıyla İran'a yönelik muhtemelen altyapı hedeflerini de içeren "kısa ve güçlü" bir saldırı dalgası planı hazırladığı ifade edildi.<br>CENTCOM’un Trump’a vereceği brifingde Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının kontrol altına alınması ve ticari gemi geçişine yeniden açılmasına ilişkin planlarında yer alacağı belirtilen haberlerde, kaynaklardan birinin böyle bir operasyonun kara kuvvetlerini de içerebileceğini belirttiği aktarıldı.<br>Haberlerde, brifingde gündeme gelmesi muhtemel bir başka planın ise, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçirmek amacıyla düzenlenecek bir özel kuvvetler operasyonu olduğu belirtildi.<br>Kaynaklar, Trump’ın şu anda ablukayı başlıca baskı aracı olarak gördüğünü, ancak İran’ın yine de boyun eğmemesi halinde askeri harekatı değerlendireceğini aktarırken, İran’ın ablukaya misilleme olarak bölgedeki ABD güçlerine karşı askeri harekat düzenleme ihtimalinin de değerlendirildiğini ifade etti.<br>Öte yandan, Cooper, ABD ve İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından iki gün önce, 26 Şubat'ta Trump'a benzer bir brifing vermişti ve söz konusu brifingin Trump'ın savaşa girme kararında etkili olduğu iddia edilmişti.<br>(ABA-ÖK-D)<br><br>30.04.2026 09:19:44 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-1777533383.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adres Türkiye</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/adres-turkiye-875</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/adres-turkiye-875</guid>
                <description><![CDATA[ABD ile İsrail’in İran’a saldırısı ve Tahran’ın buna Körfez ülkelerini vurarak cevap vermesi tüm dengeleri değiştirdi. Batı menşeili kimi ürünlerin sahada istenen performansı veremediğini gören Afrika ülkeleri için ilk adres Türkiye. Uzmanlar bunun geçici bir trend değil uzun soluklu bir alım dalgası olduğu görüşünde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ile İsrail’in İran’a saldırısı ve Tahran’ın buna Körfez ülkelerini vurarak cevap vermesi tüm dengeleri değiştirdi. Batı menşeili kimi ürünlerin sahada istenen performansı veremediğini gören Afrika ülkeleri için ilk adres Türkiye. Uzmanlar bunun geçici bir trend değil uzun soluklu bir alım dalgası olduğu görüşünde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/abd/" target="_blank">ABD</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/iran/" target="_blank">İran</a>&nbsp;arasındaki ateşkes pamuk ipliğine bağlı olsa da devam ediyor. Ancak bölgede sıcak çatışma ihtimali halen çok yüksek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkes sırasında en sık konuşulan konulardan biri de uzun yıllardır yüzlerce milyar&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dolar/" target="_blank">dolar</a>&nbsp;ödeyip Batı ülkelerinin savunma şemsiyesi altına sığınan Körfez ülkelerinin durumu oldu. Bölgedeki kimi ‘son derece gelişmiş sistemler’ sahada istenen sonucu veremedi. Ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/katar/" target="_blank">Katar</a>&nbsp;gibi ülkeler kendileri için son derece stratejik olan yerleri tam anlamıyla koruyamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/afrika/" target="_blank">Afrika</a>&nbsp;ülkeleri Körfez ülkelerinden ders aldı<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Körfez’in içine düştüğü bu durum sadece bölge ülkelerinde değil çok farklı coğrafyalarda da bir farkındalık oluşturdu. Son yıllarda&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/savunma-sanayii/" target="_blank">savunma sanayii</a>&nbsp;ürünlerine önemli yatırımlar yapan Afrika ülkeleri de bunlardan biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika’daki en büyük savunma sanayii organizasyonuna imza atan BAMEX Yönetim Kurulu Başkanı ve The Peak Defense Genel Müdürü Harun Saraç, bu yeni dönemi en iyi bilen isimlerden biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika ülkelerinin bir süredir artan güvenlik riskleri, sınır tehditleri ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle savunma yatırımlarını ciddi şekilde artırma yoluna gittiğini hatırlatıyor Saraç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Karar vericilerin bu noktada ‘sahada kendini kanıtlayan, maliyet etkin ve hızlı teslimat kabiliyeti’ sunan ürünlere yoğunlaştığını belirtiyor. Elbette bu noktada Türk savunma sanayii öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Şu an çok zorlu saha koşullarında dahi kendini ispat edebilen ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Türkiye bu listenin en başındaki aktörlerden biri. Afrika ülkeleri de bunu biliyor. Körfez ülkelerinde son yaşananlar da tuzu biberi oldu. Şu sıralar Afrika ülkelerinde Türk savunma sanayii ürünlerine talep artışı rekor seviyeye ulaştı. Bu geçici bir trend değil. Ciddi ve uzun süreli bir alım dalgası.” diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Türkiye alternatif değil birinci tercih oldu”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gelinen noktada Türk savunma sanayii ürünlerinin alternatif değil ‘birinci tercih’ konumuna yükseldiğini söylüyor Harun Saraç. İHA ve gözetleme çözümleri, zırhlı araçlar, haberleşme ve komuta-kontrol sistemleri gibi kritik alanlarda acil ve yüksek hacimli alım planlarının gündemde olduğunu belirtiyor. Ve devam ediyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bu durum üreticiler için kısa vadede ciddi fırsatlar yaratıyor. Pazara erken giren firmalar uzun vadeli stratejik avantaj elde edecek. Eldeki verilere göre Afrika, savunma sanayii açısından da dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte tam da bu nedenle Afrika’nın en büyük savunma sanayii fuarı olan BAMEX bu yıl çok daha farklı bir konumda olacak. Bilindiği üzere orada fuarın ilk iki günü katılımcılar ürünlerini sergiliyor. Son iki gün ise o ürünler bizzat sahada test ediliyor. Bunun dünyada pek örneği yok. Ama burada bizim en önemli çıkış noktamız yerli/milli savunma sanayii ürünlerine güvenimiz. Zaten bu ürünleri bir kez kullanan vazgeçemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika’nın dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden çok üst düzey heyetlerin katılacağı fuarı bu yıl 9-13 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenleyeceğiz. Geçen sene BAYKAR, Aselsan, Roketsan,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/mke/" target="_blank">MKE</a>&nbsp;başta olmak üzere çok sayıda firmanın katılım sağlamıştı. Bu yıl da 30’un üzerinde Türk firmasının katılması öngörülüyor.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/adres-turkiye-1777444998.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne anlaşma ne çatışma sinir harbi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-872</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-872</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İran arasında müzakerelerin ikinci turuna bir türlü geçilememesi nedeniyle süreç sinir harbine dönüşmüş durumda. İran’da 40 günlük savaş nedeniyle binlerce çalışan işsiz kalırken, halkın yeniden sokaklara dökülebileceği ihtimali dile getiriliyor. ABD cephesinde ise yönetimin savaşa karşıt cephesinden Pentagon’un iyimser tablo çizdiği eleştirileri artmaya başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ve İran arasında müzakerelerin ikinci turuna bir türlü geçilememesi nedeniyle süreç sinir harbine dönüşmüş durumda. İran’da 40 günlük savaş nedeniyle binlerce çalışan işsiz kalırken, halkın yeniden sokaklara dökülebileceği ihtimali dile getiriliyor. ABD cephesinde ise yönetimin savaşa karşıt cephesinden Pentagon’un iyimser tablo çizdiği eleştirileri artmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN&nbsp;ve Washington arasında her iki tarafın da taleplerinden geri adım atmaması nedeniyle müzakerelerin çıkmaza girmesiyle süreç “ne savaş ne barış” olarak nitelenen bir belirsizlik evresine sürüklendi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın sona erdirilmesini içeren ancak nükleer meselelerin daha sonraki bir aşamaya ertelenmesini önerdiği teklif, “müzakerelerde ABD’yi zayıf göstereceği” gerekçesiyle Başkan Donald Trump tarafından beğenilmedi. Tahran’da derinleşen ekonomik kriz ve bir türlü dinmeyen toplumsal huzursuzluk, Washington’da ise Trump yönetimi içindeki çatlaklar tarafları karşılıklı yoklamalarla ilerleyen bir sinir harbine itiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PROTESTOLAR TETİKLENEBİLİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’da 40 gün süren savaşın yarattığı ekonomik yıkım, Tahran yönetimi üzerindeki iç baskıyı tırmandırıyor. ABD ve İsrail’in İran fabrikalarında yarattığı tahribat ve bu nedenle artan işsizlik oranları, henüz ocak ayında kitlesel protestoların kanla bastırıldığı ülkede halkı yeniden sokağa dökebilecek bir unsur olarak görülüyor. Muhalif İran diasporasına yakın Iran International’ın haberine göre bazı grupların İşçi Bayramı’nda protesto gösterileri düzenlenmesi çağrıları yapması nedeniyle gözler 1 Mayıs’a çevrilmiş durumda. Halktan sözkonusu çağrıya yanıt geldiği takdirde “protestolara dönüş” yaşanacağı yorumları yapılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkes süresince Tahran’da hayat normal seyrinde aksa da ülkede artan işsizliğin büyük bir huzursuzluk ortamı yarattığı belirtiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN’IN UMUDU ABD’NİN PES ETMESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press’in analizine göre ise Tahran yönetimi, krize rağmen fiilen kapalı tuttuğu Hürmüz kozuyla ilk geri adımı Washington’ın atacağını hesaplıyor. Onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar altında kendi kendine yetebilecek hale gelen ekonominin, uzun süre Trump baskısına dayanabileceğine inanılıyor. Bu tabloya bir de basın arasındaki görüş ayrılıkları eklendi. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Tasnim&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">Haber</a>&nbsp;Ajansı’nın, müzakerelerde öne sürülen taleplerin diplomasiyle elde edilmesini “sihirli fasulye” benzetmesi kullanarak eleştirmesi, muhafazakâr Payidari grubu destekli Raja News’in tepkisini çekti. Analistlere göre iki cephenin temsilcileri arasında yaşanan gerginlik, ABD’ye karşı izlenecek yol konusunda aslında ortak bir çizginin bulunmadığına işaret ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">VANCE İYİMSER TABLONUN FARKINDA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington cephesinde de tablo karışık. Amerikan The Atlantic dergisine göre Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanlığı’nın İran savaşına ilişkin sunduğu raporların gerçeği yansıtmadığından şüpheleniyor. Vance, füze envanteri ve İran’daki yıkımın boyutu konusundaki bilgilerin abartıldığını düşünürken, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise “operasyonun tarihi bir zaferle sonuçlandığı” yönündeki iyimser açıklamalarla Trump’a duymak istediği tabloyu sunma eğiliminde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘YENİ SOĞUK SAVAŞ’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump yönetiminin iki önemli ismi arasındaki görüş ayrılıkları bu belirsizlik sürecinde ABD’nin nasıl bir yol izlemeyi tercih edeceği sorusunu da akıllara getiriyor. ABD merkezli Axios’a göre savaş, “Soğuk Savaş dönemini andıran” bir aşamaya girdi. ABD’nin savaş ve anlaşmanın olmadığı “donuk çatışma” durumuna sürüklenmekten endişeli olduğu kaydedilen haberde, Trump’a ilişkin yer alan değerlendirmede “Güç kullanmak istemiyor ama geri adım da atmıyor” ifadesi yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD VE İRAN ARASINDA ‘KORSAN’ ATIŞMASI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;arasındaki gerilimde&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/hurmuz-bogazi" target="_blank">Hürmüz Boğazı</a>&nbsp;merkezli “çifte abluka” sürerken, taraflar birbirlerini bu kez “korsanlıkla” suçladı. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Said İravani, ABD’nin müdahalelerini “korsanlık ve rehine alma” olarak nitelendirerek, bu eylemlerin uluslararası hukuk ve BM Şartı’nı ihlal ettiğini savundu. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise suçlamaya aynı sertlikle yanıt verdi. “Dünyanın hayati önem taşıyan su yolları, herhangi bir ülkenin pazarlık kozu değildir”diyen Waltz, İran’ı “Boğaz korsanı” olmakla suçladı. Waltz, Boğaz’da deniz ticareti güvenliğinin yeniden sağlanması için uluslararası koalisyon kurulması çağrısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-1777443672.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın en korkunç yolu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-korkunc-yolu-871</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-korkunc-yolu-871</guid>
                <description><![CDATA[Bayburt ile Trabzon'u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, 3 bin 500 metre yükseklikteki Soğanlı Dağı'na kurulu keskin dönüşleri, dar yapısı ve sarp coğrafyasıyla Türkiye'nin en çarpıcı rotalarından biri.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Bayburt ile Trabzon'u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, 3 bin 500 metre yükseklikteki Soğanlı Dağı'na kurulu keskin dönüşleri, dar yapısı ve sarp coğrafyasıyla Türkiye'nin en çarpıcı rotalarından biri.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><strong>Derebaşı Virajları: Dünyanın en tehlikeli yolları arasında gösteriliyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trabzon ile Bayburt’u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, keskin dönüşleri, sarp coğrafyaya kurulu yapısı ve etkileyici manzarasıyla Türkiye’nin en dikkat çeken güzergâhları arasında yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tüm dünyadaki tehlikeli ve zorlu rotaların ele alındığı Dangerousroads.org sitesi, Derebaşı Virajlarını 'en tehlikeli yollardan biri' olarak tanımlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Soğanlı Dağı üzerindeki zorlu güzergâh</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bayburt-Trabzon hattında, 3 bin 500 metre yüksekliğindeki Soğanlı Dağı üzerinde yer alan Derebaşı Virajları, D915 kara yolunun en dikkat çeken bölümlerinden birini oluşturuyor. Yaklaşık 35 kilometrelik kesimde uzanan güzergâh, sarp arazi yapısına işlenmiş keskin virajlarıyla sürücüler için dikkat gerektiren bir rota niteliği taşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dar yol yapısı, yüksek rakım, dik eğim ve peş peşe gelen sert dönüşler, güzergâhı benzer dağ yollarından ayırırken; sis, yağış ve değişken hava koşulları da sürüşü daha güç hale getiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son yıllarda artan tanıtım çalışmaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla daha geniş kitleler tarafından keşfedilen rota, adrenalin ve doğa tutkunlarının uğrak noktalarından biri haline geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ulaşım yolundan turistik rotaya dönüştü</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir dönem ağırlıklı olarak bölge halkı tarafından kullanılan yol, son yıllarda yalnızca bir ulaşım güzergâhı olmanın ötesine geçerek turistik rota kimliği kazandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özellikle motosiklet grupları, off-road tutkunları, kampçılar ve bireysel gezginler, Derebaşı Virajları’nı Karadeniz seyahatlerinin önemli duraklarından biri olarak değerlendiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ziyaretçiler için rota artık yalnızca ulaşım sağlanan bir yol değil, başlı başına deneyimlenmek istenen bir güzergâh olarak öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sunduğu doğa manzarası yerli yabancı turistlerin ilgisini çekiyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Virajların sunduğu kuşbakışı görünüm ve çevresindeki dağ-doğa manzarası, bölgeyi fotoğrafçılar ve doğa tutkunları için de cazibe merkezine dönüştürüyor. Sisli havalarda oluşan manzara ile mevsim geçişlerinde değişen renkler, ziyaretçilerin bölgeye ilgisini artırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlkbahar ve yaz aylarında yoğun yeşilliklerle öne çıkan güzergâh, sonbaharda sarı ve kızıl tonlara bürünen doğasıyla farklı bir görünüme kavuşuyor. Kış aylarında ise karla kaplanan bölge, bambaşka bir atmosfer sunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bölge turizmine katkı sağlıyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, Derebaşı Virajları’na yönelik artan ilginin çevredeki yaylalar ve doğal alanlara olan ziyaretçi hareketliliğini de artırdığını belirtiyor. Güzergâha yönelik yoğun ilginin, çevredeki turizm faaliyetlerine ve yerel ekonomiye katkı sunduğu değerlendiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Derebaşı Virajları dünya çapında ilgi çekiyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Derebaşı Virajları, uluslararası medya kuruluşlarının da dikkatini çekiyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesinin açıklamasına göre Fransız-Alman ortak yayın kuruluşu Arte TV, bölgede çekim gerçekleştirerek virajları ekranlara taşıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-korkunc-yolu-1777360435.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netanyahu&#039;ya karşı yeni koalisyon</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-868</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-868</guid>
                <description><![CDATA[İSRAİL’de hükümet kurmak için 120 üyeli Knesset’te (parlamento) 61 sandalyeyi garantilemek gerekiyor. Anketlerde Netanyahu’nun Likud partisi önde gitse de aralarında Bennett’in partisiyle kılpayı bir fark görünüyor. Şimdi Bennett ile Yair Lapid’in partileri ‘Birlikte’ adlı seçim koalisyonu kuruyor. Ancak Netanyahu’yu devirmek için bu iki muhalif ismin eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un partisinin desteğini alması gerekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Nilgün Tekfidan Gümüş- Hürriyet</strong></span><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">İsrail’de en geç ekim ayı sonunda yapılması beklenen seçimler öncesinde siyasi saflar yeniden belirleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı&nbsp;Binyamin Netanyahu’nun eski danışmanı&nbsp;Naftali Bennett&nbsp;ile eski başbakanlardan&nbsp;Yair Lapid’in ittifaka gitmesini kastediyorum.&nbsp;Netanyahu, 1.5 yıllık bir aranın dışında 18 yılı aşkın bir süredir İsrail Başbakanı. Aşırıcı isimlerle ülkenin en sağcı hükümetini kuran&nbsp;Netanyahu’nun bitmeyen savaşlarıyla seçimi yeniden kazanacağı garanti değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON DURUM NEDİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL’de hükümet kurmak için 120 üyeli Knesset’te (parlamento) 61 sandalyeyi garantilemek gerekiyor. Anketlerde&nbsp;Netanyahu’nun Likud partisi önde gitse de aralarında&nbsp;Bennett’in partisiyle kılpayı bir fark görünüyor. Şimdi&nbsp;Bennett&nbsp;ile&nbsp;Yair&nbsp;Lapid’in partileri&nbsp;‘Birlikte’&nbsp;adlı seçim koalisyonu kuruyor. Ancak&nbsp;Netanyahu’yu devirmek için bu iki muhalif ismin eski Genelkurmay Başkanı&nbsp;Gadi Eisenkot’un partisinin desteğini alması gerekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PEKİ KİM BUNLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Naftali Bennett (52): Amerika’dan göç etmiş bir ailenin teknoloji zengini oğlu. Kendini güvenlikte şahin, ulusal konularda liberal olarak tanımlıyor,&nbsp;‘kutuplaşmayı bitirme’&nbsp;sözü veriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Yair Lapid (62): Eski bir televizyon sunucusu. Seküler ve merkezci bir çizgide. Anketler mecliste 24 üyesi ile ikinci olan partisinin yarı yarıya oy kaybebileceğini gösteriyor.&nbsp;Bennett&nbsp;ile ortaklık partisine yarayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE’YE BAKIŞLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BURADA&nbsp;kilit mesele&nbsp;Gadi Eisenkot’un bu ittifaka destek verip vermeyeceği gibi duruyor. Ayrıca&nbsp;Binyamin&nbsp;Netanyahu’nun küçük ortaklarının seçim barajına takılma gibi durumları da ortaya çıkacak siyasi tabloda belirleyici unsurlar olmaya aday. Peki&nbsp;Netanyahu’nun gitmesi bölgesel dengeleri etkiler mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazze savaşı sonrasında İsrail’in Suriye, Lübnan’a yönelik askeri müdahaleleri ve ardından gelen İran savaşıyla Türkiye ile ilişkiler iyice gerildi.&nbsp;Bennett, şubat ayında Kudüs’te yaptığı konuşmada&nbsp;‘Türkiye yeni İran’dır’&nbsp;diyen bir isim. 2022’te&nbsp;Netanyahu’nun gitmesiyle Türkiye ile ilişkilerin normalleşme penceresi açılmış o dönemde&nbsp;Yair Lapid&nbsp;Dışişleri Bakanı olarak Ankara’ya gelmiş, Başbakan olduğunda New York’ta Cumhurbaşkanı&nbsp;Tayyip Erdoğan&nbsp;tarafından kabul edilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EUROFIGHTER’A KARŞI ÇIKMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HER&nbsp;ne kadar&nbsp;Lapid&nbsp;diplomasiyi önceleyen bir isim olsa da bitmeyen savaş ortamında Türkiye karşıtı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Almanya ve İngiltere’nin Türkiye’ye Eurofighter satışına karşı çıkmış, Şubat 2026’da yaptığı açıklamada Tevrat’a dayandırılan İsrail’e vaat edilmiş topraklar projesine destek vermiş, Türkiye ve Katar’ın Gazze’deki rolüne itiraz etmişti. Keza&nbsp;Eisenkot&nbsp;da Hamas ile bağlantılarından ötürü Türkiye ve Katar’ın Gazze’de görev almasına karşı çıkan bir siyasetçi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HAKAN FİDAN UYARMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DIŞİŞLERİ&nbsp;Bakanı&nbsp;Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde AA’ya verdiği röportajda İsrail muhalefetinin bu tavrıyla ilgili&nbsp;“İran’dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz”&nbsp;diyerek bunun bir devlet stratejisine dönüştürülmeye çalıştığını söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail’de iktidar değişse bile İsrail muhalefetinden gelen sesler mevcut ortamda karşılıklı güvensizliğin süreceğine işaret ederken katliamlarla özdeşleşen&nbsp;Netanyahu’nun gitmesi bölgede pragmatist yaklaşımlara yer açar mı, yoksa&nbsp;Netanyahu&nbsp;ne yapıp ne edip iktidarda kalmayı başarabilir mi?<br><br>TRUMP’IN YANINDA BİR SİHİRBAZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin bu yılki toplantısına sunucu olarak apolitik olması için ‘Zihin Okuyucusu Oz’ diye ünlenen sihirbaz Oz Pearlman (43) seçilmişti. Washington Hilton’daki etkinlik öncesi Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pearlman’a ‘Doğacak kızımın adı ne olacak’ diye sormuştu. Konuşmaları ABD Başkanı Donald Trump’ın sahneye çıkması üzerine kesilen şovmen daha sonra first lady Melania Trump ile Leavitt’in yanına gelerek bebeğin adının ‘Vivian’ olacağını söyledi. Sihirbaz bilmişti, kağıtta da yazıyordu. Melania şaşırmış, Trump da yandan izliyordu. O sırada lobiden patlama sesleri geldi. 3 yaşında ailesiyle İsrail’den göç eden, ABD’nin en ünlü illüzyonisti olan Pearlman şov öncesi zihin okuma için Trump üzerinde çalıştığını ve herkesin ‘Aman Tanrım, bu nasıl oldu’ diyeceğini söylüyordu. Şimdi Pearlman ile ilgili komplo teorileri gırla gidiyor.&nbsp;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-1777358992.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahttan İndirilen Hakikat: Abdülhamid Han</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-867</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-867</guid>
                <description><![CDATA[Dağılmak ve yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülkenin idare dizginlerini eline aldı. Basiretli idaresiyle 30 sene içerisinde devlete kaybolan prestijini tekrar kazandırdı.
Ülkede şu anda mevcut ne kurum varsa hepsi Abdülhamid Han döneminden kalmıştır.
Abdülhamid Han, Osmanlı ruhunu temsil eden son padişahtır.
Peki, bu büyük hakan, neden hakkıyla bilinemedi ve anlaşılamadı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">II. Abdülhamid Han fevkalade problemli bir zamanda tahta çıktı. Saltanatının ilk yılında devlet, yönetimi elinde tutan bürokratlar tarafından 93 Harbi’ne sürüklendi. En acı felaketler yaşandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dağılmak ve yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülkenin idare dizginlerini eline aldı. Basiretli idaresiyle 30 sene içerisinde devlete kaybolan prestijini tekrar kazandırdı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ülke de şu anda mevcut ne kurum varsa hepsi Abdülhamid Han döneminden kalmıştır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Abdülhamid Han, Osmanlı ruhunu temsil eden son padişahtır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Peki, bu büyük hakan, neden hakkıyla bilinemedi ve anlaşılamadı?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Abdülhamid Han’ın tahtan indirilmesi dünya, Müslüman ve Türk tarihi için çok mühim bir hadisedir. Adeta bir dönüm noktasıdır. O, son derece derin irtibatları olan bir tertiple tahtından alaşağı edildi. Onun saltanattan uzaklaştırılmasıyla birlikte, kendisini döneminde anlayamayanlar, düşmanı olanlar ve hatta tahtından alaşağı edenler sonraki yıllarda hep baş tacı edildi. Onun yanında duranlar, onu sevenler ve ona sahip çıkanlar ise devamlı kötülendi. Böylece Türkiye’de her kesimin kendince bir kahramanı oldu. Fakat bu kahramanlar, nedense Abdülhamid Han ile zıt ve hasım kişilerdi. Düşmanlarının izinden gidenlerin, onu doğru bir şekilde anlaması nasıl mümkün olacaktı? İşte insanlar bu ikilemi aşmakta her zaman zorlandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dolayısıyla padişahı, saltanatı döneminde anlayamayan ve azılı düşmanlık edenlerin, neden bu hataya düştükleri suali günümüzde de hiç sorgulanmadı! “Hatadır canım”. “Padişah, peygamber değil ya, elbette onun da hataları vardı”, deyip geçiştirildi. İşte bu sığ ve kısır analiz, padişah ve İslam’ın düşmanlarını hep gölgede bıraktı. O görünmez gölge içerisindekiler de aynı oyun ve kurgularını hep devam ettirdiler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bakınız günümüzde çok çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Son dönemlerde devletimizi işgal teşebbüsünde bulunanların tertipleri ile II. Abdülhamid Han döneminde oynanan oyunlar, tıpatıp birbirlerine benzemekteydi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aslında bu çarpıcı gerçeğin üzerinde de ciddi analizler yapılmalıdır. Zira bu gerçek Abdülhamid Han’ın anlaşılamamasından ve asıl oyun kurucuların hep karanlıkta kalmasından kaynaklanmıştır. Artık hadiselerin, birtakım komplekslerden sıyrılarak değerlendirilmesinde zaruret vardır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Osmanlı Devleti’ni yok etmek isteyenler onu tahtından indirmeden emellerine nail olamayacaklarını anlamışlardı. Siyaseten yıkamadılar. Suikastlar tertip ettiler, başaramadılar. Bir tek yol kalıyordu: Onu kendi milletinin gözünden ve gönlünden düşürmek. Bunun için de iftira furyasına giriştiler. Aleyhinde kitaplar, makaleler yazdılar, iğrenç karikatürler çizdiler. Kızıl Sultan, zalim, hunhar, müstebit diyerek yaftaladılar. Mason cemiyetleri ile milletin içine sızdılar. Mevki ve paralarla kandırdıkları gençleri, padişahına düşman ettiler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Neticede II. Abdülhamid Han’ın kurduğu mekteplerde yetişen gençler yabancıların iftiraları ile zehirlendiler. Ardından yabancıların içerideki dili oldular. Padişah ve halifelerine, müstebit, baykuş, hayvan, domuz gibi en ağır ve çirkin ithamlarla saldırdılar. Başta Ermeni ve Siyonistler olmak üzere din ve devlet düşmanı bütün gayr-ı milli çetelerle ittifak ettiler. Öyle ki Meşrutiyet fikri, sanki amentüleri olmuştu. Ne pahasına olursa olsun Meşrutiyet idaresi gelsin, isterse din ve devlet gitsin umurlarında dahi değildi!<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">II. Abdülhamid Han içerden ve dışarıdan başlatılan bu korkunç linç girişiminin sonunda saltanattan indirildi. Fakat bütün bu yazılanlar, karalamalar, iftiralar sonraki tarihçilere miras kaldı. Onlar da düşmanlıkla yazılan bu ifadeleri ana kaynak gibi kullandılar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İstihbarat örgütünü kurdu: “Vesveseci” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Jurnallerle devlet düşmanlarının faaliyetlerinden haberdar oldu: “Korkak ve vehimli” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Müslümanları bir arada tutmak maksadıyla ittihad-ı İslam davası uğrunda gece gündüz çalıştı: “Politika yapıyor” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir kısmı elinde renkli su (şerbet) görse içki içiyor derken, bir kısmı da:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>&nbsp; &nbsp; “Herifin sofrada şampanyası hala ayran</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>&nbsp; &nbsp; Bari yirminci asırdan utan artık hayvan”</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">diyerek içki içmediği için aşağıladı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Buhari-i Şerif kitabı başta olmak üzere Ehl-i Sünnet eserlerini bastırıp, bilâbedel dağıttırdı: “Dünyevi hedef ve maksatlarına varmakta dini, bir vasıta olarak kullandı” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Tıpkı Filozof Rıza Tevfik’in&nbsp;<strong>“Şeytan ne dediyse biz beli dedik”</strong>&nbsp;mısraına uygun hareket edildi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Neticede bu kadar karalamanın ve iftiranın odağındaki padişahı anlamak mümkün olmadı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Jön-Türkler’i kimler destekliyordu? İttihatçılar, Ermeni ve Yahudilerle neden iş birliği içerisinde idiler? Ünlü İngiliz casusu ve Pan-İslamizm kisvesi ardında İslam’ın ve padişahın yıkılmasında büyük rol oynayan ve kendisinden etkilenen herkesi padişaha düşman eden Afgani kimdi? Devletin asli unsurları, padişaha karşı nasıl hasım hale getirildi? Bir imparatorluğu toprağa gömenler yıllar boyu kahraman ilan edilirken Türk’ü son olarak üç kıtada ayakta tutan yüce hakanı ve Müslümanların halifesi neden “Kızıl Sultan” diye yaftalamaya devam edildi?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte bütün bu suallerin cevabı verildikçe Türk’ü ve İslam’ı yok etmeye azmetmiş olanların asıl kimlikleri görülecek ve onların içerideki iyi niyetli ve gayretli maşalarının nelere hizmet ettikleri daha açık bir biçimde ortaya çıkacaktır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bilerek veya bilmeyerek azılı Türk ve İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek ve onların samimi, iyi niyetli, gayretli, canını bile ortaya koyacak kadar feragat ehli bir maşası olmak istemeyenler, II. Abdülhamid Han devrini hakiki manada anlamaya mahkûmdur. Aksi halde bu feci akıbetten kurtulamazlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">“Fesad olsa esasında binanın payidar olmaz”, demişlerdir. İhanet edenler de asla muradına eremezler.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-size:18px;"><strong>KTB Kitap: </strong></span><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/kayi-10-ii-abdulhamid-han-ahmet-simsirgil"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-size:18px;"><strong>https://www.ktbkitap.com/urun/kayi-10-ii-abdulhamid-han-ahmet-simsirgil</strong></span></a><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-1777302288.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 şehir hastanesinin inşaatı devam ediyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-862</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-862</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, CNN Türk'te Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, "Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, CNN Türk'te Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, "Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte Bakan Memişoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan satır başları:<br><br>"AİLE HEKİMLERİ HASTANELERİN YÜKÜNÜ ALIYOR"<br><br>Biz esasında Kasım ayında bir mevzuat çıkarttık ve revize ettik ve 31 bin aile hekimimiz hizmet veriyor. Ben onlara teşekkür ediyorum. Hem takip hem koruma anlamında birebir takipler var. 42 milyon insanı kronik hastalık anlamında taradık. Bunların 10 milyonunu da riskli bulduk. Bunlardan 5 milyonunu da takip ve tedavi ettik. Hastanelerin de yükünü alıyorlar. Aile hekimi bireyin geçmişini de bildiği için bunu aile hekimi üzerinden başvuru yapıldığı zaman gerekli görürse hastane ye sevk ediyor. Bunu randevusunu da kendi alıyor ve uzman doktora da bilgi veriyor. O hekim bilgilenmiş oluyor ve bunun üzerine uzmanlık gerektiren bir hastalık varsa onu tedavi ediyor. Aile hekimi de elektronik ortamda görebiliyor.<br><br>"12 ŞEHİR HASTANESİ İNŞA AŞAMASINDA"<br><br>Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz. Bunlar bin yataklı hastaneler. Sancaktepe Şehir hastanesinin inşaatı da devam ediyor. Planladıklarımız da var. İzmir'de, Tokat'ta ve Konya'da planlıyor. Bostancı'da FSM'nin inşaatı başladı. Bakırköy Sadi Konuk'un yenilenmesi var. Baktığınız zaman 2027'de bitireceğimiz hastane sayısı 117 tane. Türkiye, sağlıkta dönüşümde 2003'den beri AK Parti ile büyük bir yenilenme yaptı. 971 devlet hastanesinin 794'ü yeni yapıldı.&nbsp;184 bin tuvaletli banyolu hasta odamız var. 270 binden fazla da yatak kapasitemiz var. Son zamanlarda 'sağlık arazileri satılıyor' iddiası var. Biz hiçbir hastanemizi satmıyoruz. Atıl kalmış, kullanılmayan yerlerle ilgili tasarrufta bulunduk. Bununla ilgili bir çalışma var. Bunların bir kısmını evet değerlendireceğiz.&nbsp;2003 senesinden önce İstanbul'da 30 sene hastane yapmamışlar. Toplumda insanlar bunu doğru anlasın diye söylüyorum yoksa bir siyasi çatışma için değil. Türkiye en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"RANDEVU BEKLEYEN HASTA SAYIMIZ 400 BİNE DÜŞTÜ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2024'ün sonundan itibaren 4 milyon kadar vatandaşımız randevu bulamıyordu. Biz hem atamalarımızı buna göre planladık, hem de cihaza bağlı polikliniklere büyük bir yatırım yaptık. Şu anda randevu bekleyen hasta sayımız 400 bine düştü. Bazı branşlarda hiç yok bazı branşlarda da randevu sorunu yakında halletmiş olacağız. Randevu sorunu yok dememin sebebi yok, çünkü aile hekimine gittiğinizde gerçekten problem varsa oradan randevu alabiliyorsunuz. Ben şunu söylemek istiyorum, önce aile hekiminize gidin.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/aile-hekimi" target="_blank">Aile hekimi</a>&nbsp;öncelikle gidilmesi gereken hekim olmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SEZERYAN BİR AMELİYATTIR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumlar refaha kavuştukça belki çalışma hayatı da oldukça doğum oranları düşüyor. Doğum oranları 2.01'in üzerinde olmalı. 2.01'in altındaysa 'nüfus yaşlanıyor' demektir. Çocuk bir ailenin en önemli parçası. Aile Bakanlığı güzel bir çalışma yaptı. İnşallah Türkiye'de de doğum oranları 2.01'in üzerine çıkacaktır. Sezeryan ihtiyaç duyulduğunda tıbbı olarak yapılması gereken bir ameliyattır. Gerekli olduğu zaman yapılabilir ama bu gereklilik dünyada bu oran yüzde 15'i geçmiyor. Türkiye de bu şu an yüzde 59 ve bu çok yüksek bir oran. Peki biz neden normal doğumu önemsiyoruz, anne sağlığı için. Biz normal doğumu teşvik etmek istiyoruz. 3 anneden 1'i sezeryanla doğuruyor. Bizim mücadelemiz aslında ilk gebelikle alakalı. Biz dedik ki ilk bebeğini bekleyen anne adayları için son 3 ayında her anne adayına bir ebe verilecek. Ona arkadaş olacak. Riskli anneler için de özel bir uygulama yaptık. Gebe okullarının sayısını 2 katına çıkarttık. Son 1 sene de sezeryanla doğum oranları ilk defa düşüşe geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçen hafta Yüksek Bağlamlılık Kurulu toplantısını yaptık. 2017'den itibaren bu kurul oluşturularak 7 bakanın olduğu ve bir eylem planı oluşturduk. Biz yaklaşık bin 582 yatağımızla bağımlılık olduktan sonra tedavi veriyoruz ancak önemli olan bu maddeyle hiç karşılaşılmaması. Sağlık Bakanlığı olarak uyuşturucunun bir hastalık olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Uyuşturucu ile mücadele aile ve ortam ile birlikte mücadele edebiliriz. Türkiye genelinde 405 merkezimiz var. Alo 191 hattımız var. Ailesine danışmanlık ve bilgi veriliyor. Aile hekimleri ve AMATEM gibi bağımlılık merkezlerinde hizmet veriliyor. Bağımlılık köyü inşa ettik, Sancaktepe Şehir hastanesinin yanında. Bağımlılıktan sonra iş ve uğraşı terapisi verilecek bir yer olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SİGARA BAĞIMLILIĞI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece madde değil tütün bağımlılığı da var. Son 10 senede artmaya başladı. Şu an Türkiye'de 3 kişiden 1'i sigara kullanıyor. Tütün ürünleri elektronikte olsa bunlar bağımlılık ve tedavi edilmesi gereken bir durum. Sigarada ilaçlı tedavi yapılıyor. Bununla ilgili ücretsiz ilaç veriyoruz. Sigara bırakma polikliniklerini açtık. Tütün bırakma hattımız var, ALO 171. Sigarayı bırakmak isteyen herkesin aramasını istiyoruz. Bana bir şey olmaz demeyin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZLERİ&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumun çoğunda hastaneye gitme alışkanlığı var. Ancak biz diyoruz ki, sağlıklı hayat merkezlerimiz var. 17 tane birimi var orada ve randevu alabiliyorsunuz. Size orada 'nasıl sağlıklı yaşanacak' bu öğretiliyor. 347 tane Sağlıklı Yaşam Merkezi var. Her şehir de var, ücretsiz yararlanılabilir, lütfen bunlara gidin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"KANSER TEDAVİSİNDE PROTON TERAPİSİ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kanserden değil geç kalmaktan korkun. Koruyuculuğu birlikte sağlayabiliriz. Toplumun yüzde 60'ı fazla kilolu ve yüzde 15'i de obez yani hastalık boyutunda.&nbsp;Kanser tedavisinde proton terapisi ile ilgili bir çalışmamız var 2026 sonuna kadar tedavi programının başlamasını hedefliyoruz. Kastisel dediğimiz bir tedavi de var. Teknolojik olarak ileri seviyede tedaviler bunlar. Şehir ve devlet hastanelerinde de bu tedavi programları başlayacak.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZAYIFLAMA İĞNELERİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En iyisi doğal yolla kilo verilmesidir, doğal yolla zayıflamayı becerebilirsek, ameliyata da iğneye de gerek kalmayacaktır. Alışkanlıklarınızı da değiştirmezseniz aynı şekilde o mide büyür ve kilo almaya devam edersiniz. Türkiye'de 90'lı yıllarda yüzde 30'u kırsalda olduğu için beslenme alışkanlıkları farklıydı. Şimdi nüfusumuzun yüzde 6'sı kırsalda yaşıyor. Ancak şehre o beslenme alışkanlıkları ile geldik. Hareketsiz yaşam ve alışkanlar. Onun için bizim bunu önemsememiz gerekiyor. Yakında zayıflama hapları ve iğneleri ile de bir çalışmamız olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜSEB üzerinden bir sistem kurduk. "Sağlıkla ilgili bir çalışmam var" diyen herkes buraya başvurabiliyor. Biz bu fikri aldığımız zaman finansman ve üretici ile buluşturuyoruz. Ultrason sözleşmesi yapacağız şimdi, inşallah 2 yıl içinde yerli üreteceğiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN'DA SAĞLIK YARDIMLARI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanımız "biz barış medeniyetimiz" diyor. Şunu ifade edeyim, biz bütün mağdur ve muhtaç olanların yanındayız. İranlı meslektaşlarımız yardım istedi 3 tır yollamıştık, 6 tır daha yolladık. Gazze'den de birçok kişiyi Türkiye'de tedavi ediyoruz. Çünkü biz iyilik tarafıyız. Biz iyilik olarak üreteceğiz ve güçlü olacağız ve böyle kötülükle mücadele edeceğiz. Cumhurbaşkanımız liderliğinde güçlü olarak kötülüğü def edeceğiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-1777186696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ev hanımlığını özendirmeliyiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-859</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-859</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi kalktı ise de 6284 No.lu kanun aynı zararı vermeye devam ediyor. “Kadının beyanı esastır” düsturunca işleyen bu kanunun en büyük zararı aileye olmaktadır. Aileler parçalanmaktadır. Bu konuda yapılan ciddi tahliller hep göz ardı edilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/gerceklere-gozleri-kapamayalim-1786142" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/gerceklere-gozleri-kapamayalim-1786142</a></p><p class="MsoNormal">Önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş’taki okul katliamları yürekleri parçaladı. Oyun çağındaki çocukların kurşunların hedefi olması insanlıktan nasibini almış herkesi acıya boğdu. Tabii hadiseler sadece acıyı değil derin bir tedirginliği de beraberinde getirdi. Daha yeni akıl baliğ olmuş yani daha yeni çocukluktan çıkmış insanların katil olabilmesi üstelik katliam yapabilmesi hepimizi ve fakat özellikle idarecilerimizi derinden düşündürmelidir. Elbette idarecilerimizin düşünmekten öte şeyler yapması gerekir zira icra mevkiindeler...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İki şehrimizdeki iki okulda yaşanan vahim hadiseler hemen herkesin zihnine şu soruyu getirdi:&nbsp;<strong>Neden?..</strong>&nbsp;Soru, hemen herkesi muhasebeye sevk etti. İnsanlar gençlerimizin nasıl bu hâle geldiğini sorgulamaya başladı. Tabii böyle durumlarda suçluyu bulunca bir rahatlama oluyor. Tamam suçlu budur diyoruz. Linçliyoruz, lanetliyoruz ve rahatlıyoruz…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Urfa’daki hadisede öğrencinin ailesi garipti, okumamıştı, yoksuldu. Bu neticeyi getiren sebepler bunlar olarak görüldü. Ne var ki Kahramanmaraş’taki aile bu düşüncenin üzerine kırmızı çizgi çekti. Gencin ailesi hem varlıklı hem okumuştu. Üstelik önemli vazifelerde bulunuyordu. Biri polis biri eğitimci idi. Demek ki işin gariplikle, yoksullukla, okumamışlıkla ilgisi yoktu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani baştan suçlu ve sebep aranmaya başlandı. Çünkü birinci tez bir olayla çökmüştü. Bu defa da şunu okuyor şunu takip ediyor dendi. Çözüm olarak da polisiye tedbirlerin ötesine geçilemedi...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hâlbuki bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamak için biraz gerilere gitmemiz icap ediyordu. Aslında toplumumuzdaki bozulma&nbsp;<strong>"İstanbul Sözleşmesi"</strong>yle hızlanmıştı. Biz olacakları daha ilk günden fark etmiş ve 'İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması için senelerce mücadele vermiştik. Siyasetçisinden sanatçısına, köşe yazarından sosyal medya fenomenine o kadar çok kişi bu sözleşmeyi desteklemişti ki kaldırılması uzun zaman mümkün olmamıştı. Sonunda Cumhurbaşkanımızın yerinde kararı ile çöpe gönderildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki bu sözleşmenin en can alıcı maddesi ne idi? Bana sorarsanız&nbsp;<strong>“nasihatin kaldırılması”</strong>&nbsp;idi. Baba oğula, ana kızına, beyi hanımına nasihat edemeyecekti. Sanki, güzel ahlaklı ol, şundan kaç, şunu yap demek suç addedilmişti.&nbsp;<strong>"Mor Çatı Kadın Sığınağı Derneği"</strong>&nbsp;Meclis'e kadar girmiş, ahkam keser olmuştu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hâlbuki Sevgili Peygamber Efendimiz&nbsp;<strong>“Din nasihattir"</strong>&nbsp;buyurmuştu. Nasihatin olmadığı yerde ahlak nasıl yerleşirdi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Suçla kurtul metodu!..</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarından sonra bakıyorum da bugün hemen herkes aileyi suçlamakta,&nbsp;<strong>“neden çocuğuna sahip çıkmadın”</strong>&nbsp;demektedir. Elbette bu tespitte haklılar fakat hadise bugün aileyi çok aşan bir karakter arz ediyor. Bugün haklı olarak aileye atıp tutan bu insanlar acaba bu tepkinin onda birini 'İstanbul Sözleşmesi’ne karşı göstermişler miydi?!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumumuzu ayakta tutan aile yapımız 'İstanbul Sözleşmesi’nin çarklarında öğütülürken bugün ayağa kalkanlardan en ufak bir itiraz var mıydı? Aslında bugünkü netice adım adım hazırlanıyordu ve üç beş kişi dışında bunu dile getiren kimse yoktu. Alınlarında&nbsp;<strong>“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”</strong>&nbsp;diye arz-ı endam edenler neye ve kime hizmet ettiklerinin farkında değillerdi ya da bir projenin elemanları idiler!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul Sözleşmesi kalktı ise de&nbsp;<strong>6284 No.lu kanun</strong>&nbsp;aynı zararı vermeye devam ediyor.&nbsp;<strong>“Kadının beyanı esastır”</strong>&nbsp;düsturunca işleyen bu kanunun en büyük zararı aileye olmaktadır. Aileler parçalanmaktadır. Bu konuda yapılan ciddi tahliller hep göz ardı edilmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumda siz aileyi hemen nasıl suçlayacaksınız? Aslında buradan çıkarılacak netice gittikçe parçalanmakta olan aile yapımızı nasıl güçlendirebiliriz olmalıydı. Oysa gündeme dahi gelmedi. Çünkü suçlamak ve rahatlamak en kolay iş!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan bu kanun sadece aileye değil eğitime de büyük darbe vurmaktadır. Kötü niyetli bir öğrenci öğretmenini çok zor durumda bırakabilir. Bunun için öğretmenin en küçük bir tepkisinde&nbsp;<strong>“beni taciz etti”</strong>&nbsp;demesi yeterlidir. Öğretmen kendini anlatana kadar olanlar olacaktır zira böyle bir haber sosyal medyaya düştüğünde başını sonunu araştırmadan öğretmeni linçlemeye hazır azgın azınlık iştiyakla beklemektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu azgın azınlık her türlü ahlaksızlığı yaymak için seferber vaziyettedir. Sosyal medyada ağızlarına alamayacakları hiçbir küfür yoktur. Bunlar o iğrenç dilleriyle toplumu ve gençliği âdeta katletmektedirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ahlaksızlıklara karşı çözüm üretmek isteyenler ise her zaman hedeftedir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş canilerini üç gün lanetledikten sonra hedefi Millî Eğitim Bakanı olarak seçmeleri bunların asıl maksadını ortaya koymaktadır. Bunların gözyaşları timsah gözyaşlarıdır. Bunlar aslında olanlardan memnundur. Bunların kafasındaki suçlular hükûmet ve istemedikleri devlet adamlarıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hükûmet bu tavrı anlamalıdır. Bir dönem CHP, hükûmetin tek olumlu icraatı olarak 'İstanbul Sözleşmesi’ni gösteriyordu. Bugün de&nbsp;<strong>6284 No.lu kanunu</strong>&nbsp;göstermekte, onu da yetersiz işletmekle suçlamaktadır. Bu ise gençlik daha büyük çıkmazlara girsin, aile daha derin yaralar alsın demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi ile başlayan tahribat&nbsp;<strong>“kadının beyanı esastır”</strong>&nbsp;ile yıkıma dönüşmüştür. Bununla beraber söz konusu gelişmeyi o gün ne kadar kişi anladı bugün kaç kişi anlıyor bunları bilemiyoruz. İşin bilebildiğimiz kısmı bu kanunun toplumun temeline dinamit koyduğudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Kadının beyanı esastır”</strong>ın hiçbir bakımdan tutulabilir tarafı yoktur. Hatta bir kısım LGBT’li dernekler sanki bu kanunu kullanmak için seferber olmuşlardır. Bir asansörde, bir belediye otobüsünde veya sokakta ezkaza biri kendisine dokunsa anında iftirayı yapıştırabilmektedir. Nice suçsuz erkek atılan iftiraların kurbanı oluyor. Lekeleniyor, toplum içine çıkamaz hâle getiriliyor. Neden derdini anlatamıyor çünkü kadının beyanı esas!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tabii aileyi yıkma konusunda ömür boyu nafaka da en az onun kadar müessirdir. Ona pekâlâ&nbsp;<strong>"ömürlük kelepçe"</strong>&nbsp;diyebiliriz. Bu sebepten nice kimseler evlenemez oldular. Ortalığı sadece nafaka almak için erkekleri avlamaya çalışan kadınlar sardı. Bu durum toplumda büyük bir güvensizliği de beraberinde getirdi. Dolayısıyla ömür boyu nafaka konusu gençleri evlilik konusunda tereddüde sevk etti. Gençler verecekleri yanlış bir kararın hayatlarını karartacağını düşünüyor. Aile Bakanlığı’nın evlilik konusundaki teşvik tedbirleri bu korkuyu kaldırmaya yetmez. Bu husus fareye peynir göstermek gibi olur. Nitekim gerek evlilik gerekse çocuk sahibi olma konusunda dibe doğru hızla ilerlemeye devam ediyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Suimisal emsal olmaz!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nesillerimize sahip çıkamamanın bir sebebi de annelerin,&nbsp;<strong>“haydi kadınlar işe”</strong>&nbsp;kampanyalarıyla evden çıkarılması. Bugün itibarıyla evlerimizde çocuk doğuracak, çocuk yetiştirecek kadın kalmadı desek çok da mübalağa etmiş olmayız.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün çocuklarımızı büyüten birileri var ama yetiştiren yok. Bu iklimde evdekiler de zaten çocuk doğurmaz, doğursa da gerekli ihtimamı göstermez zira üzüm üzüme baka baka kararır. Eşini dostunu kapıyı vurup çıkan bir kimlikte gören kadın, annelerimizin bizlere verdiği emeği çocukları için verir mi? Bugünkü nesil maalesef çok bencil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kadınlarımıza her şeyden evvel anne olduklarını hatırlatacak adımlar atmamız gerekiyor. Ev hanımlığını özendirmeliyiz. İyi bir anne olmaktan daha yüksek bir kariyer olmadığını zihinlere nakşetmeliyiz. Gelecek nesilleri, dolayısıyla geleceğimizi İslam ahlakını öğrenen ve uygulayan kadınlar kurtarabilir. İslam ahlakından uzak bir kadın çocuğuna faydalı olamaz. Dolayısıyla kadın erkek herkese İslam ahlakını öğretmeyi devlet politikası hâline getirmeliyiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yanlışlardan dönülmeden toplumdaki çürümeye esaslı bir tedbir alınamayacağını artık görmemiz gerekiyor. Atılması gereken esas adımlarla birlikte destekleyici unsurlar da gelmeli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne var ki aileyi güçlendirmek ve gençliği kurtarmak adına alınan yerinde bir karar maalesef yok. Polisiye tedbirlerin hiçbir işe yaramayacağı bilinmelidir. Üstelik bu tedbirin sürdürülebilir bir tarafı da bulunmamaktadır. On binlerce okula ikişer polis koyabilmek belki kısa bir zaman için mümkün olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilinmelidir ki&nbsp;<strong>“TikTok”</strong>&nbsp;açıp en müstehcen görüntüleri paylaşan, insan kesip gösteren ve akıl almaz kepazeliklere kapı aralayanlar polisiye tedbirlerle engellenemez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eskiler&nbsp;<strong>"suimisal emsal olmaz"</strong>&nbsp;derlerdi. Yanlış olayları çocukların yanında asla konuşmazlardı. Şimdi ise güya tepki göstermek adına her türlü kötülük âdeta gözlerin içine sokulmaktadır. Olaylar sıradan hâle getirilmektedir. Toplumu bu hatalı davranışlara karşı uyaran hiçbir merci yoktur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu arada basının bütün yazar-çizer takımıyla yanlış bir yerde durduğunu da belirtmeliyiz. Hemen hepsi sivrisinekle uğraşıyor, bataklığı gören yok. İnsanın bunu bilerek yapıyorlar diyesi geliyor. Sanki bir şeyleri örtmeye çalışıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diziler, sabah kuşağı programları tam manasıyla zehir saçmaktadır! Bütün bunlar devam ettikçe,&nbsp;<strong>6284</strong>&nbsp;orada durdukça, anneler fabrikalara sürüldükçe daha çok üzülürüz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gelin her türlü kötülüğe kapı aralayan gerçek hastalıkları teşhis ve tedavi edelim. Gelin bütün bataklıkları kurutalım. İnanın ki Türkiye'mizin başka bir kurtuluş yolu yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-1777103665.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rumlarla NATO tipi anlaşma</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rumlarla-nato-tipi-anlasma-856</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rumlarla-nato-tipi-anlasma-856</guid>
                <description><![CDATA[Fransa, Güney Kıbrıs ile imzalayacağı savunma anlaşmasıyla adaya ilk kez daimî asker yerleştirerek Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını kalıcı hale taşıyor. 1960 Garanti Antlaşması’na aykırı görülen bu hamle, Paris’in bölgedeki nüfuzunu arttırma ve NATO’ya alternatif bir güvenlik kalkanı oluşturma stratejisinin kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Fransa, Güney Kıbrıs ile imzalayacağı savunma anlaşmasıyla adaya ilk kez daimî asker yerleştirerek Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını kalıcı hale taşıyor. 1960 Garanti Antlaşması’na aykırı görülen bu hamle, Paris’in bölgedeki nüfuzunu arttırma ve NATO’ya alternatif bir güvenlik kalkanı oluşturma stratejisinin kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA’nın NATO’ya alternatif güvenlik kalkanı arayışında öne çıkan Fransa, enerji merkezi Ortadoğu coğrafyasında geçen yüzyıl kaybettiği konumuna dönmek amacıyla Kıbrıs’a daimî asker yerleştiriyor. AB’nin&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/guney-kibris" target="_blank">Güney Kıbrıs</a>’taki gayri resmi zirvesine katılan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rum lider Nikos Hristodulidis ile NATO üyeleriyle veya ABD’nin asker bulundurduğu ev sahibi ülkelerle düzenlediği ‘SOFA’ adı verilen ‘Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi’ imzalama kararı aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN SAVAŞINI FIRSAT BİLDİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransa uzun süredir Kıbrıs’a asker göndermek istiyor, Rumlarla, kimi zaman ikili kimi zaman da AB üzerinden işbirliği anlaşmaları imzalayarak deniz ve hava üssü talebinde bulunuyordu. Kıbrıs’taki İngiliz Ağrotur Üssü’ne geçen ay bir İran kamikaze dronunun isabet etmesinin ardından Fransa Rumlara kısa menzilli Mistral füzeleriyle, hava savunma birliği göndermişti. ABD-NATO geriliminin yanı sıra İran savaşı ile Rumların Türkiye karşıtlığını ‘değerlendiren’ Fransa, Rumları bir yandan da silahlandırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HAZİRANDA&nbsp;PARİS’TE İMZALACAK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rum lider Hristodulidis ile Lefkoşa’nın Rum kesiminde ortak basın toplantısı düzenleyen Macron, iki ülke arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) haziran ayında Paris’te imzalanacağını açıkladı. Macron, Rum yönetimi ile asker ilişkilerinin ayrıcalıklı olduğunu, ortak tatbikatların yanı sıra Rum ordusunun savunma ihtiyaçları ile alt yapısının güncelleştirileceğini söyledi. Fransa’nın Rumlardan istediği Mari (Tatlısu) kasabasındaki deniz üssünün genişletilmesi çalışmaları ise AB’nin savunma fonu SAFE programından temin edilecek mali kaynakla yapılacak. Rum lider Nikos Hristodulidis, Fransa ile geçen yıl stratejik işbirliği anlaşması imzaladıklarına dikkati çekerek, ilişkilerin ‘mükemmel’ olduğunu belirtti. SOFA anlaşmasının imzalanmasıyla Fransız askerlerinin Rum topraklarında daimî üsleneceğini kaydetti. Rum lider Fransız askerlerinin ‘barışçıl amaçlarla’ adada bulunacağını da söyleme ihtiyacı hissetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;GARANTÖRLÜK&nbsp;ANLAŞMASINA AYKIRI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rumların tek başına Kıbrıs’ta başka bir ülke ile adada kalıcı asker bulunmasına dair anlaşma imzalaması; 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruşunda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan ‘garantörlük’ anlaşmasına aykırı. Üç ülke arasında imzalanan garantörlük anlaşması Kıbrıs’ta başka bir ülkenin asker bulundurmasını yasaklıyor. Rum yönetimi, Yunanistan ve AB’yi de arkasına alarak bugüne kadar İsrail ve ABD başta olmak üzere birçok ülke ile askeri anlaşmalar imzaladı.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/fransa" target="_blank">Fransa</a>&nbsp;ile imzalanacak ‘daimî asker’ anlaşması ilk olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rumlarla-nato-tipi-anlasma-1777098928.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstifa et!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/istifa-et-855</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/istifa-et-855</guid>
                <description><![CDATA[Galatasaray'ın Aslantepe projesinin temel atma töreninde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın "Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için çalışmaya devam edeceğiz" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisini çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;"><strong>Galatasaray'ın Aslantepe projesinin temel atma töreninde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın "Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için çalışmaya devam edeceğiz" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisini çekti.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;"><a href="https://www.odatv.com/etiket/galatasaray" target="_blank" title="Galatasaray Haberleri"><strong>Galatasaray</strong></a>'ın Rams Park'ın yanına inşa etmeyi planladığı Aslantepe projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Tören esnasında konuşma gerçekleştiren Gençlik ve Spor Bakanı&nbsp;<a href="https://www.odatv.com/etiket/osman-askin-bak" target="_blank" title="Osman Aşkın Bak Haberleri"><strong>Osman Aşkın Bak</strong></a>'ın "Tesisimiz hayırlı olsun. Türk sporu için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz, Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Dünya Kupası'nda Milli Takım'a başarılar. Her şey Türkiye için. Enerji lazım, heyecan lazım, işte Galatasaray, işte Türkiye" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisine neden oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Galatasaray ve Fenerbahçe pazar günü Rams Park'ta kozlarını paylaşacak. Yapılan açıklamanın derbi öncesinde olması sosyal medyada bazı taraftarların tepkisini çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil de hadiseye tepki gösterdi. “Bazı dostlarım spor bakanı yorumumdan rahatsız olmuş. Benim spor yorumlarım üçü beşi geçmez.” diyen Şimşirgil şöyle konuştu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">“Şunu düşünemiyorlar. Kardeşim sen bütün takımların, kulüplerin spor bakanısın. Hepsine eşit mesafedesin. Bir takımı tutsan dahi belli etmeyecek adaletin sağlanması için mücadele edeceksin. Özellikle futbolda adalet konusunun birkaç senedir iyice yerlerde süründüğü, kimsenin güveninin kalmadığı, hakemlerin gerçekten sıkıntılı olduğu bir dönemde böyle ifadelerle gündeme gelmeyeceksin. Sonra bu heyecan ne? Galatasaray dünya kupası maçına mı çıkıyor? İki gündür bütün tepkiler sana döndü. Değer miydi? Hem kendine hem partine zarar verdin. Yerini, konumunu söylemini bileceksin. Aksi halde gereğini yapacaksın. Benim yorumum budur! Gereğini kendi bilir. Ayrıca hangi takım olursa olsun yapacağım yorumdur bu. Gerçekler<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">değişmez!”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/istifa-et-1777098549.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli TBMM resepsiyonunda DEM&#039;lilerle sohbet etti</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-853</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-853</guid>
                <description><![CDATA[TBMM'de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonuna katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM'lilerle el sıkışarak kısa bir süre sohbet etti. Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili olarak "Sözümüz sözdür" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>TBMM'de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonuna katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM'lilerle el sıkışarak kısa bir süre sohbet etti. Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili olarak "Sözümüz sözdür" dedi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen 23 Nisan Resepsiyonu'nda DEM'lilerin bulunduğu tarafa giderek kısa bir süre sohbet etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın eşlik ettiği MHP Lideri Bahçeli, DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile DEM Milletvekili Pervin Buldan'a hal hatır sorarak selamlaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ AÇIKLAMASI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Lideri Bahçeli terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: Bahçeli: Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur, partiler raporlarını verdiler, yetkinin Meclis'te olması lazım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DEMİRTAŞ YORUMU: SÖZÜMÜZ SÖZDÜR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili “Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 106'ncı açılış yıldönümü dolayısıyla TBMM'de düzenlenen resepsiyona katıldı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz bu ülkenin temel meselelerinde inisiyatif almaktan hiçbir zaman kaçınmadık. Söylediklerimiz, duruşumuz net. Meclis'in gündeminde olan konular var. Herkesin bir fikri, görüşü olması doğal. Kurtulmuş’un koordinesinde bir çalışma yürütülüyor. Siyasi partiler arası diyalog önemlidir. AK Parti ile de diğer partilerle de Meclis çatısı altında görüşmelerin olması, ülkemizin yararınadır. Meclis Başkanı'nın partilerden bir çalışma istemesi, daha önce konuştuğumuz raporların devreye girmesi süreci hızlandıracaktır. Ama orada beklentilere cevap bulamıyorlarsa, o raporları hazırlayan partileri davet edip görüşlerini alabilirler. Meclis Başkanı'nın bir inisiyatif alması, Meclis'in verimli çalışması için şarttır" ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili çağrısı hatırlatılan Bahçeli, "Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-1777012450.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa kendi NATO&#039;sunun peşinde</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-850</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-850</guid>
                <description><![CDATA[AVRUPA Birliği (AB), kuruluş anlaşmalarında bulunan ancak bugüne kadar kullanılmayan, NATO’nun bir üyeye saldırı olması halinde diğer üyelerin yardıma gitmesini sağlayan 5’nci maddesine benzer, 42.7’nci maddesini fonksiyonel hale getirmenin yolunu arıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Kıbrıs’ta gayri resmi AB zirvesinde liderlerin gündeminde, Avrupa için NATO’ya alternatif olabileceği düşünülen 42.7’nci madde vardı. Liderler, “yardım” maddesinin askeri ve teknik boyutlarını netleştirmek için hazirana kadar hazırlık yapacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA&nbsp;Birliği (AB), kuruluş anlaşmalarında bulunan ancak bugüne kadar kullanılmayan, NATO’nun bir üyeye saldırı olması halinde diğer üyelerin yardıma gitmesini sağlayan 5’nci maddesine benzer, 42.7’nci maddesini fonksiyonel hale getirmenin yolunu arıyor.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/kibris" target="_blank">Kıbrıs</a>&nbsp;Rum yönetiminde toplanan 27 AB üyesi lideri, “NATO’ya alternatif” seçenekleri arasında sunulan bu maddede yer alan “yardım” ifadesinin nasıl operasyonel olacağını tartıştı. AB dönem başkanlığını 6 aylığına yürüten Kıbrıs Rum yönetiminin tatil beldesi Aya Napa’da toplanan AB liderleri zirvenin gayri resmi olması nedeniyle haziran ayında düzenlenecek resmi zirveye kadar bu maddenin teknik altyapısının hazırlanmasına karar verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MACRON VE LEYEN ISRARLI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in aktifleştirilmesinde ısrar ettiği, bir AB üyesine saldırı olduğu zaman diğer üyelerin yardıma çağıran 42.7 numaralı maddedeki “yardım” ifadesinin nasıl uygulanacağı, ABD Başkanı Trump’un NATO’yu sert dille eleştirmesi ve İttifak’tan çekilmeyi gündeme getirmesinden bu yana yoğun bir şekilde tartışılıyor. AB’nin&nbsp; ülkesi için 90 milyar Euro’luk kredi paketini onaylamasının ardından Ukrayna lideri Volodimir Zelenski de zirveye katıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ARAP LİDERLERLE TOPLANTILAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2 günlük zirvede bugün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin liderleriyle ayrı bir zirve yapılacak. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan liderleri ve Körfez Ülkeleri Teşkilatı temsilcileriyle AB liderleri, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarıyla başlayan savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla devam eden enerji krizi ve işbirliği konularını ele alacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rum lider Nikos Hristodulidis, zirveye Türkiye’yi de davet etmeyi planladığını açıklamış, davetin kabulü için AB ülkelerinden de arabuluculuk yapmasını istemişti. Rum lider, Türkiye’nin tanımadığı Rum yönetiminin davetine katılmayacağı mesajları üzerine davet niyetinden vazgeçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-1777011025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gökyüzünde ne varsa düşürdü</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-849</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-849</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Korkut hava savunma sistemini aktif etti: Gökyüzünde önüne gelen ne varsa düşürdü.
ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, kurum tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli yeni nesil hava savunma sistemi KORKUT 25'in son test atışları yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Türkiye Korkut hava savunma sistemini aktif etti: Gökyüzünde önüne gelen ne varsa düşürdü.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><strong>ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, kurum tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli yeni nesil hava savunma sistemi KORKUT 25'in son test atışları yapıldı.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Korkut çok büyük bir başarıya imza atarak, havada uçan ne varsa hepsini düşürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’de düzenlenen ve 15 farklı ülkeden 100’ün üzerinde üst düzey delegasyonun katılım sağladığı atışlı gösterimlerde, sistemin operasyonel kabiliyetleri gerçekçi senaryolar eşliğinde sergilendi. ASELSAN’ın bu ölçekte ve uluslararası katılımla ilk kez gerçekleştirdiği etkinlik, katılımcı ülkeler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Atışlı gösterimler kapsamında, KORKUT 25’in uçtan uca hava savunma performansı sahada doğrudan gözlemlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Testlerde sistemin hem fiziksel hem de fonksiyonel imha yetenekleri detaylı şekilde ortaya kondu. Fiziksel imha senaryolarında, AESA tabanlı AURA radarı ile tespit edilen hedef İHA’lar, KORKUT 25 sistemi ve ATOM 25 zaman ayarlı akıllı mühimmat kullanılarak havada etkisiz hale getirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca test sürecinde sistemin yapay zekâ destekli tespit ve teşhis kabiliyeti, farklı efektörlerle entegre çalışabilme yeteneği ve çok katmanlı savunma yaklaşımı da zorlu senaryolarda doğrulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KORKUT 25’in çekili varyantı daha önce SAHA EXPO 2024’te duyurulmuş, IDEF 2025’te ise ilk kez sergilenmişti. Bu varyant, mobil kullanım esnekliğiyle özellikle farklı operasyon sahalarında hızlı konuşlandırma imkânı sunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Modern muharebe sahasında artan mini ve mikro İHA tehditlerine karşı geliştirilen sistem; 25 mm’lik topu, otomatik atış kontrol algoritmaları ve mobil platform yapısıyla dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sistemin ana silahı olan 25 mm’lik top, ATOM mühimmatı olarak adlandırılan programlanabilir parçacıklı mühimmatları kullanıyor. Bu mühimmatlar, hedefe yakın noktada patlayarak alt mühimmat bulutu oluşturuyor ve küçük, hızlı ve düşük radar izine sahip İHA’lara karşı etkinliği artırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkili menzilinin 1.000 metrenin üzerinde olduğu belirtilen KORKUT 25, üsler, konvoylar ve ileri konuşlu birliklerin yakın menzil hava savunmasında görev yapacak şekilde tasarlandı. Sistem, daha uzun menzilli hava savunma unsurlarının maliyet ve etkinlik açısından sınırlı kaldığı alanlarda tamamlayıcı bir çözüm sunuyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-1776928219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süresiz ateşkes</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/suresiz-ateskes-843</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/suresiz-ateskes-843</guid>
                <description><![CDATA[ABD/İsrail - İran savaşı karşılıklı restleşmeler ile sürerken diğer yandan müzakere ve barış adımları da atılmaya çalışılıyor. ABD Başkanı Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu. İran ise ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde talebinin olmadığını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD/İsrail - İran savaşı karşılıklı restleşmeler ile sürerken diğer yandan müzakere ve barış adımları da atılmaya çalışılıyor. ABD Başkanı Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu. İran ise ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde talebinin olmadığını bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırıların ardından bölge ülkelerine yayılan savaş, 8 Nisan'da ABD ile İran arasında ateşkesle sonuçlanmıştı. Washington ve Tahran yönetimleri, Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı. İran yönetimi ise müzakerelerde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğunu duyurmuştu. ABD Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/donald-trump" target="_blank">Donald Trump</a>&nbsp;yaptığı yeni açıklamayla ise, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran güçlerinin, Umman Denizi’nde "uyarıları dikkate almadığı" gerekçesiyle bir konteyner gemisine ateş açtığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'nda yer alan haberde, Umman Denizi'nde bir konteyner gemisine "uyarıları dikkate almadığı" gerekçesiyle İran güçlerince ateş açıldığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nden yapılan yazılı açıklamada, Umman Denizi'nde bir konteyner gemisine ateş açıldığı doğrulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mürettebattın durumunun iyi olduğu ancak açılan ateş sonucunda gemide ciddi hasar meydana geldiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HUSİLERİN LİDERİ: MEVCUT ATEŞKES KIRILGAN VE GERİLİMİN TIRMANMA İHTİMALİ YÜKSEK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yemen'deki Husi hareketinin lideri Abdulmelik el-Husi, İran ve müttefikleri ile ABD ve İsrail arasındaki mevcut ateşkesi "kırılgan" olarak nitelendirerek, gerilimin yeniden tırmanma ihtimalinin yüksek olduğunu savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Husi, El-Mesire televizyonunda yayımlanan ve Husilere bağlı SABA haber ajansı tarafından paylaşılan açıklamasında, bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bölgedeki istikrarın ancak "Siyonist planın yenilgiye uğratılmasıyla" mümkün olacağını belirten Husi, "Mevcut ateşkes sona ermek üzere. Bu kırılgan bir ateşkestir ve gerilimin tırmanma ihtimali büyük ve güçlüdür." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkesin kalıcı bir barıştan ziyade stratejik bir ara olduğuna işaret eden el-Husi, "Ateşkes sağlansa bile, şüphesiz başka çatışmalar olacak. Çünkü bu durum, düşmanla devam eden bir çatışma döngüsündeki ateşkes halinden ibarettir." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'a yönelik saldırıların yeniden başlaması durumunda Yemen'deki Husilerin savaşa katılma durumunda, Hürmüz Boğazı'na benzer geçiş sıkıntısının Babül Mendeb'de yaşanmasından endişe ediliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: ABLUKAYI SONLANDIRIRSAK İRAN'LA ASLA ANLAŞMA YAPILAMAZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın derhal sona ermesini ve boğazın açılmasını istediğini öne sürerek, "Ancak bunu yaparsak, İran’ın geri kalanını liderleri de dahil olmak üzere havaya uçurmadıkça İran’la asla bir anlaşma yapılamaz" açıklamasında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait Truth sosyal medya hesabı üzerinden İran’a uygulanan deniz ablukası ve Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını istemediğini vurgulayan Trump, "Boğazın açık kalmasını istiyorlar ki, günde 500 milyon dolar kazanabilsinler. Zaten boğaz kapalı kaldıkça kaybettikleri miktar da bu" dedi. Buna rağmen İran’ın kendi itibarını kurtarmak için retoriğe başvurduğunu ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını istediğini öne süren Trump, "Boğazın kapatılmasını istediklerini söylemelerinin tek nedeni, benim boğazı tamamen ablukaya alıp kapatmış olmam. Yani sadece itibarlarını kurtarmak istiyorlar" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İRAN’IN BOĞAZIN AÇILMASINI İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİLER"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın aslında boğazı açmak istediğini yineleyen Trump, "4 gün önce insanlar bana gelip, ‘Efendim, İran boğazın derhal açılmasını istiyor’ dediler. Ancak bunu yaparsak, İran’ın geri kalanını liderleri de dahil olmak üzere havaya uçurmadıkça İran’la asla bir anlaşma yapılamaz" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF, TRUMP’A TEŞEKKÜR ETTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran'la geçici ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul etmesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkür etti.<br><br>Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. Diplomatik çabaların devam edebilmesi amacıyla ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul ettiği için Trump'a teşekkür ettiğini ifade eden Şerif, Pakistan'ın çatışmanın müzakere yoluyla çözümüne yönelik çabalarını sürdüreceğini belirtti. Şerif, "Her iki tarafın da ateşkesi sürdürmesini ve çatışmaya kalıcı bir son vermek amacıyla İslamabad'da yapılması planlanan ikinci tur müzakerelerinde kapsamlı bir 'barış anlaşmasına' varılmasını içtenlikle umuyorum." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: ATEŞKESİ SÜRESİZ UZATTIK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran'ın anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, İran'la müzakereler konusundaki belirsizlik sürerken, Truth Social hesabından önemli bir açıklama yaptı. Trump, İran yönetiminin "bölünmüş" olduğunu savunarak, Pakistan'ın da ateşkesle ilgili talebini dikkate alarak, bugün sona erecek olan geçici ateşkesi uzattığını açıkladı. ABD Başkanı Trump, açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran yönetiminin ciddi bir bölünme içinde olduğu gerçeği ve Pakistan'dan Mareşal Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif'in de talebi üzerine, liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri sunana kadar İran'a yönelik saldırımızı askıya almamız istendi. Bu nedenle ordumuza ablukayı sürdürme ve her açıdan hazır kalmaları talimatı verdim; dolayısıyla (İran'ın) önerisi sunulana ve müzakereler bir şekilde sonuçlanana kadar ateşkesi uzatacağım."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/suresiz-ateskes-1776840039.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rehber öğretmenlerin sayısı arttırılmalı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-842</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-842</guid>
                <description><![CDATA[Uyuşturucu ile mücadele, bağımlılık ve şiddet konusunda yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını değerlendirdi. Suçun bir "birikim ürünü" olduğunu söyleyen Durak, güvenlik sayısının değil de rehber öğretmenlerin sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. İşte yılların hakiminden dikkat çeken tespitler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Uyuşturucu ile mücadele, bağımlılık ve şiddet konusunda yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını değerlendirdi. Suçun bir "birikim ürünü" olduğunu söyleyen Durak, güvenlik sayısının değil de rehber öğretmenlerin sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. İşte yılların hakiminden dikkat çeken tespitler...<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye gündemini sarsan okul saldırıları, gözleri suçun sosyolojik ve psikolojik temellerine çevirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uyuşturucu ile mücadele ve bağımlılık konusunda tecrübelerini aktararak kitaplar kaleme alan Hakim İzzet Durak, yaşanan olayların anlık bir patlama değil, yıllar süren bir ihmaller zinciri olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Durak,&nbsp;<strong>"Dünyada suç işleyen kişi kadar sebep vardır ancak çocuklar için en büyük faktör aile yapısıdır"&nbsp;</strong>dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"SORUNLU AİLE YAPISI, SUÇLU ADAYI YETİŞTİRİYOR"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Suça itilen çocukların profilini analiz eden Durak, parçalanmış aile yapısı ve aile bireylerinden birinin kriminal geçmişe sahip olmasının riski artırdığını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgi eksikliğinin en temel tetikleyici olduğunu ifade eden Durak "Çocuğun ailede sevgi görmemesi, varlığının farkına varılmaması onu başka yollarla kendini ispat etmeye itiyor. Çocuk kendisini dışlanmış ve değersiz hissettiği an, bir suçlu adayı yetiştiriyoruz demektir. Sokakta geçirilen vaktin artması ve kriminal çevrelerle temas da bu süreci hızlandırıyor" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"OKUL SALDIRILARINDA EN BÜYÜK MOTİVASYON AKRAN ZORBALIĞI"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye'de yeni görülmeye başlanan ancak dünyada yaygın olan okul saldırılarının arkasındaki en büyük motivasyonun "akran zorbalığı" olduğunu vurgulayan Hakim Durak, "Okulda alay edilen, lakap takılan ve dışlanan çocuk, intikam duygusuyla şiddete yöneliyor. Bu saldırılar aslında birer intihar saldırısıdır; çünkü çocuk eylemden sonra başına ne geleceğini bilerek bu işe kalkışıyor" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"GÜVENLİK SAYISI DEĞİL, REHBER ÖĞRETMEN SAYISI ARTIRILMALI"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Toplumun her olay sonrası "güvenlik önlemleri artırılsın" talebinin eksik bir yaklaşım olduğunu savunan Durak, çözümün rehberlik servislerinde olduğunu ifade ederek "Dünya standartlarında bir rehber öğretmen en fazla 250 öğrenciye bakmalıdır, bizde bu sayı çok üzerinde. Çocuk sosyal medyada veya arkadaş ortamında planlarını anlatarak aslında sinyal verir. Bu sinyalleri yakalayacak olan uzmanlardır" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"'NE OLURSAN OL GÜÇLÜ OL' MESAJI VERİLDİ"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Medyada haberlerin veriliş şekli ve dizi senaryolarının suçu özendirdiğine dikkat çeken Durak, "Medya kendi oto sansür uygulamalı. Kanlı görüntüler paylaşılmamalı ve fail asla kahraman gibi sunulmamalıdır. Bu, başkalarında 'gündeme gelme' isteği uyandırır.&nbsp;<strong>Son 25 yılda çeteleri ve mafyayı yücelten senaryolarla 'ne olursan ol güçlü ol' mesajı verildi. Etik ve manevi değerler hiçe sayıldı, bu da genç nesilde suç işleme oranını artırdı</strong>" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakim İzzet Durak, ailelerin çocuklarını takip etmesi gerektiğini belirterek, "Klinik yardım önerildiyse mutlaka üzerine gidilmeli. 'Benim çocuğum yapmaz' demek yerine, çocukla bağ kurmak ve ona sınırları hatırlatmak hayati önem taşıyor. Türkiye'de bu olaylar artık yaşanmaya başladıysa, yarın tekrar etmeyeceğinin garantisi yok" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Editör :&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/editor/ali-tufekci">ALİ TÜFEKÇİ</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-1776839544.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşkes masası yeniden kurulacak mı?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-840</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-840</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran hattında sağlanan geçici ateşkes ABD saatiyle çarşamba akşamı sona erecek. Yürürlükteki ateşkes için belirlenen sürenin dolmasına kısa süre kala tarafların yeninden ateşkes masasına oturup oturmayacağı ise belirsizliğini koruyor. İran'ın görüşmeleri kabul etmesi durumunda JD Vance Pakistan'daki ABD heyetine liderlik edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD-İran hattında sağlanan geçici ateşkes ABD saatiyle çarşamba akşamı sona erecek. Yürürlükteki ateşkes için belirlenen sürenin dolmasına kısa süre kala tarafların yeninden ateşkes masasına oturup oturmayacağı ise belirsizliğini koruyor. İran'ın görüşmeleri kabul etmesi durumunda JD Vance Pakistan'daki ABD heyetine liderlik edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünyanın gözü ABD-İran hattında... ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin sona ermesine bir gün kaldı. Ateşkesin sona ermesine kısıtlı süre kala taraflardan ikinci tur müzakere görüşmelerine ilişkin peş peşe açıklamalar geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yeni görüşmelere katılmayı kabul etmesi halinde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in bugün ABD diplomatik heyetinin başında Pakistan'a gitmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkan Yardımcısı Vance'e, ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner eşlik edecek. Ancak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'ye yönelik "derin tarihsel güvensizliğin" sürdüğü uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pezeşkiyan, Tahran yönetiminin "Amerikalı yetkililerden gelen yapıcı olmayan ve çelişkili mesajlardan" endişe duyduğunu söyledi ve bunların İran'ı teslim olmaya zorlamaya yönelik bir çaba anlamına geldiğini belirtti. Pezeşkiyan, "İranlılar zor kullanılarak boyun eğdirilemez" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">REUTERS: İRAN GÖRÜŞMELERE KATILIMI OLUMLU DEĞERLENDİRİYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bununla birlikte, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Tahran'ın görüşmelere katılımı "olumlu şekilde değerlendirdiğini" söyledi. Aynı kaynak, Vance'in katılması halinde İran heyetine yeniden Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın başkanlık etmesinin beklendiğini aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN: ABD MÜZAKERE MASASINI TESLİMİYETE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalibaf ise daha sonra yaptığı açıklamada, İran'ın tehdit altında ABD ile müzakereyi kabul etmeyeceğini söyledi. X platformunda yaptığı paylaşımda, "Sahada yeni kartlarımızı göstermeye hazırlandık" ifadelerini kullandı. Ayrıca Trump'ı, "müzakere masasını kendi hayal dünyasında bir teslimiyet masasına çevirmeye ya da yeniden savaş yanlısı politikaları meşrulaştırmaya çalışmakla" suçladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD ablukasının sona erdirilmesini talep ederken, Trump İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemesi gerektiği yönündeki talebini yineledi. Trump ayrıca İranlı liderlerle bizzat görüşmeye hazır olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha önce ABD Başkanı, New York Post'a yaptığı açıklamada Vance ve ekibinin "şu anda yolda olduğunu" ve aynı akşam İslamabad'a varmalarını beklediğini söyleyerek tabloyu karıştırmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu açıklama kısa süre içinde ABD'li yetkililer tarafından düzeltildi. Yetkililer, Vance'in pazartesi günü yola çıkmasının değerlendirildiğini ancak görüşmelerin gerçekleşmesi halinde Başkan Yardımcısı'nın salı sabahı hareket etmesinin beklendiğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail bombardımanıyla başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik kritik önemdeki ikinci tur görüşmeler, gerçekleşmesi halinde çarşamba ya da perşembe günü yapılabilir. Ancak arka planda çatışmaların yeniden başlaması tehdidi sürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: KÖTÜ BİR ANLAŞMAYA ZORLAMAYACAĞIM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, İran ile iki haftalık ateşkesin artık "Washington saatiyle çarşamba akşamı" sona ereceğini söyledi. Böylece ateşkes süresini kritik İslamabad görüşmelerine zaman tanımak için 24 saat uzatmış oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bloomberg'e verdiği röportajda Trump, ateşkesi daha fazla uzatmasının "oldukça düşük ihtimal" olduğunu belirtti ve bombardımanın kısa süre sonra yeniden başlayabileceğine işaret etti. Ancak aynı söyleşide, "Kötü bir anlaşmaya zorlanmayacağım. Önümüzde dünyanın bütün zamanı var" ifadelerini de kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, ayın başında İran ile yapılan ve toplam 21 saat süren ancak sonuçsuz kalan görüşmelerde ABD heyetine liderlik etmişti. İran, uranyum zenginleştirmeyi durdurma ve elindeki 440 kilogram yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu teslim etme yönündeki ABD taleplerini kabul etmeyince görüşmeler çökmüştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN ABD'YE GÜVEN EKSİKLİĞİNİN SÜRDÜĞÜNÜ SÖYLEMİŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran tarafı, ABD'ye güven eksikliğinin sürdüğünü söylemiş ve nihai bir anlaşmaya varılması halinde yeniden saldırıya uğramayacaklarına dair güvence talep etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan ise pazar gününden bu yana olası müzakerelere hazırlanıyor. Başkentte güvenlik önlemleri artırıldı, toplu taşıma seferleri durduruldu. İslamabad Elektrik Kurumu da görüşmeler devam ettiği sürece şehirde elektrik kesintilerinin askıya alınacağını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan genelinde günde altı ila yedi saat süren elektrik kesintileri olağan hale gelmiş durumda. Ülke, İran ve ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı karşılıklı olarak kapatması nedeniyle petrol ve doğalgaz sıkıntısıyla mücadele ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Trump, İran'ın stratejik su yolundan geçen ticari gemilerden geçiş ücreti alma kararına karşılık İran limanlarına abluka uygulamıştı. Pazar günü ABD ordusu, boğazı geçmeye çalışan İran bayraklı bir konteyner gemisine el koydu. Bu gelişme, gerilimin yeniden tırmanarak barış görüşmelerini engelleyebileceği yönündeki endişeleri artırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran cuma günü kendi uyguladığı ablukayı kısa süreliğine kaldırmıştı. Ancak ABD karşı ablukayı sona erdirmeyince cumartesi günü yeniden yürürlüğe koydu. Bölgede bir tanker cumartesi günü İran Devrim Muhafızları tarafından saldırıya uğradı, ikinci bir konteyner gemisi ise kimliği belirsiz bir mermiyle vuruldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-1776753444.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saldırganlar bu kitabı okuyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-838</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-838</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanmaraş’taki saldırgan İsa Aras Mersinli incelenirken dikkat çeken bir detayla ortaya çıktı.
Mersinli, hadiselerin seyrini anlamak açısından kritik bir ipucu sundu: Elliot Rodger.
Rodger, 23 Mayıs 2014’te California’da gerçekleştirdiği saldırıda altı kişiyi öldüren, çok sayıda kişiyi yaralayan ve ardından intihar eden bir figürdü. Onu diğer saldırganlardan ayıran ise eyleminden önce yazdığı yaklaşık 140 sayfalık “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) adlı metindi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Ali Tüfekçi- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal">Önce Şanlıurfa Siverek, ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar Türkiye’yi derinden sarstı. Amerika’dan duymaya alıştığımız “okul saldırısı” gerçeğiyle acı bir şekilde yüzleştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siverek’te 19 yaşındaki Ömer Ket’in saldırı şoku henüz atlatılamamışken ikinci saldırının yaşanması, büyük bir infial oluşturdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Politikacılar, eğitimciler, psikologlar, gazeteciler… Herkes olayların sebeplerini tartışmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herkes kendi fikrine göre konuya dair yorum yapıp enerjisini suçu karşı tarafa atmakla harcadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pek çoğumuz ideolojik fikirlerimizin bu hadiselerde “hükümsüz” olduğunu maalesef göremedi. Neden?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun cevabı Kahramanmaraş’taki saldırgan İsa Aras Mersinli incelenirken dikkat çeken bir detayla ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mersinli, hadiselerin seyrini anlamak açısından kritik bir ipucu sundu:&nbsp;<strong>Elliot Rodger.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>YASAKLANMASI GEREKEN KİTAP<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsa Aras’ın profilinde Elliot Rodger’ın fotoğrafını kullanması tesadüf değildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rodger, 23 Mayıs 2014’te California’da gerçekleştirdiği saldırıda altı kişiyi öldüren, çok sayıda kişiyi yaralayan ve ardından intihar eden bir figürdü. Onu diğer saldırganlardan ayıran ise eyleminden önce yazdığı yaklaşık 140 sayfalık “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) adlı metindi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendi hayatını üzerinden kaleme aldığı bu metin, zamanla dijital dünyada “incel manifestosu” olarak karşılık buldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rodger’ın kitabının yayılmasıyla ABD’de peş peşe okul katliamları yaşandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kitap bugün hâlâ benzer potansiyellere sahip gençler arasında yayılıyor. İnternette kolayca bulunabiliyor. Normalde böyle metinlerde erişim engeli olması gerekir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün incel topluluklar için bu metin ortak, besleyici bir zemin oluşturuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Incel ideolojisi “insanlardan ve özellikle kadınlardan intikam almak” isteyen kişiler olarak tarif edilse de bu kadar hafife alınamayacak kadar karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunu oturup Elliot Rodger’ın kitabını detaylıca okuduğumda daha iyi anladım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi gelin “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) kitabının tertemiz görünen evlatlarımızı nasıl katil ruhlu psikopatlara dönüştürdüğüne, kitapta anlatılanlar üzerinden bakalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MASUMİYETİN KAYBI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rodger, hayat hikâyesini çocukluk döneminden itibaren “masumiyetin kaybı” ekseninde anlatır. Rodger kitapta, 5 yaşında İngiltere’den Amerika’ya gelişi ve 13 yaşına kadar olan dönemi, masumiyetin kademeli olarak kayboluşu olarak anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başlangıçta hevesli bir "Amerikalı çocuk" olarak yeni hayatına kucak açar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlkokulundaki yılları, kendi ifadesiyle “hayatının en mutlu, en kaygısız ve adil dönemleri”dir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kızlarla eşit ve masum bir şekilde oynayabiliyordur. O zaman diliminde kimse cinsiyetçi ve acımasız değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak 7 yaşında anne ve babasının boşanması bu algının ilk kırılma noktası olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üvey anneyle tanışmasını anlatan genç, babasının yaşadığı evlilik dışı ilişkiyi, yediği büyük bir darbe olarak şöyle anlatır:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Babam bundan sonra bizimle birlikte yaşayacağını söyledi. Başta onun, Dan Amca’nın yaptığına benzer şekilde, babamın yanında ‘geçici olarak kalan bir arkadaş’ olduğunu düşündüm. Babamın annemden boşandıktan bu kadar kısa süre sonra bir kız arkadaşı olabileceği aklıma bile gelmedi. Bunu anlayamıyordum. Ancak çok geçmeden Soumaya’nın (üvey annenin) gerçekten onun “kız arkadaşı” olduğunu ve babamla annemin birlikte olduğu gibi birlikte olduklarını fark ettim. Bu, “<strong>kız arkadaş” kavramını ilk kez öğrendiğim andı&nbsp;</strong>ve bunu kavramak zordu. O zamana kadar<strong>&nbsp;bir erkekle bir kadının bu şekilde birlikte yaşayabilmesi için evli olmaları gerektiğini&nbsp;</strong>ve böyle bir birlikteliğin gerçekleşmesinin uzun zaman alacağını düşünürdüm.”</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>YETERSİZLİK VE HİYERARŞİNİN KEŞFİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">8–10 yaş aralığında Rodger, sosyal çevresini artık eşitlikçi bir yapı olarak değil, belirgin bir hiyerarşi içinde algılamaya başlar.<br>Kendi fiziksel özelliklerini bu hiyerarşide bir dezavantaj olarak görür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu dönemde “havalı çocuklar” olarak tanımladığı grupla arasındaki farkı kapatmak için çeşitli girişimlerde bulunur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Saçını değiştirmesi, farklı hobiler edinmeye çalışması bu çabanın parçalarıdır. Ancak özellikle spor ve sosyal etkinliklerde yaşadığı başarısızlıklar, kendisi hakkında geliştirdiği “her alanda yetersiz” olduğu düşüncesini pekiştirir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“ALFA ERKEK” VE KADIN NEFRETİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Ortaokul yıllarıyla birlikte sosyal dışlanma hissi daha da artmaya başlar hâle gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesela katıldığı bir yaz kampında, yanlışlıkla çarptığı bir kızın onu itip küfretmesi, karşılaştığı ilk acımasız hareketlerden biridir.<br>Bu olay onu travmatize eder, "savunmasız ve değersiz küçük bir fare" gibi hisseder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanların vahşi hayvanlardan farksız olduklarını düşünmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erkekleri alfa – beta olarak ayırır. Alfa erkekler kaba, saba, zorba tiplerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kızların kibar, nazik "beyefendilere" değil; agresif, popüler ve "alfa erkek" olarak gördüğü kaba çocuklara yönelmesi en çok canını sıkan şeylerden biridir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Babasının da ona öğrettiği kadarıyla iyi ve adil bir dünya yoktur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Madem ki bu kadınlar psikopat, kaba saba erkekleri tercih ediyor, öyleyse onlardan görecekleri şiddete, cinayete de müstehaktırlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O havalı, kaba alfa erkekler de yok edilmelidir. Çünkü onlar da iyi çocukları zorbalayan hayvanlardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani aslında incel ideolojisinin bakışında salt kadın düşmanlığı yoktur. Bu dikkat çeken unsurlardan biridir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>CİNSELLİĞİN TRAVMATİK KEŞFİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Ortaokulun sonlarına doğru ergenlikle birlikte cinselliğe dair farkındalığı artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada önemli bir kırılma noktası müstehcen film ve video içeriklerle tanışmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu süreçte kız arkadaş edinmek ister ama normal arkadaş bile edinemez. Yaşadığı reddedilme ve yalnızlık, zamanla “hiçbir zaman bir ilişki yaşayamayacağı” düşüncesine dönüşür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cinsellik, onun zihninde yalnızca bir arzu değil, aynı zamanda erişilemeyen bir statü göstergesi hâline gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ZORBALIK VE SOSYAL İZOLASYON<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lise yıllarında bu duygular daha da yoğunlaşır. Fiziki görüntüsü ve sosyal uyumsuzluğu yüzünden zorbalığa maruz kalması da cabasıdır. Ancak onu en çok sarsan şey ise bu zorba davranışların sosyal çevrede kabul görmesi ve hatta ödüllendirilmesidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendisi kimseye sövmeyen, “kibar bir beyefendi” olarak hayatını idame ettirmektedir. Bu özelliklerin hiçbir karşılık bulmadığı düşüncesi daha da derinleşir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>OYUNLAR VE GERÇEKLİKTEN KOPUŞ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rodger, gerçek dünyadan uzaklaşarak bilgisayar oyunlarına yönelir. World of Warcraft yalnızca bir oyun değil, kendisini güçlü hissettiği bir alan hâline gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bazen günde 14 saat oynadığı oyun yüzünden gerçek hayattaki birkaç arkadaşıyla bağları tamamen kopar. Sosyalleşme ihtiyacını da buradan yazıştığı kişilerle gidermektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3 yıl boyunca oyun bağımlısı bir genç olarak savrulmalar yaşar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İDEOLOJİ VE İNTİKAM FİKRİNİN DOĞUŞU<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">17 yaşına geldiğinde Elliot’un düşünce yapısı oturmaya ve karakter kazanmaya başlamıştır artık.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bahis oynayarak kısa yoldan para kazanmaya ve parayla bu ilişkilere ulaşmaya niyetlenir ancak başarısız olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir taraftan müstehcen filmler izlemekten kendini alamaz ama artık cinselliğe ulaşan bütün insanları da "düşman" olarak görmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okuduğu kitaplar, geliştirdiği düşünceler, bu çektiği acıların onu önemsiz biri yapmadığına, aksine dünyayı herkesten farklı ve net gördüğüne, hatta üstün bir zekâya sahip olduğuna inandırır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünyayı ve insan tabiatını da (özellikle de kadınları) şeytanlaştıran entelektüel kılıf inşa etmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Feminist söylemler, kadınlara karşı geliştirdiği bu düşünceleri daha da tahrik eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>OYUNUN SONU: İNTİKAM GÜNÜ PLANI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Elliot’un çocukluğundan ergenlik döneminin sonuna kadar geçen evreler daha pek çok detayla dolu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">19-22 yaşları arasında artık manifestosunu yazarak ana hatlarıyla oluşan bu çarpık iç dünyasını anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fikirleri "Oyunun Sonu" dediği nihai bir cinayet planına evrilir. Sonu intiharla biten final planını detaylandırarak anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kısım kendisinden sonra benzer eylemler yapacak&nbsp;<strong>katiller için adeta bir rehber gibidir</strong>.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte İsa Aras Mersinli gibi iç dünyalarında problemler yaşayan çocuk ve gençlerin rol model aldığı Elliot Rodger’ın kitabı bu fikirleri işliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ailevi problemler, arkadaşsızlık, zorbalanma, duygusal yalnızlık, maruz kaldığı dijital içerikler, onları hiçbir maddi veya manevi değere inanmayan birine dönüştürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendisini incel olarak görmeye ama aslında bu profile uyan bir fenotip ortaya çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hiçbir dinî yönü olmayan, bilakis her türlü maneviyata uzak, değerleri olmayan, insani duygulardan kopmuş gençler, Elliot gibilerin “çarpık” dünyasındaki fikirlerle besleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son 10-15 yılda cemiyetin çarpık düzeni içinde daha nice genç bu kafa yapısının tesirinde kaldığı için de ortaya böyle şiddet vakaları çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Literatüre baktığımızda yurtdışından pek çok uzmanın bu kitabın analizlerini yaparak alınabilecek tedbirler üzerine kafa yorduklarını görüyoruz. Bunun yanında bizde de henüz ciddi bir çalışmaya rastlamıyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-1776752468.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne kadar yonttular seni?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ne-kadar-yonttular-seni-836</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ne-kadar-yonttular-seni-836</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul'un Ataşehir ilçesinde CHP'li belediyeye rüşvet ve yolsuzluk operasyonu düzenlendi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. MASAK raporları da rüşvet çarkını tek tek tespit etti.
CHP'li belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet ağı İstanbul'da Ataşehir Belediyesi'ne de uzandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında dün 45 adrese eşzamanlı operasyon düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İstanbul'un Ataşehir ilçesinde CHP'li belediyeye rüşvet ve yolsuzluk operasyonu düzenlendi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. MASAK raporları da rüşvet çarkını tek tek tespit etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP'li belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet ağı İstanbul'da Ataşehir Belediyesi'ne de uzandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında dün 45 adrese eşzamanlı operasyon düzenlendi.<br><br>Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. O isimler arasında Adıgüzel'in yanı sıra Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya'nın da yer aldığı öğrenildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şüphelilerin ilgili birim amirleri ve personelinin ihale, imar ve iskân işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine "rüşvet", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı öğrenildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MASAK TEK TEK TESPİT ETTİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edildi. İskân ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığı bulgusuna ulaşıldı. İncelemelerde, Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskân işlemleri karşılığında 7 milyon doları bulan rüşvet alındığı belirlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ŞİFRELERİ VERMEDİLER</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca belediye yetkilileri ile bazı firma sahiplerinin birlikte hareket ettikleri, rüşvet miktarlarının projelerin niteliğine göre belirlendiği ve alınan rüşvetlerin belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre paylaştırıldığı saptandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diğer taraftan gözaltına alınan Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve bazı belediye bürokratlarının telefonlarının şifresini vermeyi reddettiği öğrenildi. Şüphelilerin kontroller sonrası ifadelerinin alınması ve adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İBB OPERASYONU SONRASI “NE KOPARIRSAK KÂR" ANLAYIŞI ÖNE ÇIKTI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkin pişmanlıktan yararlanan iş insanı H.Ö., Çıkaramaçlı İmamoğlu Suç Örgütü’ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası belediyedeki yapının adli soruşturma korkusuyla rüşvet tarifesini artırdığını iddia etti. Görevlilerin "Parti bize sahip çıkmıyor, yakalanmadan ne koparırsak kâr" anlayışıyla hareket ettiğini belirten müteahhit, iskân ruhsatını alabilmek için toplamda 13,5 milyon doları bulan baskıya boyun eğdiğini savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.Ö. ifadesinde: “İBB operasyonundan sonra kimse imza atmak istemedi... Eskiden bir istiyorlarsa, beş istemeye başladılar. ‘Zaten herkes içeride, parti kimseye sahip çıkmıyor. Bize de operasyon gelmeden ne koparırsak kâr’ anlayışındalar. Bu yüzden para vermek zorunda kaldım.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TAPE KAYITLARINDA ÇARPICI DETAYLAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mühendis E.E. ile muhasebeci E.C. arasında geçtiği öne sürülen görüşmelerde, 7 milyon dolarlık iskân bedeli konuşuldu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C.: İskana 7 milyon dolar istiyorlarmış.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: Binayı onların üzerine yapalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C.: Erhan mı bir fırıldaklık çeviriyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: 7 milyon dolar da olmaz ya. 2 milyon, 3 milyon dolar dersin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C: 7 milyondan başlayıp 1-2 milyona düşürecekler. Ben bunlara operasyon yapılıyor diye kızıyorum ama demek ki hak ediyorlar bazen ya. Emsalimiz eksik' diyordu. 'Mevcut emsali hastaneye saydık verdik' diyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: Hastanenin iskan sürecinde de aynı sıkıntı oldu. Ben parayı verdim vermedim mevzusu oldu. Başkan imzalıyorsan imzala, imzalamıyorsan yoksa farklı yollarla aldıracaklar. Bu arada müteahhit H.Ö ile avukat B. arasında geçen görüşmelerde de çarpıcı itiraflar yer aldı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avukat B.: Ne kadar yonttular seni?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.Ö: 6.5 milyon dolar. Bu konuya girince kalbim çok kötü oluyor. Parçala Behçet oldum resmen. Bir bloğun ruhsatını aldım, diğerini almaya çalışıyorum. Hastaneninkini aldım ama.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BELEDİYEDE ARAMA YAPILDI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul'da eşzamanlı operasyon düzenlenen adresler arasında Ataşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası da yer aldı. Barbaros Mahallesi Şebboy Sokak'taki belediye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Ekiplerin bina içerisinde arama ve delilleri toplama çalışması yürütüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ZAMANLAMASI MANİDAR: SORUŞTURMANIN RADARINDA</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı; lüks yatta ağırlanma tarihleri, ödenen 6,5 milyon dolar ve pazarlığı süren 7 milyon dolarlık ek rüşvet talebi ile yapı tadilatı-iskân onayı arasındaki bağlantıyı merceğine almış durumda. Tape kayıtları, otel dökümleri ve teknik takip verileriyle desteklenen dosyada, "rüşvet, irtikap ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla ilgili iddianame hazırlığı titizlikle sürüyor. Kamu gücünü müteahhit yatlarında şahsi menfaat için kullananların, yargı önünde vereceği hesap merakla bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ne-kadar-yonttular-seni-1776669341.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD İran ateşkesinin bitimine son iki gün</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-833</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-833</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran hattında uzlaşılan geçici ateşkesin sona ermesine iki gün kala ABD heyeti, İran ile yeniden görüşmek için Pakistan'a gitti. Ancak İran devlet medyasında yer alan haberlerde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni görüşmelere katılmak gibi bir planının bulunmadığı belirtildi. Tüm bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Trump, ABD donanmasının ablukasını aşmaya çalışan İran'a ait bir kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunduklarını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>ABD-İran hattında uzlaşılan geçici ateşkesin sona ermesine iki gün kala ABD heyeti, İran ile yeniden görüşmek için Pakistan'a gitti. Ancak İran devlet medyasında yer alan haberlerde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni görüşmelere katılmak gibi bir planının bulunmadığı belirtildi. Tüm bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Trump, ABD donanmasının ablukasını aşmaya çalışan İran'a ait bir kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunduklarını bildirdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı yakınlarında ABD'nin uyguladığı ablukayı aşmaya çalışan İran'a ait bir yük gemisinin ele geçirildiğini söyledi. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gemileri tamamen kontrolümüz altında ve içinde ne olduğuna bakıyoruz!" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD İRAN GEMİSİNE EL KOYDUĞU ANLARI PAYLAŞTI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün hedef alınan İran bayraklı geminin ele geçirilmesine ait görüntüleri paylaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ordusu ise geminin Çin'den geldiğini açıkladı. İran devlet medyasının aktardığına göre İranlı bir askeri sözcü, "İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin bu ABD ordusuna ait silahlı korsanlığa yakında karşılık vereceği ve misillemede bulunacağı konusunda uyarıyoruz" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pazar gecesi yaşanan olay, müzakereciler Pakistan'da yeniden bir araya gelmeden önce ateşkesin bozulabileceği ihtimalini gündeme getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN DEVLET MEDYASI: ABD İLE GÖRÜŞMEYE KATILMA PLANI YOK<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan olası yeni bir görüşme turu için pazartesi günü Pakistan'a bir heyet göndereceğini açıklamıştı. Ancak İran devlet medyasında yer alan, "Şu anda bir sonraki tura katılma planı bulunmadığı" yönündeki ifadeler, bu son müzakere girişimini başlamadan tehlikeye soktu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in başkanlık edeceği, Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın da yer alacağı ABD heyetinin İslamabad'a dönüşü; İran'ın cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemi geçişine yeniden sıkı kısıtlamalar getirmesinin ardından gerçekleşti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın resmi haber ajansı IRNA, "İran, ikinci tur görüşmelere katılmama kararının nedenini Washington'ın aşırı talepleri, gerçekçi olmayan beklentileri, sürekli değişen tutumu, tekrar eden çelişkileri ve ateşkes ihlali olarak gördüğü devam eden deniz ablukası olarak açıkladı" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sekizinci haftasına giren savaşta İran ve Lübnan'da binlerce kişi hayatını kaybetti. Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol fiyatları da sert şekilde yükseldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KALİBAF: DİPLOMASİDE GERİ ADIM OLMAYACAK<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Cumartesi gecesi devlet televizyonunda yayımlanan röportajında İran'ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, taraflar arasında hala büyük farklar bulunduğunu kabul etmekle birlikte, "Diplomasi alanında geri adım olmayacak" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, çarşamba günü sona erecek iki haftalık ateşkes öncesinde İslamabad'da yapılacak görüşmelerin İran için "son şans" olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TRUMP'TAN İRAN'A YENİ TEHDİT<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Fox News'e konuşan Trump, "İran bu anlaşmayı imzalamazsa, bütün ülke havaya uçacak" dedi. Trump daha sonra, anlaşma imzalanmazsa İran'ın elektrik santrallerini ve köprülerini hedef alacakları yönündeki daha önceki tehdidini yineledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin önerdiği anlaşmanın, boğazın yeniden açılmasını ve İran'ın zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmamasını içerdiğini söyleyen Trump, bunun "çok adil ve makul bir anlaşma" olduğunu savundu. İran kabul etmezse "her bir elektrik santralini" ve "her bir köprüyü" vuracaklarını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ülkenin Başbakan Yardımcısı Muhammed İshak Dar'ın pazar günü İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefonda görüştüğünü açıkladı. Görüşmede, "bölge ve ötesinde barış ile istikrarın sağlanması için mevcut sorunların en kısa sürede çözümünde sürekli diyalog ve angajmanın gerekliliği" ele alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif arasında da bir telefon görüşmesi planlandığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington'ın BM Temsilcisi Mike Waltz, ABC News'e yaptığı açıklamada yeni tur görüşmelerin "son derece önemli sonuçlar" doğuracağına inandığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması en güçlü kozlardan biri olarak görülüyor. İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmeler sürerken 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in savaşı başlatmasının ardından uygulanan bu adım, Trump üzerinde siyasi baskı oluşturuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump iki hafta önce ateşkesi aniden ilan etmiş, bunu yapmadan yalnızca saatler önce İran'ın "bütün medeniyetinin bir gecede yok olacağını" söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, İran'ı cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan iki ticari gemiye ateş açarak iki haftalık ateşkesi ihlal etmekle suçladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN'DAN ABD'YE: İNSANLIĞA KARŞI SUÇ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD'nin İran limanları ve kıyı şeridine uyguladığı ablukayı ateşkes ihlali olarak nitelendirdi ve bunun "hukuksuz ve suç teşkil eden" bir uygulama olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bekayi sosyal medyada yaptığı paylaşımda, "İran halkına bilinçli şekilde toplu cezalandırma uygulanması savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girer" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-1776667064.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kafada bitti ya masada?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kafada-bitti-ya-masada-829</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kafada-bitti-ya-masada-829</guid>
                <description><![CDATA[Savaştan geçmiş zaman cümleleriyle bahsetmek, iş bitmiş gibi “geçmiş başarıdan” dem vurmak ve her şeyden en önemlisi İran’ı dize getirdiğini sanmak...
Bu da doğal olarak şu soruyu meşru kılıyor:
Savaşı kafanda bitirmiş olabilirsin ama... Peki ya masada sahiden bitti mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Hürriyet’ten Yunus Paksoy’un makalesi…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaştan&nbsp;geçmiş zaman&nbsp;cümleleriyle bahsetmek, iş bitmiş gibi “geçmiş başarıdan” dem vurmak ve her şeyden en önemlisi İran’ı dize getirdiğini sanmak...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da doğal olarak şu soruyu meşru kılıyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşı&nbsp;kafanda&nbsp;bitirmiş olabilirsin ama... Peki ya&nbsp;masada&nbsp;sahiden bitti mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ben bu satırları yazarken ABD ve İran’ın ateşkes bitmeden hemen önce&nbsp;Pakistan’da&nbsp;yeniden buluşmalarına kesin gözüyle bakılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siz bu satırları okurken tam tarihi de kesinleşmiş olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son birkaç gündür Trump,&nbsp;Polyanna&nbsp;gibi ortalıkta dolaşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın her şeyi kabul ettiğini, uranyumu alacağını, zenginleştirmeyi yasakladığını, Hürmüz’ü tamamen açacağını ve Tahran’a tek kuruş ödemeyeceğini söylüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlılar tüm bu iddiaları tek tek&nbsp;yalanlarken&nbsp;Trump, iş bitmiş havasında gezinmeye devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üç ihtimal akla geliyor...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1- Tüm bunlar Trump’ın&nbsp;dilek listesi.&nbsp;Hülyalarını gerçek diye pazarlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2- Trump hem bir nebze&nbsp;iç kamuoyuna satmak&nbsp;hem de masada avantajlı pozisyon kazanmak için gerçek ile mübalağayı harç ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3- İran kapalı kapılar ardında taviz üstüne taviz veriyor, “neyimiz varsa al ama barış yapalım”&nbsp;diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ben Trump’ın hakikaten&nbsp;savaşa&nbsp;bu noktadan sonra&nbsp;dönmek istemediğini&nbsp;hissediyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama şu noktaları atlarsam da size ihanet etmiş olurum...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, Hürmüz’ü güncel statüko ile İran’a bırakma lüksüne sahip değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, nükleer konusunda İran’a Obama’dan daha yağlı bir anlaşma hediye etme lüksüne sahip değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomatik kanallar üzerinden ilerleme sağlıyorlar sağlamasına ama...&nbsp;İç siyaset&nbsp;diye de bir şey var. İçeriye mesaj verme zorundalığı işleri gerim gerim geriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herkes, özellikle de biraz Trump konuşmayı azaltsa İranlılar da halkına&nbsp;radikal&nbsp;görünmek&nbsp;zorunda&nbsp;kalmayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomasi Trump’ın dünyasının aksine biraz da karşındakinin&nbsp;onurunu&nbsp;da masada bırakma sanatıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump şu an İran’ın sadece nükleerini değil,&nbsp;gururunu&nbsp;da cebine koyup eve dönmek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Unutma başkan... Kafada bitse bile illa ki masada da bitmesi gerekecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAKİP, TAKİP, TAKİP<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KAHRAMANMARAŞ’taki okul saldırısı olduğu gün Tarafsız Bölge yayınındaydım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu olayların dünyada en çok yaşandığı yer olan ABD’de yıllar içinde düzinelerce okul baskını ele alınmış, saldırganlara bakılmış ve sayısız analiz ortaya konmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gizli Servis’in&nbsp;saldırgan profilleri&nbsp;ve&nbsp;tehdit analizi değerlendirmesini paylaştım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hemen hemen her saldırganda öne çıkan özellikler şunlardı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Akran zorbalığı, okul arkadaşlarıyla yaşanan husumetler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Psikolojik,&nbsp;davranışsal&nbsp;ve&nbsp;gelişimler&nbsp;sıkıntılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Ailesel&nbsp;sorunlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Okulda yaşanan&nbsp;disiplin&nbsp;sorunları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Etrafındakiler tarafından gözlemlenebilen&nbsp;endişe verici hal ve hareketler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Aile içinden&nbsp;temin edilen ateşli silahlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yayın sırasında bilmediğimiz ancak o zamandan beri ortaya çıkan detaylar, Kahramanmaraş saldırganının&nbsp;tüm bu maddeleri karşıladığını&nbsp;maalesef ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazetemizin cuma günü manşetinde şu soru sorulmuş... “Daha ne sinyal verecekti.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Hakan&nbsp;aynı gün olay için 5 neden sıralarken başa şunu yazmış... “Çocuğun verdiği arıza sinyallerinin es geçilmesi.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD, bu lanet olayın anavatanı ve halen çözüm bulabilmiş de değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fakat bu... Sorunun nedenlerini nokta atışı analiz ettikleri gerçeğini de değiştirmiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okul-aile-kolluk kuvvetleri...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okuldaki arkadaşı ve öğretmeni çocuğu aileden daha iyi bile tanır. Hadi okul kaçırsa aile yakalar. Bu sinyaller yakalandığında da kolluk kuvvetleri devreye girer, girmeli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani işin özü&nbsp;takip, takip, takip...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘AŞK ADAMI’NIN BİLETİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">FBI Direktörü Kash Patel’e yönelik birçok skandal iddiasını bu zamana kadar köşeye taşımıştık.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgilisi ile adını skandallar hanesine sık sık yazdıran Patel’e “Aşk Adamı”<br>bile demiştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gün geçmiyor ki Patel’in bir ifşası daha sızmasın...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Efendim bu seferki iddia&nbsp;The Atlantic&nbsp;dergisinden.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İddialar vahim ve çokça...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in Washington DC’deki bir barda ve Las Vegas’ta “Beyaz Saray ve diğer hükümet personelinin önünde,&nbsp;zil zurna sarhoş&nbsp;olacak noktaya kadar“ içtiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in&nbsp;çok içmekten&nbsp;ötürü birçok kez odasında&nbsp;sızıp kaldığı&nbsp;ve güvenlik ekibinin Patel‘i uyandırmakta zorluk çektiği, bu bilginin Adalet Bakanlığı ile Beyaz Saray yetkililerine iletildiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel‘in “kilitli kapılar ardında tepkisiz kalması“ ve “acil bir durumda“ kendisine ulaşılmasına dair endişeler nedeniyle FBI’dan “kapı kırma/zorlama ekipmanı“ talep edildiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in kovulma ihtimalinden&nbsp;paranoyak&nbsp;olduğu...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Patel’in yanıtı ne oldu dersiniz? “Mahkemede görüşürüz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aşk Adamı’nın biletinin kesilmek üzere olduğunu kasım ayında yazmıştım. Son dedikodular da Patel’in de aynı hislere sahip olduğunu doğruluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AZ SONRA...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ÇOCUKLUĞUMDAN&nbsp;hatırladığım Türk televizyon klasiklerinden biri “Az sonra...”&nbsp;lafıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">20 kere az sonra denir ama o beklenen kısım&nbsp;asla gelmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Büyükelçisi Barrack, geçen gün Antalya Diplomasi Forumu’nda “S-400/F-35 meselesi yakında çözülecek” deyince birden aklıma geliverdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elçi geçen yıl&nbsp;haziran&nbsp;ayında “F-35 meselesi yıl sonuna kadar çözülecek” demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yıl sonu&nbsp;geldiğinde de “4 ila 6 aya çözülecek” demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tam olarak 4 ila 6 ayın ortasında,&nbsp;5’inci ayda, bu sefer de “yakında çözülecek” diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benim teşekkür ettiğim şey ise bu sefer açık uçlu bırakarak “son tarih” baskısından kendisini de bizi de kurtarması oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir dahakine “Az sonra...” derse daha etkili olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ŞAKA&nbsp;GİBİ BAŞKAN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP&nbsp;yönetiminde çalışmak ne kadar zor... Hiç düşündünüz mü?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkanınız Trump olunca her yaptığına bir kılıf uydurmak zorunda kalan sizsiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hükümetin bulduğu bahane ise “şaka”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ne yapsa, ne dese, ne karıştırsa “şaka” deyip geçiyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kendini Hz. İsa ilan ediyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kendini Papa ilan ediyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kanserli hücreleri öldürmek için gazlı içecek içtiğini söylüyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, ara seçimleri yapmamayı öneriyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, Anayasa’ya aykırı olarak 3’üncü kez başkan olmayı öneriyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Şaka gibi Başkan” desek uygun olur herhalde?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/kafada-bitti-ya-masada-1776581759.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dine uymayız dini kendimize uydururuz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-824</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-824</guid>
                <description><![CDATA[Güya Kur’ân-ı kerîm mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermiş. Yani onlar orada kalmış. Bugün yapılması gereken şey her birini o günkü gerçeklikten ayırıp soyutlaştırmak ve onların düne ait olduğunu fark etmekmiş. Açıkça demek istiyor ki hepsine yeniden bakarız, bugün bize sıkıntı çıkarmayacak olanları alır, diğerlerini orada bırakırız. Dine uymayız, dini kendimize uydururuz. “O günkü gerçeklikler” ifadesi de attığımız bu adım da bahanemiz olur…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sinsi-ve-yikici-yol-1784545" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sinsi-ve-yikici-yol-1784545</a></p><p class="MsoNormal">Birkaç haftadır ısrarla Türk milletinin bin yıllık itikadını bozacak şekilde faaliyet gösteren kurumlar ve kişiler hakkında yazıyoruz. İşin ne denli tehlike kesbettiğini anlayamayanlar bizim bu tavrımızı şahsi bir düşmanlığa hamledebiliyor. Hâlbuki mesele sanıldığından çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Tahribat ve onun neticesindeki bozulma bu şekilde devam ederse cümlelere dökmek istemediğimiz bir noktaya varacağımız kesin...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bugün Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>KURAMER</strong>’in koçbaşılığını yaptığı hareket maalesef İslam binasının ana kolonunu kesmekle meşgul. Elbette buna güçleri yetmeyecek fakat yapılmak istenen şeyin bu olduğunu bilmemiz gerekiyor. Başarılı olamayacaklarını söylediğimiz hâlde neden bu kadar feveran ediyoruz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet nihai manada başarılı olamayacaklar fakat bu yolda acaba kaç kişinin ayağını kaydıracaklar? Kaç kişi onlara aldanarak ebedî saadetini kaybedecek? Kaç kişi sonsuz felakete yürüyecek? İşte bizi bu denli üzen hadise budur. Yoksa bu yolda bizi kaç kişi anlar kaç kişi tenkit eder ona da bakmaz, milletimizi uyandırmaktan vazgeçmeyiz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet bu hafta da&nbsp;<strong>sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu</strong>’nun eserlerinden devam edeceğim. Onun İslam adına hareket ettiğini söyleyerek aklına tabi olmasının ve dini aklına uydurmaya çalışmasının affedilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Kitapları itikadı sarsan ölümcül yanlışlarla doludur…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun doğru ile yanlışı bir araya getirip doğruyu harcama niyetinde olduğu görülüyor. Ona göre&nbsp;<strong>dinî düşüncede çok seslilik rahmetmiş!</strong>&nbsp;Dinin tek doğruya indirgenmiş yorumu ümmete sıkıntı ve zahmet getiriyormuş. Şu ifadeye bakınız:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Gerek Şiî gerek Sünnî kesim, sivil ve çoğulcu dinî anlayış yerine tek doğrucu ve ideolojik bir dinî söyleme ağırlık verdiği ve dinî öğretimlerini buna göre sürdürdüğü sürece dinin esenlik ve barış mesajı, rahmet ve uzlaştırıcı gücü zayıflamış olacaktır.”</i>&nbsp;(İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?, s. 93)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buradan da anlaşıldığına göre kendisinin en ufak bir şekilde Ehl-i sünnet şuur ve hassasiyeti bulunmuyor. Sevgili Peygamberimizin bildirdiği Hak yol ile bid’at fırkasını hatta bu vesile ile bütün bozuk fırkaları aynı kefeye koymuş oluyor. Her vesile ile kullandığı&nbsp;<strong>“dini düşünce”</strong>&nbsp;tabiri ise ayrı bir fecaattir.&nbsp;<strong>Din bir düşünce sistemi değildir!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu zaman ilerledikçe haram ve helalin değişeceğine inanıyor. Uzun uzun paragraflar içerisinde söylemek istediği husus bu. Faiz ve aile hukuku konusunda bunu düşünüyor. Bugünkü faizli sistemi daha doğrusu keşmekeşi bir türlü feda edemiyor ve onu bugün artık vazgeçilmezmiş gibi göstermeye çalışıyor. Şöyle diyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Mesela domuz eti de dinimizde haramdır, ama onun üzerine 3-5 kitap ya bulursunuz ya bulamazsınız. Demek ki ortada konuşulması gereken ve mevcut bakış açısıyla çözülememiş bir durum var. Bu devam ettiği içindir ki, bugün yine bu konuları (faiz) müzakere etmek amacıyla bir araya geliyoruz, tartışıyoruz ve yol almaya çalışıyoruz.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 250)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu burada faizin haramlığını tartışmaya açmak istiyor. Konuyla ilgili yüzlerce kitap varmış, buna rağmen mesele hallolmamış! Demek ki faizin haramlığı konusu çok net değilmiş... Mevzu ile ilgili kesin şekilde birçok âyet-i kerime varken, Sevgili Peygamberimiz haramlığını bildirmişken beyimiz hâlâ tartışıyor ve yol almaya çalışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yeni nesle bozgun sorumluluğu!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Velayet-mülkiyet konusunda işlettiği mantık da faiz mevzuundakiyle aynı. Bütün bunları son derece sinsi bir üslupla dile getiriyor. Vaktiyle&nbsp;<strong>Diyanet’ten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın</strong>&nbsp;vardı. O da bu tür mevzulara girerdi fakat lafı evirip çevirmezdi.&nbsp;<i>"Kur’ân’ın %40’ı atılmalıdır"</i>&nbsp;derdi. Böylesine cür’etli konuşmasının sebebi belki de o dönemdeki siyasi gücü ve arkasındaki FETÖ desteği idi…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gerek Bardakoğlu gerek Görmez hemen hemen aynı şeyleri üstü örtülü bir tarzda dile getiriyorlar. Bardakoğlu’nu dinleyelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Klasik literatürden öğrenciye okutulan faiz ile ilgili metinlerin, kuralların, tarım ve trampa ekonomisiyle, evliliğin ise dönemin vekalet-mülkiyet anlayışıyla irtibatını göstermek gerekmez mi?.. Kendi dönemlerine göre gayet yerinde olan bu görüşlerin günümüzdeki karşılığının hayatın akışı içinde giderek zayıfladığına veya hiç kalmadığına dikkat edilmeyecek mi? Bu sorular ciddiye alınmaksızın yapılan bir öğretim, zihinleri tarihe ve metne kilitleyecek, hayattan koparacaktır.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 84)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumda kendisine soralım: Dinin kesin bir hükmü hayatın akışı içinde giderek zayıflarsa veya hiç kalmazsa hüküm olmaktan çıkacak öyle mi? Mesela hiçbir kadın başını örtmezse başını örtmekle ilgili hükümler hükümsüz kalacak öyle mi? Herkes zina yaparsa zinanın günah oluşuyla ilgili hükümler de buharlaşacak öyle mi? Bu hükümleri bildirmek insanları hayattan koparacak, metne kilitleyecek öyle mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ey Bardakoğlu! Bilmiyorsan bil ki, dinin hükmü sen bozuldun diye değişmez. Faizin hayatın hemen her alanına girmesi onu meşrulaştırmayacağı gibi miras hakkının bugün farklı şekilde uygulanıyor olması da bu tatbikatı meşrulaştırmaz. Ayrıca senin&nbsp;<strong>“görüş”</strong>&nbsp;dediğin şey&nbsp;<strong>“görüş”</strong>&nbsp;değil, dinin hükmüdür. Fukaha dinin hükmünü bildirmiştir. Dinin hükmünü öğrenmek için elbette metne kilitlenmek gerekir ve bu, hayattan kopuş değildir! Ayrıca&nbsp;<strong>“fıkıhçılar”</strong>&nbsp;dediğin o büyük Ehl-i sünnet âlimleri toplumun problemlerini senin zannettiğin gibi öyle birkaç adım geriden takip etmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Keza şu ifadeleri de Bardakoğlu’nun&nbsp;<strong>"tarihselciliğini"</strong>&nbsp;hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak netlikte ortaya koyuyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Kur’ân-ı kerîm evrensel bir hitapla bütün dünyaya kıyamete kadar sürecek bir çağrıda bulunmakta, fakat çoğunlukla mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermektedir. Üzerinden mesajın verildiği örnek olayların ve gerçekliklerin belli bir zaman ve mekân kesitine ait olduğunu fark etmek de mesajı bu gerçeklikten ayırıp soyutlaştırma ve yeni olaylara uygulanabilir hâle getirmek de yeni nesil Müslümanların omuzlarına binen bir sorumluluk olacaktır.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 136)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne demek bunlar! Güya Kur’ân-ı kerîm mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermiş. Yani onlar orada kalmış. Bugün yapılması gereken şey her birini o günkü gerçeklikten ayırıp soyutlaştırmak ve onların düne ait olduğunu fark etmekmiş. Açıkça demek istiyor ki hepsine yeniden bakarız, bugün bize sıkıntı çıkarmayacak olanları alır, diğerlerini orada bırakırız. Dine uymayız, dini kendimize uydururuz.&nbsp;<i>“O günkü gerçeklikler”</i>&nbsp;ifadesi de attığımız bu adım da bahanemiz olur…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Derin derin düşünelim artık:&nbsp;<strong>“Bu azgın selin önünde nasıl durulur?”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yeni fıkıh çalışmaları mı?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu sık sık&nbsp;<i>"dinî düşünce"</i>&nbsp;deyip duruyor. Galiba dini, bir düşünce sistemi zannediyor.&nbsp;<i>“İslam’ı Yeniden Düşünmek”</i>&nbsp;(KURAMER 2024), isimli eserinde Kitabına düşündüğü isimler arasında olan fakat karamsarlık aşılayacağını düşündüğü için kullanmadığını söylediği,&nbsp;<i>“Metin, Tarih ve Modern Çağ Kıskacında Buharlaşan İslam”</i>&nbsp;ifadesi (s. XVIII) din-i mübin hakkındaki kanaatini ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet buharlaşan biri var fakat o İslam değil Bardakoğlu’nun kendisidir! Ve dahi onun gibilerdir... İslam bütün duruluğuyla vardır ve kıyamete kadar var olacaktır. Sabık Diyanet Reisi, İslam’ın Allahü teâlânın korumasında olduğu hakikatini unuttu mu acaba?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun, dini aklına uydurma peşinde olduğunu ifade etmiştik. Kitabındaki şu satırlar bunu bütün netliği ile ortaya koyuyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Fıkıh düşüncesi ve fıkhi bilgi üretme dün nasıldı, günümüzde nasıl olmalı?”</i>&nbsp;(İslam’ı Yeniden Düşünmek, s. 3) Burada fıkhı düşünce zannetmekle kalmıyor, fıkhi bilginin bugün farklı olması gerektiğini ihsas ediyor.&nbsp;<i>“Nasıl olmalı?”</i>&nbsp;ifadesi buna işaret ediyor. Yani farklı olmalıdır demek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kafaya göre namazın farzları, vacipleri, sünnetleri değişebilir demek ki. Belki de kendilerine göre değişmiştir!&nbsp;<strong>Nitekim Görmez’in son zamanlarda bir numaralı üstadı Taha Abdurrahman’ın felsefe fıkhı hazırladığını biliyoruz...</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun Osmanlı tarihine bakışında da oldukça sakat fikirler var. Halil İnalcık’ın bazı yanlış görüşlerini kendisine dayanak yaparak örf-i hukukun içerisinde Bizans tecrübesinin de bulunduğu safsatasını ileri sürebilmektedir (aynı eser, s.279). Tanzimat ve Meşrutiyet aydını ifadesi ile dönemin modernistlerini övüyor fakat isim vermiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu eserinde, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde hukuk alanındaki Batı tarzı kanunlaştırmaları gizli bir takdir içerisinde kaleme alıyor. Çünkü o, bu durumu fıkhın yeni gelişmeler karşısında yetersiz kalmasına bağlıyor. Böylece kendilerine dinde rahatça at koşturacakları bir alan açmak kolaylaşmış oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim KURAMER ve İDE gibi kurumlarda bu faaliyetlerini aralıksız devam ettirirken Diyanet’i de kalkan olarak kullanmaktalar. Devlet büyüklerimiz inşallah bu büyük tehlikenin farkındadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KURAMER’in neler yaptığını inşallah ileride ayrı bir yazı dizisi olarak ele alacağım...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-1776496831.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyin mi Değişiyor, Toplum mu Çözülüyor?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-819</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-819</guid>
                <description><![CDATA[Son günlerde…
İki genç saldırgan, katledilen hayatlar… Ve geride kalan ağır bir soru:
Bu sadece bireysel bir sapma mı, yoksa yeni bir zihinsel iklimin ürünü mü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Son günlerde…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">iki genç saldırgan, katledilen hayatlar…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">ve geride kalan ağır bir soru:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Bu sadece bireysel bir sapma mı,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>yoksa yeni bir zihinsel iklimin ürünü mü?</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ülkenin farklı noktalarında, henüz hayatın başında olan iki gencin işlediği cinayetler, sadece adli bir vaka olarak değerlendirilemez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu olaylar, artık bireysel patolojilerin ötesine geçen, toplumsal bir zihinsel kırılmanın işareti olabilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Çünkü şiddetin yaşı düşüyorsa…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu yalnızca bireylerin değil, zihinleri şekillendiren sistemin de değiştiğini gösterir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Beyin Ne Görürse Onu Normalleştirir<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan beyni, tekrar eden uyaranlara karşı duyarsızlaşır.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün bir genç, her gün onlarca şiddet sahnesine maruz kalıyorsa…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Haberlerde</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Dizilerde</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sosyal medyada</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Oyunlarda<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…amigdala bir süre sonra bu görüntüleri “tehdit” değil, “olağan” olarak kodlamaya başlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık alarm vermemeye başladığında, tehlike ortadan kalkmış olmaz…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sadece tehlike, zihinde sıradanlaşmış olur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte en büyük kırılma tam burada başlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir insanın karşısındakine zarar vermesini zorlaştıran en güçlü mekanizma empati sistemidir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu sistemin nörobiyolojik karşılığı ayna nöron sistemidir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ancak dijital çağda iletişim:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Hızlı</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Yüzeysel</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Duygudan arındırılmış<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">hale geldikçe, bu sistem yeterince aktive olmaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan artık bir yüzü değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir ekranı görür.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir duyguyu değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir içerik tüketir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve zamanla şu olur:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>İnsan, insanı hissetmemeye başlar.<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>***</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şiddet yalnızca öfke değildir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şiddet, çoğu zaman kontrol edilemeyen bir dürtünün sonucudur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu noktada devreye giren yapı prefrontal kortekstir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ancak sürekli uyarana maruz kalan, sabır eşiği düşen, anlık tatmine alışmış bir zihin…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beklemeyi öğrenemez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Düşünmeyi geciktiremez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sonuçları hesaplayamaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve en tehlikelisi:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>“Yapmamalıyım” ile “yaptım” arasındaki mesafe kısalır.<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugünün bir başka gerçeği ise daha sessiz ama daha derin bir kırılmadır:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Her şeye ulaşabilen ama hiçbir şeyden tatmin olmayan bir nesil…</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Emek vermeden elde eden,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">sınırla tanışmadan büyüyen,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">beklemeyi öğrenmeden yaşayan bir zihin…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Zamanla <strong>değer duygusunu</strong> kaybeder.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beyin, ödülü ne kadar kolay alırsa…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">o ödülün anlamı o kadar azalır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sürekli uyarılan bir ödül sistemi:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha fazlasını ister</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha hızlısını ister</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha yoğununu ister<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ama hiçbirine doyamaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ortaya çıkan tablo şudur:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Haz var… ama huzur yok.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu zihinler:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Kolay tatmine alışır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Zor olana tahammül edemez</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sınırla karşılaştığında öfke üretir</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Engellenmeye dayanamaz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve en kritik nokta:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Hiçbir şeyin yetmediği bir iç boşluk oluşur.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu boşluk…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bazen riskli davranışlarla,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bazen öfkeyle,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bazen de şiddetle doldurulmaya çalışılır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün gençler yalnız değil… ama yalnız hissediyor.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kalabalıklar içinde ama bağsız.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Toplumda artan:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Belirsizlik</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Gelecek kaygısı</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Kimlik karmaşası</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Değer erozyonu<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">beyinde kronik bir stres hali oluşturur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu durum:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Tahammülü azaltır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Öfkeyi artırır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Riskli davranışları çoğaltır<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve zamanla şiddet…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bir tepki değil,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bir çıkış yolu gibi algılanmaya başlanabilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu tablonun bir de daha derin boyutu var:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Anlam kaybı.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan sadece biyolojik bir varlık değildir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Eğer bir zihin:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Değerle tanışmazsa</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sorumluluk öğrenmezse</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sınır görmezse</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Ahlak ve maneviyatla temas etmezse<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…o zihin yönünü kaybeder.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Yönünü kaybeden zihin ise…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kolay yönlendirilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün karşı karşıya olduğumuz risk tam da budur:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Uyarılmış ama yönsüz,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>hareketli ama hedefsiz,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>dolu görünen ama içi boş zihinler.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Her şiddet vakasında “nasıl böyle biri olur?” diye sorarız.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ama belki de artık şu soruyu sormamız gerekiyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Nasıl bir ortam, böyle zihinler üretir?</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Çünkü hiçbir zihin boşlukta şekillenmez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Her beyin, içinde bulunduğu kültürün izlerini taşır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün yaşananlardan anladığımız şu:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sorun sadece suç değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sorun, suçu mümkün kılan zihinsel iklimdir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Eğer:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Şiddeti normalleştirirsek</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Empatiyi zayıflatırsak</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Dürtü kontrolünü eğitmezsek</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Hazza teslim olup anlamı kaybedersek<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…yarın bu haberler istisna değil, sıradan hale gelir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve o gün geldiğinde…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık konuşacak bir “toplum” değil,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sadece birbirine yabancı bireyler kalır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beyin öğrenir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Toplum öğretir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün neyi gösteriyorsak…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Yarın onu yaşayacağız.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Nörolog Dr Mehmet Yavuz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnstegram: @drmyavuz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-1776409156.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yasanın çıkması için çocukların ölmesi mi gerekiyordu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-818</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-818</guid>
                <description><![CDATA[MECLİS’te geçen hafta 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren yasa teklifinin görüşmeleri vardı. Muhalefet yoklama istedi, Meclis’te oldukları halde kuliste bekleyip Genel Kurul Salonu’na girmediler, iktidar çoğunluğu sağlayamadı, Meclis kapandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet'ten Abdulkadir Selvi'nin makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-43152799" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-43152799</a></p><p class="MsoNormal">MECLİS’te geçen hafta 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren yasa teklifinin görüşmeleri vardı. Muhalefet yoklama istedi, Meclis’te oldukları halde kuliste bekleyip Genel Kurul Salonu’na girmediler, iktidar çoğunluğu sağlayamadı, Meclis kapandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki 1 hafta içinde ne oldu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa Siverek’te bir çocuk pompalı tüfekle okul bastı 20 kişiyi yaraladı. Kendi canına kıydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’ta ise bir felaket yaşandı. Okulu basan bir çocuk, 8 öğrenci ve bir öğretmeni katletti, kendi canına kıydı. 20 yaralı vardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her iki olayda da katillerin sosyal medyadan esinlendikleri ortaya çıktı. Kahramanmaraş’taki çocuğun sosyal medya profilindeki fotoğrafın 2014 yılında Amerika’da okul saldırısını gerçekleştiren&nbsp;Elliot Rodger&nbsp;olduğu ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hafta yasanın bir bölümü çıkarılabildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sosyal medyayla ilgili maddeye haftaya sıra gelecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki yasanın görüşülmesi için bu olayların yaşanması mı gerekiyordu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NE FAYDASI VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Meclis’i çalıştırmak iktidarın görevidir. Muhalefet zaman zaman Meclis’i kilitler. Geçmişte bunun birçok örneği yaşandı. Ancak muhalefet, Meclis’i toplumsal duyarlılığı yüksek olan konularda kilitler. Muhalefet yapılır da toplumun zararına olduğunu gördüğünüz şeylere muhalefet yapılır. Toplumun yararına olan düzenlemelere muhalefet edilmez ki...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta okulun basılması, çocukların katledilmesi muhalefetin de sorunu değil mi? 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenlemenin engellenmesinin muhalefete ne faydası var?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yasa çıksaydı bu saldırılar olmazdı demiyorum. Ama en azından caydırıcı olurdu. Psikolojik bir iklim oluştururdu. Bazı konular vardır ki siyaset üstüdür. Çocuklarımızın geleceğiyle ilgili konularda siyasetin üstünün üstüdür. Muhalefet yapacağım diye bunların engellenmesinin kimseye faydası olmaz. En büyük zararı ise geleceğimizin teminatı olan evlatlarımıza olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta olduğu gibi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ACININ ADI VAR TARİFİ YOK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazında yürek yakan manzaralar yaşandı. Aileler güçlükle ayakta duruyordu. Sabah öpüp koklayıp okula gönderdiğin çocuğunu akşam morgdan almak, bir gün sonra toprağa vermek dayanılacak bir acı değil. Acının tarifi yok. Bu acıyı tarif edecek bir kelime yok. Ateş düştüğü yeri yakar. Yürekleri yandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onlar bir melek. Onlar bir şehit. Mekânları cennet olsun. Milletimizin başı sağ olsun. Allah ailelerine sabır versin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AİLELERİN SORUMLULUĞU YOK MU<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’taki saldırıda 10 kişiyi katleden&nbsp;İsa Aras Mersinli’nin saldırıyı emniyet müdürü olan babasına ait 5 silahla yaptığı ortaya çıktı. Babası&nbsp;Uğur Mersinli&nbsp;ifadesinde 7 silahının, ayrıca 2 tüfeğinin olduğunu söyledi. Evini cephaneliğe çevirmiş. Oğlunun da silahlara meraklı olduğunu ve poligona götürerek atış yaptırdığını açıkladı.&nbsp;Uğur Mersinli&nbsp;ifadesinde ayrıca poligonda atış yaparken çocuğunun fotoğrafını ve videosunu çektiğini ve bunu kendisine gönderdiğini anlatıyor. Bu evden sevgi pıtırcığı çıkmaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılardan sonra İçişleri Bakanı&nbsp;Mustafa Çiftçi&nbsp;ve Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin&nbsp;başkanlığında 81 ilin valisi ve milli eğitim müdürüyle bir toplantı yapıldı. Acil güvenlik önlemleri alındı. Bundan sonra da her ile hatta her okula yönelik olarak tedbirler geliştirilecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BİR DE EVİN İÇİ VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar gerekli önlemler. Ancak bir de evin içi var. Bu tür olaylarda aileye odaklanmaya çalışırım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çankaya Üniversitesi’nde öğretim üyesi&nbsp;Ceren Damar,&nbsp;öğrencisi<span style="mso-ascii-font-family:Aptos;mso-bidi-font-family:Aptos;mso-hansi-font-family:Aptos;">�</span>Hasan İsmail Hikmet&nbsp;tarafından bıçaklanıp tabancayla vurularak öldürülmüştü. Genç, pırıl bir pırıl akademisyendi. Bu olayı yakından takip etmiştim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Katilin dedesinin ve emniyet görevlisi olan babasının hatta avukatının mahkemedeki tavırları, yaptıkları açıklamaları ve verdikleri ifadeleri görünce tek suçlu bu kişi değil; ailesi de en az onun kadar suçlu diye düşünmüştüm.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tek suçlu bu çocuklar değil. Aileleri de en az onlar kadar suçlu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’ta da çocuğunu atış talimine götüren, emekli olursa çocuğuna silahının birini hediye edeceği sözünü veren bir baba ile karşı karşıyayız. Bu çocuktan ne beklenir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BU KAFAYI İYİ TANIYIN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’tan okulda katliam haberi geldi. Daha ne olduğu belli olmadan CHP’nin Gölge Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Suat Özçağdaş&nbsp;kameraların karşısına geçti, açtı ağzını yumdu gözünü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin’i suçladı, olayların sorumlusunun laik eğitimden sapılması olduğunu savundu. Olaydan duyduğu üzüntüyü bildiren Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan’ı hedef aldı. Cumhurbaşkanı’nı ölümlerden sorumlu tuttu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Suat Özçağdaş&nbsp;açıklama yaparken henüz ölü ve yaralı sayısı belli değildi. Daha çocukların kanları kurumadan bunlar söylenecek söz mü?&nbsp;Suat Özçağdaş&nbsp;nerede yaşıyor, bu halkın ne düşündüğünden haberi yok mu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Millet olmak tasada ve kıvançta birlikte olmak demektir. Sen önce milletin acısını paylaş. Sonra eleştirilerini yaparsın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KURAN KURSLARINA&nbsp;SAVAŞ AÇMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP’nin Gölge Milli Eğitimi Bakanı&nbsp;Suat Özçağdaş’ın gözünü ideoloji ve din düşmanlığı bürümüş olmalı. Dini duyguların en yoğun olduğu ramazan ayında ise Kuran kurslarına savaş açmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Devir değişiyor ama kafa değişmiyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-1776407994.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ablukaya 10 binden fazla asker katılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-808</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-808</guid>
                <description><![CDATA[ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisi ile savaş uçağının eşlik ettiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda uygulanan ablukaya 10 binden fazla askerin katıldığını bildirdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisi ile savaş uçağının eşlik ettiğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CENTCOM, X hesabından yaptığı paylaşımda İran limanlarına yönelik ablukaya ilişkin güncel durum hakkında bazı bilgileri paylaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, 10 binden fazla ABD Donanma, Deniz Piyade ve Hava Kuvvetleri mensubu askeri ile onlarca savaş gemisi ve savaş uçağının "İran limanlarına giren ve çıkan gemileri abluka altına alma görevini" yürüttüğü belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk 24 saat içinde hiçbir geminin ABD ablukasını aşamadığı kaydedilen açıklamada 6 ticaret gemisinin, ABD kuvvetlerinin talimatına uyarak geri dönüp Umman Körfezi'ndeki bir İran limanına yeniden girdiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ablukanın, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'ndeki tüm İran limanları dahil olmak üzere, İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan tüm ülkelerin gemilerine karşı "tarafsız" şekilde uygulandığı da açıklamada vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da gerçekleşen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söz konusu açıklamanın hemen ardından CENTCOM, 13 Nisan saat 17.00'de (TSİ) İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıklamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada, İran'ın elinde kalan gemilerin Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alan Amerikan deniz kuvvetlerine yaklaşması halinde "etkisiz hale getirileceği" tehdidinde bulunmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-1776234903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yedi kocalı Hürmüz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yedi-kocali-hurmuz-806</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yedi-kocali-hurmuz-806</guid>
                <description><![CDATA[Hikâye o ki İstanbul’da yaşayan Hürmüz hepsi farklı mesleklerden olan ve birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip bir erkeğe daha aşık olmuş.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Hürriyet'ten Hande Fırat'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/yedi-kocali-hurmuz-43150409"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/yedi-kocali-hurmuz-43150409</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">Hikâye o ki İstanbul’da yaşayan Hürmüz hepsi farklı mesleklerden olan ve birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip bir erkeğe daha aşık olmuş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonunda onunla da evlenmiş. Ancak kocalarının eve geliş-gidiş zamanlarında çakışmalar meydana gelince Hürmüz zor durumda kalmış. Soru belli, hepsini idare etmeye çalışan Hürmüz acaba kurtulabilir mi? Teşbihte hata olmaz diyerek başlayalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ: BİR&nbsp;BOĞAZDAN FAZLASI,&nbsp;BİR DÜZENİN SINAVI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortadoğu’da krizler eksik olmaz. Ama bazı krizler vardır ki sadece bölgeyi değil, sistemi değiştirir. Bugün Hürmüz’de yaşanan tam olarak böyle bir eşik. Bölgede İran’ın nükleer kapasitesinin varlığı yıllardır tartışılırken, İsrail’in adeta gazıyla çıkan savaş sonucu bir de Hürmüz sorunu ile mücadele etmek durumunda kaldı dünya...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir yanda&nbsp;“Boğazı açalım”&nbsp;diyenler... Diğer yanda&nbsp;“Bu savaşın parçası olmayız”&nbsp;diyenler... Ve arada kalan bir gerçek:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bu artık bir deniz yolu meselesi değil. Bu, enerji hatlarının, ittifakların ve küresel güç dengesinin yeniden yazıldığı bir süreç.”&nbsp;Ya da bizim bir kadın ve yedi koca ama bu sefer bütün kocalar birbirinden haberdar...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MASA DAĞILMADI,&nbsp;AMA SERTLEŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ile İran arasındaki görüşmeler çöktü gibi görünüyor. Ama gerçekte olan şu: Taraflar pozisyonlarını sertleştirdi. Üstelik masanın ayakları hâlâ duruyor yani masaya oturanlar kalkmış olsa da hem bürokratlar hem de aracı ülkeler kanalıyla diyalog sürüyor. Anadolu Ajansı’na konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın iki tespitine dikkati çekelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “ABD ve İran ateşkese ihtiyaç olduğunu biliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama başlangıç pozisyonları ‘maksimalist’.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başlangıç talepleri her zaman maksimalist olur. Bu diplomasi dilidir. Ama kolay da olmayacak. Bu yüzden önümüzde kısa vadeli çözüm değil, uzayan bir pazarlık süreci var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KRİZİN MERKEZİ: NÜKLEER DOSYA<br><br>Sahada gemiler, açıklamalarda tehditler var. Ama krizin kalbi burada değil. Asıl mesele:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* İran’ın nükleer programı ve özellikle uranyum zenginleştirme...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “Ya hep ya hiç” yaklaşımı burada devreye girerse süreç kilitlenir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Yani Hürmüz’de gördüğümüz gerilim, aslında nükleer pazarlığın yansıması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ: SAVAŞIN&nbsp;GERÇEK ADI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hürmüz artık sadece bir boğaz değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Küresel üretim zincirinin ana damarı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Enerji güvenliğinin merkezi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama en kritik nokta şu: Boğazın kapanması gerekmiyor. Kapanma ihtimali bile yeter. Bugün piyasalar tam olarak bunu fiyatlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EKONOMİK SAVAŞ&nbsp;BAŞLADI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kriz askeri olduğu kadar ekonomik. Zincir çok net:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hürmüz ª Petrol ª Nakliye ª Gıda ª Enflasyon<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve bu zincir hızlı çalışıyor. Bugün atılan bir adım, yarın vatandaşın cebine yansır.<br><br>TRUMP NE YAPIYOR?<br><br>Donald Trump’ın son açıklamaları ilk bakışta çelişkili:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* NATO’dan çıkmayı tartışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* NATO’yu sert eleştiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama NATO ile birlikte abluka çağrısı yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında çelişki yok. Çok net bir strateji var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “Benimle hareket ederseniz ittifakız. Etmezseniz gereksizsiniz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani NATO’yu bir ortaklık değil, bir araç olarak tanımlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO NEREDE DURUYOR?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Krize ya da Trump’ın deyimiyle ablukaya NATO’nun dahil olmasıyla, İran’a karşı ya da İsrail destekçisi ülkelerin bireysel katılım ihtimallerinin farklı konular olduğunu unutmayalım. NATO’ya gelince; önünde kritik bir soru var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Boğazı korumak mı yoksa savaşın parçası olmak mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte ince çizgi burada.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Mayın temizleme --- kabul edilebilir<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tanker koruma --- gri alan<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Askeri kontrol --- savaş<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yüzden Avrupa net: “Bu bizim savaşımız değil” diyor. Hiçbir ülke İran’a karşı yürütülen bir savaşın parçası olmak istemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GERÇEK TABLO:&nbsp;SAVAŞ YOK, GERİLİM VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu an yaşanan:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tam ölçekli savaş değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama sürekli tırmanan bir gerilim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Taraflar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hamle yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Karşı hamle geliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Denge kuruluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da yeni bir durumu ortaya çıkarıyor: Sürekli kriz hali<br><br>TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ<br><br>Türkiye bu denklemde net bir çizgide: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açık açık söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Savaşın dışında kal.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Diplomasiye alan aç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Dengeyi koru.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu, Ankara’nın klasik refleksi. Ama bu kez farklı bir boyut var: Türkiye doğrudan etkilenmiyor gibi görünse de tüm ülkeler gibi ekonomik etkiden kaçamıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ASIL ETKİ: CEBE&nbsp;YANSIYAN KRİZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Enerji arzı kesilmese bile fiyatlar yükseliyor. Bu da şu anlama geliyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Enflasyon artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Gıda fiyatları yükselir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ekonomik baskı artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani kriz sadece sahada değil, günlük hayatta hissedilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EN TEHLİKELİ SENARYO<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kriz büyürse sonuçları ağır olur:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Avrupa ve Asya’da enerji krizi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tedarik zincirinde kırılma<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hatta bazı bölgelerde kıtlık riski<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu artık sadece devletlerin değil, toplumların krizi olma riskini taşıyor.<br><br>PERDE ARKASI: BÜYÜK GÜÇ OYUNU<br><br>Bu denklem sadece İran–ABD değil. Daha büyük bir oyun var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Çin etkileniyor<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Avrupa temkinli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bazı aktörler krizi fırsat görüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani mesele: bölgesel değil, küresel rekabet.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En kritik soru bu: Kriz bittikten sonra ne olacak?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* İran daha fazla söz ister mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Geçişten pay talep eder mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Kurallar değişir mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eğer cevap “evet” ise...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sadece bir kriz değil, yeni bir düzenin başlangıcı. Ancak örnek teşkil edebileceği endişesi ile bir başka soru daha devreye giriyor, küresel düzen buna müsaade eder mi?<br><br>SONUÇ: ASIL SINAV BAŞLIYOR<br><br>Bugün Hürmüz’de olan şey:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir boğaz meselesi değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir askeri operasyon tartışması değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir enerji krizi de değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hepsi birlikte. Ama daha önemlisi: Bu bir sistem testi. ABD baskı kuruyor. Avrupa direniyor. İran denge kuruyor. Türkiye ise şunu söylüyor: “Bu yangın büyürse kimse dışarıda kalamaz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON SÖZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortadoğu’daki krizler genelde petrolle başlar. Ama bazı krizler vardır... Petrol sadece bahanedir. Asıl mesele güçtür. Bugün Hürmüz’de tartışılan şey: Bir boğazın kontrolü değil dünyanın nasıl yönetileceği. Ve belki de en kritik soru şu: 7 Kocalı Hürmüz’ün kontrolü kimde olacak?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yedi-kocali-hurmuz-1776153467.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yabancı sanılan Türk markaları</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yabanci-sanilan-turk-markalari-803</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yabanci-sanilan-turk-markalari-803</guid>
                <description><![CDATA[Vitrinlerdeki yabancı isimlere bakıp ''kesin yurt dışı markası'' dediğiniz pek çok şirketin aslında Türkiye'den çıktığını biliyor muydunuz? Global pazarda büyük başarı yakalayan bu markalar, güçlü pazarlama stratejileriyle yabancı izlenimi yaratıyor. Ancak tabelaların ardında yerli sermaye ve Türkiye'de doğan girişim hikayeleri var. İşte yabancı sanılan ama yerli olan o markalar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Vitrinlerdeki yabancı isimlere bakıp ''kesin yurt dışı markası'' dediğiniz pek çok şirketin aslında Türkiye'den çıktığını biliyor muydunuz? Global pazarda büyük başarı yakalayan bu markalar, güçlü pazarlama stratejileriyle yabancı izlenimi yaratıyor. Ancak tabelaların ardında yerli sermaye ve Türkiye'de doğan girişim hikayeleri var. İşte yabancı sanılan ama yerli olan o markalar...<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alışveriş merkezlerinde önünden geçtiğimiz, internet sitelerinde koleksiyonlarını incelediğimiz pek çok marka, bugün dünyanın en prestijli caddelerinde boy gösteriyor. Ancak çoğumuz, isimlerindeki o ‘’yabancı’’ tınıya aldanıp bu markaları Avrupa menşeli sanıyoruz. Oysa gerçek bambaşka… Bu isimlerin ardında başarılı Türk girişimciler var. İşte tekstilden gıdaya, kozmetikten ev dekorasyonuna kadar Türk imzası taşıyan o markalar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vakko</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hikayesi, 1934 yılında İstanbul Sultanhamam’da ‘’Şen Şapka’’ adıyla kurulan şapka dükkanıyla başladı. 1937 yılında Vakko adını aldı. İlk mağazasını 1962 yılında Beyoğlu'nda açtı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Koton</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi ve mağaza konsepti nedeniyle yabancı sanılıyor. Oysa tamamen Türkiye merkezli bir giyim firması. 1988 yılında İstanbul’da kuruldu. 2025 yılı sonu itibarıyla 35 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ramsey</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk tasarımları 1972’de Londra’da bir atölyede yapıldı. Daha sonra markanın kurucuları, üretimi 1985 yılında Londra’dan Türkiye’ye taşıdı. Bugün Türkiye ve dünyanın dört bir yanında 78 mağazası bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Penti</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Markanın temelleri 1950 yılında İstanbul'da atıldı. Marka, 1984 yılında ismini Penti olarak tescil ettirdi. İlk Penti mağazası 1999 yılında İstanbul'da açıldı ve marka toptan satıştan perakendeye yöneldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DeFacto</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004 yılında kuruldu. İlk mağazasını 2005 yılında İstanbul’da açarak perakende sektörüne giriş yaptı. Akdeniz tarzı tasarımlar sunan marka, bugün 100 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Beymen</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1971 yılında İstanbul Şişli'de kurulan Türkiye'nin ilk lüks hazır giyim mağazası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk kurulduğu zamanlarda sadece erkek tüketicileri hedefledikleri için "bey" ve globalde de yer alabilsin diye "men" kelimeleri birleştirilip Beymen ismi verilmiş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Colin’s</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1983 yılında İstanbul’da konfeksiyon olarak kuruldu. 1986’da markalaşma yolunda ilk hamle atıldı ve Kulis markası altında pantolon, gömlek ve mont üretimine başlandı. 1994 yılında Kulis markası yerini Colin’s markasına bıraktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Mavi</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Global denim markası olarak bilinse de kökeni Türkiye. 1991 yılında İstanbul’da kuruldu. Blue jeans Türkçeleştirilerek ismi Mavi Jeans kondu. Özellikle ABD ve Avrupa’da güçlü bir pazara sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Desa</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1972 yılında Türkiye’de kuruldu. DESA, ‘’Deri Sanayicileri’’ kelimesinin kısaltmasıdır. Deri giyim alanında faaliyet göstermektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>LC Waikiki</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransız tasarımcı George Amouyal ve ortakları tarafından 1988 yılında Fransa’da kuruldu. 1997 yılında Türk yatırımcılar tarafından satın alındı. Bugün 5 kıtada, 61 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Les Benjamins</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2011 yılında İstanbul’da kuruldu. Lüks sokak modası kimliği ile ön plana çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Loft</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1968 yılında Fransa'da kuruldu. 1990’larda Türk yatırımcılar tarafından satın alınarak Türkiye merkezli bir yapıya büründü. Bu satın alma sonrası üretimi Türkiye'ye taşınan marka için İstanbul Avcılar'da dev bir fabrika kompleksi kuruldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lufian</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1995 yılında İzmir’de kurulan Ne-Saç, dünyaca ünlü markalara tasarım ve üretim hizmeti vererek başladığı yolculuğuna 2005 yılından bugüne LUFIAN markası olarak devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Greyder</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk bakışta dünyaca ünlü bir yabancı marka olarak görülse de Greyder aslında, Çorum ilinin İskilip ilçesinden çıkmış olan bir Türk markası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hikayesi, 1956 yılında küçük bir atölyede başladı. Bugün Türkiye’de 105, yurt dışında ise 45 mağazası bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Derimod</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi nedeniyle yabancı sanılabiliyor. 1974 yılında Zeytinburnu'nda kurulan Derimod, Türkiye'nin ilk moda odaklı deri markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lescon</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin ilk halı saha ayakkabısını üreten yerli spor markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Markanın temelleri, 1980 yılında Gaziantep'te atıldı. İlk yıllarda bölgede yaygın olan ‘’kara lastik’’ ayakkabıların üretimiyle sektöre giriş yapıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Marka, 1992 yılında ‘’Lescon’’ ismini aldı. 1992 yılında şirket merkezini İstanbul’a taşıyarak büyümesini hızlandırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlerleyen yıllarda ürün portföyüne spor giyim ve spor aksesuarları eklendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kinetix</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1989 yılında FLO Group tarafından kurulan yerli bir markadır. 2005 yılından itibaren giyim koleksiyonu da sunmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lumberjack</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İtalya’nın ikonik markalarından biri olan Lumberjack, 2012 yılında FLO Group tarafından satın alınarak bir Türk markasına dönüştürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Godiva</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1926 yılında Belçika’da kuruldu. 2007 yılı sonunda Türk yatırımcılar tarafından satın alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>McVitie’s</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kökeni 1830'lu yıllara dayanan bir İngiliz markası olan McVitie’s<strong>,&nbsp;</strong>2014 yılında bir Türk şirketi tarafından satın alındı. Bu nedenle, marka köken olarak İngiliz, sahiplik olarak Türk firmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Pastavilla</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pastavilla, 1928 yılından bu yana uzanan köklü bir geçmişe sahip bir Türk markasıdır. Sanılanın aksine İtalyan değil, temelleri İzmir'de atılmış yerli bir girişimdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Mado</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1850 yılında Kahramanmaraş'ta temelleri atılan, keçi sütü ve salep ile üretilen geleneksel Maraş dondurmasını modernize ederek dünyaya tanıtan köklü bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1991 yılında Maraş ve Dondurma kelimelerinin birleşimiyle MADO markası tescillendi. İlk şube İstanbul Caddebostan'da açıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1992'den itibaren franchising modeliyle hızla büyüyen Mado, Avustralya, Çin, Güney Kore, Katar ve birçok Avrupa ülkesine yayılarak küresel bir marka haline geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Züber</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2017 yılında Türkiye'de "doğal ve katkısız atıştırmalık" vizyonuyla kurulan bir gıda markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>SuperFresh</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1970 yılında Bursa'da kurulan Türkiye'nin ilk perakende dondurulmuş gıda firması Kerevitaş bünyesinde, 1990 yılında faaliyete geçen yerli bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Cafe Crown</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ülker tarafından 2003 yılında hazır kahve pazarına girmek amacıyla kurulan yerli bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dimes</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1963 yılında Tokat'ta kurulan, Türkiye'nin yerel sermayeli ilk meyve suyu üreticisidir. Dimes, ‘’Diren Meyve Suları’’nın kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Uno</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1990 yılında kurulan Uno Ekmek, Türkiye'nin ilk paketli, ambalajlı ekmek markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Patiswiss</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004 yılında Ankara'da butik bir çikolata atölyesi olarak kuruldu. 2017 yılında Elif Aslı Yıldız-Tunaoğlu tarafından satın alınarak büyük bir dönüşüm geçirdi. Global bir gıda firmasına dönüşen marka, bugün 35'ten fazla ülkeye ihracat yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bellona</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1995 yılında Kayseri'de kurulan Bellona, Türkiye'nin mobilya sektöründeki öncü markalarından biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Beko</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1954 yılında İstanbul’da kuruldu. Markanın kurucusu, Türk iş insanı Vehbi Koç‘tur. Beko ismi, “Beyaz Eşya Koç” kelimesinin kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vestel</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1984 yılında Türkiye’nin Manisa şehrinde kuruldu. Vestel, ‘’Vestiyer Telekomünikasyon Elektronik’’ kelimesinin kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şirket, başlangıçta sadece televizyon üretimi yapmaktaydı ancak zamanla ürün yelpazesini genişleterek beyaz eşya, dijital ürünler, ve elektronik cihazlar gibi farklı alanlarda da üretim yapmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Arçelik</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1955 yılında İstanbul Sütlüce'de kuruldu. 1959 yılında Türkiye'nin ilk çamaşır makinesini, 1960 yılında ilk buzdolabını üretti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Marka, bugün Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticilerinden biri konumunda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Grundig</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1945'te Max Grundig tarafından Almanya'da kuruldu. Bugün ise Türk şirketi bünyesinde faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Casper</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1991 yılında üniversiteden yeni mezun olmuş 3 idealist bilgisayar mühendisi tarafından İstanbul'da kuruldu. Günümüzde Türkiye'nin önde gelen teknoloji markalarından biri olan şirket, Avrupa ve Orta Doğu'nun en büyük bilgisayar üretim tesislerinden birine sahiptir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Simbo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1997 yılında kuruldu. Küçük ev aletleri kategorisinde faaliyet gösteren yerli markalardan biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>General Mobile</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2005 yılında İstanbul'da kurulan marka, özellikle uygun fiyatlı akıllı telefonlarıyla biliniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Monster</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2000 yılında İstanbul'da kuruldu. Oyun ve grafik performansı odaklı dizüstü bilgisayarlar (notebook) üretimine başladı. Özellikle oyuncu bilgisayarlarıyla global pazarda dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Piranha</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Piranha, 2004 yılında Türk girişimciler tarafından kuruldu. Şirketin ismi, bir balık türü olan piranhadan gelmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sunny</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1979 yılında Ağrı'da temelleri atılan, televizyon, küçük ev aletleri ve uydu alıcısı üreten elektronik markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004'te İstanbul'da kurulan devasa üretim tesisiyle Türkiye'nin en büyük elektronik üreticilerinden biri olan Sunny, bugün birçok ülkeye ihracat yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yumatu</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Japon markası izlenimi veren ancak 1970'lerde kurulan, Yusuf, Mahmut ve Tuncer Çapraz kardeşlerin isimlerinin hecelerinden (YU-MA-TU) oluşan yerli bir elektronik markasıdır. Özellikle 1990'larda televizyon ve uydu alıcısı üretimiyle yaygınlaşan marka, uygun fiyatlı ürünleriyle piyasada bilinirlik kazandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Alfemo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1997 yılında İzmir'de kurulan bir Türk mobilya markasıdır. Bugün beş kıtada 60’ı aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Madame Coco</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransız tarzı ismiyle dikkat çekiyor ama yerli bir marka. 2011 yılında kurulan Madame Coco, ev tekstili ve dekorasyonda globalleşti. Bugün 23 ülkede hizmet veriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>English Home</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiliz markası izlenimi verse de tamamen Türkiye merkezli bir ev tekstili markası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1992 yılında kuruldu. Türkiye'de ve yurt dışında çok sayıda mağazasıyla ev tekstili ve dekorasyon sektöründe lider kuruluşlar arasında yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Flormar</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1950'lerde Milano'da doğdu. 1970'te Türk yatırımcılar tarafından satın alındı. Bugün 70'ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gratis</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2009 yılında İstanbul’da kuruldu. Gratis, İspanyolca’da ‘’ücretsiz’’ anlamına gelir ve ‘’herkesin güzellik ürünlerine erişebilmesi’’ fikrini yansıtır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sinoz</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2008 yılından bu yana cilt bakım alanında faaliyet gösteren yerli bir cilt bakım markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Cosmed</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2009 yılında kurulan ve merkezi İstanbul'da bulunan bir Türk dermokozmetik markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dyo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi nedeniyle yabancı sayılsa da Türkiye’nin ilk boya markalarından biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DYO'nun açılımı ise Durmuş Yaşar ve Oğulları. Kurucusu da tahmin edeceğiniz üzere Durmuş Yaşar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Molfix</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Molfix, 1998 yılında Türkiye'de üretilmeye başlanan, günümüzde 100'den fazla ülkede faaliyet gösteren bir Türk bebek bezi markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dalin</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eczacı Adil Karaağaç tarafından 1983 yılında üretildi. Marka, ilk göz yakmayan bebek şampuanı ile hayatımıza dahil oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yabanci-sanilan-turk-markalari-1776152070.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çinli tanker ablukayı deldi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/cinli-tanker-ablukayi-deldi-802</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/cinli-tanker-ablukayi-deldi-802</guid>
                <description><![CDATA[Al Jazeera'nin haberine göre, ABD yaptırım uyguladığı tankerlerden Çin'e ait Rich Starry, ABD'nin boğazı ablukaya almasına rağmen Hürmüz'den geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD'nin yaptırım listesinde bulunan Çin'e ait bir tankerin Hürmüz Boğazı'na uygulanan ablukaya rağmen Basra Körfezi'nden ayrıldığı bildirildi. İsrail basını, Hizbullah'ın gelişmiş İHA'lar kullanarak İsrail tankları ile personel taşıyıcı araçlarını hedef aldığını kaydetti. Hizbullah İHA'larının İsrail'de önemli hasara yol açtığı belirtildi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile müzakerelerde büyük ilerleme sağlandığını ifade ederek, "Top İran'da" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter arasında ABD'de görüşme yapılacak. ABD arabuluculuğunda, İsrail ile Lübnan'ın olası&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ateskes" target="_blank">ateşkes</a>&nbsp;ve müzakere tarihinin ele alınması için Washington'da yapılacak görüşmeye, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da katılacak. Görüşmenin ABD yerel saatiyle 11.00'de yapılması planlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hizbullah’tan İsrail-Lübnan görüşmesine veto<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hizbullah’ın üst düzey yetkilisi Vafik Safa, "grubun şiddetle karşı çıktığı" ABD’de yapılacak Lübnan-İsrail görüşmelerinden çıkacak hiçbir anlaşmaya uymayacağını bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi Safa, Lübnan ve İsrail’in&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;büyükelçileri arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeler öncesinde konuştu. Diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülkenin temsilcileri, on yıllardır ilk kez yüz yüze bir araya gelecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press'e açıklama yapan Safa, “Lübnan ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;düşmanı arasındaki bu müzakerelerin sonuçları konusunda hiçbir ilgimiz ya da endişemiz yok” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran heyeti, tehditler nedeniyle rotasını değiştirmiş<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan merkezli Al Mayadeen&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;kanalının bildirdiğine göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;nükleer&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/muzakere" target="_blank">müzakere</a>&nbsp;heyetinde danışmanlık görevini yürüten ve İslamabad’a giden müzakere heyetindeki Prof. Dr. Muhammed Marandi, ülkeye dönen heyeti taşıyan uçağın tehditler nedeniyle rotasını değiştirdiğini, Meşhed’e indikten sonra heyet üyelerinin tren ve kara yoluyla Tahran’a geçtiğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail saldırısında 3 Lübnanlı öldü<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı NNA'ya göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;ordusu Lübnan'ın güneyindeki Tibnin beldesine şiddetli saldırılar düzenledi. İsrail saldırıları nedeniyle beldedeki devlet hastanesinde ciddi hasar meydana geldi. Ayrıca İsrail ordusu Nebatiye kentine bağlı Deyr Antar beldesinde bir evi bombaladı. İsrail ordusunun Lübnan'a gece saatlerinden bu yana düzenlediği saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Netanyahu, Avrupa'nın İsrail'i örnek almasını istedi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Holokost Anma Günü töreninde yaptığı konuşmada Avrupa’yı “derin bir ahlaki zayıflık” içinde olmakla suçladı. Netanyahu, Avrupa’nın iyilik ile kötülük arasındaki ayrımı unuttuğunu ve İsrail’den öğrenecek çok şeyi olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, bazı anların “iyilik uğruna, yaşam uğruna savaşa girmeyi” gerektirdiğini belirterek, “Bugün Avrupa, derin bir ahlaki zayıflığın pençesinde. Bizden öğrenecek çok şeyi var, özellikle de iyilik ve kötülük arasındaki net ahlaki ayrım gibi temel konularda” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avrupa'nın kimliğini ve değerlerini savunma yeteneğini kaybettiğini iddia eden Netanyahu,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>'in Avrupa'yı ve medeniyeti barbarlığa karşı savunduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Çinli tanker ablukayı deldi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Al Jazeera'nin haberine göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;yaptırım uyguladığı tankerlerden Çin'e ait Rich Starry, ABD'nin boğazı ablukaya almasına rağmen Hürmüz'den geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gelişmiş Lübnan İHA'ları İsrail'de ağır hasara yol açtı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan'daki Hizbullah'ın dün İsrail'in kuzeyine en az 40 insansız hava aracı (İHA) fırlattığı, bunlar arasında tespiti zor olan gelişmiş optik sistemle donatılmış İHA'nın bulunduğu iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Hizbullah'ın dün gönderdiği en az 40 İHA'dan bir kısmının engellendiği, geri kalanının ise düşerek önemli hasara yol açtığı belirtildi. İHA'lar içinde tespiti zor olan gelişmiş optik sistemle donatılmış bir İHA'nın bulunduğu ve bunun İsrail'in kuzeyindeki Kiryat Şimona'ya düştüğü kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söz konusu İHA'nın gelişmiş bir hava silahı olarak kabul edildiği, siber saldırılara karşı korunaklı olduğu ve tespiti ile engellenmesinin zor olduğu aktarıldı. İHA'nın binaların içinde manevra yapabildiği, 5 kilogram patlayıcı taşıyabildiği ve onlarca kilometre menzile sahip olduğu öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZIRHLI ARAÇLARA KARŞI KULLANILIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;internet sitesi Globes ise Hizbullah'ın son dönemde Lübnan'ın güneyinde İsrail tanklarını ve zırhlı personel taşıyıcılarını hedef almak için FPV tipi İHA kullanmaya başladığını savundu. Sitenin haberinde, Hizbullah'ın yayınladığı görüntülerin intihar dronlarının havada yüksek hızda manevra yaptığını ve zırhlı araçlara hatta askerlere çarptığını gösterdiği, bunların, gözetleme ve keşif dronlarından farklı olduğu belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tür araçların, pilotun, cihaz üzerindeki kameradan gelen canlı görüntüyü gözlükle izleyerek kontrol ettiği, yüksek manevra kabiliyetine sahip İHA'lar olduğu ifade edildi. Bu silahın son günlerde, Ukrayna'daki savaştan esinlenilerek yeni bir geliştirme sürecinden geçtiği, intihar dronunun, fiber optik kabloyla doğrudan çalışma noktasına bağlandığı, bu yöntemin, konum veya radyo sinyallerini engelleyerek düşürme girişimlerine karşı tam koruma sağladığı iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vance'ten anlaşma mesajı: 'Top İran'da'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı James David Vance, Fox News kanalına İran’la devam eden gerilim hakkında açıklamalarda bulundu. Pakistan’da yapılan müzakerelerde "büyük ilerleme kaydedildiğini", ancak İran’ın masadan ayrıldığını söyleyen Vance, bunun nedeninin "Orada bulunan İranlı heyetin anlaşamaması ve Tahran’a dönüp ABD’nin şartları konusunda dini lider ya da başka birinden onay almalarının gerekmesi" olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha fazla&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/muzakere" target="_blank">müzakere</a>&nbsp;olup olmayacağı sorulan Vance, topun İran'da olduğunu belirterek, "Bundan sonra en önemli soru, İranlıların yeterince esnek olup olmayacağı ve işlerin halledilebilmesi için bizim görmemiz gereken kritik hususları kabul edip etmeyecekleridir" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUMU ÇIKARMALIYIZ'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, bu kritik hususlarla ilgili, "<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'dan zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmalıyız. Nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair kesin taahhütlerini almalıyız. İranlılar bu konuda bizimle aynı noktada buluşmaya istekliyse, bu her iki ülke için de çok, çok iyi bir anlaşma olabilir" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, "İster daha fazla görüşme yapalım, ister nihayetinde bir anlaşmaya varalım, topun İran’da olduğunu düşünüyorum. Çünkü masaya çok şey koyduk" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN'A NÜKLEER ŞARTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kırmızı çizgilerini çok açık bir şekilde ortaya koyduklarının altını çizen Vance, "Ayrıca şunu da çok net bir şekilde belirttik: İran’ın normal bir ülke gibi muamele görmesi, normal bir ekonomiye sahip olması, halkının refah içinde yaşaması ve gelişmesi durumunda gerçekten çok mutlu olurduk. Ancak İran’ın ekonomik açıdan normal bir ülke olabilmesi için, nükleer silah peşinde koşmama anlamında da normal bir ülke olması gerek. Terörizm peşinde koşmama anlamında da normal bir ülke olması gerek" diye konuştu. Vance, tüm olumsuzluklara rağmen anlaşmanın mümkün olduğuna dikkat çekerek, "Burada gerçekten büyük bir anlaşma yapılabilir, ancak bir sonraki adımı atmak İranlılara bağlı" dedi. Vance, İran’ın vakit kaybetmeden Hürmüz Boğazı’nı açması gerektiğini belirterek, "Elimizde kozlar var, askeri üstünlüğümüz var ve artık Hürmüz Boğazı’ndan çıkan petrollerine uyguladığımız abluka yoluyla onlara ek ekonomik baskı uyguluyoruz" değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran'dan 270 milyar dolarlık savaş tazminatı talebi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rus&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı RIA Novosti'ye konuşan İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, konuya ilişkin bilgi verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD-<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;saldırılarından kaynaklanan savaş tazminatı konusunu, İran müzakere heyetinin İslamabad'daki görüşmelerde ve öncesinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın çeşitli platformlarda önemle dile getirdiğini belirten Muhacerani, ilgili kurumlar tarafından savaştaki saldırıların çeşitli alanlarda verdiği zararlara ilişkin bir ön çalışma yaptıklarını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı sözcü, savaş tazminatının ilk belirlemelere göre yalın haliyle 270 milyar&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/merkez-bankasi" target="_blank">dolar</a>&nbsp;civarında olduğunu, kesin rakamın ilgili makamlar tarafından açıklanmasıyla netleşeceğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Muhacerani, söz konusu tazminatın, zarar gören sivil binalar, iş yerleri ve fabrikalar gibi alanların yanı sıra Minab'daki okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden kız öğrencilerin haklarını da kapsayacağını kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran yönetimi,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>'yle ateşkesin ilan edildiği 8 Nisan günü, müzakerelerde görüşülecek 10 madde arasında "<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'a verilen zararların hesaplanıp tamamen tazmin edilmesi" şartının da yer aldığını duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail-Lübnan görüşmesinin tarihi belli oldu<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Dışişleri Bakanı Marco Rubio, büyükelçiler Yechiel Leiter ve Nada Hamadeh Moawad ile birlikte saat 11:00'de Dışişleri Bakanlığı'nda yapılacak&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>-Lübnan görüşmelerine katılacak.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/cinli-tanker-ablukayi-deldi-1776151299.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adil bir anlaşmaya hazırız</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/adil-bir-anlasmaya-haziriz-798</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/adil-bir-anlasmaya-haziriz-798</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü ve "ABD uluslararası hukuka geri dönerse anlaşma uzak değil" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü ve "ABD uluslararası hukuka geri dönerse anlaşma uzak değil" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefonda görüştüğü bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Orta Doğu’daki son gelişmeleri ele alan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İslamabad'da dün yapılan İran-ABD görüşmelerini değerlendiren Pezeşkiyan, Rusya'nın uluslararası platformlar da dahil olmak üzere, durumu yatıştırmayı amaçlayan ilkeli tutumuna duyduğu takdiri ifade etti. Pezeşkiyan, İran halkına sağlanan insani yardım için de Rusya'ya teşekkür etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Putin ise Orta Doğu'da adil ve kalıcı bir barışın kurulması için ara buluculuk çabalarına katkıda bulunmaya devam etme konusundaki istekliliğini belirterek, Rusya’nın bölgedeki tüm ortaklarıyla aktif temaslarını sürdüreceğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/adil-bir-anlasmaya-haziriz-1776063969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye artık oyun kurucu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-artik-oyun-kurucu-789</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-artik-oyun-kurucu-789</guid>
                <description><![CDATA[“Türkiye NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil. Bir güç tanımı. Çünkü; Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip. Krizi tanımlayan, planlama yapan, komuta eden ülke. Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet'ten Hande Fırat'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/natonun-ilk-yumrugunu-devraliyoruz-turkiye-artik-oyun-kurucu-43148504" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/natonun-ilk-yumrugunu-devraliyoruz-turkiye-artik-oyun-kurucu-43148504</a></p><p class="MsoNormal">“Türkiye NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil. Bir güç tanımı. Çünkü; Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip. Krizi tanımlayan, planlama yapan, komuta eden ülke. Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ve SETA işbirliğiyle düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ konferansında çok dikkat çeken bir açıklama yaptı. Cümle kısaydı, ama etkisi büyük: “Türkiye, 2028’den itibaren NATO’nun en kritik askeri yapısı olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti’nin (Allied Reaction Force) komutasını devralacak.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu bir görev değil. Bu, NATO’nun güç mimarisinde merkezin İstanbul’a kaymasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GÖREVE HER AN HAZIR GÜÇ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO’nun dönüşümünü tek cümle anlatıyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Her an hazır, kriz anında 4–5 gün içinde görev bölgesine intikal edebilen kuvvet.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu artık klasik NATO değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haftalar değil günler... &nbsp;Tepki değil ilk hamle...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bekleme değil konuşlanma...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu güç: Krize sadece müdahale etmez, aynı zamanda yönünü de belirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MÜTTEFİK REAKSİYON KUVVETİ (ARF) NEDİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müttefik Reaksiyon Kuvveti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Kara, hava, deniz, özel kuvvet, siber ve uzay boyutlarını kapsayan...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;10–15 bin kişilik yüksek hazırlık gücü olan...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO’nun en çok katkı verilen kuvveti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en önemli özellik: NATO’nun tek “tam kapsamlı hızlı müdahale kolordusu” ve krizlere müdahale görevini de icra edebilen tek yapı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kolordu: &nbsp;NATO’nun karşı karşıya kaldığı tehdide göre herhangi bir yere konuşlanabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sadece Avrupa değil, NATO planları kapsamında NATO coğrafyası dışındaki krizlere 32 ülkenin onayını almasının ardından müdahale edebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSTANBUL’DAKİ 3. KOLORDU: MOBİL GÜÇ MERKEZİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Komuta İstanbul’dan yürütülecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Merkezde 3’üncü Kolordu yer alacak:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO sertifikasyonuna sahip...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Yüksek hazırlık seviyesinde...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Tam mobil...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Çok uluslu harekâtı yönetebilen bir güç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kolordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO’nun her yerine gidebilecek yapı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Kriz neredeyse oraya konuşlanabilecek güç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada kritik bir ayrım var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İstanbul’daki kolordu mobil, küresel müdahale gücü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Adana’daki yapı sabit görevli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani Türkiye hem sabit üs hem de hareketli komuta merkezi rolünü aynı anda üstleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KOMUTAYI ALAN TEHDİDİ TANIMLAR VE PLANI YAPAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Komutayı alan, tehdidi tanımlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kuvvet:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk konuşlanan,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk değerlendiren,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk yönlendiren...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla komutayı alan ülke, NATO’nun tehdit algısını belirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle artık:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Bu değerlendirmeler İstanbul’dan Mons’ta bulunan Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı’na gidecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Planlar Türk komutanın analizleriyle şekillenecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Eskiden NATO Türkiye’yi analiz ederdi. Artık NATO, Türkiye’nin analizleriyle hareket edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">32 ÜLKE TEK KOMUTA ALTINDA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO ülkelerinin en yoğun katkı verdiği kuvvet ve devreye girdiğinde:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;32 NATO ülkesi yaptıkları kuvvet tahsisiyle bu yapıya bağlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Operasyonel düzeyde tüm NATO Türkiye komutasında birleşiyor. Bu, ittifak içinde nadir görülen bir güç yoğunlaşması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SERTİFİKASYON, TATBİKAT VE NATO BÜTÇESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görev sadece siyasi değil, teknik bir süreç:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO sertifikasyonundan geçilmiş durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Görev sonrası konuşlanma tatbikatları yapılacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO, altyapı (liman, pist vb.) için bütçe sağlayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye askeri, lojistik ve finansal olarak sistemin merkezinde yer alacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DÖRT ÜLKE:&nbsp;NATO’NUN ÇEKİRDEK GÜCÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görev askeri kabiliyetleri nedeniyle sadece 4 ülkeye önerildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İngiltere<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Fransa<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İtalya<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ülkeler bir anlamda NATO’nun “çekirdek askeri kapasite havuzu”. Türkiye burada yalnızca bir üye değil merkez aktör.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘NATO TÜRKİYE’YE DİKTE ETTİRMİYOR TÜRKİYE ŞEKİLLENDİRİYOR’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye NATO’dan talimat alan ülke değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO’nun karar süreçlerini şekillendiren ülkelerden biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu değişim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sahada<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Karargâhta<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Planlamada aynı anda yaşanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZAMAN ÇİZELGESİ: 2027–2030<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Süreç net:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;2027’ye kadar hazırlık ve geçiş<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;2028’de komuta devri<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sonraki yıllarda Türkiye merkezli operasyonel etki.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu geçici bir görev gibi görünse de etkisi kalıcı bir güç pozisyonu yaratıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE NEDEN ŞİMDİ MERKEZDE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi işin ikinci boyutu: Bu gelişme sadece askeri değil, jeopolitik bir yeniden konumlanma.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son yıllarda:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;ABD’nin NATO’ya yaklaşımı tartışmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Avrupa kendi savunmasını güçlendirmek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İttifak içinde stratejik görüş ayrılıkları artıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tam bu noktada Türkiye ABD ile konuşabilen, Avrupa ile çalışabilen başta Rusya olmak üzere komşuları ile iyi ilişkileri olan sahada aktif olan tek ülke. Türkiye artık bir “kanat ülkesi” değil, merkez ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE ARTIK OYUNUN HIZINI BELİRLİYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Türkiye, NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir güç tanımı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye krizi tanımlayan, planlama yapan&nbsp;ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye komuta eden ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/turkiye-artik-oyun-kurucu-1775890502.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Heyetler İslamabad&#039;da</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/heyetler-islamabadda-788</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/heyetler-islamabadda-788</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve heyeti, İran ile müzakereleri görüşmek amacıyla Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geldi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Savunma Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin yer aldığı heyet de İslamabad’a vardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;arasındaki geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi, uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD-İRAN ARASINDA İSRAİL'İ DE KAPSAYAN GEÇİCİ ATEŞKES<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>'İran'a 10 bin 800'den fazla hava saldırısı gerçekleştirildi'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Washington ile Tahran yönetimleri arasında 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkese kadar İsrail ordusunun İran'a düzenlediği hava saldırılarının detayları paylaşıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, İran'a ait 4 bin stratejik ve 6 bin 700 askeri bölgenin hedef alındığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ordunun 10 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği ileri sürülen açıklamada, yaklaşık 40 gün süren hava saldırılarında onlarca savaş uçağının eşzamanlı olarak görev aldığı öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in, saldırılarda 18 binin üzerinde mühimmat kullandığına işaret edilen açıklamada, bunun geçen yıl haziran ayında 12 gün boyunca İran'a yönelik düzenlenen saldırılarda kullanılan mühimmat miktarının yaklaşık 5 katı olduğu iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRISI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1953'e yükseldiğini bildirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan hükümeti de ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lübnan'a saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetti<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail ordusu Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırıları sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı NNA'ya göre, İsrail&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas" target="_blank">savaş</a>&nbsp;uçaklarının Nebatiye kentine bağlı Meyfedun beldesinde bir binaya düzenlediği saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kentin Tul beldesini hedef alan İsrail ordusu, el-Makam Mahallesi ile Şehid Sabra Caddesi'ndeki çok sayıda binayı da yerle bir etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cibşit beldesinde İsrail ordusunun jeneratörlerin toplu halde bulunduğu bir noktayı hedef alması sonucunda tesis tamamen yıkıldı ve yangın çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gece saatlerinde Hiyam beldesini bombalayan İsrail ordusuna ait insansız hava araçları Kefr Rumman beldesine saldırılar düzenledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>'ABD İran'dan ABD'li tutukluların serbest bırakılmasını isteyecek'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD'li müzakerecilerin İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde, İran'dan ABD'li mahkumların serbest bırakılmasını isteyeceği öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington Post'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde İran'da tutuklu bulunan ABD'lilerin serbest bırakılmasını talep edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kaynaklar, yetkililerin bu konuda ne kadar baskı yapacaklarını henüz bilmediklerini kaydederken, bazı yetkililer de müzakerelerin zora girmesi durumunda bu talebin ertelenme olasılığı olduğunu aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'da tutuklu olduğu bilinen 6 ABD'li olduğuna işaret edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet dün İslamabad'a gitmek üzere yola çıkmıştı. İranlı heyet de dün akşam saatlerinde İslamabad'a ulaşmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sur kentinde ise İsrail ordusuna ait tanklar Mansuri, Kalile ve Hınniyye beldelerini hedef aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>WSJ: ABD yeni asker göndermeye hazırlanıyor<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre ABD, İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelere rağmen Orta Doğu'ya sevkiyatlarını sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD son dönemde Orta Doğu'ya yeni&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas" target="_blank">savaş</a>&nbsp;uçakları gönderirken, 82. Hava İndirme Tümeni'nden 1500 ila 2 bin askeri de bölgeye göndermeye hazırlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Donanmasından bir yetkili binlerce deniz piyadesinin de bölgeye yola çıktığını aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD heyeti Pakistan'da<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı JD Vance ve heyeti,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;ile müzakereleri görüşmek amacıyla Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Savunma Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin yer aldığı heyet İslamabad’a vardı. Müzakere süreci ile ilgili konuşan Trump, olası bir anlaşmanın ilk şartıyla ilgili, 'Tek kriterimiz nükleer silah olmamasıydı. Anlaşmanın yüzde 99'unu da bu madde oluşturuyor.' ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/heyetler-islamabadda-1775889788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuramer kapatılmalıdır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kuramer-kapatilmalidir-787</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kuramer-kapatilmalidir-787</guid>
                <description><![CDATA[Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez ve Ankara Okulu denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar...
Diyanet büyük vebal altındadır. KURAMER, Diyanet’e bağlı ise bunların tapulu malı mıdır? Bunun başına kim nasıl seçilir? Bunlar değişmez diye bir kural mı vardır?
Şu hâliyle KURAMER derhâl kapatılmalı veya Diyanet ve Üniversite ile ilgisi kesilmelidir! Aksi hâlde bütün bu hezeyanları Diyanet adına yaptıkları anlaşılmaktadır ki bu durum gelecek adına en büyük fitne ve tehlikedir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bardakoglu-ve-kuramer-1782971" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bardakoglu-ve-kuramer-1782971</a></p><p class="MsoNormal">Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır&nbsp;<strong>Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Ankara Okulu</strong>&nbsp;denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyanet İşleri Başkanı oldukları dönemde Diyanet’i FETÖ’nün misyonuna doğru çeken bu ikili, çalışmalarına bugün de tam gaz devam ediyor. Ali Bardakoğlu&nbsp;<strong>KURAMER</strong>’in, Mehmet Görmez de kendi kurmuş olduğu&nbsp;<strong>İDE</strong>&nbsp;ile Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin başında faaliyetlerini hummalı bir şekilde devam ettiriyor. Elbette bunların İslamiyet adına söylemiş ve yazmış olduklarını ve faaliyetlerini bizler de değerlendirmeye ve hakkı söylemeye devam edeceğiz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçen hafta&nbsp;<strong>“Çıkmaz Sokak”</strong>&nbsp;başlıklı yazımızda Bardakoğlu’nun&nbsp;<i>“Geçmiş asırlarda yazılmış herhangi bir kitaptaki dindarlık çizgisi bizim için model ve aynen alınması gereken örnek değil, belki fikir verici bir tarihsel tecrübe niteliğindedir”</i>&nbsp;ifadeleri okuyucularımızda&nbsp;<strong>“nereye gidiyoruz, bunlar ne yapmak istiyorlar”</strong>&nbsp;şeklinde büyük endişelere sebep oldu. Tabii bu endişeler yoğun bir tepkiyi de beraberinde getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet bu çalışmalar ve çabalar neyi hedefliyor, söz konusu ekip KURAMER denen kuruluşta neler yapmak istiyor? Bunları takip etmek gerekir. Sadece bizim değil milletimizin, dinî hassasiyeti olan idarecilerimizin, bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet mensuplarının da takip etmesi gerekir.&nbsp;<strong>Zira bu gidiş, gençlerimize deizmin yolunu sonuna kadar açmaktan başka bir işe yaramayacaktır!</strong>&nbsp;Zaten fazlasıyla da açmış durumdadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine geçen hafta Bardakoğlu’nun KURAMER’de çıkan ve Diyanet Yayınevlerinde başköşede satılan bir kitabını değerlendirmeye alacağımızı belirtmiştik. Kitabın adı&nbsp;<strong>“İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?”&nbsp;</strong>Şu sual tarzındaki başlıktan İslam’ı bugüne kadar anlayamadığımızı ve artık yepyeni bir İslam ile karşılaşabileceğimizi tahmin edersiniz! Evet tahmininizde yanılmıyorsunuz. Zira bu kafa bize hemen her asırda&nbsp;<i>"yepyeni bir İslam"</i>&nbsp;sunmaya namzet bir kafadır!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Atalarımız,&nbsp;<strong>“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”</strong>&nbsp;demişler. Bana etkilendiğin hocalarını ve severek okuduğun kitapları söyle senin nasıl bir düşünce yapısına, din anlayışına sahip olduğunu da belirteyim...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Bardakoğlu’nun gündeme taşımaya çalıştığı ve bize örnek olarak sunduğu kişiler de kendisinin nasıl bir zihnî yapıda olduğunu bütün netliğiyle ortaya koyuyor.&nbsp;<strong>“İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?”</strong>&nbsp;kitabında üflediği isimlere bakar mısınız:&nbsp;<strong>Cemalettin Efgani, Muhammed Abduh, Mehmet Akif, Muhammed İkbal, Muhammed Hamidullah, Ali Şeriati, Fazlurrahman…</strong>&nbsp;(s.156) Dikkat ederseniz hepsinin ortak vasfı&nbsp;<strong>"reformist"</strong>&nbsp;olmalarıdır...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bugün Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh’un 33. dereceden mason ve İngiliz ajanı oldukları neredeyse bütün tarihçilerce ittifaklıdır!..</strong>&nbsp;İtikadi konularda onlarca yanlışı olan bu adamları hâlâ savunmak ve numune göstermek nasıl bir mantıktır? Ali Şeriati’nin Cenab-ı Hakk’ı cisimlendirme konusundaki fikirleri aşikâr iken ve Ehl-i sünnete tamamen muhalif olduğu bilindiği hâlde nasıl tavsiye edilir? Muhammed Hamidullah’ın Sevgili Peygamber Efendimize iftiraları ve hezeyanları yazılıp çizildiği hâlde bunları hâlâ görmezden gelmek nedir? Pakistan’da Ehl-i sünnet âlimlerin ittifakla&nbsp;<strong>"mürted"</strong>&nbsp;olduğunu beyan ettikleri Fazlurrahman ne zamana kadar bunların üstadı olmaya devam edecektir? Nihayet,&nbsp;<strong>Âkif ve İkbal’in ne dinî tedrisatı vardır ki İslam’ı onlardan öğreneceğiz?</strong>&nbsp;Bu isimlerin İslamiyet’e tamamen zıt fikirlerini tenkit eden Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek&nbsp;<strong>“o şair”</strong>&nbsp;deyip geçiştirilirken, üstad kabul ettikleri Âkif ve İkbal’in dinî tedrisat görüp görmediğiyle zerrece ilgilenmiyorlar!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yorumu nerede yapmalı imiş!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında Bardakoğlu ve avanesinin o isimleri neden mehaz aldıkları ve&nbsp;<strong>"önder"</strong>&nbsp;kabul ettiklerini anlamak zor değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Fazlurrahman, 1965 yılında basılan&nbsp;<strong>“Islamic Methodology in History”</strong>&nbsp;adlı eserinde hadis, sünnet ve fıkıh alanında yeni anlayışlarla içtihat yapmanın önemini vurguluyordu! Yine&nbsp;<strong>“Islam”</strong>&nbsp;adlı eserinde ise asırlardır İslam akaidini ortaya koyan Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflerden aktardıkları söz ve yazılarını tenkit ederek artık bu fikirlerin değişmesi gerektiğini savunuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun bu fikrinin Bardakoğlu’nda da aynen devam ettirildiği görülmektedir. Nitekim Mecelle’de ifade edilen fevkalade mühim bir konu hakkındaki görüşünü kitabından aynen nakledelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Mevrid-i nasda ictihada mesağ yokdur, deyip nassın anlamını da içtihadın nerede ve kim tarafından yapılabileceğini de önceden kestirip atarsak, o zaman ne yoruma ne ilme ne de ecdadımızın dinin metinlerini anlama usulü üzerine yazdığı o zengin mirasa ihtiyacımız kalır. Mecelle’nin bu kuralını anlama tarzımız yanlıştır; asıl içtihad ve yorum, nassın yani metnin olduğu yerde başlar.”</strong>&nbsp;(s. 141)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Önce Mecelle’nin kaidesini tam anlayalım!&nbsp;<strong>“Mevrid-i nasda içtihada mesağ yokdur”</strong>&nbsp;ifadesi Mecelle’nin 14. kaidesidir. Yani hakkında âyet, hadis, yani nas bulunan konularda içtihad yapılamaz demektir. Çünkü Allahü teâlâ veya Hazreti Peygamber o konuyu zaten düzenlemiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesela, namazın, orucun rükünleri, vakitleri vb. hakkında artık içtihad yapılamaz. Çünkü bu gibi ana konuların esasları açık naslarla belirtilmiştir. Aynı şekilde faiz, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır. Artık bir içtihad yapıp, faizin serbest (helal) olduğu iddia ve ispat edilemez, böyle bir neticeye ihtiyaç yoktur. Çünkü hakkında nas vardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İmam Ebû Hanife,&nbsp;<strong>“Kıyas (akıl), nassa (nakle) tercih edilseydi, unutarak oruç yemeyi, hataen yemeye kıyas eder ve orucun bozulacağını söylerdim. Ne var ki hakkında hadis vârid olmuştur. Binâenaleyh nass (nakl), kıyasa (akla) tercih edilir ve unutarak yemekle oruç bozulmuş olmaz”</strong>&nbsp;demiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki âyet-i kerime ve hadis-i şerif olduğunda bütün müctehidlerin sustuğu bir konuda sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ne demektedir:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Asıl içtihad ve yorum, nassın yani metnin olduğu yerde başlar.”</i>&nbsp;Aman Allahım! Bu nasıl bir cürettir! Açıkçası şu ifadeler, Allahü teâlânın emri Resulullahın kavli olduğu konularda siz akıl yürütün, düşünün, yorumlayın yani kafanıza göre takılın demek değil midir? Bunlar bu ifadeleriyle yetiştirdikleri talebelere, Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflere saldırınız emrini vermiş olmaktadır!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KURAMER</strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;"><strong>​</strong></span><strong> sorgulanmal</strong><span style="mso-ascii-font-family:Aptos;mso-bidi-font-family:Aptos;mso-hansi-font-family:Aptos;"><strong>ı</strong></span><strong>!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demek ki Bardakoğlu’nun kitabının, soru başlıklı adına gelecek olursak, 1400 yıldır Müslümanlar İslam dinini doğru anlamamışlar, Kur’ân ve Sünnet denince hep baş eğmişler, kabul etmişler oysa asıl içtihadı ve yorumu orada yapmaları gerekiyormuş!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İşte Efgani, Abduh, Hamidullah ve Fazlurrahman ekolü budur.</strong>&nbsp;Onların peşinden gidenin sonunda varacağı nokta burasıdır. Bakınız Ankara İlahiyat merkezli oluşan ve&nbsp;<strong>“Ankara Okulu”</strong>&nbsp;diye bilinen reformcu ekolün yetişmesinde en büyük payı bulunan&nbsp;<strong>Mehmed Said Hatiboğlu</strong>&nbsp;da bu hususlarda en cüretkâr isimlerden biri idi... Hatiboğlu tarihselliğe dair&nbsp;<strong>"İslâmiyât Dergisi"</strong>ne yazdığı bir makalesinde, miras ve ceza hukuku ile ilgili âyetlerde belirtilen hükümlerin bugün geçerli olmadığına işaret ederek hezeyanlarını şöyle ifade etmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Mesela günümüzün aydın, yüksek tahsilli hanımından, Kur’ân’da var diye kendi cahil biraderinin yarısı değerinde şahit sayılmasını bekleyemezsiniz.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Mesela, kızlara erkek kardeşlerinin yarısı kadar hisse tavsi­ye eden âyete, Müslüman toplumun doktor, mühendis, şir­ket patronu... olmuş kadınını razı etmeniz mümkün değildir. Onların adalet adına yapılmış bu isyanları acaba Kur’ân’a mı yöneliktir denecek olursa, biz bu kanaatte olmadığımızı söy­lemek durumundayız. Kur’ân-ı kerimin on dört asır önce­sindeki mahallî değerlerini birer tarihî gerçekler olarak sakla­yıp asıl âlemşümul prensiplerini geçerli hâle getirebilmeliyiz."</i>&nbsp;(Bkz. İslâmiyât, c.VII, sy. 1, s.12)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun aynı şekilde faiz ve bazı konulardaki söylemlerini haftaya kaleme alacağım...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak şunu ifade edeyim ki bu KURAMER artık sorgulanmalıdır! Ali Bardakoğlu Diyanet’in başından ayrılır ayrılmaz oluşturulan bu kurum neyin peşindedir? Diyanet’e bağlı İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi bünyesinde olacaksınız. Özel kuruluş yönetmeliği ve özel bütçeleriniz olacak. Kafanıza göre bir İslam şekillendireceksiniz.&nbsp;<strong>Yayınlarınız Diyanet Kitabevlerinde başköşede olacak ve kimse size dokunamayacak!&nbsp;</strong>Hayırdır yoksa siz Diyanet içinde Diyanet, Üniversite içinde Üniversite misiniz? Türkiye’de hemen her kuruluşun başındaki değişir ama sizinki hiç değişmez bu nasıl bir kadrodur!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyanet büyük vebal altındadır. KURAMER, Diyanet’e bağlı ise bunların tapulu malı mıdır? Bunun başına kim nasıl seçilir? Bunlar değişmez diye bir kural mı vardır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şu hâliyle KURAMER derhâl kapatılmalı veya Diyanet ve Üniversite ile ilgisi kesilmelidir!</strong>&nbsp;Aksi hâlde bütün bu hezeyanları Diyanet adına yaptıkları anlaşılmaktadır ki bu durum gelecek adına en büyük fitne ve tehlikedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/kuramer-kapatilmalidir-1775888477.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye güvenli liman</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-guvenli-liman-786</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-guvenli-liman-786</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı'nın 181. Kuruluş Yıl Dönümü'ne ilişkin önemli mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, "Bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye’nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı'nın 181. Kuruluş Yıl Dönümü'ne ilişkin önemli mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, "Bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye’nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor" dedi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyeti kabul etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kabul sırasında açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Polisimiz devletimizin göz bebeğidir. Milletimizin iftihar vesilesidir. Polis teşkilatımızın 181. yaşını tebrik ediyor, Polis Haftası'nın bir kez daha ülkemiz, Emniyet Teşkilatımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"TÜM POLİSLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kabulde konuşan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle; Milletimizin huzur ve güvenliği için canları pahasına görev yapan tüm polislerimize, sizleri vesile kılarak bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin diyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"TÜRKİYE GÜVENLİ LİMAN"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Değerli arkadaşlar, bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye'nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor. Sizler yeri geldiğinde sokak vandallarıyla, yeri geldiğinde birlik ve kardeşliğimizi hedef alan terörist unsurlarla, yeri geldiğinde 15 Temmuz darbe teşebbüsünde yaşandığı gibi köksüz ve satılık vatan hainleri ile mücadele ettiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milletimizin başını yastığa rahatça koyması, huzur ve esenlik içinde hayat sürmesi için gerektiğinde ailenize ayıracağınız zamandan feragat ederek kendinizi ülkenize ve milletinize adadınız. Bunun için her birinizi tebrik ediyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu hiçbir zaman unutmayın: Polisimiz devletimizin göz bebeğidir. Milletimizin iftihar vesilesidir. Bu aziz millet, İstiklal Harbi'nin en sancılı günlerinde müstevlilerin işgal altında tuttuğu Gaziantep Akyol Polis Karakolu'nda serpuşundan çıkardığı ay yıldızlı al bayrağı önce öpüp sonra karakolun gönderine çeken Serkomiser Mehmet Fevzi Efendi'yi nasıl unutmadıysa, 15 Temmuz gecesi hem milletimizin hem de devletimizin namusuna sahip çıkan kahraman polislerimizi, şehit ve gazilerimizi nasıl ebediyen hafızasına kazıdıysa, sizlerin bu emeğini, bu çabasını, bu adanmışlığını da asla unutmayacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bizler de devlet olarak emniyet teşkilatımızın yanında olmaya, sizlere her anlamda en güçlü desteği sunmaya inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle polis teşkilatımızın 181. yaşını tebrik ediyor, Polis Haftası'nın bir kez daha ülkemiz, Emniyet Teşkilatımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Meslek hayatınızda her birinize başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da, bahtınızı da açık etsin diyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/turkiye-guvenli-liman-1775812425.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİT MOSSAD&#039;ın oyununu nasıl bozdu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-785</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-785</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından üç gün önce 25 Şubat günü bu köşedeki yazımın başlığı şuydu; “MOSSAD İran’da PKK/PJAK ve 4 bölücü örgütü bir araya getirdi” ...
Bunun, Netanyahu’nun, Trump’ı İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıya ikna etmek için atılmış bir adım olduğu üç gün sonra anlaşılacaktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Hürriyet'ten Nedim Şener'in makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nedim-sener/mit-iranda-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-43147647" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nedim-sener/mit-iranda-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-43147647</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından üç gün önce 25 Şubat günü bu köşedeki yazımın başlığı şuydu; “MOSSAD İran’da PKK/PJAK ve 4 bölücü örgütü bir araya getirdi” ...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun, Netanyahu’nun, Trump’ı İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıya ikna etmek için atılmış bir adım olduğu üç gün sonra anlaşılacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En son New York Times’ın 7 Nisan 2026 tarihli haberinde Netanyahu ve İsrail dış istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın, Trump’ı İran’a yönelik başarısız işgal ve saldırı planına nasıl ikna ettiği ayrıntılarıyla yazıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her şey, 11 Şubat’ta Beyaz Saray Durum Odası’ndaki toplantıyla başladı. Oval Ofis’in bitişiğindeki Kabine Odası’ndan sonra Beyaz Saray Durum Odası’ndaki toplantıya katılan MOSSAD Başkanı David Barnea ve İsrailli askeri yetkililer ile Netanyahu konuyla ilgili gizli bir sunum yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NETANYAHU’NUN PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, Beyaz Saray Durum Odası’nda koşulların İran’da rejim değişikliği için olgunlaştığını, ortak bir ABD-İsrail saldırısıyla İran İslam Cumhuriyeti’ne son verebileceğine dair kararlı bir ikna çabasına girişti. Hatta, rejimin düşmesi halinde potansiyel liderlerin kimler olacağı da konuşuldu. Bunların arasında eski Şah Pehlevi’nin, İsrail kontrolündeki oğlu da vardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu ve ekibi, “kesin zafer” diye ifade ettikleri saldırı ile İran’ın balistik füze programı birkaç hafta içinde imha edilebileceğini, rejimin iyice zayıflamasıyla Hürmüz Boğazı’nı kapatacak zamanı bile olmayacağını ve İran’ın komşu ülkelerdeki ABD çıkarlarına karşı darbe vurma olasılığı minimuma düşeceğini söylediler. Netanyahu ve ekibi bunun için İran içindeki MOSSAD ağının harekete geçeceğini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran içindeki sokak protestolarının yeniden başlayacağını ve -MOSSAD’ın isyanları ve kışkırtmaya yardım eden itici gücüyle - yoğun bir bombalama kampanyasının İran muhalefetinin rejimi devirme koşullarını teşvik edebileceğini belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP’TAN YEŞİL IŞIK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece protestocuların sokağa çıkması değil uzun süredir silah, para ve eğitim verdikleri bölücü Kürt örgütlerinin de harekete geçeceğini söyledi. İsrailliler, İran’daki bölücü Kürt örgütlerin kuzeybatıda bir kara cephesi açmak için Irak’tan sınırı geçme olasılığını gündeme getirdiler. Bunun da rejimin güçlerini zayıflatarak çöküşü hızlandıracağı anlatıldı. Netanyahu’un kendinden emin sunumu beğenen Trump, “Bana iyi geliyor” diyerek, ortak bir ABD-İsrail saldırısı için yeşil ışık yaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">40 GÜNDE ÇÖKEN PLAN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ertesi&nbsp;gün yani 12 Şubat’ta Durum Odası’nda bir araya gelen ABD istihbarat yetkilileri, Netanyahu ve MOSSAD’ın planlarının ne kadar gerçekçi olduğuna dair bir toplantı yaptı. Netanyahu’nun sunumundaki dört başlık tek tek ele alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birincisi Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi, (decapitation) yani İran’ın başsız bırakılması. İkincisi, İran’ın güç projeksiyonu kapasitesinin ve komşularına tehdit oluşturma kabiliyetinin felce uğratılmasıydı.&nbsp; Üçüncüsü, İran içinde bir halk ayaklanması.&nbsp; Dördüncüsü ise ülkeyi yönetmek üzere seküler bir liderin iş başına getirilmesiyle rejim değişikliğiydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD’li yetkililer, ilk iki hedefin Amerikan istihbaratı ve askeri gücüyle gerçekleştirilebilir olduğu değerlendirmesinde bulundu. Ancak Netanyahu’nun planının üçüncü ve dördüncü ayağının gerçeklikten kopuk olduğu sonucuna vardılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">40 gün sonra New York Times’ın haberinde belirtilen planların çökmüş olduğunu söylemek mümkün.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BÖLÜCÜ KÜRT ÖRGÜTLERİ BİRLEŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü masada yapılan planlarla sahada yaşanan gerçekler farklıydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama kâğıt üzerinde de olsa o günlerde MOSSAD’ın planı işlediği düşünülüyordu. Hatta Beyaz Saray’da yapılan toplantıdan 11 gün sonra İran’da faaliyet gösteren bölücü 5 Kürt örgütü, 22 Şubat’ta “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” adlı bir ittifak kurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MOSSAD’ın eğittiği, silah ve para verdiği PKK terör örgütünün İran kolu PJAK, Barzani grubuna yakın KDP-İ, PAK, Komala ve Sazman-ı Xebat örgütleri ABD ve İsrail saldırısının başlamasıyla silahlı ayaklanmaya başlayacaklarını ilan ettiler. Bu da operasyona yeşil ışık yakan Trump’ı ikna edecek adımlardan biriydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim, 28 Şubat’ta Hamaney’in İranlı yöneticileri yapacağı toplantının “Lideri öldürmek” konulu birinci maddenin yerine getirilmesi için fırsat olarak gördü ve İsrail ile saldırıya geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, saldırının başladıktan sonra iki gün içinde üç kez diğer etnik gruplar yanında MOSSAD ve CIA’nın desteklediği bölücü Kürt örgütlerin ayaklanma çağrısında bulundu. Hatta, Irak’tan geçişlerini sağlamak için İran sınır bölgelerindeki yönetime ait karakol ve üsleri uçaklarla bombaladı. Dini lider Ali Hamaney dahil üst düzey yetkililer öldürülmesine rağmen, Netanyahu ve Trump’ın rejim değişikliği için beklenen ayaklanma yaşanmıyor ve bölücü örgütler hareket geçmiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Telefona sarılan Trump, Kuzey Irak’taki Mesut Barzani ve Bafel Talabani yanında 5’li bölücü ittifak ortaklarından KDP-İ lideri Mustafa Hicri ile görüşerek ayaklanmaya katılmalarını istedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE DEVREDE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’nin tepkisi hepsini korkutmuştu. Sadece tarihi komşuluk ilişkisi değil, bu ülkelerin toprak bütünlüğünü kendi güvenliği için vazgeçilmez koşul olarak gören Türkiye, bölücü Kürt örgütlerin harekete geçmesi halinde gerekli adımları atacağını tüm dünyaya duyurdu ve tüm diplomatik ve istihbarat kabiliyetlerini kullandı. Türkiye Gazetesi’nde Yücel Kayaoğlu imzalı 30 Mart 2026 tarihli habere göre; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın Kuzey Irak yönetimi ve Irak merkezi hükûmeti ile yoğun bir temas trafiği gerçekleştirdi ve Türkiye’nin tutumu net bir dille ifade edildi. İsrail’in planı doğrultusunda Kürt grupların İran’a yönelik bir saldırı başlatması durumunda Türkiye’nin buna sessiz kalmayacağı ve müdahale edebileceği taraflara iletildi. Ayrıca Türkiye’den Dışişleri Bakanlığı, MİT ve bazı siyasilerin yer aldığı bir heyet Kuzey Irak’a gitti. Taraflara örgütün bu işin içine girmesi durumunda Türkiye’nin müdahale edeceği söylendi ve “Bölgeyi ateşe atacak en ufak bir adımda gereken yapılır” mesajı verildi. Medyaya yansıyan bilgilere göre, PJAK kaynakları da, Öcalan’ın Kandil’e İran konusunda kesinlikle müdahil olunmaması mesajı yolladığını açıkladılar. Öcalan’ın, “İsrail’in oyununa gelmemeleri” uyarısında bulunduğu belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hemen ardından Barzani ve Talabani de İran’a yönelik saldırıda yer almayacaklarını açıkladılar. Böylece İran’da varlığı 1.500-2.000 kişi olan, Irak’tan gelecek 7 bin dolayındaki kişi ile en fazla 9 bini bulacak bölücü Kürt gruplarına dayalı MOSSAD’ın ayaklanma planı da suya düştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-1775803221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netanyahu: Savaşa devam</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-savasa-devam-780</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-savasa-devam-780</guid>
                <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Savaşa devam" açıklamasında bulundu. Netanyahu, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceğini söyledi. Öte yandan İsrail Ordusu, dün Lübnan'a yönelik geniş çaplı saldırının ardından Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri daha sonra hayatını kaybeden kişinin Kasım'ın yeğeni olduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Savaşa devam" açıklamasında bulundu. Netanyahu, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceğini söyledi. Öte yandan İsrail Ordusu, dün Lübnan'a yönelik geniş çaplı saldırının ardından Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri daha sonra hayatını kaybeden kişinin Kasım'ın yeğeni olduğunu açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha sonra IDF'ten yapılan açıklamada, Kasım'ın yeğeni ve kişisel sekreteri Ali Yusuf Harşi'nin de hayatını kaybettiği öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada,&nbsp;Harşi'ye ilişkin "Kasım'ın ofisinin yönetimi ve güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynadı" ifadesi yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ise İsrail’in her noktasına dakikalar içinde balistik füzelerle ulaşabileceğini kanıtladı. Öte yandan haberde, ABD Başkanı Donald Trump ve İran arasındaki muhtemel bir anlaşmanın, "İsrail'in gelecekte İran'a saldırmasını engelleyebileceği ve bu durumun Tel Aviv için endişe kaynağı" olduğu öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail, İran savaşında hiçbir hedefine ulaşamadı</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İran'a saldırılar başlarken İsrail'in ilan ettiği "uranyumu ele geçirmek, yönetimi devirmek, balistik füzeleri yok etmek ve vekil örgütlere sağlanan finansmanı durdurmak" gibi hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Safavi, İran ordusunda üst düzey bir komutan olan babasıyla konuşmasına da atıfta bulunarak, "Babamla konuştum ve bence hepsi vatanları için canlarını feda etmeye hazırlar. Bunu bir mücadele ve İran topraklarına, İran'ın haysiyetine ve gururuna yönelik bir işgal olarak görüyorlar. Şu ana kadar, bu savaşta İran'ın üstün olduğunu düşünüyorlar" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İranlı uzmandan ateşkesin tuzak olabileceği yorumu</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hamzeh Safavi, İranlı yetkililerin ateşkese derin bir şüpheyle yaklaştığını belirterek, bu durumun yeni saldırıların habercisi olabileceğini ifade etti. Safavi, bazı İranlı yetkililerin ateşkesi aldatıcı bulduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CNN International'a demeç veren Safavi, Trump yönetimi ile iki tur müzakere sonrasında ABD tarafının asıl niyetinin müzakere etmek olmadığını fark ettiklerini belirterek, "Daha önce İran'a saldırmaya karar vermişlerdi ve müzakere sadece bir tuzaktı. Bu yüzden bu turda, birçok yetkili 2 haftalık ateşkesin yine bir tuzak olduğuna ve belki de ABD ya da İsrail'in yeniden saldıracağına inanıyor" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Netanyahu: Hizbullah'a yönelik saldırılar devam edecek<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a dün düzenlenen saldırılarda Hizbullah lideri Naim Kasım'ın sekreteri ve yeğeni Ali Yusuf Harşi'nin öldüğünü iddia etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceği mesajını verdi ve "Gereken her yerde Hizbullah'ı vurmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lübnan'da ulusal yas ilan edildi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail’in Lübnan’a dün düzenlediği saldırılar 254 sivilin ölümüne neden oldu. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, İsrail’in dün düzenlediği yoğun bombardıman nedeniyle bugünü ulusal yas ilan etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, "Bugün, İsrail’in yüzlerce masum ve savunmasız sivili hedef alan saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü olarak kabul edilecek" denildi. Kamu kurumlarının kapatılacağı ve bayrakların yarıya indirileceği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Salam’ın Ofisi ayrıca, Başbakan’ın İsrail’in katliam makinesini durdurmak için Lübnan’ın tüm siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla diplomatik girişimlerde bulunduğunu duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>WSJ: Trump'ın zafer ilanı endişe yarattı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini paylaşmadığı yetkililere dayandırdığı haberde, Trump'ın ateşkesin bozulmasına yol açabilecek riskler ve İran'ın halen "tehlikeli askeri kabiliyete sahip olduğu" konusunda uyarıldığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde, ABD'li bir yetkilinin, İran'ın füze rampalarının yarısından fazlasının imha edildiği, ancak önemli bir kısmının çoğunlukla yerin derinliklerinde gömülü olduğu iddiasına yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Devrim Muhafızları Ordusunun düzinelerce küçük botu elinde bulundurduğunu aktaran aynı yetkili, bunların Hürmüz Boğazı'nda gemileri "tehdit edebileceğini" ileri sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde, yetkililer ve askeri uzmanlara göre İran'ın askeri ve nükleer kapasitesinin darbe aldığı ancak bu ülkenin halen önemli bir kapasiteye sahip olduğu aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın füze ve insansız hava araçlarıyla "komşularını tehdit etme yeteneğini koruduğu" savunulan haberde, Trump'ın "kırılgan ateşkesi abarttığı" ve "İran'ın bölgedeki ABD güçlerine saldırma kabiliyetini muhafaza ettiği" yorumuna yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/netanyahu-savasa-devam-1775731700.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NATO&#039;nun geleceği belirsiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/natonun-gelecegi-belirsiz-777</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/natonun-gelecegi-belirsiz-777</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Genel Sekreteri ile yaptığı görüşmenin ardından ittifakın geleceğindeki belirsizlikler arttı. ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmaya yönelik planlar hazırladığı iddia edildi. İngiliz basını İran savaşının, Avrupa’nın ABD’den "özgürleşmesi" açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtildi. Transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimin, dünyadaki askeri ve siyasi dengeleri değiştirebileceği kaydedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Genel Sekreteri ile yaptığı görüşmenin ardından ittifakın geleceğindeki belirsizlikler arttı. ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmaya yönelik planlar hazırladığı iddia edildi. İngiliz basını İran savaşının, Avrupa’nın ABD’den "özgürleşmesi" açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtildi. Transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimin, dünyadaki askeri ve siyasi dengeleri değiştirebileceği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı iki saatlik görüşmenin ardından ABD Başkanı&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/donald-trump" target="_blank">Donald Trump</a>, İran konusunda müttefiklerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Görüşme, ABD ile İran arasında ateşkes sağlanmasından sadece bir gün sonra gerçekleşti. Trump, Grönland'ı ele geçirme tehdidini yineleyerek Avrupalı ortaklarını yeniden hedef alacağının sinyalini verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmak için bir plan hazırladığı bildirildi. Trump ekibi bu kapsamda çeşitli yaptırım seçeneklerini masaya yatırıyor. Planın, Avrupa'daki birliklerin yeniden konuşlandırılmasından bazı üslerin kapatılmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiliz basınında yer alan bir analizde ise İran savaşı, Avrupa'nın ABD'den "özgürleşmesi" için dönüm noktası olarak tanımlandı. Analizde, Avrupalı liderlerin, uzun süredir devam eden "dalkavukluk siyasetinden" vazgeçerek, ABD'ye karşıt bir tutum sergilemeye başladığına dikkat çekildi. Bu geçiş sürecinin, Orta Doğu'daki kriz, Ukrayna'ya yönelik ABD politikaları ve Grönland tehdidinin ardından hız kazandığına dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BEYAZ SARAY'DA GERGİN GÖRÜŞME<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Al Jazeera'nin haberine göre NATO Genel Sekreteri Rutte, İran ile sağlanan ateşkes ve ABD-NATO ilişkilerini görüşmek üzere çarşamba günü Beyaz Saray'a gitti. Trump, Rutte ile görüşmesinin ardından Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "NATO, onlara ihtiyacımız olduğunda yanımızda değillerdi ve tekrar ihtiyacımız olduğunda da yanımızda olmayacaklar" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Görüşme öncesinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, üye devletlerin ABD halkına sırt çevirdiğini dile getirmişti. Leavitt, Trump'ın Rutte ile "çok açık ve dürüst bir görüşme" yapacağını belirtmişti. Leavitt, Trump'ın Rutte ile bir araya gelmeden önce NATO'ya ilişkin, "Sınandılar ve başarısız oldular" yorumunda bulunduğunu söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO ÜLKELERİNİ CEZALANDIRMA PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Wall Street Journal'ın (WSJ) Beyaz Saray kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Trump yönetiminin, İran savaşı sırasında ABD ve İsrail'e yardımcı olmadıklarını düşündüğü NATO üyelerini cezalandırmak için bir plan üzerinde çalıştığı ifade edildi. Plan, ABD birliklerinin ittifak üyesi ülkelerden çekilip savaşta "daha destekleyici davranan" ülkelerde konuşlandırılmasını içeriyor. Planın henüz taslak aşamasında bulunduğu bilgisi verilirken, Beyaz Saray'ın NATO'yu cezalandırmak için farklı seçenekleri de değerlendirdiği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsimlerinin gizli kalması koşuluyla WSJ'ye konuşan yetkililere göre, plan birliklerin yeniden konuşlandırılmasının ötesinde, Avrupa ülkelerinden en az birindeki, muhtemelen İspanya veya Almanya'daki bir ABD üssünün kapatılmasını da içerebilir. Bu öneri, Başkan Trump'ın ABD'yi ittifaktan tamamen çekme yönündeki son tehditlerinin çok gerisinde kalıyor. Trump, yasa gereği Kongre'nin onayı olmadan NATO'dan çekilmeye yönelik bir adım atamaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, destekleyici olarak görüldükleri için birliklerin konuşlandırılabileceği ülkeler arasında Polonya, Romanya, Litvanya ve Yunanistan'ın bulunduğunu söyledi. Doğu Avrupa ülkeleri, ittifaktaki en yüksek savunma harcaması oranlarından bazılarına sahip. Bu ülkeler, Hürmüz Boğazı'nı izlemek için uluslararası bir koalisyonu destekleyeceklerini ilk belirtenler arasında yer almıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HANGİ ÜLKELER HEDEFTE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin hangi ülkelerden birliklerini çekeceği henüz kesinleşmedi. Ancak ittifak üyelerinden birçoğu Trump'ın göreve dönmesinden bu yana onunla ters düştü. İran'daki savaşa karşı çıkan ülkeler, Trump'ın öfkesini üzerine çekmiş durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO üyesi ülkeler arasında GSYİH'sinin yüzde 5'ini savunmaya harcamayacağını belirten tek ülke olan İspanya, İran operasyonunda yer alan ABD uçaklarının hava sahasını kullanmasını da engelledi. ABD yönetimi ayrıca, savaşa karşı çıkan Almanya'ya karşı da hayal kırıklığı yaşıyor. Almanya, ABD ordusunun Orta Doğu'daki operasyonlarını desteklemek için kullandığı en büyük ve en önemli merkezlerden biri konumunda bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İtalya da kısa bir süreliğine ABD'nin Sicilya'daki hava üssünü kullanmasını engelledi. Öte yandan Fransız hükümeti, ABD'nin güney Fransa'daki bir üssü kullanmasına ancak İran saldırılarında yer almayan uçakların oraya ineceğine dair garanti vermesi şartıyla izin verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump pazartesi günü&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/nato" target="_blank">NATO</a>'dan "çok büyük bir hayal kırıklığına uğradığını" belirtmişti. ABD Başkanı, müttefiklerin İran savaşında ABD'yi destekleme konusundaki isteksizliklerinin "NATO'da asla silinmeyecek bir leke" olduğunu dile getirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">THE GUARDIAN ANALİZİ: AVRUPA'NIN DÖNÜŞÜMÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Guardian'ın analizinde, İran savaşı Avrupa açısından stratejik bir kırılma noktası olarak değerlendirildi. Analizde, Orta Doğu’daki gelişmelerin Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığını sorgulamasına neden olduğu ifade edildi. Aynı değerlendirmede, bu sürecin Avrupa’nın Washington’dan bağımsızlaşma yolunda attığı önemli bir adım olduğu kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde Avrupa'daki bazı hükümetlerin, yasadışı olmasına rağmen savaşın hızlı bir şekilde çözülmesinin stratejik kazanımlar sağlayacağına inanarak İran'a saldırıları kısa süreliğine desteklediği hatırlatıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Avrupa, ABD'nin Rusya'nın elde edeceği avantajlar açısından çok büyük bir yanlış hesap yaptığına inanıyor. Washington, Hürmüz Boğazı'nın kapanması üzerine Rus petrolüne yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdiye kadar Orta Doğu'daki savaş Moskova için büyük bir kazanç, Kiev için ise ciddi bir kayıp oldu. Bu durum Avrupa'da, Covid-19 ve Ukrayna savaşından sonra sadece 5 yıl içinde üçüncü bir ekonomik kriz tehdidi oluşturdu. Analizde,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran-savasi" target="_blank">İran savaşı</a>&nbsp;nedeniyle uluslararası hukukun aşınmasının dünya ve Avrupa için ciddi bir tehdit oluşturduğu uyarısı yapıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AŞIRI SAĞCI LİDERLER BİLE UZAKLAŞIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde, aşırı sağcı liderlerin bile kendilerini Trump'tan uzaklaştırdığına dikkat çekildi. İngiliz gazetesi bu durumun, Trump ile yakınlaşmanın aşırı sağcıların kamuoyu desteği kaybetmesine neden olmasından kaynaklandığını öne sürdü. Bu durumun en belirgin örneği İtalya'da yaşandı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, önemli bir anayasa referandumunda yenilgiye uğradıktan sonra Trump'ın savaşına olan desteğini geri çekti. Almanya ve Fransa'da da benzer bir tablonun açıkça&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">görüldüğü kaydedildi. Almanya için Alternatf (AfD) ve Fransa'daki Ulusal Birlik Partisi, İran savaşına muhalif bir tutum sergiledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA VE İRAN BİRLİKTE ÇALIŞABİLİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avrupalılar daha sonra küresel güneyde gıda krizini önlemek için BM öncülüğünde bir gübre koridorunu destekledi. Ayrıca İngiltere, ABD ve İsrail saldırılarını kesin olarak sona erdirdikten sonra boğazı yeniden açmayı amaçlayan 40'tan fazla ülkenin oluşturduğu bir koalisyona liderlik ediyor. Bu girişim, İran ile koordinasyon gerektirecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın petrol ihracatını ve yeniden yapılanmayı finanse etmek için ortak bir bölgesel geçiş ücreti sisteminin devreye alınması gerekebilir. Bu sistem, Pakistan'ın arabuluculuğuyla yürütülen müzakereler devam ederken geçici ateşkes sırasında bile kurulabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan ABD'nin askerlerini yeniden konuşlandırma planı, daha fazla ABD askerinin Rus sınırına daha yakın konuşlandırılmasıyla sonuçlanabilir. Bu durumun Moskova'yı muhtemelen kızdıracağı öngörülüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/natonun-gelecegi-belirsiz-1775716898.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya şimdilik rahat bir nefes aldı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-776</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-776</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYA, son 24 saatte Ortadoğu’dan gelen haberlerle derin bir nefes aldı.
Ancak bu nefesin kalıcı olup olmayacağı hâlâ belirsiz, geçici ateşkes şimdilik ilan edildi. Ortada tam bir barış şimdilik yok, ama “yok etmek”ten söz ederken gelen bir rahatlama haberi var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet’ten Hande Fırat’ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-43146844" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-43146844</strong></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DÜNYA, son 24 saatte Ortadoğu’dan gelen haberlerle derin bir nefes aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak bu nefesin kalıcı olup olmayacağı hâlâ belirsiz, geçici ateşkes şimdilik ilan edildi. Ortada tam bir barış şimdilik yok, ama “yok etmek”ten söz ederken gelen bir rahatlama haberi var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PERDE ARKASINDA GECE&nbsp;YARISI YAŞANANLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçici ateşkes ilanı için Türkiye saati ile saat 02.00’ye kadar Ankara- Washington- Tahran- İslamabad ve Doha arasında telefon trafiği sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü telefon trafiğini yakından takip etti. Özellikle iki başlık üzerinde çalışıldı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1- Geçici ateşkesi kalıcıya çevirebilmek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2- Cuma günü İslamabad’da yapılması öngörülen müzakerelerin modelitesi ve başlıkları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İki tarafın sunduğu maddeler aktörler arasında gece boyunca geldi gitti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran’ın 10 maddesi ilk etapta basına yansısa da, telefon diplomasisinde bu başlıklar muğlak bırakıldı. Aksi takdirde masaya oturmak riske girebilirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran kendisine savaş tazminatından, Hürmüz’den geçecek gemiler için alınacak ücrete kadar başlıkları masaya getirmek isterken, ABD savaş öncesinde masaya koyduğu dosyayı getirdi yani nükleer kapasite, zenginleştirilmiş uranyum, füze kapasitesine son verilmesi ve vekil güçlerin tasfiyesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Bu durumda ayrıntılar İslamabad görüşmesine bırakılmış gibi görünüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ODADAKİ FİL ENDİŞESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Ankara’ya göre geçici ateşkes bir güven artırıcı önlem işlevi görmeli. Üstelik hem bölge hem de dünya açısından önemli bir ilk adım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Ancak daha önemlisi bunun kalıcı bir barışa evrilebilmesi. Yani bu sürenin tarafların tahkimat yapması için kullanılmaması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Diğer yandan “odadaki fil” sorunu var. Taraflar bu sürece Lübnan’ın da dahil olduğu konusunda görüş birliğine varmışken, gece boyunca sessiz kalıp sonra Lübnan açıklaması ile yine ortalık karıştırmaya çalışan İsrail sorunu. Ankara’nın endişesi İsrail’in masayı dağıtacak bir hamle yapmaya kalkması. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Fidan, Amerikalılara, “İsrail siyasi ve askeri çıkarları için ABD’yi kullanmamalı” mesajını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ANKARA’NIN&nbsp;SÜREÇTEKİ ROLÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Türkiye başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm kurumları ile aktörlerle görüştü. Sadece son bir haftada Dışişleri Bakanı Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile 50’ye yakın görüşme yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Süreçte Ankara, İran’a karşılık vermek isteyen Körfez ülkelerini de tutarak, bölgesel savaşa dönüşmesine engel oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Kürt grupların savaşa dahil edilmesini de önledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Gerekli mesajlar taraflara zamanında verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAVAŞIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: ABD’NİN KAYIPLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi&nbsp;gelelim konunun diğer boyutlarına... ABD Başkanı’nın yüksek tondan tüm söylemlerine karşı sıkıştığı ve bir çıkış kapısı aradığı biliniyordu. Sahada dolaşan ciddiyetle değerlendirilmesi gereken bir de tablo var. ABD’nin hem füze kapasitesinin büyük çoğunluğunu kullandığı bilgisi hem de kayıplar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ F-35 Lightning II: 1 savaş uçağı hasar aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ F-15E Strike Eagle: 4 kayıp iddiası (Kuveyt ve İran üzerinde).<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ A-10 Thunderbolt II: 1 uçak düşürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ MC-130J Commando II: 2 uçak imha edildi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ E-3 Sentry AWACS: 1 erken uyarı uçağı yok edildi (≈700 milyon $).<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ KC-135 Tanker: 2 imha, 6 hasarlı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ AH/MH-6 Little Bird: 4 helikopter.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ MQ-9 Reaper: 17 İHA.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ HH-60M / HH-60W: toplam 3 kayıp/hasar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ CH-47F Chinook: 2 ağır helikopter.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu, savaşın askeri dengesi açısından kritik bir kırılma olduğunu gösteriyor. ABD’nin İran’ı hafife aldığı ve bu öngörüde de yanıldığını gözler önüne seriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD NEDEN FRENE BASTI?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kayıpların yanı sıra sahaya dair en kritik veri şu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD’nin bu süreçte füze kapasitesinin yaklaşık yüzde 70’ini kullandığı iddiası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu bilgi şu açıdan önemli:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yoğun ve kısa sürede yapılan operasyonlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Çoklu cephe baskısı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Artan mühimmat tüketimi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tabloyu destekliyor. Ve doğrudan şu sonuca götürüyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD, uzun süreli bir çatışmayı sürdürmek istemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Çünkü sürdürülebilirlik riski var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Trump askeri, diplomatik ve siyasi açıdan sıkıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle ateşkes bir diplomatik tercih değil, askeri zorunluluk<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN’IN ‘ZAFER’ İLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran&nbsp;cephesi ateşkesi farklı okuyor: “Direndik ve kazandık.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna paralel olarak İran’ın 10 maddelik bir çerçeve sunduğu iddiaları gündemde. Öne çıkan ortak başlıklar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İsrail saldırılarının tamamen durması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD’nin doğrudan müdahaleden çekilmesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yeni saldırı garantisi verilmemesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Güvenlik teminatları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yaptırımların gevşetilmesi beklentisi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tablo, klasik ateşkesten çok şartlı denge arayışı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN’IN GERÇEK GÜCÜ:&nbsp;ALGI VE MOZAİK SİSTEM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran cephesinde öne çıkan diğer başlıklar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Sahte (decoy) füze rampaları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Vurulan hedeflerin bir kısmının aldatma sistemleri olması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran tarafından atıldığı tespit edilen 5 bini aşan füze izi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın doktrini biliniyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mozaik + mobil + aldatma temelli yapı<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da İran’a şu avantajı sağlıyor: tükenmeyen güç algısı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail sahada etkiliydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak stratejik hedef gerçekleşmedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü: İran’ın füze kapasitesi kırılmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da şu anlama geliyor: İsrail vurdu ama sonucu alamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DİPLOMASİNİN YENİ&nbsp;ADRESİ: İSLAMABAD<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sahadaki kırılgan denge diplomasiyi hızlandırdı. Müzakerelerin İslamabad hattında sürmesi bekleniyor. Bu önemli. Çünkü Pakistan:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran ile temas kurabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Batı ile konuşabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Bölgesel denge kurabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da sürecin kaderinin sahadan çok masada şekilleneceğini gösteriyor. Asıl kritik soru burada. Bu sürecin başarıya ulaşması sadece bölge için değil, dünya için de hayati. Ancak zorluklar büyük:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Taraflar birbirine güvenmiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Herkes “kazandım” söyleminde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Sahadaki denge hâlâ kırılgan.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle müzakereler ya kalıcı bir denge kuracak ya da yeni bir çatışmanın zeminini hazırlayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KİM KAZANDI?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Net&nbsp;bir kazanan yok. Ama kaybetmeyen taraf var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Rejim ayakta.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Füze kapasitesi sürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD ve İsrail tam sonuç alamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Güçlü ama sınırlı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkili ama sonuçsuz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON SÖZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya bugün gerçekten bir nefes aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama bu nefes şimdilik bir rahatlama, bir ara.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD baskı altında.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran pozisyonunu güçlendiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail yeni hamleyi hesaplıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en kritik gerçek: Bu ateşkes bir son değil, bir çıkış yolu mu, yoksa yeni bir savaşın eşiği mi? Onu masadaki gelişmeler ve uluslararası tavır gösterecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-1775716337.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşkes İsrail&#039;i karıştırdı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-israili-karistirdi-774</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-israili-karistirdi-774</guid>
                <description><![CDATA[İsrail muhalefeti, ülke tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen savaşta Tel Aviv'in başarısız olduğunu vurguladı. İsraillilerin sığınaklara hapsolduğu sürecin sonunda oluşan hasarı onarmak için yıllar gerektiğini belirten muhalefet, yenilgiden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sorumlu tuttu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in Pakistan'ın sunduğu 2 haftalık geçici ateşkes ve barış müzakereleri yürütülmesi planına onay vermesi İsrail'de büyük tepkiye neden oldu. İsrail muhalefeti, ülke tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen savaşta Tel Aviv'in başarısız olduğunu vurguladı. İsraillilerin sığınaklara hapsolduğu sürecin sonunda oluşan hasarı onarmak için yıllar gerektiğini belirten muhalefet, yenilgiden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sorumlu tuttu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'de muhalefet partilerinin liderleri, İran ile geçici ateşkes kararı ilan edilmesinde Tel Aviv'in masada olmamasına tepki göstererek, Başbakan&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/binyamin-netanyahu" target="_blank">Binyamin Netanyahu</a>'nun siyasi ve stratejik açıdan başarısız olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı geçici ateşkesi kabul ettiğini duyurması, İsrail muhalefetinden hükümete sert tepkiler gelmesine neden oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL TARİHİNİN EN BÜYÜK FELAKETİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi "Gelecek Var" lideri Yair Lapid, X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Tarihimiz boyunca hiç bu kadar büyük bir siyasi felaket yaşanmamıştı. Ulusal güvenliğimizin temelini ilgilendiren (geçici ateşkes) kararlar alınırken İsrail masada bile değildi." yorumunu yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lapid, İran ile geçici ateşkes kararı alınırken İsrail'in masada bile olmamasına tepki göstererek, "Netanyahu siyasi ve stratejik olarak başarısız oldu. Bizzat kendisinin belirlediği hedeflerin tek birini bile gerçekleştiremedi. Netanyahu'nun kibir, ihmalkarlık ve stratejik planlama eksikliği nedeniyle yol açtığı bu siyasi ve stratejik hasarı onarmak yıllarımızı alacak." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'AĞIR BEDEL ÖDEYEREK YENİ BİR ÇATIŞMAYA GİRMEK ZORUNDA KALACAĞIZ'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman ise ABD merkezli X hesabından yaptığı paylaşımda, geçici ateşkes kararına tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran ile yapılan ateşkes, Ayetullah rejimine bir nefes alma alanı ve yeniden organize olma fırsatı tanıyor. İsrail'in yok edilmesi hedefinden vazgeçilmesini, uranyum zenginleştirilmesinin durdurulmasını, balistik füze üretiminin sonlandırılmasını ve bölgedeki terör örgütlerine verilen desteğin kesilmesini içermeyen her türlü anlaşma, gelecekte çok daha zor şartlar altında, daha ağır bir bedel ödeyerek yeni bir çatışmaya geri dönmek zorunda kalacağımız anlamına gelir."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da X hesabından açıklamalarda bulunarak, "Netanyahu yalan söyledi, tarihi bir zafer ve nesiller boyu sürecek bir güvenlik vaat etmesine rağmen, pratikte İsrail'in tarihindeki en ağır stratejik başarısızlıklardan birine imza attı." açıklamasını yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'TÜM ÜLKE SIĞINAKLARA HAPSOLDU'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan, "Bu süreçte sivil kayıplar verildi, kahraman askerler şehit düştü ve tüm ülke sığınaklara hapsoldu. İsrail ordusu üzerine düşeni üstün bir güçle yerine getirip önemli başarılar elde etse de Netanyahu-Smotrich-Ben Gvir hükümeti, bu kazanımları gerçek bir zafere dönüştürmekte bir kez daha sınıfta kaldı." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hedeflerin hiçbirine ulaşılmadığını ve İran yönetiminin bu süreçten güçlenerek çıktığını belirten Golan, şu mesajı paylaştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bugün İran, hem zenginleştirilmiş uranyumu elinde tutuyor hem de Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüyle şartları dikte eden taraf konumunda bulunuyor. İsrail ise tıpkı Gazze'de olduğu gibi bir kez daha karar masasının dışında kalarak etkisizleşti. Ortaya çıkan tablo yine aynıdır. Askeri başarıları siyasi bir güvenliğe dönüştürmeyi beceremeyen başarısız, aşırılıkçı ve tehlikeli bir hükümet yüzünden ordu kazanırken İsrail kaybetmektedir. Sonuç olarak yaşanan bu durum tarihi bir zafer değil, İsrail'in güvenliğini gelecek yıllar boyunca tehlikeye atan mutlak bir başarısızlıktır."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL MUHALEFETİNİN SAVAŞA DESTEĞİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail muhalefeti, geçici ateşkes kararına tepki gösterse de İran ve Lübnan'a saldırıların başlamasına destek vermişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in Lübnan ve İran'a saldırılarını destekleyen Lapid, 6 Nisan'da yaptığı açıklamada, şunları belirtmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Ordumuz konusunda şüphemiz yok. Muhteşem bir iş yapıyor ve İsrail tarihine görkemli sayfalar yazıyor. Stratejik zafer demek, (İran'da) rejim değişikliği, nükleer tehdidin ortadan kaldırılması, balistik tehdidin bertaraf edilmesi, Hizbullah'ın ezilmesi. Stratejik zafer demek, İran ekonomisinin altyapısının yok edilmesi (Bunu Nisan 2024'ten beri savunuyorum)."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan da 6 Nisan'da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Bizim kahraman kadın ve erkek savaşçılarımız var. Mükemmel kadın ve erkek komutanlarımız var. Savaşmayı ve kazanmayı bilen muazzam bir ordumuz var. Sahip olmadığımız tek şey, zaferleri kalıcı kazanımlara dönüştürmeyi bilen bir hükümettir." açıklamasını yapmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Liberman ise 28 Şubat'ta ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Tevrat anlatısına göre antik Pers imparatorluğunda yaşayan, Yahudileri öldürmek isteyen vezire atıfla, "Haman’ı nasıl aştıysak Hamaney’i de aşarız." demişti.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ateskes-israili-karistirdi-1775646625.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran bu füzeleri Gazze için neden kullanmadı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-771</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-771</guid>
                <description><![CDATA[HAMAS, Gazze'deki soykırıma gerekçe gösterilen 7 Ekim 2023 "Aksa Tufanı" saldırısını, İran'ın desteğiyle hazırlamıştı. Zaten Netanyahu'nun kulağına, "HAMAS'ı bitir" diye fısıldayan Körfez ülkelerinin ve Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin desteği söz konusu olamazdı!
Dahası vardı... İran, İsrail'in "intikam saldırıları"na karşı da "destek" garantisi vermişti! HAMAS, bilhassa Hizbullah'a çok güvenmişti!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-yazi-2007606/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.star.com.tr/yazar/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-yazi-2007606/</a></p><p class="MsoNormal">HAMAS, Gazze'deki soykırıma gerekçe gösterilen 7 Ekim 2023&nbsp;<strong>"Aksa Tufanı"</strong>&nbsp;saldırısını, İran'ın desteğiyle hazırlamıştı. Zaten Netanyahu'nun kulağına,&nbsp;<strong>"HAMAS'ı bitir"</strong>&nbsp;diye fısıldayan Körfez ülkelerinin ve Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin desteği söz konusu olamazdı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dahası vardı... İran, İsrail'in&nbsp;<strong>"intikam saldırıları"</strong>na karşı da&nbsp;<strong>"destek"</strong>&nbsp;garantisi vermişti! HAMAS, bilhassa Hizbullah'a çok güvenmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu desteği herkes beklediği için Hizbullah lideri Nasrallah'ın 3 Kasım 2023'te yapacağı açıklamaya bütün dünya kilitlenmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak ne yazık ki, Demirel gibi çok konuşup hiçbir şey söylememeyi beceren Nasrallah'ın 90 dakikalık nutku,&nbsp;<strong>"HAMAS'a övgü"</strong>den ibaretti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HAMENEY DE "BAŞKA KAPIYA" DEMİŞTİ!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hıyanet karşısında büyük şok yaşayan HAMAS lideri İsmail Haniye, soluğu Tahran'da almış ve 5 Kasım'da İran Şiî lideri Ali Hamaney ile görüşmüştü. İran resmî algı ajansı IRNA'nın dünyaya duyurduğu bu görüşmede Hamaney de, Gazze halkının direnişine övgü yağdırmış; İslâm ülkelerinin destek vermesi gerektiğini söylemişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama İran'ı&nbsp;<strong>"İslâm ülkesi"</strong>&nbsp;görmediğinden olacak ki,&nbsp;<strong>"Filistin'in özgürleştirilmesi Filistinliler için bir onurdur ve bizim bu onurda size ortak olmak gibi bir niyetimiz yok"</strong>&nbsp;demişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, hiç değilse Gazze'ye&nbsp;<strong>"gölge"</strong>&nbsp;etmeseydi ama bunu da çok gördü!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görüşmeyi izleyen 9 ayda HAMAS'ın ezber bozan bir direniş sergilediğini gören İran yönetimi, İsrail'in yıllardır öldüremediği Haniye'yi 29 Temmuz'daki&nbsp;<strong>"tören"</strong>&nbsp;için davet etmiş ve iki gün sonra da MOSSAD'ın&nbsp;<strong>"konum"</strong>&nbsp;bilgili saldırısıyla ortadan kaldırmasını sağlamıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran yine bol tehdit savurdu ama asıl müsebbibi olduğu soykırıma karşı hiçbir şey yapmadı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN İSTESE RAHATLIKLA YAPABİLİRMİŞ!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki; İran ve tetikçisi Hizbullah, gücü yetmediği için mi Gazze'ye destek vermedi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">17, 18 Eylül 2024'teki çağrı cihazı patlamaları ve 30 Eylül'deki Nasrallah suikastıyla yönetim zaafı yaşayan Hizbullah, İran'ı korumak için Tel Aviv'e füze yağdırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durum, Nasrallah'ın havanda su dövdüğü günlerde Hizbullah'ın İsrail'e çok daha güçlü bir tepki verebileceği anlamına geliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ya İran?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yahudileri sığınaklara hapsetmekle övünen Tahran yönetimi,&nbsp;<strong>"Demir Kubbe'yi kevgire çeviren"</strong>&nbsp;füzelerinden birkaçını üç yıldır zulüm gören Gazze Müslümanları için neden ateşlemedi? Destek vadederek ayağa kaldırdığı HAMAS'ı neden yüzüstü bıraktı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca bugün,&nbsp;<strong>"Amerikan uşağı"</strong>&nbsp;oldukları iddiasıyla saldırdığı Körfez ülkelerine, neden üç yıldır&nbsp;<strong>"Siyonist İsrail'e karşı adam gibi bir duruş sergileyin"</strong>&nbsp;demedi de hıyanette yarış etti?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü Gazze'deki Müslümanlar, Şiî İran'ın da hiç umurunda değildir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü Filistinliler Sünnî'dir ve Şiî rejim için Sünnî düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha önce gelmektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE'DE AYIRIMCILIK YAPAN KİM?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üç yıldır İran'ın Gazze'deki bütün bu hıyanetlerini görmüyor; Şiîlerle değil Siyonistlerle uğraşıyoruz. Hakeza bugünkü savaşta da, İran'ın ezelî hasmane tutumuna rağmen Türkiye; ABD ve İsrail'in karşısında, İran'ın yanındadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa bu kritik ortam ve Haçlı Siyonist saldırılar istismar edilerek Sünnî düşmanlığı için kullanılmaktadır. Şiî darbesini&nbsp;<strong>"İslâm Devrimi"</strong>&nbsp;zanneden muhafazakârlardan,&nbsp;<strong>"İran düşmanı"</strong>&nbsp;Kemalistlere ve Gülenistlere kadar bütün İktidar düşmanları,&nbsp;<strong>"ABD karşıtlığı"</strong>&nbsp;maskesi altında İran lejyonerliği yapmaktadır. Yine kirli bir işbirliği sergilenmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mine Kırıkkanat gibilerin bile Şiî avukatlığına soyunması nasıl izah edilebilir? Böyle bir savaş esnasında neden&nbsp;<strong>"Sünnî-Şiî"</strong>&nbsp;mukayesesi körüklenmektedir? İran'a Siyonistler mi, yoksa Sünnîler mi saldırmaktadır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sinsi operasyonun etkisinde kalanların&nbsp;<strong>"Şiîliği tartışacak zaman değil"</strong>&nbsp;türü ortaya karışık beyanları da, fitnecilerin ekmeğine yağ sürmektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herhangi bir ülkedeki hiçbir&nbsp;<strong>"birey"</strong>in inancını sorgulamak haddimiz değildir. Ancak Şiî İran rejiminin, Sünnî ve Türkiye düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha öndedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Biz İran'ı yeni keşfetmedik! Şah İsmail'in, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem) mübarek bedenini tünel kazarak Avrupa'ya kaçırmak isteyen Haçlılarla yaptığı iğrenç işbirliğini de, Yavuz Sultan Selim Han'ın buna haddini bildirmek için (FETÖ'cülerin çaldığı meşhur&nbsp;<strong>"Çamurlu Kaftan"</strong>ın sahibi olan) İbn-i Kemal Hazretlerinden aldığı&nbsp;<strong>"fetva"</strong>yı da biliyoruz!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN HÂLÂ İSRAİL'E HİZMET ETMEKTEDİR!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fitne için kullanılan bu savaştan kimin kârlı çıktığını da sorgulamak gerekir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu savaşı, İsrail'in başlattığı bir gerçektir. Ancak İsrail'e bu fırsatı veren de, İran'ın (bilinçli değilse) basiretsiz tutumudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu gidişat ise, yine İsrail'e hizmet etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, hıyanet ettiği Gazze'ye bu savaşla bir darbe daha vurmaktadır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü herkes Hürmüz Boğazı'nı konuşmakta olup; Gazze'yi unutulmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa Gazze'deki katliam ve zulüm devam ederken Batı Şeria da eklenmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'e rağmen Gazze'de bir&nbsp;<strong>"Uluslararası Yönetim"</strong>&nbsp;süreci başlamıştı. Ağır aksak yürüse de, İsrail'in keyfiliğine son vereceği için çok önemliydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BM Güvenlik Konseyi'nin, 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla başlayan süreç, tam da Neyanyahu'nun istediği gibi unutulmuş durumdadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Gazze'de köşeye sıkışmıştı. İçeride,&nbsp;<strong>"Madem bu noktaya gelecektik, bu kadar naneyi niye yedik"</strong>&nbsp;sorgusuna muhatap olan Netanyahu'nun günleri sayılıyordu. Şimdi siyasî hayatının en güçlü dönemini yaşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İran'ın moral üstünlüğü"</strong>&nbsp;denilen şey, aslında İsrail'in 7 Ekim'den sonra kaybettiği ve milyarlarca dolar harcadığı halde geri alamadığı&nbsp;<strong>"Mağduriyet üstünlüğü"</strong>ne İran sayesinde kavuşmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki İsrail bu&nbsp;<strong>"mağduriyet"</strong>i, hangi faturayı ödeyerek kazandı? İran, Suriye'de Müslümanlara yaptığının ne kadarını Siyonistlere yapabildi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece Tel Aviv'de birkaç bina yıkıldı! Unutmayın ki, Yahudiler için en kolay problem,&nbsp;<strong>"para"</strong>&nbsp;ile çözülendir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSRAİL'İN YAPAMADIĞINI İRAN YAPTI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan İsrail, defalarca teşebbüs etmesine rağmen bir türlü Filistin dışına uzatamadığı&nbsp;<strong>"işgal haritasını"</strong>&nbsp;İran sayesinde Lübnan'a taşıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın ilk gününden itibaren sinsice Lübnan'a yüklenen İsrail, güneydeki&nbsp;<strong>"stratejik"</strong>&nbsp;bölgeyi işgal etmek üzeredir. Böylece, Suriye'deki gelişmeler sebebiyle tehlikeye giren&nbsp;<strong>"Golan işgali"</strong>ni tahkim etme ve Doğu Akdeniz'deki&nbsp;<strong>"Münhasır Bölge"</strong>sini genişletme peşindedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu adımlar bütün bölgeyi ama özellikle Türkiye'yi doğrudan etkilemektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ya bölge... ABD, nihayet bu bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'siz İsrail'in kocaman bir&nbsp;<strong>"hiç"</strong>&nbsp;olduğunu iyi bilen Netanyahu, Washington'a mekik dokumuş ama Trump'ı ikna edememişti. Ama onun yapamadığını İran yaptı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BİZİM AÇIMIZDAN DEĞNEĞİN İKİ UCU DA AYNI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu savaşın sonu, bizi yakından ilgilendiriyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira İsrail veya İran'dan hangisi galip çıkarsa çıksın; yeni hedefi Türkiye olacaktır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İsrail tamam da İran ne alaka"</strong>&nbsp;diyenlere, Karabağ Özgürlük Savaşı'nda İran'ın Ermenistan'a destek verdiğini hatırlatmak gerekir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Bu tutumun sebebi, İran'ın 'İran'daki Türkler' hassasiyetidir"</strong>&nbsp;diyecek kadar savrulmuş olan yerli İrancılara şunu sormak gerekir:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kendi vatandaşı ve çoğunluğu Şiî olan Türkleri "tehdit" gören İran paranoyasının, bölgede en güçlü orduya sahip olan üstelik bu süreçte daha da güçlenen Sünnî Türkleri "tehdit" görmemesi mümkün mü?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-1775630113.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 maddelik ateşkes planı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/10-maddelik-ateskes-plani-770</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/10-maddelik-ateskes-plani-770</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İran, iki haftalık bir ateşkes konusunda salı günü anlaşmaya vardı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes için belirlediği sürenin dolmasına 1 saat kala tamamlandı. İran, müzakerelerde kalıcı ateşkes sağlanması için 10 maddelik bir plan hazırladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ve İran, iki haftalık bir ateşkes konusunda salı günü anlaşmaya vardı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes için belirlediği sürenin dolmasına 1 saat kala tamamlandı. İran, müzakerelerde kalıcı ateşkes sağlanması için 10 maddelik bir plan hazırladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan'ın ateşkes teklifine İran ve ABD'den olumlu yanıt geldi. İran, Hürmüz Boğazı'nın geçici olarak açılmasını içeren 2 haftalık ateşkes teklifini onaylarken, 10 Nisan'da Pakistan'ın başkenti İslamabad'da ABD ile müzakerelerin başlayacağını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, TSİ 03:00'e kadar ateşkes sağlanamazsa İran'ı yok etme tehdidinde bulunmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre İsrail de ateşkesi onayladı. Trump, İran genelinde sivil hedefleri de kapsayacak şekilde şiddetli saldırılar düzenleme planını askıya aldığını duyurdu. ABD Başkanı, Tahran yönetiminden "uygulanabilir" bir ateşkes teklifi aldığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, 2 haftalık ateşkes süresince gerçekleştirilecek müzakerelerde kalıcı barış sağlanması için 10 maddelik bir barış planı hazırladı. Plan, Hürmüz Boğazı'nda yeni bir düzen oluşturulması, İran'ın müttefiklerine yönelik saldırılara son verilmesi ve ABD ordusunun Orta Doğu'dan çekilmesi gibi şartlar içeriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN'IN ATEŞKES PLANINDA YER ALAN MADDELER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran devlet medyasına göre Tahran yönetimi, savaşın sona ermesini ancak barış planının ayrıntıları netleştikten sonra kabul edecek. İran, daha önce ABD tarafından reddedilen bir dizi koşulu masaya getirdi. İran devlet medyası tarafından yayınlanan 10 maddelik liste, ABD’nin geçmişte kabul etmediği taleplerden oluşuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Plan şu maddeleri içeriyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-ABD'nin tüm saldırgan eylemlerine kalıcı olarak son vermeyi garanti etmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün devam etmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'a uygulanan tüm temel yaptırımların kaldırılması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran kurumlarıyla iş yapan yabancı kuruluşlara yönelik tüm yaptırımların kaldırılması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran'ı hedef alan tüm kararlarının sona erdirilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'ın nükleer programına ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın tüm kararlarının iptal edilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'a savaş zararları için tazminat ödemesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-ABD ordusunun Orta Doğu'dan çekilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları da dahil olmak üzere tüm cephelerde ateşkes sağlanması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, Farsça olarak yayınlanan versiyonda nükleer programı için "uranyum zenginleştirme hakkının kabul edilmesi" ifadesini de kullandı. Ancak bu ifade, İranlı diplomatların gazetecilerle paylaştığı İngilizce versiyonlarda yer almadı. Bu durumun nedeni belirsizliğini koruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA YENİ DÜZEN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ordusunun kotrolü altında olan Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişe izin verileceğini bildirdi. Bunun İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü tamamen gevşeteceği anlamına gelip gelmediği açıklanmadı. Bir yetkili, ateşkes planının İran ve Umman’ın boğazdan geçen gemilerden ücret almasına olanak tanıdığını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elde edilecek geliri İran’ın yeniden yapılanma için kullanacağı ifade edildi. Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlanırsa Tahran yönetimi, boğazı tekrar kapatma yoluna gidebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSLAMABAD'DA GÖRÜŞME ÇAĞRISI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkesin sağlanmasına yardımcı olan Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, X platformunda yaptığı paylaşımda İran ve ABD heyetlerini cuma günü İslamabad’da bir araya gelmeye davet ettiğini duyurdu. Tahran yönetimi görüşmelere katılacağını açıkladı. ABD, henüz görüşmelere katılıp katılmayacağına dair bir açıklama yapmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MÜZAKERELERİN GELECEĞİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump yönetimi ile İran arasında Tahran’ın nükleer programının statüsü üzerine yaklaşık bir yıl önce başlayan müzakereler 10 Nisan'da devam edecek. İki tarafın son derece farklı talepleri olması ve taviz vermeye yanaşmaması, kalıcı bir anlaşmaya varılmasını engelleyebilir. Batı medyasında yer alan yorumlarda, İran’ın taleplerinin ABD tarafından kabul edilmesinin olası olmadığı yorumları öne çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Guardian'ın haberinde, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol talebi "endişe verici" diye nitelendi. Savaş başlamadan önce İran’ın boğaz üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmuyordu. The Telegraph'ın iddiasına göre İran, boğazdan yaklaşık 2 milyon dolarlık bir geçiş ücreti talep edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CNN International'a değerlendirmelerde bulunan Demokrat Senatör Chris Murphy, Trump yönetimine sert tepki göstererek, "Bu anlaşma İran’a boğazı kontrol etme hakkı veriyorsa bu dünya için felaket olur” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GÖRÜŞMELERİN ARKA PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press'e (AP) isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan iki yetkili, salı günü geç saatlerde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, diplomasiye olanak sağlamak için Trump’tan süreyi iki hafta uzatmasını talep ettiğini belirtti. Şerif, X hesabından yaptığı açıklamada İran’dan da Hürmüz Boğazı’nı iki hafta süreyle açmasını istedi. Tahran’ın en büyük ticaret ortağı konumundaki Çin de, İranlıları ateşkes yolu bulmaya teşvik etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AFP'ye salı günü demeç veren Trump, Çin’in İran’ı müzakere masasına getirmeye yardımcı olduğuna inandığını söyledi. ABD ara&nbsp;<a href="https://secim.hurriyet.com.tr/" target="_blank">seçim</a>&nbsp;kampanyası hız kazanırken Trump’ın onay oranı en düşük seviyesine geriledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump'a desteğin gerilemesi, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetme riskini ortaya çıkardı. Anketler, ABD'lilerin büyük çoğunluğunun savaşa karşı olduğunu ve artan benzin fiyatlarından rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/10-maddelik-ateskes-plani-1775629598.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rüşvetin merkezi mimar gelinin ofisi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-762</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-762</guid>
                <description><![CDATA[Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu Nilüfer'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu Nilüfer'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/bursa" target="_blank">Bursa</a>&nbsp;Büyükşehir Belediye Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/mustafa-bozbey" target="_blank">Mustafa Bozbey</a>'in de aralarında bulunduğu 30 şüpheli tutuklanmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/nilufer" target="_blank">Nilüfer</a>'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rüşvet soruşturmasının kritik halkasını oluşturan Tiba Mimarlık, belediyedeki usulsüz imar onaylarının "vize merkezi" olarak faaliyet gösterdi. Müşteki beyanları ve teknik incelemeler, dönemin Nilüfer Belediyesi Başkanı Turgay Erdem'in tek imzalı yetkisini bir baskı unsuru olarak kullandığını gösterdi. Erdem'in, emsal artışı talep eden müteahhitlere projelerin mutlaka o dönemki Mustafa Bozbey'in gelini İldam Aydın Bozbey'e ait Tiba Mimarlık tarafından çizilmesi şartını koştuğu, bu ofis üzerinden kesilen fahiş proje bedellerinin aslında yasallaştırılmış rüşvet olduğu saptandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BOZBEY'İN&nbsp;KIZINA ARAÇ&nbsp;ÖDEMESİ</strong><br><br>Mustafa Bozbey'in kızı Side Bozbey Gürer'in araç alımıyla ilgili mali inceleme dikkat çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Side Bozbey Gürer adına 15 Kasım 2021 tarihinde satın alınan otomobilin "395 bin TL'lik senet ödemesi" açıklamasıyla, dönemin Özel Kalem Müdürü Aytunç Esendemirci'nin şahsi banka hesabından 100 bin TL ödeme yapıldığı belirlendi. Esendemirci'nin, hiçbir ticari bağı olmamasına rağmen başkanın kızının araç borcunu ödediği ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>11 PROJEDE&nbsp;USULSÜZLÜK</strong><br><br>Mülkiye müfettişleri ve bilirkişilerin yaptığı geriye dönük incelemeler, özellikle 2019 ile 2024 yıllarını kapsayan son 5 yıllık süreçte Nilüfer'de hayata geçirilen projelerin sistemli bir şekilde mevzuata aykırı hale getirildiğini ortaya koydu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında park alanlarının ranta açılması, sosyal donatı alanlarının daraltılması ve sığınakların usulsüz dükkanlara dönüştürülmesi şüphesiyle toplam 35 ayrı proje teknik incelemeye alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müteahhit E.A.'nın itirafları ve yerinde yapılan ölçümler neticesinde, mercek altına alınan bu projelerden 11 tanesinde emsal fazlalıkları ve ruhsat aykırılıkları bilirkişi raporlarıyla resmen tescillendi. Diğer 24 proje üzerindeki incelemeler ve rüşvet trafiğine dair veri toplama süreci ise devam ediyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-1775458939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yasak aşkların faturasını millet ödüyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-761</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-761</guid>
                <description><![CDATA[Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, CHP'li belediyelerde dönen dolapların yanı sıra başkanların kirli ilişki ağını da gözler önüne serdi. CHP'li başkanların belediye imkân ve kaynaklarını sevgilileri için nasıl çarçur ettiği ifşa oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, CHP'li belediyelerde dönen dolapların yanı sıra başkanların kirli ilişki ağını da gözler önüne serdi. CHP'li başkanların belediye imkân ve kaynaklarını sevgilileri için nasıl çarçur ettiği ifşa oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/chp" target="_blank">CHP</a>'li belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarına giren detaylar, kamu kaynaklarının CHP'li başkanların yasak aşk yaşadığı kadınlara nasıl aktarıldığını ortaya koydu. İstanbul'dan Antalya'ya, Uşak'tan Bolu'ya kadar CHP'nin idaresindeki belediyelerde yaşananlar, liyakatin nasıl hiçe sayıldığını ve halkın parasının şahsi ilişkiler için nasıl kullanıldığını belgeledi. İşte örnekler:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>SEVGİLİYE KADRO VE MİLYONLUK HEDİYE</strong><br><br>Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sevgilisi Melek K.'nin kariyerindeki hızlı yükseliş dikkat çekildi. Böcek'in sevgilisi Melek K., 2013'te belediyede "çaycı" olarak işe başlayıp, 10 yılda memur kadrosuna, ardından belediye iştiraki ALDAŞ'ta "iç denetçi" pozisyonuna yükseltildi. Belediye şoförleri Melek K.'ya tahsis edildi. Böcek'in oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in ise sevgilisi olan belediye çalışanı Büşra G.'ye değeri milyonlarca doları bulan lüks araç, saat ve ziynet eşyaları aldığı ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>EKREM&nbsp;İMAMOĞLU'NUN&nbsp;SEVGİLİSİNE&nbsp;KELEPİR DAİRE</strong><br>"Çıkar Amaçlı Örgüt Kurma" suçlamasıyla tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun sevgilisi olduğu öne sürülen voleybolcu Derya Çayırgan'a maddi destek sağladığı ortaya çıkmıştı. Çayırgan'ın, İmamoğlu'nun daha önce villa ve dairelerine çöktüğü Kameroğlu İnşaat'a ait Beylikdüzü'ndeki Kameroğlu Metrohome projesinden 15 Haziran 2023'te ev aldığı ve bedeli 4 milyon 100 bin lira olan daire için sadece 800 bin lira ödediği belirlendi. Çayırgan, ödemenin neden eksik yapıldığına dair net bir açıklama getiremezken İmamoğlu'nun Çayırgan'a destek sağladığı, uyuşturucu soruşturmasındaki ifadelere de yansımıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ÖZEL&nbsp;KALEM OLARAK&nbsp;İŞE ALIP EVLENDİ</strong><br>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Muhittin Böcek'in işe alması için kendisine yönlendirdiği Konyaaltı Belediyesi'nde güvenlik personeli Yakup Önder'in eşi olan Seden Baştimur'u özel kalemi olarak işe almıştı. Bozbey, gönül ilişkisi yaşadığı Baştimur'la 2014'te evlenmişti. İkili eşlerinden boşanırken, o dönem Bozbey'in kızı Side Bozbey ise nikah fotoğraflarını "Annemle babamın evliliğini bitiren sebep" diyerek paylaşmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>RÜŞVETLE&nbsp;REZİDANS</strong><br>Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Ağırman'la bir mekânda göz göze türkü söylediği görüntüler sonrasında yasak aşk rezaleti ortaya çıkmıştı. Akpolat ile Ağırman eşlerinden boşanıp evlenirken Akpolat'ın rüşvetten elde ettiği suç gelirini Ağırman'a nasıl aktardığı da belirlenmişti. Akpolat'ın Etiler Maya Rezidans'ta 16 milyon liraya satın aldığı evin evlenmeden önce Ağırman'ın erkek kardeşi üzerine geçirdiği ortaya çıkmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>UŞAK'TAN&nbsp;BORNOVA'YA&nbsp;'BANKAMATİKÇİ'&nbsp;SEVGİLİ</strong><br>Ankara'da otel odasında 21 yaşındaki sevgilisi Seher Akay ile birlikte gözaltına alınan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın 4 ayrı sevgilisiyle kurduğu ağ ise pes dedirtti. Yalım'ın sevgililerinden Aslıhan Aksoy'un, Bornova Belediyesi'nde "bankamatik memuru" olarak yüksek maaşla işe başlatıldığı ve işe hiç gitmeden Avrupa turuna çıktığı ortaya çıktı. Yalım'ın bir diğer sevgilisi Ebru Yurtuluğ'a aldığı 1 milyon 180 bin liralık araç ve "Kocam teşekkür ederim evi aldın" mesajlarıyla belgelenen konut hediyeleri, milletin parasının nerelere akıtıldığını açıkça gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bolu'da ise Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın belediye çalışanı Öznur Çağalı ile yaşadığı cinsel birliktelik ve "Benden başka kimle olabilirsin" içerikli mesajlaşmaları, makam odalarının nasıl gayrimeşru buluşma noktalarına dönüştüğünü tescilledi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-1775458445.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail Yüksek Mahkemesi&#039;ne Netanyahu&#039;dan tepki</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-759</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-759</guid>
                <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Netanyahu, kısıtlı sayıda göstericinin başkent Tel Aviv'de savaş karşıtı protesto yapmasına izin veren İsrail Yüksek Mahkemesi'ne tepki gösterdi.
Netanyahu, X sosyal medya platformundaki hesabından, Yüksek Mahkeme'nin, dün Tel Aviv'de yaklaşık 600 kişiye kadar katılımcıyla savaş karşıtı protesto gerçekleştirilmesine izin vermesine ilişkin açıklama yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Netanyahu, kısıtlı sayıda göstericinin başkent Tel Aviv'de savaş karşıtı protesto yapmasına izin veren İsrail Yüksek Mahkemesi'ne tepki gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, X sosyal medya platformundaki hesabından, Yüksek Mahkeme'nin, dün Tel Aviv'de yaklaşık 600 kişiye kadar katılımcıyla savaş karşıtı protesto gerçekleştirilmesine izin vermesine ilişkin açıklama yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AA'da yer alan habere göre, İsrail halkı son iki haftadır başta başkent Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın derhal sona erdirilmesi için protesto gösterileri düzenliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, İran'a saldırılar sonrası getirilen kısıtlamalar nedeniyle Yahudilerin Hamursuz Bayramı süresince Burak (Ağlama) Duvarı'nda ibadet edemediğini, ancak İsrail Yüksek Mahkemesi'nin "solcu" bir protestoya izin verdiğini dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaş zamanı güvenlik düzenlemelerine ilişkin tek yetkili mercinin İsrail ordusu İç Cephe Komutanlığı olduğunu hatırlatan Netanyahu, "Protesto özgürlüğü önemli ancak ibadet özgürlüğü de en az onun kadar önemli." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">LAPİD: NETANYAHU, "KIŞKIRTICI" AÇIKLAMALARINI SÜRDÜRÜYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail ana muhalefet partisi "Gelecek Var" lideri Yair Lapid, İran’a saldırılar devam ederken, Netanyahu'nun kışkırtıcı açıklamalarını sürdürdüğünü kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lapid, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, "Hayfa'daki yıkıntılar arasında hayatta kalanlar aranırken Netanyahu'yu sığınaktan çıkaran tek şey, ulusu bölme ve yargıçlara karşı kışkırtma girişimi." sözlerini sarf etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise X hesabından "Savaşımız İran'a karşı, Yüksek Mahkeme'ye karşı değil. Savaş döneminde halk arasına nifak sokmayı bırakın." açıklamasında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da Netanyahu'nun açıklamalarına tepki gösteren isimler arasında yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan, Netanyahu'nun siyasi olarak zemin kaybetmesi nedeniyle paniğe kapılarak İsrail Yüksek Mahkemesi'ne saldırdığını vurguladı. Golan, X paylaşımında şu ifadelere yer verdi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Netanyahu, kendi kusmuğunu yiyen bir köpek gibi. Yüksek Mahkeme ve sol hareketlere yönelik kışkırtmalara yeniden başladı."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-1775457133.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran savaşında son şans</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-savasinda-son-sans-758</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-savasinda-son-sans-758</guid>
                <description><![CDATA[ABD ile İran arasında yürütülen temaslar, savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir aşamaya ulaştı. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, tarafların 2 aşamalı 45 günlük bir ateşkes olasılığını değerlendirdiğini bildirdi. Diplomatik çabalar sürerken, kısa vadede anlaşma sağlanmasının zor olduğuna dikkat çekildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD, İran ve bölgesel arabulucular arasında 45 günlük ateşkes için yoğun diplomasi trafiği yürütüldüğü bildirildi. ABD'li ve İsrailli kaynaklar, görüşmelere rağmen önümüzdeki 48 saat içinde kısmi bir anlaşmaya varılma ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. ABD basını, Başkan Donald Trump’ın İran'a verdiği süreyi uzatmasına ilişkin, savaşın sona ermesi için "son şans" diye niteledi. Olası bir anlaşmanın sağlanamaması halinde kara savaşının başlayabileceği belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ile İran arasında yürütülen temaslar, savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir aşamaya ulaştı. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, tarafların 2 aşamalı 45 günlük bir ateşkes olasılığını değerlendirdiğini bildirdi. Diplomatik çabalar sürerken, kısa vadede anlaşma sağlanmasının zor olduğuna dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a verdiği süre pazartesi akşamı sona erecekti. Ancak Trump, pazar günü yaptığı açıklamada süreyi 20 saat uzattığını duyurdu ve yeni son tarihin salı günü TSİ 03:00'te sona ereceğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump pazar günü ABD’nin İran ile "derin müzakereler" yürüttüğünü ve belirlenen son tarihten önce anlaşmaya varılabileceğini söyleyerek, "İyi bir şans var ama eğer anlaşma yapmazlarsa, oradaki her şeyi havaya uçuracağım" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2 AŞAMALI&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ateskes-plani" target="_blank">ATEŞKES PLANI</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomatik kaynaklar, arabulucuların taraflara 2 aşamalı bir plan sunduğunu belirtti. İlk aşamada, kalıcı çözüm müzakerelerine zemin hazırlayacak 45 günlük bir ateşkes öngörülüyor. Bu sürenin gerektiğinde uzatılabileceği ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci aşamada ise savaşın tamamen sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bir anlaşmanın hedeflendiği aktarıldı. Taraflar arasındaki görüşmelerin Pakistanlı, Mısırlı ve Türk arabulucular üzerinden yürütüldüğü, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında doğrudan mesajlaşmalar gerçekleştiği bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Axios'a demeç veren ABD'li bir yetkili, Trump yönetiminin son günlerde İran’a çeşitli teklifler sunduğunu ancak İranlı yetkililerin bu önerileri henüz kabul etmediğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ BOĞAZI VE URANYUM KRİZİ MASADA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müzakerelerde en kritik başlıklar arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları yer alıyor. Kaynaklar, bu iki konunun nihai anlaşmanın parçası olabileceğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arabulucuların, İran’ın bu başlıklarda kısmi güven artırıcı adımlar atıp atamayacağını değerlendirdiği belirtildi. Kaynaklar, uranyum ve Hürmüz Boğazı konularının İran’ın en önemli pazarlık unsurları olduğunu vurgulayarak, Tahran'ın yalnızca geçici bir ateşkes karşılığında bu kozlarını feda etmeyeceği değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı yetkililer, arabuluculara, kağıt üzerinde ateşkesin olduğu ancak ABD ve İsrail'in istedikleri zaman tekrar saldırabileceği Gazze veya Lübnan benzeri bir duruma düşmek istemediklerini açıkça belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KARA SAVAŞINDAN ÖNCE SON ŞANS<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İki yetkili, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji tesislerine yönelik geniş çaplı bir operasyon planını hazır tuttuğunu ifade etti. Trump’ın süreyi uzatma kararının, diplomasiye son bir şans tanımayı amaçladığı vurgulandı. Uzmanlar, "son şansın" değerlendirilememesi durumunda çatışmaların yeni bir evreye gireceğini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, anlaşma sağlanamaması halinde İran’da siviller için kritik öneme sahip altyapıyı hedef alabileceğini daha önce de dile getirmişti. Bu tür saldırıların&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas-sucu" target="_blank">savaş suçu</a>&nbsp;kapsamına girebileceği değerlendirmeleri yapılırken, İran tarafı da İsrail ve Körfez ülkelerindeki enerji ve su altyapılarını hedef alabileceği uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuya ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, arabulucuların olası bir misillemenin Körfez ülkelerinin petrol ve su kaynakları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinden ciddi endişe duyduğunu kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, görüşmelerin başarısız olması halinde ABD’nin İran’a yönelik kara saldırıları başlatabileceğini ifade etti. ABD basını,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/kara-savasi" target="_blank">kara savaşı</a>&nbsp;senaryosunda savaşın şu ana dek görülmemiş düzeyde şiddetlenebileceğine dikkat çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'HÜRMÜZ BOĞAZI ASLA ESKİ HALİNE GERİ DÖNMEYECEK'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arabulucular, İran tarafına müzakere sürecinin uzatılması için zaman kalmadığını iletti. Önümüzdeki 48 saatin, daha büyük bir yıkımı önlemek adına kritik olduğu vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı yetkililer ise kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda savaşa devam edecekleri mesajını yineledi. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun, özellikle ABD ve İsrail için, savaştan önceki haline "asla geri dönmeyeceğini" söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray ise yürütülen temaslara ilişkin resmi bir değerlendirme yapmaktan kaçındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/iran-savasinda-son-sans-1775456733.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi reformcu Bardakoğlu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sinsi-reformcu-bardakoglu-757</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sinsi-reformcu-bardakoglu-757</guid>
                <description><![CDATA[“Din ile modernlik, din ile hayatın çağdaş dünyaya bakan yönü arasında bir çatışma olmaz. Din evrensel bir geçerlilik teziyle gelir. Her bir toplum ve birey dini kendi dünyasına indirerek, kendi dünyası ve imkânları içinde dindarlığını kurarak dini aktüelleştirir. Öyle olunca biz dini değil kendi dindarlığımızı, yani Müslümanlığımızı modernleştirmeliyiz. Yani dindarlığımızı yenileyebiliriz, kendi şartlarımıza göre sorgulayıp düzenleyebiliriz. Yapılması gereken budur... Dinde reform olmaz, ama dindarlığımızda reform olur, devamlı yenilenme olur.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/cikmaz-sokak-1781404" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/cikmaz-sokak-1781404</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">Geçen hafta Manavgat Külliye Camii’nde bayram namazı sonrasında mihrap önünde gerçekleştirilen ve İslam’a uygun düşmeyen bayramlaşma ile ilgili yazımız büyük ses getirdi. Sosyal medyada yoğun şekilde paylaşıldı. Bu konuda geniş kesimlerden tebrikler aldım. Ancak “Bardakoğlu başlattı, Görmez genişletti” başlığım pek çoklarını ziyadesiyle şaşırttı!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira bu ikili Diyanet’in uzun bir devresine damga vurdular. Görmez’in Diyanet’ten ayrılmasından sonra da boş durmadılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu, Diyanet’e bağlı 29 Mayıs Üniversitesi’nde Kur’ân Araştırmaları Merkezi’ni (KURAMER) kurarak faaliyetlerini hummalı bir tarzda devam ettirdi. Mehmet Görmez ise İslam Düşünce Enstitüsü’nü (İDE) kurdu. Böylece İslam akademi dünyası üzerinde müessir konumlarını devam ettirdiler ve ettirmekteler. Görmez şimdi de Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin rektörü olarak faaliyetlerini daha da ziyadeleştirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ekibin çalışmalarına dikkat etmekte fayda var. Fikirleri ve yapmak istedikleri mutlaka takip olunmalıdır. Zira “Ankara Okulu” ekibi ile ortaklaşa çalışan bu ekibin kitapları Diyanet kitabevlerinde en ön raflarda okuyucuyla buluşturulmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KURAMER’in faaliyetleri ile ilgili olarak evvelce epeyce yazılar yazmış, İslamiyet’e uygun olmayan kitaplar yayınladıklarını belirtmiştim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendileri bu yorumlarıma karşı en küçük bir tepki ortaya koymamakta ve Fazlurrahman’ın taktiği ile hareket etmektedirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fazlurrahman’ın dinde reformcu ve tarihselci yerli oryantalistlere çok önemli bir nasihati vardı. “Ehl-i Sünnet yazar ve âlimlerle asla tartışmaya girmeyin, onların sözlerine cevap vermeyin, onları duymazlıktan gelin” derdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira cevap vermeye kalkıştıklarında büsbütün batacaklar, tartışma daha fazla kitlelere ulaşacak, bunların sakat ve bozuk fikirleri meydana saçılacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gerçekten de bunlar kendilerinin fikirlerine yapılan reddiyelere, kör ve sağır rolünü oynayarak, üstadları Fazlurrahman’ın tavsiyesine bihakkın uymaktalar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez, Mehmet Aydın, Halis Aydemir, Nurettin Yıldız ve aynı yolun yolcusu olanlar tek bir açıklama dahi yapmaktan imtina etmekteler. Sakın duymadıklarını zannetmeyin. Hiçbir hakaretimiz olmadığı hâlde mahkemenin yolunu tutmaktalar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa tamamen ilmî, fikrî bir tarzda meseleleri ele alarak İslamiyet’in dışında bir yol tuttuklarını ve bu yolun çıkmaz sokak olduğunu belirtmekteyiz. Elbette asil milletimizi itikadî hatalara karşı uyarmaya devam edeceğiz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Bardakoğlu 2003 yılında Diyanet İşleri Başkanı oldu. O günler FETÖ elebaşına yol açıldığı dönemdi. Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez idi. Bardakoğlu 2010 yılına kadar bu görevde kaldı. Yerine Yardımcısı Mehmet Görmez geldi ve yedi sene görevini eksiksiz yürüttü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu arada 58 ve 59. Hükûmetler’de Diyanet’ten Sorumlu Devlet Bakanı’nın da Prof. Dr. Mehmet Aydın olduğunu ifade edelim. Mehmet Aydın özellikle Dinler Arası Diyalog çalışmalarını ve koordinasyon görevini yürüten bakandı. FETÖ elebaşı ile "Abant Toplantıları"nı müthiş bir uyumla gerçekleştiriyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki bu ekip İslam adına neler yapmak istiyordu?..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SİNSİ REFORMCU: BARDAKOĞLU<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, 16.10.2003 tarihinde gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı toplantının konuşma metninde gelecekte nasıl bir din kurgulamak istediklerinin sinyalini ta o günden vermiş bulunuyordu. Şöyle ki:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Din ile modernlik, din ile hayatın çağdaş dünyaya bakan yönü arasında bir çatışma olmaz. Din evrensel bir geçerlilik teziyle gelir. Her bir toplum ve birey dini kendi dünyasına indirerek, kendi dünyası ve imkânları içinde dindarlığını kurarak dini aktüelleştirir. Öyle olunca biz dini değil kendi dindarlığımızı, yani Müslümanlığımızı modernleştirmeliyiz. Yani dindarlığımızı yenileyebiliriz, kendi şartlarımıza göre sorgulayıp düzenleyebiliriz. Yapılması gereken budur... Dinde reform olmaz, ama dindarlığımızda reform olur, devamlı yenilenme olur.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu o günün şartlarında Müslümanların “dinde reform” gibi bir anda tepkisini çekecek ifadeyi, farklı ve sinsi bir tarzda dile getirmişti. Çünkü bu deyime karşı uzun bir süredir Müslümanların dikkati çekilmiş, reformistlere karşı uyandırılmışlardı. Bardakoğlu "dinde reform olmaz" diyerek güya onları yanına alırken "dindarlığımızı ve Müslümanlığımızı modernleştirmeliyiz" diyerek de reforma yeni bir kapı açmanın yolunu çiziyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şurası muhakkak ki din, inanan fert ve toplum tarafından Allah ve Resulü’nden geldiği şekliyle kabul edilir. Fert ve toplum kendi dünya görüşüne göre dini kabullenemez. Şayet öyle olursa bu, iman ve teslimiyet olmaz. Dinin aktüel hâle getirilmesi ifadesi, son din olan İslam’ın demode bir din olduğunu, çağa ve olaylara ışık tutamayacağını ve değiştirilmesi gerektiği anlamını ifade etmektedir. Ayrıca, “dini değil dindarlığımızı ve Müslümanlığımızı modernleştirmek” ifadeleri, aldatmanın yeni bir versiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır!.. Sanki, "din yerinde dursun, kendimizi çağa uyduralım, modernleşelim, ileride dini de kendimize benzetiriz" demekten başka bir şey değildir...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki Bardakoğlu ve avanesi bunu nasıl başaracaklardı? Ehl-i sünnet itikadında olan ve bütün engellemelere rağmen samimi bir şekilde dinini yaşamaya çalışan Anadolu’nun temiz evlatlarını yoldan çıkarmak elbette kolay değildi. Bardakoğlu, bunu başarabilmek için o samimi Anadolu evlatlarını tarihî köklerinden koparmanın şart olduğunun bilincinde idi. Nitekim modernlikten ne anlamak gerektiğini belirtirken içindeki bu maksadı açığa vuruyordu. Şimdi şu ifadelere dikkat kesilelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Geçmiş asırlarda yazılmış herhangi bir kitaptaki dindarlık çizgisi bizim için model ve aynen alınması gereken örnek değil, belki fikir verici bir tarihsel tecrübe niteliğindedir. Kendi dindarlığımızı sorgular ve yenileştirirken gözümüzü ve zihnimizi tarihe asılı kalmaktan kurtarmalı, etrafında olup biteni okuyan ve insanlığın ortak tecrübelerine anlam vermeye çalışan ve kendimiz de anlamlı işler yapan kimseler olmalıyız. Modernlik veya çağdaşlık derken bunları kastediyorum.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DİNE Mİ UYACAĞIZ, DİNİ KENDİMİZE Mİ UYDURACAĞIZ?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun sözleri İslam’ı temelinden sarsmaya matuf ifadelerdir. Biz şunu biliyoruz ki, her asırda gelen Müslümanlar, mümkün mertebe iman ve İslam’la yaşayıp o hâl üzere Rablerine kavuşmaya ve ömürleri boyunca İslam’a hizmet etmeye gayret ettiler. Her asırda yaşayan müminleri “sahih” diye tutundukları bir “din” vardı. Onlar bu yüce emaneti öncekilerden sağlamca aldıkları gibi, sonraki nesillere de hiç değiştirilmeden sağlamca teslim etmeyi en büyük gaye bildiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">On beş asırdır dünyadan gelip geçen Müslümanlar var. Bunların yaşadıkları devirlerde âlimleri ve müçtehitleri vardı. Bu insanların dünyaya geliş gayeleri doğru bir iman ve Allah’a en doğru şekilde şanlı Resulün yoluna uyarak kulluk olduğuna göre, acaba bunlar asırlardır doğruya isabet edemediler mi? Bütün gelip geçen bu insanlar yanlış düşündüler de bu devirde doğruyu biz mi yakaladık? Dini doğru anlayabilen ilk akıllılar bu devirde mi ortaya çıktı? Geçmişteki insanların içerisinde, dini, doğru olarak anlayacak akıllı birileri hiç mi olmadı? Bardakoğlu’nun “gözümüzü ve zihnimizi tarihe asılı kalmaktan kurtarmalıyız” gibi parlak ifadesi(!) 15 asır geçince mi hatıra geldi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu soruları düşününce akıl duruyor! Şayet böyleyse bu durum insanlık için bir facia demektir! Hâşâ, geçmiştekilerin hepsi cehennemlik olarak göçtüler demektir. Yine hâşâ, “birkaç aklıevvel” dışında bu asırdaki insanların da tamamına yakını sapıklık içinde demektir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Günümüzde, elifi görse mertek zanneden bazı zavallılar yorum yapmaya pek bayılıyorlar. Şeytan hemen bunların akıllarına bir fikir veriyor. Bunlar ya inanarak veya bazı mahfillere şirin görünme gayretiyle, “Efendim öncekiler dini yanlış anladılar, yanlış aktardılar. Bunun için bu din çağa ve modern hayata uymuyor. Mutlaka reform gerekir”, demek cüretinde bulunacak olursa buna cevabımız şu olacaktır:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Allahü teâlâ Kur’ân-ı keriminde “bu dini indirdiğini ve bunu kıyamete kadar mutlaka koruyacağını” vadetti. Peygamber Efendimiz de “kıyamete kadar bir topluluk hakkı tutmaya devam edecektir” buyurdu. Şayet bize sağlam bir din intikal etmemişse, o zaman biz sağlam dini nereden bulacağız?!.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir kısım ilahiyatçıların hezeyanlarına kapılarak Müslümanlar, tevatüren gelen bu dini bozulmuş kabul ederlerse, yeni bir din ve peygamber de gelmeyeceğine göre, bu takdirde, insanın aklı devreye girecek ve keyfe dayalı bir din anlayışı ortaya çıkacaktır. Peki akıllara göre tasarlanacak bu dinî anlayış acaba kaç kafadan kaç türlü çıkacaktır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu noktada şu soru da oldukça önemlidir: "Din mi, insanların hayatına şekil vermek için gelmiştir, yoksa insanlar hayatlarına göre şekillendirsinler diye mi din nazil olmuştur?" Bir kısım ilahiyat profesörleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olanlar şu suali kendilerine hiç yöneltmezler mi acaba?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Bardakoğlu’nun KURAMER’den çıkan “İslam’ı Yeniden Düşünmek” kitabı hakkındaki değerlendirmeyi inşallah haftaya yapmak üzere!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/sinsi-reformcu-bardakoglu-1775297452.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Barajlarda son durum</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/barajlarda-son-durum-755</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/barajlarda-son-durum-755</guid>
                <description><![CDATA[Mega kent İstanbul'da yaşayan milyonlarca vatandaşın en çok merak ettiği konuların başında, barajlardaki doluluk oranlarının son durumu geliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından düzenli olarak yayımlanan verilere göre, kente su sağlayan barajların güncel durumu her gün paylaşılıyor. Peki, 4 Nisan 2026 tarihi itibarıyla İstanbul genelindeki barajların doluluk seviyesi yüzde kaç? İşte tüm ayrıntılar…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Mega kent İstanbul'da yaşayan milyonlarca vatandaşın en çok merak ettiği konuların başında, barajlardaki doluluk oranlarının son durumu geliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından düzenli olarak yayımlanan verilere göre, kente su sağlayan barajların güncel durumu her gün paylaşılıyor. Peki, 4 Nisan 2026 tarihi itibarıyla İstanbul genelindeki barajların doluluk seviyesi yüzde kaç?<strong>&nbsp;</strong>İşte tüm ayrıntılar…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından her gün resmi internet sitesi üzerinden paylaşılan güncel verilere göre, şehrin su ihtiyacını karşılayan Ömerli, Darlık, Elmalı, Terkos, Alibey, Büyükçekmece, Sazlıdere, Istrancalar, Kazandere ve Pabuçdere barajlarındaki son durum açıklandı. Peki, 29 Mart 2026 itibarıyla İstanbul baraj doluluk oranı yüzde kaç oldu? İşte İSKİ’nin paylaştığı son veriler…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSKİ 4 NİSAN BARAJ DOLULUK ORANI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından yayınlanan verilere göre, 4 Nisan 2026 İstanbul baraj doluluk oranı&nbsp;<strong>yüzde 68,06</strong>&nbsp;seviyesinde kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSTANBUL BARAJLARINDA GÜNCEL SU SEVİYELERİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ömerli Barajı: Yüzde 92,03<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Darlık Barajı: Yüzde 84,17<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elmalı Barajı: Yüzde 94,29<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Terkos Barajı: Yüzde 53,53<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Alibey Barajı: Yüzde 66,44<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Büyükçekmece Barajı: Yüzde 54,84<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sazlıdere Barajı: Yüzde 44,39<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Istrancalar Barajı: Yüzde 98,55<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kazandere Barajı: Yüzde 68,41<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pabuçdere Barajı: Yüzde 45,99<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/barajlarda-son-durum-1775288768.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kamu yönetiminin foseptiği</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kamu-yonetiminin-foseptigi-746</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kamu-yonetiminin-foseptigi-746</guid>
                <description><![CDATA[SGK Başuzmanı  İsa Karakaş, bugünkü köşesinde bu durumu "kamu yönetiminin foseptiği" olarak nitelendirerek, hayalet çalışanlar ve onlara göz yuman amirler için yolun sonunun göründüğünü belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Uşak Belediyesi’nde patlak veren&nbsp;<strong>"sevgiliye bankamatik kadro"</strong>&nbsp;iddiaları, kamu yönetimindeki derin bir yarayı yeniden gündeme taşıdı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SGK Başuzmanı &nbsp;İsa Karakaş, bugünkü köşesinde bu durumu "<strong>kamu yönetiminin foseptiği</strong>" olarak nitelendirerek, hayalet çalışanlar ve onlara göz yuman amirler için yolun sonunun göründüğünü belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Karakaş, işe gitmeden maaş alan "bankamatik personellerin" durumunun basit bir torpil vakası olmadığını, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ağır suçlar barındırdığını vurguladı. Milyonlarca gencin KPSS salonlarında ter döktüğü bir ortamda, arka kapıdan sağlanan bu kadroların bir&nbsp;<strong>"suç şebekesi"</strong>&nbsp;faaliyeti olduğu ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Yazıda, bu sistemin içinde yer alanları bekleyen ağır hukuki yaptırımlar şöyle sıralandı:</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İşe gitmeden maaş almak, Beytül Mala (devletin cebine) el uzatmaktır. Hukuki röntgenimiz net. TCK’nın ilgili hükümlerine göre;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Nitelikli Dolandırıcılık:</strong>&nbsp;Kamu kurumunu araç kullanarak haksız menfaat sağlamaktır. Cezası&nbsp;<strong>3 yıldan 10 yıla kadar</strong>&nbsp;hapistir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Resmî Belgede Sahtecilik:</strong>&nbsp;Gelmediği güne "geldi" yazan puantajı imzalayan personel de, buna göz yuman amir de suç ortağıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Görevi Kötüye Kullanma:</strong>&nbsp;Bu hayaletlere müsaade eden belediye başkanları ve müdürler, kamu kudretini şahsi emellere alet etmekten yargılanır"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsa Karakaş, SGK’nın özel sektörde uyguladığı sıkı denetimi kamu ve belediyeler için de başlatması gerektiğini belirtti.<strong>&nbsp;Fiilen çalışmadığı tespit edilen "hayalet personeller" için şu riskler bulunuyor:</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SGK, özel sektörde sahte sigortalılığa göz açtırmıyor.<strong>&nbsp;Bakkalda, berberde veya inşaatta fiilen çalışmadığı tespit edilenlerin sigortası anında iptal ediliyor.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Emekli olmuşlarsa maaşları kesiliyor, ödenen paralar faiziyle geri alınıyor. Üstelik gariban vatandaşın çoğu sahte sigorta konusunda bilinçli değil.</strong>&nbsp;Kamuda/Belediyelerde sahte sigortalılık suçu daha ağırdır. Keza bilinçli bir şekilde icra edilmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla kronikleşen bu soruna SGK medyada yer alan haberleri ihbar kabul ederek derhâl denetim kapsamına almalı.&nbsp;<strong>SGK mevzuatı açısından neticeleri net:</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Hizmet İptali:</strong>&nbsp;Fiilî çalışma yoksa, sigortalı görünen 10 yıl bile olsa o günler tek kalemde silinir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Maaşların İadesi:</strong>&nbsp;Eğer bu şekilde emekli olunduysa, emeklilik iptal edilir; ödenen tüm maaşlar faiziyle geri alınır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sağlık Gideri Borcu:</strong>&nbsp;Devletin o kişi için yaptığı tüm hastane ve ilaç masrafları, kişiye borç olarak rücu edilir"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">5018 Sayılı Kanun gereği "kamu zararı"nda zaman aşımı işlemediğini hatırlatan Karakaş, ödenen paraların sadece personelden değil, ödemeye imza atan "harcama yetkilisi" amirlerden de tahsil edileceğinin altını çizdi.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yargıtay içtihatlarının bu konuda "tokat gibi" net olduğunu belirterek, bu eylemlerin kurumu aldatmaya yönelik suçlar olduğunu hatırlattı ve şunları yazdı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çok nettir:&nbsp;<i>"Belediyede fiilen çalışmadığı hâlde siyasi yakınlık veya hatır ilişkisiyle bordro düzenlenmesi, kurumun aldatılmasıdır. Bu eylem hem nitelikli dolandırıcılık hem de evrakta sahtecilik suçudur."</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/kamu-yonetiminin-foseptigi-1775199789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amerikan halkı savaşın bitmesini istiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/amerikan-halki-savasin-bitmesini-istiyor-743</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/amerikan-halki-savasin-bitmesini-istiyor-743</guid>
                <description><![CDATA[Trump açısından bu savaş sürdürülemez; çünkü bu savaş askeri olarak uzadıkça siyasi olarak kaybettiriyor. Kamuoyu desteği eriyor. Ipsos’un 31 Mart 2026 tarihli anketine göre Amerikalıların yüzde 66’sı, hedefler tam gerçekleşmese bile savaşın hızlıca bitmesini istiyor; yüzde 60’ı İran’a yönelik askeri saldırıları onaylamıyor. Özellikle bağımsız seçmende memnuniyetsizlik çok yüksek. Bu, savaş uzadıkça Trump’ın iç siyasette manevra alanının daraldığını gösteriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ile İran arasındaki gerilim, sahadaki güç farkına rağmen yeni bir boyuta taşındı. Hürmüz Boğazı’nda atılan adımlar, küresel enerji piyasalarını ve Washington’un stratejik hesaplarını sarsıyor. Beyaz Saray, kısmi başarılarını öne çıkarıyor, ancak uzmanlar tabloyu çok daha karmaşık görüyor. Peki, ABD'nin elindeki en güçlü koz ne? Bunu ne zaman ve nasıl kullanacak? Ve İran bu baskıya ne kadar dayanabilecek?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü güç politikası, sahadaki askeri üstünlüğe rağmen stratejik ve siyasi açmazlarla karşı karşıya. Hürmüz Boğazı üzerinden şekillenen kriz, küresel ekonomi ve enerji güvenliğini doğrudan tehdit ederken, tarafların hamleleri savaşın kaderini belirleyecek kritik bir döneme işaret ediyor.<br><br>ABD ile İran arasında tırmanan gerilimde yüzeysel güç dengesi incelendiğinde, Washington yönetiminin açık ara üstünlüğü dikkat çekiyor. Yaklaşık üç kat daha büyük nüfusa sahip olan ABD, dünyanın en güçlü askeri kapasitesi ve en büyük ekonomisiyle İran karşısında belirgin bir avantaj taşıyor. Bu tabloya, İsrail’in yüksek teknolojiye dayalı askeri gücü ve gelişmiş istihbarat ağı da eklendiğinde, çatışma ilk bakışta İran açısından kazanılması zor bir mücadele olarak değerlendiriliyor.<br><br>Ancak sahadaki gelişmeler, klasik askeri güç ölçütlerinin ötesinde bir denge oluştuğunu ortaya koyuyor.&nbsp;İran sahip olduğu sınırlı askeri ve ekonomik kapasiteye rağmen, bu zayıflıkları stratejik avantaja dönüştürmeyi başardı. Özellikle uzun süredir yaptırımlar altında yaşayan ülke, kriz yönetimi ve asimetrik savaş stratejilerinde önemli bir deneyim kazandı.<br><br>Analistlere göre Tahran yönetimi, doğrudan askeri zafer hedeflemek yerine, rakiplerinin zayıf noktalarını hedef alan bir yıpratma stratejisi izliyor. Bu stratejinin merkezinde ise küresel enerji akışının en kritik geçiş noktalarından biri olan&nbsp;Hürmüz Boğazı&nbsp;yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAVAŞIN EN KRİTİK YERİ<br><br>İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kısmen kapatma kararı, savaşın seyrini değiştiren en önemli hamlelerden biri oldu. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar su yolu, küresel ekonomi açısından hayati önem taşıyor.&nbsp;Savaş öncesinde günde 100’ün üzerinde petrol tankerinin geçtiği boğazda, İran’ın kısıtlamaları sonrası bu sayı dramatik biçimde düştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son olarak İran’ın yalnızca 20 tankerin geçişine izin vereceğini açıklaması, ABD tarafından diplomatik bir kazanım olarak sunulsa da uzmanlara göre bu durum aslında krizin derinliğini gözler önüne seriyor. Çünkü mevcut tablo, normal şartlarda tamamen açık olması gereken bir ticaret yolunun, kriz nedeniyle kısmi olarak işleyebildiğini ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BEYAZ SARAY’DA ‘DİPLOMASİ ZAFERİ’ TARTIŞMASI<br><br>Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında ise ABD yönetiminin bu gelişmeyi “diplomatik başarı” olarak nitelendirmesi dikkat çekti. Ancak bu söylem, Washington’ın pazarlık gücünün sınırlı olduğu yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi. Uzmanlara göre, askeri olarak üstün bir gücün bu tür tavizleri başarı olarak sunması, stratejik bir zayıflığın göstergesi olarak yorumlandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siyaset Bilimleri Uzmanı Doç. Dr. Faik Tanrıkulu da bu görüşe katılıyor. Doç. Dr. Tanrıkulu,&nbsp;“Askeri olarak üstün bir güç için böyle bir tabloyu diplomatik başarı diye sunmanın ilk maliyeti, caydırıcılığın aşınması olarak yorumlamak gerekir”&nbsp;dedi ve ekledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Çünkü burada serbest seyrüsefer yeniden tesis edilmiş olmuyor; İran, geçişi kendi siyasal onayına bağlayan fiilî bir ‘izin rejimi’ kurmuş oluyor. Trump 26 Mart’ta İran’ın 10 tankere geçiş izni vermesini bir ‘jest’ gibi sundu, ancak Beyaz Saray gemiler hakkında ayrıntı paylaşmadı; ertesi gün İran’ın güvence verdiği Çin bağlantılı iki gemi boğazdan çıkmayı deneyip geri döndü. Bu da şunu gösteriyor:&nbsp;kısmi geçiş, düzenin geri geldiği anlamına gelmiyor; tam tersine, ABD’nin mutlak deniz üstünlük söylemine rağmen İran’ın kuralları belirleyebildiği algısını güçlendiriyor.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN, HÜRMÜZ BOĞAZI’NI KULLANARAK SAĞLADIĞI AVANTAJI NE KADAR DAHA SÜRDÜREBİLİR?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın bu kartı ilk kez kullanmadığını 1984’ten itibaren ‘Tanker Savaşı’ döneminde Basra Körfezi’nde çok sayıda gemiye saldırılar düzenlediğini, mayınlar döşediğini ve sürat botlarıyla tankerleri hedef aldığını söyleyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu,&nbsp;“ABD bunun üzerine Temmuz 1987’de Operasyon Earnest Will’i başlatarak konvoy sistemi kurmak zorunda kaldı. Ancak o dönemin en yoğun saldırılarında bile İran, boğazdaki trafiği tamamen durduramadı; piyasalar zamanla uyum sağladı. 2011’de Ahmedinejad, 2018’de Ruhani benzer tehditler savurdu, fakat her seferinde geri adım atıldı. Çünkü Hürmüz’ü kapatmak, İran’ın da kendi ekonomik çıkarlarını vuruyordu”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün ise tablonun daha ağır bir stratejik krize işaret ettiğini söyleyen Doç. Dr. Tanrıkulu, “Hürmüz’de yaşanan her gerilim, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel dengeleri de sarsıyor. Petrol fiyatlarındaki sıçrama, tanker trafiğindeki sert düşüş, sigorta maliyetlerindeki artış ve Körfez’de biriken gemiler, oranın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.&nbsp;Özellikle Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler için Hürmüz, sadece bir geçiş noktası değil, ekonomik güvenliğin temel hattıdır”&nbsp;şeklinde konuştu.<br><br>STRATEJİK HEDEFLER BELİRSİZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington açısından sorunun yalnızca ekonomi ya da kamuoyu baskısı olmadığını asıl sorunun stratejik hedeflerin belirsizliği olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-- Bir yanda İran’ın füze kapasitesini yok etmek, diğer yanda rejim değişikliği ya da nükleer programı bitirmek gibi birbirini tamamlamayan hedefler dillendiriliyor. Bu da savaşın siyasi maliyetini artırıyor. Dahası, ABD müttefiklerinden de beklediği desteği tam anlamıyla bulamıyor. Bu durum, askeri gücün tek başına yeterli olmadığını, siyasi çıkış yolunun ise her geçen gün daha da daraldığını gösteriyor.<br><br>-- Ayrıca Trump açısından bu savaş sürdürülemez; çünkü bu savaş askeri olarak uzadıkça siyasi olarak kaybettiriyor.&nbsp;Kamuoyu desteği eriyor. Ipsos’un 31 Mart 2026 tarihli anketine göre Amerikalıların yüzde 66’sı, hedefler tam gerçekleşmese bile savaşın hızlıca bitmesini istiyor; yüzde 60’ı İran’a yönelik askeri saldırıları onaylamıyor.&nbsp;Özellikle bağımsız seçmende memnuniyetsizlik çok yüksek. Bu, savaş uzadıkça Trump’ın iç siyasette manevra alanının daraldığını gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ASKERİ SEÇENEKLER YÜKSEK MALİYET RİSKİ TAŞIYOR<br><br>ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı askeri güç kullanarak açma kapasitesi bulunuyor. Ancak bu seçeneğin ciddi riskler barındırdığı belirtiliyor. Olası bir askeri müdahale durumunda:<br><br><i>* İran’ın ABD gemilerine saldırması propaganda zaferi yaratabilir.</i><br><br><i>* Çatışmanın genişlemesi kaçınılmaz hale gelebilir.</i><br><br><i>* Kara birliklerinin devreye girmesi gerekebilir.</i><br><br><i>* ABD kayıpları iç politikada ciddi baskı oluşturabilir.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benzer şekilde, İran’ın petrol ihracatının merkezi olan&nbsp;Harg Adası’na&nbsp;yönelik olası bir operasyon da riskli senaryolar arasında yer alıyor. Böyle bir hamle İran ekonomisine ağır darbe vurabilir, ancak Tahran’ın geri adım atmasını garanti etmiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘İRAN’I ZOR HEDEF YAPAN UNSURLARDAN BİRİ SAVAŞMA TARZI’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Washington'da sık sık aynı cümle kuruluyor: ‘ABD isterse İran’ı vurur.’ Doğrudur; vurur. Hatta çok ağır vurur. Asıl soru şu: ABD, İran’ı vurarak istediği siyasi sonucu alabilir mi?”&nbsp;diyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “Bugün tartışılması gereken nokta da tam olarak budur. Çünkü İran dosyası, Amerikan askeri gücünün sınırlarını değil; askeri gücün siyasi sonuç üretme kapasitesini test ediyor. İran, birkaç hava saldırısıyla diz çökecek klasik bir hedef değil” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ı zor hedef yapan unsurlardan birinin savaşma tarzı olduğuna vurgu yapan uzman isim,&nbsp;“Tahran, ABD ile aynı düzlemde savaşmıyor. Uçak gemisine karşı uçak gemisi çıkarmıyor; onun yerine maliyeti yükselten, denklemi bozan, cepheyi genişleten yöntemlere yaslanıyor. Füze, drone, mayın, vekil unsurlar, enerji hatlarına dönük baskı ve deniz trafiğini tehdit eden asimetrik araçlar… İran’ın gücü burada. Yani mesele Amerikan ordusunu cephede yenmek değil; Amerikan müdahalesini pahalı, uzun, yıpratıcı ve siyasi açıdan tartışmalı hale getirmek”&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘BİR DESTEK HATTI OLUŞTURAMIYOR’<br><br>Diplomatik cephede de Washington’un elinin sanıldığı kadar rahat olmadığını söyleyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “ABD, İran’a karşı küresel ve yekpare bir destek hattı oluşturamıyor. Özellikle Avrupa’da, Hürmüz gibi başlıklarda ABD’nin istediği sert askeri çerçeveye mesafeli yaklaşan bir tutum dikkat çekiyor. Müttefikler savunma, deniz güvenliği ve diplomatik koordinasyon gibi alanlarda daha temkinli davranırken; doğrudan saldırı mantığına tam angaje olmuyor. Bu da ABD için şu anlama geliyor: maliyetin önemli kısmını yine kendisi taşıyacak.&nbsp;İran’ın tam da istediği şey budur; Washington’u yalnızlaştırmak, yükü ağırlaştırmak ve askeri üstünlüğü siyasi sıkışmaya çevirmek” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘ABD’NİN STRATEJİK SEÇENEKLERİ BEŞ HATTA ÇEŞİTLENEBİLİR’<br><br>ABD’nin stratejik seçenekleri bu senaryoda beş hatta çeşitlenebileceğinin altını çizen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, şu önemli bilgileri paylaştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>1-&nbsp;Tam ölçekli savaşa girmeden Hürmüz’de eskort, hava savunması ve mayın temizlemeye dayalı savunma ağırlıklı deniz güvenliği kurmak.</i><br><br><i>2-&nbsp;Kara harekâtından kaçınıp İran’ın füze, dron ve deniz tacizi kapasitesini sınırlayan nokta atışı ve sınırlı baskı uygulamak.</i><br><br><i>3-&nbsp;Fransa gibi ülkelerin saldırı koalisyonuna mesafeli durduğu ortamda, NATO yerine görev bazlı koalisyonlar kurup bazı müttefikleri diplomasiye, bazılarını mayın temizlemeye, bazılarını da bölgesel savunmaya yönlendirmek.</i><br><br><i>4-&nbsp;İran’ın misillemesini pahalı ama yönetilebilir kılmak için üs savunması, enerji altyapısı koruması ve siber savunmayı güçlendirmek.</i><br><br><i>5-&nbsp;Askeri baskıyı mutlaka bir diplomatik çıkış kanalıyla birleştirmek.</i><br><br>PEKİ, ABD’NİN KULLANMADIĞI EN BÜYÜK KOZ NE?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çoğu analiste göre Washington yönetiminin elindeki en güçlü araçlardan biri ise ekonomik yaptırımların kaldırılması seçeneği. İran ekonomisi, petrol ihracatına getirilen kısıtlamalar nedeniyle ciddi bir daralma yaşıyor. Ülkede yaşanan toplumsal huzursuzlukların önemli bir bölümü de ekonomik sıkıntılardan kaynaklanıyor. Ancak ABD’nin sunduğu şartlar, İran tarafından kabul edilmesi zor talepler içeriyor. Bunlar arasında:<br><br><i>* Füze programının sınırlandırılması</i><br><br><i>* Bölgesel etkisinin azaltılması</i><br><br><i>* Hürmüz üzerindeki kontrolün gevşetilmesi</i><br><br>Mevcut tabloda hem ABD hem de İran belirli avantajlara sahip olsa da tarafların geri adım atmasını zorlaştıran bir denge oluşmuş durumda.<br><br>İran, Boğaz üzerindeki kontrolüyle küresel baskı oluşturuyor ve savaşı uzatarak rakibinin maliyetini artırıyor. ABD ise askeri üstünlüğünü koruyor ancak bu gücü kullanmanın siyasi maliyetinden çekiniyor.<br>Uzmanlara göre savaşın uzaması, her iki taraf için de maliyetleri artıracak. Ancak bu süreç, özellikle ABD açısından iç siyasi baskıyı büyütebilir. İran’ın zaman kazanma stratejisi, Trump yönetimini daha hızlı ve riskli kararlar almaya zorlayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘EKONOMİK OLARAK İRAN GERÇEKTEN AĞIR BASKI ALTINDA’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bunu ekonomik zayıflık + stratejik direnç olarak okumak gerekir” diyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-- İran gerçekten ağır baskı altında: IMF’nin Ocak 2026 görünümünde İran için 2026 reel büyüme projeksiyonu yalnızca yüzde 1,1. ABD Hazine Bakanlığı da 2025–2026 boyunca İran’ın petrol gelirini kısmak için yüzlerce kişi, gemi ve şirkete yaptırım uyguladığını; yalnızca Kasım 2025 itibarıyla 170’ten fazla tankerin hedef alındığını ve bunun İran’ın her varilden elde ettiği geliri düşürdüğünü söylüyor. Yani ekonomik baskı gerçek ve Washington’ın elindeki en etkili koz hâlâ yaptırım kaldırma kapasitesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama bu, İran’ın teslim olmaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. İranlı yetkililere göre Tahran, yaptırım kaldırılması karşılığında bazı nükleer tavizleri konuşmaya açık; fakat bunun karşılığında uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını, yaptırımların belirsiz değil takvimlendirilmiş ve somut biçimde kaldırılmasını istiyor. Daha kritik olan ise şu: İran, ‘savunma kapasitesinden vazgeç, karşılığında muğlak yaptırım rahatlaması al’ formülünü açıkça reddediyor. Bu da bize Tahran’ın pazarlığı ekonomi başlığında değil, rejim güvenliği ve stratejik caydırıcılık başlığında kurduğunu gösteriyor.<br><br>-- Dolayısıyla mesele şu:&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;için yaptırımlar bir baskı aracı, İran içinse kaldırılmaları bir rejim nefes borusu. Fakat İran bu nefes borusunu almak için füze kapasitesini, savunma doktrinini ve tüm bölgesel etkisini masadan kaldırmak istemiyor. Körfez ülkelerinin de Washington’a verdiği mesaj benzer: sadece savaşın bitmesi yetmez, İran’ın füze ve drone kapasitesinin kalıcı biçimde zayıflatılması gerekir. Bu nedenle yaptırım kaldırma pazarlığı artık sadece ekonomik değil; nükleer program, füze kapasitesi, vekil ağlar ve Hürmüz üzerindeki baskı gücüyle birlikte okunuyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/amerikan-halki-savasin-bitmesini-istiyor-1775197928.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Mezhepçilik yapmayın” diyerek “İrancılık” yapıyorlar!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-742</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-742</guid>
                <description><![CDATA[Önce "kriter"i netleştirelim. Din, "Bana göre..." diye başlayan cümlelerle konuşulacak bir konu değildir. Ölçü, İslâm'ın "muteber" kaynaklarıdır. Aksi taktirde herkes, kendi zihninde oluşturduğu "din"den bahsetmiş olur!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın makalesi…</p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(210, 75%, 60%);">https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/</span></a></p><p class="MsoNormal"><strong>“Mezhepçilik yapmayın” diyerek “İrancılık” yapıyorlar!<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran ile ilgili eleştirilerimizi bir kenara bıraktık, Haçlı Siyonist saldırıya karşı İran'ı destekliyoruz. Ancak ülkemizde, tırmanan bir&nbsp;<strong>"tartışma"</strong>&nbsp;görüyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Taarruza geçen lejyonerler; İran yönetiminin, Türkiye dâhil bütün İslâm âlemini&nbsp;<strong>"hasım"</strong>&nbsp;ilân eden basiretsiz politikalarından doğan yalnızlığından ürettikleri&nbsp;<strong>"mağduriyet"</strong>i,&nbsp;<strong>"gerekçe"</strong>&nbsp;olarak kullanıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Emperyalistlerin,&nbsp;<strong>"Sünni veya Şia bütün İslâm, düşmanımızdır"</strong>&nbsp;dediği bir ortamda, başka&nbsp;<strong>"düşman"</strong>&nbsp;kalmamış gibi Türkiye'deki Müslümanların ana omurgası olan Sünniliği hedef alıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ülkemizin bütün imkânlarını kullanıp,&nbsp;<strong>"Türkiye ile savaş çıksa, İran tarafında olurum"&nbsp;</strong>diyebiliyorlar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kirli operasyonlarına karşı çıkanları&nbsp;<strong>"Mezhepçilik"</strong>&nbsp;ajitasyonuyla susturmaya çalışıyor ama kendileri bölücülük yapıyorlar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"GERÇEK İSLÂM"IN ÖLÇÜSÜ NE?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Önce&nbsp;<strong>"kriter"</strong>i netleştirelim. Din,&nbsp;<strong>"Bana göre..."</strong>&nbsp;diye başlayan cümlelerle konuşulacak bir konu değildir. Ölçü, İslâm'ın&nbsp;<strong>"muteber"</strong>&nbsp;kaynaklarıdır. Aksi taktirde herkes, kendi zihninde oluşturduğu&nbsp;<strong>"din"</strong>den bahsetmiş olur!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk berraklığıyla devam etmekte olan&nbsp;<strong>"İslâmiyet"</strong>&nbsp;hakkında oluşturulan karmaşanın sebebi de budur. Domates alırken bile&nbsp;<strong>"organik olsun"</strong>&nbsp;diye çırpınanlar, önüne sürülen&nbsp;<strong>"hormonlu"&nbsp;</strong>bilgilerin doğruluğunu hiç araştırmıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Mezhep"</strong>&nbsp;tartışmalarında da aynı durum yaşanıyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilinçli oluşturulan&nbsp;<strong>"kavram kargaşası"</strong>nda, farklı tonlardaki&nbsp;<strong>"yanlış"</strong>lar arasından seçime zorlanan insanların,&nbsp;<strong>"doğru"</strong>ya ulaşması zorlaştırılıyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu&nbsp;<strong>"sığ"</strong>&nbsp;tartışmaya dâhil olmak istemiyoruz.&nbsp;<strong>"Yanlış"</strong>ı bilerek savunan&nbsp;<strong>"çokbilmiş"</strong>lere de hiçbir şey demiyoruz! Ancak, sözümüze değer veren kardeşlerimizi bu hengâmede bırakmayı da,&nbsp;<strong>"dilsiz şeytan"</strong>lık olarak görüyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"MEZHEP" NEDİR? KAÇ MEZHEP VARDIR?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Mezhep"</strong>&nbsp;kısaca, İslâmiyet'i nasıl anlayacağımızı ve nasıl uygulayacağımızı bildiren&nbsp;<strong>"rehber"</strong>&nbsp;demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Aracıları çıkarmalı, doğrudan Kur'an'a uymalıyız"</strong>&nbsp;aldatmacası, cazip gelen ama aslında İngiliz Misyonerler tarafından keşfedilen bir saptırma yöntemidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kur'an-ı Kerim'in asıl muhatabı; yani&nbsp;<strong>"murad-ı İlâhi"</strong>yi en doğru anlayan Peygamber Efendimizdir. Peygamberimiz de, bu doğru bilgileri eshabına aktarmıştır. Yani hadis-i şerifleri doğru anlayan da eshab-ı kiramdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Mezhep imamı"</strong>&nbsp;ise, eshab-ı kiram ve tabiinden öğrendiği din bilgilerini bize aktaran&nbsp;<strong>"büyük âlim"</strong>&nbsp;demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">4 Mezhep imamının öncesinde başka mezhep imamları da vardı. Hatta eshab-ı kiramın her biri&nbsp;<strong>"Müctehid"</strong>&nbsp;yani mezhep sahibi idi. Ancak, bunların mezhep bilgileri bize ulaşmadığından uymak mümkün değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çok&nbsp;<strong>"moda"</strong>&nbsp;olan&nbsp;<strong>"Eshab-ı kiram hangi Mezhepteydi"</strong>&nbsp;aldatmacası,&nbsp;<strong>"Fizik öğretmeni, hangi sınıftandır"</strong>&nbsp;sorusu kadar saçmadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu silsileyi yok sayarak,&nbsp;<strong>"Ben doğrudan Kur'an'a uyuyorum"&nbsp;</strong>demek, Ceza Kanunu'nu çiğneyip ceza yiyince,&nbsp;<strong>"Anayasa'ya uyuyorum"</strong>&nbsp;demek gibidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İctihad kapısı neden kapatıldı"</strong>&nbsp;sorusu da,&nbsp;<strong>"çarpıtma"</strong>dır. Çünkü, ictihad kapısı kapatılmamış;&nbsp;<strong>"şifre"</strong>sini bilen kalmamıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan ürünü hukukta bile&nbsp;<strong>"ictihad"</strong>, sıradan hukukçuların değil; Yargıtay'ın yetkisindedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani, Kur'an-ı Kerim'e ve hadis-i şeriflere tam tabi olabilmek ve İslâmiyet'i doğru uygulayabilmek için 4 hak Mezhepten birinde olmak gerekmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"DİNLER ARASI DİYALOG"ÇULAR DA AYNI YOLDAYDI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fetullahçıların&nbsp;<strong>"Dinler Arası Diyalog"</strong>&nbsp;sapıklığı da, doğrudan Kur'an'a uymaya dayanıyordu! Bu&nbsp;<strong>"Vatikan Projesi"</strong>&nbsp;için kurulan&nbsp;<strong>"Abant Platformu"</strong>nun, dinde reformcu Mehmet Aydın yönetimindeki ilk toplantısı,&nbsp;<strong>"İslâm'da Akıl-Vahiy İlişkisi"</strong>&nbsp;konusundaydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonuç Bildirisi'nde,&nbsp;<strong>"Vahyin anlaşılması ve yorumlanması hususunda, inanmış her insana düşünce gücü ölçüsünde sorumluluk düşmektedir. Her mümin, aklını kullanmak ve hayatına; ona göre düzen vermek durumundadır. Hiçbir fert veya zümre, dinin anlaşılması ve yorumlanması konusunda ilahî bir yetkiye sahip olduğunu iddia edemez"</strong>&nbsp;deniyordu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn1" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref1;">[1]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zamane ictihadçıları, kimlerle aynı safta olduğuna dikkat etmelidir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sinsi yöntemlerle; gerçek İslâm'ı bütün sapıklıklarla aynı kefeye koymak,&nbsp;<strong>"adalet"</strong>&nbsp;değil;&nbsp;<strong>"doğru"</strong>ya zulümdür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BU "ÇAKMA MEZHEP"LERİ KİM NEDEN KURDU?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Guguk Kuşu"</strong>nu bilir misiniz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hani; kuluçka yatan kuş, yiyecek için yuvadan ayrıldığında hemen yumurtalardan birini aşağı iterek kendi yumurtasını bırakan ve böylece kendi yavrusunu, o ailenin&nbsp;<strong>"öz"</strong>&nbsp;yavrusu olarak yutturan&nbsp;<strong>"sinsi"</strong>&nbsp;kuş...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hikaye, durumu çok güzel izah ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haçlı Seferleri, Müslümanları durduramamış; İslâm'ın bayraktarlığını yapan Osmanlı, Viyana'ya dayanmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dönemin siyasî ve iktisadî iki emperyalisti olan İngilizler ve Yahudiler, paniğe kapılmış;&nbsp;<strong>"Birbirimizle değil, ortak düşmanla savaşalım"</strong>&nbsp;kararı almıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak bu,&nbsp;<strong>"kılıç"</strong>la yapılamamıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sinsi analizler, Osmanlı'yı durdurmak için&nbsp;<strong>"güç kaynağı"</strong>&nbsp;olan İslâmiyet ile irtibatını kesilmeleri gerektiğini ortaya koymuştu. Ne var ki, o dönemdeki Müslümanları, İslâm'dan koparmak imkânsızdı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Yöntem"</strong>&nbsp;olarak; Musevîliği ve İsevîliği&nbsp;<strong>"içeriden"</strong>&nbsp;bozan, Yahudi&nbsp;<strong>"Abdullah bin Sebe"</strong>&nbsp;ile İslâm'da ilk fitneyi çıkaran&nbsp;<strong>"Guguk Kuşu</strong>&nbsp;<strong>Yöntemi"</strong>nde karar kılmışlardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani İslâm coğrafyasının farklı kesimlerinde, yerel ahalinin çabuk benimseyeceği&nbsp;<strong>"çakma mezhep"</strong>ler üretip yayacak; böylece Müslümanların&nbsp;<strong>"Gerçek İslâm"</strong>a ulaşmasını zorlaştıracaklardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ŞİÎLİK NASIL DOĞDU, EHL-İ SÜNNET'E NEDEN CEPHE ALDI?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İbn-i Sebe el-Himeyrî"</strong>&nbsp;adındaki Yemenli Yahudi, Hazret-i Osman (radıyallahü anh) efendimizin Hilafeti döneminde Medine'ye gelmiş ve nedense, özellikle Halife'nin huzurunda Müslüman olmuş;&nbsp;<strong>"Abdullah"</strong>&nbsp;adını almıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Abdullah bin Sebe"</strong>&nbsp;adıyla&nbsp;<strong>"bizden biri"</strong>&nbsp;görünmeyi başaran bu Yahudi, Hazret-i Ali'yi çok sevdiğini söylüyor ve&nbsp;<strong>"Hilafet, Ali'nin hakkıydı, Osman gasp etti"</strong>&nbsp;diyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hazret-i Ali (radıyallahü anh) Efendimizin Medine'den kovduğu bu fitneci, Basra, Kûfe ve Şam'da yürüttüğü faaliyetlerle&nbsp;<strong>"Ali Şiâsı"</strong>&nbsp;yani&nbsp;<strong>"Ali taraftarları"</strong>&nbsp;adını verdiği Şiîlik (Sebeiyye) fırkası kurmuştu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn2" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref2;">[2]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahriklerine Mısır'da devam eden İbn-i Sebe, Medine'ye gönderdiği bozguncuları, Hazret-i Osman Efendimizin üzerine salarak 17 Haziran 656 Cuma günü evinde Kur'an-ı Kerim okurken şehid ettirmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn3" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref3;">[3]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ana ilkesi; Hazret-i Ebubekir ve Ömer (radıyallahü anhüma) Efendilerimize küfretmek olan Şiîlerin,&nbsp;<strong>"argüman"</strong>&nbsp;olarak kullandığı&nbsp;<strong>"dramatik fitneler"</strong>in asıl kaynağı da bu Yahudi idi!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlerleyen asırlarda ehl-i sünnet âlimlerinin güçlü delilleri karşısında varlığını sürdüremeyen Şiîlik, Şah İsmail'in 1501'de kurduğu Safevîlerle tekrar güçlenmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yavuz Sultan Selim Han'ın, Sünnî Osmanlı'yı hırpalamak için Haçlılarla işbirliği yaparak&nbsp;<strong>"Mekke ve Medine'ye birlikte girelim, Kâbe'yi imha edelim"</strong>&nbsp;teklifinde bulunan Şah İsmail'e 1514'te dersini vermesinden sonra Safevîlerle birlikte Şiîlik de zayıflama sürecine girmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak 1979'da&nbsp;<strong>"Humeyni"</strong>&nbsp;adındaki&nbsp;<strong>"âhund"</strong>&nbsp;(molla) liderliğinde gerçekleştirilen Batı destekli darbeyle Şiîler tekrar güçlenmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ile İsrail'in, bol tehditlerle birbirini güçlendiren politikaları, köklerdeki bu&nbsp;<strong>"buluşma"</strong>nın eseridir. Bugünkü&nbsp;<strong>"savaş"</strong>&nbsp;bile çok tartışmalıdır. Kaldı ki, bu&nbsp;<strong>"düşmanca paslaşma"</strong>&nbsp;sayesinde İslâm ülkelerini yutan İsrail için sıra, kullanım süresi dolmuş olan İran'a gelmiş olabilir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şiîlerin ehl-i sünnet/Müslüman düşmanlığı, Yahudilerin düşmanlığından az değildir. Şiî/Hizbullah militanlarının Suriye'deki katliam, tecavüz ve zulümleri, Gazze'dekilerle yarışacak boyuttadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Madem Hazret-i Ali Efendimizi çok seviyorlarsa, ehl-i beyt sevgisini imanla ölmenin şartı bilen Müslümanlara neden kin kusuyorlar?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İNGİLİZLER VEHHABİLİK İÇİN 2 ASIR UĞRAŞTI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vehhabiliği ise, hem İslâmiyet'i içeriden yıkmak hem de Arap Yarımadası'nı ayaklandırarak Osmanlı'yı parçalamak isteyen İngiltere'nin bu coğrafyaya saldığı binlerce Misyonerden biri olan Hempher, 1713 yılında güdümüne aldığı Muhammed bin Abdülvehhab üzerinden kurmuştur.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn4" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref4;">[4]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiltere Müstemlekeler Nezareti, bu sapık sistemi korumak için 1727 yılında Necd Emiri Muhammed bin Suud ile anlaşmıştı. Bu aslında,&nbsp;<strong>"Vehhabîliğin doğum tarihi"</strong>&nbsp;anlamına geliyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Kral Selman bin Abdülaziz, 28 Ocak 2022 tarihli kararıyla, Suudî Arabistan'ın 23 Eylül 1932 olan kuruluş tarihini, 22 Şubat 1727 olarak değiştirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Osmanlı coğrafyasında, İngilizlerin desteğiyle iki asır devam eden bu fitnenin de aslı&nbsp;<strong>"Müslüman düşmanlığı"</strong>dır. Müslümanların malı, canı, kadını Vehhabilere helaldir! Bu yüzden defalarca hacılara saldırmış, Mekke ve Medine'de katliam yapmışlardır.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn5" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref5;">[5]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">I. Dünya Savaşı başlar başlamaz da Arapları,&nbsp;<strong>"Ayaklanın, Osmanlı'yı yıkalım. Size bağımsız devlet kuralım"</strong>&nbsp;şeklinde kandıran İngiltere, Arap Yarımadası'nı, Vehhabîlik fitnesiyle Türklerden koparmıştır.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn6" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref6;">[6]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HİND MÜSLÜMANLARINA DA AYNI OYUN...</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kadıyanîliği de yine İngilizler, Hindistan'daki Müslümanları din üzerinden&nbsp;<strong>"kolay"</strong>&nbsp;kontrol etmek için dizayn etmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İmam-ı Rabbani Hazretleri ve mübarek oğulları sayesinde ehl-i sünnetin kalesi haline gelen Hindistan, İngilizlerin bu operasyonlarıyla İslâm düşmanı bir devlete dönüşmüştür!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Babür İslâm İmparatorluğu'nu 1857 yılında tarihe gömen İngiltere, Müslüman'ı katletmiş ama İslâmiyet'i yok edememişti! İslâmiyet'i içeriden parçalamak için 1879'da, Gulam Ahmed Kadıyanî adındaki&nbsp;<strong>"kullanışlı"</strong>ya kurdurdukları&nbsp;<strong>"Kadıyanî"</strong>liğin bütün kodlarını da yine İngilizler vermişti!<a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftn7" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref7;">[7]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"MEZHEP İMAMI"NA SAYGISIZLIK, İSLÂM'A SAYGISIZLIKTIR!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonuç...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Mezhepçilik"</strong>&nbsp;denilen tartışma, bu fotoğrafta nereye isabet etmektedir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Biz, bütün sabıkalarına rağmen İran'ı savunurken, içimizdeki enfeksiyonlular, sürekli olarak&nbsp;<strong>"4 hak Mezhep"</strong>e saldırmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üstelik de, en düşük makam sahibine bile eğilip bükülen bu kifayetsizler, İslamiyet ile aramızda köprü olan Mezhep imamlarına asgarî nezaketi çok görmekte; laubali şekilde hitap etmektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Herkes haddini bilmelidir!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://youtube.com/shorts/hYzK4k61d-k?si=XenIbdgj-91z81u-" target="_blank"><i><strong>İlgili videoyu izlemek için tıklayın...</strong></i></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref1" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn1;">[1]</span></a><sup>&nbsp;</sup>1. Abant Platformu Çalıştayı, II. Komisyon Raporu,&nbsp;<i>GYV Yayınları,</i>&nbsp;1998, s. 109, 249.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref2" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn2;">[2]</span></a>&nbsp;Ethem Ruhi Fığlalı, Abdullah bin Sebe,&nbsp;<i>TDV İslâm Ansiklopedisi</i>, c. 1, s. 133-134.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref3" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn3;">[3]</span></a>&nbsp;Seyyid Eyyûb bin Sıddîk, Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn,&nbsp;<i>Hakikat Kitabevi</i>, İstanbul 2014, s. 217-219.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref4" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn4;">[4]</span></a>&nbsp;İngiliz Casusu Hempher'in Misyonerlik Faaliyetleri,&nbsp;<i>Ferşat Yayınları,</i>&nbsp;İstanbul 1990.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref5" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn5;">[5]</span></a>&nbsp;M. Sıddık Gümüş, İngiliz Casusunun İtirafları,&nbsp;<i>Hakikat Kitabevi,</i>&nbsp;İstanbul 2025.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref6" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn6;">[6]</span></a>&nbsp;Celil Bozkurt, Araplar arkamızdan vurdu mu, vurmadı mı,&nbsp;<i>Beyan Yayınları,</i>&nbsp;İstanbul 2024, s. 48.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-yazi-2005150/#_ftnref7" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn7;">[7]</span></a>&nbsp;İhsan Süreyya Sırma, Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri,&nbsp;<i>Beyan Yayınları,</i>&nbsp;İstanbul 2018, s. 78.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/mezhepcilik-yapmayin-diyerek-irancilik-yapiyorlar-1775113848.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Urgan rozetiyle&quot;  meclise geldiler</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/urgan-rozetiyle-meclise-geldiler-738</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/urgan-rozetiyle-meclise-geldiler-738</guid>
                <description><![CDATA[İsrail meclisi Knesset'te, işgal altındaki Batı Şeria’da ölümle sonuçlanan terör saldırılarına karışan Filistinliler için idam cezasını öngören tartışmalı yasa kabul edildi. Aşırı sağcı milletvekilleri, uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edilen ve insan hakları örgütlerinden tepki çeken yasanın oylanacağı gün meclise yakasında urgan rozetiyle geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail meclisi Knesset'te, işgal altındaki Batı Şeria’da ölümle sonuçlanan terör saldırılarına karışan Filistinliler için idam cezasını öngören tartışmalı yasa kabul edildi. Aşırı sağcı milletvekilleri, uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edilen ve insan hakları örgütlerinden tepki çeken yasanın oylanacağı gün meclise yakasında urgan rozetiyle geldi. Yasa, ülkedeki "apartheid sistemini" kuvvetlendirecek. Peki İsrail, böylesi doğrudan Filistinlileri hedefleyen bir yasayı nasıl kabul edebildi? Düzenlemenin temelinde ne yatıyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail meclisi Knesset’ten hafta başında gelen&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haberler</a>&nbsp;ve görüntüler büyük tepki çekti. Knesset’te, işgal altındaki Batı Şeria’da ölümle sonuçlanan terör saldırılarına karışan Filistinliler için idam cezasını öngören tartışmalı yasa onaylandı. Yasanın geçmesinin ardından aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve destekçileri, mecliste şampanyayla kutlama yaptı. Ayrıca yasayı destekleyen milletvekilleri, meclise yakalarında “urgan rozetiyle” geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uluslararası hukuka aykırı olarak ifade edilen yasa, İsrail askeri mahkemelerinin “terör eylemi” olarak kabul ettiği ölümlü saldırıları düzenlemekten hüküm giyen Filistinlilerin 90 gün içinde asılarak idam edilmesini öngörüyor ve bu süre en fazla 180 güne kadar ertelenebilecek. Yasa, Filistinliler arasında tedirginlik yaratırken, küresel çapta da kınanıyor. Uluslararası çevreler, yasayla İsrail’in “apartheid sisteminin” pekiştiğini dile getiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki, İsrail “Filistinlilere özel” bu idam cezasını meclisinden nasıl geçirdi? Düzenleme yasal mı? Bu soruların cevabına geçmeden önce tepkilere ve yasanın oylanmasına kısaca değinelim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BM VE İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ TEPKİLİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail’deki Yahudi vatandaşları kapsamayan bu yasa, ülkedeki aşırı sağcılar arasında sevinçle karşılandı ancak gerek Avrupa’dan gerekse insan hakları örgütlerinden yasaya karşı tepki büyük…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de dahil olmak üzere, yasa düzenlemesini eleştirenler, yeni yasayı ayrımcı olarak nitelendiriyor. Türk ayrıca, uygulamanın “savaş suçu anlamına geldiğini” dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanlıklarından Pazar günü yapılan ortak açıklamada, “Tasarının fiili ayrımcı niteliğinden özellikle endişe duyuyoruz. Bu tasarının kabul edilmesi, İsrail'in demokratik ilkelere ilişkin taahhütlerini zayıflatma riski taşır” ifadesine yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan hakları örgütleri de yasaya tepki gösterdi. Uluslararası Af Örgütü yasanın oylanmasından önce Şubat ayında, “idam cezasının İsrail’in apartheid sisteminde başka bir ayrımcı bir araç olacağı” uyarısı yapmıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü de önceki gün yaptığı açıklamada, öncelikle ve hatta münhasıran Filistinlilere uygulanacağından dolayı yasayı ayrımcı olarak nitelendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu Direktör Yardımcısı Adam Coogle, idam cezasının geri döndürülemez olduğuna dikkat çekerek, “İsrailli yetkililer idam cezasının güvenlik meselesi olduğunu ileri sürüyor fakat gerçekte yasa, apartheid'in temel özellikleri olan ayrımcılığı ve iki kademeli adalet sistemini pekiştiriyor” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söz konusu yasa, İsrail Yüksek Mahkemesi'nde değerlendirilecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise, İsrail Meclisi'nde onaylanan "idam cezası" yasasına ilişkin, "Knesset'te kabul edilen bu düzenleme fiili işgali ceza hukuku kisvesi altında kalıcılaştırma girişimidir" ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ceza düzenlemesine Dışişleri Bakanlığı’ndan da tepki geldi. Bakanlık yaptığı yazılı açıklamada, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezası düzenlemesinin kınandığını belirterek şu ifadelere yer verdi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“İşgalci güç İsrail’in Filistinlilere yönelik apartheid rejimini daha da ağırlaştırmayı amaçlayan bu düzenleme, Filistin halkına karşı izlenen inkar, yok etme ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü olup, hukuk dışı ve hükümsüzdür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başta BM olmak üzere, uluslararası toplumu işgalci güç İsrail’in ırkçı ve hukuksuz adımlarına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MİLLETVEKİLLERİNDEN TEPKİ ÇEKEN KUTLAMA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pazartesi günü Knesset’te oylamaya sunulan yasa 48 hayır ve 62 evet ile kabul edildi. Yasanın kabulünün ardından şampanyayla kutlama yapan aşırı sağcı milletvekilleri sosyal medyada da büyük tepki çekti. Bahse konu bakanlar arasında, daha önce aşırı sağcı terör faaliyetlerinden hüküm giyen Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de vardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da yasayı destekleyenler arasındaydı ve oylamadan sonra milletvekillerini tebrik etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YASA NASIL FİLİSTİNLİLERİ HEDEFLEYEBİLİRKEN İSRAİLLİLERİ MUAF TUTUYOR?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yasa, kapsamının büyük bir kısmını yalnızca işgal altındaki Filistinlileri yargılayan askeri mahkemelerle sınırlayarak bunu sağlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yeni mevzuata göre, işgal altındaki Batı Şeria'da bir İsrail vatandaşını öldürmekten suçlu bulunan herkes, bölgeyi denetleyen askeri mahkemeler tarafından yargılanacak ve aksi istenmediği halde idam cezasına çarptırılacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her ne kadar İsrail’de mahkemeler mahkumiyet istatistiklerini düzenli olarak açıklamasa da yargı sistemi 2010’da, işgal altındaki Batı Şeria’da suç işlemekle yargılanan Filistinlilerin yüzde 99,74’ünün suçlu bulunduğunu kabul etmişti. Buna karşılık olarak, 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaştan bu yana yedi Filistinliyi öldüren İsrailliler, sivil mahkemede yargılanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiltere merkezli The Guardian gazetesinin geçen ay yayımladığı analize göre, İsrail son 10 yılda Batı Şeria’da Filistinlileri öldüren İsraillerin hiçbiri hakkında dava açmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yeni düzenleme, İsrail mahkemelerine, Batı Şeria'da Filistinli öldürmekten suçlu bulunan İsraillilere ceza verirken ekstra bir esneklik tanıyor. Hakimler, idam cezası ile müebbet hapis arasında&nbsp;<a href="https://secim.hurriyet.com.tr/" target="_blank">seçim</a>&nbsp;yapabiliyor. Öte yandan, Filistinlileri yargılayan askeri mahkemelerde cezalar otomatik olarak idam öngörüyor ve müebbet hapis ise ancak olağanüstü koşullarda değerlendirilebiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrailli insan hakları örgütü Yesh Din tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, Batı Şeria’da (Doğu Kudüs hariç) 2005-2024 yılları arasında yerel mahkemelerde Filistinlilere karşı suç işlemekle suçlanan yerleşimcilerin sadece yüzde 3’ü bu suçtan hüküm giydi. Çalışmada, yerleşimci şiddetine yönelik soruşturmaların yüzde 93,8'inin herhangi bir iddianame hazırlanmadan kapatıldığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tüm bunların temelinde, pek çok kişiye göre İsrail'in apartheid sistemini yasalaştıran 2018 tarihli "Ulus Devlet Yasası" yatıyor. Bu yasa, İsrail'i "Yahudi halkının münhasır anavatanı" olarak tanımlıyor ve Yahudi yerleşimlerini ulusal bir değer olarak görüyor. Eleştirilerse, bu yasanın herhangi bir eşitlik garantisi içermediği ve nüfusun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan Filistinli vatandaşların statüsünü düşürdüğü yönünde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'İSRAİL İLERİDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN YARGILANACAKTIR'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın konuyla ilgili değerlendirmesine, İsrail meclisi&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/knesset" target="_blank">Knesset</a>’te kabul edilen yasanın ciddi bir sonucu olduğuna değinerek başladı. Caşın, “Yasa, İsrail’in varlığını inkar etme amacıyla bir İsrailliyi ya da orada yaşayan birini öldürmek iddiasıyla hüküm giyenlerin idam edileceğini öngörüyor ve uluslararası hak ve hukuk açısından baktığımızda Filistinlileri hedef aldığını düşünüyoruz.&nbsp;Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir, ‘Tarih yazdık. Söz verdik, sözümüzü tuttuk. Filistin’in İsrail toprakları üzerinde egemenliği yoktur’ dedi. Bu da söz konusu kanunun bilerek bu şekilde çıkarıldığını gösteriyor” açıklamasını yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tasarının işgal altındaki topraklarda gerçekleştirilen eylemlerin terör kapsamına alınması durumunda askeri mahkeme tarafından ölüm cezası verilmesini öngördüğüne işaret eden Caşın, “Yüksek Mahkeme’ye gidecek tasarı ama ben bir sonuç çıkacağını zannetmiyorum” dedi ve devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Buradaki hedefin Filistinlilere doğrudan doğruya askeri mahkemelerde ölüm cezası verilmesini zorunlu hale getirmek olduğunu düşünüyorum. Bu çok büyük bir sakınca.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Caşın, İsrail’de ikamet eden kişiye kasten zarar verme suçunun terör eylemi olarak kabul edileceğine dikkat çekerek, İsrail muhalefetinde bu kanun teklifine karşı çıkanların, teklifin etik olmadığını, Anayasa’ya aykırı ve ırkçı olduğunu, İsrailli Yahudiler ile Filistinliler arasında ayrımcılık yaptığını dile getirdiğini söyledi. “Yürütmenin başında Netanyahu olduğuna göre kanunun çıkmasından o sorumlu” ifadesini kullanan Caşın, idam kararının 90 günde uygulanacağını anımsatarak, “Çok dar bir sürede çok büyük bir kitleyi idam edebilirler” diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Caşın, Filistinlilere karşı sunulan bu kanun teklifinin çıkarılmasının çok büyük bir ayrımcılık suçu olduğunun altını çizdi ve açıklamasına şu ifadelerle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“1789 Fransız İnsan Hakları Beyannamesi ile BM İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı, işkence, ayrımcılık ve ırkçılık söylemiyle nefret suçu maddelerini de ihlal ediyor. Bütün bunlar da İsrail devletini ve bu yasayı yerine getirenlerin uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmasına sebebiyet verecek. İsrail Adalet Bakanı ve Netanyahu dahil olmak üzere mahkemede bu emri icra edenler ileride Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde insanlığa karşı suçtan ve apartheid suçundan yargılanabilir.&nbsp;Burada iki ayrı suç var; birincisi İsrail’in Batı Şeria’yı işgal etmesi, ikincisi ise işgal ettiği topraklarda hukuka aykırı şekilde insanları idam etmesi.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Caşın, İsrail’in&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/filistin" target="_blank">Filistin</a>&nbsp;topraklarını işgal ettiğini hatırlatarak, “İşgal eden ülkenin idam etme hakkı yoktur” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bunu Nazi hükümeti Polonya’da ve işgal ettiği diğer Sovyetler Birliği topraklarında uyguladı ve sonra Nürnberg Mahkemesi’nde yargılandı.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>, ciddi ve planlı bir şekilde soykırım suçu işlemekle yargılanabilir; bu yasayı uygulayanlar da ileride Uluslararası Adalet Divanı’nda ve Ceza Mahkemesi’nde yargılanacaklardır.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/urgan-rozetiyle-meclise-geldiler-1775111773.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran&#039;ı taş devrine göndereceğiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/irani-tas-devrine-gonderecegiz-737</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/irani-tas-devrine-gonderecegiz-737</guid>
                <description><![CDATA[Son dakika İran-ABD-İsrail savaşı haberleri... ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın elektrik santrallerini hedef alacaklarını duyurdu. ABD'nin saldırılarını 2 ila 3 hafta içinde tamamlayacağını belirten Trump, NATO ülkelerini Hürmüz Boğazı'nı açmak için harekete geçmeye çağırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Son dakika İran-ABD-İsrail savaşı haberleri... ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın elektrik santrallerini hedef alacaklarını duyurdu. ABD'nin saldırılarını 2 ila 3 hafta içinde tamamlayacağını belirten Trump, NATO ülkelerini Hürmüz Boğazı'nı açmak için harekete geçmeye çağırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD'den "Irak'ı acilen terk edin" uyarısı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, vatandaşlarına Irak'ı derhal terk etmeleri uyarısında bulundu. Büyükelçiliğin açıklamasında, 48 saat içinde Bağdat'ın merkezine yönelik saldırılar beklendiği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BAE'de bir füze etkisiz hale getirildi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Dubai Hükümeti Medya Ofisi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada gelişmelere ilişkin bilgi verdi. Açıklamada, Abu Dabi’de Halife Ekonomik Bölgeleri (KIZAD) çevresinde meydana gelen olayda, hava savunma sistemleri tarafından bir füzenin başarıyla engellendiği, olay sonucunda sınırlı düzeyde hasar oluştuğu ancak herhangi bir can kaybının yaşanmadığı belirtildi. Yetkililer, kamuoyuna yalnızca resmi kaynaklardan bilgi alınması çağrısında bulunarak, asılsız haber ve söylentilerin yayılmaması gerektiğini vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Trump'tan 'Sert bir darbe indireceğiz' açıklaması<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Trump, Beyaz Saray’da yaptığı "Ulusa Sesleniş"te, İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD olarak İran'a yönelik "Destansı Öfke Operasyonu"nu başlattıklarında koydukları hedeflerin çoğuna ulaştıklarını vurgulayan Trump, yakın bir zamanda saldırılarını tamamlayacakları mesajını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, "Bu akşam, (İran’da) temel stratejik hedefleri tamamlamaya yaklaştığımızı belirtmek isterim. Amerika’nın tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta onlara çok sert bir darbe indireceğiz." şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"BU SALDIRILARLA İRAN'I TAŞ DEVRİ'NE GERİ GÖNDERECEĞİZ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, bu saldırılarla İran'ı ait oldukları yer olan "Taş Devri'ne" geri göndereceklerini dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin özellikle İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'e teşekkür borçlu olduğunu ve bu ülkelere savunma desteği vermeye devam edeceğini söyleyen Trump, "Bu işi çok hızlı şekilde bitireceğiz. Sona çok yaklaştık." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ANLAŞMA OLMAZSA ELEKTRİK SANTRALLERİNİ VURURUZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, İran'daki amaçlarının hiçbir zaman rejim değişikliği olmadığını ancak yönetimdeki isimlerin öldürülmesiyle bir bakıma "rejim değişikliği" yaşandığını savunarak, "Eğer bu süre zarfında bir anlaşma sağlanamazsa elektrik santrallerinin her birini vuracağız." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, İran'ın petrol tesislerini ise "bu ülke halkına bir şans vermek" istedikleri için vurmayacaklarını dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO ÜLKELERİNE HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD olarak kendilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole hiçbir şekilde ihtiyaçlarının olmadığını hatırlatan Trump, "Buna ihtiyacımız yok. Hürmüz Boğazı üzerinden petrol alan ülkeler, o geçidi korumakla yükümlüdür. Onu ele geçirmeli ve değerini bilmelidirler. Bunu kolayca yapabilirler." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, ABD'nin Rusya ve Suudi Arabistan'ın toplamından daha fazla petrole sahip olduğunu ve Orta Doğu'daki petrole ihtiyacı kalmadığını savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin İran ordusuna büyük zararlar verdiğini öne süren Trump, NATO ülkelerinin "kolayca" Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına" alabileceğini iddia etti. "Bunu daha önce yapmalıydınız. Boğaza gidin ve orayı alın, kendiniz için kullanın." şeklinde konuşan Trump, ABD olarak da gerekmesi halinde yardım edeceklerini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Venezuela'ya yönelik askeri müdahalenin ardından bu ülkeden gelen petrolle birlikte ABD'nin Orta Doğu'dan "tamamen bağımsız" hale geldiğini savunan Trump, "Orada olmak zorunda değiliz. Onların petrolüne ihtiyacımız yok. Müttefiklerimize yardım etmek için oradayız." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Pezeşkiyan'dan ABD halkına açık mektup<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben mektup yayımladı. Mektubunda, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini kaydeden Pezeşkiyan, ülkesinin tarih boyunca saldırılara maruz kalmasına rağmen halk ve devletler arasında ayrım yaptığını belirtti.<br><br>“İRAN’I TEHDİT OLARAK SUNMAK ALGI ÜRÜNÜ”<br><br>Pezeşkiyan, İran’ın tehdit olarak sunulmasının bir algı ürünü olduğunu ve bunun İran’a yönelik saldırıları meşrulaştırmak ve silah sanayi sektörünü beslemek için yapıldığını söyledi. Buna bağlı olarak ABD’nin İran’ın çevresinde yoğun bir askeri yığınak yaptığını ve İran’a saldırdığını belirten Pezeşkiyan, ülkesinin söz konusu bu şartlar altında savunma kapasitesini geliştirmekten vazgeçmeyeceğini vurguladı. Pezeşkiyan, İran’a yönelik saldırıların ABD halkının çıkarına hizmet etmediğini ve İran’daki çocukların öldürülmesinin, kanser ilacı üreten fabrikaların vurulmasının ABD imajını daha da zedeleyeceğini vurguladı. ABD’nin İsrail’in vekil gücü gibi hareket ederek İran’a yönelik saldırılara katıldığının altını çizen Pezeşkiyan, ABD halkına, “Bugün ABD hükümetinin öncelik listesinde gerçekten “önce Amerika” mı vardır?” sorusunu yöneltti.<br>Pezeşkiyan, mektubunun sonunda ise, "Çatışma ile iş birliği arasında yapılacak seçim, kader belirleyen bir seçimdir ve sonuçları gelecek nesillerin kaderini şekillendirecektir. İran, binlerce yıllık tarihinde çok sayıda saldırgan görmüştür. Onlardan geriye sadece utançla anılan bir isim kalmış, İran ise gururla ayakta durmuştur.” hatırlatmasında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/irani-tas-devrine-gonderecegiz-1775111185.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın en mutlu ülkeleri</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-mutlu-ulkeleri-731</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-mutlu-ulkeleri-731</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Mutluluk Raporu'na göre İskandinav ülkeleri yine zirvede yer alırken, Türkiye 94'üncü sırada kendine yer buldu.
Eğer mutluluk bir olimpiyat branşı olsaydı, İskandinav ülkeleri kürsüdeki tüm yerleri garantilemiş olurdu. Nitekim Dünya Mutluluk Raporu’nun son verilerine göre dünyanın en mutlu üç ülkesi Finlandiya, İzlanda ve Danimarka oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünya Mutluluk Raporu'na göre İskandinav ülkeleri yine zirvede yer alırken, Türkiye 94'üncü sırada kendine yer buldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eğer mutluluk bir olimpiyat branşı olsaydı, İskandinav ülkeleri kürsüdeki tüm yerleri garantilemiş olurdu. Nitekim Dünya Mutluluk Raporu’nun son verilerine göre dünyanın en mutlu üç ülkesi Finlandiya, İzlanda ve Danimarka oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oxford Üniversitesi bünyesindeki Refah Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan ve her yıl yayımlanan rapora göre Finlandiya, üst üste dokuzuncu kez dünyanın en mutlu ülkesi seçildi. İzlanda ikinci, Danimarka ise üçüncü sırada yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KOSTA RİKA, İSKANDİNAVLARI GERİDE BIRAKTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Listenin dördüncü sırasında yer alan Kosta Rika, Latin Amerika’dan şimdiye kadar en yüksek sıralamaya ulaşan ülke olurken, onu yeniden İskandinav ülkeleri takip etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsveç beşinci, Norveç ise altıncı sırada yer aldı. Avrupa’dan Hollanda yedinci, Lüksemburg dokuzuncu ve İsviçre onuncu sırada listeye girdi. Orta Doğu’dan ilk 20’ye giren tek ülke ise sekizinci sıradaki İsrail oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD bu yıl 23’üncü sırada yer alırken, Kanada 25’inci, Birleşik Krallık ise 29’uncu sıraya geriledi. Böylece üst üste ikinci yıl, İngilizce konuşulan ülkelerden hiçbiri ilk 10’a giremedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE 94. SIRADA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye, listede 94’üncü sırada yer aldı. Türkiye’yi Irak takip ederken, İran ise 99’uncu sırada konumlandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmada 147 ülkeden katılımcılara, hayatlarını 0 ile 10 arasında değerlendirmeleri istenen “Cantril Merdiveni” yöntemi kullanıldı. Kişi başına düşen gelir, yaşam beklentisi, cömertlik, özgürlük algısı ve yolsuzluk gibi altı temel faktör de sıralamayı belirlemede etkili oldu. Sonuçlar üç yıllık ortalamalara göre hesaplandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Finlandiya’da katılımcıların ortalama yaşam memnuniyeti puanı 7,764 olarak ölçüldü. Uzmanlara göre bu başarının arkasında güçlü toplumsal dayanışma yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Raporda özellikle gençlerin mutluluğuna dair çarpıcı bir düşüş de vurgulandı. ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da 25 yaş altı bireylerin yaşam memnuniyeti son 10 yılda yaklaşık 1 puan geriledi. Uzmanlar bu düşüşte sosyal medya kullanımının önemli rol oynadığına dikkat çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna karşın rapor, internet kullanımının tamamen olumsuz olmadığını da belirtiyor. Yakınlarla iletişim kurmak ya da yeni beceriler öğrenmek gibi amaçlarla kullanılan dijital araçların daha olumlu etkiler yarattığı ifade ediliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya genelinde mutluluğun karmaşık bir tablo sunduğuna işaret edilen raporda, savaş ve siyasi istikrarsızlığın yoğun olduğu ülkelerin listenin alt sıralarında yer aldığı belirtildi. Afganistan, 147’nci sırayla dünyanın en mutsuz ülkesi olmaya devam etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan uzmanlar, yüksek mutluluk seviyesine sahip ülkelerde insanların temel değerlere bağlı kaldığını ve toplumsal güvenin güçlü olduğunu vurguluyor. Bunun en basit göstergelerinden biri ise kaybolan bir cüzdanın eksiksiz şekilde sahibine geri dönme ihtimali olarak öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-mutlu-ulkeleri-1775026025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunan analistlerin Libya öfkesi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yunan-analistlerin-libya-ofkesi-728</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yunan-analistlerin-libya-ofkesi-728</guid>
                <description><![CDATA[MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın daha önce Bingazi’ye gerçekleştirdiği tarihi ziyaret ve TCG Kınalıada’nın liman ziyareti, Türkiye’nin artık Libya’nın sadece batısında değil, doğusunda da "oyun kurucu" olduğunu gösteriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Yunanistan’ın Libya’da Türkiye’yi devre dışı bırakmak amacıyla Hafter ile yürüttüğü gizli pazarlıklar, Yunan medyasında büyük bir hezimet olarak nitelendirildi. Skai gazetesi ve uzmanlar, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Bingazi ziyareti ve Türk donanmasının bölgedeki varlığı karşısında Atina’nın "oyun kurucu" olma şansını kaybettiğini açıkça yazdı. "Türkiye-Libya anlaşması artık geri dönülemez bir hasardır" diyen Yunan analistler, hükümetin içine düştüğü stratejik yalnızlığı sert bir dille eleştirdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Yunanistan’ın en önemli yayın organlarından Skai, Atina'nın Doğu Akdeniz'de içine düştüğü "Türkiye kıskacını" manşetine taşıdı. Atina'nın 2009-2010 yıllarında Libya ile sınır belirleme fırsatını kaçırdığı, bu boşluğun ise 2019'da Ankara-Trablus hattında imzalanan tarihi mutabakatla doldurulduğunu belirten gazete, Gerapetritis’in ziyaretini Türkiye'ye bağladı. Yunan basını, "Atina, Hafter üzerinden Türkiye’ye karşı bir koz elde etmeyi planlarken Ankara’nın sessiz ve derinden yürüttüğü diplomasi, Atina’nın planlarını suya düşürdü. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın daha önce Bingazi’ye gerçekleştirdiği tarihi ziyaret ve TCG Kınalıada’nın liman ziyareti, Türkiye’nin artık Libya’nın sadece batısında değil, doğusunda da "oyun kurucu" olduğunu gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hafter yönetiminin 2019 tarihli Türk-Libya anlaşmasını onaylamaya hazırlandığı yönündeki bilgiler, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nda "kırmızı alarm" verilmesine neden oldu. Erdoğan'a özenen Miçotakis yönetimi kazanç sağlamak amaçlı uluslararası alanda tanınan Trablus hükümeti ile doğudaki Temsilciler Meclisi'ne bağlı Halife Hafter arasında mekik dokumak istiyor" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan diplomatik kaynaklarına dayandırılan bilgilerde,1 Nisan’da Trablus’ta yapılacak teknik görüşmelerden net bir sonuç beklenmediği açıkça ifade edildi. Yunan basını, Trablus hükümetinin her masaya oturuşunda Türk-Libya mutabakatını "dolaylı bir temel" olarak sunduğunu, bunun da Atina tarafından kategorik olarak reddedildiğini yazdı. Atina, bölgedeki varlığını ispatlamak için Bingazi’de yeni başkonsolosluk binasını açtı. 1 Nisan’daki teknik görüşmelere ilişkin Libya’daki diplomatik kaynaklar Ülkedeki hiçbir yapının, Türkiye’nin sunduğu 'savunma sanayii ve güvenlik' garantilerinden vazgeçerek Yunanistan’ın yanına çekilemeyeceğini iletti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Yunan analist Stefanos Nikolaidis’in de aktardığına göre, Atina’nın Hafter ile flört etmesinin arkasındaki asıl neden, Trablus üzerinde bir baskı aracı oluşturmak ve Türkiye'nin argümanlarını zayıflatmak. Yunan yazar şunları aktardı: "Hafter ile kurulan ekonomik ve diplomatik temasların asıl nedeni, Libya'da istikrarlı bir yapı kurulana kadar sürecek 'geçiş sürecindeki belirsizliklere' uyum sağlama çabası. Libya Parlamentosu'nun Türk-Libya mutabakatını muhtemel olarak tanımasını engellemek için iki tarafla da görüşmeler devam edecek. Eğer Atina harekete geçmezse, bu durum Türkiye'nin hukuki ve siyasi argümanlarını önemli ölçüde güçlendirerek Yunanistan'ın hareket alanını daraltacaktır."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın Halife Hafter ile görüşmesi, Atina’da yeni bir krize neden oldu. Yunan uzman Sotiris Roussos, uluslararası toplumun tanımadığı bir "savaş ağasının" resmi sıfatla ziyaret edilmesini sert dille eleştirerek, "Yunanistan’ın ne Hafter ne de Trablus üzerinde hiçbir ağırlığı yoktur. Türkiye-Libya anlaşmasıyla verilen hasar artık geri dönülemez" itirafında bulundu. Roussos, "Bir ülkenin Dışişleri Bakanı, başka bir ülkenin ayrılmış bir bölgesine resmi ziyaret gerçekleştirmez. BM ve AB’nin tanıdığı hükümet Trablus’tadır. Hafter’in hangi sıfatı var ki resmi makamla karşılanıyor?" sorusunu sorarak hükümeti köşeye sıkıştırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunanistan’ın Libya iç savaşının sonucuna etki edebilecek bir gücü olmadığını belirten Roussos, Atina’nın stratejik yalnızlığı hakkında şöyle konuştu: "Rusya, Türkiye ve Mısır’ın aksine Yunanistan’ın sahada hiçbir etkisi yoktur. AB içinde bile Türkiye-Libya anlaşmasına karşı ortak bir cephe oluşturmayı başaramadık. Donanmamızı liman muhafızına çevirdik ama sonuç alamadık. Türkiye-Libya anlaşması maalesef geri dönüşü olmayan bir hasardır. Mevcut dış politika bunu tersine çevirmeye yetmez; Atina şu anda sadece kayıpları bir nebze de olsa yönetmeye çalışıyor."<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/yunan-analistlerin-libya-ofkesi-1774857463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pastanın büyüğü Mansur&#039;un</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/pastanin-buyugu-mansurun-727</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/pastanin-buyugu-mansurun-727</guid>
                <description><![CDATA[Belediyeye doldurduğu yargı mensuplarının birinci derecedeki akrabalarıyla kendisini garantiye aldığını sanan ve 109 soruşturma geçirdiği halde hiçbir ifade vermeden 101 tanesinden takipsizlik almakla övünen CHP’li Mansur Yavaş’ın vurgunları tek tek ifşa oluyor. Geçtiğimiz yıl yandaşlarına milyonluk konserler paslayan CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) yönelik yürütülen konser soruşturmasının yazışmaları deşifre oldu. Yavaş’ın özellikle büyük bütçeli konser işlerinde önceden düzenlenen kahvaltılara bile bizzat katılarak para trafiğini yönettiği ortaya çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Belediyeye doldurduğu yargı mensuplarının birinci derecedeki akrabalarıyla kendisini garantiye aldığını sanan ve 109 soruşturma geçirdiği halde hiçbir ifade vermeden 101 tanesinden takipsizlik almakla övünen CHP’li Mansur Yavaş’ın vurgunları tek tek ifşa oluyor. Geçtiğimiz yıl yandaşlarına milyonluk konserler paslayan CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) yönelik yürütülen konser soruşturmasının yazışmaları deşifre oldu. Yavaş’ın özellikle büyük bütçeli konser işlerinde önceden düzenlenen kahvaltılara bile bizzat katılarak para trafiğini yönettiği ortaya çıktı.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Belediyeye doldurduğu yargı mensuplarının birinci derecedeki akrabalarıyla kendisini garantiye aldığını sanan ve 109 soruşturma geçirdiği halde hiçbir ifade vermeden 101 tanesinden takipsizlik almakla övünen CHP’li Mansur Yavaş’ın vurgunları tek tek ifşa oluyor. Geçtiğimiz yıl yandaşlarına milyonluk konserler paslayan CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) yönelik yürütülen konser soruşturmasının yazışmaları deşifre oldu. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/331 esas sayılı dosyası kapsamında yürütülen soruşturmada, şüphelilere ait dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde çok sayıda WhatsApp yazışması ve belgeye ulaşıldı. Elde edilen bulgular, kamuoyunda uzun süredir tartışılan “konser harcamaları” meselesini yeni bir boyuta taşıdı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>5 SENE ÖNCE 154 MİLYON TL ZARAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında cep telefonları, SIM kartlar, bilgisayarlar ve harici depolama aygıtlarıyla ilgili incelemelerde özellikle konser organizasyonlarına dair yazışmaların yoğunluğu dikkat çekti. Bu yazışmalarda, ihale süreçlerine ilişkin bazı planlamaların resmi prosedürlerden önce şekillendiğine dair iddialar yer aldı. Soruşturma dosyasında yer alan tespitlere göre, Yavaş yönetiminin 2021–2024 yılları arasında düzenlediği sadece 32 konserde toplam 154 milyon 453 bin TL kamu zararı oluştuğu belirtildi. “Tek kaynak”, “özel yetki” ve “doğrudan temin” gibi kılıflarla adrese teslim yapılan ihaleler, belediyecilik tarihinin en büyük organizasyon skandallarından biri olarak kayıtlara geçti. Dosyanın en can alıcı noktasını, tutuklu sanık ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı H.A.B ile organizatörler arasındaki WhatsApp trafiği oluşturuyor. Henüz ortada hiçbir ihale, resmi duyuru veya planlama yokken, sanatçı kaşeleri ve bütçelerin mesajlaşmalar yoluyla belirlendiği görüldü. İşte konserler için adeta bir “borsa”nın kurulduğunu gösteren mesajlar:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ü.A.: “Funda Arar 800 artı KDV, Sefo 400.000, Hande Yener 400.000, Melike Şahin 200.000... Özlem Özdil 550, Zara 800, Ebru Yaşar 1.750, Burcu Güneş 1.000...”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.A.B.: “Yarın konuşalım.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporu, henüz kararı alınmamış işler için şirket sahiplerinin belediye bürokratlarına fiyat listesi göndermesi, ihaleye fesat karıştırmanın açık bir suç duyurusu olduğunu belirtiyor. Yazışmalarda, bazı organizasyonların belirli kişi veya firmalara yönlendirildiğine dair iddialar da dikkat çekti. Bu kapsamda, ihalelerin rekabet koşulları yerine ilişkiler doğrultusunda dağıtıldığına ilişkin değerlendirmeler bilirkişi raporuna yansırken, 08/09/2022 tarihinde daire başkanının, Yavaş’ın seçim kampanyasını yürüten isme doğrudan “işi bağlama” talimatı verdiği kaydedildi. O talimata dair WhatsApp yazışmaları ise şöyle:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MANSUR’UN GÖZBEBEKLERİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.A.B.: “8 Ekim tarihi için önce bütçe sonra tamam.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">S.Ç. (Enfest): “Tamam Başkanım hızla bütçe çalışıyoruz. Ama teknik bütçesi yüksek olacak, scaff sahne ve İstanbul’dan sistem istiyor… Hızlıca çalışıyorum bütçeyi.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.A.B.: “Bütçe önemli ona göre.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yazışmaların en çarpıcı kısımlarından biri, organizatörler arasındaki “pastadan pay alma” kavgası oldu. L.E. ile Ü.A. arasındaki diyaloglar, kayırmacılığın belediye koridorlarında nasıl kanıksandığını gösteren en büyük kanıtlar arasında yer aldı. İhalelerin liyakate veya fiyata göre değil, bizzat Mansur Yavaş’ın “yakınlık” derecesine göre dağıtıldığının en somut delili olarak dosyaya giren skandal ifadeler da şöyle:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">L.E.: “Neden hep güzel işleri onlar alıyor da hep uğraşılan işler, kârı düşük işler bize veriliyor?”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ü.A.: “Bizden yanıyor, yemiyor tanıdık diye düşünüyoruz. Başkan ağzından düşürmüyor S.Ç. ve O.A’yı, kendisi birebir konuşuyor onlarla.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.A.B.: “Tamam, Yalın ve Duman.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.A.B.: “Yarın BAKAP’ta kahvaltıda Başkana söyleyeceğim.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ŞEFFAFLIK SÖYLEMDE KALDI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilirkişi raporunda, “08/07/2023 tarihinde BAKAP projesindeki kahvaltı organizasyonuna Mansur Yavaş’ın bizzat katılmış olması, bu fahiş bedelli konser ihalelerinin her aşamasından Yavaş’ın en ince ayrıntısına kadar bilgi sahibi olduğunu ve her kuruşluk ödemenin bizzat onun onayıyla yapıldığını tartışmasız bir biçimde ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi. Geldiği günden bu yana “şeffaflık ve hesap verebilirlik” gibi ilkelerin arkasına sığınarak algı çalışmaları yapan CHP’li Mansur Yavaş ve yönetiminin söz konusu söylemleri lafta kaldı. Söz konusu ortaya çıkan Sayıştay bulguları, müfettiş raporları ve bilirkişi incelemeleri, Mansur Yavaş yönetiminin kamu kaynaklarının yandaşlarına nasıl peşkeş çektiği gözler önüne serdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/pastanin-buyugu-mansurun-1774856760.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;de Silivri depremi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/chpde-silivri-depremi-726</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/chpde-silivri-depremi-726</guid>
                <description><![CDATA[Marmara Cezaevi’nden gelen emirlere harfiyen uyan emanetçi Genel Başkan Özgür Özel’in gittiği her yerde İstanbul’u ahtapot gibi saran çetenin lideri Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkması, asrın yolsuzluk davasını sulandırmaya çalışması, gündemden kopuk görünüm arz etmesi tabanı kızdırırken grupta gerilime yol açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Hırsızlık, yolsuzluk, casusluk, fuhuş skandallarıyla çalkalanan CHP’de şimdi de Silivri krizi patlak verdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Marmara Cezaevi’nden gelen emirlere harfiyen uyan emanetçi Genel Başkan Özgür Özel’in gittiği her yerde İstanbul’u ahtapot gibi saran çetenin lideri Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkması, asrın yolsuzluk davasını sulandırmaya çalışması, gündemden kopuk görünüm arz etmesi tabanı kızdırırken grupta gerilime yol açtı. Mitinglere katılımın sınırlı kalması, oylarda belirgin erime görülmesi, teşkilatlarda “Yine seçimleri kaybedeceğiz” korkusunun tırmanması, Anadolu yollarını aşındıran bir grup milletvekilinin ise Özel’e “İmamoğlu’nu bırak da politika üretmeye bak” çağrısı yapması CHP’de moralleri fena bozdu. Anketleri, il örgütleri ve milletvekillerinin uyarıları Özel yönetimini strese sokarken devrik lider Kemal Kılıçdaroğlu hançerine sarıldı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“ÖZEL’DEN KURTULMALI”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Partideki Ekrem kısırdöngüsünü Akit’e değerlendiren eski CHP’li Sinan Yerlikaya, şunları söyledi: “Kılıçdaroğlu’nun ardından göreve gelen yönetim, rakibini kötüleyerek veya karalayarak bir yere varacağına inanıyor. İmamoğlu odaklı ilerleyerek, yolsuzluk davasını sulandırmaya girişerek iktidara aday olmak mümkün değil. Özel’in İmamoğlu’nun gölgesinden çıkmaması, Silivri’ye dayalı siyaseti terk etmemesi durumunda CHP için hüsran olur. Mitinglerde İmamoğlu’ndan başka bir konuya değinmemesi yanlış. Teşkilatlarının, milletvekillerinin uyarılarını kulak ardı etmemesi gerekmektedir. Gündemden koptuğunu anlaması ve siyaset üretmeye yönelmesi elzem. Aksi takdirde seçmen CHP’den kaçar. Mitinglerden gelen fotoğraflar belli. Anketler de ortadadır. CHP ilgi görmemekte. Şu anda AK Parti, CHP’nin 3-4 puan önündedir. Böyle giderse fark açılacak. Partiyi buraya getirenin İmamoğlu endeksli politika olduğu da hakikat. CHP ileride tabela partisine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Özel gitmezse bir yenilgi daha tadar ve bir daha kendine gelemez.Şu anda Silivri merkezli bir gerilim olduğu katidir. Böyle giderse tabanda da tavanda da bölünmeler olur. Milletvekilleri tek tek gider. Kılıçdaroğlu ve arkadaşları da boş durmaz. CHP’de bölünme tetiklenir. Seçmenler de başka alternatiflere bakar. Özel, aciz hâldedir. Uşak Belediye Başkanından ötürü özür dilemektedir ama gerekeni yapmamaktadır. CHP için artık Özel yükünü sırtından atmaktan başka çıkış yöntemi yoktur.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/chpde-silivri-depremi-1774856216.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haydi kadınlar camiye!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/haydi-kadinlar-camiye-722</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/haydi-kadinlar-camiye-722</guid>
                <description><![CDATA[Manavgat Külliye Camii’nde bayram namazı sonrası bayramlaşma yapılıyordu. Ancak buradaki bayramlaşma merasiminde bir bayan da haberde yazıldığına göre hemen müftü beyin yanında yerini almıştı. Millet de sırasıyla Müftü Beyin, bayanın ve yanında duranların bayramını tebrik ederek sıraya geçiyordu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bu-gidis-nereye-1779798" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bu-gidis-nereye-1779798</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">Bayramda sosyal mecrada bir fotoğraf karesi gözüme ilişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Manavgat Külliye Camii</strong>’nde bayram namazı sonrası bayramlaşma yapılıyordu. Ancak buradaki bayramlaşma merasiminde bir bayan da haberde yazıldığına göre hemen müftü beyin yanında yerini almıştı. Millet de sırasıyla Müftü Beyin, bayanın ve yanında duranların bayramını tebrik ederek sıraya geçiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Böyle bir garabet evvelce hiç yaşandı mı bilemiyorum ama burada yaşandığına bu vesile ile şahit oldum. Bundan sonra yenileri de yolda olabilir. Yolda olabilir diyorum zira olay normale benzemiyor.&nbsp;<strong>Birtakım tuzakların habercisi gibi duruyor!..</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ülkenin dinde yeni çığırlar açma, reformist hareketlere girişme projelerinden neler çektiğini çok iyi biliyoruz. Kapıdan kovulanlar bacadan, bacadan kovulanlar pencereden girdi ve İslam’ın ahkamını bozmak için canla başla çalıştı. Anlaşılan aynı heyecanla çalışmalarına devam ediyorlar. Milletimizin, kim olursa olsun bu gibi sinsi adımlara karşı çok dikkatli ve uyanık olması gerekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet hadise Manavgat’ta kılınan bayram namazı sonrasında gerçekleşiyor. Mihrapta duran müftünün yanına başı açık milletvekili&nbsp;<strong>Dr. Tuba Vural Çokal</strong>&nbsp;hanım da süratle gelerek yerini alıyor ve bayramlaşma başlıyor. Camideki erkek cemaat de bayramlaşma sırasına giriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bayramlaşmada, neredeyse bütün ilçe resmî protokolünün, bazı siyasi temsilcilerin ve oda temsilcilerinin de bulunması hadisenin rastgele gelişmediğini gösteriyor. Belli ki her şey önceden tasarlanmış.&nbsp;<strong>Anlaşılan dinde reform çalışmalarının yeni bir metodu ile daha karşı karşıyayız!..</strong>&nbsp;Bu hareket o kadar çok dinî şiarın bozulmasını barındırıyor ki kahrolmamak elde değil!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hadise dinî ibadetin yapıldığı mekânda ve hemen ibadetin akabinde gerçekleşmektedir. Bizzat İlçe Müftüsü cemaatin gözü önünde mihrapta kendine dinen yabancı olan bir bayanla tokalaşmaktadır. Söz konusu bayan ilçe müftüsüyle tokalaşmakla kalmayıp sair erkek cemaatle de tokalaşmıştır. Bu suretle kadın erkek ihtilatına dair pek çok dinî şiar yerle yeksan edilmiştir. Bu hareket birçok haramı içerisinde barındırmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca konunun muhatabının siyasetçi olması mühimdir. Bir anlamda siyasi dayatma söz konusu olmuş gibidir. Zira sıradan bir bayan olsa, ilçenin dinî otoritesi ve camilerin yönetiminden sorumlu birim amiri olarak Müftü Bey, hemen anında, tatlı bir uyarı veya yönlendirme ile önleyebilirdi. Öyleyse bu hadise planlı mıdır ve gerisinde kim veya kimler vardır? Araştırılmalıdır...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu net olarak ifade edeyim ki dinin ahkamını yerle bir eden bu tip uygulamalar yarınlarda başka yerlere de olumsuz örnek teşkil edecektir. Bu sakat uygulamaların birden olmasa da zamanla yaygınlaşmasından endişe etmekteyim. Zira her bozukluk bir ile başlar. Tabii bu bir organize iş ise yarın mantar gibi çoğalır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>FETÖ’nün bir dönem camilerde kadın erkek karışık namaz kıldırmak ve camileri sıra ve sandalyeler ile doldurmak projelerinin nasıl bir anda yaygınlaştırılmak istendiğini unutmayalım.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bardakoğlu başlattı, Görmez genişletti</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşin en tehlikeli yönü Diyanet’in böylesi durumlarda sessiz kalması veya bizzat işin içinde bulunmasıdır. Nitekim ne hazindir ki, camilerde kadın cemaatin erkek cemaate karıştırılması furyası, ilk olarak Ali Bardakoğlu’nun DİB Başkanı olarak atanmasından sonra, kadınlar mahfilindeki perdelerin kaldırılması talimatıyla başladı ve öylece ilerledi. Mehmet Görmez’in başkanlığı zamanında ise bu iş daha da ilerledi ve “Haydi kadınlar camiye” kampanyası ile kadınlar âdeta zorla camiye ve cumaya getirilmeye çalışıldı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysaki cuma namazı kadınlara farz değildi, dilerlerse, kendilerine tahsis edilen mahalde adap üzre namaza katılabilirlerdi. O dönemde cami görevlilerine mesai saatleri içerisinde camide nöbet tutma mecburiyeti getirilmişti. Böylece kadınlar istedikleri saatte camiye gelebileceklerdi!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O sıralar namaz vakti aralarında namazımızı eda edelim diye bir camiye girdiğimizde, caminin ortasında namaz kılan bayanlara bizzat rastlamıştık. Ve bu uygulama, sürekli camide bulunmak zorunda oldukları için iftira ya da bazı gerçek vukuatlarla pek çok din görevlisinin başını yakmıştı… Şimdi o genelge yürürlükte mi bilmiyoruz ama eğer yürürlükteyse eskiden olduğu gibi Diyanet’i, camiyi ve din görevlilerini lekeleyen pek çok vukuata ve iftiraya sebep olacağı aşikârdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geride bıraktığımız Ramazan-ı şerif ayında bazı camilerde, ilçe müftüsünün de bizzat katıldığı ve poz verdiği kadınlı erkekli kutlama ya da eğlence programları düzenlendi. Bu programlar müzikli danslı şenliklere dönüştü ve sosyal medyada büyük tepkilere sebep oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kadınlar özellikle teravih ve kandil gecelerinde erkek cemaatle karışık olarak ibadete iştirak etmek istediler. Ne var ki burada olan şey ibadet değil haram ve günaha batmaktı. Gerçi bu kişilerin niyeti ibadet değil şovdu ve âdeta yürütülmekte olan tedrici bir plana işaret ediyordu…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Camilerde, geniş kadınlar mahalli bulunduğu hâlde, bazı hafızlık merasimlerinde kadınların arada paravan veya perde olmaksızın erkek cemaatin bulunduğu açık alana alınmaları, dahası namaza da erkeklerle aynı hizada iştirak etmeleri dışarıdaki seküler karma hayatın camiye ve camideki ibadete taşınmak istendiğini düşündürmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Keza camilerde yapılan merasimlerde, bayan erkân dâhil olmak üzere, resmî protokolün de bu programlarda camide karma vaziyette yer alması, üstelik bu erkânın cemaatin en önünde hususi bir yere protokol ayrımcılığıyla konuşlanması, bunların camiye taşınan geçici koltuklara oturtulmaları, cumhuriyet tarihinin başında yapılmak istenen camilerdeki reformu hatıra getirmektedir.&nbsp;<strong>Acaba belli çevreler, yıllar boyu CHP ile yapamadıklarını AK Parti ile mi gerçekleştirmek istemektedirler?!.</strong>&nbsp;Bunu yaparken de devlet otoritesini mi kullanmaktadırlar?..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yanlışa devlet zırhı</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bazı siyasilerin ve kamu erkânının bizzat katıldığı, adı konmadan icra edilse de dini bozma girişimleri olarak kabul edilebilecek uygulamalar konusunda devlet yetkililerinin çok uyanık olması gerekmektedir. Zira burada çok ince bir sinsilik vardır.&nbsp;<strong>İşin içinde kamu otoritesinin olması, bu manzaraya itiraz, tepki ve tenkidin de önünü kesmektedir.&nbsp;</strong>Diğer bir deyişle, bu tip yanlış girişimlere siyasetçinin veya protokol erkânının katılması ona yapılabilecek itiraz ve tenkide karşı bir çeşit zırh oluşturmaktadır. Uygulamanın başında bizzat müftünün ya da dinî bir temsilcinin bulunması ise işe -sözde- dinî meşruiyet kazandırmaktadır. Müftünün sadece orada bulunması bile fiilî fetva olmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ne iştir dediğimizde verecekleri cevap muhtemelen şu olacaktır:&nbsp;<i><strong>“Bir milletvekilinin halkıyla bayramlaşmasına neden tepki gösteriyorsunuz?”</strong></i>&nbsp;Hâlbuki bizim tepki gösterdiğimiz hususlar dinin temel kaidelerinin yıkılmasıdır.&nbsp;<strong>Halka göre, milletvekiline göre, cumhurbaşkanına göre din olmaz!</strong>&nbsp;Din herkes için aynı dindir ve dinin esaslarına inansın inanmasın herkesin en azından saygılı olması icap etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca bugün bir milletvekili ile yapılan bayramlaşma yarın her partiden kadın temsilcilerin iştirak edeceği bir hâle de dönebilir.&nbsp;<strong>AK Parti Kadın Kolları, CHP Kadın Kollar, MHP Kadın Kolları, DEM Parti Kadın Kolları da meseleye dâhil olursa cami, cami olmaktan tamamıyla çıkar.</strong>&nbsp;Zaten reformistlerin hedeflediği de bu değil midir? Çünkü konu bozmaya dönünce herkes koşar adım yerini almaktadır. Nisan ayına sabitlenen&nbsp;<i><strong>"Kutlu Doğum Haftalarını"</strong></i>&nbsp;düşününüz. Neredeyse bütün siyasi partiler, valilikler, üniversiteler, aklınıza gelebilecek her birim katılım sağlıyordu. Hâlbuki yedi yıldır bakıyoruz Cumhurbaşkanlığı hariç müftülükler dışında kimsenin "<strong>Mevlid-i Nebi Haftası"</strong>ndan haberi dahi olmuyor. İş doğru istikamete yönelince Şanlı Peygamber Efendimizi anmak, hatırlamak yok oluverdi...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son zamanlarda bir hususun muhafazakâr denen kesimde yaygınlaştığını görmekteyiz. Bu husus cumhuriyetin ilk yıllarındaki yanlışları sahiplenmedir. Sanki CHP yapınca yanlış olan şey başkaları yapınca doğru oluyor! CHP’li olmamak din adına ahkam kesmek hakkını beraberinde getiriyor âdeta. Böyle giderse korkarım ki muhafazakâr denen zümre arasında Türkçe Ezan(!)’ı savunacak tiplerle dahi karşılaşabiliriz!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Olur mu öyle şey demeyin. Son çeyrek asırda olmaz dediğimiz nice şeyler oldu. Öyle ki toplum Kur’ân-ı kerîme kafasına göre mana verenlere bile alıştı.&nbsp;<i><strong>"Aklım kabul etmezse âyet bile olsa reddederim!"</strong></i>&nbsp;diyen hocalar, Ramazan-ı şerif boyunca TV’lerde ahkam kesti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bütün bunlar ilk adımla oluyor. Birileri çıkıp bir adım atıyor.&nbsp;<strong>"Ne olacak canım, vurdumduymazlığı"</strong>&nbsp;devamını artarak getiriyor. Bozmaya ve bozulmaya meyyal olanlar da fırsat kolluyor ve âdeta açılmış bulunan kapıdan&nbsp;<strong>"sürü"</strong>&nbsp;hâlinde giriyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Umarız durumun idrakine varılır ve devlet büyüklerimizin ikazıyla bu yanlış ya da yanlış anlaşılabilecek uygulamalara son verilir. Aksi takdirde hepimiz için çok geç olacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tabii asıl dikkat etmesi gereken de bizzat bu işlerin başındaki Diyanet İşleri Başkanı ve DİYK üyeleridir. Onların sessiz kalması din adına cinayettir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/haydi-kadinlar-camiye-1774875707.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu haksız savaş son bulmalı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/bu-haksiz-savas-son-bulmali-717</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/bu-haksiz-savas-son-bulmali-717</guid>
                <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. İran'daki savaşa ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, "Tüm dünyanın beklentisi bu haksız savaşın bir an önce durması ve olumsuz etkisinin artık son bulması. Bunun bir pratiğe dönüşmesi gerekiyor." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. İran'daki savaşa ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, "Tüm dünyanın beklentisi bu haksız savaşın bir an önce durması ve olumsuz etkisinin artık son bulması. Bunun bir pratiğe dönüşmesi gerekiyor." dedi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/hakan-fidan" target="_blank">Hakan Fidan</a>,&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/a-haber" target="_blank">A Haber</a>&nbsp;ekranlarında Haktan Uysal ve Banu El'in konuğu oldu. Bakan Fidan, başta İran'da yaşanan savaş olmak üzere küresel ve bölgesel konular hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının hem bölgeye hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olduğuna işaret eden Bakan Fidan, "Maalesef Amerika'nın ve İsrail'in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa." uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Türkiye'nin başından beri hedefinin; savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması, savaşın yayılmasının engellenmesi ve Türkiye'nin bunun dışında tutulması olduğunu belirterek, günlük politikaları uygularken, temasları yaparken ve inisiyatifleri geliştirirken bu çerçeve içinde hareket ettiklerini dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Maalesef mazisi çok önceki yıllara dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan dolayı olan bu artık birikmiş enerjinin bir savaş halinde ortaya çıktığına dikkati çeken Fidan, "Bir numaralı hedefimiz; savaşın durması. Bunu yaparken de savaşın daha büyük yaygınlık göstermemesi önemli bizim için. Burada diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önemli. İnşallah öyle veya böyle bir noktada biter." değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakan Fidan, savaşlardan sonra ülkeler arasındaki husumetin yıllarca devam edebileceğini vurgulayarak, "Orada artık işbirliğini, kalkınmayı, refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmasını istemiyoruz. Bütün çabamız aslında bunu önlemeye yönelik." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın ortaya koyduğu tehditleri diğer aktörlerin de gördüğünü belirten Fidan, "Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi gibi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Bunu Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"UMUDUMUZU KAYBETMEDEN ÇALIŞMAYA DEVAM"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, mevcut müzakere pozisyonlarının iki tarafın da savaş önceki müzakere pozisyonlarından farklı olduğuna işaret ederek, "Şimdi aslında savaş, epey bir noktaya geldi. Belli bir yıkım oldu İran üzerinde de. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacak. Bu da aradaki arabulucuların biraz daha işini zorlaştıran bir durum ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tarafların müzakerelerde taleplerini yukarıda tutmalarının yönetilebilir bir tavır olduğuna dikkati çeken Fidan, "Benim iki tarafa da ifadem yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın ama gerçekte bir niyet varsa iki tarafta da onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekilmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleri." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Fidan, İran'ın haklı olarak bir güven kaybı içinde olduğunu belirterek "Biz diyoruz zaten, 'korkulan savaş var ama şu anda bunu durdurmak önemli'. Amerikalılar da bu noktada isteklilik gösteriyorlar ama öngörülemez problemler çıkabilir mi? Tarafların niyetlerinden bağımsız olabilir." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan'ın müzakerelerde merkezi bir rol oynadığının altını çizen Fidan, kendisinin de Mısırlı, Avrupalı ve bölgeden mevkidaşlarıyla çok sık konuştuğunu aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, bütün dünyanın beklentisinin bu haksız savaşın bir an önce durması ve olumsuz etkisinin artık son bulması olduğunun altını çizerek, "Onu bizim işte birkaç tane kilit ülkenin bir pratiğe dönüştürmesi gerekiyor." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bölgenin adım adım İsrail'in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi geldiğimiz noktada; aslında İran'a savaş açılırken, bir İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz; bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSRAİL'İN SENARYOSU UYARISI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Körfez ülkelerindeki izlenimlerine ilişkin Fidan, bölgedeki 7-8 ülkenin İran füzelerinin hedefi olduğuna ve bu ülkelere 8 bin civarında füze ve SİHA saldırısı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Biz Türkiye olarak nasıl İran'a bir tavsiyede bulunuyorsak onlara da tavsiyemiz toplantı esnasında, 'aman sabredin, bir reaksiyon göstermeyin'. Bu reaksiyon daha sonra uzun süreli kalıcı unsurlar bırakır. Bu da tam İsrail'in istediği bir senaryo.Yani işte İslam ülkelerinin bölgede birbiriyle uzun süreli bir kavgaya girmesi. Aman deyin bunu yapmayın, hem İran'a tavsiyemiz hem diğer ülkelere tavsiyemiz."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, Riyad'daki toplantının gündeminin, İran'ın saldırdığı ülkeler olduğuna dikkati çekerek "Bizim yaptığımız orada esas itibarıyla bu kendilerine yönelik saldırının aslında bir boşluk içerisinde olmadığı, Amerikan ve İsrail saldırganlığıyla başlayan daha büyük bir resmin yansıması olarak bunun olduğu, her ne kadar biz bunu haksız bulsak da Türkiye olarak bizim pozisyonumuz hiçbir şekilde provoke etmeyen bu ülkelere saldırılmamasıydı." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Orta Doğu'da birçok ülke ile temas kurarak Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını ilettiğini anlatan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bizim bölgeye yönelik kapsayıcı bir çözümü getirmede bir vizyonumuz var ama bunu pratiğe geçirmede daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var ve şartlar giderek daha da aslında karmaşık hale gelmiş durumda ama çok şükür en azından biz öncelik sonralık sırasını burada görüyoruz ama dediğim gibi inşallah bölgesel yayılmayı burada görmeyiz. O biraz daha savaşı daha sıkıntılı hale getirir. Şu anda müzakereler bir zemine oturursa inşallah iyi bir haber alırız. Bütün gayretimiz bu yönde."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"BARIŞIN ÖNÜNDEKİ ŞU ANDA EN BÜYÜK ENGEL, İSRAİL'İN DURDUĞU YER"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakan Fidan, barışın gelmesi konusunda her tarafın niyetini okuyabildiklerinin altını çizerek şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bu konularda aslında hiçbir tarafta problem yok bence, niyet konusunda, şu aşama itibarıyla, bir aktör hariç, İsrail. İsrail'in Amerikan siyaseti üzerindeki yapısal etkisini kullanmaya devam etmesi ve bu konuda bölgenin geleceğine ilişkin farklı bir hesap ve arayış içerisinde olması, mevcut savaşın gidişatından çıkardığı dersler ve analizlerle eğer daha fazla suistimal edilebilecek yerler, kanatılabilecek yerler, noktalar düşünürse bu yola devam eder. Barışın önündeki şu anda en büyük engel, İsrail'in durduğu yer."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin seçime gideceğini ve bu konuda büyük bir tepki altında olduğunu belirten Fidan, "İlk başta söylediği askeri hedeflerin yerine getirildikten sonra savaşın devam ettirilmesine ilişkin gerekçeyi de kimse anlayabilmiş değil. Bir gerekçe değiştirmesi lazım, onun için şu anda barış arayışları da bir noktada aslında devam ediyor." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, 2025'te ilan edilen savaşın hedefinin "nükleer kapasiteyi yok etmek" olduğunu anımsatarak bunun yapıldığına dair bir deklarasyonda bulunulduğunu kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bu sefer de başlanırken füze ve askeri sanayi altyapılarının yok edilmesiyle ilgili bir hedef deklare edildi kamuoyuna. Bunun da yerine getirildiğine ilişkin büyük ölçüde bir izahla karşı karşıyayız. Dolayısıyla onların kamuoyu ve dünya kamuoyu da soruyor, 'madem böyle bir şey var bütün dünyaya çok ciddi ekonomik geri dönüşümü olan, negatif manada bu savaşı niye devam ettiriyorsunuz?' Orada o baskı var. Fakat sorun, Gazze meselesinde olduğu gibi ve diğer konularda olduğu gibi dünyanın, İsrail üzerinde bir baskı mekanizması uygulayamaması. Burada tabii Amerika'nın eğer İran'la bir anlaşmaya, müzakereye varacaksa İsrail üzerinde çok ciddi bir etki kullanmayı da göze alması gerekiyor, burada kim kimin bileğini bükecek onu göreceğiz, ben bu yapısal sorunu tabii ki ifade etmek zorundayım."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in karşı olduğu barışın, ABD tarafından tesis edilip edilmeyeceğine yönelik soru üzerine Bakan Fidan, "Bu, Amerika'nın kendi siyasal sisteminde yapısal bir sorun. Kim kimi ne kadar yönetiyor, ne kadar etki edecek onu göreceğiz. Burada her şey, uluslararası kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Bir de Gazze'den bu yana şöyle bir fark var. İsrail'in aslında siyaset üzerindeki etkisi, aslında ortaya koyduğu manipülasyon giderek daha fazla ifşa edilmiş, deşifre edilmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Fidan, ABD'nin de bunu kendi içinde ciddi şekilde tartıştığını belirterek bunun, halk arasında dillendirilen bir komplo teorisi olmaktan çıktığını, entelektüellerin gerekçeleriyle beraber ortaya koyduğu ciddi bir husus olduğunu kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in bu kadar deşifre edilmişken İsrail'i destekleyen özellikle Evanjelist tabanın giderek daha fazla ses çıkarmaya başlandığının da görüleceğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bu aslında Amerikan sisteminde bizim aslında gözetlemeye devam edeceğimiz bir iç siyasi mücadele olacak. Amerika, burada böyle bir vesayetten kurtulabilecek mi, kurtulamayacak mı? Böyle bir şey var, sorunu var, Amerikan siyaseti büyük bir vesayet altında esas itibarıyla. Buradan kurtulacak mı kurulmayacak mı onun mücadelesi var. Bazı siyasetçiler vesayet altında olduklarını kabul etmiyorlar. Bazıları İsrail'in vesayetinden olduğuna ilişkin çok ciddi izah getirenler var, açıklama getirenler var. Bunu göreceğiz, bu mücadele, devam eden mücadele sistem içerisinde, bunun yansıması olarak sadece İran'daki müzakere değil, aslında Gazze, Suriye Filistin devletinin geleceği vesaire bu konular da aslında şekillenecek kendi içinde."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE, PAKİSTAN, MISIR VE SUUDİ ARABİSTAN TOPLANTISI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, diplomasi trafiğinin devam ettiğini, sürecin sıkıntılı ve sancılı olduğunu vurgulayarak "Bizim aslında planlı bir toplantımız vardı, bunu ilk başta Türkiye'de yapmayı düşünüyorduk. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan toplantısını...Fakat Pakistanlı kardeşimiz, ülkesinde kalmak zorunda kaldığı için onu Pakistan'a kaydırdık. Belki hafta sonu orada bir araya geleceğiz. Özellikle yürüyen bu savaştaki müzakere meselesi nereye gidiyor, bu 4 ülke konuları nasıl değerlendiriyor, neler yapabilir." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arabuluculuk sürecinin, Türkiye'de yapılma ihtimaline ilişkin konuşan Fidan, "Bizim getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı, nerede yapılacağından ziyade, kurduğumuz mekanizma, nasıl olacağıydı." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi'nin kendisini ziyaret ettiğinde, ABD ile müzakerelerin kilitlenmiş durumda olduğunu anımsatarak, ABD'nin 4 ayrı konuyu aynı anda tartışmak istediğini, İranlıların 2 konuyu ele almak istediğini aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun üzerine ABD'nin askeri harekat hazırlığına başladığını anımsatan Fidan, şunları kaydetti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Cumhurbaşkanımızın müdahalesi, aradaki arabuluculukla vesaire bizi ocak ayının sonuna doğru olması mümkün harekatı bir nebze durdurduk. Hatta o günlerde dedik, 'önümüzdeki günlerde biz çok acil bir şey beklemiyoruz' diye. Daha sonra olay, müzakere zeminine dönmesi için biz bir şey getirdik, dedik ki Abbas Erakçi geldiğinde, 'biz Gazze'de bir yöntem geliştirdik 8 ülke bir araya geldik, Amerika'yla masaya oturduk, böyle bir sorun var, bu sorunu beraber çözelim hem sizin lehinize hem bizim lehimize. Ve oradan bir mesafe almaya doğru gitmeye çabalıyoruz, aynı yöntemi burada da kullanabiliriz, zaten iki konuyu sen Amerikalılarla konuş, biz onu Amerikalılarla konuşuruz. Geri kalan iki konuyu da sen bölge ülkeleriyle konuş, zaten bölgenin sorunu ağırlıklı olarak bunlar, biz bölge ülke olarak bu konuyu kendi içimizde hallettiğimiz zaman yani Amerikalılar da bu konuda çok fazla bir şey söyleyecek hali kalmaz'."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakan Fidan, 8 ülkenin konunun içindeyken ABD'nin askeri hayata geçmesinin daha zor olacağını aktardığını ve Umman örneğinin yakın zamanda görüldüğünü belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Umman'ın aziz ve saygın bir millet olduğuna işaret eden Fidan, "Onların hukukunun çiğnenmesinde hiç kimse bir zarar görmedi. O yaşanmış bir örnek, ondanda hareketle biz bunu söyledik. Bizim getirdiğimiz bu teklif hayata geçseydi, Allahu alem...Ben netice alınabilir diye düşünüyordum." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, İran'ın karar alma mekanizmalarında farklı yöntemler olduğuna dikkati çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta herkesin kolektif çaba göstermesinin uygulanabilir olduğunu söyleyerek "Ben şu aşamada arabulucuların içeriklere çok fazla müdahil olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok erken bir dönem, tartışma aşamasına geçilmedi. (Müzakere konusunda) Sadece bir tarafın talebi diğer tarafa iletilmiş durumda. Diğer taraf da kendi cevabını buna iletecek ve pozisyonlar görüldükten sonra, arabulucuların bu pozisyonlara ilişkin eğer uyuşmuyorlarsa kendileri daha yaratıcı fikirleri, çözümleri varsa orada devreye girme imkanları açıkçası oluyor." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müzakerelerin başlaması için ilk andan itibaren çok yoğun bir trafik olduğunu belirten Fidan, "Uluslararası kamuoyunda çok ciddi bir beklenti var, istek var ama bu isteğin bir pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Biz de o noktada elimizden gelen gayreti gösteriyoruz." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakan Fidan, Avrupa'daki, Rusya, Çin ve diğer Asya ülkelerindeki mevkidaşlarının kendisini sık sık aradığını aktararak, şunları söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İki tane husus var: Birincisi ne oluyor? Türkiye olayı nasıl görüyor? Olanı anlamaya çalışıyorlar ve olanı anlamada ve izah etmede de en objektif aktörlerden Türkiye'yi görüyorlar ve onun için bizim olayla ilgili görüşümüze başvuruyorlar. İkincisi, nasıl durdurabilirsiniz? Umutlanmalı mıyız, umutlanmamalı mıyız? Herkesin kendi ekonomisine, iç politikasına ciddi maliyetler getiren, yükler getiren bir noktada yani herkes kendi ayağını yorganına göre uzatacak. O yorganın ebadı ne olacak? Şimdi onu hesaplamaya çalışıyor herkes."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, hiç kimsenin kendi toplumuna panik havası yansıtmamaya çalıştığını vurgulayarak "Ama Avrupa'da ve Asya'da birçok ülkenin esas itibarıyla ifade ettiğiniz gibi özellikle enerji krizinden kaynaklı sanayi maliyetlerine yansıyan, tüketici fiyatlarına yansıyan çok ciddi ekonomik problem alanlarının olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Piyasaların henüz uzun vadeli bir kriz satın alımına gitmek istemediğini söyleyen Bakan Fidan, şunları kaydetti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Esas itibarıyla ülkeler bu görüntüyü vermek istemiyorlar. Dolayısıyla gerçek resimleri bizden duymak istiyorlar. Görüşlerini paylaşıyorlar. Arabuluculuk veya çözüme katkı noktasında beraber neler yapabiliriz, o noktada yoğun öneriler, teklifler geliyor. Hepsiyle görüşüyoruz. Biz de onların görüşlerini alıyoruz. Bu türden bir niyet birliğinin, görüş birliğinin olduğunu görmek, esas itibarıyla bizim sırtımıza daha fazla yük bindiriyor. Daha fazla mesuliyet hissediyoruz. Genel manada bu noktada çok yoğun bir diplomatik trafiğimiz var."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"(HÜRMÜZ'DE) TÜRK GEMİLERİ DE BU KONUDA BELLİ NOKTADA İSTİFADE EDEBİLİR DENDİ"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Hürmüz Boğazı'nın işleyişine ve kalıcı çözüme ilişkin çalışmalar olduğunu belirterek "Amerika'nın başlattığı başka bir tartışma var; buradaki sorunu aşmak için eğer barış olmazsa bir askeri imkan gerekecekse bunu nasıl mobilize edeceğiz? (ABD'nin) Ülkelere yönelik bir çağrısı var." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avrupa'da Hürmüz'le ilgili sorunu, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaştan ayrıştırma eğilimi başladığını söyleyen Fidan, "Orada bazı ülkelerin söylemde de olsa bir destek verebileceğine ilişkin bazı yeni söylemler geliştirdiğini görüyoruz. Bir de ABD'nin görüşmeler esnasında ufak miktarlarda da olsa belli bayrak taşıyan ülkelerin buradan gemilerinin geçmesine izin verilmesinin bir iyi niyet göstergesi olacağını da ifade ettikleri konular oldu." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Fidan, İran'ın da konuya ilişkin pozitif cevabı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Türk gemileri de bu konuda belli noktada istifade edebilir dendi. Ben burada daha fazla açıkçası detaya girmek istemiyorum çünkü bugünlerde de bir paket üzerinde çalışıyoruz taraflarla beraber ama önemi ortada, getirdiği etki ortada ve inşallah bunun çözümü de sulh yoluyla, diyalog yoluyla, diplomasi yoluyla olur. Güç kullanımına gerek kalmaz. Çünkü ülkelerin geri kalanı eğer sorun uzun sürerse, ağır ağır İran karşıtı, çok daha geniş, başka ülkelerin de katıldığı bir koalisyona doğru gidecek Hürmüz'de."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HÜRMÜZ'DEKİ DURUM</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı'ndan dünyadaki enerjinin yüzde 20'lik kısmının geçtiğini hatırlatarak, boğaz etrafındaki bütün ülkelerin ortak anlayışına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hürmüz'ün uluslararası ticareti tamamıyla etkileyen bir noktada olduğunu aktaran Fidan, burada uluslararası ticaretin ve aktörlerin baktığı noktanın, geçişin engelsiz olması olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, fiziki engel olmaması, ticaretin, enerji ve gemi akışının öngörülebilir olmasının önemine değinerek, Hürmüz'den petrol ve gazın yanı sıra birçok ürünün geçtiğine işaret etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aynı zamanda Hürmüz'ün gıda ve diğer tüketici maddeleri açısından da önemini vurgulayan Hakan Fidan, Körfez ülkelerinde kendisine yapılan bilgilendirmelerde bölgede gıda fiyatlarında artış olduğunun dile getirildiğini aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, bunun nedeninin ithal edilen gıdaların artık farklı yollardan gelmesi olduğuna dikkati çekerek "Türkiye, bu noktada önemli bir rol oynamaya başladı." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu bu bağlantısallık meselesinin ne kadar önemli olduğunun görüldüğünün altını çizen Fidan, Kalkınma Yolu Projesi'ne ilişkin bilgiler verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, savaştan sonra Türkiye üzerinden geçebilecek enerji hatlarına değinerek, Türkiye'den uluslararası piyasalara transferler yapılmasına şahit olunacağını dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Enerji krizinin "ciddi" olduğunu vurgulayan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve ekibinin çok yoğun çalıştığını ve bakanlıklar ve kurumlar arasında koordinasyon olduğunu bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Türkiye'nin, uzun zamandır çevre ülkelerdeki enerji kaynaklarını "kendi üzerinden bir hub olarak" hem kendi kullanımına hem de dünyanın hizmetine verme konusundaki vizyonunun haklı çıktığının altını çizdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Enerji meselesinde Başkan Erdoğan'ın da vizyon netliği ve iradesi olduğuna dikkati çeken Fidan, "Çoğu zaman olmayışlar; bizim muhataplarımızın aslında ya yetersizliklerinden, ya karar alamayışlarından, ya başka imkansızlıklardan oluyor." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, gelecekteki olası projelerden bahsederek savaşın bağlantısallığın önemini gösterdiği ve dünya enerji piyasalarına ve kaynakların çeşitlendirilmesine etkisi olacağı tespitini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ucuz enerji talep eden ülkelerin farklı arayışlara girebileceğini aktaran Bakan Fidan, nükleer enerjiye daha fazla kayış olabileceğine atıfta bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN'DAKİ KÜRT GRUPLAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, İran'daki durumu çok yakından takip ettiklerini vurgulayarak "(İran) Bölgedeki Kürt kardeşlerimizin belli bir noktada suistimal edilmesi ve bu oyuna alet edilmesi meselesi, bizim tabii ki görmek istemediğimiz bir husus. Belli örgütlerin bu noktada Mossad tarafından temas edildiğini de biz biliyoruz." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) bunu çok hassas bir şekilde takip ettiğini söyleyen Hakan Fidan, şunları kaydetti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Her zaman bizim hem Suriye'de hem Irak'taki hem İran'daki Kürt kardeşlerimizin durumuyla ilgili perspektifimiz belli. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer belli, bizim durduğumuz yer. Ne oradaki insanların ezilmesine müsaade ederiz ne de başka ülkelerin suistimal etmesine, kendi işlerine karşı."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, belli Kürt gruplarının suistimal edilerek başkalarının amaçları etrafında kullanılmalarının ve daha sonra daha büyük sıkıntılara yol açılmasının, bölgesel istikrarsızlığa hizmet eden bir husus olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Fidan, "Bu yakından takip ettiğimiz bir husus olduğu için mümkün olduğunca kontrol altında tutuyoruz ama diğer taraftan İsrail'in bu konudaki arayışı bitmiyor. Bu konudaki temas ve açıklanan teklifleri de hiç saklamadan devam ediyor. Buna yönelik de bizim karşı duruşumuz devam edecek." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak stratejik bir üstünlük elde ettiğini belirten Fidan, İran petrolünün yüzde 70 veya 80'inin ihraç edildiği Ada'nın ele geçirilmesi durumunda, ABD'nin de stratejik bir avantaj kazanacağını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, karşı tarafa daha fazla baskı uygulamak ve savaşta stratejik üstünlüğü elde tutmak için bu gibi hamlelerin sürekli yapıldığına işaret ederek, bunun "savaşın doğasında olduğunu" dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalıcı etki yaratacak operasyonlar devreye girmeden önce ateşkes ve barış müzakerelerinde ilerleme sağlanmasının önemine dikkati çeken Fidan, bu tür askeri adımların atılması halinde sürecin geri dönüşünün zorlaşabileceği ve müzakere masasındaki dengelerin ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, tarafların sahadaki güç dengelerine bağlı olarak söylem ve taleplerini yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, "Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil, ortaya koyduğu şartlar değişiyor." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE'NİN SİYASİ ÇİZGİSİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu günden itibaren devlet içerisinde sorunları çözmeye yönelik çok farklı yaratıcı yaklaşımlar geliştirdiğinin altını çizen Fidan, bu yaklaşımların ağırlıklı olarak sonuç odaklı olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı farklı kültürlerle etkileşim halinde olduğunu ve hepsine ilişkin bölgesel analiz, duruş ve eylem geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, "Şimdi bizim durduğumuz yerde, siyasal çizgimiz belli. Türkiye'nin tarihi yolculuğu, bu coğrafyadaki kültürlerle, milletlerle, halklarla kurduğu ilişki belli ve dünyadaki modern olaylardan çıkardığımız dersler ortada. Dünyanın başka yerinde olan yani kalkınma, refah, mutluluk, istikrar, huzur bizim yaşadığımız bölgelerde niye olmasın?" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin çevresindeki tüm ülkelerin kendilerine has imkanları, fırsatları, krizleri ve sıkıntıları olduğuna işaret eden Fidan, Türkiye'nin kendisini bunlardan ayıramayacağını dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Türkiye'nin siyasal kültüründe dominasyona değil her alanda işbirliğine gittiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İşbirliği ve barış çağrısı politikalarımızın kıymet kazanmasındaki en önemli sebep şu; güçlü bir ülkesiniz, bu türden olayları başka araçlar kullanarak yapma imkanınız da var. Diğer ülkelerin olduğu gibi. Kaba güç ve daha hilekar yollar, daha örtülü faaliyetlerle...Ama biz bunu istemiyoruz. Daha açık, daha şeffaf, herkesin faydasına olacak. Herkesin gönüllü katılımıyla. Çünkü açıkçası baktığınız zaman, bölgemizdeki ülkelerin hepsi kendi menfaatlerini düşünmek zorundalar."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hem kendisinin hem de Başkan Erdoğan'ın bölgedeki diğer aktörleri uzun süredir tanıyor olmasının önemine işaret eden Fidan, şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bu devamlılık, bölge liderlerinin Cumhurbaşkanımızı yıllardır tanıyor oluşu, orada oluşan güven, istikrar, bu gerçekten ulusal ilişkilere çok fazla etki eden bir faktör. İnsanların gelip sözünü dinlediği, güven duyduğu, tırnak içinde 'racon kesmesini istediği' veya 'Reis, sen bize söyle' dediği, ben bunları yüzlerce kez duydum, 'siz ne derseniz biz onu yapacağız' diye çok gelindiği, ülkelerin tabii ki adını vermek doğru olmaz, yani bu Afrika'dan olur, başka bir yerden olur, oradan olur. Cumhurbaşkanımız da gerçekten büyük bir mütevazilikle bu sorunlara vukufiyetle eğilerek çözme iradesi her zaman göstermiştir ve bu da Türkiye'yi bölgede güvenilir ve istikrarlı bir aktör yapmıştır. Eğer görseler ki, biz belli olayları kendi lehimize eğip büküyoruz, buradan ucuz çıkarlar veya sürekli suistimaller peşindeyiz, halkları birbirine kırdırma, mezhep savaşı çıkartma, etnik savaş çıkartma peşindeyiz veya birini diğerine tercih edip öbürünü ezme peşindeyiz, bu politikaların hiçbiri başarılı olmazdı. Yani sözümüz neyse, amelimiz de yıllardır o."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE, FİLİSTİN KONUSUNDA TEK SES</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'deki tüm siyasi partilerin, Gazze ve Filistin konusunda aynı görüşü paylaştığını belirten Fidan, "Türkiye'de her konuda bir görüş ayrılığı, ihtilaf olabilir ama gerçekten insanın gurur duyduğu bir manzara. Bütün renklerden siyasi partilerin hepsi bu konuda tek bir ses oluyorlar." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, demokraside eleştiri yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Muhalefetin aslında eleştiri dışında bir silahı olmayabiliyor haklı olarak. Onu da nitelikli yapıldığı zaman başımızın üstünde yeri var. Ama benim söylediğim bir cümlenin yarısını alıp, yarısını kesip diğerine bakmadan muhalefet yapanların...Bu, başka bir konu. Bu oluyor dediğim gibi ama genel itibarıyla ben hem Filistin meselesinde hem bölgesel diğer konularda ortak duruş olduğunu görüyorum. Bu bize daha fazla mesuliyet veriyor." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Riyad'daki toplantıda da bu durumu dile getirdiğini aktaran Fidan, "Yani bizim milletimiz, İsrail'in ortaya çıkardığı fitnenin büyüklüğü karşısında çok ciddi bir duruş içerisinde. Aynı zamanda Pakistanlılar da var. Yani burada siz, eğer bir duruşa geçecekseniz, bunu Müslüman kamuoyuna çok ciddi anlatmanız, ikna etmeniz, kazanmanız lazım." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Türkiye'nin bu konuda hemfikir olmasından memnuniyet duyduğuna işaret ederek, "Umarım Türkiye, hayati birçok konuda bu birlikteliği yakalar. Güzel olan şey, fikir birlikteliğimiz var. Biraz da eylem birlikteliğine, anlayış birlikteliğine gidersek daha fazla etki üreteceğiz diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>GAZZE GÜNDEMİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Barış Kurulu kapsamındaki Komite'nin Gazze konulu çevrim içi toplantısına katıldığı bilgisini paylaşarak, atılacak adımları görüştüklerini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsani yardımlar, barınma ve sınır kapıları gibi konulara ilişkin bazı hususların hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Gazze'nin hiçbir zaman Türkiye'nin gündeminden düşmediğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, "Bizim için Gazze'deki bir numaralı tehlike Gazze'nin insansızlaştırılması, Filistinsizleştirilmesi." diyerek, bunun önüne geçmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının altını çizdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in "Hizbullah ile savaşma" adı altında Lübnan'da düzenlediği saldırılarla bölgesel yayılmacı politikalarını sürdürdüğüne değinen Fidan, uluslararası kamuoyunun Lübnan'da yaşananlara dikkatini vermesi gerektiğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Lübnan ve Gazze konusuna ilgi gösteren Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Ürdün gibi ülkelerin kendilerini "başka bir ateşin içinde" bulduğunu dile getirerek, Körfez bölgesindeki ülkeleri, "İsrail'in işini kolaylaştıracak konulara girmemesi" ve kriz alanlarını dikkatinden kaçırmaması konusunda uyardığını aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir Dürzi liderin, Türk Büyükelçi'yle temasa geçerek Suriye'ye geri dönen Dürzilere Türkiye'nin konteyner göndererek yardım etmesi konusunda talepte bulunduğunu açıklayan Fidan, bu konuda çalışmaları olduğu bilgisini verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>AVRUPA ÜLKELERİNİN TUTUMU</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, Avrupalıların İsrail'in Gazze'den itibaren başlayarak bölgede yürüttüğü politikaların küresel krizlere yol açtığını tecrübe ettiğini dile getirerek, "Gazze'deki soykırımın Avrupa başkentlerinde nasıl bir sosyal kırılmaya yol açtığını, fay hatlarını harekete geçirdiğini, siyaset üzerinde etki oluşturduğunu gördüler. İran'da devam eden operasyonların, savaşın, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının nasıl bir enerji maliyetine dönüştüğünü gördüler." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"ABD-İsrail ve İran savaşı 3'üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu." diyen Fidan, enerji piyasasındaki sorunlar ve ticari konuların bu duruma etkisine işaret etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, İsrail'in eylemlerinin tüm dünyayı etkilediğine dikkati çekerek, "Bu Siyonist şebekenin bir noktada azgınlığının küresel bir birliktelikle durdurulması gerekiyor." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BÖLGEDEKİ MEZHEPLER ARASI ÇATIŞMA RİSKİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Irak'ta Haşdi Şabi'nin bazı unsurlarının, İran'ın yanında savaşa girme konusunda tavır aldığını belirten Fidan, "Tabii savaşa girdiğiniz zaman da mukabele ediliyorsunuz. Dolayısıyla İsrail ve Amerika'nın hedefi olmuş durumdalar. Böyle bir karşılıklı şey var. Özellikle Irak'a komşu Arap ülkelerine atılan füzelerin çoğu buralardan atılıyor. İnşallah burada bir an önce ateşkes ilan edilir de Irak'taki bu sıçrama daha fazla olmaz." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, mezhep savaşlarının artık geçmişte kalması gerektiğini, Amerikalı, Kürt, Arap ve İranlı liderlerin yanı sıra Haşdi Şabi liderleriyle temas ederek savaşın yayılmasını önlemeye çalıştıklarını anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin bölgedeki hedefinin savaş öncesi ile aynı olduğunu vurgulayan Fidan, işbirliğinin önemine dikkati çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fidan, bölgesel hedeflerle ilgili şunları kaydetti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Şimdi biz, İran'ın Körfez'de, Körfez'in kendi içerisinde, Türkiye'nin, Pakistan'ın ve Mısır'ın da yer aldığı büyük bir coğrafyada aslında bir işbirliği, bir güvenlik havzasının, bir istikrar havzasının olabileceğine yürekten inanıyoruz. Bunun imkanları mevcut. Bunun olması durumunda ortaya çıkacak birliktelik muazzam bir ekonomik güç üretecek, siyasi güç üretecek ve askeri yeterlilik üretecek. Enerji altyapıları, market genişliği, coğrafi genişlik, çeşitlilik inanılmaz olacak. Hem kendi bölgesel istikrarımızın hem de küresel istikrarının katkısına muazzam bir destek vermiş olacağız. Buna biz aslında, şu anda uzak gözüküyoruz ama bir o kadar da yakınız. Olmaması için hiçbir sebep yok."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/bu-haksiz-savas-son-bulmali-1774684567.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O harika bir lider</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/o-harika-bir-lider-711</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/o-harika-bir-lider-711</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açması gerektiğini ifade ederken, "Geriye 3 bin 554 hedefimiz kaldı. Bunlar da hızlıca tamamlanacak." diye konuştu. Türkiye'ye değinen Trump, "Türkiye harikaydı. Gerçekten harikaydı. Onlardan istediğimiz şeylerin dışında kaldılar. O (Cumhurbaşkanı Erdoğan), harika bir lider" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açması gerektiğini ifade ederken, "Geriye 3 bin 554 hedefimiz kaldı. Bunlar da hızlıca tamamlanacak." diye konuştu. Türkiye'ye değinen Trump, "Türkiye harikaydı. Gerçekten harikaydı. Onlardan istediğimiz şeylerin dışında kaldılar. O (Cumhurbaşkanı Erdoğan), harika bir lider" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, İran ile devam eden savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran, Hürmüz Boğazı'nı açmalı." diyen Trump, 3 bin 554 hedeflerinin daha kaldığını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, Ali Hamaney'e yönelik düzenledikleri saldırıyı işaret ederek "Yüce lider artık yüce değil. Öldü. Oğlu ise ya öldü ya da çok kötü durumda. Sanırım, "Beni bu işe karıştırmayın." diyordur." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hiç kimsenin bilmediği silahlara sahip olduklarını söyleyen Trump, "Bu gece, İran terörü ve saldırganlığından nihayet kurtulmuş bir Orta Doğu'nun yükselişine her zamankinden daha yakınız." şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"TÜRKİYE HARİKAYDI"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'ye değinen Trump, "Türkiye harikaydı. Gerçekten harikaydı. Onlardan istediğimiz şeylerin dışında kaldılar. O (Cumhurbaşkanı Erdoğan), harika bir lider." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Trump, Suudi Arabistan'a teşekkür ederken, "NATO'nun aksine, onlar çok yardımcı oldu." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı ayrıca, "Sırada Küba var. Lütfen bunu söylememişim gibi yapın." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"ONLAR BİZİMLE ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran'la müzakerelerin devam ettiğini belirterek, "Onlar bizimle anlaşma yapmak istiyor." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, bir yatırım zirvesine katılmak üzere gittiği Miami'de, havalimanında basın mensuplarına İran değerlendirmesi yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ı "yenilgiye uğrattıklarını" savunan Trump, İranlılarla müzakerelerin sürdüğüne işaret etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, "Şu anda onlar konuşuyor, biz de konuşuyoruz. Onlar bizimle anlaşma yapmak istiyor." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO'YU HEDEF ALDI: "BİZ NEDEN ONLARIN YANINDA OLALIM Kİ?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran'la "savaş" sürecinde Körfez ülkelerinin kendilerine destek verdiğini, ancak NATO ülkelerinin yardıma gelmediğini kaydederek, "Onlar bizim yanımızda değilse, biz neden onların yanında olalım ki?" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, Miami'de gerçekleştirilen "Gelecek Yatırım Girişimi" (FII) zirvesinde konuştu. Başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok Körfez ülkesinden üst düzey ismin ve yatırımcının bulunduğu salonda bu ülkelerin İran konusunda ABD'ye çok destek olduğunu vurgulayan Trump, bir kez daha NATO ülkelerinden şikayet etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, "Her zaman şunu söylerdim: Biz NATO'ya yardım ediyoruz, ama onlar bize asla yardım etmez. Eğer büyük bir kriz olursa size garanti ederim ki onlar orada olmayacaklar. Bundan dersimizi aldık. Onlar büyük bir hata yaptılar, bizim yanımızda değillerdi." değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin her yıl NATO'ya yüzlerce milyar dolarlık savunma katkısı yaptığını anlatan Trump, "Her zaman onların yanında olurduk, ama şimdi yaptıklarına bakılırsa, artık yanlarında olmamıza gerek yok, değil mi? Onlar bizim yanımızda değilse, biz neden onların yanında olalım ki?" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SUUDİ ARABİSTAN, KATAR VE BAE'YE TEŞEKKÜR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderlerine özellikle teşekkür eden Trump, bu ülkelerin İran konusunda ABD'ye "NATO'dan daha fazla" yardımcı olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'daki lider kadroların önemli bir bölümünü "yok ettiklerini" savunan Trump, şu anda ülkede kimin lider olduğunu tam olarak bilmediklerini söyleyerek, "Sanırım rejimi değiştirdik; rejim iki günde bir havaya uçuyor. Kimin İran'ın lideri olduğunu bile bilmiyoruz." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuşmasının bir yerinde "Hürmüz Boğazı" yerine "Trump Boğazı" diyen Trump, cümlesinin hemen ardından sözlerini düzeltirken, "Şimdi yalan haber medyası, bunu yanlışlıkla söylediğimi yazacaklar. Bende yanlışlık olmaz." diye espri yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bu gece, İran’ın teröründen ve saldırganlığından nihayet kurtulmuş bir Orta Doğu’nun yükselişine her zamankinden daha yakınız." yorumunu yapan Trump, Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden İran yönetiminin memnun olduğunu düşündüğünü çünkü Süleymani'nin "çok güçlü" olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İRAN, VENEZUELA'DAN DAHA ZOR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, Venezuela'daki "askeri operasyonlarını" 45 dakikada bitirdiklerini, ancak İran'ın çok daha zor ve büyük bir ülke olduğunu anlatarak, "Bu seferki daha büyük ve çok daha güçlü. Elimizde 3 bin 554 hedef daha kaldı ve bu iş oldukça çabuk bitecek. Sonra ne yapacağımıza karar vermemiz gerekecek." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'a yönelik saldırılarını "savaş" değil, "operasyon" olarak adlandırdıklarını vurgulayan Trump, "Eğer bu bir askeri operasyon ise, herhangi bir onaya ihtiyacım yok. Eğer bir savaş ise, Kongre’den onay almanız gerekir. O yüzden ben buna askeri operasyon diyorum." şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SIRADA KÜBA VAR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuşmasının devamında Küba'ya da "askeri müdahale" sinyali veren Trump, "Sırada Küba var. Ama siz lütfen bunu söylemediğimi varsayın. Ama sırada Küba var." değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"BEN NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ'NÜ ALMADIYSAM, KİMSE ASLA ALAMAZ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkanlığında 8 savaşı durdurduğunu savunan ABD Başkanı, buna karşılık Nobel Barış Ödülü'nü almamasını tuhaf bulduğunu, ancak buna şaşırmadığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, "Eğer ben Nobel Barış Ödülü almadıysam, kimse asla alamaz. Ben almadım, almadığım için de hiç şaşırmadım." şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuşmasının sonunda 2016 yılındaki başkanlık yarışına da değinen Trump, "Başkanlık yarışına girdim, herkes bunu eğlence için yaptığımı sanıyordu. Ben ise bunu neden yaptığımı bilmiyordum." diyerek o dönemki başkanlık yarışını kazanmasına şaşırdığını anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/o-harika-bir-lider-1774679979.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netanyahu ateşkes ihtimalinden endişeli</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-ateskes-ihtimalinden-endiseli-709</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-ateskes-ihtimalinden-endiseli-709</guid>
                <description><![CDATA[İsrail basınına konuşan yetkililer, Tel Aviv yönetiminin ABD Başkanı Trump'ın Tahran ile ateşkes yapma ihtimalinden endişe duyduğunu iddia etti. Haberde, ABD yönetiminin, 28-29 Mart'ta İslamabad'da üst düzey Amerikalı ve İranlı yetkililer arasında bir görüşme koordine etmek için çalıştığı da öne sürüldü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail basınına konuşan yetkililer, Tel Aviv yönetiminin ABD Başkanı Trump'ın Tahran ile ateşkes yapma ihtimalinden endişe duyduğunu iddia etti. Haberde, ABD yönetiminin, 28-29 Mart'ta İslamabad'da üst düzey Amerikalı ve İranlı yetkililer arasında bir görüşme koordine etmek için çalıştığı da öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrailli yetkililerin, ABD-İran anlaşmasının pek olası olmadığı görüşünde olsa da Başkan Donald Trump'ın görüşmeler devam ederken geçici bir ateşkes ilan edebileceğinden endişe ettiği bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrailli bir yetkili, The Jerusalem Post gazetesine yaptığı açıklamada, "Şu an itibarıyla, Tahran ve Washington'ın tutumları bir anlaşma olasılığını 'zayıf' ile 'yok denecek kadar az' arasında bir yere koyuyor. Yine de Trump bizi şaşırtabilir." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Habere göre, İsrail'in elinde, Trump'ın bir ateşkes ilan etmeyi planladığına dair bir emare bulunmuyor. Fakat İsrailli yetkililer, yine de Trump'ın görüşmeler devam ederken geçici bir ateşkes ilan edebileceğinden endişe ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde, ABD yönetiminin, 28-29 Mart'ta Pakistan'ın başkenti İslamabad'da üst düzey Amerikalı ve İranlı yetkililer arasında bir görüşme koordine etmek için çalıştığı da öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN MEDYASI: 15 MADDELİK PLAN "KABUL EDİLEMEZ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran medyası ise Trump tarafından Tahran'a sunulan 15 maddelik planı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan ABD yönetimi, bir yandan müzakerelerin sürdüğüne dair açıklamalar yaparken, diğer yandan binlerce deniz piyadesi ve paraşütçüyü, amfibi çıkarma gemileriyle Orta Doğu'ya sevk ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üst düzey bir ABD'li yetkili, yaptığı açıklamada, "(ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) CENTCOM Komutanı (Amiral Brad Cooper), hedeflere ulaşmak için maksimum operasyonel esnekliği sağlamak amacıyla deniz piyadeleri ve paraşütçülerin sunduğu yetenekleri talep etti." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran ile görüşmelerin devam ettiğini öne sürerek, "Haberlerde bazı gerçek payları var ancak okuduğum bazı hikayeler tamamen doğru değil." demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sözcü, Trump'ın tüm seçenekleri masada tuttuğunu kaydetmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/netanyahu-ateskes-ihtimalinden-endiseli-1774594971.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;nin İran diplomasisi sürüyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-iran-diplomasisi-suruyor-702</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-iran-diplomasisi-suruyor-702</guid>
                <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran diplomasisi çerçevesinde Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov, Çin Dışişleri bakanı Wang Yi ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüştü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">‘İRAN Savaşı’nın sona erdirilmesi amacıyla Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi trafiği sürüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani ile telefonda görüştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nda yaşanan helikopter kazası nedeniyle Katar Emiri’ne başsağlığı diledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İletişim Başkanlığı açıklamasına göre, Katar Emiri de aynı kaza sebebiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başsağlığı dileklerini sundu. Katar Emiri El Sani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bölgedeki savaşı durdurmak için gösterdiği çabalar için teşekkür etti. El Sani görüşmede, iki ülkenin ekiplerinin sürekli diyalog halinde kalacağını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran diplomasisi çerçevesinde Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov, Çin Dışişleri bakanı Wang Yi ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Görüşmelerde bölgedeki son gelişmeler ele alındı; savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiği vurgulandı ve bu doğrultuda yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Diğer yandan Bakan Fidan dün bir kez daha son durumu ele almak için&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefonda görüştü.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiyenin-iran-diplomasisi-suruyor-1774506681.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tapu kayıtlarını sorgulamamı istediler</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tapu-kayitlarini-sorgulamami-istediler-701</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tapu-kayitlarini-sorgulamami-istediler-701</guid>
                <description><![CDATA[İfadesinde Özgür Özel'in neden daha fazla sayı verdiğini bilmediğini, kendisinin sadece 4 kayıt gördüğünü söyleyen Akdağ, Özgür Özel'e 8 kez Whatsapp üzerinden cevapsız çağrı bırakan Ayşegül Erdağ Kocadabak'ın kendisini yönlendirdiğini ve bilgileri elde edince kendisine 300 bin lira para vermeyi teklif ettiğini anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Antalya'nın Kaş ilçesinde görevli tapu teknikeri Diyar Akdağ, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını usule aykırı bir şekilde sorguladı. SABAH, tutuklanarak cezaevine gönderilen Akdağ'ın savcılık ifadesine ulaştı.<br>İfadesinde Özgür Özel'in neden daha fazla sayı verdiğini bilmediğini, kendisinin sadece 4 kayıt gördüğünü söyleyen Akdağ, Özgür Özel'e 8 kez Whatsapp üzerinden cevapsız çağrı bırakan Ayşegül Erdağ Kocadabak'ın kendisini yönlendirdiğini ve bilgileri elde edince kendisine 300 bin lira para vermeyi teklif ettiğini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/antalya" target="_blank">Antalya</a>'nın&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/kas" target="_blank">Kaş</a>&nbsp;ilçesinde Tapu Kadastro Teknikeri olarak görev yapan Diyar Akdağ hakkında başlatılan soruşturma yeni gelişmelerle derinleşti. Kaş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü dosyada, sosyal medya üzerinden kurulan iletişim ağı ve usulsüz sorgulamalar mercek altına alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>7 KEZ SORGULAMA YAPTI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre Diyar Akdağ'ın, Adalet Bakanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/akin-gurlek" target="_blank">Akın Gürlek</a>'e ait tapu kayıtlarını 13, 20 ve 23 Şubat 2026 tarihlerinde toplam 7 kez sorguladığı tespit edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TUTUKLANARAK CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorguladığı belirlenen Kaş Tapu Müdürlüğünde görevli Diyar Akdağ Kaş Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla jandarma tarafından gözaltına alındı. İlçe Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan şüpheli, Kaş Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıktaki işlemlerinin ardından sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlı tutuklandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"BENDEN TAPU KAYITLARINI SORGULAMAMI İSTEDİ"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SABAH, tutuklanan Tapu teknikeri Diyar Akdağ'ın savcılık ifadesine ulaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İfadesinde, Ocak ayı içerisinde "Tinder" uygulaması üzerinde tanıştığı Ayşegül Erdağ Kocadabak'ile tanıştığını ve instagram uygulaması üzerinden konuşmaya devam ettiğini anlatan Akdağ, "Telefon numarasını aldım. yüz yüze gelmedim. Sohbetimiz ilerlerken Ayşegül benden Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulamamı istedi. Bizim sistemlerimizde tüm şahısların sorgulamasını yapabiliyoruz. Bu teklifi önce reddettim. Ayşegül, Akın Gürlek ile alakalı iftiralarda bulundu. Benden ısrarla sorgulama yapmamı istedi. Sohbetimizin bitmemesi adına almış olduğum antidepresan ilaçlarınında etkisi ile sorgulamayı gerçekleştirdim. Akın Gürlek'e ait T.C. Kimlik numarasını yine tapu sisteminden buldum" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"ÖZGÜR ÖZEL NEDEN FAZLA TAPU VAR DEDİ BİLMİYORUM, BEN 4 TANE BULDUM"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayşegül'ün ısrarları üzerine sorgulama yaptığını itiraf eden Akdağ sorgusunda, "Sadece 4 adet taşınmaz olduğunu gördüm. Bu taşınmazların şu anda nerelerde olduğunu Ben hatırlamıyorum. sadece CHP genel başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/ozgur-ozel" target="_blank">Özgür Özel</a>'in neden daha fazla sayı verdiğini bilmiyorum. 4 tane kayıt gördüm. Sorgulamaları el konulan kendi bilgisayarımdan gerçekleştirdim. Log kayıtları doğrudur" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"AYŞEGÜL BANA 300 BİN LİRA PARA TEKLİF ETTİ"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayşegül Erdağ Kocadabak'ın kendisine İstanbul'da noterlik yaptığını söylediğini anlatan Akdağ ifadesinde, İrtibata geçtim. Taşınmazların cinsini, yüz ölçümünü ve nerede olduklarını Ayşegül'e sözlü olarak bildirdim. Bu bilgileri verdikten sonra beni İstanbul ili Beşiktaş ilçesine çağırmıştı ancak ben İstanbul'a gitmedim. Istanbul'a gidersem benimle yüz yüze görüşeceğini söyledi. Ayşegül beni yönlendirerek bu şekilde bilgileri elde edince bana 300 bin lira para vermeyi teklif etti. Ben bu teklifi kabul etmedim. Kesinlikle maddi bir menfaat temin etmedim" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BENİM SİYASİ PARTİ ÜYELİĞİM OLMADI: BABAM CHP ÜYESİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İfadesinin sonunda pişman olduğunu belirten Akdağ, "Benim hiçbir zaman siyasi parti üyeliğim olmadı. Babamın ise Cumhuriyet Halk Partisine üyeliği vardır, annemin ise herhangi bir üyeliği yoktur" diyerek serbest bırakılmak istediğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BABASI KUMAR BORÇLARINI EMEKLİ İKRAMİYESİ İLE KAPATTI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müvekkili Diyar Akdağ'ın ifadesine aynen katıldığını beyan eden Avukat Engin Yalçın ise Akdağ'ın şans oyunları sebebiyle borca battığını, Babası Dursun Akdağ'ın emekli ikramiyesi ile bu borçlarını kapattığını belirterek, "Kendisinin şans oyunları bağımlılığı sebebiyle ailesi tarafından sürekli kontrol altındaydı. Şans oyunu oynamaması için babası Diyar'a ait telefon hatlarını kapattırdı. Dursun Akdağ sırf oğlunun bu kötü alışkanlığını bırakması için sık sık Kaş ilçesine gelmekteydi. Diyar'a bir nevi sahip çıkıyordu" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRTİBAT AĞININ MERKEZİ AYŞEGÜL ERDAĞ KOCADABAK</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dosyada yer alan en dikkat çekici detaylardan biri ise iletişim kayıtları olmuştu. Yapılan incelemelerde, Ayşegül Erdağ Kocadabak'a ait telefon hattından 28 Şubat ile 3 Mart 2026 tarihleri arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e toplam 8 kez cevapsız çağrı bırakıldığı ortaya çıkmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/tapu-kayitlarini-sorgulamami-istediler-1774434003.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’yi İran ile karşılaştıranlar cahildir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiyeyi-iran-ile-karsilastiranlar-cahildir-698</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiyeyi-iran-ile-karsilastiranlar-cahildir-698</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Yemen’i parçalamadı, Suriyelileri öldürmedi, Irak’ta çeteler yaymadı, Lübnan’ı bölmedi, Mekke’ye füze atmadı. 
Türkiye Suriye’nin birliğini, Arapların birliğini ve Körfez’in gücünü destekledi, Katar’ın işgalini ve Suudi Arabistan’ın yıkımını önledi, Sudan’ın parçalanmasını engelledi, Libya’yı birleştirmeye çalıştı, Somali’yi savundu ve nihayet Mısır’a gitti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Abdullah Assahem’den Arap coğrafyasına Türkiye analizi…</strong></span></p><p class="MsoNormal">Türkiye’yi İran ile karşılaştıranlar cahildir.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye Yemen’i parçalamadı, Suriyelileri öldürmedi, Irak’ta çeteler yaymadı, Lübnan’ı bölmedi, Mekke’ye füze atmadı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye Suriye’nin birliğini, Arapların birliğini ve Körfez’in gücünü destekledi, Katar’ın işgalini ve Suudi Arabistan’ın yıkımını önledi, Sudan’ın parçalanmasını engelledi, Libya’yı birleştirmeye çalıştı, Somali’yi savundu ve nihayet Mısır’a gitti.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’nin Cumhurbaşkanı açıkça söyledi: “Biz Arap devletlerinin gücü ve birliği yanındayız.”&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye, Karabağ’ı geri almak için Azerbaycan’ı Ermenistan’a karşı destekledi, hatta İran’da Türkiye, İran’ın parçalanmasına ve bölünmesine karşı durdu ve Amerika’ya net sözlerle dedi ki: “İran’ın bölünmesini kabul etmiyoruz.” Türk ruhu Osmanlı İmparatorluğu’nu hatırlatan, İslami ve yükselişçi bir ruhtur.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arap Baharı geldiğinde halkları destekledi, Tunus’tan Mısır’a kadar tüm seçilmiş hükümetlerin yanında durdu, Arap Körfezi ülkelerini halk iradesine karşı tutumlarından dolayı boykot etti ve Körfez’in öfkesinden dolayı milyarlarca dolar kaybetti.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye, Katar’ın vurulmasından sonra yapılan son İslam Zirvesi’nde şöyle dedi: “Ey Araplar, Amerikan cephaneliği nedeniyle İsrail’e karşı duramazsınız… Gelin, onu ekonomik olarak boykot edelim. Biz Türkiye’de İsrail’i boykot etmekten 10 milyar dolar kaybettik, ama Gazze’nin çocukları uğruna bunu yapıyoruz…&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gelin, sivil uçakların hava sahamızdan geçmesini engelleyelim… Biz Türkiye’de işgalciye ait gemilerin bile geçişini engelledik…” Ama Araplar bunu reddetti.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye, Araplara ve İran’a benzemez; Yusuf Peygamber’e benzer, kardeşleri onu öldürmek isterken onlar için güvenilir bir öğüt verendir. Şimdi Türkiye Araplara diyor ki: “İnşallah Türkiye’ye güvenle gelin, silah ne isterseniz alın, biz kıyamete kadar yeryüzündeki tüm sapkınlara karşı sizin yanınızdayız!”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiyeyi-iran-ile-karsilastiranlar-cahildir-1774422334.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunanistan gerildi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yunanistan-gerildi-697</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yunanistan-gerildi-697</guid>
                <description><![CDATA[İsrail’in “Demir Kubbe” hava savunma sisteminin İran füzeleri karşısında son dönemde yetersiz kalması, benzer sistemleri Tel Aviv’den tedarik etmeye hazırlanan Yunanistan’ı gerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail’in “Demir Kubbe” hava savunma sisteminin İran füzeleri karşısında son dönemde yetersiz kalması, benzer sistemleri Tel Aviv’den tedarik etmeye hazırlanan Yunanistan’ı gerdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan basını, İsrail’den 3 milyar Euro’ya alınması planlanan ve Türkiye’ye karşı Ege’de konumlandırılması öngörülen “Aşil Kalkanı” projesini “pahalı” ve “etkinliği tartışmalı” olarak değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yapılan yorumlarda, “Ortadoğu’daki savaş deneyimi bu sistemlerin sınırlarını ortaya koydu. Hizbullah dahi kısa menzilli füzelerle sistemi aşarak&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;şehirlerinde hasar oluşturdu” ifadelerine yer verildi. Bazı analizlerde ise “<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/demir-kubbe" target="_blank">Demir Kubbe</a>’nin başarısızlığı düşündürücü” denilerek, İran füzelerine karşı zincirleme teknik hatalara dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan “Aşil Kalkanı”nın da içinde yer aldığı 5 milyar&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/euro" target="_blank">Euro</a>’luk savunma paketinin onay süreci Yunan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin de yeşil ışık yakmasıyla tamamlandı. Beş katmanlı sistemin bir yıl içinde devreye alınması hedefleniyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/yunanistan-gerildi-1774421739.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ünlülere yeni operasyon</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/unlulere-yeni-operasyon-696</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/unlulere-yeni-operasyon-696</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ünlülere yönelik 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında; eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ünlülere yönelik 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında 16 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Aralarında eski Beşiktaş Başkanı ve iş insanı Fikret Orman ile eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas'ın da olduğu 14 kişi gözaltına alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında iş insanı Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, oyuncu Hande Erçel, model Didem Soydan ve sunucu Güzide Duran'ın da aralarında bulunduğu 16 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği öğrenildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eş zamanlı düzenlenen operasyonda ise 14 şüpheli gözaltına alınırken, 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'16 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturmaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan açıklama yapıldı. Açıklamada, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; Toplumun genel ahlakının ve toplum yapısı ile aile düzeninin korunması amacıyla ilgililer hakkında soruşturma başlatılmıştır. Yapılan çalışmalar, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştıran toplam 16 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Soruşturmaya konu olay ile alakalı olarak İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Ekiplerince şüphelilerin yakalanması için 16 adreste eş zamanlı operasyon yapılmış olup, 14 şüpheli gözaltına alınmıştır. 2 şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştır. Soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürülmektedir" ifadeleri yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GÖZALTINA ALINAN İSİMLER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/gozalti" target="_blank">gözaltı</a>&nbsp;kararı verilen isimler ise şöyle:&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/fikret-orman" target="_blank">Fikret Orman</a>, Güzüde Aksoy(Güzide Duran), Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, Hande Erçel, Burak Elmas, Sezgin Köysüren, Ferhat Aydın, Lütfiye Tuğçe Özbudak, Koray Serenli, Onur Bükçü, İsmail Behram Perinçekli, Kaan Mellart, Didem Soydan, Onur Talay, Mustafa Tari.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/unlulere-yeni-operasyon-1774421176.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş yönetilebilir olmaktan çıkıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/savas-yonetilebilir-olmaktan-cikiyor-695</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/savas-yonetilebilir-olmaktan-cikiyor-695</guid>
                <description><![CDATA[Ateşkes; bir merhamet değil, kalıcı bir barış arayışı değil, bir zorunluluk gereği ortaya çıktı.
Savaşta ateşkes; yeniden yığınak,
yeniden hizalanma,
yeniden karar ve eylem biçimlendirmesidir.
Unutulmamalı: Ateşkesler savaşları bitirmez.
Savaşları bir üst faza taşır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Abdullah Ağar'ın 24.03.2026 tarihli makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal">İran-ABD/İsrail savaşı son evrede sınırlarını zorladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkes ise bir “barış arayışı” değil, kontrolü kaybetmeme refleksidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın kiminle görüştüğü önemsiz. Çünkü sahada konuşan artık liderler değil, kontrol eşiğini aşan savaştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Düşen F-35, F-16 iddiaları, uzun menzil balistik erişimler, enerji baskısı, kontrolsüz reaksiyon riski…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hepsi aynı şeyi söylüyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu savaş artık yönetilebilir olmaktan çıkıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve tam bu noktada ateşkes; bir merhamet değil, kalıcı bir barış arayışı değil, bir zorunluluk gereği ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşta ateşkes; yeniden yığınak,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">yeniden hizalanma,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">yeniden karar ve eylem biçimlendirmesidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Unutulmamalı: Ateşkesler savaşları bitirmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşları bir üst faza taşır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">///<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran-İsrail/ABD Savaşına Dair Bir Durum Okuması…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın Geldiği Nokta…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kontrolsüz Kaosun Eşiği…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve Trump’ın Ateşkes Manevrası…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Donald Trump, İranlı bir karar vericiyle görüştüğünü, birçok maddede uzlaşı sağlandığını ve 5 günlük ateşkes ilan edildiğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran tarafı ise bunu yalanladı ve Trump’ın süreci manipüle etmeye çalıştığını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama gerçek şu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın İranlı bir karar vericiyle mi, yoksa bir onbaşıyla mı görüştüğünün önemi yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü savaş ateşkes istedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü ateşkes;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Bir fırsattır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Zaman kazandırır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Dağılmışı toparlama imkânı sağlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Yığınak ve hat düzenlemeye imkân verir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Nefes aldırır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Planları günceller.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Belirsizlikleri ortadan kaldırma fırsatı sunar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Müttefik ilişkilerini ve eşgüdümü yeniden düzenler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Zafiyetleri giderme imkanı sunar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın ürettiği belirsizlikler artık kritik eşiği aşmış durumda:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Bir F-35’in İran hava savunması (Bavar-373, Majid) tarafından vurulmuş olması ve gizde kalan diğer iddialar,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- 4.000 km ötedeki Diego Garcia’na balistik erişim,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Başta İran, savaşa angaje devletlerin “kontrolsüz refleks” üretme riski,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Enerji krizinin savaşın yönünü doğrudan etkilemesi,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Savaşın yan etkilerinin ABD-İsrail ikilisini ve müttefikleri baskılaması ve baskılanan müttefiklerin ABD ve İsrail’i baskılamaya başlaması,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- İran’ın İsrail’de nükleer tesislere yakın hedefleri vurması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Artık gerilimin arttığı bu fazda;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü tepkiler, kontrolsüz tepkilere,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü kaos, kontrolsüz kaosa,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü tepkiler, kontrolsüz tepkilere,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü belirsizlik, kontrolsüz belirsizliğe,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü korkular, kontrolsüz korkulara,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Kontrollü algılar, kontrolsüz algılara dönüşme eğiliminde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bu nedenlerle ABD stratejik aklı ve Trump, savaşı yeniden yönetilebilir bir çerçeveye çekmek için<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“geçici ateşkes” kartını masaya sürdü.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/savas-yonetilebilir-olmaktan-cikiyor-1774420763.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tünel bir turistin fikriymiş</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tunel-bir-turistin-fikriymis-683</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tunel-bir-turistin-fikriymis-683</guid>
                <description><![CDATA[Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan Tünel'in hikâyesi, düşündüğünüzden çok daha ilginç. İstanbul'un en eski ulaşım sistemlerinden biri, aslında bir turistin dikkatli gözlemleri sayesinde ortaya çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan Tünel'in hikâyesi, düşündüğünüzden çok daha ilginç. İstanbul'un en eski ulaşım sistemlerinden biri, aslında bir turistin dikkatli gözlemleri sayesinde ortaya çıktı. İşte detaylar!<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Her gün binlerce kişinin kullandığı Tünel’in ardında şaşırtıcı bir hikâye yatıyor. Dik yokuşları aşmak için geliştirilen bu sistemin fikri, İstanbul’a gelen bir yabancıya ait. Tüm detayları sizin için derledik...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BEYOĞLU’NUN ALTINDAKİ TARİH: TÜNEL’İN DOĞUŞU</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul’un en köklü ulaşım hatlarından biri olan Tünel Füniküler Hattı, yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda ilginç bir fikrin ürünü. 19. yüzyılda Beyoğlu ile Karaköy arasında gidip gelmek, özellikle dik yokuşlar nedeniyle oldukça zordu. Bu zorluk, bir turistin dikkatini çekti ve sıra dışı bir çözüm fikrinin doğmasına neden oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BİR TURİSTİN AKLINA GELEN FİKİR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Fransız mühendis Eugène-Henri Gavand</strong>, İstanbul’u ziyaret ettiği sırada Galata ile Pera arasındaki yoğun insan trafiğini ve zorlu yokuşu gözlemledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanların bu mesafeyi kat etmekte zorlandığını fark eden Gavand, yer altından ilerleyen bir sistem kurma fikrini ortaya attı. Bu proje, dönemin Osmanlı yönetimine sunuldu ve kısa sürede kabul gördü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DÜNYANIN EN ESKİLERİNDEN BİRİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1875 yılında hizmete giren Tünel,&nbsp;<strong>Londra metrosunun ardından dünyanın en eski ikinci yer altı ulaşım sistemi olarak tarihe geçti</strong>.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kısa mesafeli olmasına rağmen büyük bir ihtiyaca cevap veren bu hat, Beyoğlu’nun gelişiminde önemli bir rol oynadı. O dönemde buhar gücüyle çalışan sistem, zamanla modernize edilerek günümüzde elektrikli hale getirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BUGÜNE UZANAN BİR MİRAS</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün hâlâ aktif olarak kullanılan Tünel hem yerli halk hem de turistler için nostaljik bir deneyim sunuyor. İstanbul’un tarihi dokusunu yansıtan bu hat, aynı zamanda şehrin modern ulaşım ağının da bir parçası. Günlük yaşamın bir parçası haline gelen bu kısa yolculuk, aslında bir turistin gözlem gücü sayesinde hayat bulmuş olmasıyla da dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/tunel-bir-turistin-fikriymis-1774167902.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye akıllı davrandı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-akilli-davrandi-681</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-akilli-davrandi-681</guid>
                <description><![CDATA[Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı ve ekonomi profesörü Yanis Varufakis, Türkiye’nin son dönemde gerilimlerdeki rolüne dikkat çekerek, “Türkiye, Yunanistan’ın başaramadığını yapıyor. Kendini arabulucu olarak konumlandırıyor” dedi. Yunanistan’ın ABD ve İsrail’in güdümüne girdiğini söyleyen Varufakis, çarpıcı açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı ve ekonomi profesörü Yanis Varufakis, Türkiye’nin son dönemde gerilimlerdeki rolüne dikkat çekerek, “Türkiye, Yunanistan’ın başaramadığını yapıyor. Kendini arabulucu olarak konumlandırıyor” dedi. Yunanistan’ın ABD ve İsrail’in güdümüne girdiğini söyleyen Varufakis, çarpıcı açıklamalarda bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YANİS&nbsp;Varufakis 2015’te Yunanistan’ı sarsan büyük ekonomik krizin en dikkat çeken ismiydi. Yunanistan’ın eski maliye bakanı ve ekonomi profesörü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün ise İsrail’i açıkça “soykırımcı” ilan eden en sıra dışı siyasetçilerden biri. Gazze’de yaşananlar karşısında Avrupa’nın sessizliğini sert sözlerle eleştirdi. Bedelini de ödedi: Almanya’ya girişi ve siyasi faaliyetleri yasaklandı. Avrupa’da ve Yunanistan’da ise adeta dışlandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mera25 adlı siyasi partinin lideri de olan Varufakis, Hürriyet’e verdiği röportajda, Türkiye’nin son dönemde gerilimlerdeki rolüne dikkat çekerek, “Türkiye, Yunanistan’ın başaramadığını yapıyor. Kendini arabulucu olarak konumlandırıyor” dedi. Yunanistan’ı ise, ABD ve İsrail’in “uydusu” haline gelmekle suçladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Türkiye barış için uğraşırken, ABD ve İsrail tarafından savaşa çekilmeye mi çalışılıyor?<br>Türkiye’ye saldırmak, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu için çok yanlış bir hesap olur. İsrail bir taraftan suçlu, diğer taraftan da korkak. Kaybetme ihtimali olan bir savaşa girmez. Türkiye ise İsrail için çok “büyük bir balık”. İsrail tüm bölge ve insanlık için açık bir tehlike. Filistin’de işlediği soykırım suçunu nihayete erdirmek için, bölgede sürekli bir savaş ortamına ihtiyaç duyuyor. Bir gün uyanacağız ve Filistinlilerin yok olduğunu göreceğiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Yunanistan’ın derin stratejik iş birliği nedeniyle, İsrail’e teslim olduğunu düşünenlere katılıyor musunuz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan halkının çıkarlarına zarar veren ve 1999’da başlayan bu ilişkiyi utanç verici buluyoruz. O tarihten itibaren Yunan hükümetleri buna destek verdi. Bundan sonra Yunanistan, İsrail’in uydusu haline geldi. Bağımsızlığımızı kaybettik. Sadece ABD’nin değil, İsrail’in de pençesindeyiz. Başbakan Miçotakis, İsrail teknolojisi ile, kendi bakanlarını ve silahlı kuvvet mensuplarını dinlerken suçüstü yakalandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘TÜRK-YUNAN GERGİNLİĞİ SİLAH TÜCCARLARINA YARIYOR’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Türkiye ve Yunanistan bugünlerde Kıbrıs üzerinden karşı karşıya mı getirilmeye çalışılıyor?<br>Ben dünyaya gelmeden önce bile buna uğraşıyorlardı. Askerliğim sırasında Yunan donanmasına ait bir gemideydim. Karşımıza Türk donanmasına ait bir gemi çıktı. İki geminin de tıpatıp aynı olduğunu fark ettim. Sonradan öğrendim ki, ikisi de ABD’de aynı tersanede inşa edilmiş. Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginlik silah tüccarları için son derece kârlı. Batı’nın, kendi çıkarları açısından ne Türkiye ne de Yunanistan umurunda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Türkiye’nin Ortadoğu’daki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye, Yunanistan’ın başaramadığını başardı. Biz ABD ve&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>’in güdümüne girdik. Kimse artık Yunanistan’ı ciddiye almıyor. İsrail ve ABD savaş makinelerinin uşaklarıyız, onların uydusu haline geldik. Sizin hükümetiniz ise, mesela Ukrayna savaşında, hem Rusya hem de Ukrayna ile çok iyi ilişkiler sürdürdü. Ukrayna’ya dron gönderirken, aynı anda Rus gazının ticaretini de kolaylaştırdı. Bu işte makul ve akıllı bir politika örneği. Kendisini arabulucu olarak konumlandırdı. Umarım Ankara bu savaşta da arabulucu olur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“YUNANİSTAN ACINASI DURUMDA”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunanistan’ın bu savaştaki tutumunu nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Acınası durumda. Başbakanımız sözde, Kıbrıs’ı korumak için dört F16 ve fırkateyn yolladı. Aslında oradaki İngiliz Üssü’nü koruyor. Bu toprağı ABD, Gazze’deki ve İran’daki insanları öldürmek için kullanıyor. Avrupalılar korkak ve Yahudi düşmanlığı konusunda suçluluk taşıyor. Eskiden Yahudi soykırımını desteklediler, şimdi Filistinlilerin soykırımını destekliyorlar.&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA’YA KAFA TUTAN EKONOMİST<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan ekonomist, akademisyen ve siyasetçi&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yanis-varufakis" target="_blank">Yanis Varufakis</a>&nbsp;2015’te, Aleksis Çipras liderliğindeki SYRIZA hükümetinde maliye bakanı oldu. Avrupa ile yürütülen zor müzakerelerde öne çıktı. AB’nin ekonomik kararları halktan kopuk aldığını söyledi.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yunanistan" target="_blank">Yunanistan</a>’a dayatılan kemer sıkma politikalarının ekonomiyi küçülttüğünü savunarak reddetti. Bu nedenle “AB’ye kafa tutan ekonomist” olarak anıldı. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Duygu LELOĞLU/ATİNA<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiye-akilli-davrandi-1774079976.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlber Ortaylı&#039;yı Fetö parlattı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ilber-ortayliyi-feto-parlatti-680</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ilber-ortayliyi-feto-parlatti-680</guid>
                <description><![CDATA[İlber Ortaylı’yı parlatanların başında FETÖ geliyordu dedim. Zira Ortaylı FETÖ organizasyonlarının müdafi ve teşvikçisi idi. Abant Toplantılarının en önemli temsilcilerindendi. Gülen okullarının ve FETÖ’nün dünyayı sarmalayan gizli eğitim imparatorluğunun teşvikçisi idi. FETÖ’nün Türk okullarını anlatan Barış Köprüleri kitabının kapağına, Toktamış Ateş, Eser Karakaş ve İlber Ortaylı’nın adlarının taşınması manidardır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/ilber-ortayli-ve-tartismalar-1778335" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/ilber-ortayli-ve-tartismalar-1778335</a></p><p class="MsoNormal">Geçtiğimiz cuma günü ünlü tarihçi İlber Ortaylı vefat etti. Ortaylı’nın bilhassa Fatih haziresine gömüleceğinin haberi üzerine çok büyük bir tepki de beraberinde geldi. Bu denli büyük tepki pek çoklarını şaşırttı. Ancak bendeniz buna zerre kadar şaşırmadım. Zira uzun bir süredir tepkilerin odağında bulunuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elbette tarihçiliği, renkli kişiliği ve yıllardır gündemden düşmeyen söylemleriyle haklı bir ilginin odağındaydı. Bazıları onun yeri doldurulamayacak derecede büyük bir tarihçi olduğunu dile getirip durdular. Ancak tanınmış ve etkili isimlere baktığımızda bunların sayısı şöhretine göre fazla değildi. Kendisini iyi tanıyan ilim âleminin bazı simaları da ağır sayılabilecek tenkitlerden geri durmadılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki bir ilim adamı için bu denli büyük tepkinin sebebi ne idi? Asıl bu noktanın fikredilmesi gerekir diye düşünüyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öncelikle şunu ifade etmek isterim. İlber Bey’i övenler hep Halil İnalcık Hoca ile birlikte ve neredeyse eş değer andılar. Oysa ilmi ve akademik çalışmalar açısından açıkçası İlber Bey Halil Hoca’nın yarısı etmez. Halil Bey bu konuda eserleri ve eserlerinin ciddiyetiyle Ortaylı’nın fersah fersah ilerisindedir. Popülerlik konusunda ise İlber Bey Halil Bey’i beşe ona katlamıştır. Halil Bey popüler söyleme İlber Bey’e göre hem geç katılmış hem de muhtemelen sevememiş ve genelde uzak durmayı tercih etmiştir. İlber Hoca ise bu üslubu seviyor ve insanların hoşuna gidecek şekilde kullanıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu bilmek gerekir ki her ikisini de halk nazarında parlatan FETÖ olmuştur. Tarihî alandaki üst düzey tanınmışlıkları dolayısıyla onların bu yönü hep görmezden gelinmiş ve sümen altı edilmiştir. FETÖ’nün bazı tarih tezlerine ve faaliyetlerine her ikisi de alet olmuştur. Bilhassa Halil İnalcık Hoca’nın “Osmanlı Kayı boyundan değildir” tezi tam bir FETÖ organizasyonu idi. Bunu defalarca söyleşilerimde, yazılarımda hatta eserlerimde dile getirdim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlber Hoca'nın ülkemizde geniş kesimler tarafından tanınması ise 1999 yılı ile başladı. Osmanlının kuruluşunun 700. yıl dönümü münasebetiyle büyük programlar yapılacaktı. Ancak bu sırada 28 Şubat diktasının hem siyaset hem de akademi üzerinde ezici bir tahakkümü vardı. Dolayısıyla kuruluşun 700. yıl dönümü cılız sempozyumlara hasredilmişti. İşte bu devrede İlber Hoca birçok TV kanalına çıktı. Kendine has üslubuyla Osmanlıyı anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zor zamanlarda konuşanlar veya konuşturulanlar bir anda kahraman yapılır. Meral Akşener’i de düşünürseniz mevzu daha iyi anlaşılır. Çıktığı TV programlarında yaptığı Osmanlı övgüsü toplumda tanınıp sevilmesine yol açtı. Üslubu, yorumları ve hakikati dile getirmesiyle insanlar İlber Hoca'ya ayrı bir değer verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonrasında AK Parti iktidara geldiğinde Topkapı Sarayı’na başkan yapıldı. Bu hâl onun daha da tanınmasına, güçlenmesine sebep oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Topkapı Sarayı başkanlığından inişi ile birlikte bambaşka bir İlber Ortaylı dönemi başlayacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Türkçülük mü?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortaylı’nın popüler yönü bir tarafa bırakılırsa bir kısım etkin insanların onun hakkında, “büyük ilim adamı idi” şeklindeki övgüleri çok hamasi kaldı. Zira İlber Bey bu konuda akademi camiası içerisinde çok gerilerdedir. Doktora ve doçentlik tezi gibi üç dört kitabı dışında ilmi bir eseri yoktur. Onlar da fazla bilinmez. Sonraki eserleri ise kendisinden ziyade yayınevlerinin ve editörlerin marifeti ile ortaya çıkmıştır ki bazıları, “onu ben parlattım” diye bu durumu vefatında gündeme dahi taşıdılar. Onların da belirttikleri üzere neredeyse bütün sohbetleri kitap hâline getirilerek parlak isimler ve yaldızlı ifadelerle ilim dünyasına sunulmuştur. Oysa bütün bu eserlere sadece “İlber Ortaylı sohbet serisi” adı verilebilirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlber Ortaylı’yı parlatanların başında FETÖ geliyordu dedim. Zira Ortaylı FETÖ organizasyonlarının müdafi ve teşvikçisi idi. Abant Toplantılarının en önemli temsilcilerindendi. Gülen okullarının ve FETÖ’nün dünyayı sarmalayan gizli eğitim imparatorluğunun teşvikçisi idi. FETÖ’nün Türk okullarını anlatan Barış Köprüleri kitabının kapağına, Toktamış Ateş, Eser Karakaş ve İlber Ortaylı’nın adlarının taşınması manidardır. Oysa içeride Bülent Ecevit, Mümtazer Türköne, Ali Bulaç, Naci Bostancı, Yasin Aktay, Şahin Alpay ve Gülay Göktürk gibi daha pek çok siyasetçi, yazar ve akademisyenin makalesi bulunuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla 15 Temmuz olayından sonra “FETÖ ve elebaşı” söz konusu olduğunda Ortaylı büyük bir rahatsızlık duyar ve konuşmaktan kaçardı. Hatta CNN TÜRK’te bir programda moderatör Didem Arslan Yılmaz’a bu konuda bir sual sorduğu için “sana ne” diyerek şiddetle çıkışmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bazıları Ortaylı’yı Ermeni meselesine sahip çıkan adamların önde geleni olarak gösterme çabası içine girdiler. Hâlbuki bu konuda üç beş konuşması dışında kayda değer bir çalışması yoktur. Bunu da meseleye ilmî tarzda yaklaşan hemen her bilim adamı dile getirmiştir. Öte yandan Ermeni tehciri, üniversitelerimizde en fazla araştırılan meselelerin başında gelir. Konu hakkında o kadar çok akademisyen ciddi araştırmalar yapmıştır ki bunların ne yazık ki adı esamesi okunmaz. Maalesef yazılı ve görsel basınımız bu konuda kördür. Ayrıca bazı akademisyenlerin önderlik ederek gece gündüz çalıştığı ve 353 ilim adamının yer aldığı bir Ermeni bildirisinde sadece imzaları olduğu için Ortaylı ve İnalcık’ı öne çıkarmak açıkçası diğerlerine hakaret olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlber Hoca’yı Türkçülük konusunda da oldukça parlattılar. Evet bu konuda gerçekten pek çok sözü var. Buna rağmen İlber Hoca’nın Türkçülüğü tartışılır. O genelde Türkiyelilik meselesine karşı çıkardı ki bu duruş normaldir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diğer taraftan Türk’ü en fazla aşağılayan bir adam günümüzde Celal Şengör’dür. Türklerin neredeyse tarihte hiçbir medeniyet geliştiremediklerini savunur. Osmanlıları, Fatih dönemini dışarıda tutarak neredeyse yok sayar. İlimde, teknikte, medeniyette sıfır gibi göstermeye bayılır. O, bunu İlber Ortaylı’nın bulunduğu platformlarda pek çok kez dile getirmekten çekinmedi. Türkçü diye göklere çıkardıkları kişi ise yüzlerce kişinin karşısında her defasında dut yemiş bülbül gibi sustu. Ağzını açıp tek kelime edemedi. Bu nasıl bir Türkçülüktür akıl ermez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kılavuzu Altaylı ve Şengör olursa!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Ortaylı’nın fikri bakımdan tartışılacak pek çok görüşü mevcuttu. Nitekim o, Osmanlı Devleti’ni Doğu Roma İmparatorluğu’nun idari ve kültürel bakımdan devamı olarak görürdü. Onun bu sözü her zaman karşıma çıktı. Hâlbuki Osmanlı onlarca devlete son verdi. Onlarca devleti hâkimiyetine aldı. Doğu Roma da bunların en önemlisi olarak tarihe geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu unutmayalım. Sultan II. Mehmed İstanbul’u hedef aldığında Bizans sarayında Katolikliğe geçiş tartışmaları yaşanırken Bizans’ın ikinci adamı Lukas Notaras “İstanbul’da Latin külahı görmektense Türk sarığını tercih ederiz” diye haykırmıştı. Osmanlı medeniyeti işte öyle bir medeniyetti. Bu medeniyetin temellerini şanlı Peygamberimizin uygulamalarını sistemleştiren Hazreti Ömer efendimiz atmıştı. Onu tatbik eden yüceliyor ve büyüyordu. Gençlerimize bunu göstermek gerekirken Osmanlıyı Doğu Roma’nın devamı olarak saymak tarihimizi ters yüz etmek ve Osmanlıyı köklerinden koparmaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diğer taraftan İlber Ortaylı’ya millet nazarında büyük bir teveccüh varken özellikle son yıllarında mütedeyyin kesimde neden bir soğukluk ortaya çıktı. Bu sualin cevabı önemlidir. Zira sayın Ortaylı 28 Şubat ve sonrasındaki duruşundan yıllar geçtikçe koptu. Bilhassa Fatih Altaylı ve Celal Şengör ile yaptığı programlarda pek çok hezeyanlara imza attı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fatih Sultan Mehmed Han’ı içki içerdi ama kadehlerini saymadım diye alaya aldı. Bir programda ise gizli içerdi diyerek akılalmaz bir iftirada bulundu. Madem gizli içerdi sen nereden biliyorsun diyen olmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milletimizi heyecanlandıran ve büyük sevince gark eden Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesinde tam tersi bir duruş sergiledi. Müze kalması için yıkıcı bir propaganda yürüttü. Cami olmasını bir türlü hazmedemeyerek bu defa da Ayasofya için ucube bina, gudubet bina gibi tariflere girişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nihayet 7 Ekim’den sonra İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı katliamlarını kınayacağı yerde katıldığı bir programda Celal Şengör ile birlikte, Filistinliler topraklarının büyük bölümünü sattılar tezini savunmaya çalıştı. Katledilen on binlerce Filistinli için âdeta “oh” dedirtti. Gerçekte ise Filistinlilerin bahsettikleri devrede sattıkları toprak %1’i geçmiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortaylı’nın sanki bir şeylerden intikam alır gibi girişmiş olduğu bu yıkıcı tavrı anlaşılamadı. Onun bu söylemlerini konferanslarımda, TV ve YouTube programlarımda ve köşe yazılarımda birçok kez eleştirdim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendisini programlara davet eden ve astronomik ücretler ödeyen AK Partili Belediye başkanlarını, “ahmaklar ne istesem veriyorlar” diyerek nitelemesi ve aşağılamasını da bilhassa bazı kültür müdürleri ile ajans sahiplerinden defalarca işitmişimdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neticede İlber Hoca solcu, sağcı, Kemalist, Türkçü, ecnebi hemen her kesimin kucağına tepe tepe kullanacağı söylemleri bırakıp bu dünyadan ayrıldı. Dolayısıyla her zaman tartışmaların odağında kalmaya da devam edecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milletimizin ve okurlarımın mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nı tebrik ederim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/ilber-ortayliyi-feto-parlatti-1774079538.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel’in 20 milyon dolarlık rüşvet korkusu!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ozgur-ozelin-20-milyon-dolarlik-rusvet-korkusu-678</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ozgur-ozelin-20-milyon-dolarlik-rusvet-korkusu-678</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, belediyelerindeki rüşvet ve yolsuzluk sarmalını görmezden gelerek yine algı operasyonuna kalkıştı. Yolsuzluk iddianamesinde 'suç örgütü lideri' olarak yer alan Ekrem İmamoğlu'na kefilim deyip Adalet Bakanı Akın Gürlek'e karşı karalama kampanyası başlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Özgür Özel’in 20 milyon dolarlık rüşvet korkusu! Dosya derinleşirse o rezaletin altında CHP yönetimi de kalır…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, belediyelerindeki rüşvet ve yolsuzluk sarmalını görmezden gelerek yine algı operasyonuna kalkıştı. Yolsuzluk iddianamesinde 'suç örgütü lideri' olarak yer alan Ekrem İmamoğlu'na kefilim deyip Adalet Bakanı Akın Gürlek'e karşı karalama kampanyası başlattı. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü köşe yazısında skandal iddiaları köşesine taşıdı. "Özgür Özel'in ciddi bir inandırıcılık sorunu var ve temiz bir sicile de sahip değil" ifadelerini kullanan Övür, "İşin bir ucunda da bizzat Özel'in kendisi var ve 20 milyon dolar rezaletine kadar uzanıyor. Bu dosya derinleşirse o rezaletin altında sadece Özel değil CHP yönetimi de kalır" vurgusu yaptı. İşte Mahmut Övür'ün bugünkü yazısı…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/chp" target="_blank">CHP</a>&nbsp;Genel Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/ozgur-ozel" target="_blank">Özgür Özel</a>, yine "muhalefet" olarak gündem olmayı başardı. Ama her zamanki gibi büyük bir skandala imza atarak bunu yaptı. Çünkü ciddi bir inandırıcılık sorunu var ve temiz bir sicile de sahip değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna rağmen büyük havayla çıkıp uzun süredir diline doladığı Adalet Bakanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/akin-gurlek" target="_blank">Akın Gürlek</a>'i hedefe koydu ve ateş etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 452 milyon değerinde 12 gayrimenkulü var."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tabii bir de Lüksemburg'da yatının olduğunu ekledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu çıkışı, özellikle "İmamoğlu Suç Örgütü" ve CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk rezaleti nedeniyle hortumları kesilen ve çok değil ama biraz da utançla gezen fondaş medyayı sevince boğdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama sevinçleri uzun sürmedi. Zira Bakan Gürlek, kendi üzerine kayıtlı 4 taşınmaz bulunduğunu, taşınmazların değerinin de belli olduğunu belirtip şunu söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Benim verilemeyecek hesabım yok. Bu konuda da zaten bugün manevi tazminat davası açacağız. İşte örnek belgeler sunuyor, tapu belgeleri, bunların hepsi gerçek dışı, sahte belgeler."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu karşılaşma ister istemez CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek arasında "İmamoğlu Suç Örgütü" operasyonuyla başlayan kavgayı hatırlattı. Ancak meselenin sadece o davayla sınırlı olmadığını da yine Bakan Gürlek hatırlattı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Özgür Özel'in birinci amacı asrın yolsuzluğu davasını perdelemek. İkincisi ise Muhittin Böcek davasındaki bazı iddiaların üzerini örtmek."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anlayacağınız işin bir ucunda da bizzat Özel'in kendisi var ve iş Manisa'daki bir benzin istasyonunda verildiği iddia edilen 20 milyon dolar rezaletine kadar uzanıyor. Bu dosya derinleşirse o rezaletin altında sadece Özel değil CHP yönetimi de kalır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Gürlek'in mal varlığı meselesi aslında bir turnusol kâğıdı işlevi gördü. Hem Özgür Özel'in iddialı çıkışlarının hiçbirinin doğru çıkmadığı ortaya serildi hem de fondaş medyanın "İşte sizinkiler de yapıyor" sevinciyle sergiledikleri utanmazlık tescillendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hatırlayın CHP Genel Başkanı Özel, bu yolsuzluk furyasının en somut örneği olan Manavgat'taki baklava kutusunda yakalanan euro'lar meselesinde yeri göğü inletmiş, 32 saatlik görüntünden söz etmişti. Sonra o görüntüleri gören olmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama en büyük yalanı bu değildi. Yine bu köşede gazeteci Enver Aysever'in İmamoğlu'nun yüzüne karşı söylediği "Hırsızın elini sıkmam" sözünün yalan olduğunu önce iki avukat, Hüseyin Ersöz ve Yiğit Akalın söylemiş, bir süre sonra da CHP Genel Başkanı Özel bizzat soyadımı vererek, "Övür övür övünen, bir karış yalancı" diyerek benim "yalan" yazdığımı iddia etmişti. Oysa asıl yalan söyleyenin kendisi olduğunu anında gazeteci Enver Aysever, avukatı Mikail Dilbaz aracılığıyla açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siyasi yaşamı incelense kim bilir daha neler çıkacak. Ama bu konuda özür dilemediği gibi ders çıkarma gibi bir derdi de olmadı. Çünkü kendi siyasi ve medya kitlesinin sorgulamadığını iyi biliyor. Düşünün o medya mensuplarından biri hem de felsefecilerle, sosyologlarla zaman zaman ahlaki değerler üzerine söyleşiler yapan, söz söyleyen Kürşad Oğuz, Bakan Gürlek'in mal varlığıyla ilgili açıklamaları şöyle yorumladı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Özgür Özel bugün Türkiye'de bir ahlak devrimi yaptı. Hiçbir şey olmayacak olsa bile bu oldu."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnanılır gibi değil, milyon dolarlık hafriyat rantını, Medya AŞ vurgununu, "jet"giller rezaletini, lüks otoları saymıyorum, İmamoğlu'nun sadece İstanbul Boğazı'na nazır üç villayı 15 milyon TL'ye alması karşısında sessiz kalanlar nasıl bir "ahlaki devrim"den söz eder?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tersi olmasın sakın...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/ozgur-ozelin-20-milyon-dolarlik-rusvet-korkusu-1773906342.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP ezan yasağını Kadir gecesinde başlattı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-672</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-672</guid>
                <description><![CDATA[Elhamdülillah, Kadir Gecemizi huzurla ihya ettik.
"Sudaki balık" hesabı, bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunun farkında değiliz. Ya Allah muhafaza, CHP'nin iktidar olduğu yıllarda yaşasaydık!
"Ne değişirdi ki" diyorsanız, CHP'yi hiç tanımıyorsunuz demektir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın makalesi:</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA</a></p><p class="MsoNormal">Elhamdülillah, Kadir Gecemizi huzurla ihya ettik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Sudaki balık"</strong>&nbsp;hesabı, bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunun farkında değiliz. Ya Allah muhafaza, CHP'nin iktidar olduğu yıllarda yaşasaydık!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Ne değişirdi ki"</strong>&nbsp;diyorsanız, CHP'yi hiç tanımıyorsunuz demektir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü özellikle, kandil gecelerinde, bayram günlerinde saldıran İsrail gibi CHP iktidarı da, mübarek gün ve gecelerde Müslümanlara zulmetmekten zevk alıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Örnek mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İşte CHP'nin, Müslümanlara kâbus yaşattığı bir Kadir Gecesi...</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tarih 3 Şubat 1932 (Ramazan 1350)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müslümanlar, her sene olduğu gibi Kadir gecesini idrak için,&nbsp;<strong>"merkez"</strong>&nbsp;durumundaki Ayasofya Camii'ne akın etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama bu akşam bir gariplik vardı! Müslümanları camiye almamışlardı! Camidekiler hep şapkalı, fötrlü insanlardı. Üst katı da tamamen Avrupalı büyükelçilere ayırmışlardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu şaşkınlıkla meydan hıncahınç dolduran ahali, biraz sonra minarelerinden yükselen&nbsp;<strong>"nara"</strong>ları duyunca daha da şaşırmışlardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Tanrı uludur, tanrı uluduuuuuurrr!.."</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ezan, kamet, namaz hepsi değişmişti...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hafız Yaşar&nbsp;<strong>"Tebareke"</strong>&nbsp;diye başlamış ama&nbsp;<strong>"Türkçe gazel"</strong>&nbsp;çekmişti! Peşinden,&nbsp;<strong>"İstanbul'un meşhur hafızları"</strong>&nbsp;denen 30 kişi, farklı havalar asılmıştı; sanki camide&nbsp;<strong>"panayır"</strong>&nbsp;açılmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hafız Yaşar,&nbsp;<strong>"camideki kâbus"</strong>u,&nbsp;<strong>"Bu inkılabın sahibi Reisicumhura dua"</strong>&nbsp;diye bitirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Evet... Ezan yasaklanmıştı... Bir süredir konuşulan zulüm "resmen" başlamıştı!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DİYANET'TEN, "EZAN OKUYORLAR" İHBARI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu şok, ertesi gün bütün Anadolu'ya yayılmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herkesin bağrı&nbsp;<strong>"yanardağ"</strong>&nbsp;gibi kaynıyordu. Sesini çıkaramayan Müslümanlar, gizli gizli ağlıyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü minare kapılarında sivil polisler pusu kuruyor; camilere giren jandarmalar, cemaatin ne okuduğunu kontrol ediyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca milleti korkutmak için ne gerekiyorsa yapılıyordu.&nbsp;<strong>"Türkçe ezan"</strong>&nbsp;zulmünü protesto edenler, İstiklâl Mahkemelerinde sürünüyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Halbuki bu zulüm, şifahen başlatılmış; kanunsuz bir uygulamaydı. Ama&nbsp;<strong>"Kanun yoksa ceza da yoktur"</strong>&nbsp;diye ümitlenmeyin... CHP devrinde, Müslümanlara zulmetmek için kanuna-hukuka ihtiyaç mı vardı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anadolu'daki Müslümanların, bütün zulümleri göze alarak ezanı, ezan gibi okumakta ısrar etmesi üzerine,&nbsp;<strong>"paşasının Diyanet Reisi"</strong>&nbsp;Rifat Börekçi,&nbsp;<strong>"Din görevlilerine ezan okutmuyoruz ama sivil halka engel olamıyoruz"</strong>&nbsp;diyerek Müslümanları ihbar etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birkaç yıl önce, şapka giymeyenleri bulup cezalandırmak için seferber olan&nbsp;<strong>"tek parti diktatörlüğü"</strong>, şimdi de&nbsp;<strong>"ezancıların"</strong>&nbsp;peşindeydi. Öyle bir cadı avı vardı ki, camide dudağını kıpırdatan&nbsp;<strong>"Arapça okudu"</strong>&nbsp;diye hesaba çekiliyordu. Millet camiye gidemez olmuştu ama evde de rahat yüzü görmüyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KÜRTLERE, TÜRKÇE EZAN ZULMÜ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En garibi de, ezanla kametle işi olmayanların;&nbsp;<strong>"Türkçe okunsun, anlayalım!"</strong>&nbsp;muhabbetiydi. Sanki anlayınca camiye koşmuşlardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca madem amaç ezanın anlaşılması ise, tek kelime Türkçe bilinmeyen Arap ve Kürt köylerinde,&nbsp;<strong>"Türkçe ezan"</strong>&nbsp;dayatmasının ne anlamı vardı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim bu işkenceden kurtulmak için, Fransız işgalindeki Hatay'a kaçmışlardı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İŞGALCİ FRANSIZLARI BİLE ARATTILAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama CHP zulmü peşlerini bırakmayacaktı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira şeytan atına binen, kim bilir nerede duracaktı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Türk askeri; şehri teslim almak üzere 5 Temmuz 1938 tarihinde Hatay'a girmişti. Kemalist komutan, camiden gelen&nbsp;<strong>"Allahü Ekber"</strong>&nbsp;nidasını duyunca irkilmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk talimat,&nbsp;<strong>"Ezan, Türkçe okunacak"</strong>&nbsp;olmuştu! Türk askerini karşılamak için sokağa dökülen Müslümanlar neye uğradığını şaşırmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Fransız işgali altındayken serbestçe okudukları ezanı, Türk askerinin niye yasakladığını kimse anlayamamıştı.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"LAİK İSEK KARIŞMAMALIYIZ..."</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnönü'nün,&nbsp;<strong>"Cezayı kanunlaştırın"</strong>&nbsp;talimatı üzerine, CHP grubu harekete geçmiş ve ezan okuyana ceza için TCK 526. Madde değişikliği Meclise getirilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP Antalya Mebusu Rasih Kaplan; İttihatçı kalıntısı olmasına rağmen insaflı bir hukukçu olacak ki,&nbsp;<strong>"Bu konu, ceza mevzuu değildir. Lâik isek karışmamamız gerekir"</strong>&nbsp;demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca, canı sıkılanın husumet için&nbsp;<strong>"Bu adam Arapça ezan-kamet okuyor"</strong>&nbsp;diye ihbarda bulunduğunu söylemiş ve çarpıcı bir örnek vermişti...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ziyaret ettiği Antalya savcısının, "kendilerinden" biri olan Antalya Müftüsünü sorguladığını görünce çok şaşırmıştı. Müftü gidince sebebini sormuş, savcı da şöyle izah etmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Biri imam olmak istemiş. Adamın, bir 'ayyaş' olduğu anlaşılınca müftü, 'İmam olamazsın' demiş. O da kızmış ve 'Dün öğleyin camide, müezzin Türkçe kamet getirirken müftünün dudakları kıpırdıyordu. Dikkat ettim; Arapça kamet okuyordu' şeklinde ihbarda bulunmuş. Takibat başlattık."</strong><a href="https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref1;"><strong>[1]</strong></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>EZAN OKUYANA 7 AYLIK YEVMİYE CEZASI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Laiklik uyarısı da, bu çarpıcı örnek de "noter usulü çalışan" mebusları ikna edememiş;&nbsp;<strong>"Ezan ve kamet okuyan üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır"&nbsp;</strong>şeklinde TCK'ya girmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Hafif"</strong>&nbsp;ifadesi sizi yanıltmasın; bunlar o günkü şartlarda çok ağır cezalardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca,&nbsp;<strong>"3 ay hapis"</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>"200 Lira"</strong>nın, en üst limit olduğunu zannediyorsanız yine yanılıyorsunuz. Şakşakçı hakim ve savcılar, bu "üst" limitleri delik-deşik ediyor, kimse de&nbsp;<strong>"Siz ne yapıyorsunuz"</strong>&nbsp;demiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kanundan sonra Anadolu'daki&nbsp;<strong>"Ezan zulmü"</strong>&nbsp;adeta&nbsp;<strong>"cinnet"</strong>e dönüşmüştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhuriyet başta olmak üzere bütün CHP matbuatı, her gün farklı&nbsp;<strong>"Arapça ezan cezaları"</strong>&nbsp;aktararak milletin gözünü korkutuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İLK İŞİMİZ EZAN YASAĞINI KALDIRMAKTIR"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP zalimlerinin bilmediği bir şey vardı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Her şey inceldiği yerden ama zulüm en kalın yerinden kopar"</strong>dı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokrat Parti, CHP'nin bütün entrikalarına rağmen 14 Mayıs 1950'de iktidara gelince Başbakan Adnan Menderes,&nbsp;<strong>"İlk işimiz ezanı aslına çevirmektir"</strong>&nbsp;demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama Mason Cumhurbaşkanı Celal Bayar,&nbsp;<strong>"İlk icraatınız ezanı Arapça okutmak olursa, bu son icraatınız olabilir"</strong>&nbsp;diye tehdit etmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Tek icraatım olsa da, ezanı aslına döndüreceğim"</strong>&nbsp;diyen Menderes, 18 yıllık zulmü 16 Haziran'da<strong>&nbsp;</strong>(29 Şaban)<strong>&nbsp;</strong>buruşturup çöpe atmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müslümanlar, ertesi gün başlayan Ramazan'a görülmemiş bir coşkuyla girmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ezan sevgisi sebebiyle cezalandırılan Bursalılar, yine Ulucami önünde toplanmıştı. Müezzin Bayram Sarıcan, şahit olduğu muhteşem manzarayı;&nbsp;<strong>"İlk ezan okunurken Müslümanlar hüngür hüngür ağlıyordu"</strong>&nbsp;şeklinde aktarmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bayram hocanın şu tespiti ise, 30 yıllık CHP zulmünü bir cümlede özetliyordu:&nbsp;<strong>"Sanki İslamiyet eskiden varmış, bir ara yok olmuş, şimdi yeniden doğuyormuş gibi bir hal vardı..."</strong><a href="https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref2;"><strong>[2]</strong></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konya'da Kapu Camii minaresinde, Kağnıcı Hafız'ın ilk ezanını ağlayarak dinleyen Konyalılar,&nbsp;<strong>"Ülen bidâ oku"</strong>&nbsp;diye bağırarak defalarca okutmuştu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bütün Türkiye böyleydi. Ezan okunan camilerin etrafına toplananlar&nbsp;<strong>"şükür secdesi"</strong>&nbsp;için yere kapanıyordu. Başbakan Menderes'e teşekkür telgrafları yağıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sultanahmet Camii'nin dört minaresinin 16 şerefesinden, aynı anda ezan okuyan 16 müezzin, 18 yıl önce Ayasofya'dan başlatılan zulmün rövanşını alıyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu rövanş, tabii ki Ayasofya Camii'nin hakkıydı. Ama aynı diktatörler, Ayasofya Camii'ni de&nbsp;<strong>"müze"</strong>ye kaldırmıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Neyse ki, yıllar sonra hürriyetine kavuşan Ayasofya Camii, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, 16 şerefesinden okunan ezanla, gecikmeli de olsa aynı heyecanı yaşamıştı!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Allahü teala,<strong>&nbsp;"Ş</strong><i><strong>ükrederseniz nimetlerimi artırırım</strong></i><strong>, nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir"&nbsp;</strong>buyuruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sebepledir ki, o zulümleri unutmayıp bu günlerimize şükretmeliyiz. Atalarımızın yaşadığı bu zulümleri unutarak armudun sapına, elmanın çöpüne, soğan fiyatına takılan gafillere de hatırlatmalıyız.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira hadis-i şerifte de, "<strong>Emr-i marufu bırakırsanız; Allahü teâlâ, en kötünüzü&nbsp;</strong>(yani CHP'yi)<strong>&nbsp;başınıza musallat eder"&nbsp;</strong>buyrulmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Başka söze hacet var mı?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn1;">[1]</span></a>&nbsp;TBMM Zabıtları, 6. Dönem, 55. Birleşim, 23 Mayıs 1941, Cilt 18, s. 144<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://m.star.com.tr/yazar/bu-chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-yazi-2003523/?fbclid=PAZnRzaAQmhytleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAaerXoSy7XULAUx6S1PjKLbVXYgaePURo9SqCt6VUXtSUs9vqbCcf34Bd565Dw_aem_e6GdQBG9NM1IcxRH2ROUKA#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn2;">[2]</span></a>&nbsp;Bayram Sarıcan,&nbsp;<i>Bursa'da Dinî Hayat,</i>&nbsp;Düşünce Kitabevi, Bursa 2003, s. 113.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/chp-ezan-yasagini-kadir-gecesinde-baslatti-1773816684.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amerika&#039;nın yalnızlığı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/amerikanin-yalnizligi-670</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/amerikanin-yalnizligi-670</guid>
                <description><![CDATA[Hürmüz işi Trump’ı ziyadesiyle sıkıştırmış durumda.
Yalnız bu olay çerçevesinde vahim olan şey hangisi karar veremiyorum.
 Trump’ın bunu öngörememiş olması mı,
 İran’ın bunu yapacağına hiç ihtimal vermemiş olması mı,
 Yoksa elde hiçbir çözüm yokken dünyaya çağrı yaptığında dımdızlak ortada kalması mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">YUNUS PAKSOY-Hürriyet<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><br>Hürmüz işi Trump’ı ziyadesiyle sıkıştırmış durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yalnız bu olay çerçevesinde vahim olan şey hangisi karar veremiyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Trump’ın bunu öngörememiş olması mı,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İran’ın bunu yapacağına hiç ihtimal vermemiş olması mı,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Yoksa elde hiçbir çözüm yokken dünyaya çağrı yaptığında dımdızlak ortada kalması mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk iki meseleyi geçen yazıda irdelemiştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın tüm planlarını “Hamaney ölecek, rejim düşecek, zafer bizim olacak” gibi oldukça üstünkörü ve basit bir zemine oturtması Hürmüz gibi kaçınılmaz bir krize itti tüm dünyayı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama asıl mesele bunun sonrasında yaşananlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öyle ki... ABD’nin dünya üzerindeki “yaptırıcı” gücünün nerelere geldiğini görmek açısından oldukça değerli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump hafta sonu çıkıp Hürmüz krizinin artık bir dünya krizi olduğunu deklare ediverdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Yedik, içtik doyduk; hesabı kim ödeyecek” diye soruyor Trump sormasına da... Başkan ve Netanyahu haricinde kimse ne bu masayı istedi, ne yedi, ne içti ne de masanın yakınından geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E o zaman dünya Trump’a bir şey mi borçlu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında değil. Hiç de olmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump uzun bir süredir Avrupa, NATO, Güney Kore ve Japonya’yı zorbalıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ülkelerdeki his şu... Onlarca yıldır ABD’nin ilmek ilmek ördüğü müttefiklik ruhunu, işbirliği mantığını ve en önemlisi güvenilebilirliği yok etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump bu ülkelere “kendi başınızın çaresine bakın” derken iyiydi de... Şimdi neden “başım sıkıştı yetişin” diyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki Birleşik Krallık, AB, Almanya, İtalya, Avustralya, Japonya gibi ülkelerin şimdiden “asla” demeleri tesadüf mü?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın geçen gün bizzat anlattığı şu hikâye gerçeği ortaya çıkarıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Japonya’da 45 bin, Güney Kore’de 45 bin ve Almanya’da 50 bin askerimiz var. Hepsini biz savunuyoruz sonra: ‘Hiç mayın tarama geminiz var mı?’ diyoruz. Onlar da ‘Şey biz bu işe karışmasak olur mu?’ diyorlar.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Akla hemen birkaç soru geliyor...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Japonya’yı ABD’yi soyan ülkelerden ilan edip Japonya’yı koruma vaadini sorguladığın,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Almanya’nın seçimlerine karışmak dahil olmak üzere yine ABD’yi soyan ülkelerin başlarında gösterdiğin,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Güney Kore’yi koruma taahhüdünü tartışmaya açıp hava savunma sistemlerini çektiğin için olabilir mi acaba?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar sadece birkaç örnek...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha 14 ay oldu ama dost da düşman da Trump‘ın öngörülemezliğinden ve kendilerine davranılma şeklinden biraz yılmış halde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hele hele tarihi müttefik Birleşik Krallık bile bu maceraya girişmediği için herkesin önünde çocuk gibi azarlanıyorsa...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir de üstüne “Bunu unutmayacağız. Gemi falan da yollamayın ihtiyacımız yok” gibi atarlı giderli cümlelerle trip yiyorsa söylenecek bir şey yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha önce Netanyahu’nun kendisini bu maceraya ikna etmesi daha sonra da göreve geldiğinden bu yana yola çıktıklarını her fırsatta yerden yere vurması, aşağılaması ve zorbalaması Amerika’yı derin bir yalnızlığa itmiş halde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın aralık ayında yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi büyük ses getirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Batı ittifakından hızla uzaklaştığı, herkesi kendi başının çaresine bakmaya çağırdığı ve “Donroe Doktrini” duyurduğu bu belgeyi analiz etmiştik biz de 10 Aralık yazısında.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzende ABD’yi mahallenin kabadayısına; Avrupa’yı ve diğer müttefikleri de kabadayıdan koruma alan mahalleliye benzetmiştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yeni doktrin ile mahallelileri satan kabadayıya da iki uyarıda bulunmuştuk.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Kabadayı hâlâ eski saygıyı göreceğini düşünüyorsa hayal görüyor. Batı kavramı denen şey artık sona ermiştir.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi anladınız mı neden Trump “herkes Hürmüz’e” dediğinde bir kişinin bile kapıdan dışarı adımını atmadığını?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bütün mesele bu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NEME LAZIM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece&nbsp;Trump Beyaz Sarayı’nda yaşanacak şeyler diye bir kitap yazsak içine mutlaka girecek şeylerden biri ortaya çıktı bu hafta...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İddiaya göre Trump’ın önüne her gün savaşla ilgili planlama koyulduğunda...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Belki Trump‘ın kafası atar da savaşı bitirmek ister diye “çıkış rampaları” ekleniyormuş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkanın “savaş bitti bitiyor” laflarının artık petrol piyasalarını kontrol etmek için olduğunu anladık ama...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herhalde Beyaz Saray’dakiler gerçekten de Trump‘ın bir gün uyarıp “bitirin şu savaşı” diye emir vermesinden endişeleniyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neme lazım diye Trump’a “muhtemel çıkışlar” diye belge koymalarının başka açıklaması yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HABERİM YOKMUŞ GİBİ ÇEK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir&nbsp;araların moda lafıydı şu “haberim yokmuş gibi çek” muhabbeti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benim aklıma niye geldi peki?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın “kimse bize İran, Körfez ülkelerini vuracak dememişti” deyip bir de üstüne “hiçbir uzman bunu tahmin edemezdi” diye işi iyice abartmasından.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yahu savaştan önce iki saat bizim CNN TÜRK’ü izlesen tartışıldığını göreceğin şeyi nasıl kimse haber vermez?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesele o değil çünkü...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesele, Körfez ülkelerini koruyamadıktan sonra ve hatta bu ülkeler harap haldeyken “haberimiz yoktu, gafil avlandık” bahanesini oturtabilmek. Buna kimse inanmaz da... Bundan sonra bu Körfez ülkelerinden trilyonlarca dolar haraç kesmeye gittiğinde bu şeyhler ve krallar “yatırım istediğinizden hiç haberimiz yoktu” demesinler?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP TRUMP’LA KONUŞURSA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump&nbsp;geçen gün dedi ki...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eski bir ABD başkanıyla konuşmuş. O başkan, Trump’ın İran savaşından o kadar etkinlenmiş ki dertlere düşmüş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Keşke ben yapsaydım” demiş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Oğul Bush mu?” diye sorulunca hayır dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Clinton da bunu yalanladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E... Obama ve Biden ile kanlı bıçaklı zaten konuşmazlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geriye tek bir eski başkan kalıyor...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">45’inci ABD Başkanı Donald J. Trump.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kuvvetle ihtimal Trump sanıyorum ki 1’inci dönem Trump’ı ile bir gece dertleşip... “Keşke ilk dönemimde vursaydım” demiş olmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/amerikanin-yalnizligi-1773815412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elveda ya şehr-i Ramazan</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/elveda-ya-sehr-i-ramazan-659</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/elveda-ya-sehr-i-ramazan-659</guid>
                <description><![CDATA[Nasıl ki altın madeni; bakır, demir, kömür gibi madenlerden çok üstün ise; yine yâkût taşı, diğer normal taşlardan çok kıymetli ise, Kadir gecesi de diğer normal gecelerden çok üstündür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Ramazan Ayvallı- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ramazan-ayvalli/gecelerin-en-kiymetlisi-1777395" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ramazan-ayvalli/gecelerin-en-kiymetlisi-1777395</a></p><p class="MsoNormal"><strong>Nasıl ki altın madeni; bakır, demir, kömür gibi madenlerden çok üstün ise; yine yâkût taşı, diğer normal taşlardan çok kıymetli ise, Kadir gecesi de diğer normal gecelerden çok üstündür.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi,&nbsp;<strong>bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli”</strong>&nbsp;demek olan&nbsp;<strong>“mübârek”</strong>&nbsp;sıfatıyle sıfatlanan ve&nbsp;<strong>İslâm dîninin kıymet verdiği “on gece”</strong>&nbsp;vardır ki, bunlar, hicrî-kamerî sene içerisindeki sıralarına göre,&nbsp;<strong>“1 Muharrem (Hicrî yılbaşı gecesi), 10 Muharrem (Aşûre gecesi), Mevlid, Regâib, Mi'râc, Berât, Kadir, Ramazân Bayramı, Arefe ve Kurban Bayramı geceleri”</strong>dir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bildirilen bu on geceden başka, Fıtır (Ramazân) ve Adhâ (Kurbân) Bayramlarının diğer geceleri, Zil-hicce ayının ilk on gecesinden kalan 8 gece, Muharrem’in ilk on gecesinden kalan 8 gece ve her Cum’a ve Pazartesi gecesi de mübarektir; yekûnu toplam 133 gece etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mübârek gecelerden "<strong>Regâib"</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>"Mi'râc</strong>" kandillerini, üç ayların ilki olan Recep ayında,&nbsp;<strong>"Berât"</strong>&nbsp;kandilini de üç ayların ikincisi olan Şa'ban ayında idrâk etmiştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mübârek on geceden bir diğeri olan&nbsp;<strong>“Kadir</strong>&nbsp;<strong>gecesi”</strong>&nbsp;de&nbsp;<strong>“ayların sultânı”</strong>&nbsp;diye anılan ve bitmek üzere olan bu mübârek Ramazân ayındadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Allahü teâlâ,&nbsp;<strong>“…Kadir gecesi, 1.000 aydan hayırlıdır…”</strong>&nbsp;(Kadir, 3) buyurmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgili Peygamberimiz de buyurdular ki:&nbsp;<strong>“Kim, [fazîletine] inanarak ve sevâb umarak Kadir gecesini ibâdetle geçirirse, geçmiş ve gelecek günâhları affolur.”&nbsp;</strong>(Buhârî)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Kadir gecesi”</strong>, çok kıymetli, şerefli, mübârek bir gecedir.&nbsp;<strong>Kur'ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kur'ân-ı Kerîmin, Resûlullah Efendimize gelmeye, vahyedilmeye başladığı ve Ramazân ayı içinde olan</strong>&nbsp;<strong>“Kadir gecesi”</strong>nin fazîleti (üstünlüğü), bin aydan daha hayırlı [fazîletli, kıymetli] olduğu, yukarıda naklettiğimiz gibi, Kur'ân-ı Kerîm’de&nbsp;<strong>“Kadir sûresi”</strong>nde, bizzât Allahü teâlâ tarafından açıkça bildirilmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki:&nbsp;<strong>“Allahü teâlâ indinde en kıymetli gece, Kadir gecesidir.”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>GİZLENEN BEŞ ŞEY</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kadir gecesi, bu ay (Ramazân ayı) içindedir. [Bakara, 185; Kadir, 1] Ama Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bildirilmemiştir. Bir hadîs-i şerîfte:<strong>&nbsp;“Allahü teâlâ, 5 şeyi 5 şey içinde gizlemiştir: Rızâsını tâatlerde, gazabını günâhlarda, orta namazı 5 vakit namazda, evliyâsını halk arasında, Kadir gecesini ise Ramazân ayı içinde gizlemiştir”</strong>&nbsp;buyuruluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O hâlde, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için, hiçbir iyiliği küçük görmemelidir. Gazabı günâhlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günâhı küçük görmemeli ve işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için, 5 vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için de, herkese iyi muâmele etmelidir. Atalarımız,&nbsp;<strong>“Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bil”</strong>&nbsp;demişlerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hadîs-i şerîflerde,&nbsp;<strong>bu gecenin, Ramazân ayının son on gecesinde yani 20-30. geceleri arasında aranması</strong>&nbsp;bildirilmiştir. Nitekim Eshâb-ı Kirâm, Peygamber Efendimize Kadir gecesinin ne zaman olduğunu sorunca:&nbsp;<strong>"Kadir gecesini, Ramazân ayının son on gününde arayınız"</strong>&nbsp;buyurmuşlardır. Bir başka zaman sorulduğunda ise, Kadir gecesini Ramazân ayının 27’sinde aramalarını emir ve tavsiye buyurmuşlardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/elveda-ya-sehr-i-ramazan-1773644325.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuşadası&#039;nda mini İmamoğlu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kusadasinda-mini-imamoglu-652</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kusadasinda-mini-imamoglu-652</guid>
                <description><![CDATA[SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, Kuşadası Belediyesi'ne düzenlenen operasyonun perde arkasını kaleme aldı. "Kuşadası'nı bilenler, Ömer Günel'i tanıyanlar elbette şaşırmadı. Siyaset kulislerinde özellikle belediye başkanı Ömer Günel'e "Mini İmamoğlu" lakabı takıldı" diyerek 6 milyar liralık imar rantındaki kilit ismi de kaleme aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen rüşvet ve 'irtikâp' soruşturması kapsamında CHP'li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Kuşadası Belediyesi İmar Müdürü Ahmet Taşkın ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş dahil 6 şüpheli gözaltına alındı. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, Kuşadası Belediyesi'ne düzenlenen operasyonun perde arkasını kaleme aldı. "Kuşadası'nı bilenler, Ömer Günel'i tanıyanlar elbette şaşırmadı. Siyaset kulislerinde özellikle belediye başkanı Ömer Günel'e "Mini İmamoğlu" lakabı takıldı" diyerek 6 milyar liralık imar rantındaki kilit ismi de kaleme aldı. İşte Mahmut Övür'ün bugünkü yazısı…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sabah internet, haberi şöyle verdi: "SON DAKİKA... CHP'li&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/kusadasi" target="_blank">Kuşadası</a>&nbsp;Belediye Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/omer-gunel" target="_blank">Ömer Günel</a>&nbsp;gözaltına alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir CHP'li belediyenin daha rüşvetleri ortaya döküldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/istanbul-cumhuriyet-bassavciligi" target="_blank">İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı</a>&nbsp;tarafından 'rüşvet' ve 'irtikâp' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında CHP'li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Kuşadası Belediyesi İmar Müdürü Ahmet Taşkın ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş dahil 6 şüpheli gözaltına alındı."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Operasyonun perde arkasının hikâyesi ise şöyle:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Operasyon, Kuşadası'nda faaliyet gösteren Florart Peyzaj şirketinin sahipleri Ali Ertan Yurtsever ve Atila Yurtsever, Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı işlerde "rüşvet" ve "irtikâp" suçlarına aracılık ettikleri gerekçesiyle başlıyor ve giderek genişliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine HTS kayıtları, MASAK raporları ve ayrıntılı bilgi veren tanıklar var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki şaşırdık mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kuşadası'nı bilenler, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i tanıyanlar elbette şaşırmadı. Hatta bunun sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyenler daha fazla. Hatırlayın, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun CHP'den istifa edip AK Parti'ye geçerken deşifre ettiği bir imar rantı olayı vardı. Eğer, Çerçioğlu iptal ettirmeseydi bugün veya yarın Kuşadası'ndaki o 6 milyar liralık imar rantı olayı patlayacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yüzden geçen yılın 23 Ağustos'unda "Kuşadası'nda 6 milyarlık rant ve bir kilit isim" başlıkla yazıyı şu soruyla bitirmiştik:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Kuşadası'ndaki imar rantı dosyası zincirin son halkası. Soru şu: Bu kez bir milat mı olacak yoksa CHP'nin hafızası yine bir sonraki skandala kadar mı sürecek?"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP'liler için milat diye bir şey yok. Belediyelerinde her skandal patladığında sadece Bülent Tezcan gibi şaşırmış gibi yapıyorlar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Kuşadası'nın iradesi gözaltına alınamaz. Başkanımız Ömer Günel derhal serbest bırakılmalıdır."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sanki Kuşadası'nda neler olup bittiğini Tezcan ve CHP'liler bilmiyor. Kendisi de Kuşadalıların o şarkıyı arkasından söylediğini çok iyi biliyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bülent abinin bir çiftliği var."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çiftliğin kâhyaları da etkili isimler; biri gözaltına alınan Belediye Başkanı Ömer Günel, diğeri de geçen yılki yazımda "kilit isim" olarak adı geçen Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Tibet Özer.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ikili Kuşadası'nın "siyasi baronları" olarak niteleniyor. Bir anlamda ilan ettikleri "Kuşadası Cumhuriyeti" onlardan sorulur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her şeye hâkimler... Tam da bu yüzden İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" fotoğrafı ortaya çıktığında, siyaset kulislerinde özellikle belediye başkanı Ömer Günel'e "Mini İmamoğlu" lakabı takıldı. Bunun nedeni ise Kuşadası'nda da İBB'deki gibi belediye eksenli bir "sistem" olması. Hatta daha akıllı bir sistem olduğundan söz ediliyor. Sadece şu hatırlatmayı yapalım: İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 2021'de CHP'li Kuşadası Belediyesi'nin iptal ettiği bir ihaleyi incelerken bir not buldu. Adrese teslim notu, uyarı niteliğinde başkana yazılmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki sonra ne oldu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İddia şu; dosya kapatıldı. İlgili savcı emekliliğini istedi ve Bodrum'a taşındı. Sonrasını da genç savcılar araştırsın. Bugün gözaltına alınan Belediye Başkanı Ömer Günel'in kurduğu sistemin ikinci önemli ismi ise eski bir emniyet müdürü; Özgür Batçıoğlu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Google'a göre, 2015 yılında Aydın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı'yken Kuşadası'na Emniyet Müdürü olarak atanmış.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonra ilçeyi çok sevmiş ki emniyet müdürlüğünü bırakıp ilçenin belediye başkan yardımcısı olmuş. Herhalde bir bildiği var. Hâlâ o görevde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kuşadası, yıllardır rant belediyeciliğinin rol modeli niteliğinde. Daha neler çıkacak göreceğiz. Şaşırmış gibi yapmayın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/kusadasinda-mini-imamoglu-1773472395.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sırada kara operasyonu mu var?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sirada-kara-operasyonu-mu-var-651</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sirada-kara-operasyonu-mu-var-651</guid>
                <description><![CDATA[ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in "İran'a en büyük saldırı bugün olacak” dedi. Bu açıklamadan saatler sonra İran’ın petrol üssü olarak bilinen Hark Adası’na saldırı düzenlendi. Adada 15’ten fazla patlama sesinin duyulurken, İran’dan "Hepsi küle dönecek" açıklaması geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>ABD ve İsrail’in müzakereler sürdüğü sırada İran’a yönelik başlattığı askeri saldırı, 15. Gününe girdi. İran’ın misilleme hamleleri ile bölge ateş çemberine dönerken, saldırılar iyice şiddetlendi. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in "İran'a en büyük saldırı bugün olacak” dedi. Bu açıklamadan saatler sonra İran’ın petrol üssü olarak bilinen Hark Adası’na saldırı düzenlendi. Adada 15’ten fazla patlama sesinin duyulurken, İran’dan "Hepsi küle dönecek" açıklaması geldi. Tüm bu gelişmeler yaşanırken ABD'nin İran'a yönelik kara operasyonu için bölgeye ilk birliği gönderdiği iddia edildi. İşte dakika dakika bölgede yaşanan son gelişmeler…<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD/<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>-<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;Savaşı, 15. gününe girerken saldırılar şiddetlendi. 28 Şubat'tan beri devam eden savaş, bölgeyi ateş çemberi haline getirdi. İran İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/katar" target="_blank">Katar</a>,&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/birlesik-arap-emirlikleri" target="_blank">Birleşik Arap Emirlikleri</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/bahreyn" target="_blank">Bahreyn</a>&nbsp;başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/ayetullah-ali-hamaney" target="_blank">Ayetullah Ali Hamaney</a>'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti,&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/hurmuz-bogazi" target="_blank">Hürmüz Boğazı</a>'nın kapatılması dünya ekonomisini de yerle bir etti! Dün ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in "İran'a en büyük saldırı bugün olacak" açıklaması sonrası İran'ın petrol üssü olarak bilinen&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/hark-adasi" target="_blank">Hark Adası</a>'na saldırı düzenlendi. Trump "Tüm askeri unsurlar yok edildi" derken, İran'dan tehdit gecikmedi. İşte ABD/İsrail-İran Savaşı'nda son dakika gelişmeleri:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İran'ın petrol altyapısına saldırılması durumunda, "ABD’nin hisse sahibi olduğu veya ABD ile işbirliği bulunan şirketlere ait bölgedeki tüm petrol ve enerji altyapısının yok edileceği ve bunların küle dönüştürüleceği" uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"PETROL ALTYAPISI ZARAR GÖRMEDİ"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Fars Haber Ajansı, ABD saldırısının ardından İran’ın Hark Adası’nda 15’ten fazla patlama sesi duyulduğunu ancak petrol altyapısının zarar görmediğini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN: ABD VE İSRAİL'E AİT 5 İHA'YI DÜŞÜRDÜK<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran Tasnim Haber Ajansı’nda yer alan habere göre; DMO, son saatlerde İsrail ve ABD'ye ait 5 silahlı İHA’nın tespit ve imha edildiğini duyurdu. Tebriz'de gelişmiş bir "Orbiter 4" İHA’sı, Andimeşk ve Tahran'da "Hermes" İHA’ları ve Firuzabad ile Bandar Abbas'ta "MQ9" İHA’larının düşürüldüğü aktarıldı. Ayrıca, savaşın başlangıcından bu yana çeşitli türlerdeki 114 casus, muharebe ve saldırı İHA’sının etkisiz hale getirildiği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ VURULDU!<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Irak’ın başkenti Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği yerleşkesinde bulunan helikopter pistine füze isabet etmesi sonucu yangın çıktığı bildirildi.<br>İran ABD üslerine ev sahipliği yapan bölge ülkelerine yönelik misillemelerini sürdürürken, bu kez Irak’ın başkenti Bağdat yeni bir saldırının hedefi oldu. Irak basınının hükümet yetkililerine dayandırdığı haberlere göre; ülkenin başkenti Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği yerleşkesinde bulunan helikopter pistine füze isabet etti. Saldırının ardından yangın çıktığı belirtilirken, sosyal medyada paylaşılan görüntülerde büyükelçilik yerleşkesinden alevler ve dumanların yükseldiği görüldü. ABD Bağdat Büyükelçiliği’nden henüz konuyla ilgili açıklama gelmedi. ABD’nin yurt dışındaki en büyük diplomatik misyonlarından biri olarak bilinen ABD Bağdat Büyükelçiliği, daha önce de füze ve insansız hava aracı saldırılarının hedefi olmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN'A KARA OPERASYONU MU BAŞLIYOR?<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Al Jazeera'nin ABD muhabiri Rosiland Jordan,&nbsp;2 bin 500 deniz piyadesinin, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşında konuşlandırılan ilk ABD kara birlikleri olarak yola çıktığını öne sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>AMAÇ İRAN TOPRAKLARININ BİR BÖLÜMÜNÜ ELE GEÇİRMEK!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamasında "31. Deniz Piyade Sefer Birliği mensupları, amfibi hücum gemisi USS Tripoli ile birlikte Japonya'nın Okinawa kentindeki ana limanlarından yola çıktılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu, deniz piyadelerinin krizlere müdahale etmek veya İran topraklarının bir bölümünü ele geçirmek için 'hareket alanına' konuşlandırılacağı gemidir. Esasen, kara ve deniz kuvvetlerinin her iki tarafında da Deniz Piyadeleri bulunmasına rağmen, bu birlikler ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa konuşlandırılan ilk kara birlikleri olarak adlandırılıyor. Bundan çıkarılacak sonuç, ABD'nin savaşı yürütme açısından askeri varlığını çok yavaş da olsa artırdığı ve işleri yakın zamanda bitirme niyetinde olmadığıdır" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSRAİL'DEN TEBRİZ'E SALDIRI UYARISI: DERHAL BOŞALTIN<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail ordusu, planlanan hava saldırısı öncesinde Tebriz bölgesindeki İranlılara acil uyarıda bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">X hesabından yapılan açıklamada, "Önümüzdeki saatlerde, İsrail Savunma Kuvvetleri, son günlerde Tahran genelinde yaptığı gibi, İran rejiminin askeri altyapısına yönelik saldırılar düzenlemek üzere bölgede faaliyet gösterecektir. Bölgeyi derhal boşaltın" denildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TRUMO: İRAN ANLAŞMAK İSTİYOR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’tan İran’a karşı yürütülen savaşa dair bir açıklama daha geldi. Trump, Truth sosyal medya platformu üzerinden yayınladığı mesajda ABD basınına sitem ederek, "Yalan haber medyası, ABD ordusunun tamamen yenilgiye uğrayan ve bir anlaşma yapmak isteyen İran karşısında ne kadar başarılı olduğunu haber yapmaktan nefret ediyor" dedi. Trump, İran’ın istediğini öne sürdüğü anlaşma hakkında, "Ancak bu, benim kabul edeceğim türden bir anlaşma değil" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/sirada-kara-operasyonu-mu-var-1773471935.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran&#039;ı aklama gayreti</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/irani-aklama-gayreti-649</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/irani-aklama-gayreti-649</guid>
                <description><![CDATA[Öldürülen Ali Hamaney ve yanındakiler için gazete manşetleri "şehit oldular" diyerek süsledi... İran ile kıblemiz bir vurgusu yapılmaya başladı. "İsrail büyük düşman" denilerek İran’a şu an en büyük desteğin verilmesi dile getirildi. İran’ın 40 yıldır işlediği melanetler, “onlar basit hatalardı” denilerek geçiştirilmeye çalışıldı. “Herkes hata yapamaz mıydı canım” edebiyatına döküldü iş.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/irani-aklama-gayreti-1776747" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/irani-aklama-gayreti-1776747</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">ABD-İsrail İran savaşı memleketimizde bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Aslında öteden beri bunu hep dile getiriyorduk. Ancak ne kadar dikkate alındığı belli değildi. 47 yıldır&nbsp;<strong>"Şii Hilali", "Şii Ekseni"</strong>&nbsp;kurma adıyla İslam ülkelerini karıştıran, ABD hangi İslam ülkesine girerse kendisi de giren ve kurdurduğu Şii terör tugaylarına katliamlar yaptıran böylece neredeyse her ülkenin içerisinde terör devletleri oluşturan İran, en büyük düşman ve rakip olarak gördüğü Türkiye’yi boş bırakır mıydı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elbette ve asla bırakmazdı. Bırakmadı da. İran terör grupları eliyle Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Yemen ve Somali'de korkunç katliamlara imza atarken Türkiye’deki propagandistleri bunları hep küçültmeye, üzerini örtmeye çalıştı. İran’ın İsrail ve ABD düşmanlığı öne çıkarılarak perdelenmeye çalışıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu katliamlarda parmağı olan katiller öldürüldüğünde anında şehit diye manşetlere taşıdılar. ABD veya İsrail tarafından öldürülmesi aklanmasına yetiyordu çünkü. Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah, Ali Hamaney ve diğerleri öldürüldüğünde bu plan ülkemizde tıkır tıkır işledi. Basınımızda bunların taşeronluğunu yapan o kadar çok kişi var ki…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar suret-i Haktan görünürler. İran karşıtı imiş gibi dururlar. Hatalarını arada bir dile getirirler. Fakat ilk İran-İsrail atışmasında İran’ın bütün günahlarının üzerine koskoca bir çizgi çekerek görünmez kılarlar. Hatta,&nbsp;<strong>“İsrail’e biz bir taş dahi atmadık”</strong>&nbsp;diyerek İran’ı İslam adına daha fedakâr göstermekten dahi çekinmezler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu son savaş, bunu bütün çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne koydu. Öldürülen Ali Hamaney ve yanındakiler için gazete manşetleri&nbsp;<strong>"şehit oldular"</strong>&nbsp;diyerek süsledi... İran ile kıblemiz bir vurgusu yapılmaya başladı.&nbsp;<strong>"İsrail büyük düşman"</strong>&nbsp;denilerek İran’a şu an en büyük desteğin verilmesi dile getirildi. İran’ın 40 yıldır işlediği melanetler,&nbsp;<strong>“onlar basit hatalardı”</strong>&nbsp;denilerek geçiştirilmeye çalışıldı.&nbsp;<strong>“Herkes hata yapamaz mıydı canım”</strong>&nbsp;edebiyatına döküldü iş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu düşüncedeki adamların Irak ve Suriye’deki korkunç katliamları sadece acıdan reyting devşirmek için kullandıkları ve zerre ders çıkarmadıkları hatta daha ileri söyleyeyim üzülmedikleri anlaşılıyor. Evet zaman zaman yürek yakan manşetler attılar, ne kadar reyting yaptı diye baktılar ve bir üst makamlara gelmek için sağa sola göz kırptılar. Hepsi bu. Gazze şovmenlerini de görmedik mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neticede İran bir daha aklandı ve paklandı. Hâlbuki İran’ın kırk yıldır yaptıklarından en ufak bir nedameti dahi yok. Şayet ABD, İsrail veya bir başka ülke Türkiye ile savaşa girse siz İran’ın diğer İslam ülkelerinde gerçekleştirdiği o korkunç yüzünü işte o zaman göreceksiniz. Siz yere çömeldiğinizde boynunuzu vurmak isteyen cellat gibi harekete geçecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mülkte zelzele gaflettendir. Uyuyanlar ölünce uyanırlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ali Şeriati!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ajan ve propagandistleri Türkiye’de bu kadar kolay nasıl başarılı oluyorlar! Nasıl böyle bir gündem meydana getirebiliyorlar. Bunca katliamın üzerini nasıl örtebiliyorlar. İnanılması güç katliamların üzerine bir kalemde sünger çekmeleri nasıl oluyor? Bunun etkisini biraz derinlerde aramalıyız...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’da 1979 yılında&nbsp;<strong>"molla rejimi"</strong>&nbsp;kurulurken Türkiye’de sanki bir İslam devletiymiş gibi şaşaalı reklamlar yapıldı. Öyle ki meydanlarda gençler,&nbsp;<strong>“Allahü Ekber Humeyni rehber”</strong>&nbsp;diyerek sloganlar attılar. Bunlar siyasal Alevi gençleri değildi. Sünni ve hatta İmam Hatiplerde okuyan gençlerdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peşinden İranlı bir kısım yazarların kitapları Türkçeye çevrilmeye ve pazarlanmaya başladı. İran bu iş için büyük fonlar ayırdı. Bu yazarların başında ise&nbsp;<strong>Ali Şeriati</strong>&nbsp;geliyordu. Ali Şeriati sıradan birisi değildi. İran’daki&nbsp;<strong>"devrimci İslam’ın babası"</strong>&nbsp;olarak görülüyordu. 1977’de Londra’daki evinde şüpheli bir şekilde ölü bulunduğundan parlatmak zor olmuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hâlbuki Ali Şeriati’nin dinî alanda doğru dürüst bir eğitimi olmamıştı. Sosyolog, yazar ve bir düşünce insanı idi. Sadece liseli yıllarında klasik Şii eğitimi almıştı. Aktivist bir kişiliğe sahipti. Fikir dünyasının oluşmasında babası Muhammed Taki başta olmak üzere Muhammed İkbal ve Şii Cemaleddin Efgani’nin yanı sıra Massignon Sartre, Fanon ve Bergue gibi Batılı düşünürlerin etkisi olmuştur. Ülkesinde siyasi yapıyı tenkit ettiği için takibata uğramıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Şeriati’nin Şiilik üzerine de çeşitli eleştirileri olmuştur. Bir anlamda kendisi Efgani ekolündeki gibi İran dünyasında reformcu bir şahsiyet olarak ortaya çıkmıştır. Fikirlerini&nbsp;<strong>öze dönüş, İslam’a dönüş</strong>&nbsp;olarak ortaya koymuş ancak hangi İslam’ı savunduğu meçhul kalmıştır. Şii inancının bir reformcusu olarak görülse de Sünni İslam inancı ile hiçbir ilgisi yoktur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Şeriati, Şah devriminin yıkıldığını görmedi ancak adı hep Humeyni ile birlikte anıldı. Fakat sonrasında bir kısım Şiiliğe aykırı fikirleri sebebiyle büyük bir saygı görmedi. Ne gariptir ki ülkesinde görmediği ilgiyi belki on katı ile Türkiye’de görecektir. Türk gençlerine sanki kendisini İslam müdafii bir kahraman gibi pazarlayacaklardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Şeriati’yi ülkemizde parlatanların başında ise&nbsp;<strong>Mustafa İslamoğlu</strong>&nbsp;geliyordu. Kendisini üstad ve önder olarak nitelendiren İslamoğlu şu parlak ifadelerle gençlere servis ediyordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Şunu söyleyeyim Merhum Üstadımız Ali Şeriati benim nezdimde de üstadlarımdan sayılır. Allah gani gani rahmet etsin. Ruhu şâd olsun. Onun defteri âmâline Cenab-ı Hak dünyalar kadar sevap yazsın. Bizler onun öğrencileri sayılırız.”</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir diğeri ise gençlerin FETÖ’lü yıllarda eserlerini elinden düşürmedikleri&nbsp;<strong>Ali Bulaç</strong>&nbsp;idi.&nbsp;<strong>"FETÖ’nün İran ile ne ilgisi olur?"</strong>&nbsp;diyenler&nbsp;<strong>İslamoğlu, Ali Bulaç, Ali Şeriati çizgisine dikkat etmeliler!..</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’de FETÖ’nün kurdurduğu masaları göremeyenler ya doğuştan kördür veya idrakten acizdir. Abdülhamid Han’a karşı Ermeni'yi, Yahudi'yi, Türkçüyü, Ümmetçi Akif ve avanesini bir araya getirenleri düşününüz. Müslümana düşen,&nbsp;<strong>“olamaz canım demek”</strong>&nbsp;değil feraset ve basiret üzere gözünü açmaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Bulaç da FETÖ elebaşı için şöyle diyordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Hocaefendi, Türkiye’nin yetiştirdiği birkaç önemli âlimden biridir. Yerel ve ulusal sınırları aşmış, küresel bir vizyona ulaşmıştır. Tefsir, fıkıh usulü, kelam, tasavvuf ve özellikle hadis ve siyer alanında muazzam bir birikime sahiptir.”</strong>&nbsp;Şu sözleri söyleyen kişi yıllarca Türkiye’de kanaat önderi gibi yazdı, oysa burnunun ucunu görmekten acizdi!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Zehir saçan, iman yıkan bir dil!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün İran güzellemesi yapmak için yarışanların, Ali Şeriati tartışmalarının devreye girmesiyle birlikte kimden nasıl etkilenmiş oldukları bir anda ortaya çıkıverdi. Ali Şeriati’yi savunurken sanki çağın İslam kahramanı gibi pazarlıyorlar. Hâlbuki fikirlerine vâkıf olduğunuzda,&nbsp;<strong>“ya bu herif zındık mıdır”</strong>&nbsp;kelimeleri dilinizden istemeseniz de dökülecektir. Zira kendisinin hezeyanları suskun kalınacak gibi değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O, İbn Teymiyye’den daha beter bir şekilde Allahü teala hakkında&nbsp;<strong>tecsim</strong>&nbsp;ifadelerini pervasızca kullanıyor. Öncelikle -hâşâ- Allahü tealayı bir puta benzeten şu hezeyanı görünüz:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Allah gerçek bir Janustur. İki çehreli tanrı! Yehova çehresi, Teos çehresi. İki seçkin ve çelişik sıfatı 'Kahhar' ve 'Rahman'dır. Yehova gibi intikamcı, müstebit, cebbar, mütekebbir ve azabı şiddetli olan, muhteşem arşına yaslanmış, melekût örneklerine bürünmüş, makamı fizikötesidir.”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Şeriati, akaid ilminden yoksun olduğu için Allah hakkında diline hoş gelen her ifadeyi kullanabilme salahiyetini kendisinde bulacak kadar şuursuz hâle gelmiştir. Allah’ın ruhu, kokusu, arşa oturması, Kâbe tavanının altında olması, Hacer’in evinde olması, gölgesinin olması, elinin olması gibi akidevî anlamda cinayet sayılabilecek onlarca ifadeyi zehir saçan, iman yıkan diline dolayabilmektedir.&nbsp;<strong>Hac</strong>&nbsp;isimli eseri böyle hezeyanlar ile doludur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi düşünelim. Bir yanda Cenab-ı Hakk’a en ufak cisimliği vehmettirecek şeyleri izafe etmekten sakınan bütün bir ümmet, diğer yanda bir noktayı tespit ederken teşbîhî bir üslupla Allahü tealayı çift çehreli roma putuna benzeten ve her türlü cisim isnat eden Ali Şeriatî. Şu ifadelerin ucunun anında küfre varacağını eskiden daha başlangıç seviyesindeki bir sıbyan talebesi bilirdi. Fakat günümüzde İran aşkıyla gözleri şaşı olanlar anlamıyor!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şeriati’nin hemen her kitabı itikadi açıdan sıkıntılıdır. Onun, Peygamber Efendimize karşı edepsiz, Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve daha birçok sahabeye karşı hürmetsiz ve hatta her türlü iftiraya varan ifadeleri karşısında insan dehşete kapılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşin en vahim bir yanı da son dönemde Ali Şeriati’nin kitapları Millî Eğitim Bakanlığı projelerinde (Oku-yorum Öğretmenim) okullara tavsiye edilme noktasına kadar geldi. Sayın Millî Eğitim Bakanı bunun sorumlularını mutlaka tespit etmeli ve gereğini yapmalıdır. Projeden bilhassa gençlerimizin fikir dünyasını altüst edecek yazar ve kitapları mutlaka çıkarmalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran hadiseleri çok yönlü olarak gözleri açmalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/irani-aklama-gayreti-1773404604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;nin yakıt uçağı düştü</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yakit-ucagi-dustu-646</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yakit-ucagi-dustu-646</guid>
                <description><![CDATA[ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), KC-135 tipi bir yakıt ikmal uçağının Irak'ta düştüğünü duyurdu.
Kazanın Epic Fury Operasyonu (Destansı Öfke Operasyonu) sırasında dost hava sahasında meydana geldiği belirtilen açıklamada, kurtarma çalışmalarının devam ettiği ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Trump'tan İran'a yeni tehdit: Başlarına ne geleceğini izleyin... Mücteba Hamaney açıklaması.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile başlayan savaş, 14. gününde füzelerin ateşlenmesi ile devam etti. İran'ın füze yağmurunun ardından İsrail'deki çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik tehditlerine bir yenisini ekledi. Trump, "Başlarına bugün ne geleceğini izleyin" ifadesinde bulundu ve İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney hakkında açıklama yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Trump: ABD'nin 47. Başkanı olarak öldürüyorum<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde yok edildiğini savunarak sert ifadeler kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Truth Social medya hesabından yaptığı açıklamada Trump, İran’a yönelik operasyonların askeri, ekonomik ve farklı alanlarda sürdüğünü belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“İran'ın terörist rejimini askeri, ekonomik ve diğer her şekilde tamamen yok ediyoruz. Ancak The New York Times’ı okursanız kazanmadığımızı düşünebilirsiniz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı, İran’ın askeri kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, “İran Donanması yok oldu, Hava Kuvvetleri artık yok. Füzeler, insansız hava araçları ve diğer her şey imha ediliyor ve liderleri yeryüzünden silindi” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump sözlerine, “Eşsiz bir ateş gücüne, sınırsız mühimmata ve bolca zamana sahibiz. Bu akıl hastası alçakların başına bugün ne geleceğini izleyin” ifadeleriyle devam etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran yönetimini sert sözlerle eleştiren Trump, “47 yıldır dünyanın dört bir yanında masum insanları öldürüyorlardı. Şimdi ben, Amerika Birleşik Devletleri’nin 47. Başkanı olarak onları öldürüyorum. Bunu yapmak ne büyük bir onur! Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ayrıca, Ayetullah Ali Hamaney'in yerine İran'ın yeni dini lideri olarak seçilen Mücteba Hamaney'in "yaralı ama hayatta" olduğuna inandığını şu sözlerle belirtti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran'ın yeni dini lideri Mücteba'nın bir şekilde hâlâ hayatta olduğuna inanıyorum, yaralı olduğunu düşünüyorum ama muhtemelen hayatta."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail basını hasarı görüntüledi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Tel Aviv merkezli Kanal 12, İran'ın füze saldırılarının ardından İsrail'de meydana gelen hasarı görüntüledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Füzenin&nbsp;yerleşim yerlerinin birkaç metre yakınına düştüğünü belirten Kanal 12, saldırı nedeniyle çok sayıda can kaybı olduğunu söyledi.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">60 kişinin yaralandığı vurgulanan haberde,&nbsp;birçok binanın hasar gördüğü ve bir binada yangın çıktığı aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD medyası: Yaralı askerlerin bir kısmı tahliye edildi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD'nin, İsrail ile birlikte İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda yaralanan personelinden yaklaşık 20 askerin Orta Doğu'dan tahliyesi için uçuş düzenlediği ileri sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CBS News kanalının haberine göre, ABD, İsrail ile 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından bölgede yaralanan askerlerinin tahliyesi için harekete geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar, Suudi Arabistan'dan havalanan uçağın önce Umman'da durduğunu ve daha sonra Almanya'daki ABD üssüne gittiğini savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsimleri açıklanmayan kaynaklar, uçakta yaklaşık 20 yaralı ABD askerinin bulunduğunu, bunlardan ikisinin insansız hava aracı (İHA) patlamasında yaralandığını öne sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kaynaklar, askerlerin Almanya'daki Landstuhl Bölge Tıp Merkezi'ne travmatik beyin hasarı, hafıza kaybı ve beyin sarsıntısı gibi "acil" kodlu yaralanmalarla getirildiğini iddia etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran, en çok Birleşik Arap Emirlikleri'ne füze ve İHA fırlattı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Körfez ülkelerinin savunma bakanlıkları, İran'daki kuruluşlar, İsrail ordusu ve açık istihbarat-analiz kaynaklarından bölgedeki saldırıların dağılımına ilişkin derlenen verilere göre, İran bağlantılı saldırılarda Körfez ülkelerine yaklaşık 3 bin 186 füze ve İHA yöneltildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın mühimmatı, ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bu yana Körfez ülkeleri arasında en çok BAE topraklarını hedef aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'a ait 1797 füze ve İHA, 28 Şubat-11 Mart tarihlerinde BAE'ye doğru fırlatıldı. Bu sayı, Tahran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının yaklaşık yüzde 56'sını oluşturdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci sıradaki Kuveyt, 682 füze ve İHA ile hedef alınırken Bahreyn'e 285, Katar'a 237'den, Suudi Arabistan'a 170'ten ve Umman'a 15'ten fazla füze ve İHA fırlatıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan, İran bağlantılı saldırılarda İsrail de 650'den fazla füze ve İHA'yla hedef alındı ancak ne İran ne de İsrail, kayıtlarındaki rakamları tam olarak paylaşmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hedef alınan ülkelerdeki savunma sistemleri, bunların büyük bölümünü etkisiz hale getirdi, bir kısmı isabet kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dubai'de patlama sesleri: Finans merkezi vuruldu<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Dubai hükümeti, kent merkezindeki bir binanın cephesine hava savunma sistemlerinin müdahalesi sırasında oluşan şarapnel parçalarının düştüğünü belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kent merkezindeki bir binanın cephesine, hava savunma sistemlerinin müdahalesi sırasında oluşan şarapnel parçalarının düştüğü belirtilen açıklamada, olayın “basit bir kaza” olduğu aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada ayrıca, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı bilgisine yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"FİNANS MERKEZİ VURULDU"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yerel kaynakların aktardığı bilgiye göre, Finans Merkezi'nde şiddetli bir patlama sesinin duyulmdu ve binadan dumanlar yükseldiği görüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın olası bir insansız hava aracı saldırısına işaret eden yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Trump'tan Rus petrolü kararı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, mevcut petrol arzının küresel erişimini artırmak için denizde mahsur kalmış Rus petrolünün satın alınmasına geçici olarak izin verildiğini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bessent, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump'ın küresel enerji piyasalarında istikrarı teşvik etmek için kararlı adımlar attığına dikkati çeken Bessent, İran'ın oluşturduğu "tehdit ve istikrarsızlıkla" mücadele ederken fiyatları düşük tutmak için çalıştığını vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bessent, "Mevcut arzın küresel erişimini artırmak amacıyla Hazine Bakanlığı, ülkelerin halihazırda denizde mahsur kalmış Rus petrolünü satın almalarına izin veren geçici bir yetki sağlıyor." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu önlemin "dar kapsamlı ve kısa vadeli" olduğunu kaydeden Bessent, yalnızca sevkiyat halindeki petrol için geçerli olacağını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bessent, "Bu önlem, enerji gelirlerinin çoğunu, çıkarma noktasında uygulanan vergilerden elde eden Rus hükümetine önemli bir mali fayda sağlamayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump'ın enerji yanlısı politikalarının ABD'nin petrol ve gaz üretimini rekor seviyelere çıkardığının ve çalışkan Amerikalılar için yakıt fiyatlarının düşmesine katkıda bulunduğunun altını çizen Bessent, petrol fiyatlarındaki geçici artışın "kısa vadeli ve geçici bir aksaklık" olduğunu, uzun vadede ülkeye ve ekonomiye büyük fayda sağlayacağını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Hazine Bakanlığının yayımladığı genel lisansa göre, yaptırımlar kapsamında yasak olan Rusya menşeli petrol veya petrol ürünlerinin satışı, teslimi ya da gemiden boşaltılması için gerekli işlemlere, bu ürünlerin 12 Mart'a kadar bir gemiye yüklenmesi şartıyla 11 Nisan'a kadar izin verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Irak İslami Direnişi, ABD’ye ait yakıt ikmal uçağını düşürdüğünü iddia etti<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD ordusuna ait KC-135 tipi bir yakıt ikmal uçağının Irak’ta düştüğünün açıklanmasının ardından Irak'taki&nbsp;İslami Direniş, olayın sorumluluğunu üstlendi.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Telegram üzerinden bir mesaj yayınlayarak saldırıyı üstlenen Irak İslami Direnişi, üyelerinin uçağı hava savunma sistemleriyle hedef aldığını ve bunun da uçağın düşmesine neden olduğunu iddia etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran'dan yapılan misillemede İsrail'in kuzeyinde 59 kişi yaralandı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı'ndan yapılan açıklamada, İran'dan yapılan yeni füze saldırısında 58'i hafif 59 kişinin yaralandığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, İsrail'in kuzeyindeki Zarzir beldesinde yalnızca 35 yaşında bir kadının sırtına şarapnel parçası isabet etmesi sonucu orta derecede yaralandığı aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'dan gönderilen füzelerin ardından sirenlerin çaldığı İsrail'in kuzey bölgesinde gökyüzünde patlama seslerinin duyulduğu basına yansıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail basını, İran'ın misillemesi nedeniyle bazı evlerde hasar meydana geldiğini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NETANYAHU'NUN AÇIKLAMASI SIRASINDA SİRENLER ÇALDI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun basın toplantısı devam ederken İran'dan yapılan misilleme nedeniyle İsrail'de sirenler çaldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu'nun çevrimiçi basın toplantısı İsrail televizyonlarından canlı yayınlanırken önce telefonlara uyarı alarmları gönderildi, ardından İran füzeleri nedeniyle başta başkent Tel Aviv olmak üzere İsrail'in birçok kentinde sirenler çaldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: İran, savaşı başlatmadı ve sürdürmeyi de istemiyor<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi telefonda bölgedeki son gelişmeleri ele aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pezeşkiyan, "İran, savaşı başlatmamıştır ve sürdürmek istememektedir. Ancak meşru savunma hakkı çerçevesinde, saldırının kaynağı olan bölgedeki ABD üsleri hedef alınmıştır." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın bölgede güvensizlik oluşturmak istemediğini dile getiren Pezeşkiyan, BRICS'in bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin korunmasında aktif rol oynaması gerektiğini vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hindistan Başbakanı Modi ise çatışmanın tırmanmasının hiçbir tarafın yararına olmadığını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca Modi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Pezeşkiyan'a "Gerilimin tırmanması, sivillerin hayatını kaybetmesi ve sivil altyapıya verilen zarar nedeniyle derin endişe duyduğunu aktardığını." belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mal ve enerji sevkiyatının kesintisiz devam etmesinin Hindistan'ın öncelikleri arasında olduğunu ifade eden Modi, diyalog ve diplomasi çağrısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD ordusu, KC-135 tipi yakıt ikmal uçağının Irak'ta düştüğünü açıkladı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), KC-135 tipi bir yakıt ikmal uçağının Irak'ta düştüğünü duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kazanın Epic Fury Operasyonu (Destansı Öfke Operasyonu) sırasında dost hava sahasında meydana geldiği belirtilen açıklamada, kurtarma çalışmalarının devam ettiği ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kazaya 2 uçağın karıştığı belirtilerek, "Uçaklardan biri Irak'ın batısında düşmüş, diğeri ise güvenli bir şekilde iniş yapmıştır. Bu, kaza düşman ateşi veya dost ateşi nedeniyle yaşanmamıştır. Daha fazla detay ortaya çıktıkça kamuoyuna detaylı bilgi verilecektir" denildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/abdnin-yakit-ucagi-dustu-1773384617.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>9 adımda balistik imha</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/9-adimda-balistik-imha-645</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/9-adimda-balistik-imha-645</guid>
                <description><![CDATA[NATO Avrupa’daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehditlerine karşı koruyabilmek için kapsamlı bir savunma mimarisi oluşturdu. Geçen günlerde İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füze tehditleri de 9 dakikada, 9 adımla imha edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">NATO Avrupa’daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehditlerine karşı koruyabilmek için kapsamlı bir savunma mimarisi oluşturdu. Geçen günlerde İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füze tehditleri de 9 dakikada, 9 adımla imha edildi. İşte o adımlar...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO balistik füze savunması çok uluslu bir sistem. Müttefik ülkelerde bulunan radarlar, komuta merkezleri ve önleyici sistemler arasında eşgüdüm içinde yürütülmesine dayanıyor. Bu ülkeler Patriot veya SAMP/T gibi hava ve füze savunma sistemleri, radarlar veya savaş gemileri ile savunmaya katkı sağlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1&nbsp;Tehdit füzesinin fırlatıldığının tespiti:&nbsp;Uydular, erken uyarı radarları ve diğer sensörler sayesinde füzenin fırlatıldığı mümkün olan en erken anda belirleniyor. Füzenin motor ateşi, ısı izi ve ilk uçuş hareketleri izlenerek bir tehdit olup olmadığı anlaşılmaya çalışılıyor. Bu erken tespit, karar verme ve müdahale için kritik zaman kazandırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2&nbsp;Takip sensörlerinin hedefe yönlendirilmesi:&nbsp;İlk tespitin ardından daha hassas radar ve sensörler hedef bölgeye yönlendiriyor. Böylece füzenin konumu, hızı ve istikameti daha ayrıntılı biçimde izlenmeye başlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3&nbsp;Füzenin motorlu uçuşunun bittiğini belirleme ve takibe başlanması:&nbsp;Bu aşamada füzenin itici motorunun çalışmayı bıraktığı an belirleniyor. Motorlu uçuş sona erdiğinde füze artık balistik yörüngede ilerlemeye başlıyor. Savunma sistemi bu noktadan sonra füzenin gideceği yönü ve muhtemel hedef bölgesini daha net hesaplayabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">4&nbsp;Gerçek savaş başlığının ayırt edilmesi:&nbsp;Füze, savaş başlığına ek olarak bazı parçalar veya aldatıcı unsurlar da taşıyabilir. Bu nedenle sistem, çeşitli radar ve iz verilerini kullanarak gerçek savaş başlığını diğer cisimlerden ayırmaya çalışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">5&nbsp;Önleyici füzenin fırlatılması:&nbsp;Tehdit yeterince netleştiğinde önleyici füze ateşleniyor. Uçuş sırasında ilk hızlanmayı sağlayan kademeler ayrılıyor ve sistem hedefe daha hassas şekilde yönelmeye devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">6&nbsp;Uçuş sırasında veri güncellemesi yapılması:&nbsp;Önleyici füze uçuş halindeyken komuta-kontrol unsurları tarafından sürekli güncelleniyor. Böylece hedefin hareketine göre rotada gerekli düzeltmeler yapılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">7&nbsp;Vurucu unsurun ayrılması ve son manevralar:&nbsp;Önleyici füzenin içindeki vurucu unsur, uygun aşamada ana gövdeden ayrılıyor ve hedefe son yaklaşmayı gerçekleştirmek üzere hassas manevralar yapabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">8&nbsp;Vurucu unsurun hedefe çarpması:&nbsp;Vurucu unsur, tehdit başlığına yüksek hızla çarparak onu havada imha etmeye veya görev yapamayacak duruma getirmeye çalışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">9&nbsp;Önlemenin başarılı olup olmadığının belirlenmesi:&nbsp;Son aşamada radarlar ve komuta-kontrol sistemi, tehdidin tamamen etkisiz hâle getirilip getirilmediğini değerlendiriyor. Gerekirse ek tedbirler alınıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO HAVA SAVUNMA MİMARİSİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/nato" target="_blank">NATO</a>&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/balistik-fuze" target="_blank">Balistik Füze</a>&nbsp;Savunması (Ballistic Missile Defense–BMD), NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD) sisteminin bir parçası. Tamamen savunma amaçlı olan bu sistem, NATO’nun temel görevlerinden olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemeyi hedefliyor. Balistik füze savunması, NATO’nun güvenlik mimarisinde konvansiyonel kuvvetler ve nükleer caydırıcılık ile birlikte önemli bir rol oynuyor. Ayrıca, uzay ve siber alanlardaki kabiliyetlerle desteklenerek İttifakın çok katmanlı savunma yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/9-adimda-balistik-imha-1773383813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;nin ayakta kalması tesadüf değildir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-ayakta-kalmasi-tesaduf-degildir-632</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-ayakta-kalmasi-tesaduf-degildir-632</guid>
                <description><![CDATA[Bu coğrafyaya dikkatle bakan herkes görür ki, etrafı sarsıntılarla çevrili bir bölgede Türkiye’nin dimdik ayakta kalması tesadüf değildir; bu, güçlü devlet aklının, millet iradesinin ve kararlı liderliğin eseridir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil’in analizi:</strong></span><strong><o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Haritalar bazen uzun nutuklardan daha yüksek sesle konuşur.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu coğrafyaya dikkatle bakan herkes görür ki, etrafı sarsıntılarla çevrili bir bölgede Türkiye’nin dimdik ayakta kalması tesadüf değildir; bu, güçlü devlet aklının, millet iradesinin ve kararlı liderliğin eseridir.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Selçuklu’yu inceledim, Osmanlıya baktım. Kayı’nın çadırından devlete uzanan o büyük yürüyüşü tefekkür ettim. Her seferinde aynı hakikat çıktı karşıma: Liderlik, sakin zamanların süsü değil; fırtınalı günlerin sığınağıdır. Çünkü lider dediğiniz, yalnızca makam sahibi olan değil; millet dara düştüğünde yön veren, güven veren, istikamet veren kişidir.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün bölgemize bakınca bir kez daha anlıyoruz ki, Türkiye’nin kendi rotasını koruması, milletine umut ve emniyet vermesi, güçlü bir irade ve büyük bir mücadelenin neticesidir çok şükür. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde verilen bu mücadeleyi görmemek, aslında coğrafyanın ne söylediğini duymamaktır; tarihin ne anlattığını anlamamaktır.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira tarih bize defalarca öğretmiştir: Devletler silahla büyür, fakat iradeyle ayakta kalır. Milletler kalabalıkla çoğalır, fakat güvenle güçlenir. Türkiye bugün yalnız sınırlarını değil; umudunu, istikbalini ve vakarını da muhafaza etmektedir. Ben bu tabloya bakınca bir kez daha aynı noktaya varıyorum: Ülkeme güveniyorum, ülkemde güvendeyim.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rabbim devletimizi kaim, milletimizi aziz, memleketimizi emin eylesin. Bugün bize düşen şey karamsarlığı büyütmek değil; birliğimizi büyütmek, devletimize güvenmek ve bu aziz vatan için dua etmektir. VESSELAM!<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiyenin-ayakta-kalmasi-tesaduf-degildir-1773123385.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katliamcılara övgü</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/katliamcilara-ovgu-630</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/katliamcilara-ovgu-630</guid>
                <description><![CDATA[Diyarbakır’da “Peygamber Sevdalıları” adlı grubun düzenlediği etkinlikte İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah posterlerinin taşınması sosyal medyada sert tepkilere yol açtı. Kullanıcılar, bu isimlerin Suriye’deki Sünni topluluklara yönelik katliamlarını hatırlatarak Türkiye’de kahraman gibi anılmalarını eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır’da “Peygamber Sevdalıları” adlı grubun düzenlediği etkinlikte İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah posterlerinin taşınması sosyal medyada sert tepkilere yol açtı. Kullanıcılar, bu isimlerin Suriye’deki Sünni topluluklara yönelik katliamlarını hatırlatarak Türkiye’de kahraman gibi anılmalarını eleştirdi.<br>Diyarbakır’da Tartışmalı Görüntüler<br>Etkinlik sırasında çekilen videolar ve fotoğraflar kısa sürede sosyal medyada yayıldı. Binlerce kullanıcı yorum yaparken, posterlerin Suriye İç Savaşı sürecinde katliamlara imza atmış isimlere ait olması tepkileri artırdı.<br>Bazı kullanıcılar, Türkiye’de bu katillerin posterlerin taşınmasının toplumsal hassasiyetleri hiçe saymak anlamına geldiğini belirtti.<br>“Suriye’deki Katliamlar Unutulmadı”<br>Ortadoğu’nun son on beş yılına damga vuran en büyük trajedilerden biri Suriye savaşı oldu.<br>2011’de başlayan Suriye İç Savaşı, milyonlarca insanın yerinden olmasına ve yüz binlercesinin hayatını kaybetmesine yol açtı.<br>Bugün Türkiye’de bir etkinlikte Ali Hamaney ve Hasan Nasrallah posterlerinin açılması işte bu yüzden birçok insanın hafızasını yeniden harekete geçiriyor.<br>Çünkü Suriye’de yaşananları hatırlayanlar için bu isimler sadece birer siyasi figür değil.<br>Onlar aynı zamanda İran’ın bölgedeki nüfuz politikasının, Hizbullah’ın savaş alanına doğrudan müdahalesinin ve mezhepsel gerilimin sembolü olarak görülüyor.<br>Birçok insan şu soruyu soruyor:<br>Halep kuşatılırken, Humus yerle bir edilirken, milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye sığınmak zorunda kalırken bu isimler hangi taraftaydı?<br>Savaş sırasında İran destekli güçler ve Hizbullah unsurları, özellikle Halep, Humus ve Kusayr gibi şehirlerdeki katliamlarda aktif rol aldı. Sosyal medyada yorum yapan kullanıcılar bu isimlerin Türkiye’de destek görmesi ve kahraman gibi lanse edilmeleri vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı.<br>“Suriye’de şehirler yıkılırken bu liderler destek veriyordu. Bugün Diyarbakır’da kahraman gibi gösterilmeleri anlaşılır gibi değil.”<br>“Halep, Humus, Kusayr… İnsanlar acıyı unutmadı. Bu katillerin ülkemizde kahraman gibi anılmaları vicdanları sızlatıyor.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/katliamcilara-ovgu-1773040715.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamaney&#039;in Çılgın Adam operasyonu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hamaneyin-cilgin-adam-operasyonu-627</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hamaneyin-cilgin-adam-operasyonu-627</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın ilk günlerinde Tahran yönetiminin, çatışmanın kapsamını genişletmeyi hedefleyen “Operation Madman” (Çılgın Adam Operasyonu) adlı stratejiyi devreye soktuğu ortaya çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın ilk günlerinde Tahran yönetiminin, çatışmanın kapsamını genişletmeyi hedefleyen “Operation Madman” (Çılgın Adam Operasyonu) adlı stratejiyi devreye soktuğu ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı yetkililere göre plan, savaşın maliyetini yükselterek ABD ve İsrail’i geri adım atmaya zorlamayı amaçlıyor. İranlı kaynaklara göre söz konusu strateji, saldırı ihtimalinin artmasının ardından bizzat İran’ın dini lideri Ali Hameney tarafından hazırlandı.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/hamaney" target="_blank">Hamaney</a>’in talimatıyla oluşturulan planın temel hedefinin, İran’a yönelik bir saldırı durumunda çatışmayı hızla bölgesel bir krize dönüştürmek olduğu belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Plana göre İran üç aşamalı bir karşılık stratejisi izliyor. İlk aşamada İsrail’e doğrudan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlenmesi öngörülüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci aşamada Ortadoğu’daki ABD askeri üslerinin hedef alınması planlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üçüncü aşamada ise bölgedeki ekonomik ve sivil hedeflerin vurularak savaşın maliyetinin arttırılması hedefleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzmanlara göre&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>’ın “Operasyon Madman” stratejisi, çatışmanın kısa sürede sona ermesinden ziyade uzayan ve bölgesel etkileri büyüyen bir savaşa dönüşme riskini arttırıyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/hamaneyin-cilgin-adam-operasyonu-1773038308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran neden yalnız?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-neden-yalniz-622</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-neden-yalniz-622</guid>
                <description><![CDATA[İsrail ABD ittifakı yaklaşık bir aydır vurdu vuruyor diye beklenildiği bir anda İran’ı vurdu. Aslında artık barışın beklenildiği görüşmelerin sürdüğü bir devre idi. İşte öyle bir esnada vurdu ki İran’ın bir numaralı lideri Ali Hamaney’i, yakınlarını ve üst düzey bütün adamlarını ortadan kaldırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/iran-neden-yalniz-1775184" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/iran-neden-yalniz-1775184</a></p><p class="MsoNormal">İsrail ABD ittifakı yaklaşık bir aydır vurdu vuruyor diye beklenildiği bir anda İran’ı vurdu. Aslında artık barışın beklenildiği görüşmelerin sürdüğü bir devre idi. İşte öyle bir esnada vurdu ki İran’ın bir numaralı lideri Ali Hamaney’i, yakınlarını ve üst düzey bütün adamlarını ortadan kaldırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu saldırı İran gibi bir devlet için akıl almaz bir darbe oldu. Hâlbuki daha üç ay önce aynı şekilde üst düzey bütün komutanları vurulmuştu. Bir devlet bu kadar gafil avlanır mıydı veya neden avlanırdı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu bir kez daha görüldü ki düşmanın sözüne asla güvenilmez! Anlaşma yapsan dahi her an tetikte duracaksın. Bizim tarihimizde bununla ilgili onlarca misal vardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Fakat biz tarih şuuru ve bilinci vermiyoruz!</strong>&nbsp;Tarih dizileri dahi entrikaya kurban ediliyor... Aslında bu mesajların hakkıyla genç nesillere ve geleceğin ülke idarecilerine verilmesi lazım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son dönem tarihi ise hiç okuyamıyoruz. Çünkü yıllardır üçü beşi geçmeyen adamlar ekranlarda İslam dünyasının maruz kaldığı büyük felaketleri anlatamadılar. Yapılmak istenen büyük projeyi layıkıyla gösteremediler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">15 Temmuz’u dahi&nbsp;<strong>"biz bir gecede önleriz"</strong>&nbsp;edebiyatına düşürüp uykuya geçtik.&nbsp;<strong>"Tiyatro"</strong>&nbsp;diyenlerin sesi daha gür çıktı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Basında kimlerin borusu ötüyor kimler konuşturuluyor bunlar meseleleri neden sulandırıyor neden dün olduğu gibi bugün de yerinde yorum yapanlar TV’lere çıkarılmıyor bunlar hep üzerinde düşünülmesi gereken konular. Bu işlerde etkili adamlara paralar mı veriliyor. Sağda Ayşe Barımlar var mı? Devletin bunları mutlak takip ve tetkik etmesi lazım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bugün ve son kırk yıldır İslam dünyası bunun cezasını çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rahmetli Adnan Menderes’in&nbsp;<strong>"bizim dış istihbaratın parası ABD’den geliyordu"</strong>&nbsp;sözü bize neler anlatmalıydı? Şayet anlatmış olsaydı devamında defalarca&nbsp;<strong>"bizim uşaklar Türkiye’de yine işbaşına geçti!"</strong>&nbsp;konuşmaları olur muydu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail iki yıldır Gazze’de büyük bir katliam ve soykırım yaptı. Hâlâ da bir şekilde devam ettirmeye çalışıyor. Bunun neticesi olarak milletimizde İsrail’e olan nefretin derecesi bellidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna karşılık şu an TV’lerde ve bazı basın organlarında Türk halkının İsrail’e duyduğu bu nefreti İran’a karşı bir sevgi seli hâline getirmenin gayreti nedir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ali Hamaney başta olmak üzere öldürülen üst düzey İranlılara&nbsp;<strong>"şehit"</strong>&nbsp;payeleri havada uçuşmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bunlar son kırk yılı bir gecede unutan veya millete unutturmaya çalışan ya maksatlı İran ajanlarıdır veya safdil Müslümanlardır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu net ifade edelim ki;&nbsp;<strong>İran’ın Rusya ve Çin ile ittifakı buna karşılık İsrail ve ABD’yi ise 'küçük' ve 'büyük şeytan' olarak yaftalaması tarihin en büyük takiyesi idi!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira öncesinde olduğu gibi rejimin&nbsp;<strong>"mollalar"</strong>&nbsp;eline geçmesinden itibaren de her zaman ABD ile ilişkileri oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail’in&nbsp;<strong>"arz-ı mevud"</strong>&nbsp;projesinde en büyük engel Türkiye başta olmak üzere Sünni İslam dünyası idi. Bu dünyanın mutlaka güçsüz bırakılması gerekiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kıblesi kiminle bir?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bu noktada ABD ve İsrail’in planlarını yürüten güç hep İran oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, rejimini yayabilmek adına bunu en büyük fırsat olarak gördü.&nbsp;<strong>"Büyük Şeytan"</strong>&nbsp;dediği ABD nerelerde etkin olsa oralarda İran’ın desteklediği Şii örgütleri derhal rol alıyordu...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail ve ABD İran gibi bir yardımcısı olmasa son kırk yıldır İslam dünyasında gerçekleştirdiği katliamlarını asla yapamazdı!..</strong>&nbsp;İsrail’in&nbsp;<strong>arz-ı mevud</strong>&nbsp;hedefi sağlam bir Sünni İslam dünyası seddini aşamazdı. Bu seddin mutlaka kırılması, parçalanması ve dağıtılması gerekiyordu. Aksi hâlde İsrail’in emellerine kavuşması imkânsızdı. İsrail ise emellerinden asla vazgeçmezdi.&nbsp;<strong>Epstein</strong>&nbsp;hareketiyle etkili dünya liderlerini tasmalaması ve kullanması bunun en bariz göstergesidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Humeyni ile on yıl ve peşinden başa geçen Ali Hamaney ile tam otuz yedi yıl süren mollalar rejiminde neler oldu kısaca bir gözden geçirelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mollalar rejimi ile birlikte İran, İslam dünyası içerisinde bambaşka bir siyaset uygulamaya başladı. Her ülkedeki Şii milisleri örgütlemek suretiyle kendi çıkarları açısından kullanmaya başladı. Ancak bu hareketi hep İslam dünyasının aleyhine ve Batı’nın lehine tecelli ediyordu. İran’ın bu hareketi ileride&nbsp;<strong>"Şii Hilali"</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>"Şii Ekseni"</strong>&nbsp;tezini gündeme taşıdı. Böylece İran, İslam dünyasını bir hilal gibi çevrelemeye başlamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Humeyni idaresindeki İran ilk olarak Afganistan’da etkin olmaya başladı. Rusya’ya karşı büyük mücadele veren Mücahidlerin birliğini parçaladı. Böylece&nbsp;<strong>ABD’ye Afganistan işgalinde Şii Fatimiyyun Tugayları eli ile yardım etti ve korkunç Sünni katliamlarına imza attı...</strong>&nbsp;Bu yardımı sonradan Mahmud Ahmedinecad bizzat açıklayacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afganistan’a benzer şekilde Pakistan’da da Şii Zeynebiyyun yapılanması ortaya çıktı. Bu grubun lideri Humeyni’nin talebesi Arif Hüseyin Hüseyni idi. İran, Pakistan’da çıkardığı karışıklıklarla Zeynebiyyun yapılanması ile on binlerce Sünni Pakistanlıyı öldürdü...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şii İran, Azerbaycan-Ermenistan savaşında Ermenistan’a yardım etti!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD 2003 yılında Irak'ı işgal edince Sünni idareye son verip Şii bir yönetim getirmişti. Artık İran için, bu bölgedeki Sünni Müslümanları temizleme faaliyeti başlıyordu. İran, ABD’nin göz yumması ile birlikte Şii İran Devrim Muhafızı Lideri Kasım Süleymani eliyle 20 yılda 2,5 milyon Iraklıyı katlettirdi!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine İran Yemen'de bir milyon Sünni Yemenliyi Kasım Süleymani ve çetesi eli ile öldürttü. Somali’de de Şii Eş-Şebap örgütünün arkasında İran vardı. Bu örgüt eliyle katliamlar yaptırıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, Şii Hizbullah grubu ile de Lübnan'da on binlerce Sünni Müslümanı ortadan kaldırttı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dolayısıyla İran Sünni Müslüman kanına doymak bilmiyordu.</strong>&nbsp;Sanki&nbsp;<strong>"büyük şeytan"</strong>&nbsp;onlara böyle bir misyon yüklemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Tarihi unutunca rota şaşıyor!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2011 yılında Suriye’de karışıklıklar baş gösterince İran yine devrede idi. Neredeyse bütün ülkelerdeki etkin Şii milislerinden devamlı olarak bu bölgeye takviyeler yaptı. Kurmuş olduğu Haşdi Şabi örgütü eliyle Suriye’de kanlı katliamlar gerçekleştirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Esad rejimini ayakta tutmak gayesiyle neredeyse iki milyon Suriyelinin ölümüne sebep oldular.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2016 yılında Türkiye’de işgal girişimi yaşanırken İran yine tetikte bekliyordu. Şayet tersi bir durum olup Türkiye iç savaşa sürüklenmiş olsaydı Anadolu, Hamaney Şiasının korkunç yüzü ile tanışacaktı. Cenab-ı Hak bu büyük beladan Türkiye’yi korudu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran’ın Gazze’deki katliamın sebebi olduğunu da defalarca yazmıştım!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, İslam dünyası için İsrail’den daha korkunç bir bela olarak hafızalara kazınmıştır! Hiçbir İslam ülkesinde İran’a zerrece saygı duyulmamaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İran ile kıblemiz bir"</strong>&nbsp;diyenler, bütün bu hadiseleri değerlendirip&nbsp;<strong>"İran’ın kıblesi acaba kiminle bir!"</strong>&nbsp;diye hiç düşünmezler mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet İran tiyatrodan sebeplerle İsrail’i ve ABD’yi hep tehdit etti. Ancak masa altından onlarla iş birliği yaparak Sünni katliamlarını yürütebilme adına ABD’yi bu coğrafyaya kendi çekti. Şayet kendi çekmese dahi ABD’nin girdiği her yerde onun katliam silahı görevini üstlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Muhtemelen Türkiye’nin Suriye’deki tarihî zaferi İran molla rejiminin sonunu getirdi.</strong>&nbsp;Zira bu zaferle birlikte İran’ın ABD-İsrail ile uzun yıllardır devam eden danışıklı dövüşü son buldu ve ilk kez gerçek savaş başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail şimdi İran’da kendisine açıktan ve körü körüne bağlı bir idareyi hâkim kılmak peşindedir. Bunun için de ABD’yi kullanmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neticede İran şu anda kırk yıldan fazla bir zamandır zevkle Sünni katliamları yaptıkları ABD canavarı ile boğuşmaktadır. Bu işe sebebiyet verenler o kanın içerisinde savaşın ilk gününde boğuldular.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, şimdi İslam dünyasına,&nbsp;<strong>“bize yardım etmiyorsunuz”</strong>&nbsp;diyerek serzenişte bulunuyor. İşte bir büyük takiye hareketi de budur. Özür dilemek yerine bize yardımcı olun diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha dün denecek bir zamanda Zengezur Koridoru yüzünden Türkiye’ye ağır tehditlerde bulunmuşlardı. Hamaney ve ekibi öldürülmeden önce barış görüşmeleri için Türkiye’nin seçilmesine dahi karşı çıkmışlar ve Umman’ı kabul etmişlerdi.&nbsp;<strong>Gerçek şu ki, bunların Türkiye ve Sünni İslam düşmanlığı varlık sebepleri idi.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’de ise İran ajanları bir kez daha devrededir. Gerek İsrail ve ABD gibi büyük düşman ve gerekse çocuk ölümleri gibi argümanlarla Şii İran’ı sevdirmenin, Hamaney ve adamlarını&nbsp;<strong>"şehit"&nbsp;</strong>göstermenin derdine düşmüşlerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçmiş tarihi bırakın yakın dönem tarihinden dahi habersiz bir şekilde ilerlemeye çalışıyoruz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-neden-yalniz-1772868622.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye yeni İran değildir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-yeni-iran-degildir-619</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-yeni-iran-degildir-619</guid>
                <description><![CDATA[ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Anna Paulina Luna, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in sözlerine yanıt olarak, Türkiye'nin "yeni İran olmadığını" belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Anna Paulina Luna, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in sözlerine yanıt olarak, Türkiye'nin "yeni İran olmadığını" belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Luna, X sosyal medya platformundan, Türkiye'ye sahip çıkan açıklamalarda bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aynı zamanda Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Üyesi olan Luna, "Türkiye, yeni İran değildir." sözleriyle Türkiye'nin yanında duruş sergiledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AA'nın haberine göre; Luna, bu sözleriyle Bennett'in Türkiye'yi hedef gösteren açıklamalarına tepkisini ortaya koyarken, "Biz (ABD) onlarla ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'de Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene de Eski İsrail Başbakanı Bennett'in Türkiye'yi hedef alan sözlerine, "Türkiye, NATO üyesi bir ülke. Herkes uyansın." şeklinde tepki göstermişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Naftali Bennett, 16 Şubat'ta yaptığı bir konuşmada, Türkiye ile Katar'ı hedef alarak, "Türkiye'nin İsrail için büyüyen bir tehdit" olduğunu iddia etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiye-yeni-iran-degildir-1772867379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NATO ile konuşulmuş teyakkuza geçilmişti</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/nato-ile-konusulmus-teyakkuza-gecilmisti-614</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/nato-ile-konusulmus-teyakkuza-gecilmisti-614</guid>
                <description><![CDATA[Dün sabah saatlerinde gelişen hadise karşısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan anında bilgilendirildi ve kapsamlı analizler yapıldı.
"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik mühimmat için acaba kim düğmeye bastı?" Öncelikle bu konu aydınlatılmaya çalışıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sabah Gazetesi Yazarı Okan Müderrisoğlu'nun makalesi…</p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/yazarlar/muderrisoglu/2026/03/05/natoyla-konusulmus-teyakkuz-durumuna-gecilmisti" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.sabah.com.tr/yazarlar/muderrisoglu/2026/03/05/natoyla-konusulmus-teyakkuz-durumuna-gecilmisti</a></p><p class="MsoNormal">Soru, gayet açık ve net:&nbsp;<strong>"İran'ın, bölge ülkelerine maliyet</strong>&nbsp;<strong>üretme ve çatışma alanını yayma</strong>&nbsp;<strong>stratejisinin bir gün Türkiye'yi de hedef</strong>&nbsp;<strong>alabileceği öngörüldü mü?"</strong><br>Bu sorunun cevabı Türk devlet geleneğinde ve devlet aklında gizli.<br><strong>Nedenine gelince...</strong><br>ABD-İsrail ikilisinin gerek Haziran 2025'teki saldırıları gerekse 28 Şubat 2026'da başlayan ikinci dalga operasyonu öncesinde Ankara, Tahran'daki muhataplarına diplomatik, istihbarı ve askeri kanallardan gerekli uyarıları yaptı! İran tarafı, tahmin edileceği gibi komşu ülkelere değil, bu ülkelerdeki Amerikan varlıklarına misillemede bulunduğunu savundu!<br>Türkiye bu uyarıyla da yetinmedi. İşte burası kritik! NATO müttefiklerini de aktif göreve davet etti. Yani, Türk topraklarına yönelebilecek füze tehdidine karşı ittifakın müteyakkız olmasını istedi!<br>Dün sabah saatlerinde gelişen hadise karşısında, Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>&nbsp;anında bilgilendirildi ve kapsamlı analizler yapıldı.<br><strong>"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye</strong>&nbsp;<strong>hava sahasını geçtikten sonra Türk hava</strong>&nbsp;<strong>sahasına yöneldiği tespit edilen balistik</strong>&nbsp;<strong>mühimmat için acaba kim düğmeye</strong>&nbsp;<strong>bastı?"&nbsp;</strong>Öncelikle bu konu aydınlatılmaya çalışıldı. Yeri gelmişken belirtelim... Türk ve NATO radarları füze izini süratle tespit ediyor. NATO misyonu kapsamında Doğu Akdeniz'de bulunan ABD savaş gemisinden ateşlenen mühimmatla, İran'a ait füze vuruluyor. Hedefin İncirlik üssü olduğu tahmin ediliyor. Kıbrıs'taki üslere fırlatılan bir füzenin rotadan sapmış olabileceği iddiası ise şimdilik ikinci planda kalıyor.<br>Ankara, soğukkanlılığını korumakla birlikte yüksek kararlılık ve ittifak dayanışması üzerinden ilk mesajlarını veriyor. İran'da Ayetullah&nbsp;<strong>Ali</strong>&nbsp;<strong>Hamaney</strong>'in ölümü sonrasında devlet yönetiminde zafiyet yaşandığı, bu tabloya güvenlik birimlerindeki dağınıklığın da eklendiği değerlendiriliyor. Üst kademesinin felç olması nedeniyle İran ordusunun,&nbsp;<strong>"mozaik komuta"&nbsp;</strong>sistemine geçtiği ve her birimin müstakil veya kontrolsüz reaksiyon verebildiği üzerinde duruluyor. Buna rağmen,&nbsp;<strong>"Türkiye, sınırlarına</strong>&nbsp;<strong>ve hava sahasına yönelebilecek her türlü</strong>&nbsp;<strong>kontrolsüz eylemi en net biçimde karşılıksız</strong>&nbsp;<strong>bırakmayacağını muhataplarına</strong>&nbsp;<strong>açıkça göstermiştir"&nbsp;</strong>denilerek, milli güvenliğimizi tehdit eden hiçbir girişimin karşılıksız kalmayacağı da kayda geçiriliyor.<br><strong>Ve son iki söz...</strong><br><span style="mso-no-proof:yes;"><img src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAAAgAAAAICAMAAADz0U65AAAAGXRFWHRTb2Z0d2FyZQBBZG9iZSBJbWFnZVJlYWR5ccllPAAAABJQTFRFxD097MLC021tvioqtQwM////6RHQUgAAAAZ0Uk5T//////8As7+kvwAAACtJREFUeNpiYGVkYmZmYmRlYGRgAQIgxcQCBkwMzBAGM4IBl4IrhmkHCDAAG9gAxT79/4UAAAAASUVORK5CYII=" width="8" height="8" v:shapes="Resim_x0020_4" uploadprocessed="true"></span> İran'a yönelik saldırıları da İran'ın ateşi, bölge ülkelerine yayma girişimini de eleştiren tek lider olan Cumhurbaşkanımız&nbsp;<strong>Tayyip</strong>&nbsp;<strong>Erdoğan'</strong>ın&nbsp;<strong>"iç cephemizi sağlamlaştırma"</strong>&nbsp;çağrısının ve&nbsp;<strong>"barış diplomasisinin"</strong>&nbsp;önemi bir kez daha anlaşılıyor.<br><span style="mso-no-proof:yes;"><img src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAAAgAAAAICAMAAADz0U65AAAAGXRFWHRTb2Z0d2FyZQBBZG9iZSBJbWFnZVJlYWR5ccllPAAAABJQTFRFxD097MLC021tvioqtQwM////6RHQUgAAAAZ0Uk5T//////8As7+kvwAAACtJREFUeNpiYGVkYmZmYmRlYGRgAQIgxcQCBkwMzBAGM4IBl4IrhmkHCDAAG9gAxT79/4UAAAAASUVORK5CYII=" width="8" height="8" v:shapes="Resim_x0020_3" uploadprocessed="true"></span> İletişim Başkanlığı, MSB ve AK Parti Tanıtım Medya Başkanlığı'nın entegre, amaca dönük şeffaf bilgilendirme yaklaşımı da takdiri hak ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">***<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><br><strong>KÜRT KİMLİĞİ Mİ, EMPERYALİST MAŞA MI?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haziran 2025'taki 12 Gün Savaşları'nda, İsrail'in azmettirmesiyle İran'daki silahlı Kürt gruplarda rejime karşı kıpırdanma gözlenmişti. Türkiye'nin, defalarca ikaz etmesine hatta koordinat bile vermesine karşın İranlılar meseleyi hep geçiştirmişti. Şimdi acı gerçekle karşı karşıyalar.<br><strong>Ankara açısından bakıldığında...</strong>&nbsp;PKK terör örgütünün İran'daki zayıflıklardan yararlanmaya çalıştığı bir gerçek. İsrail, PKK'ya müzahir Kürt güçlerinin, ülkenin içine sızabilmesi için sınırdaki İran karakollarını bombalıyor. Bu unsurların İran'ın batısındaki bir kara operasyonunda kullanılması ihtimali artıyor!<br><strong>Unutmadan!</strong><br>22 Şubat 2026'da İran'daki beş büyük Kürt grup,&nbsp;<strong>"İran Kürdistanı</strong>&nbsp;<strong>Siyasi Güçler İttifakı"&nbsp;</strong>adıyla ortak bir yapı oluşturdu. İttifakın kurucuları arasında PJAK (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi), İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Khabat (İran Kürdistan Mücadele Örgütü) ve Komala (Kürdistan Emekçiler Topluluğu) yer alıyor.<br>Ortak deklarasyonlarında amaçlarını İran İslam Cumhuriyeti rejiminin devrilmesi ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkının hayata geçirilmesi olarak açıkladıklarını da ben hatırlatayım!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/nato-ile-konusulmus-teyakkuza-gecilmisti-1772693703.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amerikalılar savaşa karşı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/amerikalilar-savasa-karsi-611</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/amerikalilar-savasa-karsi-611</guid>
                <description><![CDATA[New York Times, ABD Başkanı Trump'ın 28 Şubat sabahı İsrail ile birlikte İran'a başlattıkları saldırılarının ardından ülkede yapılan anketleri derledi. Buna göre, Amerikalıların çoğunluğu ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına destek vermiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>New York Times, ABD Başkanı Trump'ın 28 Şubat sabahı İsrail ile birlikte İran'a başlattıkları saldırılarının ardından ülkede yapılan anketleri derledi. Buna göre, Amerikalıların çoğunluğu ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına destek vermiyor.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in 28 Şubat sabahı İran'a yönelik saldırı başlatmasının ardından yapılan üç kamuoyu yoklaması, Amerikalıların çoğunluğunun bu askeri harekata destek vermediğini gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Saldırıların hemen ardından gerçekleştirilen bir CNN anketine göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 60'ı saldırıları onaylamadığını belirtti. Reuters/Ipsos ve The Washington Post tarafından yapılan diğer iki anket de benzer sonuçlar ortaya koydu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DEMOKRATLARIN NEREDEYSE TAMAMI KARŞI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Üç anketin tamamı, Cumhuriyetçilerin genel olarak saldırıları desteklediğini ortaya koyarken, bu seçmenlerin büyük bölümünün aynı zamanda ABD'nin dış savaşlardan geri çekilmesini istediğini söylemesi dikkat çekti. Demokratlar ise neredeyse tamamen karşı çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların çoğunluğu, yüzde 56'sı, ABD Başkanı Trump'ın ABD çıkarlarını ilerletmek için askeri güce başvurma konusunda fazla istekli olduğunu düşünüyor. Yüzde 35'i Trump'ın tutumunun "aşağı yukarı doğru" olduğunu söylerken, yüzde 5'i ise Trump'ın güç kullanma konusunda yeterince istekli olmadığını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk saldırıdan sonraki günlerde yapılan bir Fox News anketi ise Amerikalıların saldırılar konusunda ikiye bölündüğünü gösterdi. Ancak sonuçların, anket sorusunun çatışmaya ilişkin bir dizi sorunun ardından yöneltilmiş olmasından etkilenmiş olabileceği belirtiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">New York Times'ın haberine göre, askeri çatışmaların ilk günlerinde desteğin artması alışılmadık bir durum değil; ancak zaman içinde bu destek genellikle azalır. Örneğin Amerikalıların çok büyük bir çoğunluğu Irak Savaşı'nı başlangıçta desteklemişti, ancak savaş uzadıkça destek yaklaşık 30 puan geriledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'a yönelik saldırıların ardından geçen kısa süre içinde kamuoyunun görüşünün henüz netleşmediği değerlendiriliyor. CNN anketine göre Amerikalıların yaklaşık üçte biri, yüzde 29'u, gelişmeleri yakından takip etmediğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/amerikalilar-savasa-karsi-1772691761.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıbrıs&#039;ta kalan  İsraillilerin tahliyesi  Filistin destekçisi  mürettebatın  itirazına takıldı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kibrista-kalan-israillilerin-tahliyesi-filistin-destekcisi-murettebatin-itirazina-takildi-607</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kibrista-kalan-israillilerin-tahliyesi-filistin-destekcisi-murettebatin-itirazina-takildi-607</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar sonrası Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde (GKRY) kalan İsraillilerin tahliyesinin Filistin destekçisi gemi mürettebatının seferi reddetmesi nedeniyle yapılamadığı ortaya çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD-İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar sonrası GKRY'de kalan İsraillilerin tahliyesi Filistin destekçisi mürettebatın itirazına takıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD-İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar sonrası Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde (GKRY) kalan İsraillilerin tahliyesinin Filistin destekçisi gemi mürettebatının seferi reddetmesi nedeniyle yapılamadığı ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, yaptığı basın toplantısında, ABD ile birlikte İran'a başlattıkları saldırıların ardından hava sahasının kapanması nedeniyle yurt dışında kalan vatandaşlarının ülkeye getirilmesi çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Regev, İran'a saldırılar sonrası GKRY'de mahsur kalan vatandaşlarının tahliyesinin Filistin destekçisi gemi mürettebatının reddetmesi nedeniyle gerçekleşmediğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Regev, "Rum ekibiyle ilgili bir sorun var. İsrail'e yardım etmek istemiyorlar. Yunanistan'daki sorumlu bakanla görüştüm ve Rum ekibi gemiyi işletmeye zorlama yetkisinin olmadığını söyledi." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TheMarker sitesinin haberinde ise Tel Aviv yönetiminin, İran'a başlattıkları saldırılardan yalnızca 4 saat sonra mahsur kalan vatandaşlarının GKRY'den getirilmesi için harekete geçtiğini aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail, ABD ile birlikte İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırılar sonrası hava sahasını sivil uçuşlara kapattığını duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/kibrista-kalan-israillilerin-tahliyesi-filistin-destekcisi-murettebatin-itirazina-takildi-1772607331.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslam ülkeleri neden perişan?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/islam-ulkeleri-neden-perisan-606</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/islam-ulkeleri-neden-perisan-606</guid>
                <description><![CDATA[Haritaya bakın; terörle boğuşan, işgale uğrayan, hatta birbiriyle savaşan devletlerin hep "İslâm ülkesi" olduğunu göreceksiniz.
I. Dünya Savaşı'nda "parçala ve yut" dönemini başlatan Haçlı Siyonist ittifakın saldırıları, 7 Ekim 2023'ten itibaren daha da vahşileşmiş; "cinnet" haline gelmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın makalesi…</p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/</a></p><p class="MsoNormal">Haritaya bakın; terörle boğuşan, işgale uğrayan, hatta birbiriyle savaşan devletlerin hep&nbsp;<strong>"İslâm ülkesi"</strong>&nbsp;olduğunu göreceksiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">I. Dünya Savaşı'nda&nbsp;<strong>"parçala ve yut"</strong>&nbsp;dönemini başlatan Haçlı Siyonist ittifakın saldırıları, 7 Ekim 2023'ten itibaren daha da vahşileşmiş;&nbsp;<strong>"cinnet"</strong>&nbsp;haline gelmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Bir bedenin organları gibidir"</strong>&nbsp;buyrulan Müslümanların tutumu ise, yürekler acısıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siyonist İsrail, çoluk çocuk demeden öldürüyor; bölgedeki en güçlü iki ülke olan Suudî Arabistan'ın lideri&nbsp;<strong>"Gazze benim umurumda değil"</strong>&nbsp;diyor; Mısır ise Müslümanların nefes borusunu sıkıyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İslâm ülkeleri"</strong>&nbsp;Pakistan ve Afganistan, mübarek Ramazan'da, İslâm düşmanı Hindistan ve İsrail adına birbirine giriyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evanjelist Siyonist ittifakın, İran üzerinden başlattığı yeni "Haçlı Seferi" ise, İslâm dünyasının tamamını yakacak bir ateşe dönüşüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira, "kutsal" dedikleri&nbsp;<strong>"Şiî lider"</strong>ini bile korumayı beceremeyen İran, ABD uçak gemileri ve İsrail yerine;&nbsp;<strong>"Anti-Şii"</strong>&nbsp;ülkelere füze yağdırıyor. Üstelik de&nbsp;<strong>"ABD üsleri"</strong>&nbsp;bahanesiyle, sivil hedefleri vuruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu saldırılar, bu altı ülkelerin ABD mahkumiyetini daha da artıracak; kazanan yine İsrail olacaktır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSLÂM ÜLKELERİ NEDEN BU KADAR PERİŞAN?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün acziyet ve zillet içerisinde sürünen coğrafya, Osmanlı Devleti yönetiminde&nbsp;<strong>"huzur diyarı"</strong>&nbsp;idi!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun sırrı ise devletin, gayrimüslimlere kadar uzanan&nbsp;<strong>"adalet"</strong>le; yani İslâmiyet'le<strong>&nbsp;</strong>yönetilmesiydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zaten Osmanlı Devleti de, Reşid Paşa'dan itibaren yoğunlaşan&nbsp;<strong>"Siyonist-Masonik"</strong>&nbsp;tahakkümün, İttihatçılarla birlikte yönetimi tamamen ele geçirerek İslâm'ı yok sayması sebebiyle parçalanmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Osmanlı enkazında kurulan devletlerin ise sadece adı&nbsp;<strong>"İslâm"</strong>dır. İngiltere, Fransa ve Amerika gibi emperyalistlerin tayin ettiği vesayetçiler yönetmektedir. Ve tamamı, "Haçlı patronları" ile birlikte İslâm düşmanı Yahudilere hizmet etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'da görüntü farklı olsa da sonuç aynıdır!&nbsp;<strong>"İran İslâm Cumhuriyeti"</strong>&nbsp;gerçekten İslâmî kriterlerle yönetilseydi, Suriye'de Müslüman katliamı yapmazlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>FATURAYI, "SAHİPSİZ" KALAN MÜSLÜMANLAR ÖDÜYOR!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu coğrafyadaki perişanlığın sebebi, Müslümanların&nbsp;<strong>"hamisiz"</strong>&nbsp;kalmasıdır. Çünkü bu devletler, Müslümanların menfaatine göre değil;&nbsp;<strong>"sahipleri"</strong>nin talimatına göre yönetilmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesela, Müslümanların emperyalist tahakkümden kurtulması için yıllardır&nbsp;<strong>"İslâmî ittifak"</strong>&nbsp;kurmaya çalışan Türkiye'yi,&nbsp;<strong>"İslâm Cumhuriyeti"</strong>&nbsp;İran'ın;&nbsp;<strong>"katili"</strong>&nbsp;İsrail'den daha büyük bir&nbsp;<strong>"düşman"</strong>&nbsp;olarak görmesinin gerekçesi nedir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakeza, bölgenin en güçlü ülkeleri olan Mısır ve Suudî Arabistan'ın, Türkiye'nin işbirliği çabalarına neden ısrarla burun kıvırır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şeyhlerin(!) yönettiği Birleşik Arap Emirlikleri, neden din kardeşi Türkiye'ye genetik düşmanlıkta inat ederken İsrail'in politikalarına hizmet ezikliği içindedir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa korkuya dayalı bu&nbsp;<strong>"vesayetçi"</strong>&nbsp;tutum, esaretlerini daha da artırmaktadır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu perişanlığın asıl sebebi, sinsi bir projeyle Hilafet'in kaldırılması ve Müslümanların sahipsiz kalmasıdır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>NEDEN BATI'NIN EN BÜYÜK DÜŞMANI "HİLAFET" İDİ?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngilizlerin öncülüğündeki Osmanlı düşmanlığının asıl sebebi, bütün sömürü coğrafyasında karşılarına dikilen Hilafet gücüdür!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özellikle Sultan Abdülhamid Han'ın, etrafındaki Masonik kuşatmaya rağmen, Müslüman ülkelerde Hilafet sayesinde sağladığı birlik ve beraberlik, emperyalistleri panikletmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngilizlerin&nbsp;<strong>"Abdülhamid nefreti"</strong>nin sebebi buydu. Ancak, Batı maşası İttihatçılar bunu, Abdülhamid Han'ı devirdikten sonra anlayabildi!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama günümüzdeki İttihatçılar hâlâ&nbsp;<strong>"İngiliz müstemlekesi"</strong>&nbsp;zihniyetinden kurtulamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şu "İngiliz tokatı"na rağmen...</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İttihatçı lideri Talat Paşa, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Mason arkadaşı Rıza Tevfik (Bölükbaşı) ile birlikte,&nbsp;<strong>"teşekkür"</strong>&nbsp;için İngiliz Sefaretine gitmiş; ancak kabul edilmemişlerdi. Sordukları her isim&nbsp;<strong>"Yok"</strong>&nbsp;dedirtmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tavrın sebebini, yıllar sonra gittiği Londra'da, "Yok" dedirtenlerden Lord Nicholson'a soran Rıza Tevfik, şu cevabı almıştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Desteklediğimiz Jön Türkler'den büyük bir netice bekliyorduk. 'İhtilâl olacak, Sultan da Hilafet de alaşağı edilecek' diye düşünüyorduk. Fakat ihtilâl yaptınız ama Sultan da Hilafet de yerinde duruyor. İşte bu sebeple soğuk karşılandınız."</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hilafet'i, İngilizler kadar bile anlayamayan Tevfik Bey,&nbsp;<strong>"Hilafet, Büyük İngiliz Devleti'ni neden bu kadar şiddetli ilgilendiriyor"</strong>&nbsp;diye sorunca, günümüzdeki İttihatçılara da ders niteliğindeki şu&nbsp;<strong>"ikinci tokat"</strong>ı yemişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Dostum! Biz Mısır'da ve Hindistan'da Müslümanları etki altına alabilmek için milyonlarca altın harcadık ama muvaffak olamadık. Hâlbuki Halife? Yılda bir selam-ı şahane ve Hafız Osman hattı Kur'an gönderiyor, bütün Müslümanları hudutsuz bir hürmet duygusu içinde emrinde tutuyor."[1]</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hilafet'in önemi hakkında başka söze hacet var mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"HİLAFET"İ KİME, NASIL KALDIRTTILAR?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">I. Dünya Savaşı, Osmanlı'dan; aslında Hilafetten kurtulma operasyonudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim hezimetten sonra, Aralık 1918'de toplanan Şark Konseyi'nde alınan bu karar, konsey başkanı Lord Curzon tarafından Lozan'da İsmet Paşa'ya dayatılmış; Lozan Antlaşması, Ankara'dan alınan&nbsp;<strong>"söz"</strong>&nbsp;sonrasında imzalanmıştı. (İlginç ayrıntılar,&nbsp;<strong>"Darbeden Beter Vesayetler"</strong>den okunabilir.)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uğruna savaşılan Hilafet, bu bedbaht imzadan sonra birden bire&nbsp;<strong>"Müslümanların ve Türklerin düşmanı bir heyula"</strong>ya dönüşüvermişti!<sup>&nbsp;</sup><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref2;"><sup>[2]</sup></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yüzden Saltanat kaldırılırken&nbsp;<strong>"Meclis, Hilafet'in istinatgâhıdır"</strong>&nbsp;diyerek, Hilafet'i&nbsp;<strong>"ebediyyen"</strong>&nbsp;himayesine alan I. Meclis, dayatmayla feshedilmiş ve atamayla oluşturulan&nbsp;<strong>"sahibinin sesi"</strong>&nbsp;II. Meclis; daha 1,5 yıl önce kendisine emanet edilen Hilafet'i kaldırmak için 102 yıl önce bugün 3 Mart 1924'te toplanmıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tek&nbsp;<strong>"bağımsız"&nbsp;</strong>mebus Zeki Bey,&nbsp;<strong>"Hilâfeti kaldırarak bu müthiş kuvveti düşmanların kucağına atmayalım"</strong>&nbsp;demişti ama CHP sıralarından gelen&nbsp;<strong>"Adi adam... İn aşağı"</strong>&nbsp;hakaretleriyle susturulmuştu!<a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref3;">[3]</span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Mankurtlar Fırkası"nın tek&nbsp;<strong>"cesur"</strong>&nbsp;mebusu Halid (Akmansü) Bey de,&nbsp;<strong>"Biz, İstiklâl mücadelesini verirken millete 'Vatanı ve Halife'yi kurtaracağız' dedik. 'TBMM, Hilâfet'in istinatgâhıdır' dedik"</strong>&nbsp;hatırlatması yapmış, bu&nbsp;<strong>"hıyanet"</strong>in kabul edilmesi üzerine Halk Partisi'nden istifa etmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref4;"><sup>[4]</sup></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"HİLAFET GİDECEK, MÜSLÜMANLAR ÖZGÜRLEŞECEK"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eleştirilere cevap vermek için kürsüye gelen Başvekil İsmet Paşa,&nbsp;<strong>"Müslümanlar tedirgin"</strong>&nbsp;uyarılarına karşı,&nbsp;<strong>"Makam-ı Hilâfet mevcut olmamakla, diyanet-i İslâmiye'nin icrasında bütün ahkâm ve muamelât tamam olacaktır; hiçbir eksik bulunmayacaktır. İslâmiyet, ilâmaşallah (sonsuza kadar) devam edecektir"</strong>&nbsp;sözü vermişti!<a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftnref5;"><sup>[5]</sup></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak, bu&nbsp;<strong>"söz"</strong>, bizzat sahipleri tarafından delinecekti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başvekil aynı konuşmasında,&nbsp;<strong>"Hilafet yüzünden Müslümanlar birbirini yemiştir. Biz, Müslüman milletlerin bağımsız olmasını istiyoruz"</strong>&nbsp;demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında İngilizlerin emri yerine getirilmişti. Nitekim, Müslümanların ne kadar "bağımsız" olduğu, yıllar geçtikçe daha iyi görülmüştü!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MÜSLÜMANLARA EN BÜYÜK DARBE VURULMUŞTU!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Hilafeti ilga"</strong>&nbsp;kararı yüzünden, imamesi koparılmış tespihe dönen Müslümanlar, emperyalistlerin oyuncağı oldu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü İslâmiyet, başıboşluğu ve belirsizliği men etmektedir. Yola çıkan üç kişiden birinin&nbsp;<strong>"lider"</strong>&nbsp;seçilmesini emreden İslâmiyet'in, Halifesiz bir gün geçirmeyi bile yasaklamasının hikmetini hâlâ anlayamamış olan İslâm âlemine yazıklar olsun!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hilafet'i&nbsp;<strong>"öcü"</strong>&nbsp;gibi görmek, beyinlerdeki Haçlı işgalinin sonucudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hilafet ile asla mukayese edemeyeceğimiz "Papa"lık, çocuk istismarlarına kadar uzanan bir bataklığın merkezi olduğu halde neden hâlâ el üstünde tutuluyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün Müslümanların çektiği sıkıntıların tamamı, Papanın (Haçlıların) meydanı boş bulmasındandır. Zaten Hilafet de bu yüzden kaldırılmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP bu hıyaneti yapmasaydı, bölgemizdeki operasyonlar bu kadar kolay gerçekleşemezdi. İslâm dünyası, Haçlı Siyonist tahakkümü altında inlemezdi!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn1;">[1]</span></a>&nbsp;Ahmet Kabaklı,&nbsp;<i>Temellerin Duruşması,</i>&nbsp;TEV Yayınları, İstanbul 1993, s. 136.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn2;"><sup>[2]</sup></span></a>&nbsp;<i>TBMM Zabıtları,</i>&nbsp;2. Dönem, 2. Yasama Yılı, 1. Birleşim, 1 Mart 1924, s.3-6.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn3;">[3]</span></a>&nbsp;<i>TBMM Zabıtları,</i>&nbsp;3 Mart 1924, s. 31; 32.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn4;"><sup>[4]</sup></span></a>&nbsp;<i>TBMM Zabıtları,</i>&nbsp;3 Mart 1924, s. 35-36.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/islam-ulkelerindeki-bu-perisanligin-sebebi-chpnin-ilga-operasyonudur-yazi-2000652/#0" target="_blank"><span style="mso-bookmark:_ftn5;"><sup>[5]</sup></span></a>&nbsp;<i>TBMM Zabıtları,</i>&nbsp;3 Mart 1924, s. 62.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/03/islam-ulkeleri-neden-perisan-1772606613.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
