<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Medya Mit</title>
        <link>https://www.medyamit.com.tr/</link>
        <description>Medya Mit</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>SEVILLA KADAR OLAMADINIZ!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sevilla-kadar-olamadiniz-1307</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sevilla-kadar-olamadiniz-1307</guid>
                <description><![CDATA[Sevilla’nın Hicrî 1448 yılı için yayımladığı mesaj sosyal medyada dikkat çekerken, Türkiye’de bazı ilahiyatçı ve reformist isimlerin bu konuda sessiz kalması tepki topladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İspanyol futbol kulübü Sevilla’nın Hicrî 1448 yılını kutlayan paylaşımı, sosyal medyada dikkat çeken bir tartışmayı beraberinde getirdi. Yapılan bir paylaşımda, Sevilla’nın yeni Hicrî yıl dolayısıyla mesaj yayımlamasına rağmen ilahiyat camiasından bazı isimlerin bu konuda herhangi bir paylaşımının görülmemesi tepki çekti.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sosyal medyada çokça getirilen eleştiride, Nurettin Yıldız ve Halis Aydemir’in yeni Hicrî yılın başlangıcına dair paylaşım yapıp yapmadığı sorgulandı. Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">“İspanyol futbol kulübü Sevilla bile Hicrî 1448 yılını kutlayan paylaşım yaparken, Nurettin Yıldız ve Halis Aydemir'in yeni Hicrî yılın başlangıcına dair herhangi bir paylaşımını göremedik. Acaba bunun özel bir sebebi mi var, yoksa Hicrî yılın girişinden haberleri olmadı mı?”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aslında söz konusu eleştiri yalnızca Nurettin Yıldız ve Halis Aydemir ile sınırlı değildi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Mustafa İslamoğlu, Mehmet Emin Özafşar ve Enbiya Yıldırım gibi isimlerin de yeni Hicrî yıl konusunda kamuoyuna yönelik bir mesaj paylaşmadığı görülüyordu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Mübarek geceleri kutlamayı bidat olarak gören bu reformist zihniyetin hicri yeni yıla bakışı da bir anlamda ortaya çıkmış oldu.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/sevilla-kadar-olamadiniz-1782037170.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>700 gemi Hürmüz&#039;den geçiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/700-gemi-hurmuzden-geciyor-1299</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/700-gemi-hurmuzden-geciyor-1299</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık 700 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçmekte olduğunu söylerken, "Gemiler Hürmüz Boğazı'ndan daha önce kimsenin görmediği bir hızla geçiyor" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Katar tarafından hediye edilen 400 milyon dolarlık Boeing 747-8 model uçağı, "Air Force One" koduyla bilinen yeni başkanlık uçağı olarak tanıttığı programda konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump: "Gemiler Hürmüz Boğazı'ndan daha önce kimsenin görmediği bir hızla geçiyor"<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık 700 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçmekte olduğunu söylerken, "Gemiler Hürmüz Boğazı'ndan daha önce kimsenin görmediği bir hızla geçiyor" dedi.<br>ABD Başkanı Donald Trump, Katar tarafından hediye edilen 400 milyon dolarlık Boeing 747-8 model uçağı, "Air Force One" koduyla bilinen yeni başkanlık uçağı olarak tanıttığı programda konuştu.<br>Burada İran ve Orta Doğu’ya ilişkin gelişmelere değinen Trump, yaklaşık 700 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçmekte olduğunu söylerken, "Gemiler Hürmüz Boğazı'ndan daha önce kimsenin görmediği bir hızla geçiyor" dedi. Trump, "Petrol her yere yayılmış durumda. Petrol fiyatlarının öyle düştüğünü göreceksiniz ki. Umarım şirketler bundan memnundur" ifadelerini kullandı.<br><br>"Biraz Venezuela alıyor, biraz biz alıyoruz"<br>ABD’nin çok sayıda zafer elde ettiğini de sözlerine ekleyen Trump, "Venezuela’da büyük bir zafer elde ettik. Şu an oradaki yönetimle gerçekten çok iyi durumdayız. Büyük şirketlerin hepsi orada. Petrol şirketleri sondaj kuleleri kuruyor. Savaşın maliyetini kat kat fazlasıyla çıkardık. Biz yönetiyoruz" dedi. Venezuela’nın çok mutlu bir ülke haline geldiğini söyleyen Trump, "Çünkü daha önce hiç bu kadar para kazanmamışlardı. Biraz Venezuela alıyor, biraz biz alıyoruz" dedi.<br><br>"Venezuela yüzünden biraz şımardık ama"<br>ABD’nin dünyanın en büyük ordusuna sahip olduğunu savunan Trump, "Bunu İran’da gördünüz. Neredeyse bir hafta içinde donanmalarının tamamını etkisiz hale getirdik. Tüm hava kuvvetlerini, füze savunma sistemlerini, radarlarını. Her şeyi etkisiz hale getirdik" dedi. İran’a yönelik operasyonun da oldukça hızlı tamamlandığını ve bazı medya kuruluşlarının yeterince hızlı olmadığını savunabileceğini kaydeden Trump, "Yaklaşık bir hafta sürdü. Venezuela yüzünden biraz şımardık ama bu operasyona eşdeğer hatta eşit olduğunu söyleyebilirim" dedi. Trump, "Dün gece imzalanan bir anlaşmamız var. Onlara 60 gün süre verildi. Anlaşma yapmak zorundalar. Aksi halde hoşlarına gitmeyecek şeyler yapacağız. Fakat durumun o noktaya geleceğini sanmıyorum. Bence her şey çok iyi olacak" dedi.<br>ABD Başkanı Trump, "Eğer bunu yapmak zorunda kalırsak, o zaman petrolün boğazdan bu kadar hızlı çıktığını göremezsiniz. Zira milyar dolarlık gemilerin sahipleri, üzerlerinden füzelerin uçmasından hoşnut olmaz. Suların mayınlarla dolu olmasından da hoşnut olmazlar" şeklinde konuştu.<br><br>"Dünyanın en lüks uçağı olarak kabul ediliyor"<br>Katar tarafından kendisine hediye edilen uçağa ilişkin olarak Trump, "Biraz sıkışmış durumdaydık ve bekliyorduk. Benim "sıradan (Boeing) 747" dediğim uçakları bekliyorduk. Ben de Katar Emirine "Yeni aldığınız 747’yi kullanabilir miyiz?" diye sordum. İlk duyduğumuzda uçağın sadece 800 saat uçuşu olduğunu öğrendik. Bu, neredeyse yepyeni bir uçak demek" dedi. Trump, Katar Emirine "Bizim uçaklarımız oldukça yaşlı, bir süre sizinkini kullanmak isteriz" dediğini aktardı.<br>Yeni başkanlık uçağının çok özel olduğunu ve "dünyanın en lüks uçağı" kabul edildiğini söyleyen Trump, "Yapıldığı dönemde muhtemelen bir daha hiç görülmeyecek bir seviyede üretildi" dedi. Trump, Katar tarafından hediye edilen uçağın bazı değişikliklere tabi tutularak "uçan bir Beyaz Saray’a dönüştürüldüğünü" söyledi. Trump, eski başkanlık uçağı VC-25A’nın G7 zirvesinden dönüş ile son yolculuğunu yaptığını ve muhtemelen müzeye çevrileceğini de açıkladı.<br><br>"Türkiye’yi ziyaret edeceğim"<br>Çok uçak seyahati gerçekleştirdiğinden bahseden Trump, "Türkiye’yi ziyaret edeceğim. Yılın bir noktasında tekrar Çin’e gideceğim. Başkan Xi eylülde buraya geliyor, ancak Çin’de düzenlenecek büyük bir konferans için yeniden Çin’e gideceğim" dedi.<br><br>"Başkan Xi’den İran’a karışmamasını rica ettim"<br>Açıklamaları sırasında Çin’e İran konusundaki tutumu için bir kez daha teşekkür eden Trump, "Başkan Xi’den İran’a karışmamasını rica ettim. Petrolün yüzde 50’sini bu boğazdan alıyorlar ama kendisinden müdahil olmamasını istedim. O da olmadı. Aslında bu çok nazik bir davranış. Bu yüzden bunu takdir ediyorum" dedi.<br><br>"Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışıyoruz"<br>Kendi yönetiminden önce Ukrayna’ya yapılan silah hibelerine eleştirilerini sürdüren Trump, kendi döneminde Ukrayna’ya sağlanan silah ve ekipmanın parasının ödendiğine işaret etti. Trump, "Ve Avrupalılarla birlikte Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışıyoruz. Bunun bittiğini görmek istiyorum. Çok sayıda insan ölüyor. Geçen hafta çoğu asker olmak üzere 34 bin kişinin öldüğü bildirildi" dedi.<br>Ukrayna’daki savaşı sona erdirmenin tahmininden zor olduğunu gördüğünü vurgulayan Trump, "Yine de bunu başaracağız" dedi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/700-gemi-hurmuzden-geciyor-1781938213.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu sessizlik neden</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/bu-sessizlik-neden-1298</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/bu-sessizlik-neden-1298</guid>
                <description><![CDATA[Hicri 1448 yılına girdik. Ülkemizde miladi yıla girerken yapılan hazırlıklar ve o geceki heyecanı düşündüğümüzde hicri yılımızla ilgili programlar son derece sönük kalmaktadır. Belki kahir ekseriyet tarafından duyulmamaktadır bile.
Bu sessizlik ve bu duyarsızlık nedendir?
Efendim artık hicri takvimi kullanmıyoruz diyebilirsiniz.
Fakat hicri yeni yıl bize şanlı Peygamber efendimizin hicretini bildirmektedir. İslam tarihinin en önemli olayıdır. Dolayısıyla her hicri yeni yıla giriş bize Peygamber efendimizin hicretini hatırlatmalıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Hicri 1448 yılına girdik. Ülkemizde miladi yıla girerken yapılan hazırlıklar ve o geceki heyecanı düşündüğümüzde hicri yılımızla ilgili programlar son derece sönük kalmaktadır. Belki kahir ekseriyet tarafından duyulmamaktadır bile.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sessizlik ve bu duyarsızlık nedendir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Efendim artık hicri takvimi kullanmıyoruz diyebilirsiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fakat hicri yeni yıl bize şanlı Peygamber efendimizin hicretini bildirmektedir. İslam tarihinin en önemli olayıdır. Dolayısıyla her hicri yeni yıla giriş bize Peygamber efendimizin hicretini hatırlatmalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca hicri takvim gündemimizden tamamen düşmüş değildir. Bütün dinî günlerimiz ve gecelerimiz hicri takvime göre yaşanmaktadır. Üç aylar ve kandil günleri hicri takvime göre kutlanmakta ve değerlendirilmektedir. Her yıl dinî hayatımızın en önemli bir devresini idrak ettiğimiz Ramazan-ı şerifi bu takvime göre eda etmekteyiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumda o takvimi hatırda tutmak önemlidir. Fakat asıl önemlisi o gece veya haftada bu vesile ile Peygamber efendimizi anmalı, hicrette yaşananları bilmeli ve ondan dersler çıkarmalıyız.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gençlerimize hicreti anlatmalıyız. Zira hicrette o kadar büyük ibretler ve dersler vardır ki….<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Batı bize cadılar gününü bile empoze ederken bizim hicreti ve hicri yeni yılı özel programlarla anmamamız büyük bir züldür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyelim ki devlet yetkilileri bigâne kaldılar. Peki Diyanet ve müftülükler belki bir hafta hicri yeni yılı konuşmalı değil midir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onu gündemimizde tutmak ve bu vesile ile Peygamber efendimizi anmak neden düşünülmez. İmam Hatiplerde, ilahiyatlarda neden programlar yapılmaz. TV’ler neden anmaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öncelikle hicretin şartlarını bilmek gerekir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber efendimiz sadece aldığı ilahi mesajı insanlara iletiyordu. İnsanları hak yola davet ediyordu. Müşrikler onun kabul edilmesine dahi tahammül edemediler. Zayıf Müslümanlara karşı korkunç eziyetlerde bulundular. Peygamber efendimize karşı her türlü hakareti reva gördüler. Sonunda Mekkeli müşriklerin Müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hâl aldı. Bu durum karşısında Müslümanlar Sevgili Peygamberimize başvurarak hicret için izin istediler. Şanlı Peygamberimiz onlara:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Sizin hicret edeceğiniz yurdun, iki kara taşlık arasında hurmalık bir şehir olduğu bana gösterildi ve bildirildi. Orası Yesrib (Medine)dir. Oraya hicret ediniz. Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin. Yüce Allah onları size kardeş yaptı ve Medine’yi size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt yaptı” buyurarak müjdeyi verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Artık Mekkeli Müslümanlar bölük bölük gizlice Medine’ye hicret etmeye başladılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şeytani plan!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müşrikler, önce Müslümanların peyderpey Mekke’yi terk etmesini kendi başarıları addedip sevinmişlerdi. Ancak Mekke’nin Müslümanlarca tamamen boşatılması karşısında dehşete düşmeye başladılar. Zira Medine’de güçlenecek olan Müslümanların kendileri için büyük tehdit olabileceklerini ancak kavrayabilmişlerdi. Bu durumda Hazreti Muhammed aleyhisselamın yaşadıkça İslamiyet’in yayılmasını önleyemeyeceklerini anladılar. Kesin bir karara varabilmek için Darünnedve’de toplandılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Darünnedve esas itibarıyla bir asiller meclisiydi. Bu meclise Kusayoğulları’ndan başka Mekke’deki Kureyş boylarının kırk yaşından yukarı başkanları katılabilirdi. Burası her türlü savaş ve barış kararının alındığı, ticari ve evlilik törenlerinin yapıldığı, ticaret kervanlarının düzenlenme ve hareket kararı gibi bütün önemli meselelerin görüşüldüğü ve kararlaştırıldığı bir yerdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mekkeli müşriklerin liderleri bu defa Peygamber efendimizin akıbetini tayin için Ebû Cehil’in teklifi üzere Darünnedve’de gizli bir toplantı gerçekleştirdiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rivayete göre şeytan da Necidli bir şeyh olarak toplantıya katılmıştı. Tartışmalar sırasında öne sürülen Hazreti Peygamber’in hapsedilmesi veya Mekke’den sürülmesi gibi fikirlerin yanlışlığı hakkında müşrikleri ikna etti. Ebû Cehil ise bütün kabilelerden birer kişinin seçilip Muhammed aleyhisselamın öldürülmesi teklifinde bulundu. Böylece olayın ileride kan davasına dönüşmesi engellenecekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müşriklerin planladıkları bu suikast, Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla Hazreti Peygambere bir ayetle bildirildi. “Ve kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah, tuzak kuranların en iyisidir (Enfal suresi: 30).”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müslümanlar Medine’ye peyderpey hicret ettiğinden Mekke’de hapsedilen, hasta ve aciz olanlar hariç Peygamber efendimiz, Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali dışında kimse kalmamıştı. Hazreti Ebubekir de Mekke’den hicret etmek niyetindeydi. Ancak Peygamberimiz ona “Acele etme; bakarsın Allah sana hicret için bir yoldaş verir!” dediğinden dolayı bekliyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonunda Cebrail aleyhisselam hicret müjdesiyle geldiğinde “Yâ Muhammed, Bu akşam kendi yatağında yatma” diyerek tembihledi. Hazreti Peygamber bu müjdeyi alır almaz, önce Hazreti Ebubekir’e durumu bildirdi ve gece yarısı Medine’ye yola çıkmak için hazırlanmasını istedi. Hazreti Aişe, babası Hazreti Ebubekir’in Peygamber efendimize yoldaş olacağı müjdesini alınca sevincinden ağladığını anlatmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber efendimiz o sıralarda 22 yaşında bir delikanlı olan Hazreti Ali’ye vaziyeti anlattı. O, gece kendi yatağında yatmasını, ertesi gün de kendisine teslim ettiği emanetleri sahiplerine ulaştırıp Medine’ye gelmesini buyurdu. Hazreti Ali, gece olunca Peygamber efendimizin yatağına girdi ve yeşil hırkasını üzerine örtüp uyudu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sırada suikast için toplanan cellat müşrikler gecenin üçte biri geçince Resûlullah’ın evinin önünde sessizce toplanıp beklemeye başladılar. Gecenin karanlığı bitmeden Muhammed aleyhisselam evden çıktı yerden bir avuç toprak aldı ve Yasin suresinden “Onların önlerinden ve arkalarından birer set çektik de onları kapattık, artık göremezler!” ayetini okuyup müşriklerin yüzüne doğru saçtı, aralarından geçip gitti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müşrikler Hazreti Muhammed’in gidişini görememişlerdi. Sabahleyin, öldürmek maksadıyla eve girdiklerinde yataktakinin Hazreti Ali olduğunu gördüler. Öfkeyle kendisini tartaklayıp bir süre hapsettiler. Hazreti Peygamber’i bulana yüz deve vadettiler. Mekke altüst edildi ise de bulamadılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hicret</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgili Peygamberimiz evinden ayrıldıktan sonra Hazreti Ebubekir’in yanına gitti ve beraber yola koyuldular. Peygamberimiz, ana yurdundan ayrılırken, bir tepede durup Mekke için şöyle demişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Mekke, ey kutlu şehir, Kâbe mükerrem belde! Sevdiğimsin, seni vallahi mübarek bilirim. Şayet kavmim çıkarmasa idi senden asla ayrılmazdım”.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber efendimiz, Hazreti Ebubekir ile gece bitmeden Sevr Dağı’ndaki daracık bir mağaraya ulaştılar. Hazreti Ebubekir her tehlikeden emin olmak için önce mağaraya girdi. İçeriyi temizleyip bütün delikleri kapattı. Sonra Peygamber efendimizi mağaraya davet etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sırada Mekkeli müşrikler iz sürerek mağaraya yaklaşmakta idiler. Derhâl mağaranın önünde bir çift güvercin yuva yaptı ve yumurtladı. Bir örümcek de mağaranın ağzına ağ ördü. Müşrikler, mağara önüne geldiklerinde konuşmaları içeriden duyulmaya başlamıştı. Hazreti Ebubekir, endişe ve heyecanla “Ya Resûlullah, eğilip baksalar, bizi görecekler,” deyince Peygamberimiz “Üzülme, Allah bizimledir”, (Tevbe/40)” buyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim güvercin yuvasını ve örümcek ağlarını gören Kureyşliler mağaranın içine bakmanın gereksiz olduğunu düşünerek bırakıp gittiler. Allah’ın yardımıyla örümcek ağı ve güvercin yuvası gibi iki zayıf nesne, müşriklerin kötülüğüne engel olan güçlü birer silah olmuştu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hıfz-ı Hüdâ bir kula oldukda yâr<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ez’âf-ı eşyâ olur âhen hisâr<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Cenâb-ı Hakk kulunu korumak isterse zayıf eşyayı bile demirden bir kale gibi düşmana engel hâline getirir)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber efendimiz ve Hazreti Ebubekir, Sevr Mağarası’nda üç gece kaldılar. Sonra ücretle gizlice anlaştıkları müşrik ama usta bir rehber olan Abdullah b. Uraykıt’ın yol göstermesiyle Medine’ye doğru yola çıktılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yolda fukara bir bedevî olan Ümmü Mabed’in çadırına uğradılar. Burada sütsüz, cılız bir koyundan mucize gösterip süt sağan Peygamber efendimize hayran olan bu karı koca daha sonra Müslüman oldular.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kutlu yolculukta daha pek çok harikulade olaylar yaşandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber efendimizin gelmekte olduğu işitilince, Medine’de büyük bir sevinç dalgası her tarafı sardı. Müslümanlar onu karşılamak için yollara düştüler. Sevgili Peygamberimiz Kuba’ya gelince orada ilk mescidi yaptırdı. Kuba’da on gün kaldıktan sonra Medine’ye hareket ettiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cuma günü Ranuna Vadisi’nden geçerken öğle olmuştu. Peygamberimiz cuma namazının farz olduğunu bildirdi ve orada ilk cuma namazını kıldırdı. Medine’ye varınca görülmemiş bir sevgi ve tezahüratla karşılandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Medine’nin ileri gelenleri, Kusva adındaki devesinin yularından tutup Resulullah efendimizi hanelerine davet ediyorlardı. Peygamberimiz “Devemin yularını bırakınız. O memurdur. Kimin evinin önünde çökerse, orada misafir olurum” buyurdular. Herkeste meraklı bir bekleyiş oluşmuştu. Kusva nihayet bugünkü Mescid-i şerifin kapısının bulunduğu yere çöktü. Halid bin Zeyd ebu Eyyubü’l-Ensari hazretleri sevinçle: “Ya Resulallah! Benim evim buraya en yakındır” diyerek hanesini işaret etti ve oraya davet etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hicret yolculuğu bu şekilde son bulmuştu. Şimdi Medine’de İslam devletinin temelleri atılacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/bu-sessizlik-neden-1781937783.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşi bitti</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/isi-bitti-1286</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/isi-bitti-1286</guid>
                <description><![CDATA[ABD ile İran arasında varılan mutabakat, İsrail yönetimini küplere bindirdi. İsrail basını, varılan anlaşma nedeniyle Tel Aviv'in hayal kırıklığına uğradığını yazdı. Haaretz gazetesinde yer alan “Netanyahu’nun işi bitti” başlıklı haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğinin ciddi şekilde sorgulandığı belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ile İran arasında varılan mutabakat, İsrail yönetimini küplere bindirdi. İsrail basını, varılan anlaşma nedeniyle Tel Aviv'in hayal kırıklığına uğradığını yazdı. Haaretz gazetesinde yer alan “Netanyahu’nun işi bitti” başlıklı haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğinin ciddi şekilde sorgulandığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ile İran arasında anlaşmaya varılan mutabakat, İsrail’de siyasi ve güvenlik çevrelerinde sert tartışmaları beraberinde getirdi. İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, anlaşmanın Tel Aviv yönetiminde öfkeye yol açtığı belirtilirken, Haaretz gazetesi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için “Netanyahu’nun işi bitti" başlığını kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“NETANYAHU’NUN İŞİ BİTTİ”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Netanyahu’ya yönelik son derece sert bir analiz yayımladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazete, “Netanyahu’nun işi bitti. Siyasi, hukuki ve kamuoyu nezdinde. Sağlığı da pek iyi değil. Ülkesi bitkin ve sarsılmış durumda” ifadelerine yer verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde, Netanyahu’nun yıllardır İsrail siyasetinin merkezine yerleştirdiği “İran tehdidi” söyleminin beklenen sonucu vermediği savunuldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haaretz, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la uzlaşı arayışının İsrail açısından stratejik bir başarısızlık olarak görüldüğünü kaydederken, Tel Aviv’in kendisini yalnızlaşmış ve hareket alanı daralmış bir pozisyonda bulduğunu yazdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“ÖFKE KRİZLERİ YAŞADI”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazetenin analizinde Netanyahu’nun son dönemde art arda öfke patlamaları yaşadığı da belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yazıda, Netanyahu’nun mahkemedeki sorgusunun ardından uzun bir suçlama konuşması yaptığı, ayrıca kabine toplantısında İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı’na tepki gösterdiği ve Genelkurmay Başkanı’nı sert şekilde eleştirdiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“İSRAİL MÜZAKERELERİN DIŞINDA KALMAKTAN KORKUYOR”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail basınındaki yorumlarda, Tel Aviv’in asıl kaygısının ABD ile İran arasında yürütülen süreçte etkisini kaybetmek olduğu ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analistler, Washington ile Tahran arasındaki temasların ilerlemesi halinde İsrail’in müzakerelerin şekillenmesinde belirleyici rol oynayamayabileceğini ve bunun Netanyahu'nun liderliği üzerinde yeni baskılar oluşturabileceğini savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail kamuoyunda ve medyasında tartışmalar sürerken, gözler&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/netanyahu" target="_blank">Netanyahu</a>’nun önümüzdeki dönemde atacağı adımlara çevrildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“İRAN EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİNDEYDİ”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;merkezli Bhol gazetesinin aktardığına göre, bu hafta gerçekleştirilen kabine toplantısına katılan üst düzey güvenlik yetkilileri, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın petrol depolama kapasitesinin sınırına ulaştığını öne süren yetkililer, limanlarda bekleyen eski tanker ve gemilerin depolama alanı olarak kullanılmaya başlandığını iddia etti. Kaynakların iddiasına göre bu durum, Tahran yönetiminin petrol üretimini azaltmak zorunda kalmasına yol açtı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin uyguladı ablukanın sürmesi halinde İran ekonomisinin geri dönüşü olmayan bir sürece girebileceğini savunan yetkililer, “Amerikalılar ablukayı sürdürseydi, İran buna dayanamazdı” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililere göre, mutabakat kapsamında petrol ihracatına yönelik yaptırımların 60 gün süreyle askıya alınmasının gündeme gelmesiyle birlikte Tahran’ın yeniden nefes alma fırsatı yakalayacağı kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'ın elde edeceği kaynakların Tahran yönetimi için "ağrı kesici" olacağını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/isi-bitti-1781769997.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşte 14 madde</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iste-14-madde-1277</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iste-14-madde-1277</guid>
                <description><![CDATA[Arap basını, ABD ile İran arasındaki savaşı sonlandırmayı ve yaptırımları kaldırmayı öngören anlaşmanın detaylarını sızdırdı. 14 maddelik anlaşma metni, Lübnan dahil tüm bölgede askeri hareketliliğin derhal durdurulmasını, karşılıklı deniz ablukalarının kaldırılmasını ve İran'a yönelik uluslararası yaptırımların tamamen sonlandırılmasını öngörüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Arap basını, ABD ile İran arasındaki savaşı sonlandırmayı ve yaptırımları kaldırmayı öngören anlaşmanın detaylarını sızdırdı. 14 maddelik anlaşma metni, Lübnan dahil tüm bölgede askeri hareketliliğin derhal durdurulmasını, karşılıklı deniz ablukalarının kaldırılmasını ve İran'a yönelik uluslararası yaptırımların tamamen sonlandırılmasını öngörüyor.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Dünyanın gözü ABD ile&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;arasındaki anlaşmaya çevrilmişken Arap basını anlaşmanın detaylarını paylaştı. El Arabiya'nın haberine göre, söz konusu mutabakat kapsamında&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/washington" target="_blank">Washington</a>&nbsp;yönetiminin, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık bir fonu garanti edeceği öne sürülürken; Tahran yönetiminin ise nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt ederek&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/basra-korfezi" target="_blank">Basra Körfezi</a>'ndeki ticari gemi trafiğini güvence altına alacağı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla onaylanması planlanan nihai anlaşma öncesinde, İran'ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılması ve petrol ihracatına yönelik bankacılık muafiyetlerinin ivedilikle devreye alınması da taslakta yer alan maddeler arasında gösterildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İşte ABD-İran arasındaki 14 maddelik o anlaşma:</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1-İran ve ABD, mevcut savaştaki müttefikleriyle birlikte, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasıyla, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı güç kullanma veya güç kullanma tehdidinden kaçınacaklarını taahhüt ederler. Nihai anlaşma, bu maddenin ve geri kalan maddelerin hükümlerini teyit edecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2-İran ve ABD, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmaktan kaçınmayı taahhüt ederler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3-İran ve ABD, karşılıklı rıza ile uzatılabilecek şekilde, en fazla 60 günlük bir süre içinde müzakere etmeyi ve nihai bir anlaşmaya varmayı taahhüt ederler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">4- Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından ABD, deniz ablukasını kaldıracak, İran'a yönelik her türlü müdahale veya engellemeyi önleyecek ve en fazla 30 gün içinde trafiği tam kapasitesine geri döndürecektir; gemi trafiği, İran tarafındaki savaş öncesi trafik hacmiyle orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini çevre bölgelerden çekmeyi taahhüt eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">5-İran, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanması üzerine, teknik engellerin kaldırılması ve mayınların İran tarafından etkisiz hale getirilmesi ihtiyacını göz önünde bulundurarak, Basra Körfezi'nden&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/umman-denizi" target="_blank">Umman Denizi</a>'ne ve tersi yönde ticari gemilerin hareketinin 30 gün içinde savaş öncesi hacme dönmesini sağlamak için derhal adımlar atacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, en az 300 milyar dolarlık finansmanı garanti altına alırken, İran'ın rehabilitasyonu ve ekonomik kalkınması için her iki tarafça üzerinde mutabık kalınan kapsamlı bir plan oluşturmayı taahhüt eder. Bu planin nihai anlaşmanın bir parçası olarak uygulanma mekanizması 60 gün içinde formüle edilecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">7- ABD, BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları ile hem birincil hem de ikincil tüm tek taraflı ABD yaptırımları dahil olmak üzere, İran'ın şu anda karşı karşıya olduğu her türlü yaptırımı nihai anlaşmanın bir parçası olarak üzerinde mutabık kalınacak bir takvime göre sona erdirmeyi taahhüt eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">8-İran, asla nükleer silah üretmeyeceğini yineler. İran ve ABD, zenginleştirilmiş malzemenin akıbetinin ve İran'ın nükleer ihtiyaçları da dahil olmak üzere karşılıklı olarak üzerinde mutabık kalınan diğer tüm nükleerle ilgili konuların nihai bir anlaşmada yeterli şekilde ele alınması konusunda anlaşmışlardır; nihai anlaşma bu maddenin hükümlerini teyit edecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">9- İran ve ABD, nihai bir anlaşmaya varılana kadar mevcut durumu koruyacakları konusunda mutabıktırlar: İran nükleer programındaki mevcut durumu koruyacak, ABD ise İran'a yeni yaptırımlar uygulamayacak veya bölgedeki kuvvetlerini takviye etmeyecektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">10- ABD, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların kaldırılacağı tarihe kadar, ABD Hazinesi'nin İran ham petrolü, petrokimya ürünleri ve bunların türevleri ile bankacılık, sigorta, taşımacılık vb. dahil olmak üzere ilgili tüm hizmetlerin ihracatı için muafiyetler tanıyacağını taahhüt eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">11- ABD, nihai bir anlaşmaya yönelik müzakerelerin ilerlemesi ışığında, Iran'ın dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlarının ve varlıklarının serbest bırakılacağını ve tamamen erişilebilir hale getirileceğini taahhüt eder. İster ana hesapta tutulsun ister transfer edilmiş olsun, bu fonlar İran Merkez Bankası tarafından belirlenen herhangi bir nihai lehtar ödemesi için kullanılacak ve kullanım için tamamen hazır olacaktır. ABD, bu doğrultuda gerekli tüm izin ve lisansları çıkarmayı taahhüt eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">12-İran ve ABD, nihai anlaşmanın başarıyla uygulanmasını ve gelecekteki taahhütleri denetlemek üzere bir uygulama mekanizması kurulması konusunda mutabıktırlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">13- Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasını takiben ve bu Mutabakat Zaptı'nın 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanmaya başlandığına ve bu adımların uygulanmasının devam ettiğine dair güvencelerin alınması üzerine İran ve ABD, yalnızca geri kalan Maddelere ilişkin bir Nihai Anlaşma için müzakerelere başlayacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">14- Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/iste-14-madde-1781677530.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslamoğlu&#039;nun iftiraları</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/islamoglunun-iftiralari-1262</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/islamoglunun-iftiralari-1262</guid>
                <description><![CDATA[Bir kişiye millet tarafından bir nam verildiyse elbette o boş yere değildir. Onun mutlaka bir hikâyesi, bir değeri, bir geçmişi vardır. Eskiden lakap ve ünvanlar durduk yere rastgele verilmezdi. Sultan I. Mehmed Han’a "Fatih", I. Süleyman Han’a "Kanuni", I. Selim Han’a "Yavuz", II. Bayezid Han’a "Veli" ve IV. Mehmed Han’a "Avcı" lakaplarının verilmesinde onların en önemli özellikleri veya icraatları rol oynamıştır...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/iftira-furyasi-1796469" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/iftira-furyasi-1796469</a></p><p class="MsoNormal"><strong>“Kişi, namı ile işler işi”</strong>&nbsp;demişler. Bir kişiye millet tarafından bir nam verildiyse elbette o boş yere değildir. Onun mutlaka bir hikâyesi, bir değeri, bir geçmişi vardır. Eskiden lakap ve ünvanlar durduk yere rastgele verilmezdi. Sultan I. Mehmed Han’a&nbsp;<strong>"Fatih"</strong>, I. Süleyman Han’a&nbsp;<strong>"Kanuni"</strong>, I. Selim Han’a&nbsp;<strong>"Yavuz"</strong>, II. Bayezid Han’a&nbsp;<strong>"Veli"</strong>&nbsp;ve IV. Mehmed Han’a&nbsp;<strong>"Avcı"</strong>&nbsp;lakaplarının verilmesinde onların en önemli özellikleri veya icraatları rol oynamıştır...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçtiğimiz günlerde&nbsp;<strong>Mustafa İslamoğlu</strong>, II. Bayezid Han’ı ele alarak iftiraları ardı arkasına sıralıyordu. Tabii bilhassa onun&nbsp;<strong>“Veli”</strong>&nbsp;ünvanına alayla atıf yaparak, bırakın veli olmayı bütün kötü ve adi sıfatları kendisine yapıştırıyordu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan hesap gününe hiç mi inanmaz! Hiçbir veriye, bilgiye ve kaynağa dayanmadan bu denli iftiralar nasıl atılır insanın aklı ve havsalası almıyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Videosunda şöyle konuşuyordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Padişahların içinde bir tanesine 'veli' namı sanı verilmiştir. Kimdir o Bayezid-i Veli, Fatih'in oğlu. Fatih'in katili olan oğlu. Bu herif iki tane kardeş katili iki tane evlat katili iki tane torun katili. Seri katil ama veli nasıl veli oldu, bunu kim veli ilan etti? Fatih tarikatlara dağıtılmış her birinde bir devlet kurulacak büyüklükte olan çok değerli verimli arazileri geri aldı devletleştirdi. Çünkü devlet içinde devlet ve ali kıran baş kesen oluyorlardı. Fatih sen misin bunu yapan ne oldu Fatih'i zındık ilan ettiler ve bu ilan etme oğullarının diline de yansıdı. Fatih için Fatih'in oğlunun kullandığı kelime mülhid, dinsiz. Babası için niye dinsizmiş diye soruyorsunuz resmini yaptırdı, aman ne büyük günah. Babasının resimlerinin bir kısmını kendisi yaktırmış kafaya bakar mısınız! Fakat hani sofu mofu mu zannediyorsunuz, Edirne sarayında vur patlasın çal oynasın içki işret ve dahası aklınıza gelen gelmeyen her türlü pislik her türlü yol var herifte…”</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">II. Bayezid Han’ın, kardeş katli kanunnamesine dayanarak öldürttüğü kardeşleri ve onların oğulları dışında şu cümlelerde bir tane doğru bilgi yoktur. Bunlara hakaret falan da denemez. Bunlar en çirkin iftiralardır. İslamoğlu’nun bu ifadelerine tek bir kaynak göstermesi muhaldir. Fakat hızını da alamıyor aklınıza gelen gelmeyen her türlü pislik var herifte diyerek tahayyül sınırlarınızı da zorluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peygamber Efendimizin müjdesine nail olmuş Fatih Sultan Mehmed Han’ı kim nerede zındık ilan etmiştir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">II. Bayezid Han babasına nerede ve niçin mülhid demiştir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tarikat liderlerine devlet kuracak büyüklükte arazileri kim vermiştir? Fatih hangi tarikat büyüklerinden hangi topraklarını almıştır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">II. Bayezid babasının hangi resmini yaktırmıştır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Edirne Sarayı'ndaki içki işret âlemlerini nerede görmüştür?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Akıl alır gibi değil. Bu kişi on cümlede on iftira atabilmek eğitimini nerede almıştır acaba?!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Utanmadan sıkılmadan bir padişaha en çirkin iftiralarda bulunan birinin hangi sözüne itibar edilir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Cihadına, eserlerine ve ahlakına kör olmak!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan böyle bir videoyu dinlerken,&nbsp;<strong>“Aman ya Rabbi, bu neyin kinidir, neyin nefretidir ve neyin husumetidir!"</strong>&nbsp;demekten kendini alamıyor. II. Bayezid Han hakkında böyle bir değerlendirmeyi kendi çağında kendisinin en azılı düşmanları dahi kurmamıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu noktada düşündüğümüzde Osmanlı’nın Ehl-i sünnet itikadına olan bağlılıklarından başka bir şey göremiyoruz ve düşünemiyoruz. Seyit Kutup, Mevdudi, Hamidullah, Ali Şeriati, Fazlurrahman gibi mezhepsizlerin dindeki hatalarını söylediğimizde ortalığı velveleye verenlerin bu büyük Türk hakanına akılalmaz iftiralarla saldırılırken en küçük bir itirazlarını duyamıyorsunuz!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Seyit Kutup mücadele adamı diye din adına yaptığı yıkımları dahi görmezden gelenler, II. Bayezid Han’ın cihadına gözlerini kapamaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun Kili, Akkerman, Modon, Koron, İnabahtı ve Navarin fetihlerine, Endülüs’te acımasızca kılıçtan geçirilen Müslümanları kurtarma adına yaptığı büyük mücadelesine bîgane kalmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Amasya’da, Edirne’de, İstanbul’da yaptırdığı muazzam külliyeleri ve imparatorluğun yüzlerce noktasında inşa ettirdiği dinî, ilmî ve sosyal müesseseleri görmezden gelmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sultan’ın ulema ve sanatkârlara karşı koruyucu tutumu bütün kaynaklarda belirtilir. Öyle ki, II. Bayezid Han’ın teşvik ve desteğiyle yürütülen kültürel çalışmalar sonucunda İstanbul sadece Osmanlı değil bütün İslam beldelerinin kültür merkezi konumuna yükselmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sehi Bey kendisini anlatırken&nbsp;<strong>“Salih, dindar, doğruların ve âlimlerin dostu, şiire ve inşaya âşina, marifet ehline karşı alakadar, adalet ve cömertlikte eşi bulunmaz, hayır sahibi bir padişahtır”</strong>&nbsp;diyerek tavsif etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neticede ilim sahibi, takva, adalet ve merhametten ayrılmayan vakarlı ve hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için kendisi bihakkın kaynaklarda&nbsp;<strong>“Veli”</strong>&nbsp;lakabı ile anılmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">II. Bayezid Han’ın şiirlerinde görülen en mühim bir vasfı da sevgili Peygamber Efendimize duyduğu büyük muhabbettir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şaşı olanlar doğruyu eğri görürler!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şiirlerinde&nbsp;<strong>"Adlî"</strong>&nbsp;mahlasını kullanan II. Bayezid Han&nbsp;<strong>“Fi Na’t-i Seyyidi’l-enâm ‘aleyhi’t-tahiyyeti ve’s-selâm”</strong>&nbsp;başlıklı gazelinde Resule duyduğu muhabbeti büyük bir iştiyakla dile getirmiştir. Onun bu gazelinde terennüm ettiği&nbsp;<strong>"Aşk-ı Resûl"</strong>ü anlamaya çalışalım:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Muhammed-i ‘Arabî kim Resûl-i ekmeldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Takarrüb ile kamu enbiyâdan efdaldur</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(En mükemmel peygamber olan Muhammed-i Arabi, Allah’a yakınlıkta bütün nebilerin en faziletlisidir.)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Kalan resûllerün kavmineydi da’veti çün</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Nübüvvetiyle bu ins ü câna mürseldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Onun dışında kalan peygamberlerin çağrısı kendi kavimlerine idi. Bu, nübüvvetiyle bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir.)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Kim anı medh ide çün medhidür anun levlâk</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Defâtir-i dû cihân midhatinde mücmeldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Onun övgüsü levlâkdir; kim onu övebilir? İki dünyanın defterleri onun övgüsünde eksik kalır.) Bunun delilleri, bizzat Kur’ân’da methedilmesidir. Şairler, onu sanat kudretlerinin bütün imkânları ile övmeye çabalamış, yetersiz kalmışlardır. Onu en iyi biçimde, layık olduğu gibi yine Kur’ân-ı kerimde Cenâb-ı Hak övmüştür.&nbsp;<strong>“Levlake”</strong>&nbsp;kudsi hadisi bu iltifatın zirve noktasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Adû-yı bî-basar ana muhâlif olsa ne tan</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Sahîhi egri görürler şunlar ki ahveldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Kör düşmanları ona muhalif olsa şaşılmaz; zira şaşı olanlar doğruyu eğri görürler.)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Egerçi hatm idi Yûsuf’da hüsn i’câzı</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Bu hüsn-i hulk ile cümlesinden ecmeldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Her ne kadar güzellik mucizesi Hazreti Yûsuf’ta bittiyse; Hazreti Muhammed, güzel ahlâk ile hepsinden güzeldir.)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Eyâ mu’în-i beşer rahm kıl fütâdelere</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Şefâ’at âyeti şânunda çünki münzeldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Ey insanlığın yardımcısı! Madem şefaat âyeti senin şanında indirildi o hâlde düşkünlere merhamet et.) Hazreti Muhammed, şefaat hakkına sahip Peygamber’dir. Kullarına merhameti gazabını geçen Yüce Rabbimiz bu hakkı ona tanımıştır. O, bu hakkı mahşerde günahkâr ümmeti, düşkün ümmeti hakkında kullanacaktır. Şair, burada&nbsp;<strong>“üftadeler”</strong>&nbsp;kelimesi içine kendini de dâhil ediyor, çerçeveyi geniş tutuyor. Ey insanların yardımcısı: Beşere yardımcı ol, şefaat et buyuruyor. Gönül enginliği bu olsa gerek…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>Kapun gedâsı durur ‘Adlî' anı redd itme</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i><strong>K’ana muhabbet-i âlün delil-i a’deldür</strong></i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">(Adlî, senin kapının dilencisidir, onu reddetme, geri çevirme. Onun bu hâline, senin âline, nesline duyduğu sevgi en adil şahittir.) Adlî, padişah da olsa Allah katında aciz bir kul; Hazreti Peygamber’e ümmet olduğunun şuurundadır. O, Hazreti Peygamber’in kapısında dilenen bir geda, bir dilencidir. Dilendiği şey ise şefaattir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Görüldüğü gibi Padişah, içinden geldiği gibi, aşk ile sevdiği Peygamber’ine duyduğu içten, halis sevgiyi dile getiriyor. Çünkü o, onu sevmenin aynı zamanda Allah’ı sevmek demek olduğunu biliyor. Allah’ı sevmek, onun rızasına ulaşmanın en sağlam merdivenidir. Kul, Allahü tealayı ve sevdiklerini severse Allahü teala da onu sever. İşte o zaman bütün müşküller, problemler hallolur. Bayram, o zaman hakiki bayram olur…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki şanlı Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini, mucizelerini ve şefaatini yok sayanlar mı bu Osmanlı padişahlarını anlayacaklardır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte onlardaki Osmanlı düşmanlığının sebebini buradan anlamalıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/islamoglunun-iftiralari-1781430917.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Camide maç keyfi öyle mi?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/camide-mac-keyfi-oyle-mi-1240</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/camide-mac-keyfi-oyle-mi-1240</guid>
                <description><![CDATA[Yaklaşık iki sene kadar önce idi. Camilerin mihrap taraflarına büyük ekran TV’ler konulmaya başlamıştı. Sosyal medyada bu durumu eleştirmiş ve mahzurlarını dile getirmiştim. O zaman DİB Başkanı olan Ali Erbaş Bey arayarak eğitim konularında kullanılacağını ve bunun ne mahzuru olabileceğini söylemişti.
Ben de birincisi kıble yönünde olmasının mahzurlarına değinerek insanın namazda kendisini görmesinden tutarak yarınlarda kolaylıkla farklı noktalara da çekileceğinden bahsetmiştim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil</strong></span></p><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Yaklaşık iki sene kadar önce idi. Camilerin mihrap taraflarına büyük ekran TV’ler konulmaya başlamıştı. Sosyal medyada bu durumu eleştirmiş ve mahzurlarını dile getirmiştim. O zaman DİB Başkanı olan Ali Erbaş Bey arayarak eğitim konularında kullanılacağını ve bunun ne mahzuru olabileceğini söylemişti.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Ben de birincisi kıble yönünde olmasının mahzurlarına değinerek insanın namazda kendisini görmesinden tutarak yarınlarda kolaylıkla farklı noktalara da çekileceğinden bahsetmiştim.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Ali Erbaş Bey de hak vermişti. Artık ne gibi tedbirler alındı onu bilmiyorum.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Fakat geçen gün sosyal medyaya düşen bir haber ne kadar haklı olduğumu gösterdi.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Sakarya’nın Hendek İlçesi Rasimpaşa Camii’nde gençlere yönelik dev ekranda maç izleme etkinliği ilanları yapılıyordu.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Afişlerde, “Haydi gençler! Sabah Namazı Rasimpaşa Camii’ndeyiz”!&nbsp;<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">“Sabahın bereketini maç heyecanıyla birleştirelim”.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">“Namaz, kahvaltı ve Dev ekranlarda Milli Maç Heyecanı bizleri bekliyor” sloganları ile Cami içinde dev ekranlar ve kıbleye karşı gençlerle dolu cami içi fotoğrafı yer alıyordu.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Son dönemlerde çocukları oyunlarla camiye çekme projesi şimdi gençleri maçlarla camiye çekme projesine dönüşüyordu.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Çocukları camiye çekme projeleri kısa sürede nikah salonu, palyaço gösterisi ve nice cami adabına uygun düşmeyen sahnelere dönüştü ve toplumun tepkisini çekmeye başladı.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Şimdi de gençleri camiye çekiyoruz diyerek camileri kahvehaneye çevirecekler, stadyumlarda kahvelerde maç izlerken zaman zaman duyduğumuz galiz küfürleri camilerde işitmeye başlayacaktık.<o:p></o:p></span></span></h1><h1 style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="font-weight:normal;mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Diyanet’i ve Başkan Safi Alpaguş’u etiketleyerek “Camide küfür duymak istemiyorsanız yapmayın bunu, Camileri kahvehaneye çevirmeyin” diye attığım X’e büyük destekler geldi. Sosyal mecralarda büyük tepkiye sebep olan bu uygulama sonunda İlçe Müftüsü Dr. Osman Sağlam’ın müdahalesi ile kaldırıldı.<o:p></o:p></span></span></h1><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Hendek İlçe Müftüsü Dr. Osman Sağlam imzasıyla yayımlanan yazılı açıklamada, gençleri camiyle buluşturmak amacıyla planlanan sabah namazı programı, kahvaltı organizasyonu ve Dünya Kupası maçının dev ekrandan izletilmesine yönelik etkinliğin müftülüğün bilgisi ve onayı dışında gündeme geldiği belirtildi.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Bu durumda şu suallerin mutlaka cevaplandırılması ve sebebinin araştırılması gerekiyor!<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Camide maç izleme işini kim tasarlamış veya planlamıştı. Basına yansıdığı kadarıyla cami içerisinde dev ekran kurularak maç izletilmesi fikrinin, Rasimpaşa Camii Derneği Başkanı ve AKP Sakarya Milletvekili Ali İnci tarafından gündeme getirildiği ifade edilmişti. Bir milletvekili bu tür durumlara neden müdahil olur, anlamak mümkün değildir. Her ne kadar Ali İnci konunun cami içinde olmadığını söylese de ilan edilen afişler kendisini yalanlıyordu. Mesele çevir kazı yanmasına dönüşmüş gözüküyordu.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Keza geçen Ramazan Bayramı’nda da Manavgat Külliye Camiin’de AK Parti Antalya Milletvekili Dr. Tuba Çokal’ın namazın hemen akabinde mihrap önünde erkeklerin arasında bayramlaştığına şahit olmuştuk.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Bütün bunların normal gelişmeler olması mümkün değildir. Camilerle, ibadetlerle, dinimizin temel prensipleri ile oynanmamalıdır.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Şayet tepkiler gelmemiş olsaydı camilerde yükselen maç tezahüratlarının nerelere varacağını düşünebiliyor musunuz?<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Diyanet’in bu konularda yerinde ve zamanında karar almaması ve tepkilere göre davranması ayrıca düşündürücüdür.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">İbadet mekanlarının maksadını ve adabını bozma girişimleri sinsice yürütülmektedir. Sihirli cümle de “insanları camiye çekiyoruz”dur. Bunlara verilecek cevap, “beyefendi camiye değil namaza insan çekmelisiniz” olmalıdır. Yoksa camiye erkek veya kadın getirmenin yüzlerce yolu vardır. Camiyi tıka basa da doldurabilirsiniz. Bunları söylemeye dilim varmıyor. O zaman oranın adı başka bir mekân olur.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Ali İnci Bey tenkit edenlere karşı caminin diğer müştemilatını göstererek biz burada yapacaktık diyor. Peki orada bilardo ve masa tenisi masalarından şişme oyun parklarına kadar her türlü faaliyetin olduğu görülmektedir. Evet bunlar zaten vardır. Belli ki film de izleniyor, maç da izlenebilir.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Açıklamada müftülük iptal etmiştir denildiğine göre gösterdiğiniz yerin olması mümkün değildir. Müftülüğün bu müştemilat salonlarındaki her faaliyeti onayladığı anlamını çıkarmıyorum. Zira bunlarda da dinimize uygun gelmeyen pek çok oyunun oynandığı anlaşılmaktadır. Zaten faaliyetin, gençlerin cami ortamıyla daha fazla bağ kurmasını sağlamak amacıyla sosyal ve manevi içerikli bir buluşma olarak tasarlandığı belirtilmişti ki bu da cami içerisinde olabilirdi.<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Dolayısıyla Ali İnci’nin açıklaması tamamen zevahiri kurtarma yönündedir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Neticede din adamları ve bu cami dernekleri görevlileri gençleri camiye değil namaza ve cemaate getirmeye odaklanmalıdır.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Camilerimizin maksadı dışında kullanılmasına asla fırsat verilmemelidir. Zira camiler Allahü teâlânın evidir ve ibadet mekanıdır! Burada fıkıh, tefsir, Kur’an-ı kerim dersleri almak da bir ibadettir ve aynı maksadın içerisindedir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p style="margin:0cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Segoe UI&quot;;">Velhâsıl camiler palyaçoların sahne alacağı bir alan değildir, nikah salonu değildir, sinema salonu değildir, oyun ve gösteri yeri değildir.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/camide-mac-keyfi-oyle-mi-1781073862.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk milleti köşeye sıkıştırılacak millet değildir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turk-milleti-koseye-sikistirilacak-millet-degildir-1235</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turk-milleti-koseye-sikistirilacak-millet-degildir-1235</guid>
                <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de yaşanan yönetim krizine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. CHP'nin iki ayrı meşruiyet iddiasıyla karşı karşıya olduğunu savunan Bahçeli, Özgür Özel'e "CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">&nbsp;MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Şunu unutmasınlar ki, Türk milleti köşeye sıkıştırılacak millet değildir. Karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek millet değildir"<br>- "Türkiye terörle mücadelede dağları titreten, adalar meselesinde geri adım atmayan bir ülkedir"<br>- "Biz esareti ayağının altında ezen, zilleti kapısından sokmayan, ihanete nefes aldırmayan, nice devletler kuran, kuşatmaları paramparça edip ayak bastığı her toprağı vatan tutan aziz milletin evlatlarıyız"<br>- "Eğer bir ülke olmazsa başka yolla yaparız diye müzakere masasına gölge düşürüyorsa orada diplomasi değil şantaj vardır"<br><br><br><br>ANKARA (İHA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de yaşanan yönetim krizine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. CHP'nin iki ayrı meşruiyet iddiasıyla karşı karşıya olduğunu savunan Bahçeli, Özgür Özel'e "CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir" dedi.<br>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada CHP'de yaşanan tartışmalar, Orta Doğu'daki gelişmeler ve Terörsüz Türkiye hedefi hakkında değerlendirmelerde bulundu.<br>Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin yalnızca İran ile İsrail arasındaki bir çatışma olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, bölgede giderek büyüyen bir güvenlik krizinin yaşandığını ifade etti.<br>İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırılarını eleştiren Bahçeli, "İsrail'in bölgede uyguladığı saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyaset artık yalnız Filistin'i değil; Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangın haritasına dönüşmüştür. Gazze’de bebeklerin, kadınların, yaşlıların, hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyet; bugün Lübnan’da da aynı hain yöntemi sürdürmektedir. Beyrut’un semalarında dolaşan savaş uçakları, sadece Lübnan’ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına meydan okumakta; huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Arz-ı Mevut yalanıyla, vaat edilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah; milletlerin kaderini Siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi haline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir. Diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte, diğer yanda Hürmüz Boğazı’nda askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bir yanda barış masası kuruluyormuş gibi yapılmakta, diğer yanda savaşın ihtimal hesapları hala canlı tutulmaktadır. Bu nasıl diplomasidir? Eğer bir ülke, ‘olmazsa başka yolla yaparız’ diyerek müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa, orada diplomasi değil şantaj vardır" dedi.<br>ABD'nin İran'a yönelik politikalarının da bölgesel gerilimi artırdığını savunan Bahçeli, "Birleşik Devletleri’nin İran hattında kurduğu baskı, İsrail’in bölgesel kaosu derinleştiren saldırgan siyaseti, Suriye ve Irak sahasındaki kırılganlıklar, Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik ve Hürmüz’den Lübnan’a kadar uzanan gerilim kuşağı, Türkiye’nin iç cephesine dönük sabotaj ihtimallerini de artırmaktadır" ifadelerini kullandı.<br>Bahçeli, bölgede yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye'nin iç cephesinin güçlü tutulmasının önemine dikkat çekerek Terörsüz Türkiye hedefinin stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi.<br>"Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında milli varlığımızın zırhıdır" diyen Bahçeli, " Terörsüz Türkiye hedefini korumak, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereğidir. Biz Terörsüz Türkiye derken; içeride huzuru, dışarıda caydırıcılığı, sınırlarımızda emniyeti, bölgemizde istikrarı ve milletimizin birliğini aynı anda savunuyoruz. Dışarıda kaos girdabı kol gezerken, savaş borazanları kulakları sağır ederken, ülkemiz jeopolitik depremlere sürüklenmek istenirken surda gedik açtırmayacağız. İşte Terörsüz Türkiye hedefi bu büyük tablonun merkezindedir. İşte bu yüzden Terörsüz Türkiye diyoruz. İşte bu yüzden iç cepheyi sağlam tutmak zorundayız. İşte bu yüzden kardeşlik hukukunu tahkim etmeyi, yalnızca iyi niyetli bir temenni olarak değil; doğrudan doğruya milli güvenlik meselesi biçiminde ele alıyoruz" şeklinde konuştu.<br>Cumhur İttifakı'nın Terörsüz Türkiye hedefi konusunda haklı çıktığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:<br>"Terörsüz Türkiye hedefimizi çarpıttılar. Türk milliyetçiliğinin son kalesi olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını karanlık senaryolarla yan yana getirme garabetine düştüler. Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze sırt döndüler. Şimdi sormak hakkımızdır: Anlaşıldı mı neden milli beka dedik? İdrak edildi mi neden Terörsüz Türkiye diye ısrar ettik? Bu hedef; Türkiye’nin yabancı tufanlar karşısında savrulmaması, bölgesel çalkantıların arasında sıkıştırılmaması, emperyalist ve Siyonist maşaların yarattığı krizlerle oyalanmaması için tarihi bir zarurettir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi kararlılıkla sürdürülecektir. Dün alay edenler bugün mahcup olmalıdır. Dün "beka" sözüne burun kıvırıp dillerine alayla sakız edenler bugün aynaya bakmalıdır. Dün Terörsüz Türkiye hedefini çarpıtanlar bugün oldukları yerden utanmalı, Cumhur İttifakı ekseninde kurulan milli cephenin karşısında durdukları için hicap duymalıdır" dedi.<br>"Yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp CHP Genel Merkezi’nin çatısına çökmüştür"<br>Konuşmasının son bölümünde CHP'de yaşanan tartışmalara değinen Bahçeli, partinin ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya olduğunu savundu.<br>CHP'li belediyeler hakkında ortaya atılan iddiaları hatırlatan Bahçeli, "CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibe süreçleri; rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur. Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin CHP çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına ibretlik bir tablodur. Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp CHP Genel Merkezi’nin çatısına çökmüştür" dedi.<br>Bahçeli, CHP'de iki farklı meşruiyet anlayışının ortaya çıktığını savunarak, "CHP'de bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası; muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır" dedi.<br>CHP Grup Başkanı Özgür Özel'e de çağrıda bulunan Bahçeli, parti içi tartışmaların meydanlara taşınmaması gerektiğini söyledi.<br>"Bu noktada CHP'ye ve Sayın Özgür Özel'e düşen; ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir" diyen Bahçeli, "CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir. Genel merkezdeki çift başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve TBMM koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır. Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl karı değildir. Hararet yapan bir aracın gazına basarcasına CHP’yi daha büyük bir savruluşa sürüklemekten yüz çevrilmelidir. Motoru yakmadan, direksiyonu kilitlemeden, yoldan büsbütün çıkmadan bu gidişata bir an evvel nizam verilmelidir" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/turk-milleti-koseye-sikistirilacak-millet-degildir-1780999578.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1913 yılında ezanın, Kur’anın Türkçe olmasını teklif eden mason: Ziya Gökalp</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/1913-yilinda-ezanin-kuranin-turkce-olmasini-teklif-eden-mason-ziya-gokalp-1233</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/1913-yilinda-ezanin-kuranin-turkce-olmasini-teklif-eden-mason-ziya-gokalp-1233</guid>
                <description><![CDATA[Batılı İslam karşıtı güçler asırlar süren kanlı ve acı tecrübelerden sonra, güç kullanarak İslam’a bir zarar veremeyeceklerini, hatta bunun Müslümanları birbirilerine kenetlediğini gördüler. Bunun için İslam’ı yok etmede yeni bir yol bulmaları gerekli olduğuna karar verdiler. Yaptıkları araştırmalar sonucunda İslam’ı ayakta tutmada, nesilden nesile ulaştırmada en büyük etkenin mezhepler ve fıkıh alimleri olduğunu tespit ettiler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Batılı İslam karşıtı güçler asırlar süren kanlı ve acı tecrübelerden sonra, güç kullanarak İslam’a bir zarar veremeyeceklerini, hatta bunun Müslümanları birbirilerine kenetlediğini gördüler. Bunun için İslam’ı yok etmede yeni bir yol bulmaları gerekli olduğuna karar verdiler. Yaptıkları araştırmalar sonucunda İslam’ı ayakta tutmada, nesilden nesile ulaştırmada en büyük etkenin mezhepler ve fıkıh alimleri olduğunu tespit ettiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İslam ile yeni mücadelelerinde bunu esas aldılar. Mezhepler ve fıkıh alimleri, fıkıh kitapları, ilmihal kitapları halkın gözünden sinsice düşürülecek; Müslümanlar meale ve hadis kitaplarına yönlendirilecekti. Fıkıh bilgilerinin yerini örf ve âdet alacaktı. Din sosyal alandan hissettirmeden çekilecekti.&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna çeşitli maksatlarla Avrupa’ya gönderilen sözde aydın gençlerden başladılar. Daha sonraları İslam’ı temsil eden Osmanlıyı yıkmak için kurdukları İttihat ve Terakki mensubu kimselere bu hastalığı bulaştırdılar. Bundan dolayıdır ki, İttihatçıların hiç gündemden düşürmedikleri konuların başında hep dinde reform olmuştur. İttihatçıların fikir babası olup Osmanlının yıkılmasında önemli rolü olan mason&nbsp;<strong>Ziya Gökalp</strong>&nbsp;daha 1913 yılında, ezanın, Kur’anın, hutbenin kısaca bütün ibedetlerin Türkçeleştirilmesini teklif etmişti. Fıkhın yerine aklı ve felsefeyi koymayı savunuyordu. Nitekim “Din ve ilim” isimli şiirinde, “Fakihlerin klavuzu nakliyat/ Dini zorla sürüklerler bu yola/ Hikmet der ki, “Bana rehber akliyat/ O halde siz sağa gidin ben sola!” diyerek dinin esası olan nakil ile yani dinin kaynağı olan dört kayanakla alay etmiştir. Rehber olarak vahyi değil alklı tavsiye etmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine Gökalp, “<strong>Müminler mâruf olan şeyleri emreder</strong>” âyet-i kerimesindeki mâruf kelimesine, örf, âdet diyerek, İslamiyet’i âdeta, modaya göre değiştirmeye kalkıştı. Halbuki, âyet-i kerimedeki (Mâruf) kelimesi, (İslâmiyetin kabûl ettiği iyilikler) demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fıkhı yok etme çalışmaları daha sonraları da devam etmiştir. Osmanlıların son dönem din adamlarından olan&nbsp;<strong>Şemsettin Gülaltay,</strong>&nbsp;ilk ilahiyat fakültesi açıldığında fıkıh dersini özellikle koydurmadığını söyler.&nbsp;<strong>Falih Rıfkı Atay</strong>, fıkıh dersinin özellikle niçin konulmadığını Şemsettin Gülaytay’dan şöyle nakleder: “Fıkıh dersi koymadım, çünkü fıkhın temeli olan Kur’anın muamelat âyetleridir. Bu ayetlerin hepsi de artık mensuhtur, geçerliliği kalmamıştır.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1949 yılında halkın yoğun baskısı sonucunda açılan imam hatip okulları ve Ankara İlahiyat fakültesinin ders müfredatına normalde konulması gereken Kelam, Fıkıh, Fıkıh usülü, …ve Arapça gibi dersler konulmayıp; sosyoloji, psikoloji, felsefe, mantık, sanat tarihi ve İslam felsefesi gibi dini bir eğitimle tamamen ilgisiz dersler konulmuştur. Bütün bunlarda, dinin temeli olan fıkıhtan halkı uzaklaştırma gayretleri olduğu açıkca görülmektedir. Çünkü onlarda biliyorlar ki, fıkıh ilmi dimdik ayakta kaldığı müddetçe dine zarar vermeleri, yıkmaları mümkün değil!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha sonraki yıllarda bu okullara bu dersler konuldu, fakat bu defa da, ders veren hocalar kendilerini İmam-ı a’zam hazretlerinin yerine koydular, mezhepleri ve ictihadları küçümsediler. Talebelere de, her biriniz birer İmam-ı azam olacaksınız diyerek, gençleri fıkıhtan uzaklaştırarak doğrudan ayetlerden ve hadislerden hüküm çıkartmaya, ictihad etmeye yönlendirdiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1950’li yıllarda dini okulların çoğalması üzerini masonlar zamanın Cumhurreisine çıktılar. Seni bunun için mi buraya getirdik, diye sitem ettiklerinde Cumhurreisi, “Bu okullar dini hizmet için açılmıyor, dini mihraptan yıkmak için açılıyor” diyerek gerçek maksadı açıklamıştı. Televizyonlarda boy gösteren malum ilahiyat proflarını görünce hedefe varmada hayli mesafe aldıkları görülmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunların bu hedeflerine mani olmanın yolu, fıkhı öğrenip öğretmekten geçer. Fıkh bilgisi okumak, geceleri nâfile namaz kılmaktan daha sevaptır. Âlimlerden okumak da, yalnız okumaktan daha sevaptır. Şu hadis-i şerifler, fıkhın önemini, şerefini göstermeye kâfîdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Herşeyin dayandığı bir direk vardır. Dînin temel direği, fıkh bilgisidir.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şeytana karşı bir fakîh, bin âbidden [çok ibâdet yapandan] daha kuvvetlidir.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/1913-yilinda-ezanin-kuranin-turkce-olmasini-teklif-eden-mason-ziya-gokalp-1780944438.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İntihar değil cinayet</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/intihar-degil-cinayet-1219</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/intihar-degil-cinayet-1219</guid>
                <description><![CDATA[150 sene önce Sultan Abdülaziz Han bir kısım paşalar tarafından haince bir tertiple tahtından alaşağı edilmiş ve akabinde de hunharca katledilmişti.
İşin başında Serasker Hüseyin Avni Paşa liderliğinde Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Mithat Paşa ve Şeyhülislam Hasan Hayrullah bulunuyordu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sultana-darbe-devlete-ihanet-1794951" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sultana-darbe-devlete-ihanet-1794951</a></p><p class="MsoNormal">150 sene önce Sultan Abdülaziz Han bir kısım paşalar tarafından haince bir tertiple tahtından alaşağı edilmiş ve akabinde de hunharca katledilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşin başında Serasker Hüseyin Avni Paşa liderliğinde Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Mithat Paşa ve Şeyhülislam Hasan Hayrullah bulunuyordu. Darbeci paşalar önce fetva emini Kara Halil Efendi’den padişahın tahttan indirilmesi için fetva aldılar. Fetvanın alınması üzerine 30 Mayıs 1876 günü Hüseyin Avni Paşa’nın yalısında toplanan ihtilâlciler, harekete geçtiler. Sabahın erken saatlerinde Harp Okulu Komutanı Süleyman Paşa, Harbiye öğrencilerine Abdülaziz Han’a suikast yapılacağını, bunu önlemek için Dolmabahçe Sarayı’nın çepeçevre sarılacağını, bu şerefli görevin kendilerine düştüğünü söyledi. Süleyman Paşa, bu korkunç yalanla kandırdığı silahlı üç yüz talebeyi alıp Dolmabahçe Sarayı’nı karadan muhasara ettirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Donanma Kumandanı Arif Paşa da aynı şeyleri kaptanlara söyleyerek, Sultan’ın eseri olan ve üzerine titrediği zırhlıları, Dolmabahçe önüne demirledi. Süleyman Paşa, Veliaht Murad Efendi’yi alıp, dışarıda arabada bekleyen Hüseyin Avni Paşa’nın yanına getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ardından harem dairesi önüne gelerek Darüssaade Ağası ile görüşmek istediğini söyledi. Darüssaade Ağası Cevher Ağa yanına geldiğinde;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Ağa efendimiz! Millet, Sultan Abdülaziz Han’ın fiil ve hareketlerinden memnun değildir. Millet kendilerini hâl’ etti. Şahs-ı hümâyûnlarına karşı bir garaz ve suikastımız yoktur. Milletin selâmeti için, kendilerini Topkapı Sarayı'na götürmeye memurum. Lütfen kendilerine derhâl bildiriniz ve hazırlayınız. Ben burada bekliyorum”</strong>&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abdülaziz Han uyandırıldığında cülûs topları atılmaya başlanmıştı. Halife darbecileri anlamış ise de iş işten geçmişti. Artık yapılacak bir şey kalmamıştı. Annesi Pertevniyâl Sultan’a&nbsp;<strong>"Anne, ben bu felâketi otuz kırk defa rüyamda gördüm. Cenâb-ı Hakk’ın takdiri böyle imiş”</strong>&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Böylece sarayından çıkarılan Sultan Abdülaziz, aile efradıyla birlikte, kayıklarla, sağanak hâlindeki yağmur altında Topkapı Sarayı'na getirildi. Şahsi serveti, hanımlarının kulaklarındaki küpelere kadar, ihtilâlciler tarafından yağmalandı. Burada Sultan'a III. Selim Han'ın odası ayrılmıştı. Bu duruma çok üzülen Abdülaziz Han;&nbsp;<strong>“Aman! Beni Sultan Selim gibi öldürecekler, düşmanlarım öç alacaklar. Kötülüğümü isteyenler varsa da sevenlerim dahi vardır. Bu durumda kalırsam ortalık birbirine girer. Sonunda beni yok ederler”</strong>&nbsp;dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abdülaziz Han, üç gün kuru tahta üstünde aç, susuz bırakıldı. Islak elbiselerini değiştirmesine dahi izin verilmedi. Daha sonra kendisi için hazırlanan odaya geçince, Sultan Murad’a bir mektup yazarak Fer’iye Sarayı’na nakledilmesini istedi. Bu arzusu üzerine, 1 Haziran 1876 günü Fer’iye Sarayı’na nakledildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şehid ettiler!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa Padişahı Fer’iye Sarayı'na naklettiren Hüseyin Avni Paşa şeytani planlarını çoktan tatbik sahasına koymuş bulunuyordu. Padişah daha Fer’iye Sarayı'na gider gitmez görevlileri değiştirdi. Pehlivanlardan Cezayirli Mustafa, Yozgatlı Mustafa ve Boyabatlı Hacı Mehmed’i Fer’iye Sarayı’nda bahçıvanlıkla görevlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pehlivanlar, Saray Muhafız Tabur Komutanı yanlarında olduğu hâlde; 4 Haziran 1876 sabahı, Sultan’ın odasına girdiler. Abdülaziz Han bu sırada Kur’ân-ı kerim okuyordu. Aralarında şiddetli bir boğuşma yaşandı. Güçlü, kuvvetli ve pehlivan yapılı Abdülaziz Han şiddetle karşı koydu ise de üç pehlivan karşısında yapabileceği fazla bir şey yoktu. Sultan’ın bileklerini kesen zorbalar, gizlice işlerinin başına döndüler...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir müddet sonra ve gürültüler üzerine oraya gelen Valide Sultan, oğlunun kanlar içinde yattığını görüp, ağlamaya başlayınca, saray halkı Sultan’ın odasına toplandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Devlet ricalinden, olay yerine ilk önce, Kuzguncuk’taki yalısında bulunan Hüseyin Avni Paşa geldi. Daha ölmemiş olan Sultan, Hüseyin Avni’nin emri ile saray karakolunun kahve ocağına götürülüp ot bir sedire yatırıldı. Can çekişen Abdülaziz Han’ı tedavi için hiçbir hareket yapılmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hüseyin Avni, Midhat ve Rüşdü Paşa’nın gözleri önünde vefat eden Sultan’ın üzerine eski bir perde örtüldü ve doktor çağrıldı. Doktorlar, Sultan’ın vücudunu muayene etmek istediklerinde, Hüseyin Avni Paşa;&nbsp;<i>“Bu Ahmed, Mehmed Ağa’nın cenazesi değildir”</i>&nbsp;diyerek engelledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Karakolda hazır bulunan ihtilâlci paşalar, Padişah’ın bıyık makası ile iki bileğini keserek intihar ettiğini bildiren bir rapor hazırlatarak imza etmelerini istediler. Bunun üzerine hekimler, bileklerdeki yaralardan başka bir yere bakamadılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Raporu imza etmek istemeyen iki doktor, Hüseyin Avni Paşa tarafından ağır şekilde cezalandırıldılar. Bunlardan biri, Trablusgarb’a sürülürken Mâbeyn-i Hümâyûn hekimlerinden olan askerî doktor Ömer Bey ise, Serasker tarafından&nbsp;<i>“Edepsizlik etme”</i>, denilerek azarlanmış ve hemen oracıkta apoletleri sökülerek askerlikten ihraç olunmuştur. Diğer doktorlar raporları okumadan imza etmek durumunda kalmışlardı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ertesi gün yayınlanan hükûmet tebliğinde;&nbsp;<i>“Sultan Abdülaziz, sakalını düzeltmek için istediği küçük makas ile bilek damarlarını keserek intihar etmiş ve serasker Avni Paşa, cesedi karakola naklettirmiştir”</i>&nbsp;diye bir açıklamada bulundular...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abdülaziz Han’ın teçhiz ve tekfini ile uğraşan imamlar padişahın iki dişinin kırık, sakalının sol tarafının yolunmuş olduğunu, sol memesinin altında büyük bir çürük bulunduğunu beyan etmişlerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bütün bu hadiseler değerlendirildiğinde Sultan Abdülaziz Han’ın adice bir tertiple şehit edildiği anlaşılıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Günümüzün gençleri 150 sene önce Osmanlı Devleti’nin 12 milyon kilometrekare yüzölçümü ve 64 milyon nüfusu ile dünyanın üçüncü büyük devleti olduğunu bilmezler. Bu devrede istiklal sahibi devlet sayısı elli sekiz idi. Osmanlı Devleti nüfuz bakımından Rusya ve İngiltere’den sonra üçüncü büyük güce sahipti. Nüfus bakımından ise Çin, İngiltere ve Rusya’dan sonra dördüncü devlet idi. O dönemde Rusya’dan başka Osmanlı Devleti’ni teke tek yenebilecek ikinci bir devlet bulunmuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Nesillerin ibret alması için yazıyorum!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abdülaziz Han’ın intihar ettiğini iddia edenler acaba validesine yapılanlardan bir nebze olsun haberdar olmuşlar mıydı? Bilinmez. Şayet haberdar oldularsa onun validesine reva görülen muameleyi yaptıranların sonsuz bir kin duydukları padişaha da neler yapabileceklerini mukayese etmeliydiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Abdülaziz Han’ın hal’inden sonra Pertevniyâl Valide Sultan, Topkapı Sarayı’na götürülüp bir odaya hapsedilmişti. İki harem ağası, Hüseyin Avni Paşa’nın baskısı ile Pertevniyâl Sultan’ı, mevcut bulunmayan gizli hazinesinin yerini söyletmek için, uzun süre tazyik ettiler. İsmet Ağa, Pertevniyal Vâlide Sultan’a;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Sizin hakkınızda, 'mutlaka Vâlide Sultan’ı öldür, öldürmeden dönme!' emrini aldım. Hazinenizin yerini söylerseniz öldürmem”</i>, şeklinde sözler söylüyordu. O ise;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Ne hazinem ne malım vardır, yaşmaksız, feracesiz Topkapı Sarayı’na sürüldüğümü bilmiyor musunuz?”</strong>&nbsp;cevabını alınca;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Madem söylemiyorsunuz, mutlaka kendi kendinizi öldürünüz, ben sizi öldürmeyeceğim ama ölünüzü görmeden de saraya dönemem”</i>, diyerek baskı yaptı. Pertevniyâl Sultan;&nbsp;<strong>“Hayır, ben Müslüman’ım, kendi kendimi öldürmem, sen öldür de bu iş bitsin!”</strong>&nbsp;cevabını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pertevniyâl Valide Sultana bu manevi işkence oğlunun şehid olduğu günden itibaren tam seksen sekiz gün devam etti. Üç ay sonra Sultan ll. Abdülhamid tahta çıktı. Şevkefzâ Sultan, vâlidelik tahtından indi. Pertevniyâl Sultan serbest kaldı. O zaman Abdülhamid Han’a şu dikkate değer mektubu yazmıştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Sultan Murad’ın kemâl-i lutf-i kereminden olarak(!) fermân-ı şahaneleriyle beni Topkapı Sarayı’na sürdükleri vakit, ihsan ve mürüvvetlerinden(!) üzerimde bulunan ve yanımda olan eşya ne ise, siz arslanıma gönderiyorum. Bir padişah validesinin ne hâle düştüğünü ileriki nesillerin görmesi için bu eşyanın (müzede) hatıra olarak saklanmasını istiyorum. Üç padişah (zevci II. Mahmud, üvey oğlu Abdülmecid Han ve oğlu Sultan Aziz) sayesinde nail olduğum büyük servetin mühim kısmını cami, mektep kütüphane, çeşme, türbe gibi hayır eserlerine, yardım isteyen muhtaçlara harcadım. Gerisi, Sultan Abdülaziz arslanımın tahttan indirildiği gün Dolmabahçe Sarayı yağma edilirken alındı. Birkaç parça, oğlumun şehid edildiği gün kulaklarımdan ve parmaklarımdan koparılıp odamdan çalındı. Şimdi bütün eşyamı da gönderiyorum, on üç parçadır. Ancak incili tespihin bir değeri vardır. Dünya malından arınarak Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna çıkacağım için bahtiyarım. Yolladığım beyaz Hint keteninden entari, göreceğiniz gibi kızıla boyanmıştır. Bu boya, amcanız Sultan Abdülaziz’in mübarek ve mukaddes kanıdır. Bu entari üzerimde olduğu hâlde Topkapı Sarayı'na gönderildim ve 33 gün bu entariyi sırtımdan çıkarıp değiştirme imkânım olmadı. Hayatımda kimse hakkında kötü niyet eseri göstermedim. Bu eşyamı görenler Allah aşkına benden ibret alıp, Fatiha okumak mürüvvet ve merhametinde bulunsunlar! Başıma gelenleri bilmeyen kalmamıştır. Kanımı deryalara akıttılar. Hüküm, Allah’ındır... Pertevniyâl”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet bir tarafta bütün mal varlığını milletine adayan bir Hanım Sultan diğer tarafta ise bir kadıncağızın küpesine, kolyesine kadar yağmalamak için yarışan gözü dönmüş haydut bir kadro!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar mı devleti düşünecek ve ayakta tutacaktı. Bunlar ancak İngiliz’in, Rus’un, Fransız’ın maşası olmaya namzet ve üç kuruşa devletine ihanete hazır adamlardı...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/intihar-degil-cinayet-1780823134.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramıyoruz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yeteri-kadar-kaliteli-kanun-cikaramiyoruz-1211</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yeteri-kadar-kaliteli-kanun-cikaramiyoruz-1211</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'de adalet, hak, hukuk ve hakkına razı olma gibi kavramların ikinci planda kaldığına, fırsatçılığın öne çıktığına vurgu yaparak, "Yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramıyoruz. 600-700 kelimeyle ana dilini konuşan bir toplumda mükemmel kanun yapmak mümkün olmaz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Çiçek: "Yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramıyoruz"<br>Adana'da 'Güncel Gelişmeler Işığında İş Hukukuna İlişkin Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu' düzenlendi<br>Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek:<br>"600-700 kelimeyle ana dilini konuşan bir toplumda mükemmel kanun yapmak mümkün olmaz"<br>"Fırsatçılık öne çıkıyor"<br><br><br>Umutcan İşledici - Serkan Çetinkaya - Tufan Bayram<br>ADANA (İHA) - Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'de adalet, hak, hukuk ve hakkına razı olma gibi kavramların ikinci planda kaldığına, fırsatçılığın öne çıktığına vurgu yaparak, "Yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramıyoruz. 600-700 kelimeyle ana dilini konuşan bir toplumda mükemmel kanun yapmak mümkün olmaz" dedi.<br>Yargıtay Başkanlığı, üniversiteler, Adana Barosu ve Adana Sanayi Odası iş birliğiyle 'Güncel Gelişmeler Işığında İş Hukukuna İlişkin Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu' düzenlendi.<br>Adana Ticaret Odası toplantı salonunda düzenlenen sempozyumda 'Bireysel İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve Tahkim', 'İş Hukuku Boyutuyla Yeni Nesil Çalışma Türleri', 'İş Sözleşmesinin Sona Ermesi', 'Kıdem Tazminatı', 'Anayasa Mahkemesinin İş Hukukuna İlişkin Bireysel Başvuru Kararları' gibi konular anlatılacak.<br><br>"Fırsatçılık öne çıkıyor"<br>Açılışta konuşan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yasa çıkartılarak toplumların düzelmediğine vurgu yaparak, "Yasa çıkartılarak toplum düzelse dünyada hiçbir geri toplum kalmaz. En iyi uygulama yapılan ülkenin yasası alınır genelde de öyle oluyor ama buna rağmen istenilen sonuç hasıl olmuyor. Değerli başsavcımızın söylediği bir şey var. Bu toplumda adalet, hak, hukuk ve hakkına razı olmak ikinci planda kaldı. Fırsatçılık öne çıkıyor. Fırsatçılığın öne çıktığı bir konumda kanunlar da, yargı kararları da çabuk aşınıyor ve aşındırılıyor. Oturup toplumsal ahlak ve iş ahlakı açısından bakmak lazım" dedi.<br><br>"600-700 kelimeyle konuşan bir toplumda mükemmel kanun yapmak mümkün olmaz"<br>Türkiye'nin yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramadığına da değinen Çiçek, daha sonra şunları söyledi:<br>"Son günlerde siyasetinde gündeminde olan iş barış. İş barışı tesis edilmeden iç barışı temin etmek o kadar kolay olmuyor. Önemli bir konuyu konuşmuş oluyoruz. Uygulamadaki bir kısım sıkıntılar değişik sebeplerdendir. Yeteri kadar kaliteli kanun çıkaramıyoruz. Kanunlar kaliteli değilse uygulamacıların da işi zorlaşıyor. Kanunların sık sık değişmesi elbette toplumun hızlı değişmesinden ama kaliteli kanun yapamadığımızdan, ihtimalleri yeteri kadar kapsayan ifadeleri kanun metninde dercedemediğimizden. Onun da önemli sebeplerinden bir tanesi 600-700 kelimeyle ana dilini konuşan bir toplumda mükemmel kanun yapmak mümkün olmaz. Dolayısıyla oturup çok yönlü olaya bakmak lazım."<br><br>"Tuğla sağlam değilse bina arızalarla karşı karşıya kalıyor"<br>Herkesin yargıyı suçladığına ancak yargının suçunun olmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Bu ülke neden kaliteli kanun yapamıyor ve önüne gelen yargıyı suçluyor. Yargının o kadar günahı yok. Tuğla sağlam değilse, betonun gravitesi yeterli değilse bina ister istemez birtakım arızalarla karşı karşıya kalıyor. Bütün bunlara bakmak lazım. Adliye binaları yapıyoruz, neden yapıyorsunuz diyorlar ama 1-2 yıl geçmeden hepsi doluyor artık adliyelerde numara yetmiyor. Ben görevi bırakırken 10 bin civarında hakim vardı. Şu anda sayı 25 bin oldu. Davalar da her geçen gün artıyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Hukuk yaşayan bir bilim dalıdır"<br>Adana Valisi Mustafa Yavuz ise hukukun her geçen gün yenilendiğini belirterek, "Hukuk yaşayan bir bilim dalıdır. Düne kadar tanımlanmamış pek çok hukuk kavramı bugün hayatımızın içinde etkin bir rol üstlenmektedir. Uzaktan çalışma kavramına alışmaya çalışırken bugün iş verinin gözetim borcunu tartışmak, yapay zeka destekli çalışmaların çalışan haklarına etkilerini araştırmak, kişisel verilerle ilgili düzenlemelerde sınırları belirlemek gibi pek çok yeni kavram ve düzenlemeyle karşı karşıya kalmış durumdayız" dedi.<br><br>"Kısa çalışma ödeneğinin devreye alınmasını bekliyoruz"<br>Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç da arabuluculuk ve iş hukuku konularının öneminden bahsederek çalışma hayatındaki güncel sorunlara değindi. Kıvanç, "Son dönemde özellikle emek yoğun sektörlerimiz, başta ham madde ve enerjide meydana gelen artışlar ile diğer maliyetlerden dolayı ihracatta rekabetçiliklerini kaybediyor. Hazır giyim markalarımız rekabet güçlerini korumak ve ayakta kalabilmek için üretimlerini yurtdışına kaydırmaya başladı. Tüm Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve G20 ülkeleri arasında en katı istihdam piyasası maalesef bizde. İş mevzuatımızdaki katılıklar istihdamın artmasına engel olmakta, işletmelerimizin rekabet gücünü azaltmaktadır. Gelir vergisi basamaklarının çok daraltılmış olması ve prime esas kazanç tavanının çok yüksek olmasından dolayı çalışanlarımızın eline geçen ücretler azalmakta, işletmelerimizin işçilik maliyetleri yükselmekte, rekabet şanslarını düşürmektedir. Firmalarımızın istihdamlarını koruyabilmeleri için, kısa çalışma ödeneğinin tıpkı pandemi döneminde olduğu gibi fazla prosedüre tabi tutulmadan devreye alınmasını bekliyoruz" diye konuştu.<br>Açılış konuşmalarının ardından oturumlar düzenlendi. Sempozyum yarın sona erecek.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/yeteri-kadar-kaliteli-kanun-cikaramiyoruz-1780730069.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya yavaşlıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunya-yavasliyor-1203</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunya-yavasliyor-1203</guid>
                <description><![CDATA[Dünyada bir günün 24 saat olduğunu düşünürüz ama hassas ölçümler, gezegenin dönüş hızının çok yavaş da olsa azaldığını gösteriyor. Yeni araştırmaya göre günlerin uzunluğu son 20 yılda, yüzyıl başına yaklaşık 1,33 milisaniyelik hızla artıyor. Değişim kulağa önemsiz geliyor ama saatlerden GPS sistemlerine, navigasyon uygulamalarından uydulara kadar pek çok hassas teknolojiyi etkileyebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Dünyada bir günün 24 saat olduğunu düşünürüz ama hassas ölçümler, gezegenin dönüş hızının çok yavaş da olsa azaldığını gösteriyor. Yeni araştırmaya göre günlerin uzunluğu son 20 yılda, yüzyıl başına yaklaşık 1,33 milisaniyelik hızla artıyor. Değişim kulağa önemsiz geliyor ama saatlerden GPS sistemlerine, navigasyon uygulamalarından uydulara kadar pek çok hassas teknolojiyi etkileyebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir günün 24 saat sürdüğünü kabul ederiz. Ancak bilim insanları, Dünya’nın dönüş hızının zaman içinde değiştiğini ve günlerin çok küçük ölçekte uzadığını belirtiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu değişim günlük hayatta hissedilecek kadar büyük değil. Fakat milisaniyelik farklar bile, hassas zaman ölçümüne bağlı sistemler için önemli olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yeni araştırmaya göre son 20 yılda gün uzunluğu, yüzyıl başına yaklaşık 1,33 milisaniye artacak hızda uzadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu rakam insan algısı için neredeyse yok hükmünde. Ancak Dünya’nın dönüşünü temel alan bilimsel sistemlerde, çok küçük zaman farkları bile hesaplamaları etkileyebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılara göre bu yavaşlamanın arkasındaki önemli nedenlerden biri, kutup bölgelerindeki buzların erimesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arktik, Grönland ve Antarktika’daki buzlar eridikçe ortaya çıkan su okyanuslara karışıyor. Bu suyun kutuplardan uzaklaşıp daha geniş alanlara yayılması, Dünya’nın kütle dağılımını değiştiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya’nın dönüş hızı, gezegenin kütlesinin nerede toplandığıyla bağlantılıdır. Kütle dönme ekseninden uzaklaştıkça dönüş yavaşlayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilim insanları bunu buz patencisi örneğiyle anlatıyor. Patenci kollarını vücuduna yaklaştırdığında daha hızlı döner; kollarını açtığında dönüşü yavaşlar. Dünya’da da suyun kutuplardan okyanuslara yayılması benzer bir etki yaratıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eriyen buz, gezegenin yüzeyinde yeni bir kütle dağılımı oluşturuyor. Kutuplarda katı hâlde bulunan su, okyanuslara yayıldığında Dünya’nın dönme eksenine göre konumu değişiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da gezegenin dönüş hızında çok küçük ama ölçülebilir bir yavaşlamaya yol açıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gündelik hayatta “bir gün 24 saattir” deriz ama bilimsel olarak bu süre sabit değildir. Dünya’nın dönüşü; Ay’ın çekim etkisi, okyanuslar, atmosfer, yer kabuğu hareketleri ve iklim değişikliği gibi birçok faktörden etkilenir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yüzden gün uzunluğu, çok hassas ölçümlerle takip edildiğinde küçük dalgalanmalar gösterir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu değişim, yarın sabah saatlerimizin şaşacağı anlamına gelmiyor. Günlerin 24 saatten belirgin şekilde uzun hâle gelmesi milyonlarca yıl alacak bir süreç. Bu değişim, yarın sabah saatlerimizin şaşacağı anlamına gelmiyor. Günlerin 24 saatten belirgin şekilde uzun hâle gelmesi milyonlarca yıl alacak bir süreç. Ancak bilim insanları açısından önemli olan, bu yavaşlamanın son derece hassas şekilde ölçülebiliyor olması ve iklim değişikliğiyle bağlantısının giderek daha görünür hâle gelmesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılara göre Dünya’nın dönüşündeki bu yavaşlama, son 3,6 milyon yılda benzeri görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor olabilir.&nbsp;Araştırmacılara göre Dünya’nın dönüşündeki bu yavaşlama, son 3,6 milyon yılda benzeri görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor olabilir.&nbsp;Bu ifade, değişimin insanlar tarafından hissedilecek kadar büyük olduğu anlamına gelmiyor. Fakat gezegen ölçeğinde bakıldığında, iklim değişikliğinin Dünya’nın fiziksel davranışını bile etkilediğini gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya’nın bugünkü dönüşü uydular ve hassas ölçüm teknikleriyle hesaplanabiliyor. Ancak milyonlarca yıl önceki gün uzunluğunu anlamak için farklı yöntemler gerekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılar, eski deniz canlılarının fosillerindeki kimyasal izleri inceledi. Bu izler, geçmişteki deniz seviyeleri ve dolaylı olarak Dünya’nın dönüşündeki değişimler hakkında bilgi verebiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Antik deniz tabanı organizmaları, kabuklarını deniz suyundaki kimyasallarla oluşturuyordu. Bu kabuklarda kalan kimyasal parmak izleri, geçmiş okyanus koşullarını anlamaya yardımcı oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Deniz seviyesindeki değişimler ise buzulların durumu ve Dünya’nın kütle dağılımıyla bağlantılı. Bilim insanları bu verilerden yola çıkarak geçmişte günlerin ne kadar sürdüğünü hesaplayabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milisaniyelik farklar günlük yaşamda fark edilmese de GPS ve navigasyon sistemleri için kritik olabilir. Bu sistemler, konum hesaplamak için son derece hassas zaman bilgisine ihtiyaç duyar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya’nın dönüşündeki küçük sapmalar doğru hesaba katılmazsa, konum ve yön bulma sistemlerinde hata payı artabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uyduların yörüngeleri, haberleşme sistemleri ve Dünya gözlem verileri hassas hesaplamalara dayanır. Dünya’nın dönüş hızındaki küçük değişimler, bu hesaplamalarda dikkate alınmak zorundadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle bilim insanları, gezegenin dönüşündeki milisaniyelik değişimleri bile yakından izliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Modern dünyada zaman ölçümü yalnızca kol saatlerinden ibaret değil. Finans sistemleri, internet altyapısı, havacılık, uzay görevleri ve elektrik şebekeleri hassas zaman senkronizasyonuna ihtiyaç duyar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya’nın dönüşüyle atomik zaman arasındaki fark büyüdüğünde, bu sistemlerin uyumlu çalışması için bilimsel düzeltmeler gerekebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Araştırmacılara göre Dünya’nın dönüşündeki yavaşlamayı tamamen geri çevirmek bugünkü koşullarda mümkün görünmüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İklim değişikliği devam ettikçe buz kaybı ve deniz seviyesindeki yükselme, gün uzunluğu üzerindeki etkiyi artırabilir. Ancak bu eğilimi yavaşlatmak, küresel ısınmayı sınırlamaya bağlı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eriyen buzulların deniz seviyesini yükselttiği, kıyıları tehdit ettiği ve ekosistemleri değiştirdiği biliniyordu. Yeni bulgular ise iklim değişikliğinin Dünya’nın dönüş hızına kadar uzanan etkileri olabileceğini gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kısacası mesele yalnızca havanın ısınması değil. Gezegenin dengesi, milisaniyelerle ölçülen ama teknolojik çağ için kritik olan yeni bir değişimden geçiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/06/dunya-yavasliyor-1780644960.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege&#039;de kritik eşik: 2030</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/egede-kritik-esik-2030-1161</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/egede-kritik-esik-2030-1161</guid>
                <description><![CDATA[Yunan medyasında 2030’un, Türkiye ve Yunanistan’ın kapsamlı hava gücü modernizasyonlarını büyük ölçüde tamamlayacağı kritik bir eşik yılı olacağı belirtildi. Analizlerde Türkiye’nin Eurofighter Typhoon ve KAAN projeleriyle hava kuvvetlerinde yeni nesil kapasiteye geçiş yaptığı ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yunan medyasında 2030’un, Türkiye ve Yunanistan’ın kapsamlı hava gücü modernizasyonlarını büyük ölçüde tamamlayacağı kritik bir eşik yılı olacağı belirtildi. Analizlerde Türkiye’nin Eurofighter Typhoon ve KAAN projeleriyle hava kuvvetlerinde yeni nesil kapasiteye geçiş yaptığı ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan medyasından OnAlert, 2030 yılının Ege’de hava kuvvetleri dengesi açısından kritik bir eşik olacağını öne sürdü. Değerlendirmede, Türkiye ve Yunanistan’ın 1990’lardan bu yana ilk kez bu ölçekte kapsamlı modernizasyon programlarını tamamlamaya yaklaştığı ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE’NİN HAVA GÜCÜ: SAYI, MODERNİZASYON VE YENİ NESİL PLATFORMLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde Türkiye’nin sayısal üstünlüğünü koruduğu belirtilirken, F-16 filosunun modernizasyon seviyesinin halen tartışma konusu olduğu aktarıldı. Ancak en dikkat çeken başlığın Eurofighter Typhoon programı olduğu vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zaten imzalanan anlaşma kapsamında 20 adet Eurofighter Typhoon Tranche 4+ uçağının planlandığı, Ankara’nın ise Katar ve Umman üzerinden ek alımlarla bu sayıyı 40–44 bandına çıkarmayı hedeflediği ifade edildi. Uçakların AESA ECRS Mk0 radar sistemiyle donatılmış Tranche 4+ konfigürasyonunda olacağı ve bu durumun Türkiye’yi Avrupa’nın en modern savaş uçağı kullanıcıları arasına taşıyacağı kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2030 SENARYOSUNDA KAAN VE EUROFIGHTER VURGUSU<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yunan analizinde, “2030, Ege'deki hava kuvvetleri koordinasyonu için şimdiden en kritik yıllardan biri olmaya aday görünüyor” ifadesine yer verildi. Yeni Typhoon’ların ilk teslimatlarının 2030’da başlamasının beklendiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Meteor füzesi tedarikinin&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yunanistan" target="_blank">Yunanistan</a>’ın Rafale filosu açısından önemli bir avantaj sağladığı ancak Türkiye’nin bu dengeyi etkileyebileceği yorumu yapıldı. En büyük stratejik başlıklardan biri olarak ise yerli savaş uçağı KAAN gösterildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“YENİ NESİL SAVAŞ MİMARİSİ” VURGUSU<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci analizde Türkiye’nin yalnızca platform sayısını artırmadığı, aynı zamanda yeni nesil savaş konseptine geçtiği ifade edildi. Yerli İHA-SİHA sistemleri, elektronik harp kapasitesi, radar ağları ve komuta-kontrol altyapısındaki gelişmelerin Türkiye’yi “çok katmanlı savaş mimarisi kurabilen nadir ülkelerden biri” haline getirdiği belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KAAN savaş uçağının 5. nesil kabiliyetiyle Türkiye’nin hava gücünde “tarihsel bir eşik” oluşturacağı değerlendirmesi yapıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“SADECE MODERNİZE EDEN DEĞİL, DOKTRİN ÜRETEN GÜÇ”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizin sonunda Türkiye’nin yalnızca modernize olan bir hava gücü olmadığı, aynı zamanda kendi savaş doktrinini üreten ve sahaya entegre eden stratejik bir aktör olarak öne çıktığı vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/turkiye" target="_blank">Türkiye</a>’nin 2030 projeksiyonunda modernize F-16 filosu, Eurofighter Typhoon envanteri ve KAAN ile birlikte yeni nesil hava savaş kapasitesine geçiş yaptığı ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/egede-kritik-esik-2030-1780228370.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fatih&#039;in İstanbul&#039;u fethettiği yaştasın</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/fatihin-istanbulu-fethettigi-yastasin-1151</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/fatihin-istanbulu-fethettigi-yastasin-1151</guid>
                <description><![CDATA[Elbette bunun en büyük sebeplerinden biri gençliğimiz üzerinde cumhuriyet tarihi boyunca oynanan büyük oyunlardır. Önceleri dinsizlik propagandaları sonrasında sağ sol çatışmaları ve akabinde FETÖ-vari belalar gençlerimize her devirde ayrı bir darbe indirdi.
Elbette eğitim sistemimizdeki çarpıklıklarda bunun tuzu biberi oldu.
“Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın” dedik ise de Fatihleri, Yavuzları, Alparslanları Selahaddin Eyyubileri, Barbarosları gençlerimize öğretemedik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/niyetim-ve-himmetim-istanbul-uzerinedir-1793490" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/niyetim-ve-himmetim-istanbul-uzerinedir-1793490</a></p><p class="MsoNormal">İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümündeyiz. Arif Nihat Asya’nın:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dizesiyle nasıl bir gençlik beklediğimizi dile getirdiği şiirine en muhtaç olduğumuz dönemdeyiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elbette bunun en büyük sebeplerinden biri gençliğimiz üzerinde cumhuriyet tarihi boyunca oynanan büyük oyunlardır. Önceleri dinsizlik propagandaları sonrasında sağ sol çatışmaları ve akabinde FETÖ-vari belalar gençlerimize her devirde ayrı bir darbe indirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elbette eğitim sistemimizdeki çarpıklıklarda bunun tuzu biberi oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın” dedik ise de Fatihleri, Yavuzları, Alparslanları Selahaddin Eyyubileri, Barbarosları gençlerimize öğretemedik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son dönemdeki tarihî filmler ile de tarihimizi reytinge, paraya kurban ettik. Gayesi para olan adamın değeri kâğıt parçası kadar olur. Verdiği mesajlar da akşamdan sabaha ulaşamaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa Fatih Sultan Mehmed dizisi ile gençlerimize aşk, iman, heyecan, gayret, vatan millet sevgisi, ilim hevesi, hoca kıymeti hülasa her türlü maddi manevi değeri verebilirdik. En kötü senaryolar ile bu fırsatı da bozuk para gibi harcadık.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yapılan yapıcı tenkitlere ise sırtlarını döndüler. Diziyi sosyal mecralarda köpürtebilmek için paralı troller tuttular. Sadece günü kurtardılar. Yaptığım bir kısım tenkitlere bırakın cevap vermeyi bir Fatih dizisinde Çandarlı Paşa’ya bana hakaret ettirecek kadar zelil duruma düştüler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa görmek isteyen Fatih’in hayatında verilecek öyle mesajlar vardı ki... Bakın İstanbul fethine karar verilmesi sırasında yüce padişahın verdiği şu anlamlı mesajlara dikkat kesilelim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sultan II. Mehmed Edirne’de İstanbul kuşatması hazırlıkları ile meşgul iken devlet erkânı ile ulema ve komutanların fikirlerini öğrenmek için onları toplantıya çağırmıştı. Toplantının mahiyetini kimse bilmiyordu. Toplantıya gelenler ağırlanmış, yedirilip içirildikten sonra dualar edilmişti. Nihayet genç padişah mecliste olanlara şöyle hitap etmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Uzun bir süredir hatırımda bir düşünce vardır, onu sizinle müşavere etmek isterim. Zira insanlar fikir, anlayış ve zekâ bakımından ne derecede ileride olurlarsa olsunlar bu meziyetler, kendilerini başkalarıyla müşavere etmekten geri bırakmamalıdır. Hazreti Peygamber efendimiz dahi bundan müstağni kalmamış ve böyle yapılmasını emir buyurmuşlardır. Bu itibarla ortaya atacağım mesele hakkında herkes fikirlerini açıkça ifade etmelidir”.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Padişahın istişareye verdiği önem çok açık bir şekilde ortaya çıkıyordu. Padişah sözüne devamla şöyle konuştu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Dünya devleti müebbet olmaz ve bu cihan-ı fanide kimse devamlı kalmaz. Kişinin yaratılmasındaki maksat bir olan Allah’ı tanımak ve yaşandığı müddetçe O’nun dergâhına yaklaşmağa çalışmaktır. En faziletli insan küfür ve dalalet içinde bulunanlara karşı savaşandır. Bakınız Kostantiniyye beldesi ki bağ-ı İrem ondan bir köşedir. İsmi ve resmi ile illerde meşhur ve dillerde mezkûrdur. Lâyık mıdır ki, onun gibi bir menzil-i şerif ve makam-ı latif benim saltanat-ı zamanımda eyyam-ı devletimde küfür ocağı ve bağiler yatağı ve dağîler durağı olsun. Niyetim ve himmetim onun üzerine çevrilmiştir”.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Böylece o, dünyaya geliş gayesini unutmuyor ve hep o yolda olacağının işaretini veriyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>O kaleler saf demirden dahi olsa!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Devlet erkânının bir kısmı padişahın fikrine uyarken bir kısmı da muhalif kaldılar. Muhaliflere göre İstanbul alınması güç bir şehirdi. Nüfusu boldu ve etrafında çok kuvvetli bir suru mevcuttu. Şehrin şiddetle müdafaa edileceğine göre, alınmamak ihtimali de vardı. Bu takdirde devletin prestiji azalacaktı. Onun için bu teşebbüse girişmemek icap ederdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Muhalif grup Çandarlı Halil Paşa etrafında toplanıyordu. Padişah’ın bu muhalefetten fena hâlde canı sıkıldı ve:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Ol kalenin benim elimde feth olunması mukadder olmuş ise burc u baruları taştan değil saf demirden dahi olmuş olsa, kahr u gadap ateşimle eritip mum gibi eylerim”, diyerek fikrinde ısrar etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bundan sonradır ki Bizans’ın fethine, mecliste ittifakla karar verildi. Padişah gerçekleştirmek istediği meselelerde nasıl bir kararlılık içinde olduğunun mesajını net bir şekilde ifade etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Henüz 21 yaşındaki II. Mehmed Han niyetini belli ettikten sonra bunun gerekçelerinden bahsetmeye başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>II. Mehmed Han ecdadının çektiği çileleri yaptığı hizmetleri şöyle anlatmıştı:</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Bu büyük fetihlerin kolaylıkla ve lafla gerçekleştirilmediğini çok iyi bilirsiniz. Çabalamadan başarı elde edilir mi? Canını feda etmeyi göze almayan âşık amacına ulaşabilir mi?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Devletimizin kuruluşundan itibaren birçok kanlar döküldü. Birçok yara­lanmalar oldu. Birçok yetim ve dulların gözlerinden matem yaşları aktı. Birçok ağlama ve inlemeler gökyüzünün yükseklerine ulaştı. Birçok alın­maz denilen kaleler alındı. Birçok derin dereler, coşkun ve geçit vermez ırmaklar geçildi. Birçok yalçın kayalıklar arasında geçit yerleri oluşturul­du. Birçok gece uykusuz, birçok günler dinlenme­den geçirildi. Birçok zorluk ve tehlikeler atlatıldı.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İşte atalarımız (böylece) her türlü tahmin ve düşüncenin üzerinde olarak pek çok sıkıntı ve zorluğu göze aldılar, tahammül ettiler. Karşılarına çıkan güçlü ve inatçı düşman kuvvetlerini püskürttüler, göğüslerine dayanan mızrakları kır­dılar. Kibir ile böbürlenen sancaklarını baş aşağı eğdiler.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Korku ve endi­şe, ihmal ve gevşeklik nedir bilmediler. Talihin yüzlerine gülmediği za­manlarda bile, kesinlikle gelecek konusunda ümitsizliğe kapılmadılar. Düşmanlar karşısında galip gelene kadar başları dik durdular.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kendilerine ve yüce hedeflerine güven ve bağlılıkla­rı en üst seviyede idi. Kazandıklarını yeterli görmez, daima yeni hedef­lere ulaşmayı isterler, yerlerinde duramazlardı. Cihat yolunda türlü türlü zorluklara katlanırlardı.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Her­hangi bir olumsuzlukla karşılaştıklarında bundan etkilenip üzüntüye ka­pılmaz; başarı hâlinde de aşırı derecede sevinmezlerdi. Bu ölçülü faali­yet ve tutumları sayesinde şanlı bir devlet kurdular. Kahramanlık ve hey­betlerini göklere ulaştırdılar. Adalet, gayret ve yüce bir yönetimin na­sıl olması gerektiğini bütün dünyaya gösterdiler. Can, mal, silah, gemi ve bütün varlıklarını feda ederek bizlere her yön­den yüce ve mükemmel bir devlet bıraktılar.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Padişahın tarih şuuru ve ecdadının mirasına sahip çıkma arzusu fevkalade yüksekti</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hiçbir engel bizi durduramaz!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu şekilde devletin kuruluşundan başlayarak, Rumeli’ye geçişten, dedelerinin çektiği sıkıntılardan, Bizans’ın hile ve desiselerinden ve çevirdiği entrikalardan uzun uzun bahseden padişah Bizans işini halletmeden hiçbir mühim işe girişmeyeceğini, belirterek artık bu kutlu günün geldiğine şu sözlerle işaret etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Artık şehrin bi­zim karşımızda dayanması ve elimizden bu defa da kurtulması ihti­mali bulunmamaktadır. Silahımız elimizde olarak gerçekleştireceğimiz hücumla bu şehri ele geçirip mevcut durumuna son vereceğimize veya uzun müddet kuşatıp sıkıştırarak zorla içeri gireceğimize güvencim ve vicdanî kanaatim kesindir.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ancak bu noktada bize her şeyden önce ge­rekli olan, bu konuda herhangi bir erteleme ve gecikme içerisine girme­mek, böylece düşmanın aleyhimize olarak hareketine ve kışkırtmasına zaman bırakmamak, mümkün olduğunca hızla hareket ederek kuvvet ve kahramanlığımızı göstermektir.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kostantiniyye’nin şimdiye kadar varlığı­nı devam ettirebilmesinin bizim ihmal, korkaklık veya güçsüzlüğümüz­den değil kendilerine mühlet vermemizden kaynaklandığını bütün dün­yaya gösterip ispatlamalıyız.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bu kadar genişleyip büyümüş olan devletimizin tam da or­tasında yer alan bu şehrin aleyhimizde bir zorba güç olarak yaşamasına, her fırsatta devletimizin zararına işlere kalkışmasına da izin vermeyelim.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Tam tersine atalarımıza en layık nesil olduğumuzu, onların kahramanlık ve yüce karakterlerine aynı şekilde sahip olduğumuzu ortaya koyalım. Zira onlar nice tehlikeler ve zorluklar atlatarak kısa sürede bütün Asya ve Avrupa'daki ülkeleri ellerine geçirerek buraların hâkim ve vârisleri ol­dular. Nice büyük ve önemli şehirleri ellerine geçirdiler, Sayılamayacak kadar çok mil­letler karşısında üstün geldiler.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Biz de bu şehri küçük bir zahmetle ve biraz yorularak aldıktan sonra sanki zaten bizim olan bir kaleden çıkar gibi hiç durmadan harekete devam ederek kısa sürede yeni bölgeler üzerine hücum edeceğiz. Hiçbir engel bizi ilerlemekten alıkoyamayacak ve diğer milletlerin hiçbirisi kuvvet ve gücümüz karşısında du­ramayacaktır. Allah’ın yardımı ile kısa süre içerisinde kara ve denizin sa­hibi olacağız.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Artık bundan sonra mühlet vermeye ve işi uzatmaya gerek kal­mamıştır. Öyle bir sürekli fikir ve maksada hizmet yolunda canlarımızı vakfedelim ki ya bu şehri alalım ya da fethi yolunda çarpışarak hepimiz ölüm yolunda nefislerimizi feda edelim.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ben bizzat kendim gayret ve mücadelede sizlerle yarışacak ve bü­yük bir minnet ve övünçle gayretinize ortak olacağım. Ordumun başın­da birinci safta yerimi alacağım, herkesin kabiliyet ve katkısı oranında gönüllerini alacak, övgüye değer yararlıkları görülenleri kendilerine şan ve şeref kazandıracak hediyelere boğacağım. Böylece herkese tehlikeler içerisinde nasıl şan ve şeref kazanıldığını öğreteceğim”.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bu büyük azmin karşısında hiçbir gücün durması mümkün değildi. İstanbul’un fethine giden yolu Fatih Sultan Mehmed Han’ın işte bu nutku açmıştı.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Ni’mel emir ve ni’mel ceyş” diye övülen İstanbul fethinde bulunanları rahmetle yâd ederken okurlarımızın ve milletimizin Kurban Bayramı’nı tebrik ederim.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/fatihin-istanbulu-fethettigi-yastasin-1780125521.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Peygamberimize büyük hakaret</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/peygamberimize-buyuk-hakaret-1123</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/peygamberimize-buyuk-hakaret-1123</guid>
                <description><![CDATA[Sosyal medya hesabı üzerinden zehirli fikirlerini yaymaya devam eden İslamoğlu, mağaralardaki doğa olayları üzerinden akılalmaz bir benzetmeye imza attı. İlahi vahiylerin başlangıcı olan kutsal mekanları hedef alan bu provokatif açıklama, Müslüman aleminde çok büyük bir infiale ve öfkeye yol açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Yaptığı skandal açıklamalarla sık sık İslam akidelerini hedef alan Mustafa İslamoğlu, bu kez sınırları tamamen zorlayarak peygamberlik müessesesine ve mukaddesata yönelik kinini açıkça kustu.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Sosyal medya hesabı üzerinden zehirli fikirlerini yaymaya devam eden İslamoğlu, mağaralardaki doğa olayları üzerinden akılalmaz bir benzetmeye imza attı. İlahi vahiylerin başlangıcı olan kutsal mekanları hedef alan bu provokatif açıklama, Müslüman aleminde çok büyük bir infiale ve öfkeye yol açtı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Mukaddes Hira Mağarası'na Şizofrenik Teşhis!<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İslamoğlu, paylaştığı skandal mesajda, insanların geçmişten bu yana mağaralarda yaşadığı manevi deneyimleri biyolojik bir illüzyon gibi göstermeye yeltendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Mağaralarda halüsinojen gazlar olduğu için insanlar halüsinasyon görüyor; cinlerin, perilerin ve şeytanların geldiğini sanıyorlar" diyen İslamoğlu, hemen ardına eklediği "Muhammed’in ilk vahyi nerede aldığını hatırladınız mı?" sorusuyla asıl niyetini deşifre etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mustafa İslamoğlu, gelen tepkiler üzerine bir açıklama yaparak, "Bırakın peygamberlik asrını İslam ile en ufak bir ilgisi olmayan, “Paleolitik dönem mağaralarını, animizm ve şamanizmin ruh telakkisi”ni konuştuğum bir felsefi konuşmayı sanki Peygamberimizin vahiy alışıyla ilgili söylemişim gibi göstermeye çalışmışlar. Üstelik kestikleri videonun “kadim insan” cümlesiyle bitmesine rağmen… Vah ki ne vah." ifadelerini kullanarak amacının Hz. Peygamber dönemi olmadığını belirtti.<o:p></o:p><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/peygamberimize-buyuk-hakaret-1779774154.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güçlü aile ve Nene Hatun</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/guclu-aile-ve-nene-hatun-1117</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/guclu-aile-ve-nene-hatun-1117</guid>
                <description><![CDATA[Savaşın doğu cephesinde bilhassa Erzurum’daki çarpışmalar Türk kadınının gerektiğinde nasıl bir destan yazacağının göstergesi olması bakımından çok önemli olmuştu.
Önümüzdeki on yılı "Aile Yılı" ilan ettik. Aileyi güçlendirmeyi devletimizin bir numaralı politikalarından biri seçtik. Hâl böyle iken LGBT’li bireyler gittikçe artıyor. Aileler dağılıyor, parçalanıyor. Nüfus azalıyor. Vatan sevgisi erozyona uğruyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></p><p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/guclu-aile-ve-nene-hatun-1792194" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><strong>https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/guclu-aile-ve-nene-hatun-1792194</strong></a></p><p class="MsoNormal">Osmanlı tarihinin en felaketli ve dramatik savaşlarından biri&nbsp;<strong>93 Harbi</strong>&nbsp;denilen&nbsp;<strong>1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı</strong>&nbsp;idi. Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı. II. Abdülhamid Han’ın bütün karşı koymasına rağmen o sırada iktidarı elinde bulunan II. Meşrutiyet döneminin paşaları devleti gözü kapalı bir şekilde bu savaşa sokmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bizde meşrutiyet dönemleri&nbsp;<i>"her istediğini istediğin gibi yapacaksın ama olumsuz neticelenirse padişahı suçlayacaksın!"</i>&nbsp;şeklinde hep anlaşıldı ve değerlendirildi. Meşrutiyet dönemi devlet adamları asla sorumluluk almıyordu. Hatta yetkilerini sınırladıkları padişahı işler kötü gittiğinde tek sorumlu gösteriyorlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neticede 93 Harbi, Osmanlılar açısından hem doğuda hem batıda felaketle neticelenecektir. Fakat bugün asıl mevzumuz savaş değildir...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın doğu cephesinde bilhassa Erzurum’daki çarpışmalar Türk kadınının gerektiğinde nasıl bir destan yazacağının göstergesi olması bakımından çok önemli olmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Önümüzdeki on yılı&nbsp;<strong>"Aile Yılı"</strong>&nbsp;ilan ettik. Aileyi güçlendirmeyi devletimizin bir numaralı politikalarından biri seçtik. Hâl böyle iken LGBT’li bireyler gittikçe artıyor. Aileler dağılıyor, parçalanıyor. Nüfus azalıyor. Vatan sevgisi erozyona uğruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki, Aile Bakanlığı gibi bir bakanlığın olmadığı, aile ve aileyi güçlendirmek gibi politikaların bulunmadığı dönemlerde böylesine güçlü aile kurumu nasıl ortaya çıkıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte değerlerimizi unutursak gündelik politikalarla iş yapacağımızı sanırız ve ne yazık ki aldanırız.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir mütefekkirimizin,&nbsp;<strong>“Beyi bey doğurmaz oğul, beyi ana doğurur”</strong>&nbsp;sözünü ispatlarcasına o analar sadece yiğitler doğurmuyordu. Yeri geldiğinde şehadet şerbetini nûş etmekten vatan uğruna can vermekten çekinmiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte bu noktada 93 Harbi'nin simge isimlerinden Nene Hatun, sadece Erzurum değil bütün Türk milletinin kalbinde büyük yer edinecektir. Vefatının 71. sene-i devriyesinde bu vatanperver mücahide Türk anasını tanımak, hatırlamak ve yâd etmek yerinde olacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mühim olan sadece hatırlayıp geçmek demek değildir. Onlara benzemek ve onların sahip olduğu değerleri ve o güçlü imanı kazanmak demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nene Hatun, Erzurum'un Hasankale Kazası’nın Çeperli köyünde doğmuştu. Anne adı Zeliha baba adı ise Hüseyin idi. 1870 yılında Mehmet Efendi ile evlenmiştir. Nene Hatun ve eşi Mehmet Efendi, 1877 yılında Rus ordusunun Kars’tan Erzurum’a doğru yaklaştığını duyunca Çeperli köyünden Erzurum şehir merkezine göç ettiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada Taşmescit Mahallesi’ne yerleştiler. Elif adında yeni doğmuş bir kızı ve henüz üç yaşında Kazım adlı bir oğlu bulunuyordu. Elbette Nene Hatun, vatan uğruna, tarihin en güzel kahramanlık destanlarından Aziziye Müdafaası’nın sembol isimlerinden biri olacağından habersizdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Aziziye Tabyası'nda muazzam destan!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">93 Harbi başladıktan sonra Osmanlı ordusu Batı cephesinde Gazi Osman Paşa’nın komutasında, Doğu cephesinde de Ahmed Muhtar Paşa yönetiminde tüm hızıyla mücadelesini sürdürüyordu. Ancak savaş her iki cephede de aleyhimizde cereyan ediyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Doğuda Erzurum’u ele geçirmeyi hedefleyen Ruslar, şehrin kuzeydoğusunda yer alan Top Dağı’ndaki Aziziye Tabyası’nı baskınla ele geçirmeyi planlamıştı. Bunun için de Türk dilini konuşan Ermeni köylülerin yardımıyla gizlice harekete geçerek, yaklaştılar ve o sırada Tabya’yı savunan bir avuç Türk askerini derin uykuda yakaladılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">8-9 Kasım 1877 gecesi saldırıp uykudaki nöbetçileri şehit ettiler. Böylece Rus askerleri hiçbir direnme görmeden Aziziye Tabyası’na yerleştiler. Orada bulunan Türk askerlerinden yalnızca biri canını kurtarabilmiş ve Erzurum Cephesi Komutanı Ahmed Muhtar Paşa’ya bu kara haberi ulaştırmıştı. Bunun üzerine Ahmet Muhtar Paşa, Erzurum halkından yardım istedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O gün sabah ezanı okunduktan sonra minarelerden&nbsp;<strong>“Moskof Aziziye Tabyası’na girdi, silahını alan baltasını alan Müslümanlar Aziziye’ye yürüsün"</strong>&nbsp;sadaları yükselmeye başladı. Bu acı haberle uyanan Erzurumlular abdest alıp namazlarını kılar kılmaz harekete geçtiler. Kadını erkeği ve eli silah tutan yavruları ellerine ne geçirdilerse; silâhı olanlar silâhını, olmayanlar ise balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak, ölüme gittiklerini bilerek Aziziye Tabyası’na doğru koşmaya başladılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sırada, erkeği cephede savaşan Nene Hatun, henüz yirmi yaşında bir genç kadındı. Kundaktaki üç aylık kızını emzirdi, onu ve ondan biraz büyük olan oğlunu öpüp kokladıktan sonra;&nbsp;<strong>“Allahım. Bu yavrucukları bana sen ihsan ettin. Ben de onları şimdi sana emanet ediyorum”</strong>&nbsp;dedikten sonra cepheden yaralı gelip birkaç saat önce ölen ağabeyinin tüfeğini aldı ve gözlerinden sicim gibi yaşlar dökerek evden ayrıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sokak ana baba günü gibiydi. Hızla Tabya’ya doğru koşanlar arasına katıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erzurumlular Tabya’ya vardıklarında, ön sıradakiler Rusların açtığı yaylım ateşi karşısında şehit düştüler. Arkadakiler ise, nasıl olduğu anlaşılamadan baltalarla demir kapıları kırıp düşmanın üzerine atıldılar. Ruslar ikinci defa tüfeklerini ateşleyememiş ve göğüs göğüse bir savaş başlamıştı. Kalın tokmaklarla çamaşır döven Erzurumlu kadınlar şimdi balta ve topuzlarla Rus askerlerinin kafalarını kırmaya başlamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ruslar büyük bir korkuya kapılmışlardı. Zira kadınlar panter gibi vuruşuyordu. Ölümden başka hiçbir şey onları durduramıyordu. Biri ölse beşi yerini alıyordu. Mükemmel silâhlarla donanmış Rus ordusu; baltalı-tırpanlı, taşlı-sopalı halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. 2500’e yakın Rus askeri öldürülerek Tabya geri alındı. Türkler ise 1000 kadar şehit vermişlerdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O gün yiğitçe vuruşan ve kadınları gayrete getiren Nene Hatun, Name Hatun ve nice isimsiz şehide kadın tarihe altın bir sayfa açmışlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim zaferden sonra Erzurumlulara bizzat teşekkür eden Sultan II. Abdülhamid Han, 12 Kasım 1877 tarihinde&nbsp;<strong>“Haysiyetli ve şerefli Erzurum Ahalisine...”</strong>&nbsp;hitabıyla bir telgraf göndererek halkın bu yiğitçe duruşunu takdir etmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne yazık ki Türk kadınlarının kahramanlık simgesi durumuna gelen Nene Hatun’un, Cumhuriyet döneminde ömrü fakirlik ve çaresizlikle geçmiştir. Nitekim dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye dilekçe yazarak içinde bulunduğu durumu arz etmişti. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinde yer alan ve 18.08.1943 tarihli dilekçede; Nene Hatun, kendisi gibi savaş gazisi olan Name Hanım ile birlikte içinde bulundukları acı durumu dile getirmiş ve yardım isteğinde bulunmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1943 tarihli, Nene ve Name Hanım’ın gönderdiği bu dilekçeden herhangi bir sonuç alınamamıştır. Nene Hatun ve Name Hanım’ın çaresizlikleri kendisiyle yapılan çeşitli röportajlarda ortaya çıkmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir ara kendisine dört lira bağlanmış ancak bu da yeterli olmamıştır. Durumunun araştırılması için gönderilen mülkiye müfettişi ise sanki onu cezalandırmak için gönderilmişti. Nene Hatun’un gazete muhabirlerine&nbsp;<strong>“İnsaf edin, dört lira ile ben ne yapabilirim?”</strong>&nbsp;diyerek konuşması karşısında almış olduğu o dört liralık yardım da kesilmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1950 yılına gelindiğinde Aziziye Kahramanı kadın gazilerinden bir tek Nene Hatun hayatta kalmıştı. Bu sırada Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle Nene Hatun’un değeri bilinmeye başlamıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hayatının son günlerinde 8 Mayıs 1955'te&nbsp;<strong>"Yılın Annesi"</strong>&nbsp;seçilmişti. Türk halkının kahramanlığını anlatarak övündüğü, cesaret timsali, mert, yiğit ve imanlı Türk kadını 22 Mayıs 1955’te vefat etti. Kabri, Erzurum'da kahramanca mücadele ettiği Aziziye Tabyası'nda yer almaktadır...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Doksanüç gününde Aziziye’de</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ünlü şairlerimizden rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Nene Hatun’un o şanlı mücadelesini destanlaştırmıştı. Nene Hatun, gözlerini yere dikmiş ve şöyle anlatmıştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Tâze gelin iken onsekizimde</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>İki göğcek bala iki dizimde</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ve iki damla yaş iki gözümde</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Doksanüç gününden hatırladığım.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ruhumun süruru oğlumla kızım</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Mürvetim, devletim, sevincim, sızım...</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>İki can yoldaşım, Elifle, Kâzım..</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Saçlarını tel tel ıtırladığım.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Komazlar ki çifte kuzu meleye</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Derler düşman gelmiş Çanakkale'ye</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Yadımda oğlumu o velveleye</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Âyet-el Kürsi'yle poturladığım</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Düşmanı kahredip dönsün diye tez</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Yadımda... Kırklara adadığım bez...</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Konuya-komşuya haftada 3 kez</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>İnce ekmek açıp fetirlediğim.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ap akça mektuplar gözledim. Gelmez.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Bağrımın başını közledim gelmez...</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Anam” deyişini özledim. Gelmez...</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ap akça sütümle baturladığım.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Şehitlik şerbeti içti dediler</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>İçti ve öteye uçtu dediler</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ne mezarın belli, ne düştüğün yer</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ey can konağımda yatırladığım!..</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Ey can konağımda kadri ziyâde</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>O, aydan, güneşten bedri ziyâde</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Peygamber katına ulaştı mı de</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Doksanüç Harbi'nde Aziziye’de</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Moskof kâfirini satırladığım</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/guclu-aile-ve-nene-hatun-1779697794.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>13 şüpheli gözaltında</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/13-supheli-gozaltinda-1094</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/13-supheli-gozaltinda-1094</guid>
                <description><![CDATA[CHP'nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">CHP'nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli gözaltına alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin; "Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefet", "rüşvet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarını işlediklerinin değerlendirildiği belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EŞ ZAMANLI BASKIN<br><br>Operasyon kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Kilis ve Malatya’da belirlenen adreslere eş zamanlı baskın düzenlendi. Adreslerde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.<br><br>Soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/13-supheli-gozaltinda-1779516328.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>F-35&#039;in alınmaması yönünde bir tavsiyede bulunmuştuk</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/f-35in-alinmamasi-yonunde-bir-tavsiyede-bulunmustuk-1090</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/f-35in-alinmamasi-yonunde-bir-tavsiyede-bulunmustuk-1090</guid>
                <description><![CDATA[O şifreyi girmezseniz uçağı kaldıramıyorsunuz. Yine aynı şekilde havada pilot, tabii ama bir sürü sistemler var. O sistemlerin kontrolü de yine dışarıda. Dolayısıyla bu sistemleri, Sanayi 4.0, Sanayi 5.0 gibi sistemleri siz geliştiriyorsanız bunların size katkısı, faydası var, inanılmaz derecede. Ama bunların geliştirilmesinde sizin katkınız yoksa siz sadece kullanabilecek iseniz bunların bizlere faydadan ziyade zararı oluyor.
Onun için biz en son çalıştığımız kurumda, F-35'in alınmaması yönünde bir tavsiyede bulunmuştuk. Sonuçta onlar bizi işin dışına attılar. Ve onlardan kurtulduk. İnşallah kendi uçağımız ülkemize ve milletine çok daha katkı sağlayacak" diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>BAİBÜ Rektörü ve Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit, S-400 hava savunma tedariki sonrası Türkiye'ye verilmeyen F-35 savaş uçaklarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">TÜGVA Bolu İl Temsilciliği ve BAİBÜ işbirliği ile düzenlenen 'İhtisas Akademi' programına Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü ve Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Faruk Yiğit, konuşmacı olarak katıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üniversitenin kültür merkezinde düzenlenen programda, salonu dolduran öğrenci ve davetlilere seslenen Prof. Dr. Yiğit, F-35 savaş uçağının kontrolünün sistemi geliştirenlerin elinde olduğunu ifade ederek, "Pilotun katkısı bu uçakların uçmasında çok sınırlı. Her şey o sistemin geliştirenlerin elinde ve kontrolünde. Uçağın her havalanışında size bir şifre veriyorlar. O şifreyi giriyorsunuz, uçak böyle havalanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O şifreyi girmezseniz uçağı kaldıramıyorsunuz. Yine aynı şekilde havada pilot, tabii ama bir sürü sistemler var. O sistemlerin kontrolü de yine dışarıda. Dolayısıyla bu sistemleri, Sanayi 4.0, Sanayi 5.0 gibi sistemleri siz geliştiriyorsanız bunların size katkısı, faydası var, inanılmaz derecede. Ama bunların geliştirilmesinde sizin katkınız yoksa siz sadece kullanabilecek iseniz bunların bizlere faydadan ziyade zararı oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun için biz en son çalıştığımız kurumda, F-35'in alınmaması yönünde bir tavsiyede bulunmuştuk. Sonuçta onlar bizi işin dışına attılar. Ve onlardan kurtulduk. İnşallah kendi uçağımız ülkemize ve milletine çok daha katkı sağlayacak" diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Prof. Dr. Yiğit, eğitim modelinin değişmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Şahsa özel bireyselleştirilmiş bir eğitim modeli yerine biz ne yapıyoruz? Halen daha 20'nci yüzyılın belki de hatta 19'uncu yüzyılın eğitim metotlarıyla derslerimizle, arkadaşlarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Burada bir hata var. Muhtemelen şimdi sınıflarda artık tebeşir kullanılmıyor. Belki işte kalemler kullanıyoruz. Bazen akıllı tahtalarımız da var. Ama sonuç fark etmiyor. Yöntem aynı yöntem. Tahtada bir öğretmen var, adeta gardiyan. Karşısında öğrenciler var ve onlara bilgi aktarmaya çalışıyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tabii geleneksel eğitimin geleneksel de bir sonucu var. Eğitimde bir fark var mı? 100 yıl önce ne yapıyorsak 100 yıl sonra bugün aynı şeyi yapıyoruz. Belki renkler değişmiş. Biraz daha renkli bir tablo söz konusu. Ama yöntemde bir değişiklik yok. Dolayısıyla burada sorgulanması gereken bir şeyler var. Tabii burada sistemi değiştirecek olanlar aslında problemin parçası. Dolayısıyla insanlarla problemi çözmek o kadar da kolay değil. Dolayısıyla önce kendinizin bir şeyleri farklı yapmanız gerekiyor."<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/f-35in-alinmamasi-yonunde-bir-tavsiyede-bulunmustuk-1779450382.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençler arasında ayrım yapmadık</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/gencler-arasinda-ayrim-yapmadik-1077</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/gencler-arasinda-ayrim-yapmadik-1077</guid>
                <description><![CDATA[Erdoğan, gençlik şölenine sahip çıktı. ”Gençlik şölenine çamur atıyorlar” dedi. “Çamlıca Camii’nde hafızların icazet merasimine katıldığımız gibi AMATEM’lerde  bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatli yaklaştık” diyerek AK Parti’nin gençlik politikasının çerçevesini belirledi. “Gençler arasında ayrım yapan parti olmadık” diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet Gazetesi'nden Abdulkadir Selvi'nin makalesi:</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/erdogan-o-cumleyi-neden-kullandi-43178876" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/erdogan-o-cumleyi-neden-kullandi-43178876</a></p><p class="MsoNormal">CUMHURBAŞKANI Erdoğan, son dönemlerin en farklı konuşmalarından birini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uzun süredir davaya, siyasi mücadelesine ilişkin değerlendirmeler yapmıyordu. Günlük sıcak gelişmelerin dışına çıkıp, verdiği mücadeleye ilişkin son dönemlerin en önemli konuşmasını yaptı. Her biri bir adrese yönelik önemli mesajlar verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1- Kocaeli’ndeki gençlik şöleni nedeniyle yaşanan tartışmalara göğüs gerdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2- AK Parti davasını ve verdiği siyasi mücadeleyi anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3- Sıcak gündeme ilişkin değindiği tek konu Terörsüz Türkiye süreci oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi adım adım bu mesajları aktarmaya ve AK Parti grubundaki havayı yansıtmaya çalışacağım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GENÇLERE SAHİP ÇIKTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ekrem İmamoğlu’na destek mesajları atan&nbsp;Eser Yenerer’in sunuculuk yapmasına ve sosyal medyada&nbsp;Emine Erdoğan’a hakaret eden “Gezen Oğlak”ın Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan’a hediye vermesine yönelik eleştiriler getirilmişti. Şölene katılan genç kızların dans edip eğlenmelerine tepki gösterenler olmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan,&nbsp;gençlik şölenine sahip çıktı. ”Gençlik şölenine çamur atıyorlar” dedi. “Çamlıca Camii’nde hafızların icazet merasimine katıldığımız gibi AMATEM’lerde&nbsp; bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatli yaklaştık” diyerek AK Parti’nin gençlik politikasının çerçevesini belirledi. “Gençler arasında ayrım yapan parti olmadık” diye konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CESUR LİDER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan&nbsp;siyasi mücadelesi için hayatını ortaya koymuş, davası için bedel ödemiş bir lider. Siyasi mücadelesine ilişkin bir şey söylüyorsa bilin ki onun arkasında ödenmiş bir bedel, hayatı pahasına verilmiş bir mücadele vardır. Meslek hayatım siyaseti ve liderleri izleyerek geçti. Siyasi bilincim, 12 Eylül sonrasında&nbsp;Demirel’in yasaklarla mücadelesini izlerken oluştu. 15 Temmuz gecesinde darbeye karşı meydan okurken CNN TÜRK yayınında&nbsp;Erdoğan’la birlikteydim. Siyasi tarihi, liderlerin mücadelesini, darbeleri, muhtıraları, idamları, parti kapatmaları, siyasi yasakları özel bir ilgiyle okuyan bir gazeteciyim.&nbsp;Erdoğan&nbsp;darbeleri püskürtmüş, ölüme meydan okumuş; bu haliyle Türk siyasetinin gördüğü en cesur liderdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,”Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir” sözü bir veda değil. Önemli olan şahıslarımız değil davadır mesajıdır. Davaya vefadır. Aynı zamanda kararlılık mesajıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan&nbsp;bir süredir sıcak gündeme ilişkin gelişmeleri değerlendiriyor, ama siyasi mücadelesine ilişkin ve davaya yönelik mesajlar vermiyordu. Ama dün AK Parti grubunda son dönemlerin en önemli konuşmalarından birini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söze, “Bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum” diye başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Yola çıktığımızda karşımızda merhum Menderes’in, merhum Polatkan’ın, merhum Zorlu’nun talihsiz hatıraları duruyordu” dedi. Altı gün sonra 27 Mayıs darbesinin yıldönümü olacak. 27 Mayıs’tan geriye&nbsp;Menderes’in idam sehpasındaki fotoğrafı kalmıştır.<br>Neden? Başbakan olarak o koltuğa oturanlar, karşılarında idam sehpasındaki Başbakan’ın sonunu görsünler diye.<br>Başbakanlara akıbetiniz&nbsp;Menderes&nbsp;olacak mesajı verildi.&nbsp;Demirel, ”Başbakan olduğumda karşımda Menderes’in fotoğrafı duruyordu” demişti.&nbsp;Demirel&nbsp;de Erdoğan da&nbsp;“Sonun Menderes gibi olacak”&nbsp;diye tehdit edildiler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan’ın bu mücadelesinde, yanında, 15 Temmuz’da olduğu gibi canını ortaya koyan millet vardı. AK Parti’ye kapatma davası açıldığında Meclis’e geldiği sırada&nbsp;Erdoğan’ı sadece 4 kişi karşıladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MERAK EDİYORUM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan&nbsp;darbelere, muhtıralara, tehditlere karşı mücadele ettiğini anlattıktan sonra, “Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri, görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık” dedi. Ben de bir gazeteci olarak en çok bu bölümü merak ediyorum. Bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan&nbsp;bunları not tutuyor. İnşallah bir gün okuma imkânım olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ERDOĞAN’IN FARKI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan’ın diğer liderlerden farkı; mücadele etti. Sadece 15 Temmuz’da darbeyi geri püskürtmedi, 27 Nisan’da e-Muhtıra’yı geri çevirmedi, aynı zamanda darbecileri yargıladı. 12 Eylül’ün paşalarını da 28 Şubatçılar’ını da 15 Temmuz darbecilerini de yargıladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İHANETİ GÖRDÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu noktada siyasi mücadelesine tanıklık eden birisi olarak Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan’ın bir sitemine yer vermek istiyorum.&nbsp;Erdoğan, “Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet gördüm, çok vefasızlık gördüm, çok nankörlük gördüm. Varsın olsun yine Yunus’un beyitleriyle, bu halk içinde bize gülen var” dedi. Başbakan yaptıkları, yıllarca bakanlık koltuğuna oturttukları, kendi yerine cumhurbaşkanı yaptıkları, milletvekilliği verdiklerinden&nbsp;Erdoğan’a ihanet edenler oldu. Onu devirmek için muhalefetle ittifak yapanlar çıktı.&nbsp;Erdoğan&nbsp;bunları yaşadı. Ama bilin ki ben bazılarına tanığım; onlar zor durumda kaldıklarında yardımlarına ilk koşan, ellerinden tutup sıkıntılarını çözen yine&nbsp;Erdoğan&nbsp;oldu. Bazılarını anlatsam hayret ederseniz.&nbsp;Erdoğan&nbsp;o yüzden büyük bir lider.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İDAMI GÖZE ALDI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erdoğan&nbsp;yola, “İki gömleğim var. Biri bayramlık diğeri idamlık” diye çıkmıştı. Bunu göze alarak mücadele verdi. Ama başardı. Çünkü&nbsp;Erdoğan&nbsp;cesur bir lider. Kaybetse sonu&nbsp;Menderes&nbsp;gibi idam sehpasıydı. 15 Temmuz’da ele geçirseler kaçırıp götürecekleri savaş gemisini bile hazırlamışlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KLAVYE KAHRAMANLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fakat&nbsp;Cumhurbaşkanı şimdiye kadar bunu bir sitem olarak dile getirmemişti.&nbsp;Erdoğan’ın “Şimdi sağdan-soldan klavye kahramanları, AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda tesis ettiği iklimde refah ve konfor ortamında sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkâm kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu? Kavgada yoklar ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Önce&nbsp;Erdoğan’ın konuşması, sonra bir soru.&nbsp;Erdoğan’ın bu sözlerinin adresi kim ya da kimler?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SICAK GÜNDEM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan,&nbsp;sıcak gündeme ilişkin iki mesaj verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1-Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin kararlı konuştu. “En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2-Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan’ın “Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü. Sokağa çıkmaya yüzleri yok” dediği sıralarda&nbsp;Kılıçdaroğlu’ndan CHP’ye arınma çağrısı geldi. Aralarında hiçbir iletişim olmadığı için,&nbsp;Erdoğan&nbsp;ile&nbsp;Kılıçdaroğlu’nun bunu paslaşarak yapamayacaklarına göre ne diyoruz; akıl için yol birdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/gencler-arasinda-ayrim-yapmadik-1779345387.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya&#039;da köpek sahiplerine sigorta şartı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/almanyada-kopek-sahiplerine-sigorta-sarti-1069</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/almanyada-kopek-sahiplerine-sigorta-sarti-1069</guid>
                <description><![CDATA[Almanya’da köpek sahipleri, hayvanlarının neden olabileceği maddi ve fiziksel zararlara karşı zorunlu sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlü tutuluyor, köpeğini sokağa salanlara ise 25 bin euroya kadar para cezası veriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW154414-ASA/19-05-2026<br><br><br>- Almanya’da köpek sahiplerine sigorta şartı<br><br><br>Sinan Karamurat<br>KÖLN (İHA) - Almanya’da köpek sahipleri, hayvanlarının neden olabileceği maddi ve fiziksel zararlara karşı zorunlu sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlü tutuluyor, köpeğini sokağa salanlara ise 25 bin euroya kadar para cezası veriliyor.<br>Almanya’da evcil hayvan sahiplerine yönelik denetim ve yaptırımlar her geçen yıl daha da sıkı hale geliyor. Özellikle köpek sahiplerine yönelik kurallar; hayvan refahı, toplum düzeni ve kamu güvenliği gerekçesiyle genişletilirken, kurallara uymayanlara ağır para cezaları ve hapis cezaları uygulanıyor. Köln kentinde yaşayan Yasemin Göç, köpek sahiplerinin yalnızca bireysel değil, ciddi yasal sorumluluklar da taşıdığına dikkat çekti. Göç, "Bireysel sorumluluklar haricinde kanuni sorumlulukları da var. Öncelikle bir sorumluluk sigortası mecburiyeti var. Herkes, köpekler için sokakta şahsa veya eşyaya verilecek olan zarardan dolayı sorumluluk sigortası yapmakla yükümlü. Almanya'da sağlık sigortası bireyin kendi inisiyatifine kalmış bir şey. Yani isterseniz köpeğinize bir sağlık sigortası yaparsınız. Bu tabii ki bilinçli hayvanseverler için. Yarın bir gün hastalandıklarında her imkanı sağlayabilmek amacıyla aslında önemli bir sağlık sigortası sorumlulukları var" dedi.<br><br>"Serbest köpek dolaştıramazsınız"<br>Toplumsal kurallara da dikkat çeken Göç, "Topluma uyum açısından birçok sorumluluğumuz var. Sokakları temiz tutmak veya ses kirliliği oluşturmamak amacıyla başka insanlara fazla yaklaşmaması kanunları var. Belirli bir boyuta kadar olan köpeklerle ilgili belgeye ihtiyacınız yok. Ama köpeğin belirli ırklara girdiklerinde belgeleri var. Mecburiyeti olan, onları tutabilmek için evde aynı zamanda belirli bir kilo veya boya geldiklerinde sizin gidip bir takım sınavlara, eğitimlere katılarak o sorumlulukları da karşılamanız gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br>Almanya’da köpeklerin her yerde serbest dolaştırılamadığını anlatan Göç, "Serbest köpek dolaştıramazsınız burada. Onun için özel belirlenmiş olan bölgeler var. İşte burada tasmalı olması gerekiyor. Burada tasmasız dolaştırabilirsiniz diye herkesin bilebileceği ve işaretlerle belirlenmiş olan alanlar var" diye konuştu.<br>Hayvan sahiplenmenin ciddi sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Yasemin Göç, "Bir köpeğin sorumluluğunun ne olduğunu insanın ilk önce kendisinin bilmesi gerekiyor. Yani ben istediğim gibi tatile gidemem, istediğim gibi her gün hareket edemem. Onun belirli saatlerde dışarı çıkması gerekiyor, 4 saatten fazla yalnız kalmaması gerekiyor gibi birçok şeyi ilk önce bizim öğrenip bu sorumluluğun ne olduğunu anlamamız gerekiyor ki bir köpeği eve almadan önce bunu düşünebilelim" dedi.<br>Türkiye’de de daha güçlü yaptırımlar uygulanması gerektiğini savunan Göç, "Sokak hayvanlarının azalması ve hayvanın daha özgür ve düzgün yaşayabilmesi için birtakım yaptırımların uygulanması gerektiğine inanıyorum. Hayvana bir çip takılması, onun sonsuza dek izlenmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması, aşılarının yapılması hem hayvana hem topluma zarar vermeyecek şekilde uyum içinde yaşanması için önemli. Maalesef Türkiye’de henüz tam olarak bu düzeye gelinmiş durumda değil" ifadelerini kullandı.<br><br>"Sahipsiz köpeğe pek rastlayamazsınız"<br>Almanya’nın Brühl kentinde yaşayan Zafer Akdemir ise köpeğe ve topluma karşı sorumlulukların yerine getirilmemesi durumunda köpek sahibinin ağır cezalara tabi tutulduğunu dile getirdi. Akdemir, "Almanya'da genelde sahipsiz köpeği pek bulamazsınız. Artık siz kendiniz köpeğinizden bıkıp sokağa salma kararında bulunduğunuz takdirde şikayet edilip 25 bin euroya kadar bir cezaya çarptırılabiliyorsunuz" şeklinde konuştu.<br>Sokakta bulunan sahipsiz hayvanların devlet tarafından toplandığını belirten Akdemir, "Velev ki sokakta sahipsiz köpeğe rastlanıldı, o zaman bu hayvanlar devlet tarafından toplanıp hayvan barınaklarına yerleştiriliyorlar. Hatta çoğu zaman ilgili insanlar köpek sahibi olmak istediği zaman gidip hayvan barınaklarından köpekleri temin edebiliyorlar" dedi.<br>Toplum baskısının da önemli olduğunu vurgulayan Akdemir, "Toplumda hayvanla beraber yanlış bir harekette bulunduğunuz halde bile şikayet edilebiliyorsunuz. Köpek sahibi olmanın bayağı yüklü sorumlulukları var. Bu ilk etapta vergiden başlıyor. Haricinde düzenli veteriner kontrolleri yaptırmanız gerekiyor. Toplumda hayvanı belirli kurallara göre sokağa sürmeniz gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Köpeğe kötü davranıldığında hemen şikayet ediliyor"<br>Almanya’da yaşayan Meryem Kaya da son yıllarda denetimlerin ve cezaların arttığını söyledi. Kaya, Almanya'da kontrollerin ve cezaların arttığını belirterek, köpeğin dışkısını temizlemeyen sahiplere yaklaşık 50 euro para cezası verildiğini bildirdi. Komşuların da hayvan hakları konusunda oldukça hassas olduğunu ifade eden Kaya, "Komşularınız görüyor, köpeğinize iyi davranmıyorsunuz, hemen şikayet ediyorlar. Polis olsun, Ordnungsamt (Zabıta) olsun. Yani bence güzel bir şey bu. Çünkü herkes maalesef alıyorlar, hayvanlara bakmıyorlar. Bu çocuk oyuncağı değil" dedi.<br>Hayvan bakımının büyük sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Kaya, "Aynı çocuk gibi ilgi istiyor, hasta oluyor. Veteriner masrafları olsun, yiyecekleri, içecekleri" ifadelerini kullandı.<br>Mahallelerinde yaşanan bir olayı anlatan Kaya, "Bizim evin birkaç ev aşağısında da böyle bir durum olmuştu. İlgilenmedikleri zaman Almanlar çok dikkat ediyor. Mesela zincire bağlamak yasaktır burada. Veyahut da tüm gün havlıyormuş. Polisler geldi baktı, köpeği dövüyorlar mı diye kontrol ettiler. Sonradan herhalde devamlı uğraşmışlar, köpeği en sonunda geri gönderdiler Türkiye'ye" dedi.<br><br>Köpeklerin sürekli zincire bağlı tutulmaları ise genel olarak yasak kabul ediliyor<br>2022’de yürürlüğe giren düzenlemeye göre Almanya’da köpeklerin günde en az iki kez ve her seferinde en az bir saat gezdirilmesi gerekiyor. Sürekli zincire bağlı tutulmaları ise genel olarak yasak kabul ediliyor. Yetkililer ayrıca köpeklerin sosyalleştirilmesini ve zihinsel olarak aktif tutulmasını da hayvan sahiplerinin sorumlulukları arasında değerlendiriyor.<br>Öte yandan, eyaletlere göre değişmekle birlikte; doktor muayenehaneleri, süpermarketler, anaokulları, çocuk oyun alanları, okullar, tiyatrolar, sinemalar, kiliseler ve yüzme havuzları gibi alanlara köpek girişine sınırlamalar getirilebiliyor. Tehlikeli olarak sınıflandırılan köpekler için ise ağızlık, tasma ve zorunlu sorumluluk sigortası gibi ek kurallar uygulanıyor.<br>(FBY-ÖK-D)<br><br>19.05.2026 15:56:18 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/almanyada-kopek-sahiplerine-sigorta-sarti-1779264432.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;nin başarılarına hayranız</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-basarilarina-hayraniz-1060</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiyenin-basarilarina-hayraniz-1060</guid>
                <description><![CDATA[Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı Bogdan Pidanty, Türkiye'nin son yıllarda askeri ve teknolojik alanda elde ettiği devasa başarılara büyük bir hayranlık duyduklarını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk günlerinden bu yana bölgedeki lojistik ve insani yardım faaliyetlerinde aktif rol üstlenen Tuğgeneral Pidanty, Türkiye'yi askeri teknoloji alanında NATO bünyesindeki en kilit ortaklardan biri olarak gördüklerini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı Bogdan Pidanty, Türkiye'nin son yıllarda askeri ve teknolojik alanda elde ettiği devasa başarılara büyük bir hayranlık duyduklarını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk günlerinden bu yana bölgedeki lojistik ve insani yardım faaliyetlerinde aktif rol üstlenen Tuğgeneral Pidanty, Türkiye'yi askeri teknoloji alanında NATO bünyesindeki en kilit ortaklardan biri olarak gördüklerini vurguladı. Ankara ile Varşova arasında mühimmat ve teknoloji transferi alanlarında çok yakın bir iş birliği yürütüldüğünü ifade eden Polonyalı general; Türkiye'nin özellikle roket, füze topçuluğu ve elektronik harp alanlarında küresel bir lider olduğunu kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk günlerinden itibaren Ukrayna'ya yardım faaliyetlerinde görev alan Polonyalı Tuğgeneral Pidanty, ülkesinin başkenti Varşova'da, Türk basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Pidanty, ülkesinin Ukrayna'ya yönelik yardımlarını anlatarak savaşın başından itibaren Kiev'e askeri teçhizat yardımlarında bulunduklarını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ülkesinin Ukraynalı askerlerin tedavisi ve eğitimi gibi konularda roller üstlendiğini aktaran Pidanty, Ukrayna'ya doğrudan yapılan askeri yardımların yaklaşık 4 milyar avro olduğu bilgisini paylaştı. Türkiye'nin savaştaki barış ve arabuluculuk çabaları ile Karadeniz Tahıl Girişimi gibi inisiyatiflerine atıfta bulunan Pidanty, bunun için Türkiye'ye minnettar olduklarını söyledi. Pidanty, "Polonya, Türkiye'nin askeri ve teknolojik başarılarına büyük hayranlık duymakta ve Türkiye'yi askeri teknoloji alanında NATO bünyesinde kilit bir ortak olarak görmektedir." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ankara ile Varşova arasında askeri teçhizat, mühimmat teknolojileri ve teknoloji alanlarında da çok yakın işbirliği yürütüldüğünü söyleyen Pidanty, Türkiye'nin roket ve füze topçuluğu ile elektronik harp alanlarında da büyük deneyim ve yüksek teknik kabiliyetlere sahip lider bir ortak olduğu mesajını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk basın mensupları, Varşova'da Polonya Dışişleri Bakanlığı temsilcileri ve düşünce kuruluşundan uzmanlarla da bir araya geldi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyenin-basarilarina-hayraniz-1779172601.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye bizi felç ediyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-bizi-felc-ediyor-1054</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-bizi-felc-ediyor-1054</guid>
                <description><![CDATA[Ankara'nın NATO'nun doğu kanadındaki askeri tedarik güvenliğini garanti altına almak amacıyla sunduğu 1.2 milyar dolarlık akaryakıt boru hattı projesi, Yunanistan'da çok ciddi bir stratejik panik başlattı. Gizli plan, Türkiye'den başlayıp Bulgaristan üzerinden Romanya'ya uzanırken, alternatif güzergahlara kıyasla tam beş kat daha düşük maliyet sunmasıyla İttifak koridorlarında büyük destek gördü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Ankara'nın NATO'nun doğu kanadındaki askeri tedarik güvenliğini garanti altına almak amacıyla sunduğu 1.2 milyar dolarlık akaryakıt boru hattı projesi, Yunanistan'da çok ciddi bir stratejik panik başlattı. Gizli plan, Türkiye'den başlayıp Bulgaristan üzerinden Romanya'ya uzanırken, alternatif güzergahlara kıyasla tam beş kat daha düşük maliyet sunmasıyla İttifak koridorlarında büyük destek gördü. Projenin sivil taşımacılığa kapalı ve tamamen askeri kullanım amaçlı planlandığını yazan Yunan medyası ise, Ankara'nın bu hamleyle Atina'nın tüm bölgesel alternatiflerini çöpe atarak Yunanistan'ı askeri lojistikte tamamen bypass ettiğini itiraf etti.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin NATO'ya sunduğu 1,2 milyar dolarlık askeri akaryakıt boru hattı önerisi Yunanistan'da gündem oldu. Dış basında yer alan haberlere göre Ankara, yalnızca askeri kullanım amacıyla işletilecek yeni bir akaryakıt boru hattı projesini NATO müttefiklerine sunmaya hazırlanıyor. Projenin Türkiye'den başlayarak Bulgaristan üzerinden Romanya'ya uzanması planlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk olarak Bloomberg tarafından gündeme taşınan haberde, Türkiye'nin teklif ettiği güzergahın Doğu Avrupa'daki NATO müttefiklerine güvenli ve kesintisiz yakıt akışı sağlamayı hedeflediği aktarıldı. Yaklaşık 1,2 milyar dolara mal olması beklenen projenin, alternatif rotalara göre yaklaşık beş kat daha düşük maliyetle hayata geçirilebileceği vurgulandı. Türkiye'nin NATO'ya 1,2 milyar dolarlık önerisi Yunanistan'da geniş yankı buldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bloomberg'in haberini yorumlayan Yunan basını, projeyi yalnızca bir lojistik yatırım değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini etkileyebilecek stratejik bir hamle olarak değerlendirdi. Yunan medya kuruluşlarından biri dikkat çekici biçimde şu başlığı kullandı: "Türkiye NATO'ya boru hattı planlıyor: Bunun Yunanistan için anlamı ne?" Haberde, Ankara'nın önerdiği hattın özellikle Yunanistan üzerinden geçebilecek alternatif güzergahları devre dışı bırakabileceği değerlendirmesine yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başka bir Yunan haber sitesi ise gelişmeyi daha net ifadelerle duyurdu: "Türkiye, Yunanistan'ı bypass edecek bir yakıt boru hattı önerdi." Bir diğer Yunan yayın organı da Türkiye'nin Karadeniz ve bölgesel güvenlik denklemindeki rolüne dikkat çekerek, Ankara'nın "İttifak'ın güneydoğu kanadını güçlendirme planı kapsamında Yunanistan'ın alternatif güzergahını devre dışı bıraktığını" öne sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bloomberg'e göre Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve özellikle Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji arz riskleri NATO'nun lojistik altyapı planlarını yeniden şekillendirdi. İttifak, özellikle doğu kanadındaki ülkelerin askeri tedarik güvenliği için daha güvenilir ve düşük maliyetli çözümler üzerinde çalışıyor. Ankara'nın sunduğu proje de bu arayışın merkezine yerleşmiş durumda. Öte yandan hattın yalnızca askeri kullanım amacıyla planlandığı, sivil taşımacılığa kapalı olacağı ve teknik ayrıntılarının güvenlik gerekçesiyle gizli tutulacağı belirtiliyor. Türkiye'nin NATO'ya sunduğu teklifin nihai akıbetinin, temmuz ayında Ankara'da yapılacak kritik zirve öncesinde veya zirve sırasında netleşmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiye-bizi-felc-ediyor-1779090821.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asırlar ötesinden sesleniş</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/asirlar-otesinden-seslenis-1053</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/asirlar-otesinden-seslenis-1053</guid>
                <description><![CDATA[Ahmed-i Yesevi, Arslan Baba’nın yakın ilgisi ve irşadıyla kısa zamanda olgunlaşmıştır. Ahmed-i Yesevi, hikmetlerinde Arslan Baba’dan çok söz eder. Buna göre Arslan Baba’nın Arap asıllı ve eshabın ulularından olduğu, dünya rahatına ve nimetlerine değer vermedi¬ği, küçük bir kulübede ömür geçirdiği, Peygamber efendimizin takdir ve teveccühüne mazhar olduğu belirtilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/asirlar-otesinden-bugune-seslenis-1790606" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/asirlar-otesinden-bugune-seslenis-1790606</a></p><p class="MsoNormal">Ahir zaman ümmetleri, dünya fani bilmezler<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erenlerin kıldığını görüp rağbet etmezler<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahir zaman ümmetleri süslerler evlerini;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nefs ü hevaya uyup bozarlar huylarını;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şan ve şefkatler ile dik tutar boylarını;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ifadeler 1.200 yıl öncesinden, Türklerin ilk büyük mutasavvıflarından Ahmed-i Yesevi’ye aittir. Öyle ki bugünün manevi hastalıklarını görür gibi yazılmıştır. İfadeler zinde ve canlıdır. Çağlar ötesini gören ve ona göre seslenen bu büyük veli Orta Asya Türklerinin dinî-tasavvufi hayatında geniş tesirler icra etmiştir. Bu itibarla “Pîr-i Türkistan” diye anılmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi Batı Türkistan’daki Çimkent şehrinin doğusunda bulunan ve Tarım Irmağı’na dökülen Şâhyâr Nehri’nin küçük bir kolu olan Karasu üzerindeki Sayram kasabasında doğdu. Bazı kaynaklara göre ise onun günümüzde Kazakistan sınırları içinde bulunan Yesi (bugünkü adıyla Türkistan) şehrinde doğduğunu kaydetmektedir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte XI. yüzyılın ikinci yarısında (1080-1090 arası) dünyaya geldiğini söylemek mümkündür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Babası Sayram’ın tanınmış şahsiyetlerinden olup ilmi, fazileti ve ke­rametleriyle şöhret bulan Şeyh İbrahim adlı bir zattır. Annesi ise Şeyh İbrahim’in halifelerinden Mûsâ Şeyh’in kızı Ayşe Hatun’dur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Küçük yaşta iken önce annesini sonra babasını kaybeden Ahmed’in bakımı ve terbiyesi ile ablası Gevher Şehnaz ilgilenmiştir. Şehnaz Hanım ve kardeşi bir müddet sonra Yesi’ye yerleşmiştir. Ahmed-i Yesevî ilk tahsiline burada başlamış ardından Yesi’de büyük bir şöhreti olan Arslan Baba (Arslan Bâb)’ya intisap etmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi, Arslan Baba’nın yakın ilgisi ve irşadıyla kısa zamanda olgunlaşmıştır. Ahmed-i Yesevi, hikmetlerinde Arslan Baba’dan çok söz eder. Buna göre Arslan Baba’nın Arap asıllı ve eshabın ulularından olduğu, dünya rahatına ve nimetlerine değer vermedi­ği, küçük bir kulübede ömür geçirdiği, Peygamber efendimizin takdir ve teveccühüne mazhar olduğu belirtilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevî, Arslan Baba’nın vefatından bir müddet sonra zamanın önemli İslam merkezlerinden biri olan Buhara’ya gider. Bu şehirde devrin önde gelen âlim ve mutasavvıflarından Şeyh Yûsuf-ı Hemedânî’ye intisap ederek onun irşad ve terbiyesi altına girer. Yusuf-ı Hemedânî’nin vefatı üzerine irşat mevkiine önce Hâce Abdullah-ı Berki, onun vefatıyla Şeyh Hasan-ı Endeki geçer.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1160 yılında Hasan-ı Endeki’nin de vefatı üzerine Ahmed-i Yesevî irşat postuna oturur. Bir müddet sonra, vaktiyle şeyhi Yûsuf-ı Hemedânî’nin vermiş olduğu bir işaret üzerine irşad makamını Şeyh Abdülhâli<span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif;">ḳ</span>-ı Gocduvânî’ye bırakarak Yesi’ye döner ve vefatına (562/1166) kadar burada irşada devam eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi’nin vefat tarihi olarak genellikle miladî 1166-7 yılı kabul edilmekle beraber, kaç yıl yaşadığı hususunda da çeşitli tahminler ileri sürülmüştür. Bazı araştırıcılar onun hikmetlerinin birinde yer alan bir ifadeye dayanarak yüz yirmi beş yaşından sonraki bir yaşta vefat ettiğini ileri sürmüşlerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hikmetlerin kaynağı</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi, mürşidi Şeyh Yusuf-i Hemedânî gibi Hanefi mezhebinde bir âlim ve mutasavvıf idi. Kuvvetli bir medrese tah­sili görmüş̧, din ilimleri yanında tasavvufu da iyice öğrenmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun Yesi’de irşada başladığı sıra Türkistan’da, Yedisu havalisinde kuvvetli bir İslamlaşma cereyanı bulunuyordu. Medreselerin yanında kurulan tek­keler tasavvuf cereyanının, dolayısıyla birtakım tarikatların merkezleri durumundaydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine bu yıllarda Mâverâünnehr’i idaresi altında birleştiren Sultan Sencer vefat etmiş̧ (h.532/m.1157), Hârezmşâhlar kuv­vetli bir devlet hâline gelmeye başlamışlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlmi, irfanı, ahlakı ve tesirli sözleriyle Ahmed-i Yesevî, Sîr-derya havalisinde, Seyhûn’un ötesindeki bozkırlarda yaşayan yarı göçebe Türkler arasında kuvvetli bir nüfuz sahibi olmuştu. Etrafında İslamiyet’e bütün samimiyetiyle bağlı olan yerli halk ile göçebe köylüler toplanıyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevî bu insanlara İslam’ın esaslarını, şeriatın hükümlerini, tasavvufun inceliklerini, kurucusu olduğu Yesevîlik tarikatının âdâb ve erkânını, “Hikmet” adı verilen manzumelerle gönüllere nakşediyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dervişleri va­sıtasıyla en uzak Türk topluluklarına kadar ulaştırılan bu manzumeler, Türkler arasında İslamiyet’in yerleşmesine ve bir inanç birliğinin teşekkülüne hizmet etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevî hazretleri Peygamber efendimizin sünneti seniyyesine çok bağlıydı. Her işini O’na uygun olarak yapmağa çalışırdı. Altmış üç yaşına geldiğinde, yer yüzünde yaşamayı sünne­te aykırı bularak, tekkesinin avlusunda müritlerine bir çilehane kazdırdı. Merdivenle inilen bu küçük hücre şeklindeki çilehaneye çekilerek ömrünün kalan kısmını burada geçirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevî’­nin kalan ömrünü devamlı ibadet ve riyazetle geçirdiği bu hücrede kaç yıl kaldığı bilinmemektedir. Hikmetlerinde bu çilehane hayatı ayrıntılı şekilde di­le getirilmektedir. Ayrıca hikmetlerde altmış üç yaşına kadar olan hayatı da geniş şekilde anlatılır. Tasavvuf ve tarikat ehli olan bu büyük âlimin hikmetlerinde şeriata aykırı hiçbir ize rastlanmaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun şeriat ile tarikatı kolayca meczetmesi daha doğrusu tarikatını şeriat esasları üzerine bina etmesi sebebiyle Yesevilik Sünni Türkler arasında süratle yayılma imkânı bulmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benim hikmetlerim Huda’nın buyruğudur,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okuyup anlasan hep Kur’ân’ın manasını açıklar<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine, benim hikmetlerimin kaynağı Hadistir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan ondan nasip almasa, bil ki habistir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyitleri onun Ehl-i Sünnet akidesine ne ölçüde bağlı olduğunu açıkça gös­termektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Okuyanın gönül gözü parlar!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi’nin hikmetleri çağları aşmakta, insanları dün olduğu gibi bugün de irşat ve terbiye etmektedir. Ne yazık ki biz bunları mekteplerimizde hakkıyla okutmadığımız için gençlerimiz bu kıymetli hazinelerden mahrum kalmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hikmetlerin muhtevasını ana hatları ile İslam’ın şartları, ahlak ve Yesevîlik’e ait esaslar oluşturur. Münacat, na’t ve ilk dört halifeye ait övgüler dışında hikmetlerde ele alınan konular şöyle sırala­nabilir: İlahi aşk, Allah’ın birliği, mutlak irade ve kudreti, Hazret-i Peygam­ber sevgisi, şeriat, sünnet, züht ve takvâ, İslam ahlakı, kıyamet, cennet ve cehennem tasvirleri, dünyadan ve sahte şeyhlerden şikâyet, mutasav­vıflara ait kıssalar, zikir ve halvet gibi Yesevîlik adab ve erkânı ile ilgili hususlardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi’nin her bir beyti sanki güzellikler manzumesidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanın kendisini bilmesi Hakk’ı bilmesi demektir. Gafletten uyan­mak, gönül gözünü parlatmak gerekir. Ancak o zaman insan Allah katın­da makbul bir kul ve Şanlı Peygamberimize layık bir ümmet olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kim özünü bildiyse Hakk’ını bildi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Huda’dan korktu ve insafa geldi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevî bir mutasavvıf olmaktan ziyade bir şeriat adamıdır. O şeriatın hem özüne hem de şekline, Hazret-i Peygamber’in sünnetine sıkıca bağlıdır. Peygamber efendimize sonsuz hürmeti ve sevgisi vardır. Çünkü o, server-i mahlûkat ve mefhar-ı mevcûdat’tır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">On sekiz bin âleme server olan Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Otuz üç bin eshâba rehber olan Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Seher vakti uyumaz tilavetli Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Garip ile yetime mürüvvetli Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yoldan çıkmış olana hidayetli Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Darda kalan ruhlara kifayetli Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgili Peygamberimize layık ümmet olabilmek için iki esasa uymak gere­kir. Bunlardan biri Allah’ın kelamı, diğeri de Peygamberimizin sünnetidir. Ahmed-i Yesevî için merhameti, üstün ahlakı ve hoşgörüsü ile örnek alınacak insan Sevgili Peygamberimiz’dir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hak tealanın sözün Resulullah sünnetin<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnanmayan ümmetin ümmet demez Muhammed<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya ve dünyalıklar için üzülmemek, dünya ikbaline güvenmemek, dünyanın fâni ve vefasız olduğunu bilmek, Hak’tan gayrı her şeyi dilden ve gönülden çıkarmak, insanlara karşı haksızlıkta bulunmamak, ölmeden evvel ölmek gerekir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya için gam yeme, Hak’dan özgeyi deme<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kişi malını yeme Sırat üzre tutara<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ululuk Allah’a mahsustur, kul âcizdir ve aczini bilmek zorundadır. Aslı toprak olan bedenimizin hiçbir değeri yoktur:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslım toprak neslim toprak değersiz<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Basıp geçsen murdar cismim utanır<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsan hakikati kendi başına bulamaz, anlayamaz. Onun için bir mürşide bağlanmalıdır. Mürşidin rızasını almak Hakk’ın rızasını almak demektir; gerçek mürşit ise Hazret-i Peygamber’dir. Bir yol ki ona ulaşmaya batıldır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pir rızası Hak rızası olur dostlar<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onu kazanan Hak rahmetin alır dostlar<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ahmed-i Yesevi hikmetlerini okuyanların gönül gözü açılır ve parlamaya başlar. İslamiyet’in, doğru itikadın ne olduğunu anlar ve bid’at yoluna asla düşmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/asirlar-otesinden-seslenis-1779089362.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörsüz Türkiye&#039;de yeni bir yol haritasına ihtiyaç var</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/terorsuz-turkiyede-yeni-bir-yol-haritasina-ihtiyac-var-1050</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/terorsuz-turkiyede-yeni-bir-yol-haritasina-ihtiyac-var-1050</guid>
                <description><![CDATA[MHP lideri Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir hamleye, buna uygun da yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Bahçeli, "Öcalan'ın münfesih PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">MHP lideri Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir hamleye, buna uygun da yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Bahçeli, "Öcalan'ın münfesih PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "Terörsüz Türkiye" sürecinde yeni bir hamleye ve buna bağlı yol haritasına ihtiyaç bulunduğunu belirterek, "Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine, örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MHP Lideri Devlet Bahçeli, TÜRKGÜN Gazetesi'ne “Terörsüz Türkiye” hedefinde yeni yol haritası ve sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni bir hamleye, buna uygun yol haritasına ihtiyaç bulunduğunu belirterek, "Öcalan'ın fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Terörsüz Türkiye hedefinin doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmekte olduğunu belirten Bahçeli, "Bunu mümkün kılacak siyasi hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM 'Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' bu yönde önemli bir işlev görmüştür" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha demokratik, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye'nin herkesin ortak arzusu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye böylesi bir anlayıştan hareketle Türk ve Türkiye yüzyılı hedefinin stratejik kapısıdır ve Türkiye, önemli bir eşiği aşarak terör belasından tamamen kurtulmak için kararlılıkla ve titizlikle faaliyet yürütmektedir." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"UYGUN BİR STATÜ OLMALI"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yapılanların ve söylemlerin karşılıklı anlam kazanması noktasında bir iletişim eksiliği yaşandığını belirten Bahçeli, “Bu noktada yeni aşama için bir yol haritası ortaya koymak bu doğrultuda gerekli mekanizmaları harekete geçirmek gerekmektedir. Örgüt üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek, bir yandan da yasal ve idari düzenlemeleri yaparak barış ve kardeşliği, siyaseti ve demokratik değerleri öne çıkarmak terörsüz Türkiye hedefine ulaşma amacına hizmet edecektir. Parçalı yapılarla Terörsüz Türkiye yolunda yürümek sonuç almayı geciktirecek, provokasyonları artıracak, dış müdahalelere imkan verecek, örgüt içi çatışma dinamiklerini öne çıkararak görünür kılacak ve sonuç almayı zorlaştıracaktır. Başından beri 'örgütün kurucu önderi' ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde terörsüz Türkiye hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“BARIŞ SÜRECİ VE SİYASALLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bahçeli, "Terör örgütlerinin tasfiye süreçlerinde liderlik mekanizmasındaki çok seslilik, örgütün tasfiyesi sonrası başka liderliklerin doğmasına ve örgütün başka isimlerle yeniden organize olmasına sebebiyet verebilir. Bu bağlamda terörün tasfiye süreçlerinde muhatabın açık ve net bir şekilde ortaya konulması elzemdir. Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır. ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“KOORDİNATÖRLÜK, ÖRGÜTÜN TASFİYESİYLE SINIRLI KALACAKTIR”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Koordinatörlük mekanizmasının tanım ve kapsamına ilişkin ayrıntıları da aktaran Bahçeli, “Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla kati suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır. Koordinatörlük PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir. Bu doğrultuda Öcalan'ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/terorsuz-turkiyede-yeni-bir-yol-haritasina-ihtiyac-var-1779084479.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan: Kifayetsizlere prim vermeyin</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/erdogan-kifayetsizlere-prim-vermeyin-1048</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/erdogan-kifayetsizlere-prim-vermeyin-1048</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli'de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. "]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW205028-SIY/16-05-2026<br><br><br>- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin"<br>- "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz"<br>- "Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih'in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır"<br>- "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz"<br><br><br>Fehime Kartal - Recep Barış Aksu - Cihan Atik - Ahmet Cüneyt Kulak<br>KOCAELİ (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli'de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi.<br>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu'nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor'un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye'nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi.<br><br>"Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor"<br>Gençlerin Türkiye'nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı'nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa'da, Amerika'da, Asya ve Afrika'da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu.<br><br>"Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır"<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:<br>"Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç 'diriliş nesli' derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, 'hareket nesli' derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, 'büyük doğu nesli' derken sizlerden bahsediyordu. 'Asım'ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek' diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih'in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih'in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih'in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye'yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın."<br><br>"Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum"<br>Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye'nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; 'O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa'nın, İstanbul'un, Konya'nın, Diyarbakır'ın, Erzurum'un, Şam'ın, Bağdat'ın, Semarkant'ın, Mekke'nin, Medine'nin ve hepsiyle birlikte Kahire'nin, Kuala Lumpur'un, Bingazi'nin, İslamabad'ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek' Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu.<br><br>"Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir"<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin 'yüreğin bentlerini yıkıp atması' olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:<br>"Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul'u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih'te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey'de, Tarık Bin Ziyad'ta, Süleyman Şah'ta, Süleyman Gazi'de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt'te, Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır."<br><br>"O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz"<br>"Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi.<br><br>"Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık"<br>En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30'dan 25'e, ardından 18'e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye'de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002'de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190'dan 873'e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu.<br><br>"Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin"<br>Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye'nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:<br>"Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye'nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika'da, Asya'da, Latin Amerika'da sizi izleyen, Türkiye'deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."<br>(HFV-ÖZ-Y)<br><br>16.05.2026 22:17:52 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/erdogan-kifayetsizlere-prim-vermeyin-1779004534.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her şeyi iki günde yok edebiliriz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/her-seyi-iki-gunde-yok-edebiliriz-1038</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/her-seyi-iki-gunde-yok-edebiliriz-1038</guid>
                <description><![CDATA[İran'ın direncinin farkında olduğunu ve hiçbir şeyi hafife almadığını vurgulayan Trump, yine de istemesi halinde İran'a kısa süre içinde büyük zarar verebileceklerini savundu. İran'ın tüm altyapısına zarar vermediğini ifade eden Trump, "Her şeyi iki günde yok edebiliriz." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ın direncini hafife almadığını, ancak isterse İran'ın altyapısını "iki günde yok edebileceklerini" iddia etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çin ziyaretinin yansımaları devam eden ABD Başkanı Trump, Fox News kanalına verdiği röportajda İran gündemini değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın direncinin farkında olduğunu ve hiçbir şeyi hafife almadığını vurgulayan Trump, yine de istemesi halinde İran'a kısa süre içinde büyük zarar verebileceklerini savundu. İran'ın tüm altyapısına zarar vermediğini ifade eden Trump, "Her şeyi iki günde yok edebiliriz." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AA'nın aktardığı habere göre, İran ile diplomaside tekrarlanan aksaklıklara atıfta bulunan ABD Başkanı, "Tahran'ın müzakerelerde güvenilmez ve öngörülemez" olduğunu savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, "Bize istediğimiz her şeyi vereceklerdi, ama her anlaşma yaptıklarında, ertesi gün sanki o konuşmayı hiç yapmamışız gibi davranıyorlar. Bu herhalde beş kez oldu. Onlarda bir sorun var." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ayrıca olası bir çözümün askeri veya diplomatik olabileceğini ve bunun İran'ın tutumuna bağlı olacağını kaydederek, "Ya şiddetli olacak ya da şiddet içermeyecek, ben şiddet içermeyenini tercih ederim." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3 Kasım'da ABD'de yapılacak Kongre seçimleri hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Trump, "Seçimlerin İran konusunda ne olacağına karar vermesine izin vermeyeceğim." diyerek Tahran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı yönündeki söylemini yineledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"ÇİN ZİYARETİ, HARİKA BİR BAŞARI"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, 2 günlük Çin ziyaretinin ardından Washington'a dönerken, gezisini "harika bir başarı" şeklinde nitelendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, Washington'a dönüşünde Beyaz Saray'a girerken basın mensuplarına kısaca ziyaretini değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, "Bu (ziyaret) harika bir başarıydı. Çok iyi anlaşmalar ve ticaret anlaşmaları yaptık. (Çin'le) İyi ilişkilerimiz var. Muazzam bir başarıydı. Bence bu gerçekten tarihi bir andı." değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'i ziyaret etti. Önceki Başkan Joe Biden, iktidar döneminde Çin'e ziyaret gerçekleştirmemişti. ABD'den Çin'e lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk döneminde, 2017'de yapılmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çarşamba ve perşembe günleri yapılan görüşmeler sırasında ve sonrasında Trump, tarafların enerji ve tarım ticareti dahil olmak üzere çeşitli anlaşmalara vardığını söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/her-seyi-iki-gunde-yok-edebiliriz-1778911944.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörsüz Türkiye&#039;de büyük mesafe alındı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/terorsuz-turkiyede-buyuk-mesafe-alindi-1035</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/terorsuz-turkiyede-buyuk-mesafe-alindi-1035</guid>
                <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa'daki programlarında küresel sistemde yaşanan güç değişimlerine, ekonomik adaletsizliklere ve "Terörsüz Türkiye" hedefine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin küresel adalet arayışında öncü rol üstlendiğini belirten Kurtulmuş, terörün tamamen sona erdirilmesiyle birlikte Türkiye'nin önünde yeni bir dönemin başlayacağını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW231838-SIY/16-05-2026<br><br><br>- Kurtulmuş: "Terörsüz Türkiye hedefinde büyük mesafe alındı"<br>- Numan Kurtulmuş Bursa'da konuştu : "Bu işi hep beraber bitireceğiz"<br>- Numan Kurtulmuş Bursa'da STK temsilcileriyle buluştu<br><br><br>Ahmet Berke Erdal<br>BURSA (İHA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa'daki programlarında küresel sistemde yaşanan güç değişimlerine, ekonomik adaletsizliklere ve "Terörsüz Türkiye" hedefine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin küresel adalet arayışında öncü rol üstlendiğini belirten Kurtulmuş, terörün tamamen sona erdirilmesiyle birlikte Türkiye'nin önünde yeni bir dönemin başlayacağını söyledi.<br>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa programları kapsamında ilk olarak Bursa Uludağ Üniversitesi'nde düzenlenen "Küresel Adalet Arayışı" konferansına katıldı. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde öğrencilerle bir araya gelen Kurtulmuş, ekonomik ve siyasal alandaki adaletsizliklerin dünyayı büyük bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, küresel adalet arayışının insanlığın ortak meselesi olduğunu söyledi. Her dönemde insanlığın ortak arayışlarından birisinin adalet olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "İçinden geçtiğimiz dönem fevkalade zor bir süreçtir. Her şeyin altüst olduğu, yıkılıp neredeyse yeniden yapılmaya başladığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Dolayısıyla bu süreçte insanlık alemi olarak ihtiyacımız olan en önemli meselenin adalet olduğunun farkında olarak, adalet arayışını küresel bir hale getirmek ve buna da öncülük etmek hepimizin ortak vazifesi olmalıdır" dedi.<br><br>"Ekonomik adaletsizlik insanlık için tehdit"<br>Konuşmasında ekonomik adaletsizliklere dikkat çeken Kurtulmuş, gelir dağılımındaki uçurumun giderek büyüdüğünü söyledi. Dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesiminin toplam servetin yüzde 50'sine sahip olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Firavunlar dönemlerinde bile böyle bir eşitsizlik olmadı. Dolayısıyla bu insanlığın kaldırabileceği bir mesele değildir" diye konuştu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sırasında piyasalarda yaşanan dalgalanmalara değinen Kurtulmuş, savaş ekonomisinin küresel sistemde büyük bir araca dönüştüğünü belirtti.<br><br>"Böyle bir dünyada BM'nin fonksiyonu yok"<br>Birleşmiş Milletler'in işlevsiz kaldığını ifade eden Kurtulmuş, Gazze'de yaşananların insanlık tarihinin en ağır sınavlarından biri olduğunu belirterek, "Böyle bir dünyada Birleşmiş Milletler'in ne önemi vardır, ne fonksiyonu vardır" dedi. Filistin'e destek veren futbolcu Lamine Yamal hakkında da konuşan Kurtulmuş, "Lamine Yamal'ın arkasındayız. O Filistin halkıyla dayanışmanın onurudur" ifadelerini kullandı.<br><br>"Küresel gelişmeler çerçevesinde Türkiye'nin geleceği toplantısına katıldı"<br>Kurtulmuş, Bursa programları kapsamında daha sonra Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Sivil Toplum Buluşması"nın ardından Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nin Geleneksel Cuma Meclisi'nde gerçekleştirilen "Küresel Gelişmeler Çerçevesinde Türkiye'nin Geleceği" toplantısına katıldı. Toplantıya Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Birlik Vakfı Bursa Şube Başkanı Muhammed Yılmaz ile vakıf üyeleri katıldı.<br><br>"Dünyada güç dengeleri değişiyor"<br>Burada konuşan Kurtulmuş, dünyada güç dengelerinin hızla değiştiğini belirterek çok kutuplu yeni bir dünya düzenine doğru gidildiğini söyledi. Avrupa ile Atlantik arasındaki gerilimlerin arttığını ifade eden Kurtulmuş, NATO ve Avrupa Birliği'nin yaşanan krizlerde etkisiz kaldığını savundu. Birleşmiş Milletler'in mevcut yapısıyla çözüm üretme kabiliyetini kaybettiğini belirten Kurtulmuş, "Böyle bir dünya sistemi yürümez" dedi.<br><br>"Türkiye güvenilir bir ortak olarak öne çıkıyor"<br>Türkiye'nin güvenilir bir ortak olarak öne çıktığını ifade eden Kurtulmuş, "Türkiye gücüne itibar edilen ve bu güçten istifade edilmesi gereken önemli bir müttefik olarak görülmeye başlanmıştır" diye konuştu. Türkiye'nin yeni bölgesel ve küresel ittifaklar kurabilecek kapasiteye sahip olduğunu kaydeden Kurtulmuş, siyasi istikrarın Türkiye'nin yükselişinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.<br><br>"Terörsüz Türkiye hedefinde büyük mesafe alındı"<br>Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefine de değinen Kurtulmuş, Türkiye'nin yaklaşık 50 yılını kaybettiren terör sorununun ülkeye ağır ekonomik ve sosyal maliyetler yüklediğini ifade etti. "Büyük mesafe alınmıştır" diyen Kurtulmuş, terör örgütünün silah bırakmasının kritik eşik olduğunu söyledi. Sürece toplumun geniş kesimlerinin destek verdiğini belirten Kurtulmuş, "Bu işi hep beraber bitireceğiz" ifadelerini kullandı.<br><br>"Nizam-ı Alem davası devlet geleneğimizde var"<br>Devlet geleneğinde "Nizam-ı Alem" anlayışının bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'nin yalnızca kendi meseleleriyle değil dünyanın farklı bölgelerindeki mazlum halklarla da ilgilendiğini söyledi. Çeçenistan'dan Filistin'e, Somali'den Doğu Türkistan'a kadar birçok coğrafyada Türkiye'nin vicdani sorumluluk üstlendiğini kaydeden Kurtulmuş, "Terörü ortadan kaldıracağız. Demokrasiyi tam manasıyla tahkim edeceğiz. İnsan hak ve özgürlüklerini en ileri noktada uygulayacağız" dedi.<br>Toplantı daha sonra soru-cevap bölümüyle devam ederken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş programlarının ardından Bursa'dan ayrıldı.<br>(ABE-AU-Y)<br><br>16.05.2026 00:49:45 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/terorsuz-turkiyede-buyuk-mesafe-alindi-1778910224.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karar günü</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/karar-gunu-1033</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/karar-gunu-1033</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’de düzenlenen zirvenin son gününde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelik övgü dolu açıklamalarda bulundu. Trump, Şi ile ilişkisini çok güçlü diye tanımlarken, iki liderin İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda aynı görüşte olduğunu söyledi. Zirvenin ikinci günü ise görüşmelerin somut bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanamayacağını göstermesi açısından kritik bir aşama olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerde Tayvan, ticaret, yapay zekâ rekabeti ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’de düzenlenen zirvenin son gününde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelik övgü dolu açıklamalarda bulundu. Trump, Şi ile ilişkisini çok güçlü diye tanımlarken, iki liderin İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda aynı görüşte olduğunu söyledi. Zirvenin ikinci günü ise görüşmelerin somut bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanamayacağını göstermesi açısından kritik bir aşama olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerde Tayvan, ticaret, yapay zekâ rekabeti ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, iki günlük Pekin zirvesinin son gününde Çin liderlik yerleşkesi Zhongnanhai’de bir araya geldi. Liderler, resmi temaslar öncesinde Zhongnanhai Bahçesi’nde yürüyüş yaptı ve ardından baş başa görüşmeye geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, görüşme öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada Şi ile ilişkilerinin çok güçlü olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, İran konusunda ortak bir tutum benimsediklerini belirterek, "Boğazların açık olmasını istiyoruz. Bunun sona ermesini istiyoruz çünkü orada durum biraz çılgın, biraz delice. Bu iyi bir şey değil, böyle olmamalı" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP’TAN Şİ’YE DİKKAT ÇEKEN ÖVGÜLER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, Pekin temasları boyunca Şi Cinping’e yönelik dikkat çekici ifadeler kullandı. Daha önce Fox News’e verdiği röportajda Çin lideriyle çok iyi bir ilişkisi olduğunu söyleyen Trump, "Gerçekten dostuz. O muazzam bir lider. Uzun süredir burada, çok güçlü, çok sağlam" demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zirvenin son gününde yapılacak görüşmeler öncesi kameralar karşısına geçen Trump, Şi hakkında, "O tamamen işine odaklanmış biri ve bu iyi bir şey. Oyalanması yok. Onun gibi birini bulamazsınız, fiziksel özellikleri bile öyle; bilirsiniz, uzun boylu, çok uzun boylu, özellikle de bu ülke için; çünkü buradaki insanlar genellikle biraz daha kısa boyludur" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şi Cinping ise görüşmede Zhongnanhai Sarayı’nın Çin tarihindeki önemine değindi. Çin lideri, Trump’ın 2017’de Florida’daki Mar-a-Lago tesisinde kendisine gösterdiği misafirperverliği hatırlatarak, "2017'de bana gösterilen misafirperverliğe karşılık vermek için özellikle burayı seçtim" açıklamasını yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZİRVENİN SON GÜNÜ KRİTİK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pekin’de bugün gerçekleştirilecek temaslar, Trump’ın ABD’ye dönüşü öncesindeki son görüşmeler olacak. Diplomatik kaynaklar ve analistler, zirvenin ikinci gününün görüşmelerin somut sonuç üretip üretmeyeceğini ortaya koyacağını değerlendiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray görüşmeleri daha çok ticaret, yatırım ve ekonomik ilişkilerin yeniden dengelenmesi ekseninde tanımlarken, Pekin yönetimi ise temasları uzun vadeli “stratejik istikrar” çerçevesinin başlangıcı olarak değerlendirdi. Çin tarafı, ilişkilerde rekabetin sınırlarının belirlenmesine ve kriz yönetimine vurgu yaparak, ilişkilerin istikrarlı şekilde sürdürülmesi gerektiğini savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, devlet yemeğinde yaptığı konuşmada görüşmeleri son derece olumlu olarak nitelendirdi ve Şi’yi 24 Eylül’de Washington’a resmi ziyarette bulunmaya davet etti. Şi, Trump'ın Washington davetine olumlu yanıt verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP-Şİ ZİRVESİNDE&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/tayvan-gerilimi" target="_blank">TAYVAN GERİLİMİ</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şi Cinping görüşmeler sırasında en net mesajı Tayvan konusunda verdi. Çin lideri, zirvenin ilk gününde Tayvan’ın kendileri için en önemli mesele olduğunu belirterek, "Eğer doğru şekilde ele alınmazsa, iki ülke çatışacak, hatta karşı karşıya gelecek ve tüm ABD-Çin ilişkisini son derece tehlikeli bir duruma sokacak" uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çin’in resmi&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı Xinhua’ya göre Şi, “ABD, Tayvan meselesini son derece dikkatli ele almalıdır” dedi. Trump ise gazetecilerin Tayvan sorularına "Çin çok güzel bir ülke" yanıtını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ile birlikte Pekin’e giden ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise NBC’ye yaptığı açıklamada, Çin’in Tayvan’a yönelik olası askeri hamlesine karşı çıktı. Rubio, "Bizim bakış açımızdan, mevcut statükoda ve mevcut durumda zorla yapılacak herhangi bir değişiklik her iki ülke için de kötü olur" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ORTA DOĞU'DAKİ DURUM VE HÜRMÜZ BOĞAZI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump’ın Çin ziyareti, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan bölgesel gerilimin gölgesinde gerçekleşti. Bölgede kırılgan ateşkes sürerken Beyaz Saray, görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda ortak yaklaşım sergilendiğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, Şi’nin kendisine Çin’in Tahran’a “askeri teçhizat vermeyeceğini” söylediğini belirterek, Çin liderinin bir anlaşma yapılmasını görmek istediğini ve yardım teklifinde bulunduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna karşın Çin’in İran petrolü ithalatını azaltacağına ilişkin net bir işaret vermediği kaydedildi. Washington yönetimi uzun süredir Pekin’i İran’ın ekonomik kapasitesini desteklemekle suçluyor.<span style="background-color:white;color:#262626;font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:15.0pt;"><span style="line-height:107%;">&nbsp;</span></span><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YAPAY ZEKA VE&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ticaret-rekabeti" target="_blank">TİCARET REKABETİ</a>&nbsp;MASADAYDI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CNBC'nin bildirdiğine göre zirvede yapay zeka alanındaki rekabet de gündeme geldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, iki ülkenin yapay zeka konusunda yeni bir diyalog mekanizması başlatacağını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bessent, "İki&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yapay-zeka" target="_blank">yapay zeka</a>&nbsp;süper gücü görüşmeye başlayacak. Çinlilerle yapay zeka konusunda sağlıklı görüşmeler yapabilmemizin nedeni, önde olmamızdır. Eğer onlar bizden bu kadar ileride olsalardı, aynı görüşmeleri yapabileceğimizi sanmıyorum" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Perşembe günü Halkın Büyük Salonu’nda düzenlenen görüşmelere ABD tarafından iş insanı Elon Musk, Goldman Sachs CEO’su David Solomon ve Mastercard CEO’su Michael Miebach gibi iş dünyasının önde gelen isimleri de katıldı. Çin tarafında ise Şi ile birlikte üst düzey devlet yöneticileri görüşmelere katıldı. BYD ve DeepSeek gibi şirketlerden üst düzey yöneticiler, ABD ile temaslarda yer almadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/karar-gunu-1778827504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’ye kara para hükümdar olmayacak</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/chpye-kara-para-hukumdar-olmayacak-1032</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/chpye-kara-para-hukumdar-olmayacak-1032</guid>
                <description><![CDATA[MUSTAFA Sarıgül’le yarıştığı kurultayda Deniz Baykal tarihi bir konuşma yapmıştı.
Baykal, “CHP Genel Başkanı olacak kişi CHP’yi satmamış, o kara günlerin acısını yaşamış, CHP’yi satın almaya kalkmamış biri olacak. CHP’ye kara para hükümdar olmayacak. CHP’ye Genel Başkan olacak kişi hesap vermekten aciz olmayacak” demişti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="background-color:hsl(0, 0%, 100%);color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet'ten Abdulkadir Selvi'nin makalesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/baykal-chpye-kara-para-hukumdar-olmayacak-demisti-43173850" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/baykal-chpye-kara-para-hukumdar-olmayacak-demisti-43173850</a></p><p class="MsoNormal">MUSTAFA Sarıgül’le yarıştığı kurultayda Deniz Baykal tarihi bir konuşma yapmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Baykal,&nbsp;“CHP Genel Başkanı olacak kişi CHP’yi satmamış, o kara günlerin acısını yaşamış, CHP’yi satın almaya kalkmamış biri olacak. CHP’ye kara para hükümdar olmayacak. CHP’ye Genel Başkan olacak kişi hesap vermekten aciz olmayacak” demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün CHP’de yaşananları görünce&nbsp;Baykal’ın uyarısının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAĞLAM PAKET<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkan Yalım’ın ek ifadesinden yeni bir bölüm ortaya çıktı.&nbsp;Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığına aday olduğu kurultay öncesinde 200 bin TL verdiğini ardından&nbsp;Özgür Özel’in kendisinden tekrar para istediğini anlatıyor.&nbsp;Özgür Özel’in WhatsApp üzerinden irtibata geçip, “Ne kadar para verebilirsen o kadar ayarla” dediğini anlatıyor.&nbsp;Özkan Yalım, kurultayda&nbsp;Özgür Özel’in kazanması için çalışıyor. 1 milyon Tl hazırladığını söylüyor.&nbsp;Özgür Özel&nbsp;kurultay çalışmaları için 14 Ekim tarihinde Denizli’ye gidecek. Bu konuşma 13 Ekim tarihinde yapılıyor. Özgür Özel WhatsApp’tan, “Özkan yarın sağlam bir paket olarak Denizli’de benim mavi valizin içine koy” diye yazıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SPOR ÇANTA İÇİNDE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">14 Ekim’de&nbsp;Özgür Özel&nbsp;Denizli’ye gidiyor.&nbsp;Özkan Yalım&nbsp;bu arada WhatsApp üzerinden&nbsp;Özgür Özel’e 1 milyon TL’yi getirdiğini söylüyor. O da kara kutusu olan&nbsp;Demirhan’a yönlendiriyor.&nbsp;Demirhan&nbsp;dediği kişi ise Manisa’da gözaltına alınan ve&nbsp;Özgür Özel’in sırdaşı olan&nbsp;Demirhan Gözaçan.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Devamını&nbsp;Özkan Yalım’ın ifadesinden aktarıyorum. “Demirhan&nbsp;benim olduğum yere&nbsp;Özgür Özel’e ait araçla geldi.&nbsp;Özgür Özel’in aracını bazen&nbsp;Demirhan Gözaçan&nbsp;kullanmaktaydı. Kendisine koyu renkli bir spor çanta içerisinde 1 milyon TL’yi nakit olarak teslim ettim” diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SIRT ÇANTASINDA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı&nbsp;Muhittin Böcek’in oğlu&nbsp;Gökhan Böcek, Veli Ağbaba’nın kendisinden istediği 1 milyon Euro parayı sırt çantası içinde getirip CHP’nin 6’ncı katındaki görevliye teslim ettiğini açıklamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkan Yalım&nbsp;koyu renkli spor çanta,&nbsp;Gökhan Böcek&nbsp;ise sırt çantası kullanıyor.<br>Biri Türk parası veriyor diğeri Euro ile ödeme yapıyor. Demek ki&nbsp;Özgür Özel, Türk paracı&nbsp;Veli Ağbaba&nbsp;Eurocu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KİRLİ PARA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu paraları isteyenler CHP’nin Genel Başkanı&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ve onun ‘abi’ dediği&nbsp;Veli Ağbaba. Bu paraları getirenler, biri CHP’nin Uşak Belediye Başkanı&nbsp;Özkan Yalım&nbsp;diğeri Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın oğlu&nbsp;Gökhan Böcek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Deniz Baykal, CHP’ye kara para hâkim olmayacak demişti ama CHP’ye kirli para hâkim olmuş. CHP Genel Başkanı hesap vermekten aciz olmayacak demişti ama CHP Genel Başkanı para dolu çantalarla dolaşmış.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ey CHP’liler hiç düşündünüz mü? Bu kirli para trafiği neden belli isimler etrafında dolanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EKO SİSTEM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul’da&nbsp;Ekrem İmamoğlu&nbsp;ve ekibi.&nbsp;Özgür Karabat, Turan Taşkın Özer, Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onların uçaklarıyla kumar partilerine gidiliyor, para kuleleri onların etrafında örülüyor, rüşvet paralarında, imar yolsuzluklarında onların ismi geçiyor. Ankara’da ise her taşın altından&nbsp;Özgür Özel, Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Burhanettin Bulut&nbsp;çıkıyor? Neden?<br>Çünkü bunlar ekip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü güç bunlarda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP’yi bunlar yönetiyor.<br><br>Ekrem İmamoğlu&nbsp;paranın gücüyle CHP kongresini aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özgür Özel’in ekibi de paranın gücünün nelere kadir olduğunu gördü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ASU KAYA, ÖZKAN YALIM’A İNANCINIZ TAM MI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İster iktidardan, ister muhalefet partisinden olsun bir parti yöneticisini istifaya davet etmek tarzım değildir. Ancak bu prensibimi CHP’nin Kadın Kolları Başkanı&nbsp;Asu Kaya&nbsp;için bozmuştum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Otel odasında 21 yaşındaki belediye çalışanı ile basılan&nbsp;Özkan Yalım’a destek verdiği için “Asu Kaya istifa etmeli” diye yazmıştım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkan Yalım&nbsp;gözaltına alınınca&nbsp;Asu Kaya&nbsp;kameraların karşısına geçmiş, “Tek amacı Uşak’a hizmet etmekten başka bir şey olmayan Özkan Yalım yol arkadaşımızı, kıymetli belediye başkanımızı gözaltına aldılar. Bizim birbirimize olan inancımız tamdır” diye açıklama yapmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP’nin kadın kolları başkanının öncelikle Belediye Başkanı tarafından otel odasına atılan 21 yaşındaki belediye çalışanı kadına sahip çıkmasını beklediğim için eleştirmiştim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O gün bana ateş püskürdüler. Hakaret ettiler. Ne yandaşlığım kaldı ne CHP düşmanlığım.<br>Peki şimdi ne oldu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkan Yalım&nbsp;CHP’nin kadın milletvekillerinin namusuna dil uzattı. İftirada bulundu. CHP’li kadın milletvekilleri toplu olarak açıklama yapınca&nbsp;Asu Kaya’nın bunu paylaştığını gördüm.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PİŞMAN MISINIZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne oldu&nbsp;Asu Hanım? Hani&nbsp;Özkan Yalım&nbsp;sizin yol arkadaşınızdı, kıymetli başkanınızdı. Sizin birbirinize olan inancınız tamdı?<span style="mso-ascii-font-family:Aptos;mso-bidi-font-family:Aptos;mso-hansi-font-family:Aptos;">&nbsp;</span>Özkan Yalım’ın&nbsp;Özgür Özel’le ve CHP’nin kadın milletvekilleriyle ilgili ahlaksızca, hayasızca yaptığı açıklamalara olan inancınız da tam mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Asu Hanım, Özkan Yalım&nbsp;için daha önce yaptığınız destek açıklamanızdan dolayı pişman mısınız?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakın&nbsp;Asu Hanım&nbsp;size bir şey söyleyeyim mi yanında çalışan personeline kötü gözle bakan birisinden adam olmaz. Bu tür karaktersizlerin partisi, patırtısı olmaz. Bunların CHP’lisi, AK Partilisi olmaz. Karaktersiz, karaktersizdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O gün 21 yaşındaki belediye çalışanı ile basıldığı zaman nasıl tepki gösterdiysem, CHP’nin kadın milletvekillerinin namusuna dil uzattığı zaman da aynı duruşu sergiliyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ÖZGÜR ÖZEL’İN&nbsp;TELEFON SKANDALLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP’lilere tavsiyem akşam belli bir saatten sonra&nbsp;Özgür Özel’in elinden telefonu alsınlar. Çünkü gecenin bir yarısı birini arıyor ya da WhatsApp’ın başına geçiyor, hakaret, küfür ve tehdit dolu mesajlar atıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü&nbsp;Burcu Köksal’ı gece yarısı arıyor, “Kocanı boşa” diyor. Ardahan Göle Belediye Başkanı&nbsp;Gökhan Budak’ın eşini arıyor. “Senin kocan dik durmadı” diye konuşuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Keçiören Belediye Başkanı&nbsp;Mesut Özarslan’a yazdığı küfürlü WhatsApp mesajları ile mahkemelik oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özkan Yalım’a yazdığı WhatsApp mesajları ise “best seller” olacak durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu gidişle&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ne çekecekse telefonundan çekecek. O nedenle CHP’lilere diyorum ki belli bir saatten sonra&nbsp;Özgür Özel’in elinden telefonu alın yoksa skandallar bitmeyecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/chpye-kara-para-hukumdar-olmayacak-1778826531.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hantavirüs&#039;te salgın riski yok</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/hantaviruste-salgin-riski-yok-1029</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/hantaviruste-salgin-riski-yok-1029</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW233022-SAG/14-05-2026<br><br><br>- Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"<br><br>Furkan Doğan<br>ANKARA (İHA) - Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi.<br>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında sağlık gündemine dair açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır. Türkiye, COVID-19 pandemisinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya ispat etmiş bir ülke. Bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden bir tanesi olduk. Şu anda da sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü salgını önlemeye ve takip etmeye muktediriz. Bu tip risklere karşı paydaşlarımızla birlikte hazırlıklıyız" dedi.<br>Hantavirüs testi yapılan 5 vatandaşın test sonuçlarının negatif olduğunu açıklayan Memişoğlu, "İki vatandaşımız gemiden daha önce ayrılmıştı, onları da karantinaya aldık. Üç vatandaşımızı kendi uçağımızla gemiden indikleri andan itibaren izole şekilde aldık. Bu beş kişinin Hantavirüs testleri negatif çıktı, 42 günlük karantina süreci devam ediyor" diye konuştu.<br><br>"Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda"<br>Türkiye’nin sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bizim atalarımız ve medeniyetimiz sağlık sistemini hep ön planda tutmuş. Şimdi biz 2002’den beri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık alanında inanılmaz bir gelişim süreci yaşadık. Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda" şeklinde konuştu.<br><br>"TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi"<br>TÜSEB’in son bir senede 2 bin projeyi desteklediğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Türkiye esasında sağlık alanında üretim yapma konusunda TÜSEB’in, USHAŞ’ın kurulmasıyla son 10-15 yıl içinde önemli adımlar attı. Bu çalışmalar, bir buçuk sene evvel Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle ortaya koymasıyla çok daha yoğunlaşmaya başladı. Biz ‘Üreten Sağlık’ modelinin merkezine Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını koyduk. TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi" ifadelerini kullandı.<br>CAR-T hücre tedavisindeki uygulamaların aralık ayından beri yapıldığı vurgulayan Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:<br>"Üreten Sağlık Portalı’nı oluşturduk. Bu portal vasıtasıyla, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığında fikri, finansı ve üreticiyi bir araya getiriyoruz. Yani esasında yaptığımız şu; bilim insanının, fikir insanının fikrini, bilgisini alıp bunu finansla ve üreticiyle buluşturmak ve onu ticari ürün hâline getirmek. Ticari ürün haline getirme aşamasından itibaren Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle de büyük bir sağlık üretim sistemi, ekosistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Biz yaklaşık bir hafta evvel, yerli renkli doppler ultrasonografi cihazının üretim ve geliştirme süreçleri için imzaları attık. Böylece Türkiye iki sene sonra kendi doppler ultrasonografi cihazını üretebilir hâle gelecek. Hematolojik kanser, kan kanseri tedavileriyle ilgili 4-5 yere TÜSEB vasıtasıyla destek verdik. Yerli CAR-T hücre tedavisinde ilk üretim ve uygulamamızı aralık ayında Ankara Etlik Şehir Hastanemizde gerçekleştirdik ve birçok hastamıza başarıyla uyguladık. Antalya, İstanbul, Kayseri gibi başka illerde de başlıyor"<br><br>"Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var"<br>Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanlarına katkısının yüksek olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Türkiye’de 985 tane çok kapsamlı klinik çalışma var, bunların 10’u yerli fikirle üretilmiş. Biz istiyoruz ki bu sayıyı artıralım. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB olarak Türkiye’ye faydası olacak yerli bir fikrin klinik çalışmalarını birlikte yürütüyorsak bu klinik çalışmalardaki hastalarımızın maliyetini Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılayacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Bunun Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var" dedi.<br><br>"Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik"<br>TÜSEB aracılığıyla 8 aşı için "Yerli Aşı Çağrısı"na çıkıldığını ve Hepatit A aşısını yerli üretim olarak yapıldığını söyleyen Bakan Memişoğlu, Hepatit A aşısının hastanelere verildiğini söyledi. Yutulabilir tablet şeklindeki endoskopi cihazını, dünyada birkaç ülkenin yapabildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin preklinik çalışmasını yaptığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik. İlk olarak Bilkent Hastanesine teslim ettik. Önümüzdeki günlerde ilk defa kullanacağız. Biz yerli üretilen, gerçekten millî değerleriyle yeni şeyler söyleyen her türlü girişimi ve teknolojik yatırımı destekliyoruz. Böylece Türkiye esasında sağlıkla ilgili yeni büyük bir yol kat etmeye başladı. Türkiye; sağlık turizmi dâhil, ilaç sanayisi dâhil, malzeme ve cihaz üreticisi dâhil, altyapısıyla sağlık sektörü olarak büyük bir potansiyele sahip. Bunu her zaman ifade ediyorum; bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmaktır" diye konuştu.<br><br>"Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var"<br>Bakan Memişoğlu, "Bu ihracat hedefini başarabilecek bir altyapı ve insan gücüne, artı şu anda bunu yapabilecek kapasiteye sahip bir ülke Türkiye. Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var bizim. 800 tane ilaç fabrikamız, 200’ü kendi ilacını üreten fabrikamız var. Bunlara baktığınız zaman bilim insanlarıyla, şehir hastaneleriyle, TÜSEB’in desteğiyle biz bunu rahatlıkla başarabilecek bir kapasiteye sahibiz. Ama şu anda baktığınızda yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ilaç ihracatımız, 2-3 milyar dolar arasında bir sağlık turizmi kapasitemiz var ama bu bize artık yetmez. Biz bunun çok daha üstüne çıkabilecek altyapıya sahibiz" dedi.<br><br>"SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık"<br>SMA ilaçlarının Türkiye tarafından üretildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Bilim insanımız, mühendisimiz, sağlık üreticimiz üretsin. Biz Sağlık Bakanlığı olarak bunları sağlık sistemimizde kullanmaya hazırız. Yeter ki onlar üretsinler. Baktığınız zaman 2.000 tane proje destekliyoruz. SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık. Klinik çalışmalar başladı. SMA ilacının özel sektör ve onlarla beraber TÜSEB’in desteğiyle, TİTCK’nin ruhsatını verdiği preklinik çalışmasının son aşamasına gelerek insanlarımıza kullandırdığımız kendi SMA ilacımızı üretiyoruz. Ben bunu uluslararası alanda da söylüyorum; Türkiye artık sağlıkta sadece bir pazar gibi gözükmesin. Türkiye sağlıkta artık teknolojisinde, üretiminde bir ortaktır, bir rol ortaya koyucudur diyoruz" şeklinde konuştu.<br><br>"Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık"<br>‘Koruyan Sağlık’ kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Memişoğlu, "‘Koruyan Sağlık’ kapsamında kanserle ilgili; biz ücretsiz olarak belli yaş grubundaki insanlara Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde kanser taraması yapıyoruz. Esasında tedaviden önce korunmayı ön plana tutmamız gerekiyor. Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık. Bunlardan 276 binini kanser şüphesiyle hastanemizden randevu alarak ikinci ve üçüncü basamaklarda takip ettik. Ve ileri tetkiklerle destekleyerek 28 bin kişiye erken kanser teşhisi koyduk. Böylece kanseri hem tedavi ettik hem de insanların yaşamını yeniden kazandırdık. ‘Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun’ diyoruz. Bu erken taramaları, ücretsiz taramaları Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplumumuzun özellikle gidip yaptırmasını istiyoruz" dedi.<br>Sezaryen ameliyattan bahseden Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:<br>"Vatandaşımızın sağlıklı kalmak için de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını istiyoruz. Sadece hastalık için bizden hizmet almasınlar. Sağlıklı kalmak, sağlıkla yaşamlarını sürdürmek için biz onları Sigara Bırakma Polikliniklerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine bekliyoruz. Ben Sağlık Bakanıyım. İnsanlara sağlıklı olmayı ve nasıl sağlıklı kalınacağını da anlatmakla mükellefim. Nasıl sigara içmeyin diyorsam, sigara sağlığa zararlıdır diyorsam, sigara insanları öldürür, akciğer kanseri yapar, kalp krizi geçirme riskini artırır, damar hastalıklarına neden olur diyorsam; sezaryenin de bir ameliyat şekli olduğunu, zorunlu kalmadıkça sezaryen yapılmaması gerektiğini, fizyolojik olanın yani doğal olanın normal doğum olduğunu, vajinal doğum olduğunu, hem anne sağlığı açısından hem de çocuk sağlığı açısından normal olanın doğal doğum olduğunu söylüyorum."<br><br>"Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi"<br>Türkiye’de sezaryen oranının ilk defa geçen sene düşme meyline girdiğini ifaden Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:<br>"Bu ameliyat türü (sezaryen) ne zaman gerekli? 10 doğumdan en fazla bir buçuğunda; yani 1 ile 1,5 arasında. Ama biz şu anda Türkiye’de 10 doğumdan 6’sını, yarısından çoğunu sezaryen yapıyoruz. 59,7 şu anda sezaryen oranımız. İlk doğumda sezaryen oranımız yüzde 30,4; yani 3 doğumdan 1 tanesi. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü tıbbi olarak 10 doğumdan 1 tanesinin sezaryen olması gerektiğini söylüyor. Şimdi eğer siz 10 doğumdan 6’sını sezaryen yapıyorsanız demek ki en az 4’ünü isteğe bağlı sezaryen yapıyorsunuz. Biz her hastanede koordinatör ebeler görevlendirdik. Ebelerin doğuma girmesini ve onu koordine etmesinin mevzuatının altyapısını oluşturduk. İlk kez anne olacak anne adaylarına gebeliğinin son üç ayında ebelerimiz eşlik edecek. ‘Annelik Yolculuğu’ diye bir telefon uygulaması yaptık. Hastanelerimizde, Aile Hekimliklerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde Gebe Okulları oluşturduk." "Ben anne adaylarımızla ve hekimlerimizle hep beraber sezaryen oranlarımızı sağlıklı hale getirmek istiyorum. Şu anda Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi yıllar sonra. Bunu biz hep beraber daha da düşüreceğiz."<br>(FD-ÖZ-Y)<br><br>14.05.2026 23:35:33 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/hantaviruste-salgin-riski-yok-1778824003.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İmam Hatip Müdürü açığa alındı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/imam-hatip-muduru-aciga-alindi-1027</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/imam-hatip-muduru-aciga-alindi-1027</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Pendik Şehit Olcay Duman İmam Hatip Ortaokulu’nda okul müdürü tarafından öğrencilere Yaşar Nuri Öztürk, Caner Taslaman ve Cemil Kılıç gibi modernist, sapkın isimlerin kitaplarının tavsiye edildiği iddia edilmişti. Okul müdür yardımcısı, "Böyle bir liste hazırlamadık" dedi. MEB ise konuya dair soruşturma başlatıldığını belirtti. İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada da, "Olayla ilgili soruşturma başlatılmış olup, okul müdürü açığa alınmıştır." denildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>İstanbul Pendik Şehit Olcay Duman İmam Hatip Ortaokulu’nda okul müdürü tarafından öğrencilere Yaşar Nuri Öztürk, Caner Taslaman ve Cemil Kılıç gibi modernist, sapkın isimlerin kitaplarının tavsiye edildiği iddia edilmişti. Okul müdür yardımcısı, "Böyle bir liste hazırlamadık" dedi. MEB ise konuya dair soruşturma başlatıldığını belirtti. İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada da, "Olayla ilgili soruşturma başlatılmış olup, okul müdürü açığa alınmıştır." denildi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan Şehit Olcay Duman İmam Hatip Ortaokulu’nda okul müdürü Nihat Keskin'in öğrencilere tavsiye ettiği ileri sürülen kitap listesi velilerin tepkisine yol açtı. Sosyal medyada ortaya çıkan olayda öğrencilere müdür tarafından Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah ile Aldatmak”, Caner Taslaman’ın “İslam ve Kadın” ve Cemil Kılıç’ın “Cami ve Siyaset” isimli kitaplarının tavsiye edildiği öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Velilerden tepki<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Bidat görüşleriyle bilinen, ehlisünnet anlayışını hedef alan, modernist ve reformist çizgideki isimler tepkiyle karşılandı ve şikayetçi olundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Veliler, özellikle ortaokul çağındaki öğrencilerin itikadî, fıkhî ve ahlâkî bakımdan sağlam kaynaklarla yetiştirilmesi gerektiğini belirterek, bu yaş grubuna mezhep, sünnet, gelenek ve İslâmî otorite anlayışını baltalayan isimlerin yönlendirilmesini problemli buldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yaşar Nuri Öztürk, Caner Taslaman ve Cemil Kılıç gibi isimler, Türkiye’de uzun süredir İslâm anlayışına yönelik eleştirileri, Ehli Sünnet'e yaklaşımları ve bâtıl yorumlarıyla tartışma konusu oluyor. Bu isimlerin kitaplarının bir imam hatip ortaokulunda öğrencilere tavsiye edildiği yönündeki iddialar, “<strong>İmam hatiplerde hangi din anlayışı öğretiliyor?</strong>” sorusunu gündeme taşıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Jet açıklama: Liste yayınlamadık<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Şehit Olcay Duman İmam Hatip Okulu’ndan açıklama geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müdür Yardımcısı Eylül Deniz Ergül, “<strong>Böyle bir liste yayınlamadık</strong>” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Soruşturma başlatıldı</strong>&nbsp;<strong><o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Milli eğitim Bakanlığı, iddialar üzerine inceleme ve soruşturma başlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Valilik: Müdür açığa alındı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İstanbul Valiliği'nden konuya dair basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, okul müdürünün açığa alındığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong><u>Valiliğin duyurusu şöyle:</u></strong>&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">14.05.2026 Perşembe günü çeşitli sosyal medya hesaplarından, Pendik İlçesi’nde bulunan bir okulumuzda hazırlandığı ileri sürülen kitap okuma listesi hakkında çeşitli iddialar paylaşılmıştır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan kitap okuma listelerinde, sosyal medya paylaşımlarında adı geçen kitaplar bulunmamaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuyla ilgili görüşülen okul müdürü; söz konusu kitap okuma listesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, imzasının taklit edildiğini, kendisin de bu listeden sonradan haberdar olduğunu beyan etmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Olayla ilgili soruşturma başlatılmış olup, okul müdürü açığa alınmıştır.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/imam-hatip-muduru-aciga-alindi-1778765993.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Xi ve Trump’tan tarihi zirve</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/xi-ve-trumptan-tarihi-zirve-1014</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/xi-ve-trumptan-tarihi-zirve-1014</guid>
                <description><![CDATA[Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in başkenti Pekin’de gerçekleştirdikleri ikili görüşmelere başladı. Xi, görüşmenin basına açık kısmında "Çin ve ABD işbirliğinden kazançlı, çatışmadan ise zararlı çıkacaktır. Rakip değil, ortak olmalıyız" derken, Trump ise "Birlikte harika bir geleceğimiz olacak" ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW080501-SIY/14-05-2026<br><br><br>- Çin Devlet Başkanı Xi ve ABD Başkanı Trump’tan tarihi zirve<br>- Liderler görüşmenin başında işbirliği vurgusu yaptı<br><br><br>Burak Ersoy<br>PEKİN (İHA) - Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in başkenti Pekin’de gerçekleştirdikleri ikili görüşmelere başladı. Xi, görüşmenin basına açık kısmında "Çin ve ABD işbirliğinden kazançlı, çatışmadan ise zararlı çıkacaktır. Rakip değil, ortak olmalıyız" derken, Trump ise "Birlikte harika bir geleceğimiz olacak" ifadelerini kullandı.<br>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump, ülkenin başkenti Pekin’de bulunan Büyük Halk Salonu’nda ikili görüşmelere başladı. Xi, toplantının basına açık kısmında yaptığı konuşmada Trump’ı Pekin’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "9 yıl aradan sonra Çin'e tekrar hoş geldiniz. Bütün dünya görüşmemizi takip ediyor" dedi. Dünya’nın büyük bir dönüşüm yaşadığını ve uluslararası durumun değişken ve çalkantılı olduğunu kaydeden Xi, "Dünya yeni bir yol ayrımında" diye konuştu. Çin ve ABD ilişkilerinin küresel zorlukların aşılması ve Dünyanın daha fazla istikrara kavuşması açısından önem taşıdığına işaret eden Xi, "İki ülke halklarının refahı ve insanlığın geleceği adına, ikili ilişkilerimiz için birlikte daha parlak bir gelecek inşa edebilir miyiz?" diye sordu.<br><br>"Farklılıklardan çok ortak çıkarlara sahibiz"<br>ABD’nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü nedeniyle Trump’ı ve ABD halkını tebrik eden Xi, "Ülkelerimizin farklılıklardan çok ortak çıkarlara sahip olduğuna her zaman inanıyorum. Birimizin başarısı diğeri için bir fırsattır ve istikrarlı ikili ilişkiler dünya için iyidir. Çin ve ABD işbirliğinden kazançlı, çatışmadan ise zararlı çıkacaktır. Rakip değil, ortak olmalıyız. Yeni çağda, birbirimizin başarılı olmasına, birlikte gelişmesine yardımcı olmalı ve büyük ülkelerin birbirleriyle iyi geçinmesinin makul bir yolunu bulmalıyız" ifadelerini kullandı. Xi, "Sayın Başkan, ülkelerimiz ve dünya için önem taşıyan büyük meseleler üzerine yapacağımız görüşmeleri ve 2026'yı bir bir dönüm noktası yapmak üzere Çin-ABD ilişkilerinin rotasını belirlemek için sizinle birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum" şeklinde konuştu.<br><br>"Birlikte harika bir geleceğimiz olacak"<br>ABD Başkanı Donald Trump ise, sözlerine Xi’ye teşekkür ederek başladı. Onuruna düzenlenen karşılama törenini katılan çocuklar başta olmak üzere çok etkileyici bulduğunu vurgulayan Trump, "Siz ve ben birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz. Aslına bakarsanız, iki ülkenin herhangi iki başkanı arasındaki en uzun süreli ilişkiye sahibiz ve bu benim için bir onur. Harika bir ilişkimiz oldu. Çok iyi anlaştık" dedi. Daha önce karşılaşılan zorlukları karşılıklı iletişim yoluyla çözdüklerini hatırlatan Trump, "Birlikte harika bir geleceğimiz olacak. Çin'e ve yaptığınız işlere büyük saygı duyuyorum. Harika bir lidersiniz" diye konuştu. Bazen insanların bunu dile getirmesinden hoşlanmadığını kaydeden Trump, "Ama ben yine de söylüyorum çünkü bu doğru. Ben sadece gerçeği söylerim" ifadelerini kullandı.<br><br>"Bu büyük ve önemli bir görüşme"<br>Çin ziyaretine ABD’li şirketlerin üst düzey yöneticilerini de getirdiğini hatırlatan Trump, "Bugün size ve Çin'e saygılarını sunmak için buradalar. Ticaret ve iş yapmayı sabırsızlıkla bekliyorlar ve bu bizim açımızdan tamamen karşılıklı olacak" dedi. Bu nedenle yapılacak görüşmeleri sabırsızlıkla beklediğini ifade eden Trump, "Bu büyük ve önemli bir görüşme. Bunun belki de gelmiş geçmiş en büyük zirve olduğunu söyleyenler var. Daha önce hiç böyle bir şeyi hatırlamadıklarını söylüyorlar. Şunu söyleyebilirim ki, ABD’de insanlar başka hiçbir şey konuşmuyor. Ancak sizinle burada olmak bir onur. Arkadaşınız olmak bir onur. Çin ile ABD arasındaki ilişki her zamankinden çok daha iyi olacak" diye konuştu.<br><br>Xi, Trump’ı resmi törenle karşılamıştı<br>9 yıl aradan sonra Çin’i ziyaret eden ilk ABD başkanı olan Donald Trump, dün gece ülkenin başkenti Pekin’e varmıştı. Trump, günün erken saatlerinde onuruna düzenlenen resmi törende Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından karşılanmıştı.<br>(KU-Y)<br><br>14.05.2026 08:05:36 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/xi-ve-trumptan-tarihi-zirve-1778737252.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güç zehirlenmesi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/guc-zehirlenmesi-1009</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/guc-zehirlenmesi-1009</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;mso-outline-level:1;text-align:center;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:18.0pt;"><strong><o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;mso-outline-level:1;"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Dr. Aliosman Dağlı</strong></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;mso-outline-level:1;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;mso-font-kerning:18.0pt;"><strong>"Güçlü Birey" Yanılgısından Kulluk Makamına<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Modern çağın en sinsi hastalığı, insanın kendi acziyetini unutup kendine yettiğine inanmasıdır. Hümanist ve seküler bakış açısı, insanı "biricik, kendine yeten ve her şeye gücü yeten" değerli bir varlık olarak pazarlarken; İslam, insanın fıtratındaki fakirliği, zayıflığı ve acziyeti hatırlatır. Zira güç ve kuvvetin yegâne kaynağı Kavî ve Kâdir olan Yüce Allah’tır. Kul, kendi nefsinin zilletini ve fakrını tam olarak kavrayamadıkça, Allah’ın yüceliğini ve kudretini hissedemez; imanı ise sadece taklitte kalır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Tarih, kendinde güç vehmedenlerin hazin sonlarıyla doludur. Rabbimiz; Firavun, Nemrut, Karun ve Hâmân gibilerine mühlet tanımış, hatta azgınlıklarının zirveye çıkması için onlara "istidraç" kabilinden bazı imkânlar vermiştir. Ancak bu zalimlerin, önünde sonunda Allah’ın mutlak hükümranlığı karşısında nasıl boyun büktükleri Kur’an’da ibretle anlatılır. Bugünün dünyasında da Batılı fikirlerin etkisiyle dile pelesenk olan "güçlü birey", "güçlü kadın" veya "güçlü çocuk" gibi tabirler, aslında tevhid inancına aykırı, nefsi ilahlaştıran seküler birer tuzaktır. Müslüman için "güç", Allah'a yakınlıkta ve kulluktaki derinliktedir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">İslam tasavvufu, "Nefsini bilen Rabbini bilir" düsturuyla en yüce hedef olarak "kulluğu" gösterir. Hz. Musa’nın (as) Medyen’de bir ağaç altında, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" diyerek fakrını dile getirmesi, onun önünü açan sır olmuştur. Ne zaman ki bir peygamber veya bir veli, Allah katındaki acziyetine tam bir teslimiyetle sarılmışsa; işte o zaman maddi ve manevi hükümranlık ona emanet edilmiştir. Peygamberlerin mucizeleri veya evliyanın kerametleri, kulların değil, söz sahibinin ancak Allah olduğunu hatırlatan ilahi ikazlardır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Kendini becerikli, seçilmiş veya bizzat değerli görenler, farkında olmadan Allah’ı kendilerine hasım edinmiş sayılırlar. Mütedeyyin ve muhafazakâr çevrelerin hümanist veya feminist akımların "güç" odaklı lisanına teslim olması, büyük bir zihni savrulmadır. Eğer acilen Allah’ın ve kulun sıfatlarına dair anlayışımızı gözden geçirmez, küfür kaynaklı bu eğilimlerden yüz çevirmezsek; toplumsal bir fitne ve helak kaçınılmazdır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Günümüzde bazı mütedeyyin çevreler dahi, Efendimiz’in (sav) <strong>"Kuvvetli mümin zayıf müminden daha hayırlıdır"</strong> (Müslim, Kader 34) hadis-i şerifini, Batılı manada bir "güçlü birey" vurgusu olarak algılama hatasına düşmektedir. Oysa bu nebevi ikaz; nefsi şımartan bir güç gösterisi değil; aksine nefse, şeytana ve şeytanlaşmış odaklara karşı gösterilecek bir <strong>mukavemet</strong> ruhudur. Mümin, Allah’tan yardım dileyerek asla acz göstermez; ancak bir sonuçla karşılaştığında "şöyle yapsaydım böyle olurdu" diyerek şeytana kapı açmak yerine, "Allah’ın takdiri budur" diyerek mutlak güce teslim olur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;mso-margin-bottom-alt:auto;mso-margin-top-alt:auto;"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14px;"><span style="mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-language:TR;">Sonuç olarak, gerçek izzet, güç devşirerek Firavun gibi ilahlık taslamakta değil, Allah’a tam bir acziyetle sığınmaktadır. Bizim için Bed’î (biricik) olan da, Kâdir (gücü yeten) olan da, A’lâ (en yüce) olan da yalnızca O’dur. Kulun en büyük gücü, güçsüzlüğünü idrak edip "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" sırrına ermesidir. Kendini güçlü görenlerin kibri, ilahi gazabın davetçisidir; kendini aciz bilenlerin gözyaşı ise rahmetin anahtarıdır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/guc-zehirlenmesi-1778660721.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ya doğru olanı yapacaklar ya da işi sonuna kadar götüreceğiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-isi-sonuna-kadar-goturecegiz-1006</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-isi-sonuna-kadar-goturecegiz-1006</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyareti için Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İran ile müzakerelerin hangi noktada "bitmiş" kabul edileceği yönünde bir soru alan Trump, "Neler olacağını göreceğiz. Yalnızca iyi bir anlaşma yapacağız. Ama inanıyorum ki, şu ya da bu şekilde, bu Amerikan halkı için çok iyi olacak. Aslında İran halkı için de çok iyi olacağını düşünüyorum" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW220618-SIY/12-05-2026<br><br><br>- Trump: "İranlı liderler ya doğru olanı yapacaklar ya da biz bu işi sonuna kadar götüreceğiz"<br>- "Ukrayna’daki savaş sona çok yaklaştı"<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump, "İranlı liderler ya doğru olanı yapacaklar, ya da biz bu işi sonuna kadar götüreceğiz" dedi.<br>ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyareti için Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İran ile müzakerelerin hangi noktada "bitmiş" kabul edileceği yönünde bir soru alan Trump, "Neler olacağını göreceğiz. Yalnızca iyi bir anlaşma yapacağız. Ama inanıyorum ki, şu ya da bu şekilde, bu Amerikan halkı için çok iyi olacak. Aslında İran halkı için de çok iyi olacağını düşünüyorum" dedi.<br><br>Pakistan’ın ara buluculuğundan memnun<br>Pakistan’ın ara buluculuğu konusunda şüpheleri olup olmadığı sorusuna Trump, "Hayır, harikalar. Bence Pakistanlılar harikaydı. Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı ve Başbakanı kesinlikle harikaydı" dedi.<br><br>"Çok heyecan verici bir ziyaret olacak"<br>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e İran savaşı konusundaki mesajının ne olduğu sorusuna Trump, "Bu konuyu uzun uzun konuşacağız. Dürüst olmak gerekirse, onun nisbeten iyi davrandığını düşünüyorum. Ablukaya bakın, hiçbir sorun yok. (Çin) Petrolün büyük kısmını o bölgeden alıyor. Hiçbir sorun yaşamadık. Kendisi benim dostum ve anlaştığımız biri oldu. Bence iyi şeyler olacağını göreceksiniz. Bu çok heyecan verici bir ziyaret olacak. Çok sayıda iyi şey yaşanacak" dedi.<br><br>"İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum"<br>ABD Başkanı Donald Trump, İran konusunda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in yardımına ihtiyacı olmadığını düşündüğünü ifade ederek, "Hayır, İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Bir şekilde kazanacağız. Barışçıl yoldan ya da başka türlü kazanacağız" ifadelerini kullandı.<br><br>"Petrol patlaması yaşayacaksınız"<br>İran ile ateşkeste kırmızı çizginin ne olacağı sorusuna Trump, "Bunu düşüneceğiz. Ama onların ordusunu çok ağır bir şekilde yendik. Bu iş artık bitti. Abluka son derece etkili. Yüzde 100 etkili oldu. Öyle ya da böyle, her şey çok iyi sonuçlanacak. Bence o kadar çok petrolünüz olacak ki, daha önce hiç görmediğiniz kadar büyük bir petrol patlaması yaşayacaksınız" ifadelerini kullandı.<br><br>"Biz oyun oynamayız. Onlar nükleer silaha sahip olamayacaklar"<br>Petrol fiyatlarındaki yükselişin İran Savaşı öncesinde öngördüğünden düşük kaldığına dikkat çeken Trump, "Dün petrol 99 dolardı. Düşündüğünüz zaman, bu razı olunacak bir şey. Durum çok basit, İran'ın nükleer silaha sahip olması söz konusu değil. Biz oyun oynamayız. Onlar nükleer silaha sahip olamayacaklar" dedi.<br><br>"Amerika’nın altın çağını göreceksiniz"<br>Savaşın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarının hızla düşeceğini ve borsanın adeta patlama yapacağını söyleyen Trump, "Açıkçası Amerika’nın altın çağını göreceksiniz. Bunu şimdiden görüyorsunuz. Petrol yüklü yüzlerce gemi, dışarı çıkmayı bekliyor. Onlar çıkar çıkmaz, büyük bir petrol akışı yaşanacak ve enflasyon ciddi bir şekilde düşecek" dedi.<br><br>"Ukrayna’daki savaş sona çok yaklaştı"<br>Trump, Ukrayna savaşına ilişkin bir soru üzerine, "Bence sona çok yaklaştı. Ukrayna’daki savaş sona çok yaklaştı" dedi.<br>Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile arasında Rusya’nın Donbas’ı alması konusunda bir anlaşma olup olmadığı sorusuna, "Hayır" cevabını verdi.<br>Trump, "İran ile bir anlaşma yapacak mısınız" şeklindeki bir soruya cevabında, "Yapabiliriz, olabilir. Ama İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. İranlı liderler ya doğru olanı yapacaklar, ya da biz bu işi sonuna kadar götüreceğiz" dedi.<br><br>Amerikan halkının İran savaşını anladığını savundu<br>İran savaşının oluşturduğu enflasyon ve Amerikan halkının gıda fiyatları hakkındaki endişelerine ilişkin bir soru üzerine Trump, "Her Amerikalı bunu anlıyor. Bir anket yapıldı ve yaklaşık yüzde 85 bunu anlıyor. İnsanlar, İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını anlıyor" dedi.<br>Trump, savaşın bitmesiyle enflasyonun düşeceğini ve ABD’nin "hiç görmediği bir altın çağ" yaşayacağını söyledi.<br>(ABA-ÖZ-Y)<br><br>12.05.2026 22:22:41 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-isi-sonuna-kadar-goturecegiz-1778659429.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazze&#039;de hayat mücadelesi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/gazzede-hayat-mucadelesi-1005</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/gazzede-hayat-mucadelesi-1005</guid>
                <description><![CDATA[Gazze Şeridi'nde İsrail saldırılarının ve derinleşen yoksulluğun ortasında yaşam mücadelesi veren çocuklar, ailelerine destek olabilmek için her gün çöp yığınları arasında plastik, hurda ve eski eşyalar topluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW095935-HMN/13-05-2026<br><br><br>- Gazze'de çocuklar, çöp yığınları arasında hayat mücadelesi veriyor<br><br>Muhammed Rabah<br>GAZZE (İHA) - Gazze Şeridi'nde İsrail saldırılarının ve derinleşen yoksulluğun ortasında yaşam mücadelesi veren çocuklar, ailelerine destek olabilmek için her gün çöp yığınları arasında plastik, hurda ve eski eşyalar topluyor.<br>İsrail saldırılarının yol açtığı yıkım ve ağır insani krizin derinleştirdiği Gazze Şeridi'nde çocuklar en temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilmek için zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Derinleşen yoksulluğun ortasında ailelerine destek olabilmek amacıyla her gün çöp yığınları arasında satabilecekleri plastik, hurda ve eski eşyalar toplayan çocuklar, hem sağlıklarını hem de çocukluklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.<br><br>"Bunun sağlığımı etkilediğini biliyorum ama bunu yapmak zorundayım"<br>Çöp yığınları arasında topladığı plastiklerle dolu küçük çantayı taşıyan 8 yaşındaki Fadi Ubeyd, "Her gün gelir elde edebilmek için buraya çöp toplamaya geliyorum. Satmak için eski kıyafetler ve plastik topluyorum. Bunun sağlığımı etkilediğini ve hastalıklara yol açtığını biliyorum ama bunu yapmak zorundayım. Tek dileğim bu savaşın sona ermesi, onurlu bir hayat yaşayabilmek ve bir daha asla buraya dönmek zorunda kalmamak" dedi.<br><br>"Çöplüğe her geldiğimde üzülüyorum ama bu benim ve ailemin tek gelir kaynağı"<br>Çöplükte çalışmanın hiçbir zaman kendi tercihi olmadığını belirten 9 yaşındaki Mahir Hasan ise bunun zor yaşam şartlarının dayattığı bir mecburiyet olduğunu belirtti. Hasan, "Burada iş bulabilmek için çöp ve eski kumaş parçaları topluyorum. Bu acının sona ermesini, savaşın, öldürülmelerin ve her gün üzerimize yapan roketlerin bitmesini istiyorum. Çöplüğe her geldiğimde üzülüyorum ve burada bulunmaktan hoşlanmıyorum. Ama bu benim ve ailemin tek gelir kaynağı" şeklinde konuştu.<br>Sağlık uzmanları, çöp sahalarında çalışan çocukların karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekiyor. Çocuklar, kirli atıklarla doğrudan temas etmeleri nedeniyle her gün deri ve solunum yolu hastalıklarına maruz kalırken, savaş ve yoksulluğun yol açtığı psikolojik travmalarla da mücadele ediyor.<br>(FBY-BÇ-NSO-D)<br><br>13.05.2026 10:16:17 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/gazzede-hayat-mucadelesi-1778658996.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran ABD&#039;nin teklifini kabul etmedi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-abdnin-teklifini-kabul-etmedi-988</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-abdnin-teklifini-kabul-etmedi-988</guid>
                <description><![CDATA[İran basını, Tahran yönetiminin ABD’nin savaşı sonlandırmaya yönelik teklifini "teslimiyet" olarak nitelendirerek kabul etmediğini ve bunun yerine "ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi" talebinde bulunduğunu bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW030545-GEN/11-05-2026<br><br><br>- İran basını ABD’nin teklifinin kabul edilmediğini duyurdu, Tahran’ın taleplerini açıkladı<br><br>TAHRAN (İHA) - İran basını, Tahran yönetiminin ABD’nin savaşı sonlandırmaya yönelik teklifini "teslimiyet" olarak nitelendirerek kabul etmediğini ve bunun yerine "ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi" talebinde bulunduğunu bildirdi. İran’ın ayrıca ABD’yi "Deniz ablukasını sona erdirmeye, daha fazla saldırı olmayacağına dair garanti sağlamaya ve İran petrol satışlarına yönelik ABD yasağını kaldırmaya" çağırdığı aktarıldı.<br>İran basını, Tahran yönetiminin ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik teklifini kabul etmediğini bildirdi. Resmi İran televizyonunda yer alan haberlere göre; ABD’nin teklifini "teslimiyet" olarak nitelendiren Tahran yönetimi, bunun yerine "ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi" talebinde bulundu. Yarı resmi Tasnim Haber Ajansı ise, İran’ın yanıtında ABD'yi "Deniz ablukasını sona erdirmeye, daha fazla saldırı olmayacağına dair garanti sağlamaya ve İran petrol satışlarına yönelik ABD yasağını kaldırmaya" çağırdığı aktarıldı.<br><br>"İran’da hiç kimse Trump’ı memnun etmek için plan yapmıyor"<br>ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran yönetiminin yanıtını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesini değerlendiren İranlı bir yetkili ise, "Trump’ın cevabı hiçbir şeyi değiştirmiyor. Eğer mutsuzsa, bu daha da iyi. İran’da hiç kimse Trump’ı memnun etmek için plan yapmıyor. Müzakere ekibi planları sadece İran halkı için hazırlıyor. Trump gerçeklerden hoşlanmıyor; bu yüzden İran'a karşı sürekli yeniliyor" açıklamasında bulundu.<br><br>Trump, İran’ın yanıtını beğenmediğini açıklamıştı<br>İran, ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik son teklifine verdiği yanıtı Pakistan üzerinden ABD’ye iletmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise, İran’ın yanıtını incelediğini belirterek, "İran'ın sözde ‘temsilcilerinden’ gelen cevabı az önce okudum. Hiç hoşuma gitmedi. Kesinlikle kabul edilemez" açıklamasında bulunmuştu.<br>(KU-Y)<br><br>11.05.2026 03:05:58 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/iran-abdnin-teklifini-kabul-etmedi-1778480002.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyanet ne yapmak istiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/diyanet-ne-yapmak-istiyor-987</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/diyanet-ne-yapmak-istiyor-987</guid>
                <description><![CDATA[Gün geçmiyor ki isminde Diyanet geçen bir kurumun yeni bir cinayetiyle karşılaşmayalım. Diyanet Vakfı Yayınları’ndan bahsediyoruz. Bu kurum neşriyatıyla adeta bir bozguncu gibi hareket ediyor. Kur’ân-ı kerîmin %40’ının atılmasını isteyen Mehmet Aydın’ın vaktiyle yerleştirdiği kadrolar anlaşılan Diyanet ile ilgili her yere hâkim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil</strong></span></p><p class="MsoNormal">DİYANET NE YAPMAK İSTİYOR?</p><p class="MsoNormal">Damga vurmuşlar, ama nasıl?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gün geçmiyor ki isminde Diyanet geçen bir kurumun yeni bir cinayetiyle karşılaşmayalım. Diyanet Vakfı Yayınları’ndan bahsediyoruz. Bu kurum neşriyatıyla adeta bir bozguncu gibi hareket ediyor. Kur’ân-ı kerîmin %40’ının atılmasını isteyen Mehmet Aydın’ın vaktiyle yerleştirdiği kadrolar anlaşılan Diyanet ile ilgili her yere hâkim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yayınevi’nin son çıkardığı kitaplardan bir tanesi, “Yüzyıla Damga Vuran Alimler” (Aralık, 2025) başlığını taşıyor. Enbiya Yıldırım imzasıyla çıkan kitapta çok sayıda isim var. İşin bozgunculuk tarafı, son asırda dini yıkmak üzere faaliyet gösteren nice zevatın orada olması. Anlaşılan Enbiya Yıldırım kitabını okuyanları yanlış adreslere sevk etmek istemiş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kimler yok ki…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Musa Carullah (v.1949), Seyit Kutub (v.1966), Mâlik bin Nebi (v.1973), Muhammed Tanci (v.1974), Muhammed Gazzali (v.1996), Mevdudi (v.1979), İsmail Raci Faruki (v.1986), Said Havva (v.1989), Muhammed Esed (v.1992), Muhammed Nasıruddin Elbani (v.1999), Ebu’l-Hasan En-Nedvi (v.1999), Muhammed Hamidullah (v.2002), Zeynep Gazzali (v.2005), Fethi Yeken (v.2009), Cevdet Said (v.2022), Şuayb Arnavut (v.2016) ve Yusuf Karadavi (v.2022) gibi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyanet, Enbiya Yıldırım’ın bu eserini “Yüzyıla Damga Vuran Âlimler” adıyla bastırmış. Okuyucularına da bu kişileri İslam davası için çırpınan, Müslümanların kendilerine gelmesi için yoğun çaba sarf eden ve takip edilecek yolu gösteren kimseler olarak göstermiş. Evet bunlar son yüzyıla damga vurdular. Fakat nasıl bir damga vurdular. Görelim bakalım:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar dinde reform adı altında İslam’ın temel akıdeleri ile oynadılar. Mezhep âlimlerini her vesile ile aşağıladılar. Bize Kur’an ve Hadisler yeter diyerek Mezhepsizliği yaygınlaştırdılar. Sonra hadis-i şerifleri ele aldılar ve bu uydurma şu uydurma diyerek büyük muhaddislere olan güveni sarstılar. Kur’an-ı kerimi kafalarına göre yorumladılar. Sonunda Kur’an-ı kerimin âyetlerini tarihsel olarak nitelendirip işi âyet ayıklama noktasına kadar vardırdılar.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla bahsettikleri damganın İslam’ın tepesine inen bir balyoz olduğunun idrakinde olmak gerekir. Diyanet ise maalesef bu kitabı parlak sözlerle överek pazarlamakla meşgul bulunuyor.<span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakınız bunlardan Yusuf Karadavi ne diyordu:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Global bir köy hâline gelen, çok küçülmüş olan bir dünyada artık mezheplerle bir yere varamayız. Mezhep taassubunu bırakacağız”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine onun, “Üniversiteye alınmayan başörtülü kızlar başlarını açabilir” (!) fetvası FETÖ’nün söylediğiyle birebir örtüşmüyor mu? FETÖ’ye haklı olarak karşı çıkarken Karadavi’ye ses çıkarmamak nasıl bir şuursuzluktur?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Seyit Kutub hakkında bu sütunlarda defalarca yazmıştım. Onun başta Hazreti Osman olmak üzere sahabe-i kiram efendilerimiz hakkında akıl almaz isnatlarına ve dinde açtığı onulmaz yaralara işaret etmiştim.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aynı şekilde Mevdudi de Hilafet ve Saltanat isimli eserinde sahabe-i kiramın en önde gelenlerini karalamak için kalemini şuursuzca kullanmaktan geri durmamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hamidullah ise İslam Peygamberi isimli eserinde Peygamber efendimizin en bilinen mucizelerini inkâr edip ona kusur üzerine kusur isnat etmek için uğraşmıştı.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>Musa Carullah ise dinleri hak ve batıl diye ayırmayı yanlış olarak telakki edip bütün kitaplarında İslam’ın ahkamını kaldırmaya gayret etmişti.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Muhammed Esed’in Kur’an Mesajı isimli felaket eseri ise ayet-i kerimelere verilen yanlış manalar ve açık âyetlerin manalarının başka yönlere çekilmesi ile dolu. Dolayısıyla pek çok reddiye yapılan bu eserin yazarını gençlere takdim etmek dinde büyük bir cinayettir. Kendisi hakkında ayrıca bir yazı kaleme alacağım inşallah.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">Peygamberimiz adına karar vermek!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neredeyse mezheplere, hadis-i şeriflere ve hatta Kur’an-ı kerime savaş açmış bu kişileri son yüzyılın en parlak âlimleri olarak sunan Enbiya YıIdırım’ı da tanımak gerekmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilhassa DİYK üyesi olduğu dönemde ehl-i sünnet intibaı vermeye çalışan Enbiya Yıldırım aslında insanları ifsat konusunda oryantalistlerle yarışmaktadır. Mustafa İslamoğlu’nun kanalı Hilal TV’de kafadaşı Mehmet Okuyan’ın karşısında bakın neler söylüyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Şimdi bir çizgi çizmemiz için, kendimize bir rota belirlememiz için yapmamız gereken şey şudur: Peygamber aleyhisselâmı önce bu zamana bir getirmemiz lazım. Yani peygamber aleyhisselâm bu zamanda risaletle görevlendirilmiş olsaydı bizim sünnet diye, Peygamber aleyhisselâm yaptı diye taklit ettiğimiz, birebir yapmaya gayret ettiğimiz şeyleri yapar mıydı?.. Peygamber aleyhisselâm yine bir Arab olarak, yine Mekke'den ama bu çağımızda peygamber olarak görevlendirilseydi, yaptığı için taklide durduğumuz şeyleri aynen yapar mıydı? Peygamberimizi İstanbul'da Rabbimiz peygamberlikle görevlendirmiş olsaydı acaba taklit ede durduğumuz şeyleri Peygamberimiz bugün aynı ile yapar mıydı? Benim kanaatim o ki onları Peygamberimiz aynıyla yapmazdı. Seyircilerimizin zihinlerini açmamız için bir iki örnek vereyim. Mesela nedir? Peygamber aleyhisselâm hacamat yapıyordu. Hacamat nedir? Hacamat insanın rahatlamak için kan vermesi. Peygamber aleyhisselâm bugün acaba İstanbul'da olsaydı Japonya'da olsaydı aynı şekilde mi kan verecekti? Ne yapacaktı peygamber? Gidecekti bir hastaneye. Verecekti yarım litre kan. Ondan sonra şu faydası olacaktı oraya vermiş olduğu kanın. Bir, kanını analiz edeceklerdi, bakacaklardı, peygamberin kanında sarılık vesaire başka hastalıklar var mı? İki, bir sıkıntı yoksa, rahatsızlık yoksa peygamberin kanından başkaları da istifade edecekti. Peygamber de rahatlayacaktı, sıhhatine kavuşacaktı. Ama biz ne yapıyoruz? Birebir peygamberin yaptığını taklit edeceğiz ve bundan sevap kazanacağız düşüncesiyle o dönem örfündeki geleneği günümüzde aynıyla getirip insanlara din diye dayatıyoruz. Bu doğru bir şey değil.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu ifadelerden anlıyoruz ki her şeyden önce Enbiya Yıldırım’da bir edep problemi var. Peygamber efendimizle alakalı kurduğu her cümle problemli. Sevgili Peygamberimiz adına konuşmakta hiçbir beis görmüyor. Şuraya gelseydi şöyle yapardı, buraya gelseydi böyle yapardı diyerek Resul-i zi-şan adına kendi kafasından görüş bildiriyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Peygamber aleyhisselâm bu zamanda risaletle görevlendirilmiş olsaydı bizim sünnet diye, Peygamber aleyhisselâm yaptı diye taklit ettiğimiz, birebir yapmaya gayret ettiğimiz şeyleri yapar mıydı?” tarzında cümleler kurduktan sonra büyük bir cüretle cevabını da veriyor, “Benim kanaatim o ki onları Peygamberimiz aynıyla yapmazdı.” Biz de kendisine soralım herkes kendi kafasına göre peygamber benim kanaatime göre şöyle yapardı diyerek görüş belirtse ve ona göre hareket etse ortada din diye sünnet diye bir şey kalır mı? Bu nasıl bir hezeyandır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Enbiya Yıldırım, ayrıca hacamatın o dönemde kaldığını belirterek tarihselci yapısı da ortaya koymuş bulunuyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">Hadis-i şeriflere inancı yıkmak!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yıldırım’ın Hadis-i şerifler ve eshab-ı kiram efendilerimiz hakkında kurduğu cümleler eğer din düşmanlığı adına yapılmıyorsa ruhi muvazenenin bozukluğuna işaret eder. Ona göre ashab-ı kiram efendilerimiz, Peygamber efendimizin mübarek ağızlarından çıkan o kelimeleri değil, tamamen manayı rivayet etmişler. Dolayısıyla Hadis-i şerifler günümüze kadar nesiller boyu değişe değişe gelmiş. Bunları toparlamak için hadisler yeniden inşa edilmeliymiş. Bunu yaparken de bakın nelere dikkat etmek icap ediyormuş:&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Hadisler yeniden inşa edilirken başta sahabiler olmak üzere ravilerin fizyolojilerinin, kişilik ve psikolojilerinin, sosyal ve psikolojik durumlarının, içinde bulundukları ortamın ve Arapların düşünme ve fikir yürütme yönteminin olabildiğince tespit edilmesine ihtiyaç vardır. Bu yapıldığı takdirde hadislerin geçirdiği değişim periyodunu anlama, buna bağlı olarak da muhtemel ilk halini tespit etme yönünde ciddi adımlar atılabilecektir. Batıda bu alanda yapılan çalışmalardan istifade etme imkânımız söz konusu olabilecektir” (Rivayetlerin Şekillenmesinde İnsan Olgusu Üzerine Bir Analiz s.163). Görülüyor ki Enbiya Yıldırım ve onun gibiler İslam âlimlerini yok sayarlarken batılı oryantalistlerden yardım almayı asla ihmal etmiyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgili peygamberimizi ise -haşa- bir “postacı” gibi görmek eğilimindeler. Nitekim “Kur'an'ı anlamada en üst yorumcu olarak Hz. Peygamber'i bir araç konumunda görmek durumundayız,” ifadesini açıkçası ancak İslam’ı yıkmak ve yok etmek isteyen insanlarda görebiliriz. Enbiya Yıldırım bu sözleri fütursuzca kullanabilmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buyurun: “Özellikle Kur'an'daki aşkın konular ile kevnî ayetler burada örnek olarak zikredilebilir. Hatta günümüz insanın(ın) kevnî ayetleri anlarkenki kavram dünyasının Hz. Muhammed'den daha kapsamlı olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir” (Rivayetlerin Şekillenmesinde İnsan Olgusu Üzerine Bir Analiz s.148).&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani günümüz insanı “varlık alemiyle ilgili” ayetleri anlama konusunda daha kapsamlı bir kavram dünyasına sahipmiş. Bir anlamda demek istediği şey şu: Günümüz insanı uçağa biniyor, cep telefonu kullanıyor, televizyon seyrediyor… Hazret-i Muhammed “haşa” ne gördü ki. Tabii günümüz insanını böyle anlatınca kendisini hangi makamda görüyor varın hesap edin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dinimiz üzerinde oynanmak istenen oyunlar ve Diyanet’in bunlara âlet olması asil milletimizin ne kadar uyanık bulunması gerektiğini ortaya koymaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/diyanet-ne-yapmak-istiyor-1778421699.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahada Türk askeri varsa her şey değişiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sahada-turk-askeri-varsa-her-sey-degisiyor-986</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sahada-turk-askeri-varsa-her-sey-degisiyor-986</guid>
                <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Barış Operasyonlarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Jean-Pierre Lacroix, Türk barış gücü personelinin Afrika ve Orta Doğu’daki performansını "olağanüstü ve profesyonel" olarak tanımlayarak dünya kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Ankara ziyareti sırasında Türkiye ile eğitim ve kapasite geliştirme alanındaki iş birliğini derinleştirmek istediklerini belirten Lacroix, Türk asker ve polisinin sahadaki bağlılığının küresel barış için hayati bir direk olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Birleşmiş Milletler Barış Operasyonlarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Jean-Pierre Lacroix, Türk barış gücü personelinin Afrika ve Orta Doğu’daki performansını "olağanüstü ve profesyonel" olarak tanımlayarak dünya kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Ankara ziyareti sırasında Türkiye ile eğitim ve kapasite geliştirme alanındaki iş birliğini derinleştirmek istediklerini belirten Lacroix, Türk asker ve polisinin sahadaki bağlılığının küresel barış için hayati bir direk olduğunu vurguladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uluslararası barışı koruma çabaları kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden Lacroix, ziyarete ve Türkiye'nin barış çabalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunu. Lacroix, Türkiye ve BM'nin birçok alanda çok güçlü bir işbirliğine sahip olduğunu belirterek, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'ye yakın zamanda yaptığı ziyareti hatırlattı. Bu ziyaretin, BM ve Türkiye işbirliğinin bir başka göstergesi olduğunu dile getiren Lacroix, "Barışı koruma operasyonu alanında Türkiye ile çok güçlü ve çok eski bir işbirliğimiz var." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lacroix, uluslararası barışı koruma çabaları kapsamında Ankara'ya yaptığı ziyarete ilişkin, "Muhataplarım tarafından Ankara'daki görüşmemde yinelenen ve gerçekten takdir ettiğimiz barışı koruma desteğine sahibiz. Bu destek, birçok yönden hayata geçirildi. Bunlardan biri, Türk vatandaşlarının, özellikle polis ve subayların, barışı koruma operasyonumuzda bulunması." diye konuştu. İkinci hususun da, eğitim alanındaki işbirliği sayesinde alınan destek olduğunun altını çizen Lacroix, "Görüştüğümüz konulardan biri, Türkiye ile mevcut ilişkiyi sürdürmekle kalmayıp, BM barış gücü operasyonları için çok önemli olan eğitim ve kapasite geliştirme alanındaki işbirliğimizi yoğunlaştırarak, Türkiye ile işbirliğimizi nasıl artırabileceğimizdi." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lacroix, temaslarında, barış gücünde görev alan Türk kadın ve erkeklerin sayısının nasıl artırılabileceğinin de ele alındığını kaydetti. Lacroix, barışı koruma operasyonlarını daima ziyaret ettiğine işaret ederek, "Orta Doğu'ya, Afrika'ya gidiyorum. Farklı misyonlarda, özellikle de Afrika'daki misyonlarımızın çoğunda görev yapan ve bizim 'mavi kasklılar' olarak adlandırdığımız Türk barış güçleriyle, Türk kadın ve erkek görevlilerle çok sık karşılaştım." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk barış gücünün Afrika'daki başarısına dikkati çeken Lacroix, "Onların performansları, bağlılıkları ve profesyonellikleri olağanüstü. Bence bu, Türk vatandaşlarının barış gücündeki varlığını artırmayı düşünmemiz için de çok iyi bir zemin oluşturuyor." diye konuştu. Lacroix, BM'nin sıkı mali bir durum ortamında faaliyet gösterdiğini ancak bu sürecin gelişeceğini umduğunu söyleyerek, "Türkiye'nin barış gücüne katılımını sadece sürdürmek değil, daha da artırmak konusunda gerçekten istekliyiz." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ankara ziyareti süresince, Türk Polis Akademisi'ni ziyaret ettiğini hatırlatan Lacroix, Polis Akademisi'nin barışı korumaya yönelik çok sayıda eğitim veren bir kurum olduğunu ve daha fazlasını da yapılabileceğini söyledi. Lacroix, Türk hükümetinin, güvenlik güçlerinin ve silahlı kuvvetlerinin, Birleşmiş Milletler için hayati önem taşıyan alanlarda barış gücü personelinin uygun eğitim ve donanımla korunması, dijital teknolojilerin etkin kullanımı ve dezenformasyonla mücadele konularında son derece yüksek düzeyde bilgi ve deneyime sahip olduğuna inandığını ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortaya çıkan yeni zorluklara ve gelişen teknolojilere uyum sağlayarak çalışmaların nasıl daha etkin hale getirilebileceği konusunda büyük bir istek taşıdıklarını vurgulayan Lacroix, "Bu çerçevede, bize katkı sunma kapasitesine sahip Türkiye gibi ortak üye devletlerle işbirliği yapmaya son derece istekliyiz." dedi. Lacroix, Türkiye'nin Kosova'daki barış misyonuna ilişkin, "Kosova'daki Barış Gücü (KFOR) ile mükemmel bir etkileşimimiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, orada bir Kosova ekibimiz de var. Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu'ndaki (UNMIK) meslektaşlarımız farklı toplulukları bir araya getirmek konusunda büyük çaba gösteriyor. Bunun her türlü barış çabalarında kritik öneme sahip olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun barışın inşası ve diplomatik çabaların nasıl yürütüldüğüne dair BM'nin yaklaşımını iyi bir şekilde yansıttığını belirten Lacroix, yalnızca siyasi liderlerin değil aynı zamanda toplumlarında bir araya getirilmesi için çalışıldığını anlattı. Lacroix, "Güvenlik varlığımızla, ordumuzla, polisimizle daha iyi güvenlik sağlamak veya ateşkeslerin kırılmasını önlememiz gerekiyor. Tüm barış çabalarında, bu farklı boyutların birleşimi söz konusu ve tüm bu çabaları birlikte yürütmeniz gerekiyor. Bence bu gerçekten de sahip olduğumuz deneyim. Bu açıdan bakıldığında, tüm bu çabaları bir araya getirmek, koordine etmek ve entegre etmek, başarı için veya en azından hedeflerimize ulaşma şansımızı artırmak için bir reçete niteliğinde." değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Barışı koruma faaliyetlerinin savaştan farklı olduğunu vurgulayan Lacroix, bunun herkes tarafından anlaşılması gerektiğini ve bu nedenle personel güvenliğini artırmak için her türlü çabanın gösterilmeye devam edeceğini söyledi. Lacroix, Türkiye ile işbirliği yapılan önemli alanlardan birinin de bu olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Siyasi açıdan kutuplaşmış bir ortamda faaliyet gösteriyoruz. Operasyonel açıdan giderek daha tehlikeli hale gelen koşullarda görev yapıyoruz. Aynı zamanda mali kısıtlamalarla da karşı karşıyayız. Ama belki de verilmesi gereken en önemli mesaj şu: Barış gücü personelimiz ve barış gücü topluluğunun bir parçası olan Türk barış gücü personeli, her gün gerçekten çok büyük bir fark yaratıyor."<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/sahada-turk-askeri-varsa-her-sey-degisiyor-1778405763.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupalılardan Ukrayna için yeni müzakere adımı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/avrupalilardan-ukrayna-icin-yeni-muzakere-adimi-980</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/avrupalilardan-ukrayna-icin-yeni-muzakere-adimi-980</guid>
                <description><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla yürütülen müzakerelerde Fransa ve İngiltere ile yeni bir girişimde bulunmak istediklerini duyurarak, "Önümüzdeki haftalarda ve aylarda Fransa ve İngiltere ile E3 formatında müzakereleri yeniden başlatmak için yeni bir girişimde bulunmak istiyoruz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW224609-SIY/8-05-2026<br><br><br>- Alman Bakan Wadephul: "Fransa ve İngiltere ile birlikte Rusya-Ukrayna müzakereleri için yeni bir girişimde bulunmak istiyoruz"<br>- Avrupalılardan Ukrayna için yeni müzakere adımı<br><br>İlhan Atasoy<br>BERLİN (İHA) - Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla yürütülen müzakerelerde Fransa ve İngiltere ile yeni bir girişimde bulunmak istediklerini duyurarak, "Önümüzdeki haftalarda ve aylarda Fransa ve İngiltere ile E3 formatında müzakereleri yeniden başlatmak için yeni bir girişimde bulunmak istiyoruz" dedi.<br>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Alman basınına yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik çabalarda Avrupa'nın yeni bir girişimde bulunacağını duyurdu. Wadephul, "Daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız ve bu konuda ABD ve Ukrayna ile görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda Fransa ve İngiltere ile E3 formatında müzakereleri yeniden başlatmak için yeni bir girişimde bulunmak istiyoruz" dedi.<br>Alman medyasında yer alan haberlerde Avrupalıların yeni müzakere adımının arkasında ABD’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’na değil, İran savaşına odaklanmış olmasının yattığına işaret edildi. Haberlerde Avrupa ülkelerinin Ukrayna savaşında daha güçlü rol oynamak için söz konusu adımı atmaya hazırlandıkları ifade edildi.<br><br>Kremlin: "Putin, Avrupalılarla müzakerelere hazır"<br>Rusya'dan ise Avrupalıların Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki yeni adımını nispeten destekleyen bir açıklama geldi. Kremlin'den yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupalılar da dahil olmak üzere herkesle müzakereye hazır olduğu bildirildi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, "Rusya, Avrupa ile diyaloğa açık. Avrupalılar diyaloğa hazır olduklarında biz de hazır olacağız. Avrupalıların sergilediği pozisyon nedeniyle temasları başlatan biz olmayacağız" ifadelerini kullandı.<br>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek üzere ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde, Washington'un İran ile savaşa odaklandığı Şubat ayından ilerleme kaydedilmedi. Dışişleri Bakanı Wadephul’un yeni müzakere adımında dile getirdiği E3 formatı ise Fransa, İngiltere ve Almanya’dan oluşuyor ve İran ile yapılan nükleer anlaşmanın taraflarını oluşturuyor.<br>(AFB-ÖZ-Y)<br><br>8.05.2026 22:47:44 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/avrupalilardan-ukrayna-icin-yeni-muzakere-adimi-1778310423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden halkın karşısına çıkmıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/neden-halkin-karsisina-cikmiyor-977</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/neden-halkin-karsisina-cikmiyor-977</guid>
                <description><![CDATA[İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, Hamaney’in sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, güvenlik gerekçeleri nedeniyle şu an kamuoyu karşısına çıkmadığını ve "Zamanı geldiğinde halkla doğrudan konuşacağını" söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW004633-SIY/9-05-2026<br><br><br>- İran Dini Lideri Hamaney’in neden kamuoyu karşısına çıkmadığı açıklandı<br><br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, Hamaney’in sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, güvenlik gerekçeleri nedeniyle şu an kamuoyu karşısına çıkmadığını ve "Zamanı geldiğinde halkla doğrudan konuşacağını" söyledi.<br>İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Hamaney’in konutunu hedef aldığı saldırıda yaşananlara ve Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Katıldığı bir halk buluşmasında konuşan Hüseyni, saldırı sırasında kendisinin de ofiste bulunduğunu belirterek olay anına ilişkin detaylar paylaştı.<br><br>"Bulunduğu yeri düzenli şekilde vuruyorlardı"<br>Hüseyni, saldırı sırasında Hamaney’in bulunduğu alanın doğrudan hedef alındığını belirterek, "Bombardıman sırasında ofisteydik. Yaklaşık 30 metre ilerimizde General Şirazi ve arkadaşlarının bulunduğu yer vuruldu. Yaklaşık 70-80 metre yakınımızda ise Ali Hamaney’in bulunduğu alan hedef alındı. Füze ve hava saldırıları sırasında içeride birkaç kişiydik. Ali Hamaney, Mücteba Hamaney’in genellikle ders verdiği bir yerde bulunuyordu ancak o gün orada değillerdi. Orayı tamamen yerle bir ettiler. Düzenli şekilde onun bulunduğu yeri vuruyorlardı" dedi.<br><br>"Belinde ve bacağında hafif yaralanmalar oluştu"<br>Saldırının etkisiyle Mücteba Hamaney’in yere savrulduğunu belirten Hüseyni, "Belinde ve bacağında hafif yaralanmalar oluştu ancak kısa sürede toparlandı. Şu anda sağlık durumu iyi ve tamamen iyileşmek üzere. Kendisiyle ilgili ortaya atılan alnından yaralandığı yönündeki iddiaların tamamı asılsızdır. Yalnızca kulağının arka kısmında küçük bir yara oluştu. Bunun dışında anlatıldığı gibi ciddi bir yaralanma söz konusu değil" ifadelerini kullandı.<br><br>"Zamanı geldiğinde halkla konuşacaktır"<br>Hüseyni, Hamaney’in kamuoyundan uzak tutulduğu yönündeki iddialara ilişkin ise güvenlik gerekçelerini işaret etti. Hüseyni, "Düşman, çeşitli söylentiler ve bahanelerle onun görüntüsünü ya da sesini elde ederek farklı amaçlar peşinde koşuyor. Bu nedenle şu an için acele edilmiyor. Zamanı geldiğinde kendisi doğrudan halkla konuşacaktır. Sağlığı, dirayeti ve halka liderlik etme gücü tamamen yerindedir" şeklinde konuştu.<br>(AU-Y)<br><br>9.05.2026 00:49:55 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/neden-halkin-karsisina-cikmiyor-1778309206.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye füze kapasitesini  geliştirmeye devam edecek</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-fuze-kapasitesini-gelistirmeye-devam-edecek-973</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-fuze-kapasitesini-gelistirmeye-devam-edecek-973</guid>
                <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin füze kapasitesini geliştirmeye devam edeceklerini belirterek, "Her bir SAHA Expo'da, her bir IDEF'te, her bir TEKNOFEST'te bu kabiliyetlerin her birinde Türkiye'nin birkaç basamak ilerlediğine, inşallah milletimiz ve bütün dünya şahit olmaya devam edecek." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin füze kapasitesini geliştirmeye devam edeceklerini belirterek, "Her bir SAHA Expo'da, her bir IDEF'te, her bir TEKNOFEST'te bu kabiliyetlerin her birinde Türkiye'nin birkaç basamak ilerlediğine, inşallah milletimiz ve bütün dünya şahit olmaya devam edecek." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/havacilik/" target="_blank">havacılık</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/uzay/" target="_blank">uzay</a>&nbsp;sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul'un organizasyonuyla&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/istanbul/" target="_blank">İstanbul</a>&nbsp;Fuar Merkezi'nde&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/saha-2026/" target="_blank">SAHA 2026</a>&nbsp;Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakan Kacır, fuarda, stantları gezdi ve basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAHA 2026'nın, Türk savunma sanayisi ekosisteminin dünya sahnesine çıktığı bir platform olduğunu bildiren Kacır, KOBİ'lerden teknoloji girişimlerine, enstitülerden&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank">araştırma</a>&nbsp;merkezlerine kadar savunma sanayisinin "toplam güç" olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kacır, etkinliğin ilk üç gününde 180'den fazla imza töreni gerçekleştirildiğini ve 170'ten fazla yeni ürünün tanıtıldığını aktararak, "Atılan imzaların toplam büyüklüğü 26 milyar doları aştı. Bunların 7 milyar dolardan fazlası ihracata yönelik anlaşmaların imzaları oldu. Bu aslında Türk savunma sanayisinin ne kadar yüksek bir ivmeyle büyümeyi sürdüreceğine de işaret ediyor. Atılan bu imzalar hızlı şekilde tedarik süreçlerine, hayata geçen projelere dönüşecek ve Türk savunma sanayisi elde ettiği bu hızla diğer sanayi sektörlerimizde de katma değer artışını ivmelendirecek." diye konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Üç günde 80 bine yakın ziyaretçi"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savunma sanayisinin diğer sektörlerle etkileşimini önemsediklerine işaret eden Kacır, yüksek teknolojik kabiliyetlerin savunma sanayisi dışı sektörlere transferinin çok önemli olduğunu dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kacır, Türkiye'nin ilk kez, savunma sanayisi müesseselerinin, firmalarının hayata geçirdiği projelerden elde ettiği teknolojik birikimi sivil alanlara transfer etmeye başladığına dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Sivil sektörlerden savunma sanayisine bilgi transferini de çok önemli görüyoruz. Çünkü savunma sanayisinde küresel ölçekte temel konulardan biri ölçek büyütme, hızlı seri üretim ölçekleri yakalayabilmek. Türkiye, çok farklı sektörlerde üretim kabiliyetlerine sahip bir ülke olarak, seri üretim kabiliyetlerini savunma sanayisine kazandırmak,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/ar-ge/" target="_blank">AR-GE</a>&nbsp;süreçleri tamamlanan projeleri hızlı şekilde ölçekleyebilmek ve ihracat hacmini artırmak konusunda büyük fırsat sahibi. Bu anlamda SAHA, bu çift yönlü etkileşimin de sahnesi. 80 bine yakın ziyaretçi, ilk üç gün fuar alanını ziyaret etti, bunların önemli bir kısmı da diğer sektörlerden savunma sanayisine kazandırmakta olduğumuz girişimcilerimiz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlesi'ni hayata geçirerek Türkiye'nin istiklal ve istikbalini güçlü şekilde sürdürmesi yolculuğunun, milletimizin desteğiyle inşallah hedeflerine erişeceğine yürekten inanıyorum."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Türkiye, dünyada çok az ülkenin sahip olduğu kabiliyetler geliştirdi"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin füze ve mühimmat çeşitliliğinde dünyada çok az sayıda ülkenin sahip olduğu imkan ve kabiliyetler geliştirdiğini anlatan Kacır, Türkiye'nin artık hipersonik füzeler geliştiren, üreten bir ülke olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kacır, ROKETSAN'ın öncülüğünde yürütülen projelerle TAYFUN'un test atışlarının yapıldığını, Türkiye'nin bu alanda hız ve menzil artırma yönündeki projelerini başarıyla sürdürdüğünü ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Seyir füzelerinin de çok önemli olduğunu aktaran Kacır, şu değerlendirmede bulundu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bunlar, eş zamanlı olarak bir ülke sahip olduğunda karşı tarafın hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmesine vesile olacak kabiliyetler. Sizin kamikaze İHA'larınız, balistik füzeleriniz, hipersonik füzeleriniz, seyir füzeleriniz bir aradaysa ve yine hava unsurlarınızdan farklı füze unsurlarını kullanma imkanına sahipseniz, karşı tarafın hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmeniz çok daha mümkün. Türkiye, seyir füzelerinde de önemli kabiliyetler geliştirdi. ATMACA, ÇAKIR, SOM ve peşinden gelecek yeni seyir füzelerimizle Türkiye aslında bu alanda da her adımda menzilini uzatıyor, kabiliyetlerini artırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir de hava-hava füzeleri var ki bu gerek insanlı gerek insansız sistemler açısından çok değerli. Burada Türkiye'nin ilk hava-hava füzeleri malumunuz BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN oldu. Türkiye, insansız&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/savas/" target="_blank">savaş</a>&nbsp;uçağından kendi radarı marifetiyle kendi hava-hava füzesini fırlatan ve hedefi vuran dünyadaki ilk ülke oldu.&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/bayraktar/" target="_blank">Bayraktar</a>&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kizilelma/" target="_blank">KIZILELMA</a>&nbsp;ile&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/aselsan/" target="_blank">ASELSAN</a>&nbsp;AESA radarı kullanılarak GÖKDOĞAN füzesiyle atış yaptık ve bu kabiliyeti elde eden dünyadaki ilk ülke olduk.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnşallah burada da yeni projeler var, yine menzil uzatmak burada en önemli hedeflerden biri. Her bir SAHA Expo'da, her bir IDEF'te, her bir TEKNOFEST'te bu kabiliyetlerin her birinde Türkiye'nin birkaç basamak ilerlediğine, inşallah milletimiz ve bütün dünya şahit olmaya devam edecek."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kacır, Avrupa'nın pek çok sanayi ülkesinin, İtalya, İspanya,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/almanya/" target="_blank">Almanya</a>&nbsp;gibi ülkelerdeki üretim düzeylerinin halen Ocak 2020 dönemini yakalayamadığını, bugün Türk sanayisinin üretim düzeyinin Ocak 2020'nin yaklaşık yüzde 30 üzerinde olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kabiliyetten Türkiye'nin taviz vermesinin ve vazgeçmesinin asla söz konusu olamayacağını belirten Kacır, "Biz bu yıl hazırlıklarını yürüttüğümüz yeni finansman programlarıyla, daha uygun koşullarda, daha uzun vadeli finansman imkanlarını çeşitlendirerek sanayicimizin yükünü hafifletmeyi ve ortaya çıkan ilave işletme sermayesi ihtiyaçlarını da karşılamayı amaçlıyoruz." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiye-fuze-kapasitesini-gelistirmeye-devam-edecek-1778240788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşkes teklifinde  hangi maddeler var</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-teklifinde-hangi-maddeler-var-958</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-teklifinde-hangi-maddeler-var-958</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki “Özgürlük Projesi”ni durdurmasının ardından yürütülen müzakerelerde İran'a sunulan anlaşmanın ayrıntıları ortaya çıktı. Washington yönetiminin talepleri arasında İran’ın nükleer tesislerinin tamamen sökülmesi, tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının teslim edilmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) talep ettiği her noktada anlık denetim yapabilmesi bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki “Özgürlük Projesi”ni durdurmasının ardından yürütülen müzakerelerde İran'a sunulan anlaşmanın ayrıntıları ortaya çıktı. Washington yönetiminin talepleri arasında İran’ın nükleer tesislerinin tamamen sökülmesi, tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının teslim edilmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) talep ettiği her noktada anlık denetim yapabilmesi bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington, İran’ın nükleer altyapısının tamamen sökülmesini, uranyum stoklarının teslim edilmesini ve kapsamlı denetim mekanizmalarının kabul edilmesini istiyor. İran'ın teklife yanıt vermek için çarşamba gününden itibaren 48 saati olduğunu duyuran ABD Başkanı Donald Trump, anlaşma sağlanamaması halinde askeri seçeneğin devreye girebileceğini belirtti. Görüşmelerde Fordo, Natanz ve İsfahan tesisleri ile Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliği başlıkları öne çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandığını belirterek salı gecesi Hürmüz Boğazı’ndaki “Özgürlük Projesi”ni durdurdu. İran tarafının ise kabul edilmesi halinde 30 günlük ayrıntılı müzakere sürecine geçilmesini sağlayabilecek ABD çerçevesini değerlendirmeye aldığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington yönetimi, İran’ın nükleer silah edinme hedefi taşımadığına dair güvence vermesini talep etti. ABD ayrıca Fordo, Natanz ve İsfahan tesislerinin sökülmesini, yer altındaki nükleer çalışmaların yasaklanmasını, talep üzerine denetim yapılmasını ve ihlal durumunda cezai yaptırımlar uygulanmasını istedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Anlaşmazlarsa, bombalama başlar” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı ayrıca, “ama onlarla daha önce de böyle hissetmiştim, bu yüzden ne olacağını göreceğiz” sözleriyle sürece ilişkin temkinli mesaj verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NÜKLEER TESİSLERİN SÖKÜMÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD, İran’ın yalnızca uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını değil, mevcut altyapının tamamen ortadan kaldırılmasını da hedefliyor. Fordo, Natanz ve İsfahan’daki tesislerin sökülmesinin anlaşmanın temel şartları arasında yer aldığı belirtilirken, Kazma Dağı altındaki tesisin de kapsam dışında bırakılmaması gerektiği ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokrasiyi Savunma Vakfı’ndan nükleer uzmanı Andrea Stricker, tüm santrifüjlerin, plütonyum yeniden işleme tesislerinin ve üretim kapasitesinin denetimli biçimde ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD tarafı, İran’ın yalnızca yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 440 kilogram uranyum stokuna odaklanmasını yeterli görmüyor. Yüzde 20 seviyesindeki uranyumun da silah üretimine giden süreçte kritik aşama oluşturduğu değerlendirilirken, düşük seviyede zenginleştirilmiş binlerce kilogram uranyumun İran’da bırakılmasının nükleer programın yeniden başlaması için temel oluşturabileceği belirtiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Direktörü (UAEA) Rafael Grossi, “Yüzde altmış açık bir öncelik, ancak yüzde yirmi bir önceki adım ve o da önemli. Seçilen seçeneğe bağlı olarak, sevkiyat veya seyreltme, yüzde 5'lik önemli bir miktar muhtemelen özel bir değerlendirme gerektirecektir.” açıklamasını yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DENETİMLER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington, UAEA’nın yalnızca İran’ın “nükleer tesis” olarak tanımladığı alanlara değil, gerekli görülen tüm bölgelere erişim sağlamasını talep etti. ABD tarafı, askeri tesislerin denetim dışında bırakılmasının anlaşmanın uygulanabilirliğini zayıflatacağını savundu. İran’da sürekli görev yapacak tam zamanlı bir denetim ekibinin kurulmasının en etkili yöntemlerden biri olacağı öngörülüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre,&nbsp;İran’ın geçmişte yürüttüğü nükleer faaliyetlere ilişkin tam bilgi vermesi anlaşmanın temel unsurları arasında bulunuyor. Sürecin ardından UAEA’nın doğrulama mekanizmasını devreye sokmasının planlandığı belirtildi. Haberde, İran’ın bu standart uygulamadan muaf tutulmasının geçmişte olduğu gibi denetim süreçlerini zayıflatabileceği görüşüne yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ BOĞAZI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anlaşma taslağında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı, ABD ablukasının gevşetilmesine paralel şekilde aşamalı olarak yeniden açması öngörülüyor. ABD, tanker trafiğindeki düşüşün ardından geçiş güvenliğinin açık şekilde garanti altına alınmasını istedi. Nihai anlaşmada tüm mayınların kaldırılması, zorunlu güzergâh uygulamalarının sona ermesi ve serbest geçişin yeniden sağlanması hedefleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YAPTIRIMLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray, yaptırımların yalnızca anlaşmanın imzalanmasına değil, İran’ın şartlara uyup uymadığına bağlı olarak kaldırılacağını ifade etti. ABD, kısa ve belirli bir takvim çerçevesinde silahların sökülmesinin nükleer yaptırımların kaldırılmasını sağlayabileceğini değerlendiriyor. "Terörizm" ve insan haklarının ihlaline dayandırılan yaptırımlarının ise İran’ın politikalarında değişiklik olmadığı sürece devam edebileceği ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'İRAN TRUMP'IN STRATEJİSİNDEN FAYDALANDI'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde İran’ın, Trump'ın yürüttüğü gecikme ve belirsizlik stratejisinden faydalandığı değerlendirmesi yapıldı. İran devlet medyasının çarşamba günü ABD teklifini eleştirdiği aktarılırken, üst düzey bir ABD yetkilisinin rejimin Washington’un kırmızı çizgilerine direnmeye devam edebileceğini söylediği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD tarafı, İran’ın yerli zenginleştirme faaliyetlerine ihtiyaç duymadığını savunuyor. WSJ, Trump yönetiminin Barack Obama dönemindeki yaklaşımın aksine İran'da yönetimin zamanla değişeceği varsayımına güvenmemesi gerektiğini öne sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca gelecekte görev yapacak bir ABD başkanının yeniden sert&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yaptirimlar" target="_blank">yaptırımlar</a>&nbsp;uygulayacağının garanti olmadığı belirtildi. Haberde, Trump’ın İran’a yönelik baskı politikasını sürdürmesinin anlaşmanın uygulanabilirliği açısından kritik olduğu değerlendirmesine yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/ateskes-teklifinde-hangi-maddeler-var-1778141864.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-947</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-947</guid>
                <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirterek, "Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW132814-GEN/5-05-2026<br><br><br>- Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "sürdürülebilir savunma sanayii"ne vurgu yaptı<br>- "Karşı karşıya olduğumuz tablo dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir"<br>- "Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir"<br><br>Zöhre Alagöz - Emirhan Toplu<br>İSTANBUL (İHA) - Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirterek, "Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.<br>SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.<br>Programda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de bir konuşma yaptı. Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu, hassas bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.<br><br>Bakan Güler'den Çelik Kubbe vurgusu<br>1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğunu belirten Bakan Güler, "Bu gelişim vizyonuyla; kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan Çelik Kubbe bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye'nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır" diye konuştu.<br><br>"Türkiye müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi sunmaktadır"<br>Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu ifade eden Bakan Güler, "NATO standartlarında geliştirdiğimiz milli hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askeri kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah haline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye'nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez haline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikri mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir" dedi.<br><br>"Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir"<br>Bu çağda yerinde saymanın, geride kalmak olduğunu belirten Bakan Güler, "Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkan ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayii ile ne kadar güçlü olursa, yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askeri yeteneklerle entegre ederek, uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir" ifadelerini kullandı.<br>(RU-NSO-Y)<br><br>5.05.2026 13:56:44 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/tum-gelismeleri-yakindan-takip-ediyoruz-1777982044.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa&#039;nın çözüm ortağı Türkiye</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-946</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-946</guid>
                <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa ülkeleri için Türkiye'nin bir çözüm ortağı olabileceğini belirterek, "Sektörümüz, Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW133501-GEN/5-05-2026<br><br><br>- Bakan Kacır: "Avrupa'nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye"<br>- SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını açtı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>Zöhre Alagöz<br>İSTANBUL (İHA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa ülkeleri için Türkiye'nin bir çözüm ortağı olabileceğini belirterek, "Sektörümüz, Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır" dedi.<br>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın açılışında konuştu.<br>Dünyada amansız bir mücadele yaşandığına dikkat çeken Bakan Kacır, "Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma umutlarıyla inşa edilen küresel düzen, dünyanın dört bir yanından şiddetlenen çatışmalar karşısında vaat ettiği huzur, güvenlik ve istikrarı sağlayamıyor. Meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığı bu ortamda uzlaşmazlık aktörleri diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ediyor. Uzun yıllardır savunma harcamalarını kısan, başka ülkelerin oluşturduğu güvenlik şemsiyesine kayıtsız itimat eden ülkeler, yapay huzur ikliminin bedelini ağır biçimde ödüyor. Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte değişen ve dönüşen tehdit karakterleri, güvenlik rekabetini klasik harp sahalarının çok daha ötesine taşıyor. Artık bir ülkenin güvenlik kapasitesi yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını, deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil, siber alanda dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hakimiyetle de ölçülüyor. Bu yeni gerçeklik karşısında ülkeler caydırıcılıklarını arttırmak için çok daha yüksek maliyetleri göze alıyor. Küresel savunma harcamaları son on yılda yüzde 41 artarak 2.9 trilyon dolara ulaştı. Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artışın yükselerek devam edeceğine işaret ediyor. Ancak bilinmelidir ki savunmaya ayrılan devasa bütçeler güvenlik hedeflerini teminat altına almak için tek başına yeterli değildir. AR-GE ile, altyapılarıyla, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayii kurmak tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır" dedi.<br>Türkiye'nin dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayi ekosistemine sahip olduğunu belirten Bakan Kacır, "Bugün dünyada satılan her üç asgari insansız hava aracının ikisini Türk firmalarımız üretiyor. Kendi savaş gemisini geliştiren 10 ülkeden biriyiz. Savunma sanayii gibi uzun soluklu bir alanda yalnızca son iki yılda hanemize eklediğimiz kazanımlar, teknolojide ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor. Bu dönemde 5. nesil savaş uçağımız Kaan, gökyüzü ile buluştu. Bayraktar TB3 kısa pistli gemilere iniş kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. Hava-hava füzelerimiz Gökdoğan ve Bozdoğan ile dünyada bu teknolojiye sahip sayılı ülkeler arasına girdik" dedi.<br><br>"Avrupa'nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye"<br>Türkiye'nin Avrupa ülkeleri için savunma sanayiinde bir çözüm ortağı olabileceğini vurgulayan Bakan Kacır, "Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağının Türkiye olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Sektörümüz; sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş bir ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır. Avrupa’daki karar vericiler, miyop yaklaşımlara teslim olmadan, vizyoner bir perspektifle Türkiye ile çok daha sıkı bir iş birliğine bir an evvel yönelmelidir. NATO standartlarında üretim altyapımız; Türk savunma sanayi ürünlerinin müttefik ülkelerin platformlarına hızla entegre edilebilmesine imkân tanıyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık"<br>Türkiye'nin yapılan yatırımlar ve teşviklerle küresel üretimin merkez üslerinden biri haline geldiğini, sanayinin Anadolu'nun tamamına daha dengeli bir şekilde yayılması için kapsamlı adımlar attıklarını vurgulayan Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:<br>"Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler olarak kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafya yayacağız, Anadolu’da yeni savunma sanayii kümelenmeleri oluşturacağız. Tabi savunma sanayiinde geliştirilen kabiliyetlerin sivil alanlara aktarılması, yüksek teknoloji odaklı kalkınmamız açısından büyük önem taşıyor. Ancak bunun kadar öncelikli ve önemli gördüğümüz bir husus, sivil sanayimizdeki bilgi ve tecrübe birikiminin savunma sanayiimize kazandırılmasıdır. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve Ar-ge süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Otomotiv ve mobiliteden bilişime, telekomünikasyondan sivil havacılık ve uzaya, enerjiden malzeme ve kimyaya, elektronikten makineye, sağlık ve biyoteknolojiden tekstile farklı sektörlerin sağladığı kabiliyetleri bu doğrultuda değerlendirmek arzusundayız. Üretim tecrübesine ve kapasitesine sahip olduğumuz bu alanlardaki yetkinliklerimizin savunma sanayiimize aktarılması; sektörümüz için daha hızlı prototipleme, daha çevik ürün geliştirme, Ar-Ge süreçlerini daha kısa sürede tamamlama, seri üretime daha hızlı geçiş anlamına geliyor. Daha açık ifadeyle. Tüm imalat süreçlerinde daha hızlı ve daha yüksek adetlerde üretim yapmanın yollarını, yöntemlerini hızla keşfetmeliyiz. Ve halihazırda Ankara ve İstanbul’da yoğunlaşmış savunma sanayii kümelenmelerini Anadolu’nun güçlü üretim merkezlerinde hızla çoğaltmalıyız."<br>(ÖFA-SO-Y)<br><br>5.05.2026 13:55:55 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/avrupanin-cozum-ortagi-turkiye-1777981595.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;nin yanıtını aldık, inceliyoruz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-933</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-933</guid>
                <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettikleri teklife verilen yanıta ilişkin, "ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW144427-SIY/4-05-2026<br><br><br>- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "ABD'nin yanıtını aldık, inceliyoruz"<br>- "Boğazdaki güvenlik, bizim için herkesten daha fazla önem taşımaktadır"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettikleri teklife verilen yanıta ilişkin, "ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" dedi.<br>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında ABD'nin İran politikaları, Avrupa ülkelerinin tutumu, ateşkes süreci, nükleer görüşmeler ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'daki ABD askerlerini azaltmaya yönelik kararına değinen Bekayi, Washington'un İran'a yönelik "düşüncesiz" adımlarının geniş sonuçlar doğurduğunu söyledi. ABD'nin İran'a yönelik eylemlerinin yalnızca bölgesel değil, müttefikler arasında da etkilere neden olduğunu belirten Bekayi, "Bu durum, daha önce ABD ile aynı çizgide olan ülkeler arasında ayrışma ve görüş farklılıklarına neden olmuştur. Bu da söz konusu ülkelerin, ABD'nin saldırgan yaklaşımının farkında olduğunu göstermektedir" dedi.<br><br>"Avrupa ağır bedel ödedi"<br>Alman yetkililerin açıklamalarına da değinen Bekayi, "Alman yetkililer, ABD'nin savaşa dahil olmasının Avrupa'ya ağır bedeller ödediğini ve bu adımın herhangi bir stratejiye dayanmadan atıldığını dile getirdi. Bu, durumun açık bir ifadesidir. ABD'nin bu askeri saldırısına ya doğrudan katılan ya da sessiz kalarak destek veren tüm ülkeleri sorumlu tutuyoruz" diye konuştu.<br>Avrupa'ya çağrıda bulunan İsmail Bekayi, "Artık Avrupa ülkelerinin, ABD politikalarını kayıtsız şartsız takip etmenin sonuçlarıyla yüzleşip, başta Batı Asya'daki gelişmeler ve İran'a ilişkin konular olmak üzere daha bağımsız bir çizgi belirlemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br><br>"Karar alma mekanizması tamamen açık"<br>İran'daki karar alma mekanizmasına ilişkin değerlendirmede de bulunan Bekayi, "İran'da karar alma mekanizması tamamen açıktır. Müzakerelere girme kararı aldığımızda bunu şeffaf bir şekilde yaptık. İran heyetinin, Muhammed Bakır Galibaf başkanlığında İslamabad'daki müzakerelere katılımı, İran'ın uluslararası konulara ilişkin açık gücünü ve sorumlu yaklaşımını gösterdi. Üç-dört hafta içinde kararlarımızı çok net bir şekilde aldık ve uyguladık. Bundan sonra da gelişmelere göre en iyi kararları alacağız" şeklinde konuştu.<br><br>"İsrail'i resmiyette tanımıyoruz"<br>ABD ile İran arasında varılan ateşkesin kapsamına ve İsrail'in bu süreçteki rolüne değinen Bekayi, "Ateşkes anlaşması İran ile ABD arasındaydı. ABD'nin resmi açıklamalarına bakıldığında, bu savaşa İsrail adına dahil olduğunu açıkça dile getirdiği görülüyor. Elbette çok sayıda çelişkili açıklama var, ancak şu net. ABD, 12 gün süren savaşta bu rejime çatışmanın başlaması için yeşil ışık yaktı, ardından da sürece bizzat dahil oldu. Son saldırıda da birlikte hareket ettiler. Eğer İran ile ABD arasında ateşkesin sona erdirilmesine dair bir anlaşma yapılırsa, bu durum İsrail'i de kapsamalıdır. İsrail'e ilişkin politikamız değişmedi ve hala resmiyette tanımıyoruz" dedi.<br><br>ABD'nin yanıtı inceleniyor<br>İran'ın Pakistan arabuluculuğuyla ABD'ye ilettiği teklif ve Washington'dan gelen yanıta da değinen Bekayi, "Görüşmeler Pakistanlı arabulucu üzerinden şeffaf bir şekilde sürdürülüyor. ABD'nin yanıtını aldık ve şu anda inceliyoruz. Görüşlerimizi, bir sonuca vardığımızda Pakistanlı arabulucu aracılığıyla açıklayacağız" ifadelerini kullandı.<br><br>Hürmüz Boğazı vurgusu<br>Hürmüz Boğazı'ndaki yeni bir düzene ilişkin tartışmalara da değinen Bekayi, "Ülkedeki tüm karar alıcı ve karar verici kurumlarla istişare halindeyiz. İran deniz alanları yasası, ülkenin dış askeri tehdit veya saldırıyla karşı karşıya olduğu durumlarda ulusal güvenliği korumak için gerekli tedbirlerin alınmasına imkan tanımaktadır" dedi.<br>Bekayi, "Biz Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değiliz, ancak uluslararası teamül hukuku gereğince tehdit veya saldırı durumlarında gerekli önlemleri alma hakkına sahibiz. Hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin güvenli geçişini sağlamak için mekanizma oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Bu boğazdaki güvenlik, bizim için herkesten daha fazla önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.<br>(FBY-BÇ-D)<br><br>4.05.2026 14:51:37 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abdnin-yanitini-aldik-inceliyoruz-1777905384.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD savaş gemilerine karşı başka senaryolar hazır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-932</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-932</guid>
                <description><![CDATA[İran basınına konuşan askeri bir kaynak, Tahran’ın ABD savaş gemilerine karşı müdahalede bulunduğunu belirterek, "İran Silahlı Kuvvetleri, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek. İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW155646-SIY/4-05-2026<br><br>- İran: "ABD savaş gemilerine karşı başka senaryolar hazır"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran basınına konuşan askeri bir kaynak, Tahran’ın ABD savaş gemilerine karşı müdahalede bulunduğunu belirterek, "İran Silahlı Kuvvetleri, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek. İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" dedi.<br>İran basınına konuşan bilgili bir askeri kaynak, Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye ait savaş unsurlarına yönelik sert mesajlar verdi. Kaynak, İran’ın her türlü senaryoya hazır olduğunu belirterek, "ABD’liler, İran’ın Donald Trump ve ABD güçlerinin zorbalık yapmasına izin vermeyeceğini biliyor" dedi.<br><br>"Geçişlere izin verilmeyecek"<br>Kaynak, İran güçlerinin bazı ABD savaş gemilerine yönelik ilk atışları gerçekleştirdiğini ifade ederek, "İran silahlı kuvvetleri, 40 günlük savaşta olduğu gibi, ABD savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki her türlü geçiş de İran silahlı kuvvetlerinin izni olmadan gerçekleştirilmeyecektir. Tüm gemiler 40 günlük savaşın tecrübesinden ders çıkarmalı ve ABD'lilerin aptallığının bedelini ödememelidir" ifadelerini kullandı.<br><br>"Farklı senaryolar hazır"<br>Kaynak ayrıca, İran’ın askeri seçeneklerini geniş tuttuğunu belirterek, "İran, ABD savaş gemilerine ateş açmanın yanı sıra, gerektiğinde devreye sokacağı başka senaryolar da hazırladı" diye konuştu.<br>(FBY-ÖK-D)<br><br>4.05.2026 15:57:31 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abd-savas-gemilerine-karsi-baska-senaryolar-hazir-1777904959.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alman mayın arama gemisi  Fulda yola çıktı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-930</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-930</guid>
                <description><![CDATA[Almanya, İran savaşının sona ermesi durumunda Hürmüz Boğazı'nda muhtemel görev için zaman kaybetmemek amacıyla Fulda isimli mayın arama gemisini Akdeniz’e sevk etti.
ABD ile İran arasında savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin belirsizlik sürerken, bazı ülkeler Hürmüz Boğazı’ndaki mayın çalışmaları için hazır bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW164437-SIY/4-05-2026<br><br><br>- Alman mayın arama gemisi Fulda, muhtemel Hürmüz Boğazı görevi için yola çıktı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>İlhan Atasoy<br>KİEL (İHA) - Almanya, İran savaşının sona ermesi durumunda Hürmüz Boğazı'nda muhtemel görev için zaman kaybetmemek amacıyla Fulda isimli mayın arama gemisini Akdeniz’e sevk etti.<br>ABD ile İran arasında savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin belirsizlik sürerken, bazı ülkeler Hürmüz Boğazı’ndaki mayın çalışmaları için hazır bekliyor. Almanya savaş sonrası Hürmüz Boğazı’nda muhtemel görev için mayın arama gemisi Fulda’yı Akdeniz’e sevk etti. Alman donanmasına ait mayın arama gemisi Fulda’nın kritik göreve uğurlanma töreni, ülkenin kuzeyindeki Kiel-Wiek deniz üssünde yapıldı.<br>Fulda mayın arama gemisinde uzman mayın tespit ve imha uzmanlarının da olduğu yaklaşık 40 personelin bulunduğu bildirildi. Söz konusu personelin mayın arama ve tarama faaliyetleri için sonar sistemler ile uzaktan kumandalı sualtı dronları kullanma konusunda uzman oldukları belirtildi. Mühimmat, erzak, güneş ışınlarına karşı koruyucu ekipmanlarıyla yola yola çıkan Fulda’da görev yapan askerlere muhtemel Hürmüz Boğazı görevlendirmesinde giyecekleri bej renkli yazlık üniformalar da verildi.<br><br>"Fulda"nın Hürmüz Boğazında görev yapması için onay gerekiyor<br>Alman donanma gemisi Fulda, Akdeniz’e ulaştıktan sonra NATO'nun Akdeniz, Karadeniz ve Ege’deki mayın harbine yönelik deniz harekat ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri (MKT) Görev Grubu-2’ye (SNMCMG-2) dahil olacak. Ancak Fulda’nın savaş sonrası Hürmüz Boğazı'na muhtemel bir konuşlandırma için Alman Federal Meclisi (Bundestag) tarafından yetkilendirilmesi gerekiyor. Hürmüz Boğazı’nda görev almasına karar verilmesi halinde ise Fulda mayın arama gemisi bölgede tek başına olmayacak. Bir hava savunma fırkateyni, bir ikmal gemisi ve bir deniz gözetleme uçağı Fulda ile birlikte Hürmüz Boğazı bölgesinde olacak. Alman Federal Meclisi, Fulda mayın gemisinin Hürmüz Boğazı’ndaki muhtemel görevinin kapsamında ve süresinde son sözü söyleyecek.<br><br>"Alman donanmasının Hürmüz’de görev yapmasının ön şartı, çatışmaların sona ermesidir"<br>Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı'nda Alman donanmasının görev yapmasının ön şartının çatışmaların sona ermesi olduğunu ifade etmiş, Fulda’nın bölgede görev yapabilmesinin ise Alman Meclisinden yetki alınmasıyla mümkün olabileceğine işaret etmişti.<br>(FBY-ÖK-D)<br><br>4.05.2026 16:46:10 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/alman-mayin-arama-gemisi-fulda-yola-cikti-1777903878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahipsiz hayvanların yüzde 46&#039;sı toplanmıştır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-929</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-929</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, kentte sahipsiz köpeklerin yüzde 46'sının toplandığını kalanların tamamı da toplanacağını belirterek, "Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW111710-GEN/4-05-2026<br><br><br>- İstanbul Valisi Davut Gül: "Sahipsiz hayvanların yüzde 46'sı toplanmıştır; kalanların tamamı da toplanacaktır"<br>- "Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır"<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>İSTANBUL (İHA) - İstanbul Valisi Davut Gül, kentte sahipsiz köpeklerin yüzde 46'sının toplandığını kalanların tamamı da toplanacağını belirterek, "Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır" dedi.<br>İstanbul Valisi Davut Gül, sokaklardaki sahipsiz köpeklere yönelik yapılan çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.<br>İstanbul Valisi Gül, sahipsiz hayvanların kontrol altına alınmasının bir tercih değil, açık bir zorunluluk olduğunu belirterek, "Aşırı yaklaşımlar çözüm değildir; ne toplu itlaf ne de başıboşluk veya kontrolsüzlük kabul edilebilir. Kanunun emri nettir. Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun şartlarda barınaklarda tutulacaktır. İstanbul'da sahipsiz hayvanların yüzde 46'sı toplanmıştır; kalanların tamamı da toplanacaktır. Sokaklarda sahipsiz tek bir köpek bulunmayacaktır. Sahiplenmek isteyen vatandaşlarımız, bu hayvanları yalnızca kendi evinde veya bahçesinde bakmak üzere sahiplenebilecektir. Yasaklı ırkların üretimi, satışı ve sahiplendirilmesi kanunen yasaktır. Bu kurallara aykırı hareket edenler hakkında idari ve adli işlem yapılmaktadır. Bu görev belediyelerindir. Tüm belediyeler bu yükümlülüğü derhal ve eksiksiz yerine getirecektir. İhmal ve gecikmeye kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir. Vatandaşlarımızın can güvenliği tartışmasız önceliğimizdir; kamu düzeni ve şehir güvenliği konusunda en küçük bir zafiyete dahi izin verilmeyecektir" dedi.<br>(RU-BA-Y)<br><br>4.05.2026 11:39:19 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplanmistir-1777886312.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir faili meçhul hikayesi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/bir-faili-mechul-hikayesi-927</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/bir-faili-mechul-hikayesi-927</guid>
                <description><![CDATA[Bakınız faili meçhullerden birisi de Trabzon’da Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı idi. Üzerine gidilmediği için futbolda adalet bir türlü sağlanamadı. Yıllardır öyle ince işçilik yürütülüyor ki bunlar amigo yorumcular tarafından bir türlü dile getirilmiyor. Zira onlar da menfaatleri gereği hep takımlarına yontmaya çalışıyorlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Feci bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Gülistan Doku ciddi bir muhasebe yapmamızı gerekli kıldı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oğlunu kurtarmak adına öyle işler yapmış ki sistemi baştan ayağa sorgulamak lazım geliyor. Cesedi ortadan kaldırmak, delilleri karartmak için yapılanlar geniş bir ekibin faaliyetine işaret ediyor. Bunlar vali de olsan tek başına becerebileceğin ameliyeler değil. Zaten savcılık tarafından, ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), özel hayatın gizliğini ihlal (TCK 134/1), kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205)’ suçlarından tutuklanmasının istenmesi hadisenin ne kadar organize olduğunu bütün netliğiyle ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Münferit gibi görünen bu olay geldiğimiz tehlikeli noktayı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Makam denebilecek bir konuma yükselen hemen herkes oradan şahsi menfaat temin etme yoluna gidiyor. Bunlar bugün o kadar ayyuka çıktı ki devlete olan güven sarsıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Akın Gürlek Bey’in Adalet Bakanı olması ile yeni bir sayfanın açıldığını görmekteyiz. Bu sayfa inşallah kapanmamak üzere açılır ve milletimizin adalete olan inancı yeniden sağlanır. Akın Bey’in bütün faili meçhullerin üzerine gideceğiz ifadesi bunu göstermektedir. İnşallah nüfuzlu kimseler bunun önüne set çekmezler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aksi takdirde millet yine sabah kuşağı programlarında aylarca bir tane faili meçhul cinayet ortaya çıkacak diye ahlaksızlık hikâyeleri dinlemeye mecbur kalır. Aslında bu durum Emniyet Teşkilatımızı da ağır yaralıyordu. Sanki onların çözemediklerini bu programlar çözüyordu. Millet artık bu programlardan adalet dilenmeye başlamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buyurun o zaman Gülistan Doku’nun ailesi Müge Anlı’nın programına şikâyette bulunsa vali beyi programlarına alabilirler ve günlerce sorguya tabi tutabilirler miydi? Elbette ki asla olmayacaktı. Ulaşılamayanlara ulaştığınızda milletin adaletin tesisine inancı başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bakınız faili meçhullerden birisi de Trabzon’da Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı idi. Üzerine gidilmediği için futbolda adalet bir türlü sağlanamadı. Yıllardır öyle ince işçilik yürütülüyor ki bunlar amigo yorumcular tarafından bir türlü dile getirilmiyor. Zira onlar da menfaatleri gereği hep takımlarına yontmaya çalışıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anadolu kulüplerine yapılan haksızlıklar, kıyımlar göz ardı ediliyor. Dört büyük kulübe yapılanlar ise günlerce tartışılıyor. Sonuçta adalet tamamen rafa kalkmış duruma geldi. Son olarak Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın skandal açıklamaları onun için toplumda büyük infiale sebep oldu. Zira adaleti sağlama mevkiinde olanlar taraf da olsalar tarafgirlikten azade olmak zorundalar. Aksi hâlde adalet buhar olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla en hafifinden en ağırına kadar her hususta adaleti elden bırakmamak gerekiyor. Aslında bu resmî sivil herkes için olmazsa olmaz bir kaide. Kendi çocuğun da olsa kendin de olsan adaleti elden bırakmayacaksın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gazneli Mahmud’un hassasiyeti!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ecdadımızı başarılı kılan en mühim amil adaletti. Osmanlı çağları her konuda olduğu gibi bu konuda da Türk tarihinde bir zirvedir. İdamı gerektirecek bir suç şehzade dâhil herkesin sonunu getirirdi. Kimse soyuna sopuna güvenerek suç işleme cesaretini kendinde bulamazdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Neden Hıristiyanlar kendi aralarındaki davalarda dahi Osmanlı mahkemesini tercih ederdi? Bunu düşünmek ve hakkıyla idrak etmek lazım. Osmanlı kadıları bu benim dinimden diyerek Müslümanları kayırmazdı. Hak ve hukuk ne ise onun kararını verirdi. Kanun karşısında en âciz bir reaya ile vezir, padişah bir tutulurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Osmanlılar zulmü din düşmanlığıyla eş değer görüyordu. Adil padişah Allahü tealanın dostu, zalim ise düşmanıydı. Ünlü Şeyhülislam İbn Kemal’e kulak verelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Padişahlık emri azimdir. Azametindendir ki adil olan Allah’ın mahbubu ve mukarrebidir (yakınıdır), zalim olan Allah’ın düşmanıdır.” Onlar padişahın zulmü defetmek için geldiğine inanırlardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şeyh Bâlî Efendi es-Sofyavî ise “Risâle der Sîret-i Padişâhân-ı Pîşîn” isimli eserinde şöyle diyordu: “Ve padişah zulmedenleri def içündür”.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Padişahın birinci görevini ifade eden ne kadar keskin sözler bunlar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında söz konusu hassasiyeti bütün Türk-İslam tarihinde müşahede etmemiz mümkündür. Mesela Gazneli Mahmud’un bir hadise üzerine attığı adımlar aynı hassasiyete işaret ediyordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir gün sıradan bir vatandaş ağlayarak Sultan Mahmud’a geldi ve zalim biri hakkında şikâyetçi oldu. Sultan bu kişinin kendisine ne yaptığını sorunca o kişi gözleri yaşlı bir şekilde:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Geceleri zorla evime giriyor, beni döverek evimden çıkarıp mahremimle aynı yatakta yatıyor. Ne olur beni bu durumdan kurtar.” diye yalvardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumdan çok rahatsız olan Gazneli Mahmud:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“O saldırgan adam bir daha evine gelince sessiz bir şekilde sarayıma gelerek beni haberdar et” dedi. Saldırgan, bir kez daha adamın evine girdiğinde mazlum kişi, konuştukları üzere Gazneli Mahmud’u durumdan haberdar etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazneli Mahmud kılıcını alıp derhâl adamın evine vardı. Eve girince ilk işi mumu söndürmek oldu. Arkasından saldırganın karaltısını gördüğü gibi kılıcı sapladı ve adamı katletti. Işığı yaktıran Sultan, adamı gördükten sonra secdeye kapanıp bir bardak su içti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şikâyetçi adam, Gazneli Mahmud’a bu davranışının sebebini sorunca şöyle cevap verdi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Mumu söndürmemin sebebi saldırgan insanın yüzünü görmek istemememdir. Belki tanıdığım biri olabilirdi, bu da adaletime gölge düşürebilirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Secdeye gitmemin sebebi öldürülen saldırgan oğlum veya herhangi bir akrabam da olabilirdi. Onlardan birisi olmadığı ve dolayısıyla onun günahına ortak olmadığım için Rabbime şükretmemdendir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Su içmemin sebebi ise senin bana bu haberi getirdiğinden beri bir yudum suyun ve bir lokma ekmeğin dahi boğazımdan geçmediğindendir.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bin yıllık kriter</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde yılların verdiği ihmal ile adalete olan güven her geçen gün biraz daha zayıflıyor. Bunun başlıca sebebi infaz kanunu. Verilen cezalar uygulanamıyor. Müebbet alan kişinin on sene sonra salına salına dolaştığını görebiliyorsunuz. O zaman o müebbetin hiçbir hükmü kalmıyor. Hemen bütün cezalar kâğıt üstünde kalıyor. İnsanların yürekleri soğumuyor. Bu bir toplumdaki sosyal düzeni altüst eden en mühim unsurdur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir devlet suçluları kim olursa olsun hak ettiği gibi cezalandırabiliyorsa orada en azından asayiş vardır. Huzurun olup olmaması zulme düşüp düşülmediğiyle alakalıdır. Huzurun olduğu her yerde asayiş de vardır fakat tersi her zaman olmayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugünkü en büyük problemlerden biri de yaşı 18’den küçük suçluların cinayette bile çok hafif cezalar almalarıdır. Alınan cezanın infaz kanunu sebebiyle kâğıt üstünde kalması ise meseleyi daha da işin içinden çıkılmaz bir hâle getirmektedir. Göz bebeği yavruları canice katledilen ailelere dram üstüne dram yaşatılmaktadır. Çünkü azılı katiller on sene geçmeden sokaklarda arz-ı endam etmektedir. Bu ise başta o ailede olmak üzere toplumun her kesiminde kapanmaz yaralar açmaktadır. Burada ölçünün bir Batı kriteri olan 18 yaş değil akıl bâliğlik olması gerekiyor. Allahü tealanın ebedî azap ve ebedî mükâfat için kriteri rüşd iken 18’de ısrar etmek Batı’nın bütün hatalarını ülkemize taşımak olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Adalete itimat kalmazsa herkes kendi hakkını kendisi aramaya kalkacaktır. Bunu yapanlar terör estirecek, yapamayanlar küsüp kabuğuna çekilecektir. Bugün memleketimizde olan budur. Nice vatan evladı haydut ruhlu tiplerin elinde parelenirken hak edene uygun cezanın verilmemesi, verilse de uygulanmaması böyle bir netice doğurmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türk tarihi adaletten uzaklaştığında yıkılan devletlerle doludur. Liyakatin göz ardı edilmesi, rüşvet ve iltimasın yayılması hep adaletten uzaklaşmakla ilgilidir. Bu öyle bir yoldur ki idareciler güzergâh esnasında adaletten ayrılmadıklarına dair kendilerini kandırırlar. Hâlbuki zulmün kalınlığı her geçen gün artmaktadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu hâlde acilen ve hatta derhâl yapılması gereken iş, adaletin tam olarak sağlanmasıdır. Rüşvet ve iltimasın ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılmasıdır. Hiçbir memleket bunlar varken gerçek manada büyüyemez. Belki büyüyor gibi görünür fakat bu sabun köpüğü gibi bir büyümedir. Çok kısa zamanda kapladığı hacmi yitirir. Gerçek büyüme sosyal barışla mümkün olabilir. Sosyal barış huzuru da beraberinde getirir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bizim bin yıllık kriterimiz var. Eshab-ı kirâm efendilerimizden Gaznelilere, Selçuklulara, Osmanlılara geçen kriter. Yeniden ona dönersek Büyük Türkiye’nin yolunu da açmış oluruz. Aksi takdirde kellim kellim la-yenfa’yı mumla aratacak bir netice bizi bekliyor hiç şüpheniz olmasın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/bir-faili-mechul-hikayesi-1777887315.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile güçlü olduğunda birey de güçlü olur</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-914</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-914</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı ailelerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">- Cumhurbaşkanı Erdoğan, "<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur"<br>- "<strong><u>Aile</u></strong>, Güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerde mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır"<br>- "3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada"<br>- "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar hepimiz için tedirgin edici<br>- "<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonu’nu tüm Türkiye’de hayata geçirdik<br><br><br>İSTANBUL (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi.<br>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'na katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "10 yıllık bir dönemde&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler - toplum güçlü olur"<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. '<strong><u>Aile</u></strong>miz Geleceğimiz' temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum" dedi.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur"<br><strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimiz sayesindedir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>dir. Şahsiyet&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>de oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>dir.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>nin huzuru milletin huzurundan,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin saadeti milletin saadetinden,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin güvenliği milletin güvenliğinden,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan '<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Türk toplumunun temelidir' ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir" ifadelerini kullandı.<br>"Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir"<br>Türk milleti tarih boyunca&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>nin temeli ise, güçlü ve sağlıklı&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>ler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır. Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz" şeklinde konuştu.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>yi değersizleştirirken çok çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>leri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar"<br>Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>ye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>nin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yi değersizleştirirken çok çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>leri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" açıklamasında bulundu.<br>İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazelerin rehin alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul'un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>ye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek. Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür. Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08'e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5'a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'a, hanımlarda 26'ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94'tür" dedi.<br>"<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik"<br>Milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablonun bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş Avrupa'da 45'tir. Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz. Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025'te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>lerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.<br>2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini '<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirledik.&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;ve Nüfus 10 Yılı;&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan,&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>yle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz;&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz; evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz; doğurganlık hızının artırılmasıyken; dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli&nbsp;<strong><u>Aile</u></strong>&nbsp;Haftası' olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini&nbsp;<strong><u>aile</u></strong>&nbsp;ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.<br>(SB-ÖK-Y)<br><br>2.05.2026 14:49:33 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/aile-guclu-oldugunda-birey-de-guclu-olur-1777730659.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanuni Sultan Süleyman  doğumunun 531. yıldönümünde  Trabzon&#039;da anılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-912</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-912</guid>
                <description><![CDATA[Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman, doğumunun 531. yıl dönümünde Trabzon'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.
Türk-Macar Dostluk Parkı’ndaki Kanuni Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından Kanuni Evi’nde düzenlenen programa Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW150002-KLT/2-05-2026<br><br><br>-&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman doğumunun 531. yıldönümünde Trabzon'da anılıyor<br>- Anma etkinliklerine Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı<br><br>(Fotoğraflı)<br><br>Bekir Koca<br>TRABZON (İHA) - Cihan Padişahı&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman, doğumunun 531. yıl dönümünde Trabzon'da düzenlenen etkinliklerle anılıyor.<br>Türk-Macar Dostluk Parkı’ndaki&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde düzenlenen programa Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de katıldı.<br>Anma etkinliklerinde konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu şehir kadim bir şehirdir, tarihi bir şehirdir, fetih şehridir. Ecdadımız Fatih Sultan Mehmet’in fetih yolculuğuna şahit olmuş, Yavuz Sultan Selim’in şehzadelik ve valilik yaptığı, Cihan Padişahı&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın doğup büyüdüğü şehirdir. Aynı zamanda Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de üç kez ziyaret ettiği özel bir şehirdir. Böylesine kıymetli bir şehrin belediye başkanı olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum" dedi.<br><br>"İki ülke arasında barışın sembolü"<br><strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman'ın Trabzon’da doğduğunu ve 17 yaşına kadar burada yaşadığını vurgulayan Başkan Genç, şöyle devam etti: "Şehrimizde onun ismini taşıyan birçok kurum, okul, yol, köprü ve tesis bulunmaktadır. Ayrıca&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Parkı’nda Yavuz Sultan Selim ve&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın heykelleri yer almaktadır. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in de burada temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda ilgili kurumlarımıza görüşlerimizi iletiyoruz. Dikkat çekici bir hususu da paylaşmak isterim:&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın kılıcında hamsi figürü yer almaktadır. Bu da Trabzon’a özgü bir simgedir. Bu yönüyle&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>, gücünü ve karakterini bu topraklardan almış bir cihan padişahıdır.&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;sadece Türkiye’de değil, Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede hukukçu kimliğiyle, 'kanun yapan hükümdar' olarak anılmaktadır. Biz de bu yönüyle onun meslektaşları sayılırız. Böylesine büyük bir mirasa sahip olmak hepimiz için büyük bir gururdur. Bu mirası yaşatma noktasında&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Vakfı’nın ortaya koyduğu gayret ve sorumluluğu da ayrıca takdir ediyorum. Bu tür çalışmalar idareciler olarak bizim için bir lütuf değil, bir görevdir. İnşallah dostluk ve kardeşlik ilişkileri daha da güçlenecek,&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın mirası iki ülke arasında barışın ve dostluğun sembolü olmaya devam edecektir" diye konuştu<br><br>"İKİ ülke arasındaki ilişkiler gelişiyor"<br>Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ise "Bugün bizim için gerçekten muhteşem bir gün. Bunu birçok nedenle söylüyorum. Bunlardan ilki, az önce Ganita sahilinde gerçekleştirdiğimiz çelenk sunma törenidir. Orada,&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman’ın heykelinin hemen yanında anıt yaptık. Bu anıtta Zigetvar’daki Dostluk Parkı’nı görebilirsiniz. Orada&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Sultan Süleyman ile Macar milli kahramanı Zrinyi yan yana duruyor. Hayatta birbirlerini hiç görmeyen bu iki tarihi figür, artık orada barışın sembolü olarak yan yana bulunmaktadır. Ayrıca, yine çok anlamlı bir gelişme olarak bugün&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde Macar milli kahramanı Zrinyi’nin büstünün açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu da bizim için son derece özel bir andır. Macar tarihinin ve kültürünün Trabzon’da yaşatılması, bu bağın güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.<br>Konuşmaların ardından&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;Evi’nde Hırvat asıllı Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin büstünün açılışı gerçekleştirildi. Programın sonunda katılımcılara geleneksel&nbsp;<strong><u>Kanuni</u></strong>&nbsp;pilavı ikram edildi.<br>(BK-ÖS-Y)<br><br>2.05.2026 15:12:49 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/kanuni-sultan-suleyman-dogumunun-531-yildonumunde-trabzonda-aniliyor-1777727906.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD Almanya&#039;dan 5 bin askerini geri çekiyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-909</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-909</guid>
                <description><![CDATA[ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Avrupa'daki önemli müttefiki Almanya ile arasındaki gerilim sürüyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD'nin Almanya'daki asker sayısı azaltma planına ilişkin açıklama yaptı. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Almanya'daki ABD askerlerinden 5 binin çekileceğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW125124-SIY/2-05-2026<br><br><br>- ABD, İran anlaşmazlığının ardından Almanya'dan 5 bin askerini geri çekecek<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Almanya'daki 5 bin ABD askerinin 6-12 ay içinde geri çekeceğini açıkladı.<br>ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Avrupa'daki önemli müttefiki Almanya ile arasındaki gerilim sürüyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD'nin Almanya'daki asker sayısı azaltma planına ilişkin açıklama yaptı. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Almanya'daki ABD askerlerinden 5 binin çekileceğini ifade etti. Parnell, "Çekilmenin önümüzdeki 6-12 ay içinde tamamlanmasını bekliyoruz. Bu karar, Bakanlığın Avrupa'daki askeri varlığının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesinin ardından ve sahadaki şartlar dikkate alınarak alınmıştır" ifadelerini kullandı.<br>ABD'nin Almanya'nın 20 farklı bölgesinde yaklaşık 39 bin askeri bulunuyor.<br><br>ABD-Almanya arasındaki gerilim<br>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçtiğimiz hafta "ABD, İran yönetimi tarafından aşağılanıyor" açıklamasını yapmış, ardından ABD'nin İran savaşından bir çıkış stratejisi olmadığı eleştirisinde bulunmuştu. Trump ise Merz'e "Ne dediği hakkında hiçbir fikri yok" karşılığını vermiş, Almanya Başbakanı'nı İran'ın nükleer silahlara sahip olmasını hoş görmekle suçlamıştı. Trump daha sonra Almanya'daki askeri varlıklarını azaltmayı değerlendireceğini duyurmuştu.<br>(AB-ÖK-D)<br><br>2.05.2026 12:52:30 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/abd-almanyadan-5-bin-askerini-geri-cekiyor-1777719236.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>28 Şubat 2026&#039;da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-904</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-904</guid>
                <description><![CDATA[Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne gönderilen mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir. ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" denildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW222535-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne: "(İran) 28 Şubat'ta başlayan düşmanlıklar sona erdi"<br>- ABD'de İran savaşına ilişkin yasal belirsizlik<br><br>WASHINGTON (İHA) - Beyaz Saray'dan ABD Kongresi'ne gönderilen mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir. ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" denildi.<br>ABD'nin İsrail ile 28 Şubat tarihinde ortak olarak başlattığı İran'a yönelik saldırılar ve çeşitli askeri faaliyetlerin ABD içindeki yasal çerçevede oluşturduğu tartışma devam ediyor. ABD-İran arasındaki siyasi ve askeri gerginlik devam ederken Beyaz Saray, ABD Kongresi'ne İran ile çatışmaların sonlandığına ilişkin bir mektup gönderdi.<br>ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'a gönderilen ve ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasını taşıyan mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir" ifadeleri kullanıldı ancak, savaşın henüz bitmekten çok uzak olabileceği de açıkça belirtildi. Mektupta, "ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" ifadeleri kullanıldı.<br><br>"Kongre'ye ek yetki zorunluluğu doğmuyor"<br>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bu değerlendirmeyle birlikte 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası kapsamında 60 günlük yasal sürenin artık geçerli olmadığını savunarak, İran'la yaşanan askeri gerilimin yürürlüğe giren ateşkesle birlikte hukuken sona erdiğini ileri sürdü. Bu kapsamda, Kongre'ye ek yetki veya onay zorunluluğunun doğmadığı belirtildi.<br>Ancak ABD muhalefetindeki Demokrat Partili Kongre üyeleri bu yoruma karşı çıkarak, söz konusu yasa kapsamında ateşkes durumunun "çatışmaların sona ermesi" olarak kabul edilmediğini söyledi. Ayrıca, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda yürüttüğü ablukaya da değinilerek, bölgedeki ABD askeri varlığının devam etmesinin çatışmanın fiilen sürdüğüne işaret ettiği savunuldu.<br><br>ABD'nin 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası<br>ABD'deki 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na göre Kongre, çatışmaların başlamasının ardından 60 gün içinde savaş ilan etmeli ya da güç kullanımına yetki vermelidir. ABD Başkanı ek süre talep ederse bu süre sınırının 90 güne çıkarılabileceği biliniyor. Söz konusu 60 günlük zaman sınırı bugün dolmak üzereyken Kongre, söz konusu şartın uygulanması için herhangi bir girişimde bulunmamış ve Senato'nun Demokratların savaşı durdurmaya yönelik altıncı girişimini reddetmesinin ardından Perşembe günü bir haftalık tatil için dağılmıştı.<br>Öte yandan Trump yönetiminin de Kongre onayı alma konusunda hiçbir ilgi göstermediği değerlendiriliyor. Çatışmaların yeniden başlaması durumunda Trump'ın milletvekillerine yeni bir 60 günlük sürecin başladığını söyleyebileceği düşünülüyor.<br>ABD Kongresi'nin Vietnam Savaşı'na tepki olarak kabul ettiği 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'ndan bu yana hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili ABD başkanlarının, kesintili askeri çatışmalar sırasında benzer yöntemleri defalarca kullandığı biliniyor.<br>(AFB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 22:45:03 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/28-subat-2026da-baslayan-dusmanliklar-sona-ermistir-1777704159.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pentagon, 7 yapay zeka şirketiyle anlaşma imzaladı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-899</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-899</guid>
                <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zekanın "sınıflandırılmış" ağlarda kullanılması için 7 teknoloji deviyle anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Pentagon'dan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın önde gelen 7 yapay zeka şirketi olan SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services ile yapay zeka sistemlerinin Savunma Bakanlığının sınıflandırılmış ağlarda kullanımı için anlaşmalar imzalandığı ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW174439-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Pentagon, 7 yapay zeka şirketiyle anlaşma imzaladı<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zekanın "sınıflandırılmış" ağlarda kullanılması için 7 teknoloji deviyle anlaşmaya varıldığını duyurdu.<br>Pentagon'dan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın önde gelen 7 yapay zeka şirketi olan SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services ile yapay zeka sistemlerinin Savunma Bakanlığının sınıflandırılmış ağlarda kullanımı için anlaşmalar imzalandığı ifade edildi. Anlaşmaların, ABD ordusunu yapay zeka odaklı bir savaş gücü olarak kurma yolundaki dönüşümünü hızlandıracağı ve askerlerin savaşın tüm alanlarında üstünlüğünü koruma yeteneğini güçlendireceği belirtildi. Açıklamada, "Yapay zeka sistemlerinin Bakanlığın ağlarına entegre edilmesi, veri sentezini kolaylaştıracak ve karmaşık operasyonel ortamlarda askerlerin karar verme süreçlerini güçlendirecektir. SpaceX, OpenAI, Google, NVIDIA, Reflection, Microsoft ve Amazon Web Services, hem IL6 hem de IL7 ortamlarında sistemlerini kullanıma sunmak için kaynak sağlayacak. Bu çalışma, Bakanlığın yapay zeka hızlandırma stratejisini destekleyerek savaş, istihbarat ve kurumsal operasyonlar olmak üzere üç temel alanda yeni yetenekler kazandırmayı amaçlamaktadır" denildi.<br>ABD merkezli "The Information" adlı haber sitesi 28 Nisan'da, teknoloji devi Google'ın yapay zeka modellerinin Pentagon tarafından gizli çalışmalarda kullanılmasına izin veren bir anlaşma imzalandığını aktarmıştı.<br>(AB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 17:51:27 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 07:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/pentagon-7-yapay-zeka-sirketiyle-anlasma-imzaladi-1777653793.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran bir anlaşma yapmak için can atıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-889</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-889</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW235751-SIY/1-05-2026<br><br><br>- Trump: "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor"<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor" dedi.<br>ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi.<br>ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez" dedi.<br><br>"Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz"<br>Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin, "İnsansız hava aracı (İHA) üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 82’si, füze üretim tesislerinin ise yaklaşık yüzde 90’ı imha edildi. Ve birçok füzeleri de etkisiz hale getirildi. Bazılarını kullandılar ama biz, kullandıklarından daha fazlasını imha ettik. Olanlar, gerçekten dikkat çekici. Anlaşma yapmak istiyorlar" dedi.<br>Trump, "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" ifadelerini kullandı. ABD’de borsanın rekor kırdığı bir dönemde olduklarını savunan Trump, "Bir yangını söndürmemiz gerekiyor. Bu yangın İran’da yaşanıyor. Nükleer silah istiyorlar. Nükleer kapasitelerini tamamen yok ettik. Böylece nükleer bomba elde edemediler" dedi.<br>Mevcut durumda İran’ın çok kötü bir halde olduğunu söyleyen Trump, "Hiçbir şeyleri kalmadı. Liderleri de dahil. Liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe liderleri de gitti, ikinci kademe de. Şimdi, üçüncü kademe ile meşgulüz ama ne olacağını göreceğiz" dedi.<br><br>"Ekonomileri çöküyor"<br>İran’a uygulanan ablukanın çok güçlü olduğunu savunan Trump, "Ekonomileri çöküyor. Petrol gelirleri yok. Umarım yakında çözülür" dedi.<br>İran ile görüşmelerde tıkanma söz konusu olup olmadığı sorusuna Trump, "Anlaşma yapmak istiyorlar ama liderlerinin kim olduğu bile net değil. Bu da bir sorun. Liderlik, büyük ölçüde ortadan kaldırıldı" dedi.<br>ABD’de yakıtın galon fiyatının ortalama 4,30 dolar seviyesine yükselmesine ilişkin bir soruyu yarıda keserek cevaplayan Trump, "Ama İran’ın nükleer silahı olmayacak. Savaş bittiğinde fiyatlar hızla düşecek" dedi.<br>Trump, "Eğer İran nükleer silah elde etseydi ve bunu kullansaydı, dünyanın tamamı farklı bir yer haline gelirdi" şeklinde konuştu.<br><br>İspanya ve İtalya’dan asker çekmeyi düşünebileceğini söyledi<br>Almanya konusunda olduğu gibi İspanya ve İtalya’dan da asker çekmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru alan Trump, "Evet, muhtemelen. Neden düşünmeyeyim. İtalya bize hiçbir şekilde yardımcı olmadı. İspanya ise korkunçtu. Kesinlikle korkunç. NATO’yu biliyorsunuz. Mesele sadece kötü olmaları değil. Güzel bir şekilde "Tamam, yardım edeceğiz ama biraz yavaş ilerliyoruz" deseler başka bir şey" dedi.<br>ABD’nin Avrupa’ya Ukrayna konusunda büyük destek sağladığını vurgulayan Trump, "Ukrayna’yı berbat ettiler. Ukrayna’nın bizimle hiçbir ilgisi yok ama biz onlara Ukrayna konusunda yardım ettik. Bildiğiniz gibi arada okyanus var, bu onların meselesi. Onlar için bu adeta kapılarının önü" dedi.<br>Diğer yandan Avrupa’nın ABD’nin İran konusundaki yardım talebine bu duruma "karışmak istemedikleri" cevabını verdiklerini söyleyen Trump, "İşin ilginç tarafı, Hürmüz Boğazı’nı onlar kullanıyor. Biz kullanmıyoruz ve ihtiyacımız da yok. Çok petrolümüz var. Bu nedenle onların, 'Size yardım etmek isteriz' demesini beklerdik ama demediler. Almanya korkunç bir iş çıkarıyor. Göç sorunları var, enerji sorunları var, her türlü sorunları var. Ukrayna konusunda da büyük bir sorunları var çünkü karmaşa içindeler" dedi.<br><br>Merz’in eleştirilerine değindi<br>Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in kendisine yönelik eleştirilerine değinen Trump, "İran konusunda yaptığım şey yüzünden beni eleştirdi. Ama ben ona 'İran’ın elinde nükleer silah olmasını ister misin?' dedim. O da bana, 'Hayır, istemem' dedi. Ben de, 'O zaman sanırım haklıyım' dedim. Buna verecek bir cevabı yoktu. Sonuç olarak, bu dünya için, ülkemiz için, özellikle İsrail, Orta Doğu ve Avrupa için İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin veremezsiniz" dedi.<br><br>ABD basınını eleştirdi<br>ABD basınının savaşı sanki İran kazanıyormuş gibi gösterdiğinden şikayet eden Trump, "Bu korkunç bir şey. Biz müzakere ediyoruz, onlar bizim basınımızdan ne kadar iyi durumda olduklarını okuyorlar. Oysa bir mağarada oturuyorlar ve tüm liderleri ölü. Etraftaki herkes ölü. Füzeler her yerde. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, hiçbir şeyleri yok. Tahran’ın ortasında vurulmadan uçuyoruz çünkü hava savunmaları yok. Ama savaşı kazandıklarını okuyorlar" dedi.<br>Trump, "İran’ı darmadağın ediyoruz. Bugün bize yakın olan bir ülkeden telefon aldım. Bir Orta Doğu ülkesi. Dedi ki, "Efendim, artık lütfen onları vurmayın. Zaten darmadağın oldular. "Lütfen" dedi. Gerçekten "lüften" dedi" şeklinde konuştu.<br>ABD Başkanı Trump İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin, Nükleer tozu almak istiyoruz. Çok derinlerde. Onu çıkarmak için ekskavatörler ve başka şeyler gerekiyor ama almak istiyoruz. Bir şekilde alacağız. Ya bize nükleer 'tozu' verecekler ya da biz alacağız" dedi.<br>(AFB-ÖZ-Y)<br><br>1.05.2026 00:05:11 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/05/iran-bir-anlasma-yapmak-icin-can-atiyor-1777617434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Basra Körfezi&#039;nde ve Hürmüz Boğazı&#039;nda yeni bir sayfa açılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-886</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-886</guid>
                <description><![CDATA[İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda İslam devriminin Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="background-color:rgb(242,244,245);color:rgb(51,51,51);font-family:sans-serif;font-size:14px;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;display:inline !important;float:none;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">30.04.2026 14:46:38 </span></span><strong style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(242, 244, 245);box-sizing:border-box;color:rgb(51, 51, 51);font-family:sans-serif;font-size:14px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" id="strongSehir-Y1WPQ5aXUJWvYBWHI5OPEVC7EFGzYpWX">Tahran</strong><strong style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(242, 244, 245);box-sizing:border-box;color:rgb(51, 51, 51);font-family:sans-serif;font-size:14px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" id="strongKategori-Y1WPQ5aXUJWvYBWHI5OPEVC7EFGzYpWX"> / Politika / 20260430AW694812</strong></p><p class="MsoNormal">IHAAW143724-SIY/30-04-2026<br><br><br>- İran dini lideri Hamaney: "Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor"<br><br>Aynur Sena Çabuk<br>TAHRAN (İHA) - İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda İslam devriminin Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.<br>İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hamaney mesajında, Basra Körfezi'nin yalnızca coğrafi bir alan değil, aynı zamanda bölge halklarının kimliği ve küresel ekonominin temel damarlarından biri olduğunu belirterek, yabancı güçlerin bu stratejik bölge üzerindeki müdahalelerini eleştirdi. Bölgenin tarih boyunca yabancı güçlerin hedefinde olduğunu vurgulayan Hamaney, "Avrupalı ve ABD'li güçlerin yıllar boyunca tekrarlanan saldırıları, bölgede güvensizlik, zarar ve çok sayıda tehdide yol açarken, bu durum dünya güçlerinin Basra Körfezi halklarına yönelik karanlık planlarının sadece bir kısmını yansıtıyor. Bunun son örneği ise büyük şeytanın (ABD) son dönemdeki saldırgan adımları oldu" ifadelerini kullandı.<br><br>"İslam devrimi dönüm noktası oldu"<br>İran halkının tarih boyunca Körfez'in bağımsızlığı için büyük fedakarlıklar verdiğini belirten Hamaney, "Portekizlilerin bölgeden çıkarılmasından Hürmüz Boğazı'nın özgürleştirilmesine, Hollanda ve İngiliz sömürgeciliğine karşı verilen mücadelelere kadar uzanan süreçte en büyük bedeli İran milleti ödedi. İslam devrimi ise Basra Körfezi'nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında bir dönüm noktası oldu. Bugün, zorba güçlerin bölgeye yönelik en büyük askeri yığınak ve saldırıları ile ABD'nin kendi planındaki utanç verici başarısızlığından iki ay sonra Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor" dedi.<br><br>"Bölgenin geleceği ABD'siz olacak"<br>Bölge ülkelerinin artık farklı bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirten Hamaney, "ABD'nin Basra Körfezi topraklarındaki varlığı ve yerleşimi, bölgedeki en büyük güvensizlik kaynağıdır. ABD'nin zayıf üsleri, bırakın bölgedeki müttefiklerine güvenlik sağlamayı, kendi güvenliğini dahi sağlayabilecek kapasiteden yoksundur. Basra Körfezi'nin parlak geleceği ABD'siz ve bölge halklarının ilerleme, huzur ile refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır. Basra Körfezi ve Umman Denizi'ndeki komşularımızla ortak kaderi paylaşıyoruz. Binlerce kilometre öteden açgözlülükle burada fitne çıkaran yabancıların ise bu sularda yeri yoktur. Onları yeri olsa olsa suların derinliklerindedir. İran'ın izlediği direniş stratejileri ve politikalarıyla elde edilen bu başarılar, yeni bir bölgesel ve küresel düzenin başlangıcı olacaktır" dedi.<br><br>Hürmüz Boğazı'nda yeni yönetim vurgusu<br>Hamaney, Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni bir yönetim anlayışının hayata geçirileceğini belirterek, "İran milleti, sahip olduğu tüm bilimsel, teknolojik ve savunma kapasitesini ulusal bir değer olarak koruyacaktır. Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim yetkimizi etkin şekilde kullanarak Basra Körfezi'nde güvenliği sağlayacak ve düşmanların bu Körfezi istismar etmesine son vereceğiz. Hürmüz Boğazı'nda uygulanacak yeni hukuki düzenlemeler ve yönetim anlayışı, bölge halkları için huzur ve kalkınmayı beraberinde getirecek ve ekonomik getirileri de toplumda memnuniyet oluşturacaktır" ifadelerine yer verdi.<br>(AB-BÇ-CC-D)<br><br>30.04.2026 14:46:38 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/basra-korfezinde-ve-hurmuz-bogazinda-yeni-bir-sayfa-aciliyor-1777551196.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Krizin sorumlusu Trump ve Netanyahu&#039;ya neden tepki yok</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-882</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-882</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'nda çok sayıda parlamenter, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">29.04.2026 17:22:05&nbsp;<strong>Strasbourg&nbsp;/ Politika / 20260429AW694173</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">IHAAW164527-SIY/29-04-2026<br><br><br>- AP'den Von der Leyen'e tepki: "Krizin sorumlusu Trump ve Netanyahu'ya neden eleştiri yok"<br>- Alman parlamenter Martin Schirdewan:<br>- "Sayın Leyen, sizden Trump ya da Netanyahu'ya tek bir eleştirel söz duymadık"<br><br>STRASBOURG (İHA) - Avrupa Parlamentosu'nda çok sayıda parlamenter, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi.<br>Avrupa Parlamentosu'nda (AP) "Orta Doğu'daki krize yönelik Avrupa Birliği (AB) stratejisi ve bunun enerji fiyatları ve gübre arzına etkileri" konulu genel kurul oturumu gerçekleştirildi. Oturumda söz alan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin Orta Doğu'daki savaşa ilişkin stratejisinden bahsederken AB'nin hedefinin diplomasi yoluyla barış ve istikrarı yeniden tesis etmek olduğunu söyledi. Çatışmanın etkilerinin aylarca, hatta yıllarca sürebileceğini ifade eden von der Leyen, "Kalıcı barış için İran'ın nükleer ve balistik füze programı da ele alınmalı" dedi.<br>Von der Leyen, enerji krizine ilişkin olarak ise AB'nin dört yıl içinde ikinci enerji krizi ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, "İthal fosil yakıtlara aşırı bağımlılığımız bizi savunmasız kılıyor" şeklinde konuştu.<br>AB Komisyonu Başkanı, "Sadece 60 gün içinde enerji ithalat faturamız, 27 milyar eurodan fazla arttı" ifadelerini kullanarak, AB'nin çözüm stratejisinin fosil yakıtlara bağımlılığı artırmak için yerli ve temiz enerji üretimini artırmak, elektrifikasyon ve nükleer enerji yatırımları olduğunu söyledi.<br><br>"İki ay önce Trump ve Netanyahu tarafından İran'a karşı yasa dışı bir savaş başlatıldı"<br>Öte yandan oturumda katılan AP üyeleri, İran savaşıyla ortaya çıkan krizin sorumlusu olarak gördükleri ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den hiçbir eleştiri gelmemesine sert tepki gösterdi. Von der Leyen'in ardından söz alan İspanyol parlamenter Iratxe Garcia Perez, "İki ay önce Trump ve Netanyahu tarafından İran'a karşı yasa dışı bir savaş başlatıldı. Hızlı bir özgürlük savaşı vaat etmişlerdi, ancak gördüğümüz tek şey yıkım, ölüm ve fanatizm oldu. Şimdi İran'dan Gazze'ye ve Batı Şeria'dan Lübnan'a uzanan bir kan izi görüyoruz. Lübnan'da 2 bin ölüden, 1,2 milyon yerinden edilmiş insandan ve ülke topraklarının yüzde 10'unun işgalinden bahsediyoruz. Bu güvenlik değildir. Buna rahatlıkla yıkım diyebiliriz" dedi.<br>Garcia Perez, "Sayın von der Leyen, Avrupa, olanları bu şekilde durup izleyemez. Tarihin akışına seyirci kalamayız. Uluslararası hukukun, demokrasinin ve barışın garantörü olmamız gerek" diye konuştu.<br><br>"Filistinlilere ölüm cezası yasasının kabulü konusunda sizden hiçbir şey duymadık, bu kabul edilemez"<br>İsrail'in insanlığa karşı suçlar ile tüm kırmızı çizgileri aştığını vurgulayan İspanyol siyasetçi, "Sayın von der Leyen, Filistinlilere yönelik ölüm cezası yasasının kabulü konusunda sizden hiçbir şey duymadık. Bu kesinlikle kabul edilemez. Bu beni yaralıyor. Bir de milyonlarca Avrupalının, AB'nin bu suç ortaklığına varan sessizliği konusunda ne hissettiğini düşünün. Bu konuda gerçekleri istiyoruz. İsrail ile Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı. Netanyahu hükümetine yaptırımlar uygulanmalı" dedi.<br><br>"Vatandaşlarımızı koruyacak adımlara ihtiyacımız var"<br>Portekizli parlamenter Antonio Tanger Correa, Avrupa'nın enerjisinin sadece yüzde 5'ini Hürmüz Boğazı'ndan almasına rağmen petrol fiyatlarındaki küresel artış nedeniyle krizden etkilendiğine dikkat çekti. Avrupa'da milyonlarca insan bu krizin yol açtığı şoklardan etkilenirken, AB yönetiminin tereddüt içinde olduğuna dikkat çeken Tanger Correa, "Tedbir ve önlemlere değil, vatandaşlarımızı koruyacak adımlara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.<br><br>"Yarısı ABD'li olan petrol şirketleri, saniyede 3 bin euro kar ediyor"<br>Hollandalı parlamenter Bas Eickhout, İran'daki savaştan en çok ABD'li olan en büyük altı petrol şirketinin kar ettiğine işaret etti. Eickhout, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yasa dışı saldırıları, küresel bir enerji krizini tetikledi ve bu saldırılar nedeniyle yarısı ABD'li olan en büyük altı petrol şirketi, saniyede yaklaşık 3 bin euro kar elde ediyor" şeklinde konuştu.<br>Hollandalı siyasetçi, "Bu bizim savaşımız değil ve bedelini biz ödememeliyiz. Avrupa, Orta Doğu'da barış, istikrar ve adalet için ayağa kalkmalı. Aynı zamanda toplumlarımızı Trump gibi liderlerden korumamız gerekiyor" dedi.<br><br>"Şimdiye kadar sizden Trump ya da Netanyahu'ya karşı tek bir eleştirel söz duymadık"<br>Alman parlamenter Martin Schirdewan, "Bu savaşı ABD ve İsrail başlattı. Trump ve Netanyahu, uluslararası hukuku defalarca ihlal etti. Artık Avrupa'nın harekete geçme zamanı gelmiştir. Beyaz Saray'daki bu kontrolsüz otokratla yüzleşmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br>Schirdewan, "Sayın von der Leyen, sizin göreviniz açık bir şekilde konuşmaktır. Orta Doğu'da İran, Lübnan ve Gazze'deki savaşa açık bir şekilde ‘hayır' demelisiniz. Ancak şimdiye kadar sizden Trump ya da Netanyahu'ya karşı tek bir eleştirel söz duymadık" dedi.<br><br>"Küresel güvenlik açısından en büyük tehdidi, ABD ve İsrail'in oluşturduğundan şüphe yok"<br>İrlandalı parlamenter Lynn Boylan konuşmasına, "Küresel güvenlik açısından en büyük tehdidi, ABD ve İsrail'in oluşturduğundan şüphe yok" ifadeleriyle başladı. Boylan, "Sadece tarihin en kötü gaz ve petrol krizine sebep olmakla kalmadılar. Aynı zamanda AB'de yaşam maliyetlerinin fırlamasına neden oldular. İsrail ve ABD, yasa dışı savaşlar yürütüyor, okul çocuklarını bombalıyor, gazetecileri ve sağlık görevlilerini öldürüyor ve BM Barış Gücü askerlerini hedef alıyor" diye konuştu.<br>İrlandalı politikacı, "Diğer yandan AB vatandaşları, sadece bu yaşananlardan değil, aynı zamanda bu krizi bir doğal afet gibi ele alan temsilcilerinin tavırları nedeniyle de dehşete düşmüş durumda" ifadelerini kullandı. Boylan, AB'nin enerji krizi konusunda önlem almaması halinde birlik genelinde yakıt protestolarının başlayabileceği uyarısında bulundu.<br><br>"AB'nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nı haklı gösterecek hiçbir sebebi kalmadı"<br>Alman parlamenter Michael von der Schulenburg, AB'nin Orta Doğu'da ne stratejisi ne de güvenilirliğinin kalmadığını savundu. Michael von der Schulenburg, "AB, İran'a karşı yürütülen savaş için hiçbir çıkış yolu sunamıyor. Lübnan, Gazze ve Batı Şeria'daki sivil nüfusun korunmasının önemli olduğunu söylüyorlar ama üye devletler, İsrail'e silah göndermeye devam ediyor. ABD'nin İran'a saldırıları için üslerini açmaya devam ediyorlar" dedi.<br>Alman siyasetçi, "AB'nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nı haklı gösterecek hiçbir sebebi kalmadı" ifadelerini kullandı.<br><br>"İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün askıya alınması derhal oylamaya sunulmalı"<br>Portekizli parlamenter Marta Temido, "Bu krizin temel nedenlerinden birinin uluslararası hukuk ve insan hakları ihlallerine karşı bu liderlerin cezasız kalmaları olduğunu görmezden gelmek imkansız. Bu kural ihlallerine karışan birden fazla ülke var fakat bunlardan biriyle Ortaklık Anlaşmamız bulunuyor" diye konuştu.<br>İsrail'in Gazze'de uluslararası hukuk ve insan haklarını sistematik bir şekilde ihlal etme politikası izlediğini ifade eden Temido, "Sözde barış planının başlamasından bu yana Batı Şeria'da 700'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Yalnızca Cenin ve Tulkerim mülteci kamplarında 32 bin kişi yerlerinden edildi ve 850 ev yıkıldı. Ayrıca sadece Filistinlilere yönelik ölüm cezası getirilmesi de var. Bir sonraki Avrupa Konseyi toplantısında İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın ticaret bölümünün derhal askıya alınması oylamaya sunulmalı" dedi.<br><br>"AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı"<br>Belçikalı parlamenter Kathleen van Brempt, "Trump ve Netanyahu, bizi yalnızca Orta Doğu'da yıkıcı bir çatışmanın içine sürüklemekle kalmadı, aynı zamanda dünyanın geri kalanını da kaosa sürüklüyor. Bedeli her zaman olduğu gibi sıradan insanlar ödüyor" şeklinde konuştu.<br>Avrupa'nın Rusya uluslararası hukuku ihlal ettiğinde harekete geçerken, başkaları aynı şeyleri yaptığında sessiz kaldığını söyleyen Van Brempt, "AB pazarına erişim, ortak değerlerimize bağlılık gerektirir. Gazze'de, Batı Şeria'da ve şimdi de Lübnan'da ihlaller sürekli olarak devam ediyorsa harekete geçmeliyiz. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınmalı" ifadelerini kullandı.<br><br>"Dünyadaki rolünün ne olduğunu da unutmaması gerekiyor"<br>Oturumda İtalyan parlamenter Nicola Procaccini de AB'nin Orta Doğu'daki duruma tepkisizliğinden şikayet ederek, "Kendimizi askeri maceralara sürükleyelim demiyorum ama aynı zamanda dünyadaki rolünün ne olduğunu da unutmaması gerekiyor" dedi.<br><br>"Diktatörleri desteklemekten vazgeçmemiz gerekiyor"<br>Fransız parlamenter Valerie Hayer de, AB'nin 50 yıldır enerjide dışa bağımlı olduğunu ve bu konunun çözümü için tepki göstermekte zorlandığını söyledi. Avrupa'nın yıllık fosil yakıt faturasının 400 milyar euro olduğunu söyleyen Hayer, "Enerji bağımsızlığımızı savunmamız ve paramızla popülizm ile diktatörleri desteklemekten vazgeçmemiz gerekiyor. Harekete geçmemiz gerekiyor" diye konuştu.<br><br>"Leyen daha fazla yenilenebilir enerji diyor ama enerji fiyatları iki kat arttı"<br>Polonyalı parlamenter Patryk Jaki, AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen'in enerji politikalarını eleştirerek, "Von der Leyen geldiğinden beri 'daha fazla koordinasyon ve daha fazla yenilenebilir enerji' diyor ama AB'de enerji fiyatları iki kat, araç fiyatları yüzde 30 arttı" ifadelerini kullandı.<br>AB'nin küresel ekonomideki payının azaldığını ve jeopolitik gücünün zayıfladığını ifade eden Jaki, Polonya'da kömürün yenilenebilir enerji alternatiflerinden altı kat daha ucuz olduğunu ileri sürerek, birliğin enerji politikalarında değişiklik çağrısı yaptı.<br>(FBY-BÇ-CC-D)<br><br>29.04.2026 17:22:02 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/krizin-sorumlusu-trump-ve-netanyahuya-neden-tepki-yok-1777534895.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CENTCOM’dan  İran’a yönelik yeni  saldırı planları hakkında  brifing alacak</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-879</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-879</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">IHAAW091850-SIY/30-04-2026<br><br><br>- Trump’ın CENTCOM’dan İran’a yönelik yeni saldırı planları hakkında brifing alması bekleniyor<br><br>WASHINGTON (İHA) - ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.<br>ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırı planlarını değerlendirdiği öne sürüldü. ABD basınının adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberlerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’dan İran’a yönelik muhtemel bir askeri harekatla ilgili yeni planlar hakkında brifing almasının beklendiği bildirildi.<br>Haberlerde, CENTCOM'un çıkmaza giren müzakereleri yeniden başlatmak amacıyla İran'a yönelik muhtemelen altyapı hedeflerini de içeren "kısa ve güçlü" bir saldırı dalgası planı hazırladığı ifade edildi.<br>CENTCOM’un Trump’a vereceği brifingde Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının kontrol altına alınması ve ticari gemi geçişine yeniden açılmasına ilişkin planlarında yer alacağı belirtilen haberlerde, kaynaklardan birinin böyle bir operasyonun kara kuvvetlerini de içerebileceğini belirttiği aktarıldı.<br>Haberlerde, brifingde gündeme gelmesi muhtemel bir başka planın ise, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçirmek amacıyla düzenlenecek bir özel kuvvetler operasyonu olduğu belirtildi.<br>Kaynaklar, Trump’ın şu anda ablukayı başlıca baskı aracı olarak gördüğünü, ancak İran’ın yine de boyun eğmemesi halinde askeri harekatı değerlendireceğini aktarırken, İran’ın ablukaya misilleme olarak bölgedeki ABD güçlerine karşı askeri harekat düzenleme ihtimalinin de değerlendirildiğini ifade etti.<br>Öte yandan, Cooper, ABD ve İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından iki gün önce, 26 Şubat'ta Trump'a benzer bir brifing vermişti ve söz konusu brifingin Trump'ın savaşa girme kararında etkili olduğu iddia edilmişti.<br>(ABA-ÖK-D)<br><br>30.04.2026 09:19:44 TSI<br>NNNN<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/centcomdan-irana-yonelik-yeni-saldiri-planlari-hakkinda-brifing-alacak-1777533383.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adres Türkiye</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/adres-turkiye-875</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/adres-turkiye-875</guid>
                <description><![CDATA[ABD ile İsrail’in İran’a saldırısı ve Tahran’ın buna Körfez ülkelerini vurarak cevap vermesi tüm dengeleri değiştirdi. Batı menşeili kimi ürünlerin sahada istenen performansı veremediğini gören Afrika ülkeleri için ilk adres Türkiye. Uzmanlar bunun geçici bir trend değil uzun soluklu bir alım dalgası olduğu görüşünde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ile İsrail’in İran’a saldırısı ve Tahran’ın buna Körfez ülkelerini vurarak cevap vermesi tüm dengeleri değiştirdi. Batı menşeili kimi ürünlerin sahada istenen performansı veremediğini gören Afrika ülkeleri için ilk adres Türkiye. Uzmanlar bunun geçici bir trend değil uzun soluklu bir alım dalgası olduğu görüşünde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/abd/" target="_blank">ABD</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/iran/" target="_blank">İran</a>&nbsp;arasındaki ateşkes pamuk ipliğine bağlı olsa da devam ediyor. Ancak bölgede sıcak çatışma ihtimali halen çok yüksek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkes sırasında en sık konuşulan konulardan biri de uzun yıllardır yüzlerce milyar&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dolar/" target="_blank">dolar</a>&nbsp;ödeyip Batı ülkelerinin savunma şemsiyesi altına sığınan Körfez ülkelerinin durumu oldu. Bölgedeki kimi ‘son derece gelişmiş sistemler’ sahada istenen sonucu veremedi. Ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/katar/" target="_blank">Katar</a>&nbsp;gibi ülkeler kendileri için son derece stratejik olan yerleri tam anlamıyla koruyamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/afrika/" target="_blank">Afrika</a>&nbsp;ülkeleri Körfez ülkelerinden ders aldı<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Körfez’in içine düştüğü bu durum sadece bölge ülkelerinde değil çok farklı coğrafyalarda da bir farkındalık oluşturdu. Son yıllarda&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/savunma-sanayii/" target="_blank">savunma sanayii</a>&nbsp;ürünlerine önemli yatırımlar yapan Afrika ülkeleri de bunlardan biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika’daki en büyük savunma sanayii organizasyonuna imza atan BAMEX Yönetim Kurulu Başkanı ve The Peak Defense Genel Müdürü Harun Saraç, bu yeni dönemi en iyi bilen isimlerden biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika ülkelerinin bir süredir artan güvenlik riskleri, sınır tehditleri ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle savunma yatırımlarını ciddi şekilde artırma yoluna gittiğini hatırlatıyor Saraç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Karar vericilerin bu noktada ‘sahada kendini kanıtlayan, maliyet etkin ve hızlı teslimat kabiliyeti’ sunan ürünlere yoğunlaştığını belirtiyor. Elbette bu noktada Türk savunma sanayii öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Şu an çok zorlu saha koşullarında dahi kendini ispat edebilen ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Türkiye bu listenin en başındaki aktörlerden biri. Afrika ülkeleri de bunu biliyor. Körfez ülkelerinde son yaşananlar da tuzu biberi oldu. Şu sıralar Afrika ülkelerinde Türk savunma sanayii ürünlerine talep artışı rekor seviyeye ulaştı. Bu geçici bir trend değil. Ciddi ve uzun süreli bir alım dalgası.” diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Türkiye alternatif değil birinci tercih oldu”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gelinen noktada Türk savunma sanayii ürünlerinin alternatif değil ‘birinci tercih’ konumuna yükseldiğini söylüyor Harun Saraç. İHA ve gözetleme çözümleri, zırhlı araçlar, haberleşme ve komuta-kontrol sistemleri gibi kritik alanlarda acil ve yüksek hacimli alım planlarının gündemde olduğunu belirtiyor. Ve devam ediyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bu durum üreticiler için kısa vadede ciddi fırsatlar yaratıyor. Pazara erken giren firmalar uzun vadeli stratejik avantaj elde edecek. Eldeki verilere göre Afrika, savunma sanayii açısından da dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte tam da bu nedenle Afrika’nın en büyük savunma sanayii fuarı olan BAMEX bu yıl çok daha farklı bir konumda olacak. Bilindiği üzere orada fuarın ilk iki günü katılımcılar ürünlerini sergiliyor. Son iki gün ise o ürünler bizzat sahada test ediliyor. Bunun dünyada pek örneği yok. Ama burada bizim en önemli çıkış noktamız yerli/milli savunma sanayii ürünlerine güvenimiz. Zaten bu ürünleri bir kez kullanan vazgeçemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Afrika’nın dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden çok üst düzey heyetlerin katılacağı fuarı bu yıl 9-13 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenleyeceğiz. Geçen sene BAYKAR, Aselsan, Roketsan,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/mke/" target="_blank">MKE</a>&nbsp;başta olmak üzere çok sayıda firmanın katılım sağlamıştı. Bu yıl da 30’un üzerinde Türk firmasının katılması öngörülüyor.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/adres-turkiye-1777444998.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne anlaşma ne çatışma sinir harbi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-872</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-872</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İran arasında müzakerelerin ikinci turuna bir türlü geçilememesi nedeniyle süreç sinir harbine dönüşmüş durumda. İran’da 40 günlük savaş nedeniyle binlerce çalışan işsiz kalırken, halkın yeniden sokaklara dökülebileceği ihtimali dile getiriliyor. ABD cephesinde ise yönetimin savaşa karşıt cephesinden Pentagon’un iyimser tablo çizdiği eleştirileri artmaya başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ve İran arasında müzakerelerin ikinci turuna bir türlü geçilememesi nedeniyle süreç sinir harbine dönüşmüş durumda. İran’da 40 günlük savaş nedeniyle binlerce çalışan işsiz kalırken, halkın yeniden sokaklara dökülebileceği ihtimali dile getiriliyor. ABD cephesinde ise yönetimin savaşa karşıt cephesinden Pentagon’un iyimser tablo çizdiği eleştirileri artmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN&nbsp;ve Washington arasında her iki tarafın da taleplerinden geri adım atmaması nedeniyle müzakerelerin çıkmaza girmesiyle süreç “ne savaş ne barış” olarak nitelenen bir belirsizlik evresine sürüklendi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın sona erdirilmesini içeren ancak nükleer meselelerin daha sonraki bir aşamaya ertelenmesini önerdiği teklif, “müzakerelerde ABD’yi zayıf göstereceği” gerekçesiyle Başkan Donald Trump tarafından beğenilmedi. Tahran’da derinleşen ekonomik kriz ve bir türlü dinmeyen toplumsal huzursuzluk, Washington’da ise Trump yönetimi içindeki çatlaklar tarafları karşılıklı yoklamalarla ilerleyen bir sinir harbine itiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PROTESTOLAR TETİKLENEBİLİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’da 40 gün süren savaşın yarattığı ekonomik yıkım, Tahran yönetimi üzerindeki iç baskıyı tırmandırıyor. ABD ve İsrail’in İran fabrikalarında yarattığı tahribat ve bu nedenle artan işsizlik oranları, henüz ocak ayında kitlesel protestoların kanla bastırıldığı ülkede halkı yeniden sokağa dökebilecek bir unsur olarak görülüyor. Muhalif İran diasporasına yakın Iran International’ın haberine göre bazı grupların İşçi Bayramı’nda protesto gösterileri düzenlenmesi çağrıları yapması nedeniyle gözler 1 Mayıs’a çevrilmiş durumda. Halktan sözkonusu çağrıya yanıt geldiği takdirde “protestolara dönüş” yaşanacağı yorumları yapılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkes süresince Tahran’da hayat normal seyrinde aksa da ülkede artan işsizliğin büyük bir huzursuzluk ortamı yarattığı belirtiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN’IN UMUDU ABD’NİN PES ETMESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press’in analizine göre ise Tahran yönetimi, krize rağmen fiilen kapalı tuttuğu Hürmüz kozuyla ilk geri adımı Washington’ın atacağını hesaplıyor. Onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar altında kendi kendine yetebilecek hale gelen ekonominin, uzun süre Trump baskısına dayanabileceğine inanılıyor. Bu tabloya bir de basın arasındaki görüş ayrılıkları eklendi. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Tasnim&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">Haber</a>&nbsp;Ajansı’nın, müzakerelerde öne sürülen taleplerin diplomasiyle elde edilmesini “sihirli fasulye” benzetmesi kullanarak eleştirmesi, muhafazakâr Payidari grubu destekli Raja News’in tepkisini çekti. Analistlere göre iki cephenin temsilcileri arasında yaşanan gerginlik, ABD’ye karşı izlenecek yol konusunda aslında ortak bir çizginin bulunmadığına işaret ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">VANCE İYİMSER TABLONUN FARKINDA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington cephesinde de tablo karışık. Amerikan The Atlantic dergisine göre Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanlığı’nın İran savaşına ilişkin sunduğu raporların gerçeği yansıtmadığından şüpheleniyor. Vance, füze envanteri ve İran’daki yıkımın boyutu konusundaki bilgilerin abartıldığını düşünürken, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise “operasyonun tarihi bir zaferle sonuçlandığı” yönündeki iyimser açıklamalarla Trump’a duymak istediği tabloyu sunma eğiliminde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘YENİ SOĞUK SAVAŞ’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump yönetiminin iki önemli ismi arasındaki görüş ayrılıkları bu belirsizlik sürecinde ABD’nin nasıl bir yol izlemeyi tercih edeceği sorusunu da akıllara getiriyor. ABD merkezli Axios’a göre savaş, “Soğuk Savaş dönemini andıran” bir aşamaya girdi. ABD’nin savaş ve anlaşmanın olmadığı “donuk çatışma” durumuna sürüklenmekten endişeli olduğu kaydedilen haberde, Trump’a ilişkin yer alan değerlendirmede “Güç kullanmak istemiyor ama geri adım da atmıyor” ifadesi yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD VE İRAN ARASINDA ‘KORSAN’ ATIŞMASI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;arasındaki gerilimde&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/hurmuz-bogazi" target="_blank">Hürmüz Boğazı</a>&nbsp;merkezli “çifte abluka” sürerken, taraflar birbirlerini bu kez “korsanlıkla” suçladı. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Said İravani, ABD’nin müdahalelerini “korsanlık ve rehine alma” olarak nitelendirerek, bu eylemlerin uluslararası hukuk ve BM Şartı’nı ihlal ettiğini savundu. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise suçlamaya aynı sertlikle yanıt verdi. “Dünyanın hayati önem taşıyan su yolları, herhangi bir ülkenin pazarlık kozu değildir”diyen Waltz, İran’ı “Boğaz korsanı” olmakla suçladı. Waltz, Boğaz’da deniz ticareti güvenliğinin yeniden sağlanması için uluslararası koalisyon kurulması çağrısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ne-anlasma-ne-catisma-sinir-harbi-1777443672.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın en korkunç yolu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-korkunc-yolu-871</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunyanin-en-korkunc-yolu-871</guid>
                <description><![CDATA[Bayburt ile Trabzon'u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, 3 bin 500 metre yükseklikteki Soğanlı Dağı'na kurulu keskin dönüşleri, dar yapısı ve sarp coğrafyasıyla Türkiye'nin en çarpıcı rotalarından biri.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Bayburt ile Trabzon'u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, 3 bin 500 metre yükseklikteki Soğanlı Dağı'na kurulu keskin dönüşleri, dar yapısı ve sarp coğrafyasıyla Türkiye'nin en çarpıcı rotalarından biri.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><strong>Derebaşı Virajları: Dünyanın en tehlikeli yolları arasında gösteriliyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trabzon ile Bayburt’u birbirine bağlayan D915 kara yolu üzerindeki Derebaşı Virajları, keskin dönüşleri, sarp coğrafyaya kurulu yapısı ve etkileyici manzarasıyla Türkiye’nin en dikkat çeken güzergâhları arasında yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tüm dünyadaki tehlikeli ve zorlu rotaların ele alındığı Dangerousroads.org sitesi, Derebaşı Virajlarını 'en tehlikeli yollardan biri' olarak tanımlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Soğanlı Dağı üzerindeki zorlu güzergâh</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bayburt-Trabzon hattında, 3 bin 500 metre yüksekliğindeki Soğanlı Dağı üzerinde yer alan Derebaşı Virajları, D915 kara yolunun en dikkat çeken bölümlerinden birini oluşturuyor. Yaklaşık 35 kilometrelik kesimde uzanan güzergâh, sarp arazi yapısına işlenmiş keskin virajlarıyla sürücüler için dikkat gerektiren bir rota niteliği taşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dar yol yapısı, yüksek rakım, dik eğim ve peş peşe gelen sert dönüşler, güzergâhı benzer dağ yollarından ayırırken; sis, yağış ve değişken hava koşulları da sürüşü daha güç hale getiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son yıllarda artan tanıtım çalışmaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla daha geniş kitleler tarafından keşfedilen rota, adrenalin ve doğa tutkunlarının uğrak noktalarından biri haline geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ulaşım yolundan turistik rotaya dönüştü</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir dönem ağırlıklı olarak bölge halkı tarafından kullanılan yol, son yıllarda yalnızca bir ulaşım güzergâhı olmanın ötesine geçerek turistik rota kimliği kazandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Özellikle motosiklet grupları, off-road tutkunları, kampçılar ve bireysel gezginler, Derebaşı Virajları’nı Karadeniz seyahatlerinin önemli duraklarından biri olarak değerlendiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ziyaretçiler için rota artık yalnızca ulaşım sağlanan bir yol değil, başlı başına deneyimlenmek istenen bir güzergâh olarak öne çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sunduğu doğa manzarası yerli yabancı turistlerin ilgisini çekiyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Virajların sunduğu kuşbakışı görünüm ve çevresindeki dağ-doğa manzarası, bölgeyi fotoğrafçılar ve doğa tutkunları için de cazibe merkezine dönüştürüyor. Sisli havalarda oluşan manzara ile mevsim geçişlerinde değişen renkler, ziyaretçilerin bölgeye ilgisini artırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlkbahar ve yaz aylarında yoğun yeşilliklerle öne çıkan güzergâh, sonbaharda sarı ve kızıl tonlara bürünen doğasıyla farklı bir görünüme kavuşuyor. Kış aylarında ise karla kaplanan bölge, bambaşka bir atmosfer sunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bölge turizmine katkı sağlıyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, Derebaşı Virajları’na yönelik artan ilginin çevredeki yaylalar ve doğal alanlara olan ziyaretçi hareketliliğini de artırdığını belirtiyor. Güzergâha yönelik yoğun ilginin, çevredeki turizm faaliyetlerine ve yerel ekonomiye katkı sunduğu değerlendiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Derebaşı Virajları dünya çapında ilgi çekiyor</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Derebaşı Virajları, uluslararası medya kuruluşlarının da dikkatini çekiyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesinin açıklamasına göre Fransız-Alman ortak yayın kuruluşu Arte TV, bölgede çekim gerçekleştirerek virajları ekranlara taşıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-korkunc-yolu-1777360435.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netanyahu&#039;ya karşı yeni koalisyon</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-868</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-868</guid>
                <description><![CDATA[İSRAİL’de hükümet kurmak için 120 üyeli Knesset’te (parlamento) 61 sandalyeyi garantilemek gerekiyor. Anketlerde Netanyahu’nun Likud partisi önde gitse de aralarında Bennett’in partisiyle kılpayı bir fark görünüyor. Şimdi Bennett ile Yair Lapid’in partileri ‘Birlikte’ adlı seçim koalisyonu kuruyor. Ancak Netanyahu’yu devirmek için bu iki muhalif ismin eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un partisinin desteğini alması gerekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Nilgün Tekfidan Gümüş- Hürriyet</strong></span><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">İsrail’de en geç ekim ayı sonunda yapılması beklenen seçimler öncesinde siyasi saflar yeniden belirleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı&nbsp;Binyamin Netanyahu’nun eski danışmanı&nbsp;Naftali Bennett&nbsp;ile eski başbakanlardan&nbsp;Yair Lapid’in ittifaka gitmesini kastediyorum.&nbsp;Netanyahu, 1.5 yıllık bir aranın dışında 18 yılı aşkın bir süredir İsrail Başbakanı. Aşırıcı isimlerle ülkenin en sağcı hükümetini kuran&nbsp;Netanyahu’nun bitmeyen savaşlarıyla seçimi yeniden kazanacağı garanti değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON DURUM NEDİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL’de hükümet kurmak için 120 üyeli Knesset’te (parlamento) 61 sandalyeyi garantilemek gerekiyor. Anketlerde&nbsp;Netanyahu’nun Likud partisi önde gitse de aralarında&nbsp;Bennett’in partisiyle kılpayı bir fark görünüyor. Şimdi&nbsp;Bennett&nbsp;ile&nbsp;Yair&nbsp;Lapid’in partileri&nbsp;‘Birlikte’&nbsp;adlı seçim koalisyonu kuruyor. Ancak&nbsp;Netanyahu’yu devirmek için bu iki muhalif ismin eski Genelkurmay Başkanı&nbsp;Gadi Eisenkot’un partisinin desteğini alması gerekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PEKİ KİM BUNLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Naftali Bennett (52): Amerika’dan göç etmiş bir ailenin teknoloji zengini oğlu. Kendini güvenlikte şahin, ulusal konularda liberal olarak tanımlıyor,&nbsp;‘kutuplaşmayı bitirme’&nbsp;sözü veriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Yair Lapid (62): Eski bir televizyon sunucusu. Seküler ve merkezci bir çizgide. Anketler mecliste 24 üyesi ile ikinci olan partisinin yarı yarıya oy kaybebileceğini gösteriyor.&nbsp;Bennett&nbsp;ile ortaklık partisine yarayabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE’YE BAKIŞLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BURADA&nbsp;kilit mesele&nbsp;Gadi Eisenkot’un bu ittifaka destek verip vermeyeceği gibi duruyor. Ayrıca&nbsp;Binyamin&nbsp;Netanyahu’nun küçük ortaklarının seçim barajına takılma gibi durumları da ortaya çıkacak siyasi tabloda belirleyici unsurlar olmaya aday. Peki&nbsp;Netanyahu’nun gitmesi bölgesel dengeleri etkiler mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazze savaşı sonrasında İsrail’in Suriye, Lübnan’a yönelik askeri müdahaleleri ve ardından gelen İran savaşıyla Türkiye ile ilişkiler iyice gerildi.&nbsp;Bennett, şubat ayında Kudüs’te yaptığı konuşmada&nbsp;‘Türkiye yeni İran’dır’&nbsp;diyen bir isim. 2022’te&nbsp;Netanyahu’nun gitmesiyle Türkiye ile ilişkilerin normalleşme penceresi açılmış o dönemde&nbsp;Yair Lapid&nbsp;Dışişleri Bakanı olarak Ankara’ya gelmiş, Başbakan olduğunda New York’ta Cumhurbaşkanı&nbsp;Tayyip Erdoğan&nbsp;tarafından kabul edilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EUROFIGHTER’A KARŞI ÇIKMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HER&nbsp;ne kadar&nbsp;Lapid&nbsp;diplomasiyi önceleyen bir isim olsa da bitmeyen savaş ortamında Türkiye karşıtı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Almanya ve İngiltere’nin Türkiye’ye Eurofighter satışına karşı çıkmış, Şubat 2026’da yaptığı açıklamada Tevrat’a dayandırılan İsrail’e vaat edilmiş topraklar projesine destek vermiş, Türkiye ve Katar’ın Gazze’deki rolüne itiraz etmişti. Keza&nbsp;Eisenkot&nbsp;da Hamas ile bağlantılarından ötürü Türkiye ve Katar’ın Gazze’de görev almasına karşı çıkan bir siyasetçi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HAKAN FİDAN UYARMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DIŞİŞLERİ&nbsp;Bakanı&nbsp;Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde AA’ya verdiği röportajda İsrail muhalefetinin bu tavrıyla ilgili&nbsp;“İran’dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz”&nbsp;diyerek bunun bir devlet stratejisine dönüştürülmeye çalıştığını söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail’de iktidar değişse bile İsrail muhalefetinden gelen sesler mevcut ortamda karşılıklı güvensizliğin süreceğine işaret ederken katliamlarla özdeşleşen&nbsp;Netanyahu’nun gitmesi bölgede pragmatist yaklaşımlara yer açar mı, yoksa&nbsp;Netanyahu&nbsp;ne yapıp ne edip iktidarda kalmayı başarabilir mi?<br><br>TRUMP’IN YANINDA BİR SİHİRBAZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin bu yılki toplantısına sunucu olarak apolitik olması için ‘Zihin Okuyucusu Oz’ diye ünlenen sihirbaz Oz Pearlman (43) seçilmişti. Washington Hilton’daki etkinlik öncesi Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pearlman’a ‘Doğacak kızımın adı ne olacak’ diye sormuştu. Konuşmaları ABD Başkanı Donald Trump’ın sahneye çıkması üzerine kesilen şovmen daha sonra first lady Melania Trump ile Leavitt’in yanına gelerek bebeğin adının ‘Vivian’ olacağını söyledi. Sihirbaz bilmişti, kağıtta da yazıyordu. Melania şaşırmış, Trump da yandan izliyordu. O sırada lobiden patlama sesleri geldi. 3 yaşında ailesiyle İsrail’den göç eden, ABD’nin en ünlü illüzyonisti olan Pearlman şov öncesi zihin okuma için Trump üzerinde çalıştığını ve herkesin ‘Aman Tanrım, bu nasıl oldu’ diyeceğini söylüyordu. Şimdi Pearlman ile ilgili komplo teorileri gırla gidiyor.&nbsp;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/netanyahuya-karsi-yeni-koalisyon-1777358992.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahttan İndirilen Hakikat: Abdülhamid Han</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-867</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-867</guid>
                <description><![CDATA[Dağılmak ve yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülkenin idare dizginlerini eline aldı. Basiretli idaresiyle 30 sene içerisinde devlete kaybolan prestijini tekrar kazandırdı.
Ülkede şu anda mevcut ne kurum varsa hepsi Abdülhamid Han döneminden kalmıştır.
Abdülhamid Han, Osmanlı ruhunu temsil eden son padişahtır.
Peki, bu büyük hakan, neden hakkıyla bilinemedi ve anlaşılamadı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">II. Abdülhamid Han fevkalade problemli bir zamanda tahta çıktı. Saltanatının ilk yılında devlet, yönetimi elinde tutan bürokratlar tarafından 93 Harbi’ne sürüklendi. En acı felaketler yaşandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dağılmak ve yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülkenin idare dizginlerini eline aldı. Basiretli idaresiyle 30 sene içerisinde devlete kaybolan prestijini tekrar kazandırdı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ülke de şu anda mevcut ne kurum varsa hepsi Abdülhamid Han döneminden kalmıştır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Abdülhamid Han, Osmanlı ruhunu temsil eden son padişahtır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Peki, bu büyük hakan, neden hakkıyla bilinemedi ve anlaşılamadı?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Abdülhamid Han’ın tahtan indirilmesi dünya, Müslüman ve Türk tarihi için çok mühim bir hadisedir. Adeta bir dönüm noktasıdır. O, son derece derin irtibatları olan bir tertiple tahtından alaşağı edildi. Onun saltanattan uzaklaştırılmasıyla birlikte, kendisini döneminde anlayamayanlar, düşmanı olanlar ve hatta tahtından alaşağı edenler sonraki yıllarda hep baş tacı edildi. Onun yanında duranlar, onu sevenler ve ona sahip çıkanlar ise devamlı kötülendi. Böylece Türkiye’de her kesimin kendince bir kahramanı oldu. Fakat bu kahramanlar, nedense Abdülhamid Han ile zıt ve hasım kişilerdi. Düşmanlarının izinden gidenlerin, onu doğru bir şekilde anlaması nasıl mümkün olacaktı? İşte insanlar bu ikilemi aşmakta her zaman zorlandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Dolayısıyla padişahı, saltanatı döneminde anlayamayan ve azılı düşmanlık edenlerin, neden bu hataya düştükleri suali günümüzde de hiç sorgulanmadı! “Hatadır canım”. “Padişah, peygamber değil ya, elbette onun da hataları vardı”, deyip geçiştirildi. İşte bu sığ ve kısır analiz, padişah ve İslam’ın düşmanlarını hep gölgede bıraktı. O görünmez gölge içerisindekiler de aynı oyun ve kurgularını hep devam ettirdiler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bakınız günümüzde çok çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Son dönemlerde devletimizi işgal teşebbüsünde bulunanların tertipleri ile II. Abdülhamid Han döneminde oynanan oyunlar, tıpatıp birbirlerine benzemekteydi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aslında bu çarpıcı gerçeğin üzerinde de ciddi analizler yapılmalıdır. Zira bu gerçek Abdülhamid Han’ın anlaşılamamasından ve asıl oyun kurucuların hep karanlıkta kalmasından kaynaklanmıştır. Artık hadiselerin, birtakım komplekslerden sıyrılarak değerlendirilmesinde zaruret vardır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Osmanlı Devleti’ni yok etmek isteyenler onu tahtından indirmeden emellerine nail olamayacaklarını anlamışlardı. Siyaseten yıkamadılar. Suikastlar tertip ettiler, başaramadılar. Bir tek yol kalıyordu: Onu kendi milletinin gözünden ve gönlünden düşürmek. Bunun için de iftira furyasına giriştiler. Aleyhinde kitaplar, makaleler yazdılar, iğrenç karikatürler çizdiler. Kızıl Sultan, zalim, hunhar, müstebit diyerek yaftaladılar. Mason cemiyetleri ile milletin içine sızdılar. Mevki ve paralarla kandırdıkları gençleri, padişahına düşman ettiler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Neticede II. Abdülhamid Han’ın kurduğu mekteplerde yetişen gençler yabancıların iftiraları ile zehirlendiler. Ardından yabancıların içerideki dili oldular. Padişah ve halifelerine, müstebit, baykuş, hayvan, domuz gibi en ağır ve çirkin ithamlarla saldırdılar. Başta Ermeni ve Siyonistler olmak üzere din ve devlet düşmanı bütün gayr-ı milli çetelerle ittifak ettiler. Öyle ki Meşrutiyet fikri, sanki amentüleri olmuştu. Ne pahasına olursa olsun Meşrutiyet idaresi gelsin, isterse din ve devlet gitsin umurlarında dahi değildi!<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">II. Abdülhamid Han içerden ve dışarıdan başlatılan bu korkunç linç girişiminin sonunda saltanattan indirildi. Fakat bütün bu yazılanlar, karalamalar, iftiralar sonraki tarihçilere miras kaldı. Onlar da düşmanlıkla yazılan bu ifadeleri ana kaynak gibi kullandılar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İstihbarat örgütünü kurdu: “Vesveseci” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Jurnallerle devlet düşmanlarının faaliyetlerinden haberdar oldu: “Korkak ve vehimli” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Müslümanları bir arada tutmak maksadıyla ittihad-ı İslam davası uğrunda gece gündüz çalıştı: “Politika yapıyor” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir kısmı elinde renkli su (şerbet) görse içki içiyor derken, bir kısmı da:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>&nbsp; &nbsp; “Herifin sofrada şampanyası hala ayran</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>&nbsp; &nbsp; Bari yirminci asırdan utan artık hayvan”</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">diyerek içki içmediği için aşağıladı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Buhari-i Şerif kitabı başta olmak üzere Ehl-i Sünnet eserlerini bastırıp, bilâbedel dağıttırdı: “Dünyevi hedef ve maksatlarına varmakta dini, bir vasıta olarak kullandı” dediler.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Tıpkı Filozof Rıza Tevfik’in&nbsp;<strong>“Şeytan ne dediyse biz beli dedik”</strong>&nbsp;mısraına uygun hareket edildi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Neticede bu kadar karalamanın ve iftiranın odağındaki padişahı anlamak mümkün olmadı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Jön-Türkler’i kimler destekliyordu? İttihatçılar, Ermeni ve Yahudilerle neden iş birliği içerisinde idiler? Ünlü İngiliz casusu ve Pan-İslamizm kisvesi ardında İslam’ın ve padişahın yıkılmasında büyük rol oynayan ve kendisinden etkilenen herkesi padişaha düşman eden Afgani kimdi? Devletin asli unsurları, padişaha karşı nasıl hasım hale getirildi? Bir imparatorluğu toprağa gömenler yıllar boyu kahraman ilan edilirken Türk’ü son olarak üç kıtada ayakta tutan yüce hakanı ve Müslümanların halifesi neden “Kızıl Sultan” diye yaftalamaya devam edildi?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte bütün bu suallerin cevabı verildikçe Türk’ü ve İslam’ı yok etmeye azmetmiş olanların asıl kimlikleri görülecek ve onların içerideki iyi niyetli ve gayretli maşalarının nelere hizmet ettikleri daha açık bir biçimde ortaya çıkacaktır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bilerek veya bilmeyerek azılı Türk ve İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek ve onların samimi, iyi niyetli, gayretli, canını bile ortaya koyacak kadar feragat ehli bir maşası olmak istemeyenler, II. Abdülhamid Han devrini hakiki manada anlamaya mahkûmdur. Aksi halde bu feci akıbetten kurtulamazlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">“Fesad olsa esasında binanın payidar olmaz”, demişlerdir. İhanet edenler de asla muradına eremezler.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-size:18px;"><strong>KTB Kitap: </strong></span><a href="https://www.ktbkitap.com/urun/kayi-10-ii-abdulhamid-han-ahmet-simsirgil"><span style="color:hsl(210,75%,60%);font-size:18px;"><strong>https://www.ktbkitap.com/urun/kayi-10-ii-abdulhamid-han-ahmet-simsirgil</strong></span></a><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/tahttan-indirilen-hakikat-abdulhamid-han-1777302288.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 şehir hastanesinin inşaatı devam ediyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-862</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-862</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, CNN Türk'te Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, "Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, CNN Türk'te Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, "Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte Bakan Memişoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan satır başları:<br><br>"AİLE HEKİMLERİ HASTANELERİN YÜKÜNÜ ALIYOR"<br><br>Biz esasında Kasım ayında bir mevzuat çıkarttık ve revize ettik ve 31 bin aile hekimimiz hizmet veriyor. Ben onlara teşekkür ediyorum. Hem takip hem koruma anlamında birebir takipler var. 42 milyon insanı kronik hastalık anlamında taradık. Bunların 10 milyonunu da riskli bulduk. Bunlardan 5 milyonunu da takip ve tedavi ettik. Hastanelerin de yükünü alıyorlar. Aile hekimi bireyin geçmişini de bildiği için bunu aile hekimi üzerinden başvuru yapıldığı zaman gerekli görürse hastane ye sevk ediyor. Bunu randevusunu da kendi alıyor ve uzman doktora da bilgi veriyor. O hekim bilgilenmiş oluyor ve bunun üzerine uzmanlık gerektiren bir hastalık varsa onu tedavi ediyor. Aile hekimi de elektronik ortamda görebiliyor.<br><br>"12 ŞEHİR HASTANESİ İNŞA AŞAMASINDA"<br><br>Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz. Bunlar bin yataklı hastaneler. Sancaktepe Şehir hastanesinin inşaatı da devam ediyor. Planladıklarımız da var. İzmir'de, Tokat'ta ve Konya'da planlıyor. Bostancı'da FSM'nin inşaatı başladı. Bakırköy Sadi Konuk'un yenilenmesi var. Baktığınız zaman 2027'de bitireceğimiz hastane sayısı 117 tane. Türkiye, sağlıkta dönüşümde 2003'den beri AK Parti ile büyük bir yenilenme yaptı. 971 devlet hastanesinin 794'ü yeni yapıldı.&nbsp;184 bin tuvaletli banyolu hasta odamız var. 270 binden fazla da yatak kapasitemiz var. Son zamanlarda 'sağlık arazileri satılıyor' iddiası var. Biz hiçbir hastanemizi satmıyoruz. Atıl kalmış, kullanılmayan yerlerle ilgili tasarrufta bulunduk. Bununla ilgili bir çalışma var. Bunların bir kısmını evet değerlendireceğiz.&nbsp;2003 senesinden önce İstanbul'da 30 sene hastane yapmamışlar. Toplumda insanlar bunu doğru anlasın diye söylüyorum yoksa bir siyasi çatışma için değil. Türkiye en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"RANDEVU BEKLEYEN HASTA SAYIMIZ 400 BİNE DÜŞTÜ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2024'ün sonundan itibaren 4 milyon kadar vatandaşımız randevu bulamıyordu. Biz hem atamalarımızı buna göre planladık, hem de cihaza bağlı polikliniklere büyük bir yatırım yaptık. Şu anda randevu bekleyen hasta sayımız 400 bine düştü. Bazı branşlarda hiç yok bazı branşlarda da randevu sorunu yakında halletmiş olacağız. Randevu sorunu yok dememin sebebi yok, çünkü aile hekimine gittiğinizde gerçekten problem varsa oradan randevu alabiliyorsunuz. Ben şunu söylemek istiyorum, önce aile hekiminize gidin.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/aile-hekimi" target="_blank">Aile hekimi</a>&nbsp;öncelikle gidilmesi gereken hekim olmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"SEZERYAN BİR AMELİYATTIR"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumlar refaha kavuştukça belki çalışma hayatı da oldukça doğum oranları düşüyor. Doğum oranları 2.01'in üzerinde olmalı. 2.01'in altındaysa 'nüfus yaşlanıyor' demektir. Çocuk bir ailenin en önemli parçası. Aile Bakanlığı güzel bir çalışma yaptı. İnşallah Türkiye'de de doğum oranları 2.01'in üzerine çıkacaktır. Sezeryan ihtiyaç duyulduğunda tıbbı olarak yapılması gereken bir ameliyattır. Gerekli olduğu zaman yapılabilir ama bu gereklilik dünyada bu oran yüzde 15'i geçmiyor. Türkiye de bu şu an yüzde 59 ve bu çok yüksek bir oran. Peki biz neden normal doğumu önemsiyoruz, anne sağlığı için. Biz normal doğumu teşvik etmek istiyoruz. 3 anneden 1'i sezeryanla doğuruyor. Bizim mücadelemiz aslında ilk gebelikle alakalı. Biz dedik ki ilk bebeğini bekleyen anne adayları için son 3 ayında her anne adayına bir ebe verilecek. Ona arkadaş olacak. Riskli anneler için de özel bir uygulama yaptık. Gebe okullarının sayısını 2 katına çıkarttık. Son 1 sene de sezeryanla doğum oranları ilk defa düşüşe geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçen hafta Yüksek Bağlamlılık Kurulu toplantısını yaptık. 2017'den itibaren bu kurul oluşturularak 7 bakanın olduğu ve bir eylem planı oluşturduk. Biz yaklaşık bin 582 yatağımızla bağımlılık olduktan sonra tedavi veriyoruz ancak önemli olan bu maddeyle hiç karşılaşılmaması. Sağlık Bakanlığı olarak uyuşturucunun bir hastalık olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Uyuşturucu ile mücadele aile ve ortam ile birlikte mücadele edebiliriz. Türkiye genelinde 405 merkezimiz var. Alo 191 hattımız var. Ailesine danışmanlık ve bilgi veriliyor. Aile hekimleri ve AMATEM gibi bağımlılık merkezlerinde hizmet veriliyor. Bağımlılık köyü inşa ettik, Sancaktepe Şehir hastanesinin yanında. Bağımlılıktan sonra iş ve uğraşı terapisi verilecek bir yer olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SİGARA BAĞIMLILIĞI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece madde değil tütün bağımlılığı da var. Son 10 senede artmaya başladı. Şu an Türkiye'de 3 kişiden 1'i sigara kullanıyor. Tütün ürünleri elektronikte olsa bunlar bağımlılık ve tedavi edilmesi gereken bir durum. Sigarada ilaçlı tedavi yapılıyor. Bununla ilgili ücretsiz ilaç veriyoruz. Sigara bırakma polikliniklerini açtık. Tütün bırakma hattımız var, ALO 171. Sigarayı bırakmak isteyen herkesin aramasını istiyoruz. Bana bir şey olmaz demeyin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZLERİ&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumun çoğunda hastaneye gitme alışkanlığı var. Ancak biz diyoruz ki, sağlıklı hayat merkezlerimiz var. 17 tane birimi var orada ve randevu alabiliyorsunuz. Size orada 'nasıl sağlıklı yaşanacak' bu öğretiliyor. 347 tane Sağlıklı Yaşam Merkezi var. Her şehir de var, ücretsiz yararlanılabilir, lütfen bunlara gidin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"KANSER TEDAVİSİNDE PROTON TERAPİSİ"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kanserden değil geç kalmaktan korkun. Koruyuculuğu birlikte sağlayabiliriz. Toplumun yüzde 60'ı fazla kilolu ve yüzde 15'i de obez yani hastalık boyutunda.&nbsp;Kanser tedavisinde proton terapisi ile ilgili bir çalışmamız var 2026 sonuna kadar tedavi programının başlamasını hedefliyoruz. Kastisel dediğimiz bir tedavi de var. Teknolojik olarak ileri seviyede tedaviler bunlar. Şehir ve devlet hastanelerinde de bu tedavi programları başlayacak.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZAYIFLAMA İĞNELERİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En iyisi doğal yolla kilo verilmesidir, doğal yolla zayıflamayı becerebilirsek, ameliyata da iğneye de gerek kalmayacaktır. Alışkanlıklarınızı da değiştirmezseniz aynı şekilde o mide büyür ve kilo almaya devam edersiniz. Türkiye'de 90'lı yıllarda yüzde 30'u kırsalda olduğu için beslenme alışkanlıkları farklıydı. Şimdi nüfusumuzun yüzde 6'sı kırsalda yaşıyor. Ancak şehre o beslenme alışkanlıkları ile geldik. Hareketsiz yaşam ve alışkanlar. Onun için bizim bunu önemsememiz gerekiyor. Yakında zayıflama hapları ve iğneleri ile de bir çalışmamız olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜSEB üzerinden bir sistem kurduk. "Sağlıkla ilgili bir çalışmam var" diyen herkes buraya başvurabiliyor. Biz bu fikri aldığımız zaman finansman ve üretici ile buluşturuyoruz. Ultrason sözleşmesi yapacağız şimdi, inşallah 2 yıl içinde yerli üreteceğiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN'DA SAĞLIK YARDIMLARI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cumhurbaşkanımız "biz barış medeniyetimiz" diyor. Şunu ifade edeyim, biz bütün mağdur ve muhtaç olanların yanındayız. İranlı meslektaşlarımız yardım istedi 3 tır yollamıştık, 6 tır daha yolladık. Gazze'den de birçok kişiyi Türkiye'de tedavi ediyoruz. Çünkü biz iyilik tarafıyız. Biz iyilik olarak üreteceğiz ve güçlü olacağız ve böyle kötülükle mücadele edeceğiz. Cumhurbaşkanımız liderliğinde güçlü olarak kötülüğü def edeceğiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/12-sehir-hastanesinin-insaati-devam-ediyor-1777186696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ev hanımlığını özendirmeliyiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-859</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-859</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi kalktı ise de 6284 No.lu kanun aynı zararı vermeye devam ediyor. “Kadının beyanı esastır” düsturunca işleyen bu kanunun en büyük zararı aileye olmaktadır. Aileler parçalanmaktadır. Bu konuda yapılan ciddi tahliller hep göz ardı edilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/gerceklere-gozleri-kapamayalim-1786142" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/gerceklere-gozleri-kapamayalim-1786142</a></p><p class="MsoNormal">Önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş’taki okul katliamları yürekleri parçaladı. Oyun çağındaki çocukların kurşunların hedefi olması insanlıktan nasibini almış herkesi acıya boğdu. Tabii hadiseler sadece acıyı değil derin bir tedirginliği de beraberinde getirdi. Daha yeni akıl baliğ olmuş yani daha yeni çocukluktan çıkmış insanların katil olabilmesi üstelik katliam yapabilmesi hepimizi ve fakat özellikle idarecilerimizi derinden düşündürmelidir. Elbette idarecilerimizin düşünmekten öte şeyler yapması gerekir zira icra mevkiindeler...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İki şehrimizdeki iki okulda yaşanan vahim hadiseler hemen herkesin zihnine şu soruyu getirdi:&nbsp;<strong>Neden?..</strong>&nbsp;Soru, hemen herkesi muhasebeye sevk etti. İnsanlar gençlerimizin nasıl bu hâle geldiğini sorgulamaya başladı. Tabii böyle durumlarda suçluyu bulunca bir rahatlama oluyor. Tamam suçlu budur diyoruz. Linçliyoruz, lanetliyoruz ve rahatlıyoruz…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Urfa’daki hadisede öğrencinin ailesi garipti, okumamıştı, yoksuldu. Bu neticeyi getiren sebepler bunlar olarak görüldü. Ne var ki Kahramanmaraş’taki aile bu düşüncenin üzerine kırmızı çizgi çekti. Gencin ailesi hem varlıklı hem okumuştu. Üstelik önemli vazifelerde bulunuyordu. Biri polis biri eğitimci idi. Demek ki işin gariplikle, yoksullukla, okumamışlıkla ilgisi yoktu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani baştan suçlu ve sebep aranmaya başlandı. Çünkü birinci tez bir olayla çökmüştü. Bu defa da şunu okuyor şunu takip ediyor dendi. Çözüm olarak da polisiye tedbirlerin ötesine geçilemedi...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hâlbuki bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamak için biraz gerilere gitmemiz icap ediyordu. Aslında toplumumuzdaki bozulma&nbsp;<strong>"İstanbul Sözleşmesi"</strong>yle hızlanmıştı. Biz olacakları daha ilk günden fark etmiş ve 'İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması için senelerce mücadele vermiştik. Siyasetçisinden sanatçısına, köşe yazarından sosyal medya fenomenine o kadar çok kişi bu sözleşmeyi desteklemişti ki kaldırılması uzun zaman mümkün olmamıştı. Sonunda Cumhurbaşkanımızın yerinde kararı ile çöpe gönderildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki bu sözleşmenin en can alıcı maddesi ne idi? Bana sorarsanız&nbsp;<strong>“nasihatin kaldırılması”</strong>&nbsp;idi. Baba oğula, ana kızına, beyi hanımına nasihat edemeyecekti. Sanki, güzel ahlaklı ol, şundan kaç, şunu yap demek suç addedilmişti.&nbsp;<strong>"Mor Çatı Kadın Sığınağı Derneği"</strong>&nbsp;Meclis'e kadar girmiş, ahkam keser olmuştu!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hâlbuki Sevgili Peygamber Efendimiz&nbsp;<strong>“Din nasihattir"</strong>&nbsp;buyurmuştu. Nasihatin olmadığı yerde ahlak nasıl yerleşirdi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Suçla kurtul metodu!..</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarından sonra bakıyorum da bugün hemen herkes aileyi suçlamakta,&nbsp;<strong>“neden çocuğuna sahip çıkmadın”</strong>&nbsp;demektedir. Elbette bu tespitte haklılar fakat hadise bugün aileyi çok aşan bir karakter arz ediyor. Bugün haklı olarak aileye atıp tutan bu insanlar acaba bu tepkinin onda birini 'İstanbul Sözleşmesi’ne karşı göstermişler miydi?!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Toplumumuzu ayakta tutan aile yapımız 'İstanbul Sözleşmesi’nin çarklarında öğütülürken bugün ayağa kalkanlardan en ufak bir itiraz var mıydı? Aslında bugünkü netice adım adım hazırlanıyordu ve üç beş kişi dışında bunu dile getiren kimse yoktu. Alınlarında&nbsp;<strong>“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”</strong>&nbsp;diye arz-ı endam edenler neye ve kime hizmet ettiklerinin farkında değillerdi ya da bir projenin elemanları idiler!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul Sözleşmesi kalktı ise de&nbsp;<strong>6284 No.lu kanun</strong>&nbsp;aynı zararı vermeye devam ediyor.&nbsp;<strong>“Kadının beyanı esastır”</strong>&nbsp;düsturunca işleyen bu kanunun en büyük zararı aileye olmaktadır. Aileler parçalanmaktadır. Bu konuda yapılan ciddi tahliller hep göz ardı edilmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumda siz aileyi hemen nasıl suçlayacaksınız? Aslında buradan çıkarılacak netice gittikçe parçalanmakta olan aile yapımızı nasıl güçlendirebiliriz olmalıydı. Oysa gündeme dahi gelmedi. Çünkü suçlamak ve rahatlamak en kolay iş!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan bu kanun sadece aileye değil eğitime de büyük darbe vurmaktadır. Kötü niyetli bir öğrenci öğretmenini çok zor durumda bırakabilir. Bunun için öğretmenin en küçük bir tepkisinde&nbsp;<strong>“beni taciz etti”</strong>&nbsp;demesi yeterlidir. Öğretmen kendini anlatana kadar olanlar olacaktır zira böyle bir haber sosyal medyaya düştüğünde başını sonunu araştırmadan öğretmeni linçlemeye hazır azgın azınlık iştiyakla beklemektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu azgın azınlık her türlü ahlaksızlığı yaymak için seferber vaziyettedir. Sosyal medyada ağızlarına alamayacakları hiçbir küfür yoktur. Bunlar o iğrenç dilleriyle toplumu ve gençliği âdeta katletmektedirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ahlaksızlıklara karşı çözüm üretmek isteyenler ise her zaman hedeftedir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş canilerini üç gün lanetledikten sonra hedefi Millî Eğitim Bakanı olarak seçmeleri bunların asıl maksadını ortaya koymaktadır. Bunların gözyaşları timsah gözyaşlarıdır. Bunlar aslında olanlardan memnundur. Bunların kafasındaki suçlular hükûmet ve istemedikleri devlet adamlarıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hükûmet bu tavrı anlamalıdır. Bir dönem CHP, hükûmetin tek olumlu icraatı olarak 'İstanbul Sözleşmesi’ni gösteriyordu. Bugün de&nbsp;<strong>6284 No.lu kanunu</strong>&nbsp;göstermekte, onu da yetersiz işletmekle suçlamaktadır. Bu ise gençlik daha büyük çıkmazlara girsin, aile daha derin yaralar alsın demektir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi ile başlayan tahribat&nbsp;<strong>“kadının beyanı esastır”</strong>&nbsp;ile yıkıma dönüşmüştür. Bununla beraber söz konusu gelişmeyi o gün ne kadar kişi anladı bugün kaç kişi anlıyor bunları bilemiyoruz. İşin bilebildiğimiz kısmı bu kanunun toplumun temeline dinamit koyduğudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Kadının beyanı esastır”</strong>ın hiçbir bakımdan tutulabilir tarafı yoktur. Hatta bir kısım LGBT’li dernekler sanki bu kanunu kullanmak için seferber olmuşlardır. Bir asansörde, bir belediye otobüsünde veya sokakta ezkaza biri kendisine dokunsa anında iftirayı yapıştırabilmektedir. Nice suçsuz erkek atılan iftiraların kurbanı oluyor. Lekeleniyor, toplum içine çıkamaz hâle getiriliyor. Neden derdini anlatamıyor çünkü kadının beyanı esas!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tabii aileyi yıkma konusunda ömür boyu nafaka da en az onun kadar müessirdir. Ona pekâlâ&nbsp;<strong>"ömürlük kelepçe"</strong>&nbsp;diyebiliriz. Bu sebepten nice kimseler evlenemez oldular. Ortalığı sadece nafaka almak için erkekleri avlamaya çalışan kadınlar sardı. Bu durum toplumda büyük bir güvensizliği de beraberinde getirdi. Dolayısıyla ömür boyu nafaka konusu gençleri evlilik konusunda tereddüde sevk etti. Gençler verecekleri yanlış bir kararın hayatlarını karartacağını düşünüyor. Aile Bakanlığı’nın evlilik konusundaki teşvik tedbirleri bu korkuyu kaldırmaya yetmez. Bu husus fareye peynir göstermek gibi olur. Nitekim gerek evlilik gerekse çocuk sahibi olma konusunda dibe doğru hızla ilerlemeye devam ediyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Suimisal emsal olmaz!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nesillerimize sahip çıkamamanın bir sebebi de annelerin,&nbsp;<strong>“haydi kadınlar işe”</strong>&nbsp;kampanyalarıyla evden çıkarılması. Bugün itibarıyla evlerimizde çocuk doğuracak, çocuk yetiştirecek kadın kalmadı desek çok da mübalağa etmiş olmayız.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün çocuklarımızı büyüten birileri var ama yetiştiren yok. Bu iklimde evdekiler de zaten çocuk doğurmaz, doğursa da gerekli ihtimamı göstermez zira üzüm üzüme baka baka kararır. Eşini dostunu kapıyı vurup çıkan bir kimlikte gören kadın, annelerimizin bizlere verdiği emeği çocukları için verir mi? Bugünkü nesil maalesef çok bencil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kadınlarımıza her şeyden evvel anne olduklarını hatırlatacak adımlar atmamız gerekiyor. Ev hanımlığını özendirmeliyiz. İyi bir anne olmaktan daha yüksek bir kariyer olmadığını zihinlere nakşetmeliyiz. Gelecek nesilleri, dolayısıyla geleceğimizi İslam ahlakını öğrenen ve uygulayan kadınlar kurtarabilir. İslam ahlakından uzak bir kadın çocuğuna faydalı olamaz. Dolayısıyla kadın erkek herkese İslam ahlakını öğretmeyi devlet politikası hâline getirmeliyiz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yanlışlardan dönülmeden toplumdaki çürümeye esaslı bir tedbir alınamayacağını artık görmemiz gerekiyor. Atılması gereken esas adımlarla birlikte destekleyici unsurlar da gelmeli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne var ki aileyi güçlendirmek ve gençliği kurtarmak adına alınan yerinde bir karar maalesef yok. Polisiye tedbirlerin hiçbir işe yaramayacağı bilinmelidir. Üstelik bu tedbirin sürdürülebilir bir tarafı da bulunmamaktadır. On binlerce okula ikişer polis koyabilmek belki kısa bir zaman için mümkün olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bilinmelidir ki&nbsp;<strong>“TikTok”</strong>&nbsp;açıp en müstehcen görüntüleri paylaşan, insan kesip gösteren ve akıl almaz kepazeliklere kapı aralayanlar polisiye tedbirlerle engellenemez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eskiler&nbsp;<strong>"suimisal emsal olmaz"</strong>&nbsp;derlerdi. Yanlış olayları çocukların yanında asla konuşmazlardı. Şimdi ise güya tepki göstermek adına her türlü kötülük âdeta gözlerin içine sokulmaktadır. Olaylar sıradan hâle getirilmektedir. Toplumu bu hatalı davranışlara karşı uyaran hiçbir merci yoktur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu arada basının bütün yazar-çizer takımıyla yanlış bir yerde durduğunu da belirtmeliyiz. Hemen hepsi sivrisinekle uğraşıyor, bataklığı gören yok. İnsanın bunu bilerek yapıyorlar diyesi geliyor. Sanki bir şeyleri örtmeye çalışıyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diziler, sabah kuşağı programları tam manasıyla zehir saçmaktadır! Bütün bunlar devam ettikçe,&nbsp;<strong>6284</strong>&nbsp;orada durdukça, anneler fabrikalara sürüldükçe daha çok üzülürüz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gelin her türlü kötülüğe kapı aralayan gerçek hastalıkları teşhis ve tedavi edelim. Gelin bütün bataklıkları kurutalım. İnanın ki Türkiye'mizin başka bir kurtuluş yolu yok.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ev-hanimligini-ozendirmeliyiz-1777103665.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rumlarla NATO tipi anlaşma</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rumlarla-nato-tipi-anlasma-856</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rumlarla-nato-tipi-anlasma-856</guid>
                <description><![CDATA[Fransa, Güney Kıbrıs ile imzalayacağı savunma anlaşmasıyla adaya ilk kez daimî asker yerleştirerek Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını kalıcı hale taşıyor. 1960 Garanti Antlaşması’na aykırı görülen bu hamle, Paris’in bölgedeki nüfuzunu arttırma ve NATO’ya alternatif bir güvenlik kalkanı oluşturma stratejisinin kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Fransa, Güney Kıbrıs ile imzalayacağı savunma anlaşmasıyla adaya ilk kez daimî asker yerleştirerek Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını kalıcı hale taşıyor. 1960 Garanti Antlaşması’na aykırı görülen bu hamle, Paris’in bölgedeki nüfuzunu arttırma ve NATO’ya alternatif bir güvenlik kalkanı oluşturma stratejisinin kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA’nın NATO’ya alternatif güvenlik kalkanı arayışında öne çıkan Fransa, enerji merkezi Ortadoğu coğrafyasında geçen yüzyıl kaybettiği konumuna dönmek amacıyla Kıbrıs’a daimî asker yerleştiriyor. AB’nin&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/guney-kibris" target="_blank">Güney Kıbrıs</a>’taki gayri resmi zirvesine katılan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rum lider Nikos Hristodulidis ile NATO üyeleriyle veya ABD’nin asker bulundurduğu ev sahibi ülkelerle düzenlediği ‘SOFA’ adı verilen ‘Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi’ imzalama kararı aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN SAVAŞINI FIRSAT BİLDİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransa uzun süredir Kıbrıs’a asker göndermek istiyor, Rumlarla, kimi zaman ikili kimi zaman da AB üzerinden işbirliği anlaşmaları imzalayarak deniz ve hava üssü talebinde bulunuyordu. Kıbrıs’taki İngiliz Ağrotur Üssü’ne geçen ay bir İran kamikaze dronunun isabet etmesinin ardından Fransa Rumlara kısa menzilli Mistral füzeleriyle, hava savunma birliği göndermişti. ABD-NATO geriliminin yanı sıra İran savaşı ile Rumların Türkiye karşıtlığını ‘değerlendiren’ Fransa, Rumları bir yandan da silahlandırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HAZİRANDA&nbsp;PARİS’TE İMZALACAK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rum lider Hristodulidis ile Lefkoşa’nın Rum kesiminde ortak basın toplantısı düzenleyen Macron, iki ülke arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) haziran ayında Paris’te imzalanacağını açıkladı. Macron, Rum yönetimi ile asker ilişkilerinin ayrıcalıklı olduğunu, ortak tatbikatların yanı sıra Rum ordusunun savunma ihtiyaçları ile alt yapısının güncelleştirileceğini söyledi. Fransa’nın Rumlardan istediği Mari (Tatlısu) kasabasındaki deniz üssünün genişletilmesi çalışmaları ise AB’nin savunma fonu SAFE programından temin edilecek mali kaynakla yapılacak. Rum lider Nikos Hristodulidis, Fransa ile geçen yıl stratejik işbirliği anlaşması imzaladıklarına dikkati çekerek, ilişkilerin ‘mükemmel’ olduğunu belirtti. SOFA anlaşmasının imzalanmasıyla Fransız askerlerinin Rum topraklarında daimî üsleneceğini kaydetti. Rum lider Fransız askerlerinin ‘barışçıl amaçlarla’ adada bulunacağını da söyleme ihtiyacı hissetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;GARANTÖRLÜK&nbsp;ANLAŞMASINA AYKIRI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rumların tek başına Kıbrıs’ta başka bir ülke ile adada kalıcı asker bulunmasına dair anlaşma imzalaması; 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruşunda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan ‘garantörlük’ anlaşmasına aykırı. Üç ülke arasında imzalanan garantörlük anlaşması Kıbrıs’ta başka bir ülkenin asker bulundurmasını yasaklıyor. Rum yönetimi, Yunanistan ve AB’yi de arkasına alarak bugüne kadar İsrail ve ABD başta olmak üzere birçok ülke ile askeri anlaşmalar imzaladı.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/fransa" target="_blank">Fransa</a>&nbsp;ile imzalanacak ‘daimî asker’ anlaşması ilk olacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rumlarla-nato-tipi-anlasma-1777098928.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstifa et!</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/istifa-et-855</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/istifa-et-855</guid>
                <description><![CDATA[Galatasaray'ın Aslantepe projesinin temel atma töreninde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın "Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için çalışmaya devam edeceğiz" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisini çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;"><strong>Galatasaray'ın Aslantepe projesinin temel atma töreninde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın "Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için çalışmaya devam edeceğiz" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisini çekti.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;"><a href="https://www.odatv.com/etiket/galatasaray" target="_blank" title="Galatasaray Haberleri"><strong>Galatasaray</strong></a>'ın Rams Park'ın yanına inşa etmeyi planladığı Aslantepe projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Tören esnasında konuşma gerçekleştiren Gençlik ve Spor Bakanı&nbsp;<a href="https://www.odatv.com/etiket/osman-askin-bak" target="_blank" title="Osman Aşkın Bak Haberleri"><strong>Osman Aşkın Bak</strong></a>'ın "Tesisimiz hayırlı olsun. Türk sporu için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz, Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Dünya Kupası'nda Milli Takım'a başarılar. Her şey Türkiye için. Enerji lazım, heyecan lazım, işte Galatasaray, işte Türkiye" sözleri Fenerbahçeli taraftarların tepkisine neden oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Galatasaray ve Fenerbahçe pazar günü Rams Park'ta kozlarını paylaşacak. Yapılan açıklamanın derbi öncesinde olması sosyal medyada bazı taraftarların tepkisini çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil de hadiseye tepki gösterdi. “Bazı dostlarım spor bakanı yorumumdan rahatsız olmuş. Benim spor yorumlarım üçü beşi geçmez.” diyen Şimşirgil şöyle konuştu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">“Şunu düşünemiyorlar. Kardeşim sen bütün takımların, kulüplerin spor bakanısın. Hepsine eşit mesafedesin. Bir takımı tutsan dahi belli etmeyecek adaletin sağlanması için mücadele edeceksin. Özellikle futbolda adalet konusunun birkaç senedir iyice yerlerde süründüğü, kimsenin güveninin kalmadığı, hakemlerin gerçekten sıkıntılı olduğu bir dönemde böyle ifadelerle gündeme gelmeyeceksin. Sonra bu heyecan ne? Galatasaray dünya kupası maçına mı çıkıyor? İki gündür bütün tepkiler sana döndü. Değer miydi? Hem kendine hem partine zarar verdin. Yerini, konumunu söylemini bileceksin. Aksi halde gereğini yapacaksın. Benim yorumum budur! Gereğini kendi bilir. Ayrıca hangi takım olursa olsun yapacağım yorumdur bu. Gerçekler<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">değişmez!”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/istifa-et-1777098549.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Bahçeli TBMM resepsiyonunda DEM&#039;lilerle sohbet etti</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-853</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-853</guid>
                <description><![CDATA[TBMM'de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonuna katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM'lilerle el sıkışarak kısa bir süre sohbet etti. Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili olarak "Sözümüz sözdür" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>TBMM'de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonuna katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM'lilerle el sıkışarak kısa bir süre sohbet etti. Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili olarak "Sözümüz sözdür" dedi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen 23 Nisan Resepsiyonu'nda DEM'lilerin bulunduğu tarafa giderek kısa bir süre sohbet etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın eşlik ettiği MHP Lideri Bahçeli, DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile DEM Milletvekili Pervin Buldan'a hal hatır sorarak selamlaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ AÇIKLAMASI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Lideri Bahçeli terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: Bahçeli: Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur, partiler raporlarını verdiler, yetkinin Meclis'te olması lazım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DEMİRTAŞ YORUMU: SÖZÜMÜZ SÖZDÜR<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili “Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 106'ncı açılış yıldönümü dolayısıyla TBMM'de düzenlenen resepsiyona katıldı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz bu ülkenin temel meselelerinde inisiyatif almaktan hiçbir zaman kaçınmadık. Söylediklerimiz, duruşumuz net. Meclis'in gündeminde olan konular var. Herkesin bir fikri, görüşü olması doğal. Kurtulmuş’un koordinesinde bir çalışma yürütülüyor. Siyasi partiler arası diyalog önemlidir. AK Parti ile de diğer partilerle de Meclis çatısı altında görüşmelerin olması, ülkemizin yararınadır. Meclis Başkanı'nın partilerden bir çalışma istemesi, daha önce konuştuğumuz raporların devreye girmesi süreci hızlandıracaktır. Ama orada beklentilere cevap bulamıyorlarsa, o raporları hazırlayan partileri davet edip görüşlerini alabilirler. Meclis Başkanı'nın bir inisiyatif alması, Meclis'in verimli çalışması için şarttır" ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili çağrısı hatırlatılan Bahçeli, "Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/devlet-bahceli-tbmm-resepsiyonunda-demlilerle-sohbet-etti-1777012450.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa kendi NATO&#039;sunun peşinde</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-850</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-850</guid>
                <description><![CDATA[AVRUPA Birliği (AB), kuruluş anlaşmalarında bulunan ancak bugüne kadar kullanılmayan, NATO’nun bir üyeye saldırı olması halinde diğer üyelerin yardıma gitmesini sağlayan 5’nci maddesine benzer, 42.7’nci maddesini fonksiyonel hale getirmenin yolunu arıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Kıbrıs’ta gayri resmi AB zirvesinde liderlerin gündeminde, Avrupa için NATO’ya alternatif olabileceği düşünülen 42.7’nci madde vardı. Liderler, “yardım” maddesinin askeri ve teknik boyutlarını netleştirmek için hazirana kadar hazırlık yapacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA&nbsp;Birliği (AB), kuruluş anlaşmalarında bulunan ancak bugüne kadar kullanılmayan, NATO’nun bir üyeye saldırı olması halinde diğer üyelerin yardıma gitmesini sağlayan 5’nci maddesine benzer, 42.7’nci maddesini fonksiyonel hale getirmenin yolunu arıyor.&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/kibris" target="_blank">Kıbrıs</a>&nbsp;Rum yönetiminde toplanan 27 AB üyesi lideri, “NATO’ya alternatif” seçenekleri arasında sunulan bu maddede yer alan “yardım” ifadesinin nasıl operasyonel olacağını tartıştı. AB dönem başkanlığını 6 aylığına yürüten Kıbrıs Rum yönetiminin tatil beldesi Aya Napa’da toplanan AB liderleri zirvenin gayri resmi olması nedeniyle haziran ayında düzenlenecek resmi zirveye kadar bu maddenin teknik altyapısının hazırlanmasına karar verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MACRON VE LEYEN ISRARLI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in aktifleştirilmesinde ısrar ettiği, bir AB üyesine saldırı olduğu zaman diğer üyelerin yardıma çağıran 42.7 numaralı maddedeki “yardım” ifadesinin nasıl uygulanacağı, ABD Başkanı Trump’un NATO’yu sert dille eleştirmesi ve İttifak’tan çekilmeyi gündeme getirmesinden bu yana yoğun bir şekilde tartışılıyor. AB’nin&nbsp; ülkesi için 90 milyar Euro’luk kredi paketini onaylamasının ardından Ukrayna lideri Volodimir Zelenski de zirveye katıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ARAP LİDERLERLE TOPLANTILAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2 günlük zirvede bugün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin liderleriyle ayrı bir zirve yapılacak. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan liderleri ve Körfez Ülkeleri Teşkilatı temsilcileriyle AB liderleri, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarıyla başlayan savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla devam eden enerji krizi ve işbirliği konularını ele alacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rum lider Nikos Hristodulidis, zirveye Türkiye’yi de davet etmeyi planladığını açıklamış, davetin kabulü için AB ülkelerinden de arabuluculuk yapmasını istemişti. Rum lider, Türkiye’nin tanımadığı Rum yönetiminin davetine katılmayacağı mesajları üzerine davet niyetinden vazgeçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/avrupa-kendi-natosunun-pesinde-1777011025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gökyüzünde ne varsa düşürdü</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-849</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-849</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Korkut hava savunma sistemini aktif etti: Gökyüzünde önüne gelen ne varsa düşürdü.
ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, kurum tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli yeni nesil hava savunma sistemi KORKUT 25'in son test atışları yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Türkiye Korkut hava savunma sistemini aktif etti: Gökyüzünde önüne gelen ne varsa düşürdü.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><strong>ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, kurum tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli yeni nesil hava savunma sistemi KORKUT 25'in son test atışları yapıldı.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Korkut çok büyük bir başarıya imza atarak, havada uçan ne varsa hepsini düşürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’de düzenlenen ve 15 farklı ülkeden 100’ün üzerinde üst düzey delegasyonun katılım sağladığı atışlı gösterimlerde, sistemin operasyonel kabiliyetleri gerçekçi senaryolar eşliğinde sergilendi. ASELSAN’ın bu ölçekte ve uluslararası katılımla ilk kez gerçekleştirdiği etkinlik, katılımcı ülkeler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Atışlı gösterimler kapsamında, KORKUT 25’in uçtan uca hava savunma performansı sahada doğrudan gözlemlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Testlerde sistemin hem fiziksel hem de fonksiyonel imha yetenekleri detaylı şekilde ortaya kondu. Fiziksel imha senaryolarında, AESA tabanlı AURA radarı ile tespit edilen hedef İHA’lar, KORKUT 25 sistemi ve ATOM 25 zaman ayarlı akıllı mühimmat kullanılarak havada etkisiz hale getirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca test sürecinde sistemin yapay zekâ destekli tespit ve teşhis kabiliyeti, farklı efektörlerle entegre çalışabilme yeteneği ve çok katmanlı savunma yaklaşımı da zorlu senaryolarda doğrulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KORKUT 25’in çekili varyantı daha önce SAHA EXPO 2024’te duyurulmuş, IDEF 2025’te ise ilk kez sergilenmişti. Bu varyant, mobil kullanım esnekliğiyle özellikle farklı operasyon sahalarında hızlı konuşlandırma imkânı sunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Modern muharebe sahasında artan mini ve mikro İHA tehditlerine karşı geliştirilen sistem; 25 mm’lik topu, otomatik atış kontrol algoritmaları ve mobil platform yapısıyla dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sistemin ana silahı olan 25 mm’lik top, ATOM mühimmatı olarak adlandırılan programlanabilir parçacıklı mühimmatları kullanıyor. Bu mühimmatlar, hedefe yakın noktada patlayarak alt mühimmat bulutu oluşturuyor ve küçük, hızlı ve düşük radar izine sahip İHA’lara karşı etkinliği artırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkili menzilinin 1.000 metrenin üzerinde olduğu belirtilen KORKUT 25, üsler, konvoylar ve ileri konuşlu birliklerin yakın menzil hava savunmasında görev yapacak şekilde tasarlandı. Sistem, daha uzun menzilli hava savunma unsurlarının maliyet ve etkinlik açısından sınırlı kaldığı alanlarda tamamlayıcı bir çözüm sunuyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/gokyuzunde-ne-varsa-dusurdu-1776928219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süresiz ateşkes</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/suresiz-ateskes-843</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/suresiz-ateskes-843</guid>
                <description><![CDATA[ABD/İsrail - İran savaşı karşılıklı restleşmeler ile sürerken diğer yandan müzakere ve barış adımları da atılmaya çalışılıyor. ABD Başkanı Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu. İran ise ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde talebinin olmadığını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD/İsrail - İran savaşı karşılıklı restleşmeler ile sürerken diğer yandan müzakere ve barış adımları da atılmaya çalışılıyor. ABD Başkanı Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu. İran ise ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde talebinin olmadığını bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırıların ardından bölge ülkelerine yayılan savaş, 8 Nisan'da ABD ile İran arasında ateşkesle sonuçlanmıştı. Washington ve Tahran yönetimleri, Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı. İran yönetimi ise müzakerelerde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğunu duyurmuştu. ABD Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/donald-trump" target="_blank">Donald Trump</a>&nbsp;yaptığı yeni açıklamayla ise, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran güçlerinin, Umman Denizi’nde "uyarıları dikkate almadığı" gerekçesiyle bir konteyner gemisine ateş açtığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'nda yer alan haberde, Umman Denizi'nde bir konteyner gemisine "uyarıları dikkate almadığı" gerekçesiyle İran güçlerince ateş açıldığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nden yapılan yazılı açıklamada, Umman Denizi'nde bir konteyner gemisine ateş açıldığı doğrulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mürettebattın durumunun iyi olduğu ancak açılan ateş sonucunda gemide ciddi hasar meydana geldiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HUSİLERİN LİDERİ: MEVCUT ATEŞKES KIRILGAN VE GERİLİMİN TIRMANMA İHTİMALİ YÜKSEK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yemen'deki Husi hareketinin lideri Abdulmelik el-Husi, İran ve müttefikleri ile ABD ve İsrail arasındaki mevcut ateşkesi "kırılgan" olarak nitelendirerek, gerilimin yeniden tırmanma ihtimalinin yüksek olduğunu savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Husi, El-Mesire televizyonunda yayımlanan ve Husilere bağlı SABA haber ajansı tarafından paylaşılan açıklamasında, bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bölgedeki istikrarın ancak "Siyonist planın yenilgiye uğratılmasıyla" mümkün olacağını belirten Husi, "Mevcut ateşkes sona ermek üzere. Bu kırılgan bir ateşkestir ve gerilimin tırmanma ihtimali büyük ve güçlüdür." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkesin kalıcı bir barıştan ziyade stratejik bir ara olduğuna işaret eden el-Husi, "Ateşkes sağlansa bile, şüphesiz başka çatışmalar olacak. Çünkü bu durum, düşmanla devam eden bir çatışma döngüsündeki ateşkes halinden ibarettir." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'a yönelik saldırıların yeniden başlaması durumunda Yemen'deki Husilerin savaşa katılma durumunda, Hürmüz Boğazı'na benzer geçiş sıkıntısının Babül Mendeb'de yaşanmasından endişe ediliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: ABLUKAYI SONLANDIRIRSAK İRAN'LA ASLA ANLAŞMA YAPILAMAZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın derhal sona ermesini ve boğazın açılmasını istediğini öne sürerek, "Ancak bunu yaparsak, İran’ın geri kalanını liderleri de dahil olmak üzere havaya uçurmadıkça İran’la asla bir anlaşma yapılamaz" açıklamasında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait Truth sosyal medya hesabı üzerinden İran’a uygulanan deniz ablukası ve Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını istemediğini vurgulayan Trump, "Boğazın açık kalmasını istiyorlar ki, günde 500 milyon dolar kazanabilsinler. Zaten boğaz kapalı kaldıkça kaybettikleri miktar da bu" dedi. Buna rağmen İran’ın kendi itibarını kurtarmak için retoriğe başvurduğunu ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını istediğini öne süren Trump, "Boğazın kapatılmasını istediklerini söylemelerinin tek nedeni, benim boğazı tamamen ablukaya alıp kapatmış olmam. Yani sadece itibarlarını kurtarmak istiyorlar" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İRAN’IN BOĞAZIN AÇILMASINI İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİLER"<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın aslında boğazı açmak istediğini yineleyen Trump, "4 gün önce insanlar bana gelip, ‘Efendim, İran boğazın derhal açılmasını istiyor’ dediler. Ancak bunu yaparsak, İran’ın geri kalanını liderleri de dahil olmak üzere havaya uçurmadıkça İran’la asla bir anlaşma yapılamaz" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF, TRUMP’A TEŞEKKÜR ETTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran'la geçici ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul etmesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkür etti.<br><br>Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. Diplomatik çabaların devam edebilmesi amacıyla ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul ettiği için Trump'a teşekkür ettiğini ifade eden Şerif, Pakistan'ın çatışmanın müzakere yoluyla çözümüne yönelik çabalarını sürdüreceğini belirtti. Şerif, "Her iki tarafın da ateşkesi sürdürmesini ve çatışmaya kalıcı bir son vermek amacıyla İslamabad'da yapılması planlanan ikinci tur müzakerelerinde kapsamlı bir 'barış anlaşmasına' varılmasını içtenlikle umuyorum." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: ATEŞKESİ SÜRESİZ UZATTIK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan'ın da talebi üzerine, İran'ın anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump, İran'la müzakereler konusundaki belirsizlik sürerken, Truth Social hesabından önemli bir açıklama yaptı. Trump, İran yönetiminin "bölünmüş" olduğunu savunarak, Pakistan'ın da ateşkesle ilgili talebini dikkate alarak, bugün sona erecek olan geçici ateşkesi uzattığını açıkladı. ABD Başkanı Trump, açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran yönetiminin ciddi bir bölünme içinde olduğu gerçeği ve Pakistan'dan Mareşal Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif'in de talebi üzerine, liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri sunana kadar İran'a yönelik saldırımızı askıya almamız istendi. Bu nedenle ordumuza ablukayı sürdürme ve her açıdan hazır kalmaları talimatı verdim; dolayısıyla (İran'ın) önerisi sunulana ve müzakereler bir şekilde sonuçlanana kadar ateşkesi uzatacağım."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/suresiz-ateskes-1776840039.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rehber öğretmenlerin sayısı arttırılmalı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-842</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-842</guid>
                <description><![CDATA[Uyuşturucu ile mücadele, bağımlılık ve şiddet konusunda yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını değerlendirdi. Suçun bir "birikim ürünü" olduğunu söyleyen Durak, güvenlik sayısının değil de rehber öğretmenlerin sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. İşte yılların hakiminden dikkat çeken tespitler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Uyuşturucu ile mücadele, bağımlılık ve şiddet konusunda yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını değerlendirdi. Suçun bir "birikim ürünü" olduğunu söyleyen Durak, güvenlik sayısının değil de rehber öğretmenlerin sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. İşte yılların hakiminden dikkat çeken tespitler...<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye gündemini sarsan okul saldırıları, gözleri suçun sosyolojik ve psikolojik temellerine çevirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Uyuşturucu ile mücadele ve bağımlılık konusunda tecrübelerini aktararak kitaplar kaleme alan Hakim İzzet Durak, yaşanan olayların anlık bir patlama değil, yıllar süren bir ihmaller zinciri olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Durak,&nbsp;<strong>"Dünyada suç işleyen kişi kadar sebep vardır ancak çocuklar için en büyük faktör aile yapısıdır"&nbsp;</strong>dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"SORUNLU AİLE YAPISI, SUÇLU ADAYI YETİŞTİRİYOR"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Suça itilen çocukların profilini analiz eden Durak, parçalanmış aile yapısı ve aile bireylerinden birinin kriminal geçmişe sahip olmasının riski artırdığını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgi eksikliğinin en temel tetikleyici olduğunu ifade eden Durak "Çocuğun ailede sevgi görmemesi, varlığının farkına varılmaması onu başka yollarla kendini ispat etmeye itiyor. Çocuk kendisini dışlanmış ve değersiz hissettiği an, bir suçlu adayı yetiştiriyoruz demektir. Sokakta geçirilen vaktin artması ve kriminal çevrelerle temas da bu süreci hızlandırıyor" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"OKUL SALDIRILARINDA EN BÜYÜK MOTİVASYON AKRAN ZORBALIĞI"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Türkiye'de yeni görülmeye başlanan ancak dünyada yaygın olan okul saldırılarının arkasındaki en büyük motivasyonun "akran zorbalığı" olduğunu vurgulayan Hakim Durak, "Okulda alay edilen, lakap takılan ve dışlanan çocuk, intikam duygusuyla şiddete yöneliyor. Bu saldırılar aslında birer intihar saldırısıdır; çünkü çocuk eylemden sonra başına ne geleceğini bilerek bu işe kalkışıyor" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"GÜVENLİK SAYISI DEĞİL, REHBER ÖĞRETMEN SAYISI ARTIRILMALI"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Toplumun her olay sonrası "güvenlik önlemleri artırılsın" talebinin eksik bir yaklaşım olduğunu savunan Durak, çözümün rehberlik servislerinde olduğunu ifade ederek "Dünya standartlarında bir rehber öğretmen en fazla 250 öğrenciye bakmalıdır, bizde bu sayı çok üzerinde. Çocuk sosyal medyada veya arkadaş ortamında planlarını anlatarak aslında sinyal verir. Bu sinyalleri yakalayacak olan uzmanlardır" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"'NE OLURSAN OL GÜÇLÜ OL' MESAJI VERİLDİ"<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Medyada haberlerin veriliş şekli ve dizi senaryolarının suçu özendirdiğine dikkat çeken Durak, "Medya kendi oto sansür uygulamalı. Kanlı görüntüler paylaşılmamalı ve fail asla kahraman gibi sunulmamalıdır. Bu, başkalarında 'gündeme gelme' isteği uyandırır.&nbsp;<strong>Son 25 yılda çeteleri ve mafyayı yücelten senaryolarla 'ne olursan ol güçlü ol' mesajı verildi. Etik ve manevi değerler hiçe sayıldı, bu da genç nesilde suç işleme oranını artırdı</strong>" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hakim İzzet Durak, ailelerin çocuklarını takip etmesi gerektiğini belirterek, "Klinik yardım önerildiyse mutlaka üzerine gidilmeli. 'Benim çocuğum yapmaz' demek yerine, çocukla bağ kurmak ve ona sınırları hatırlatmak hayati önem taşıyor. Türkiye'de bu olaylar artık yaşanmaya başladıysa, yarın tekrar etmeyeceğinin garantisi yok" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Editör :&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/editor/ali-tufekci">ALİ TÜFEKÇİ</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rehber-ogretmenlerin-sayisi-arttirilmali-1776839544.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşkes masası yeniden kurulacak mı?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-840</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-840</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran hattında sağlanan geçici ateşkes ABD saatiyle çarşamba akşamı sona erecek. Yürürlükteki ateşkes için belirlenen sürenin dolmasına kısa süre kala tarafların yeninden ateşkes masasına oturup oturmayacağı ise belirsizliğini koruyor. İran'ın görüşmeleri kabul etmesi durumunda JD Vance Pakistan'daki ABD heyetine liderlik edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD-İran hattında sağlanan geçici ateşkes ABD saatiyle çarşamba akşamı sona erecek. Yürürlükteki ateşkes için belirlenen sürenin dolmasına kısa süre kala tarafların yeninden ateşkes masasına oturup oturmayacağı ise belirsizliğini koruyor. İran'ın görüşmeleri kabul etmesi durumunda JD Vance Pakistan'daki ABD heyetine liderlik edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünyanın gözü ABD-İran hattında... ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin sona ermesine bir gün kaldı. Ateşkesin sona ermesine kısıtlı süre kala taraflardan ikinci tur müzakere görüşmelerine ilişkin peş peşe açıklamalar geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yeni görüşmelere katılmayı kabul etmesi halinde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in bugün ABD diplomatik heyetinin başında Pakistan'a gitmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkan Yardımcısı Vance'e, ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner eşlik edecek. Ancak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'ye yönelik "derin tarihsel güvensizliğin" sürdüğü uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pezeşkiyan, Tahran yönetiminin "Amerikalı yetkililerden gelen yapıcı olmayan ve çelişkili mesajlardan" endişe duyduğunu söyledi ve bunların İran'ı teslim olmaya zorlamaya yönelik bir çaba anlamına geldiğini belirtti. Pezeşkiyan, "İranlılar zor kullanılarak boyun eğdirilemez" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">REUTERS: İRAN GÖRÜŞMELERE KATILIMI OLUMLU DEĞERLENDİRİYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bununla birlikte, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Tahran'ın görüşmelere katılımı "olumlu şekilde değerlendirdiğini" söyledi. Aynı kaynak, Vance'in katılması halinde İran heyetine yeniden Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın başkanlık etmesinin beklendiğini aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN: ABD MÜZAKERE MASASINI TESLİMİYETE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kalibaf ise daha sonra yaptığı açıklamada, İran'ın tehdit altında ABD ile müzakereyi kabul etmeyeceğini söyledi. X platformunda yaptığı paylaşımda, "Sahada yeni kartlarımızı göstermeye hazırlandık" ifadelerini kullandı. Ayrıca Trump'ı, "müzakere masasını kendi hayal dünyasında bir teslimiyet masasına çevirmeye ya da yeniden savaş yanlısı politikaları meşrulaştırmaya çalışmakla" suçladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD ablukasının sona erdirilmesini talep ederken, Trump İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemesi gerektiği yönündeki talebini yineledi. Trump ayrıca İranlı liderlerle bizzat görüşmeye hazır olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha önce ABD Başkanı, New York Post'a yaptığı açıklamada Vance ve ekibinin "şu anda yolda olduğunu" ve aynı akşam İslamabad'a varmalarını beklediğini söyleyerek tabloyu karıştırmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu açıklama kısa süre içinde ABD'li yetkililer tarafından düzeltildi. Yetkililer, Vance'in pazartesi günü yola çıkmasının değerlendirildiğini ancak görüşmelerin gerçekleşmesi halinde Başkan Yardımcısı'nın salı sabahı hareket etmesinin beklendiğini söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail bombardımanıyla başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik kritik önemdeki ikinci tur görüşmeler, gerçekleşmesi halinde çarşamba ya da perşembe günü yapılabilir. Ancak arka planda çatışmaların yeniden başlaması tehdidi sürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP: KÖTÜ BİR ANLAŞMAYA ZORLAMAYACAĞIM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, İran ile iki haftalık ateşkesin artık "Washington saatiyle çarşamba akşamı" sona ereceğini söyledi. Böylece ateşkes süresini kritik İslamabad görüşmelerine zaman tanımak için 24 saat uzatmış oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bloomberg'e verdiği röportajda Trump, ateşkesi daha fazla uzatmasının "oldukça düşük ihtimal" olduğunu belirtti ve bombardımanın kısa süre sonra yeniden başlayabileceğine işaret etti. Ancak aynı söyleşide, "Kötü bir anlaşmaya zorlanmayacağım. Önümüzde dünyanın bütün zamanı var" ifadelerini de kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, ayın başında İran ile yapılan ve toplam 21 saat süren ancak sonuçsuz kalan görüşmelerde ABD heyetine liderlik etmişti. İran, uranyum zenginleştirmeyi durdurma ve elindeki 440 kilogram yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu teslim etme yönündeki ABD taleplerini kabul etmeyince görüşmeler çökmüştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN ABD'YE GÜVEN EKSİKLİĞİNİN SÜRDÜĞÜNÜ SÖYLEMİŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran tarafı, ABD'ye güven eksikliğinin sürdüğünü söylemiş ve nihai bir anlaşmaya varılması halinde yeniden saldırıya uğramayacaklarına dair güvence talep etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan ise pazar gününden bu yana olası müzakerelere hazırlanıyor. Başkentte güvenlik önlemleri artırıldı, toplu taşıma seferleri durduruldu. İslamabad Elektrik Kurumu da görüşmeler devam ettiği sürece şehirde elektrik kesintilerinin askıya alınacağını duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan genelinde günde altı ila yedi saat süren elektrik kesintileri olağan hale gelmiş durumda. Ülke, İran ve ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı karşılıklı olarak kapatması nedeniyle petrol ve doğalgaz sıkıntısıyla mücadele ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Trump, İran'ın stratejik su yolundan geçen ticari gemilerden geçiş ücreti alma kararına karşılık İran limanlarına abluka uygulamıştı. Pazar günü ABD ordusu, boğazı geçmeye çalışan İran bayraklı bir konteyner gemisine el koydu. Bu gelişme, gerilimin yeniden tırmanarak barış görüşmelerini engelleyebileceği yönündeki endişeleri artırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran cuma günü kendi uyguladığı ablukayı kısa süreliğine kaldırmıştı. Ancak ABD karşı ablukayı sona erdirmeyince cumartesi günü yeniden yürürlüğe koydu. Bölgede bir tanker cumartesi günü İran Devrim Muhafızları tarafından saldırıya uğradı, ikinci bir konteyner gemisi ise kimliği belirsiz bir mermiyle vuruldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ateskes-masasi-yeniden-kurulacak-mi-1776753444.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saldırganlar bu kitabı okuyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-838</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-838</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanmaraş’taki saldırgan İsa Aras Mersinli incelenirken dikkat çeken bir detayla ortaya çıktı.
Mersinli, hadiselerin seyrini anlamak açısından kritik bir ipucu sundu: Elliot Rodger.
Rodger, 23 Mayıs 2014’te California’da gerçekleştirdiği saldırıda altı kişiyi öldüren, çok sayıda kişiyi yaralayan ve ardından intihar eden bir figürdü. Onu diğer saldırganlardan ayıran ise eyleminden önce yazdığı yaklaşık 140 sayfalık “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) adlı metindi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Ali Tüfekçi- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal">Önce Şanlıurfa Siverek, ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar Türkiye’yi derinden sarstı. Amerika’dan duymaya alıştığımız “okul saldırısı” gerçeğiyle acı bir şekilde yüzleştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siverek’te 19 yaşındaki Ömer Ket’in saldırı şoku henüz atlatılamamışken ikinci saldırının yaşanması, büyük bir infial oluşturdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Politikacılar, eğitimciler, psikologlar, gazeteciler… Herkes olayların sebeplerini tartışmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herkes kendi fikrine göre konuya dair yorum yapıp enerjisini suçu karşı tarafa atmakla harcadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pek çoğumuz ideolojik fikirlerimizin bu hadiselerde “hükümsüz” olduğunu maalesef göremedi. Neden?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun cevabı Kahramanmaraş’taki saldırgan İsa Aras Mersinli incelenirken dikkat çeken bir detayla ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mersinli, hadiselerin seyrini anlamak açısından kritik bir ipucu sundu:&nbsp;<strong>Elliot Rodger.</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>YASAKLANMASI GEREKEN KİTAP<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsa Aras’ın profilinde Elliot Rodger’ın fotoğrafını kullanması tesadüf değildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rodger, 23 Mayıs 2014’te California’da gerçekleştirdiği saldırıda altı kişiyi öldüren, çok sayıda kişiyi yaralayan ve ardından intihar eden bir figürdü. Onu diğer saldırganlardan ayıran ise eyleminden önce yazdığı yaklaşık 140 sayfalık “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) adlı metindi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendi hayatını üzerinden kaleme aldığı bu metin, zamanla dijital dünyada “incel manifestosu” olarak karşılık buldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rodger’ın kitabının yayılmasıyla ABD’de peş peşe okul katliamları yaşandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kitap bugün hâlâ benzer potansiyellere sahip gençler arasında yayılıyor. İnternette kolayca bulunabiliyor. Normalde böyle metinlerde erişim engeli olması gerekir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bugün incel topluluklar için bu metin ortak, besleyici bir zemin oluşturuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Incel ideolojisi “insanlardan ve özellikle kadınlardan intikam almak” isteyen kişiler olarak tarif edilse de bu kadar hafife alınamayacak kadar karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunu oturup Elliot Rodger’ın kitabını detaylıca okuduğumda daha iyi anladım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi gelin “My Twisted World” (Benim Çarpık Dünyam) kitabının tertemiz görünen evlatlarımızı nasıl katil ruhlu psikopatlara dönüştürdüğüne, kitapta anlatılanlar üzerinden bakalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MASUMİYETİN KAYBI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rodger, hayat hikâyesini çocukluk döneminden itibaren “masumiyetin kaybı” ekseninde anlatır. Rodger kitapta, 5 yaşında İngiltere’den Amerika’ya gelişi ve 13 yaşına kadar olan dönemi, masumiyetin kademeli olarak kayboluşu olarak anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başlangıçta hevesli bir "Amerikalı çocuk" olarak yeni hayatına kucak açar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlkokulundaki yılları, kendi ifadesiyle “hayatının en mutlu, en kaygısız ve adil dönemleri”dir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kızlarla eşit ve masum bir şekilde oynayabiliyordur. O zaman diliminde kimse cinsiyetçi ve acımasız değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak 7 yaşında anne ve babasının boşanması bu algının ilk kırılma noktası olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üvey anneyle tanışmasını anlatan genç, babasının yaşadığı evlilik dışı ilişkiyi, yediği büyük bir darbe olarak şöyle anlatır:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Babam bundan sonra bizimle birlikte yaşayacağını söyledi. Başta onun, Dan Amca’nın yaptığına benzer şekilde, babamın yanında ‘geçici olarak kalan bir arkadaş’ olduğunu düşündüm. Babamın annemden boşandıktan bu kadar kısa süre sonra bir kız arkadaşı olabileceği aklıma bile gelmedi. Bunu anlayamıyordum. Ancak çok geçmeden Soumaya’nın (üvey annenin) gerçekten onun “kız arkadaşı” olduğunu ve babamla annemin birlikte olduğu gibi birlikte olduklarını fark ettim. Bu, “<strong>kız arkadaş” kavramını ilk kez öğrendiğim andı&nbsp;</strong>ve bunu kavramak zordu. O zamana kadar<strong>&nbsp;bir erkekle bir kadının bu şekilde birlikte yaşayabilmesi için evli olmaları gerektiğini&nbsp;</strong>ve böyle bir birlikteliğin gerçekleşmesinin uzun zaman alacağını düşünürdüm.”</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>YETERSİZLİK VE HİYERARŞİNİN KEŞFİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">8–10 yaş aralığında Rodger, sosyal çevresini artık eşitlikçi bir yapı olarak değil, belirgin bir hiyerarşi içinde algılamaya başlar.<br>Kendi fiziksel özelliklerini bu hiyerarşide bir dezavantaj olarak görür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu dönemde “havalı çocuklar” olarak tanımladığı grupla arasındaki farkı kapatmak için çeşitli girişimlerde bulunur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Saçını değiştirmesi, farklı hobiler edinmeye çalışması bu çabanın parçalarıdır. Ancak özellikle spor ve sosyal etkinliklerde yaşadığı başarısızlıklar, kendisi hakkında geliştirdiği “her alanda yetersiz” olduğu düşüncesini pekiştirir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“ALFA ERKEK” VE KADIN NEFRETİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Ortaokul yıllarıyla birlikte sosyal dışlanma hissi daha da artmaya başlar hâle gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesela katıldığı bir yaz kampında, yanlışlıkla çarptığı bir kızın onu itip küfretmesi, karşılaştığı ilk acımasız hareketlerden biridir.<br>Bu olay onu travmatize eder, "savunmasız ve değersiz küçük bir fare" gibi hisseder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İnsanların vahşi hayvanlardan farksız olduklarını düşünmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Erkekleri alfa – beta olarak ayırır. Alfa erkekler kaba, saba, zorba tiplerdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kızların kibar, nazik "beyefendilere" değil; agresif, popüler ve "alfa erkek" olarak gördüğü kaba çocuklara yönelmesi en çok canını sıkan şeylerden biridir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Babasının da ona öğrettiği kadarıyla iyi ve adil bir dünya yoktur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Madem ki bu kadınlar psikopat, kaba saba erkekleri tercih ediyor, öyleyse onlardan görecekleri şiddete, cinayete de müstehaktırlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">O havalı, kaba alfa erkekler de yok edilmelidir. Çünkü onlar da iyi çocukları zorbalayan hayvanlardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani aslında incel ideolojisinin bakışında salt kadın düşmanlığı yoktur. Bu dikkat çeken unsurlardan biridir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>CİNSELLİĞİN TRAVMATİK KEŞFİ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Ortaokulun sonlarına doğru ergenlikle birlikte cinselliğe dair farkındalığı artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada önemli bir kırılma noktası müstehcen film ve video içeriklerle tanışmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu süreçte kız arkadaş edinmek ister ama normal arkadaş bile edinemez. Yaşadığı reddedilme ve yalnızlık, zamanla “hiçbir zaman bir ilişki yaşayamayacağı” düşüncesine dönüşür.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cinsellik, onun zihninde yalnızca bir arzu değil, aynı zamanda erişilemeyen bir statü göstergesi hâline gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ZORBALIK VE SOSYAL İZOLASYON<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lise yıllarında bu duygular daha da yoğunlaşır. Fiziki görüntüsü ve sosyal uyumsuzluğu yüzünden zorbalığa maruz kalması da cabasıdır. Ancak onu en çok sarsan şey ise bu zorba davranışların sosyal çevrede kabul görmesi ve hatta ödüllendirilmesidir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendisi kimseye sövmeyen, “kibar bir beyefendi” olarak hayatını idame ettirmektedir. Bu özelliklerin hiçbir karşılık bulmadığı düşüncesi daha da derinleşir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>OYUNLAR VE GERÇEKLİKTEN KOPUŞ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rodger, gerçek dünyadan uzaklaşarak bilgisayar oyunlarına yönelir. World of Warcraft yalnızca bir oyun değil, kendisini güçlü hissettiği bir alan hâline gelir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bazen günde 14 saat oynadığı oyun yüzünden gerçek hayattaki birkaç arkadaşıyla bağları tamamen kopar. Sosyalleşme ihtiyacını da buradan yazıştığı kişilerle gidermektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3 yıl boyunca oyun bağımlısı bir genç olarak savrulmalar yaşar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İDEOLOJİ VE İNTİKAM FİKRİNİN DOĞUŞU<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">17 yaşına geldiğinde Elliot’un düşünce yapısı oturmaya ve karakter kazanmaya başlamıştır artık.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bahis oynayarak kısa yoldan para kazanmaya ve parayla bu ilişkilere ulaşmaya niyetlenir ancak başarısız olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir taraftan müstehcen filmler izlemekten kendini alamaz ama artık cinselliğe ulaşan bütün insanları da "düşman" olarak görmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okuduğu kitaplar, geliştirdiği düşünceler, bu çektiği acıların onu önemsiz biri yapmadığına, aksine dünyayı herkesten farklı ve net gördüğüne, hatta üstün bir zekâya sahip olduğuna inandırır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünyayı ve insan tabiatını da (özellikle de kadınları) şeytanlaştıran entelektüel kılıf inşa etmeye başlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Feminist söylemler, kadınlara karşı geliştirdiği bu düşünceleri daha da tahrik eder.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>OYUNUN SONU: İNTİKAM GÜNÜ PLANI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Elliot’un çocukluğundan ergenlik döneminin sonuna kadar geçen evreler daha pek çok detayla dolu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">19-22 yaşları arasında artık manifestosunu yazarak ana hatlarıyla oluşan bu çarpık iç dünyasını anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fikirleri "Oyunun Sonu" dediği nihai bir cinayet planına evrilir. Sonu intiharla biten final planını detaylandırarak anlatır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kısım kendisinden sonra benzer eylemler yapacak&nbsp;<strong>katiller için adeta bir rehber gibidir</strong>.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte İsa Aras Mersinli gibi iç dünyalarında problemler yaşayan çocuk ve gençlerin rol model aldığı Elliot Rodger’ın kitabı bu fikirleri işliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ailevi problemler, arkadaşsızlık, zorbalanma, duygusal yalnızlık, maruz kaldığı dijital içerikler, onları hiçbir maddi veya manevi değere inanmayan birine dönüştürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kendisini incel olarak görmeye ama aslında bu profile uyan bir fenotip ortaya çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hiçbir dinî yönü olmayan, bilakis her türlü maneviyata uzak, değerleri olmayan, insani duygulardan kopmuş gençler, Elliot gibilerin “çarpık” dünyasındaki fikirlerle besleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son 10-15 yılda cemiyetin çarpık düzeni içinde daha nice genç bu kafa yapısının tesirinde kaldığı için de ortaya böyle şiddet vakaları çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Literatüre baktığımızda yurtdışından pek çok uzmanın bu kitabın analizlerini yaparak alınabilecek tedbirler üzerine kafa yorduklarını görüyoruz. Bunun yanında bizde de henüz ciddi bir çalışmaya rastlamıyoruz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/saldirganlar-bu-kitabi-okuyor-1776752468.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne kadar yonttular seni?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ne-kadar-yonttular-seni-836</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ne-kadar-yonttular-seni-836</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul'un Ataşehir ilçesinde CHP'li belediyeye rüşvet ve yolsuzluk operasyonu düzenlendi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. MASAK raporları da rüşvet çarkını tek tek tespit etti.
CHP'li belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet ağı İstanbul'da Ataşehir Belediyesi'ne de uzandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında dün 45 adrese eşzamanlı operasyon düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İstanbul'un Ataşehir ilçesinde CHP'li belediyeye rüşvet ve yolsuzluk operasyonu düzenlendi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. MASAK raporları da rüşvet çarkını tek tek tespit etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP'li belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet ağı İstanbul'da Ataşehir Belediyesi'ne de uzandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında dün 45 adrese eşzamanlı operasyon düzenlendi.<br><br>Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. O isimler arasında Adıgüzel'in yanı sıra Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya'nın da yer aldığı öğrenildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şüphelilerin ilgili birim amirleri ve personelinin ihale, imar ve iskân işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine "rüşvet", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı öğrenildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>MASAK TEK TEK TESPİT ETTİ</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edildi. İskân ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığı bulgusuna ulaşıldı. İncelemelerde, Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskân işlemleri karşılığında 7 milyon doları bulan rüşvet alındığı belirlendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ŞİFRELERİ VERMEDİLER</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca belediye yetkilileri ile bazı firma sahiplerinin birlikte hareket ettikleri, rüşvet miktarlarının projelerin niteliğine göre belirlendiği ve alınan rüşvetlerin belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre paylaştırıldığı saptandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diğer taraftan gözaltına alınan Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve bazı belediye bürokratlarının telefonlarının şifresini vermeyi reddettiği öğrenildi. Şüphelilerin kontroller sonrası ifadelerinin alınması ve adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İBB OPERASYONU SONRASI “NE KOPARIRSAK KÂR" ANLAYIŞI ÖNE ÇIKTI&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkin pişmanlıktan yararlanan iş insanı H.Ö., Çıkaramaçlı İmamoğlu Suç Örgütü’ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası belediyedeki yapının adli soruşturma korkusuyla rüşvet tarifesini artırdığını iddia etti. Görevlilerin "Parti bize sahip çıkmıyor, yakalanmadan ne koparırsak kâr" anlayışıyla hareket ettiğini belirten müteahhit, iskân ruhsatını alabilmek için toplamda 13,5 milyon doları bulan baskıya boyun eğdiğini savundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.Ö. ifadesinde: “İBB operasyonundan sonra kimse imza atmak istemedi... Eskiden bir istiyorlarsa, beş istemeye başladılar. ‘Zaten herkes içeride, parti kimseye sahip çıkmıyor. Bize de operasyon gelmeden ne koparırsak kâr’ anlayışındalar. Bu yüzden para vermek zorunda kaldım.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TAPE KAYITLARINDA ÇARPICI DETAYLAR</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mühendis E.E. ile muhasebeci E.C. arasında geçtiği öne sürülen görüşmelerde, 7 milyon dolarlık iskân bedeli konuşuldu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C.: İskana 7 milyon dolar istiyorlarmış.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: Binayı onların üzerine yapalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C.: Erhan mı bir fırıldaklık çeviriyor?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: 7 milyon dolar da olmaz ya. 2 milyon, 3 milyon dolar dersin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.C: 7 milyondan başlayıp 1-2 milyona düşürecekler. Ben bunlara operasyon yapılıyor diye kızıyorum ama demek ki hak ediyorlar bazen ya. Emsalimiz eksik' diyordu. 'Mevcut emsali hastaneye saydık verdik' diyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">E.E.: Hastanenin iskan sürecinde de aynı sıkıntı oldu. Ben parayı verdim vermedim mevzusu oldu. Başkan imzalıyorsan imzala, imzalamıyorsan yoksa farklı yollarla aldıracaklar. Bu arada müteahhit H.Ö ile avukat B. arasında geçen görüşmelerde de çarpıcı itiraflar yer aldı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avukat B.: Ne kadar yonttular seni?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">H.Ö: 6.5 milyon dolar. Bu konuya girince kalbim çok kötü oluyor. Parçala Behçet oldum resmen. Bir bloğun ruhsatını aldım, diğerini almaya çalışıyorum. Hastaneninkini aldım ama.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BELEDİYEDE ARAMA YAPILDI</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İstanbul'da eşzamanlı operasyon düzenlenen adresler arasında Ataşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası da yer aldı. Barbaros Mahallesi Şebboy Sokak'taki belediye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Ekiplerin bina içerisinde arama ve delilleri toplama çalışması yürütüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ZAMANLAMASI MANİDAR: SORUŞTURMANIN RADARINDA</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı; lüks yatta ağırlanma tarihleri, ödenen 6,5 milyon dolar ve pazarlığı süren 7 milyon dolarlık ek rüşvet talebi ile yapı tadilatı-iskân onayı arasındaki bağlantıyı merceğine almış durumda. Tape kayıtları, otel dökümleri ve teknik takip verileriyle desteklenen dosyada, "rüşvet, irtikap ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla ilgili iddianame hazırlığı titizlikle sürüyor. Kamu gücünü müteahhit yatlarında şahsi menfaat için kullananların, yargı önünde vereceği hesap merakla bekleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ne-kadar-yonttular-seni-1776669341.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD İran ateşkesinin bitimine son iki gün</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-833</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-833</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran hattında uzlaşılan geçici ateşkesin sona ermesine iki gün kala ABD heyeti, İran ile yeniden görüşmek için Pakistan'a gitti. Ancak İran devlet medyasında yer alan haberlerde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni görüşmelere katılmak gibi bir planının bulunmadığı belirtildi. Tüm bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Trump, ABD donanmasının ablukasını aşmaya çalışan İran'a ait bir kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunduklarını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>ABD-İran hattında uzlaşılan geçici ateşkesin sona ermesine iki gün kala ABD heyeti, İran ile yeniden görüşmek için Pakistan'a gitti. Ancak İran devlet medyasında yer alan haberlerde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni görüşmelere katılmak gibi bir planının bulunmadığı belirtildi. Tüm bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Trump, ABD donanmasının ablukasını aşmaya çalışan İran'a ait bir kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunduklarını bildirdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı yakınlarında ABD'nin uyguladığı ablukayı aşmaya çalışan İran'a ait bir yük gemisinin ele geçirildiğini söyledi. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gemileri tamamen kontrolümüz altında ve içinde ne olduğuna bakıyoruz!" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD İRAN GEMİSİNE EL KOYDUĞU ANLARI PAYLAŞTI<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün hedef alınan İran bayraklı geminin ele geçirilmesine ait görüntüleri paylaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ordusu ise geminin Çin'den geldiğini açıkladı. İran devlet medyasının aktardığına göre İranlı bir askeri sözcü, "İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin bu ABD ordusuna ait silahlı korsanlığa yakında karşılık vereceği ve misillemede bulunacağı konusunda uyarıyoruz" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pazar gecesi yaşanan olay, müzakereciler Pakistan'da yeniden bir araya gelmeden önce ateşkesin bozulabileceği ihtimalini gündeme getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN DEVLET MEDYASI: ABD İLE GÖRÜŞMEYE KATILMA PLANI YOK<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan olası yeni bir görüşme turu için pazartesi günü Pakistan'a bir heyet göndereceğini açıklamıştı. Ancak İran devlet medyasında yer alan, "Şu anda bir sonraki tura katılma planı bulunmadığı" yönündeki ifadeler, bu son müzakere girişimini başlamadan tehlikeye soktu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in başkanlık edeceği, Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın da yer alacağı ABD heyetinin İslamabad'a dönüşü; İran'ın cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemi geçişine yeniden sıkı kısıtlamalar getirmesinin ardından gerçekleşti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın resmi haber ajansı IRNA, "İran, ikinci tur görüşmelere katılmama kararının nedenini Washington'ın aşırı talepleri, gerçekçi olmayan beklentileri, sürekli değişen tutumu, tekrar eden çelişkileri ve ateşkes ihlali olarak gördüğü devam eden deniz ablukası olarak açıkladı" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sekizinci haftasına giren savaşta İran ve Lübnan'da binlerce kişi hayatını kaybetti. Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol fiyatları da sert şekilde yükseldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KALİBAF: DİPLOMASİDE GERİ ADIM OLMAYACAK<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Cumartesi gecesi devlet televizyonunda yayımlanan röportajında İran'ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, taraflar arasında hala büyük farklar bulunduğunu kabul etmekle birlikte, "Diplomasi alanında geri adım olmayacak" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, çarşamba günü sona erecek iki haftalık ateşkes öncesinde İslamabad'da yapılacak görüşmelerin İran için "son şans" olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TRUMP'TAN İRAN'A YENİ TEHDİT<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Fox News'e konuşan Trump, "İran bu anlaşmayı imzalamazsa, bütün ülke havaya uçacak" dedi. Trump daha sonra, anlaşma imzalanmazsa İran'ın elektrik santrallerini ve köprülerini hedef alacakları yönündeki daha önceki tehdidini yineledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin önerdiği anlaşmanın, boğazın yeniden açılmasını ve İran'ın zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmamasını içerdiğini söyleyen Trump, bunun "çok adil ve makul bir anlaşma" olduğunu savundu. İran kabul etmezse "her bir elektrik santralini" ve "her bir köprüyü" vuracaklarını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ülkenin Başbakan Yardımcısı Muhammed İshak Dar'ın pazar günü İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefonda görüştüğünü açıkladı. Görüşmede, "bölge ve ötesinde barış ile istikrarın sağlanması için mevcut sorunların en kısa sürede çözümünde sürekli diyalog ve angajmanın gerekliliği" ele alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif arasında da bir telefon görüşmesi planlandığı bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington'ın BM Temsilcisi Mike Waltz, ABC News'e yaptığı açıklamada yeni tur görüşmelerin "son derece önemli sonuçlar" doğuracağına inandığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması en güçlü kozlardan biri olarak görülüyor. İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmeler sürerken 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in savaşı başlatmasının ardından uygulanan bu adım, Trump üzerinde siyasi baskı oluşturuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump iki hafta önce ateşkesi aniden ilan etmiş, bunu yapmadan yalnızca saatler önce İran'ın "bütün medeniyetinin bir gecede yok olacağını" söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, İran'ı cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan iki ticari gemiye ateş açarak iki haftalık ateşkesi ihlal etmekle suçladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN'DAN ABD'YE: İNSANLIĞA KARŞI SUÇ<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD'nin İran limanları ve kıyı şeridine uyguladığı ablukayı ateşkes ihlali olarak nitelendirdi ve bunun "hukuksuz ve suç teşkil eden" bir uygulama olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bekayi sosyal medyada yaptığı paylaşımda, "İran halkına bilinçli şekilde toplu cezalandırma uygulanması savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girer" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/abd-iran-ateskesinin-bitimine-son-iki-gun-1776667064.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kafada bitti ya masada?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kafada-bitti-ya-masada-829</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kafada-bitti-ya-masada-829</guid>
                <description><![CDATA[Savaştan geçmiş zaman cümleleriyle bahsetmek, iş bitmiş gibi “geçmiş başarıdan” dem vurmak ve her şeyden en önemlisi İran’ı dize getirdiğini sanmak...
Bu da doğal olarak şu soruyu meşru kılıyor:
Savaşı kafanda bitirmiş olabilirsin ama... Peki ya masada sahiden bitti mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Hürriyet’ten Yunus Paksoy’un makalesi…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaştan&nbsp;geçmiş zaman&nbsp;cümleleriyle bahsetmek, iş bitmiş gibi “geçmiş başarıdan” dem vurmak ve her şeyden en önemlisi İran’ı dize getirdiğini sanmak...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da doğal olarak şu soruyu meşru kılıyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşı&nbsp;kafanda&nbsp;bitirmiş olabilirsin ama... Peki ya&nbsp;masada&nbsp;sahiden bitti mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ben bu satırları yazarken ABD ve İran’ın ateşkes bitmeden hemen önce&nbsp;Pakistan’da&nbsp;yeniden buluşmalarına kesin gözüyle bakılıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Siz bu satırları okurken tam tarihi de kesinleşmiş olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son birkaç gündür Trump,&nbsp;Polyanna&nbsp;gibi ortalıkta dolaşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın her şeyi kabul ettiğini, uranyumu alacağını, zenginleştirmeyi yasakladığını, Hürmüz’ü tamamen açacağını ve Tahran’a tek kuruş ödemeyeceğini söylüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlılar tüm bu iddiaları tek tek&nbsp;yalanlarken&nbsp;Trump, iş bitmiş havasında gezinmeye devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üç ihtimal akla geliyor...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1- Tüm bunlar Trump’ın&nbsp;dilek listesi.&nbsp;Hülyalarını gerçek diye pazarlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2- Trump hem bir nebze&nbsp;iç kamuoyuna satmak&nbsp;hem de masada avantajlı pozisyon kazanmak için gerçek ile mübalağayı harç ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">3- İran kapalı kapılar ardında taviz üstüne taviz veriyor, “neyimiz varsa al ama barış yapalım”&nbsp;diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ben Trump’ın hakikaten&nbsp;savaşa&nbsp;bu noktadan sonra&nbsp;dönmek istemediğini&nbsp;hissediyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama şu noktaları atlarsam da size ihanet etmiş olurum...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, Hürmüz’ü güncel statüko ile İran’a bırakma lüksüne sahip değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, nükleer konusunda İran’a Obama’dan daha yağlı bir anlaşma hediye etme lüksüne sahip değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomatik kanallar üzerinden ilerleme sağlıyorlar sağlamasına ama...&nbsp;İç siyaset&nbsp;diye de bir şey var. İçeriye mesaj verme zorundalığı işleri gerim gerim geriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herkes, özellikle de biraz Trump konuşmayı azaltsa İranlılar da halkına&nbsp;radikal&nbsp;görünmek&nbsp;zorunda&nbsp;kalmayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomasi Trump’ın dünyasının aksine biraz da karşındakinin&nbsp;onurunu&nbsp;da masada bırakma sanatıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump şu an İran’ın sadece nükleerini değil,&nbsp;gururunu&nbsp;da cebine koyup eve dönmek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Unutma başkan... Kafada bitse bile illa ki masada da bitmesi gerekecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAKİP, TAKİP, TAKİP<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KAHRAMANMARAŞ’taki okul saldırısı olduğu gün Tarafsız Bölge yayınındaydım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu olayların dünyada en çok yaşandığı yer olan ABD’de yıllar içinde düzinelerce okul baskını ele alınmış, saldırganlara bakılmış ve sayısız analiz ortaya konmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gizli Servis’in&nbsp;saldırgan profilleri&nbsp;ve&nbsp;tehdit analizi değerlendirmesini paylaştım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hemen hemen her saldırganda öne çıkan özellikler şunlardı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Akran zorbalığı, okul arkadaşlarıyla yaşanan husumetler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Psikolojik,&nbsp;davranışsal&nbsp;ve&nbsp;gelişimler&nbsp;sıkıntılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Ailesel&nbsp;sorunlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Okulda yaşanan&nbsp;disiplin&nbsp;sorunları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Etrafındakiler tarafından gözlemlenebilen&nbsp;endişe verici hal ve hareketler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-&nbsp;Aile içinden&nbsp;temin edilen ateşli silahlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yayın sırasında bilmediğimiz ancak o zamandan beri ortaya çıkan detaylar, Kahramanmaraş saldırganının&nbsp;tüm bu maddeleri karşıladığını&nbsp;maalesef ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gazetemizin cuma günü manşetinde şu soru sorulmuş... “Daha ne sinyal verecekti.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Hakan&nbsp;aynı gün olay için 5 neden sıralarken başa şunu yazmış... “Çocuğun verdiği arıza sinyallerinin es geçilmesi.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD, bu lanet olayın anavatanı ve halen çözüm bulabilmiş de değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fakat bu... Sorunun nedenlerini nokta atışı analiz ettikleri gerçeğini de değiştirmiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okul-aile-kolluk kuvvetleri...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Okuldaki arkadaşı ve öğretmeni çocuğu aileden daha iyi bile tanır. Hadi okul kaçırsa aile yakalar. Bu sinyaller yakalandığında da kolluk kuvvetleri devreye girer, girmeli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani işin özü&nbsp;takip, takip, takip...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘AŞK ADAMI’NIN BİLETİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">FBI Direktörü Kash Patel’e yönelik birçok skandal iddiasını bu zamana kadar köşeye taşımıştık.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sevgilisi ile adını skandallar hanesine sık sık yazdıran Patel’e “Aşk Adamı”<br>bile demiştik.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gün geçmiyor ki Patel’in bir ifşası daha sızmasın...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Efendim bu seferki iddia&nbsp;The Atlantic&nbsp;dergisinden.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İddialar vahim ve çokça...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in Washington DC’deki bir barda ve Las Vegas’ta “Beyaz Saray ve diğer hükümet personelinin önünde,&nbsp;zil zurna sarhoş&nbsp;olacak noktaya kadar“ içtiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in&nbsp;çok içmekten&nbsp;ötürü birçok kez odasında&nbsp;sızıp kaldığı&nbsp;ve güvenlik ekibinin Patel‘i uyandırmakta zorluk çektiği, bu bilginin Adalet Bakanlığı ile Beyaz Saray yetkililerine iletildiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel‘in “kilitli kapılar ardında tepkisiz kalması“ ve “acil bir durumda“ kendisine ulaşılmasına dair endişeler nedeniyle FBI’dan “kapı kırma/zorlama ekipmanı“ talep edildiği...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Patel’in kovulma ihtimalinden&nbsp;paranoyak&nbsp;olduğu...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Patel’in yanıtı ne oldu dersiniz? “Mahkemede görüşürüz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aşk Adamı’nın biletinin kesilmek üzere olduğunu kasım ayında yazmıştım. Son dedikodular da Patel’in de aynı hislere sahip olduğunu doğruluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AZ SONRA...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ÇOCUKLUĞUMDAN&nbsp;hatırladığım Türk televizyon klasiklerinden biri “Az sonra...”&nbsp;lafıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">20 kere az sonra denir ama o beklenen kısım&nbsp;asla gelmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Büyükelçisi Barrack, geçen gün Antalya Diplomasi Forumu’nda “S-400/F-35 meselesi yakında çözülecek” deyince birden aklıma geliverdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elçi geçen yıl&nbsp;haziran&nbsp;ayında “F-35 meselesi yıl sonuna kadar çözülecek” demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yıl sonu&nbsp;geldiğinde de “4 ila 6 aya çözülecek” demişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tam olarak 4 ila 6 ayın ortasında,&nbsp;5’inci ayda, bu sefer de “yakında çözülecek” diyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">*<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Benim teşekkür ettiğim şey ise bu sefer açık uçlu bırakarak “son tarih” baskısından kendisini de bizi de kurtarması oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir dahakine “Az sonra...” derse daha etkili olabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ŞAKA&nbsp;GİBİ BAŞKAN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP&nbsp;yönetiminde çalışmak ne kadar zor... Hiç düşündünüz mü?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başkanınız Trump olunca her yaptığına bir kılıf uydurmak zorunda kalan sizsiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hükümetin bulduğu bahane ise “şaka”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump ne yapsa, ne dese, ne karıştırsa “şaka” deyip geçiyorlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kendini Hz. İsa ilan ediyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kendini Papa ilan ediyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump kanserli hücreleri öldürmek için gazlı içecek içtiğini söylüyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, ara seçimleri yapmamayı öneriyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">- Trump, Anayasa’ya aykırı olarak 3’üncü kez başkan olmayı öneriyor... ŞAKA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Şaka gibi Başkan” desek uygun olur herhalde?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/kafada-bitti-ya-masada-1776581759.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dine uymayız dini kendimize uydururuz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-824</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-824</guid>
                <description><![CDATA[Güya Kur’ân-ı kerîm mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermiş. Yani onlar orada kalmış. Bugün yapılması gereken şey her birini o günkü gerçeklikten ayırıp soyutlaştırmak ve onların düne ait olduğunu fark etmekmiş. Açıkça demek istiyor ki hepsine yeniden bakarız, bugün bize sıkıntı çıkarmayacak olanları alır, diğerlerini orada bırakırız. Dine uymayız, dini kendimize uydururuz. “O günkü gerçeklikler” ifadesi de attığımız bu adım da bahanemiz olur…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sinsi-ve-yikici-yol-1784545" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/sinsi-ve-yikici-yol-1784545</a></p><p class="MsoNormal">Birkaç haftadır ısrarla Türk milletinin bin yıllık itikadını bozacak şekilde faaliyet gösteren kurumlar ve kişiler hakkında yazıyoruz. İşin ne denli tehlike kesbettiğini anlayamayanlar bizim bu tavrımızı şahsi bir düşmanlığa hamledebiliyor. Hâlbuki mesele sanıldığından çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Tahribat ve onun neticesindeki bozulma bu şekilde devam ederse cümlelere dökmek istemediğimiz bir noktaya varacağımız kesin...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bugün Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>KURAMER</strong>’in koçbaşılığını yaptığı hareket maalesef İslam binasının ana kolonunu kesmekle meşgul. Elbette buna güçleri yetmeyecek fakat yapılmak istenen şeyin bu olduğunu bilmemiz gerekiyor. Başarılı olamayacaklarını söylediğimiz hâlde neden bu kadar feveran ediyoruz?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet nihai manada başarılı olamayacaklar fakat bu yolda acaba kaç kişinin ayağını kaydıracaklar? Kaç kişi onlara aldanarak ebedî saadetini kaybedecek? Kaç kişi sonsuz felakete yürüyecek? İşte bizi bu denli üzen hadise budur. Yoksa bu yolda bizi kaç kişi anlar kaç kişi tenkit eder ona da bakmaz, milletimizi uyandırmaktan vazgeçmeyiz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet bu hafta da&nbsp;<strong>sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu</strong>’nun eserlerinden devam edeceğim. Onun İslam adına hareket ettiğini söyleyerek aklına tabi olmasının ve dini aklına uydurmaya çalışmasının affedilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Kitapları itikadı sarsan ölümcül yanlışlarla doludur…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun doğru ile yanlışı bir araya getirip doğruyu harcama niyetinde olduğu görülüyor. Ona göre&nbsp;<strong>dinî düşüncede çok seslilik rahmetmiş!</strong>&nbsp;Dinin tek doğruya indirgenmiş yorumu ümmete sıkıntı ve zahmet getiriyormuş. Şu ifadeye bakınız:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Gerek Şiî gerek Sünnî kesim, sivil ve çoğulcu dinî anlayış yerine tek doğrucu ve ideolojik bir dinî söyleme ağırlık verdiği ve dinî öğretimlerini buna göre sürdürdüğü sürece dinin esenlik ve barış mesajı, rahmet ve uzlaştırıcı gücü zayıflamış olacaktır.”</i>&nbsp;(İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?, s. 93)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buradan da anlaşıldığına göre kendisinin en ufak bir şekilde Ehl-i sünnet şuur ve hassasiyeti bulunmuyor. Sevgili Peygamberimizin bildirdiği Hak yol ile bid’at fırkasını hatta bu vesile ile bütün bozuk fırkaları aynı kefeye koymuş oluyor. Her vesile ile kullandığı&nbsp;<strong>“dini düşünce”</strong>&nbsp;tabiri ise ayrı bir fecaattir.&nbsp;<strong>Din bir düşünce sistemi değildir!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu zaman ilerledikçe haram ve helalin değişeceğine inanıyor. Uzun uzun paragraflar içerisinde söylemek istediği husus bu. Faiz ve aile hukuku konusunda bunu düşünüyor. Bugünkü faizli sistemi daha doğrusu keşmekeşi bir türlü feda edemiyor ve onu bugün artık vazgeçilmezmiş gibi göstermeye çalışıyor. Şöyle diyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Mesela domuz eti de dinimizde haramdır, ama onun üzerine 3-5 kitap ya bulursunuz ya bulamazsınız. Demek ki ortada konuşulması gereken ve mevcut bakış açısıyla çözülememiş bir durum var. Bu devam ettiği içindir ki, bugün yine bu konuları (faiz) müzakere etmek amacıyla bir araya geliyoruz, tartışıyoruz ve yol almaya çalışıyoruz.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 250)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu burada faizin haramlığını tartışmaya açmak istiyor. Konuyla ilgili yüzlerce kitap varmış, buna rağmen mesele hallolmamış! Demek ki faizin haramlığı konusu çok net değilmiş... Mevzu ile ilgili kesin şekilde birçok âyet-i kerime varken, Sevgili Peygamberimiz haramlığını bildirmişken beyimiz hâlâ tartışıyor ve yol almaya çalışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yeni nesle bozgun sorumluluğu!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Velayet-mülkiyet konusunda işlettiği mantık da faiz mevzuundakiyle aynı. Bütün bunları son derece sinsi bir üslupla dile getiriyor. Vaktiyle&nbsp;<strong>Diyanet’ten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın</strong>&nbsp;vardı. O da bu tür mevzulara girerdi fakat lafı evirip çevirmezdi.&nbsp;<i>"Kur’ân’ın %40’ı atılmalıdır"</i>&nbsp;derdi. Böylesine cür’etli konuşmasının sebebi belki de o dönemdeki siyasi gücü ve arkasındaki FETÖ desteği idi…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gerek Bardakoğlu gerek Görmez hemen hemen aynı şeyleri üstü örtülü bir tarzda dile getiriyorlar. Bardakoğlu’nu dinleyelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Klasik literatürden öğrenciye okutulan faiz ile ilgili metinlerin, kuralların, tarım ve trampa ekonomisiyle, evliliğin ise dönemin vekalet-mülkiyet anlayışıyla irtibatını göstermek gerekmez mi?.. Kendi dönemlerine göre gayet yerinde olan bu görüşlerin günümüzdeki karşılığının hayatın akışı içinde giderek zayıfladığına veya hiç kalmadığına dikkat edilmeyecek mi? Bu sorular ciddiye alınmaksızın yapılan bir öğretim, zihinleri tarihe ve metne kilitleyecek, hayattan koparacaktır.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 84)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durumda kendisine soralım: Dinin kesin bir hükmü hayatın akışı içinde giderek zayıflarsa veya hiç kalmazsa hüküm olmaktan çıkacak öyle mi? Mesela hiçbir kadın başını örtmezse başını örtmekle ilgili hükümler hükümsüz kalacak öyle mi? Herkes zina yaparsa zinanın günah oluşuyla ilgili hükümler de buharlaşacak öyle mi? Bu hükümleri bildirmek insanları hayattan koparacak, metne kilitleyecek öyle mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ey Bardakoğlu! Bilmiyorsan bil ki, dinin hükmü sen bozuldun diye değişmez. Faizin hayatın hemen her alanına girmesi onu meşrulaştırmayacağı gibi miras hakkının bugün farklı şekilde uygulanıyor olması da bu tatbikatı meşrulaştırmaz. Ayrıca senin&nbsp;<strong>“görüş”</strong>&nbsp;dediğin şey&nbsp;<strong>“görüş”</strong>&nbsp;değil, dinin hükmüdür. Fukaha dinin hükmünü bildirmiştir. Dinin hükmünü öğrenmek için elbette metne kilitlenmek gerekir ve bu, hayattan kopuş değildir! Ayrıca&nbsp;<strong>“fıkıhçılar”</strong>&nbsp;dediğin o büyük Ehl-i sünnet âlimleri toplumun problemlerini senin zannettiğin gibi öyle birkaç adım geriden takip etmez.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Keza şu ifadeleri de Bardakoğlu’nun&nbsp;<strong>"tarihselciliğini"</strong>&nbsp;hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak netlikte ortaya koyuyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Kur’ân-ı kerîm evrensel bir hitapla bütün dünyaya kıyamete kadar sürecek bir çağrıda bulunmakta, fakat çoğunlukla mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermektedir. Üzerinden mesajın verildiği örnek olayların ve gerçekliklerin belli bir zaman ve mekân kesitine ait olduğunu fark etmek de mesajı bu gerçeklikten ayırıp soyutlaştırma ve yeni olaylara uygulanabilir hâle getirmek de yeni nesil Müslümanların omuzlarına binen bir sorumluluk olacaktır.”</i>&nbsp;(aynı eser, s. 136)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ne demek bunlar! Güya Kur’ân-ı kerîm mesajını o günkü gerçeklikler, yaşanmış olaylar ve belli örnekler üzerinden vermiş. Yani onlar orada kalmış. Bugün yapılması gereken şey her birini o günkü gerçeklikten ayırıp soyutlaştırmak ve onların düne ait olduğunu fark etmekmiş. Açıkça demek istiyor ki hepsine yeniden bakarız, bugün bize sıkıntı çıkarmayacak olanları alır, diğerlerini orada bırakırız. Dine uymayız, dini kendimize uydururuz.&nbsp;<i>“O günkü gerçeklikler”</i>&nbsp;ifadesi de attığımız bu adım da bahanemiz olur…<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Derin derin düşünelim artık:&nbsp;<strong>“Bu azgın selin önünde nasıl durulur?”</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yeni fıkıh çalışmaları mı?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu sık sık&nbsp;<i>"dinî düşünce"</i>&nbsp;deyip duruyor. Galiba dini, bir düşünce sistemi zannediyor.&nbsp;<i>“İslam’ı Yeniden Düşünmek”</i>&nbsp;(KURAMER 2024), isimli eserinde Kitabına düşündüğü isimler arasında olan fakat karamsarlık aşılayacağını düşündüğü için kullanmadığını söylediği,&nbsp;<i>“Metin, Tarih ve Modern Çağ Kıskacında Buharlaşan İslam”</i>&nbsp;ifadesi (s. XVIII) din-i mübin hakkındaki kanaatini ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet buharlaşan biri var fakat o İslam değil Bardakoğlu’nun kendisidir! Ve dahi onun gibilerdir... İslam bütün duruluğuyla vardır ve kıyamete kadar var olacaktır. Sabık Diyanet Reisi, İslam’ın Allahü teâlânın korumasında olduğu hakikatini unuttu mu acaba?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun, dini aklına uydurma peşinde olduğunu ifade etmiştik. Kitabındaki şu satırlar bunu bütün netliği ile ortaya koyuyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Fıkıh düşüncesi ve fıkhi bilgi üretme dün nasıldı, günümüzde nasıl olmalı?”</i>&nbsp;(İslam’ı Yeniden Düşünmek, s. 3) Burada fıkhı düşünce zannetmekle kalmıyor, fıkhi bilginin bugün farklı olması gerektiğini ihsas ediyor.&nbsp;<i>“Nasıl olmalı?”</i>&nbsp;ifadesi buna işaret ediyor. Yani farklı olmalıdır demek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kafaya göre namazın farzları, vacipleri, sünnetleri değişebilir demek ki. Belki de kendilerine göre değişmiştir!&nbsp;<strong>Nitekim Görmez’in son zamanlarda bir numaralı üstadı Taha Abdurrahman’ın felsefe fıkhı hazırladığını biliyoruz...</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun Osmanlı tarihine bakışında da oldukça sakat fikirler var. Halil İnalcık’ın bazı yanlış görüşlerini kendisine dayanak yaparak örf-i hukukun içerisinde Bizans tecrübesinin de bulunduğu safsatasını ileri sürebilmektedir (aynı eser, s.279). Tanzimat ve Meşrutiyet aydını ifadesi ile dönemin modernistlerini övüyor fakat isim vermiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu eserinde, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde hukuk alanındaki Batı tarzı kanunlaştırmaları gizli bir takdir içerisinde kaleme alıyor. Çünkü o, bu durumu fıkhın yeni gelişmeler karşısında yetersiz kalmasına bağlıyor. Böylece kendilerine dinde rahatça at koşturacakları bir alan açmak kolaylaşmış oluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim KURAMER ve İDE gibi kurumlarda bu faaliyetlerini aralıksız devam ettirirken Diyanet’i de kalkan olarak kullanmaktalar. Devlet büyüklerimiz inşallah bu büyük tehlikenin farkındadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KURAMER’in neler yaptığını inşallah ileride ayrı bir yazı dizisi olarak ele alacağım...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dine-uymayiz-dini-kendimize-uydururuz-1776496831.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyin mi Değişiyor, Toplum mu Çözülüyor?</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-819</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-819</guid>
                <description><![CDATA[Son günlerde…
İki genç saldırgan, katledilen hayatlar… Ve geride kalan ağır bir soru:
Bu sadece bireysel bir sapma mı, yoksa yeni bir zihinsel iklimin ürünü mü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Son günlerde…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">iki genç saldırgan, katledilen hayatlar…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">ve geride kalan ağır bir soru:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Bu sadece bireysel bir sapma mı,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>yoksa yeni bir zihinsel iklimin ürünü mü?</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ülkenin farklı noktalarında, henüz hayatın başında olan iki gencin işlediği cinayetler, sadece adli bir vaka olarak değerlendirilemez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu olaylar, artık bireysel patolojilerin ötesine geçen, toplumsal bir zihinsel kırılmanın işareti olabilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Çünkü şiddetin yaşı düşüyorsa…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu yalnızca bireylerin değil, zihinleri şekillendiren sistemin de değiştiğini gösterir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Beyin Ne Görürse Onu Normalleştirir<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan beyni, tekrar eden uyaranlara karşı duyarsızlaşır.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün bir genç, her gün onlarca şiddet sahnesine maruz kalıyorsa…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Haberlerde</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Dizilerde</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sosyal medyada</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Oyunlarda<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…amigdala bir süre sonra bu görüntüleri “tehdit” değil, “olağan” olarak kodlamaya başlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık alarm vermemeye başladığında, tehlike ortadan kalkmış olmaz…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sadece tehlike, zihinde sıradanlaşmış olur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İşte en büyük kırılma tam burada başlar.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir insanın karşısındakine zarar vermesini zorlaştıran en güçlü mekanizma empati sistemidir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu sistemin nörobiyolojik karşılığı ayna nöron sistemidir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ancak dijital çağda iletişim:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Hızlı</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Yüzeysel</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Duygudan arındırılmış<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">hale geldikçe, bu sistem yeterince aktive olmaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan artık bir yüzü değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir ekranı görür.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir duyguyu değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bir içerik tüketir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve zamanla şu olur:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>İnsan, insanı hissetmemeye başlar.<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>***</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şiddet yalnızca öfke değildir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Şiddet, çoğu zaman kontrol edilemeyen bir dürtünün sonucudur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu noktada devreye giren yapı prefrontal kortekstir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ancak sürekli uyarana maruz kalan, sabır eşiği düşen, anlık tatmine alışmış bir zihin…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beklemeyi öğrenemez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Düşünmeyi geciktiremez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sonuçları hesaplayamaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve en tehlikelisi:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>“Yapmamalıyım” ile “yaptım” arasındaki mesafe kısalır.<o:p></o:p></strong></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugünün bir başka gerçeği ise daha sessiz ama daha derin bir kırılmadır:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Her şeye ulaşabilen ama hiçbir şeyden tatmin olmayan bir nesil…</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Emek vermeden elde eden,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">sınırla tanışmadan büyüyen,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">beklemeyi öğrenmeden yaşayan bir zihin…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Zamanla <strong>değer duygusunu</strong> kaybeder.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beyin, ödülü ne kadar kolay alırsa…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">o ödülün anlamı o kadar azalır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sürekli uyarılan bir ödül sistemi:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha fazlasını ister</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha hızlısını ister</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Daha yoğununu ister<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ama hiçbirine doyamaz.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ortaya çıkan tablo şudur:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Haz var… ama huzur yok.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu zihinler:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Kolay tatmine alışır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Zor olana tahammül edemez</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sınırla karşılaştığında öfke üretir</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Engellenmeye dayanamaz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve en kritik nokta:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Hiçbir şeyin yetmediği bir iç boşluk oluşur.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu boşluk…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bazen riskli davranışlarla,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bazen öfkeyle,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bazen de şiddetle doldurulmaya çalışılır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün gençler yalnız değil… ama yalnız hissediyor.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kalabalıklar içinde ama bağsız.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Toplumda artan:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Belirsizlik</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Gelecek kaygısı</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Kimlik karmaşası</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Değer erozyonu<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">beyinde kronik bir stres hali oluşturur.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu durum:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Tahammülü azaltır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Öfkeyi artırır</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Riskli davranışları çoğaltır<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve zamanla şiddet…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bir tepki değil,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">bir çıkış yolu gibi algılanmaya başlanabilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">***<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bu tablonun bir de daha derin boyutu var:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Anlam kaybı.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnsan sadece biyolojik bir varlık değildir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Eğer bir zihin:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Değerle tanışmazsa</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sorumluluk öğrenmezse</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Sınır görmezse</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Ahlak ve maneviyatla temas etmezse<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…o zihin yönünü kaybeder.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Yönünü kaybeden zihin ise…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Kolay yönlendirilir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün karşı karşıya olduğumuz risk tam da budur:</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Uyarılmış ama yönsüz,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>hareketli ama hedefsiz,</strong></span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>dolu görünen ama içi boş zihinler.</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Her şiddet vakasında “nasıl böyle biri olur?” diye sorarız.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ama belki de artık şu soruyu sormamız gerekiyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;"><strong>Nasıl bir ortam, böyle zihinler üretir?</strong><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Çünkü hiçbir zihin boşlukta şekillenmez.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Her beyin, içinde bulunduğu kültürün izlerini taşır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün yaşananlardan anladığımız şu:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sorun sadece suç değil…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sorun, suçu mümkün kılan zihinsel iklimdir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Eğer:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Şiddeti normalleştirirsek</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Empatiyi zayıflatırsak</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Dürtü kontrolünü eğitmezsek</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; &nbsp;</span><span style="line-height:107%;">Hazza teslim olup anlamı kaybedersek<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">…yarın bu haberler istisna değil, sıradan hale gelir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Ve o gün geldiğinde…<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Artık konuşacak bir “toplum” değil,</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Sadece birbirine yabancı bireyler kalır.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Beyin öğrenir.</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Toplum öğretir.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Bugün neyi gösteriyorsak…</span></span><br><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Yarın onu yaşayacağız.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">Nörolog Dr Mehmet Yavuz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;font-size:14.0pt;"><span style="line-height:107%;">İnstegram: @drmyavuz<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/beyin-mi-degisiyor-toplum-mu-cozuluyor-1776409156.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yasanın çıkması için çocukların ölmesi mi gerekiyordu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-818</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-818</guid>
                <description><![CDATA[MECLİS’te geçen hafta 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren yasa teklifinin görüşmeleri vardı. Muhalefet yoklama istedi, Meclis’te oldukları halde kuliste bekleyip Genel Kurul Salonu’na girmediler, iktidar çoğunluğu sağlayamadı, Meclis kapandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet'ten Abdulkadir Selvi'nin makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-43152799" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-43152799</a></p><p class="MsoNormal">MECLİS’te geçen hafta 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren yasa teklifinin görüşmeleri vardı. Muhalefet yoklama istedi, Meclis’te oldukları halde kuliste bekleyip Genel Kurul Salonu’na girmediler, iktidar çoğunluğu sağlayamadı, Meclis kapandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki 1 hafta içinde ne oldu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa Siverek’te bir çocuk pompalı tüfekle okul bastı 20 kişiyi yaraladı. Kendi canına kıydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’ta ise bir felaket yaşandı. Okulu basan bir çocuk, 8 öğrenci ve bir öğretmeni katletti, kendi canına kıydı. 20 yaralı vardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her iki olayda da katillerin sosyal medyadan esinlendikleri ortaya çıktı. Kahramanmaraş’taki çocuğun sosyal medya profilindeki fotoğrafın 2014 yılında Amerika’da okul saldırısını gerçekleştiren&nbsp;Elliot Rodger&nbsp;olduğu ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hafta yasanın bir bölümü çıkarılabildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sosyal medyayla ilgili maddeye haftaya sıra gelecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki yasanın görüşülmesi için bu olayların yaşanması mı gerekiyordu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NE FAYDASI VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Meclis’i çalıştırmak iktidarın görevidir. Muhalefet zaman zaman Meclis’i kilitler. Geçmişte bunun birçok örneği yaşandı. Ancak muhalefet, Meclis’i toplumsal duyarlılığı yüksek olan konularda kilitler. Muhalefet yapılır da toplumun zararına olduğunu gördüğünüz şeylere muhalefet yapılır. Toplumun yararına olan düzenlemelere muhalefet edilmez ki...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta okulun basılması, çocukların katledilmesi muhalefetin de sorunu değil mi? 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenlemenin engellenmesinin muhalefete ne faydası var?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yasa çıksaydı bu saldırılar olmazdı demiyorum. Ama en azından caydırıcı olurdu. Psikolojik bir iklim oluştururdu. Bazı konular vardır ki siyaset üstüdür. Çocuklarımızın geleceğiyle ilgili konularda siyasetin üstünün üstüdür. Muhalefet yapacağım diye bunların engellenmesinin kimseye faydası olmaz. En büyük zararı ise geleceğimizin teminatı olan evlatlarımıza olur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta olduğu gibi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ACININ ADI VAR TARİFİ YOK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazında yürek yakan manzaralar yaşandı. Aileler güçlükle ayakta duruyordu. Sabah öpüp koklayıp okula gönderdiğin çocuğunu akşam morgdan almak, bir gün sonra toprağa vermek dayanılacak bir acı değil. Acının tarifi yok. Bu acıyı tarif edecek bir kelime yok. Ateş düştüğü yeri yakar. Yürekleri yandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onlar bir melek. Onlar bir şehit. Mekânları cennet olsun. Milletimizin başı sağ olsun. Allah ailelerine sabır versin.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AİLELERİN SORUMLULUĞU YOK MU<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’taki saldırıda 10 kişiyi katleden&nbsp;İsa Aras Mersinli’nin saldırıyı emniyet müdürü olan babasına ait 5 silahla yaptığı ortaya çıktı. Babası&nbsp;Uğur Mersinli&nbsp;ifadesinde 7 silahının, ayrıca 2 tüfeğinin olduğunu söyledi. Evini cephaneliğe çevirmiş. Oğlunun da silahlara meraklı olduğunu ve poligona götürerek atış yaptırdığını açıkladı.&nbsp;Uğur Mersinli&nbsp;ifadesinde ayrıca poligonda atış yaparken çocuğunun fotoğrafını ve videosunu çektiğini ve bunu kendisine gönderdiğini anlatıyor. Bu evden sevgi pıtırcığı çıkmaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılardan sonra İçişleri Bakanı&nbsp;Mustafa Çiftçi&nbsp;ve Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin&nbsp;başkanlığında 81 ilin valisi ve milli eğitim müdürüyle bir toplantı yapıldı. Acil güvenlik önlemleri alındı. Bundan sonra da her ile hatta her okula yönelik olarak tedbirler geliştirilecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BİR DE EVİN İÇİ VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunlar gerekli önlemler. Ancak bir de evin içi var. Bu tür olaylarda aileye odaklanmaya çalışırım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çankaya Üniversitesi’nde öğretim üyesi&nbsp;Ceren Damar,&nbsp;öğrencisi<span style="mso-ascii-font-family:Aptos;mso-bidi-font-family:Aptos;mso-hansi-font-family:Aptos;">�</span>Hasan İsmail Hikmet&nbsp;tarafından bıçaklanıp tabancayla vurularak öldürülmüştü. Genç, pırıl bir pırıl akademisyendi. Bu olayı yakından takip etmiştim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Katilin dedesinin ve emniyet görevlisi olan babasının hatta avukatının mahkemedeki tavırları, yaptıkları açıklamaları ve verdikleri ifadeleri görünce tek suçlu bu kişi değil; ailesi de en az onun kadar suçlu diye düşünmüştüm.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tek suçlu bu çocuklar değil. Aileleri de en az onlar kadar suçlu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’ta da çocuğunu atış talimine götüren, emekli olursa çocuğuna silahının birini hediye edeceği sözünü veren bir baba ile karşı karşıyayız. Bu çocuktan ne beklenir?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BU KAFAYI İYİ TANIYIN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kahramanmaraş’tan okulda katliam haberi geldi. Daha ne olduğu belli olmadan CHP’nin Gölge Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Suat Özçağdaş&nbsp;kameraların karşısına geçti, açtı ağzını yumdu gözünü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin’i suçladı, olayların sorumlusunun laik eğitimden sapılması olduğunu savundu. Olaydan duyduğu üzüntüyü bildiren Cumhurbaşkanı&nbsp;Erdoğan’ı hedef aldı. Cumhurbaşkanı’nı ölümlerden sorumlu tuttu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Suat Özçağdaş&nbsp;açıklama yaparken henüz ölü ve yaralı sayısı belli değildi. Daha çocukların kanları kurumadan bunlar söylenecek söz mü?&nbsp;Suat Özçağdaş&nbsp;nerede yaşıyor, bu halkın ne düşündüğünden haberi yok mu?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Millet olmak tasada ve kıvançta birlikte olmak demektir. Sen önce milletin acısını paylaş. Sonra eleştirilerini yaparsın.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KURAN KURSLARINA&nbsp;SAVAŞ AÇMIŞTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CHP’nin Gölge Milli Eğitimi Bakanı&nbsp;Suat Özçağdaş’ın gözünü ideoloji ve din düşmanlığı bürümüş olmalı. Dini duyguların en yoğun olduğu ramazan ayında ise Kuran kurslarına savaş açmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Devir değişiyor ama kafa değişmiyor.&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yasanin-cikmasi-icin-cocuklarin-olmesi-mi-gerekiyordu-1776407994.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ablukaya 10 binden fazla asker katılıyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-808</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-808</guid>
                <description><![CDATA[ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisi ile savaş uçağının eşlik ettiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda uygulanan ablukaya 10 binden fazla askerin katıldığını bildirdi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisi ile savaş uçağının eşlik ettiğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CENTCOM, X hesabından yaptığı paylaşımda İran limanlarına yönelik ablukaya ilişkin güncel durum hakkında bazı bilgileri paylaştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, 10 binden fazla ABD Donanma, Deniz Piyade ve Hava Kuvvetleri mensubu askeri ile onlarca savaş gemisi ve savaş uçağının "İran limanlarına giren ve çıkan gemileri abluka altına alma görevini" yürüttüğü belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk 24 saat içinde hiçbir geminin ABD ablukasını aşamadığı kaydedilen açıklamada 6 ticaret gemisinin, ABD kuvvetlerinin talimatına uyarak geri dönüp Umman Körfezi'ndeki bir İran limanına yeniden girdiği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ablukanın, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'ndeki tüm İran limanları dahil olmak üzere, İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan tüm ülkelerin gemilerine karşı "tarafsız" şekilde uygulandığı da açıklamada vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da gerçekleşen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söz konusu açıklamanın hemen ardından CENTCOM, 13 Nisan saat 17.00'de (TSİ) İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıklamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada, İran'ın elinde kalan gemilerin Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alan Amerikan deniz kuvvetlerine yaklaşması halinde "etkisiz hale getirileceği" tehdidinde bulunmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ablukaya-10-binden-fazla-asker-katiliyor-1776234903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yedi kocalı Hürmüz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yedi-kocali-hurmuz-806</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yedi-kocali-hurmuz-806</guid>
                <description><![CDATA[Hikâye o ki İstanbul’da yaşayan Hürmüz hepsi farklı mesleklerden olan ve birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip bir erkeğe daha aşık olmuş.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Hürriyet'ten Hande Fırat'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/yedi-kocali-hurmuz-43150409"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/yedi-kocali-hurmuz-43150409</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">Hikâye o ki İstanbul’da yaşayan Hürmüz hepsi farklı mesleklerden olan ve birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip bir erkeğe daha aşık olmuş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sonunda onunla da evlenmiş. Ancak kocalarının eve geliş-gidiş zamanlarında çakışmalar meydana gelince Hürmüz zor durumda kalmış. Soru belli, hepsini idare etmeye çalışan Hürmüz acaba kurtulabilir mi? Teşbihte hata olmaz diyerek başlayalım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ: BİR&nbsp;BOĞAZDAN FAZLASI,&nbsp;BİR DÜZENİN SINAVI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortadoğu’da krizler eksik olmaz. Ama bazı krizler vardır ki sadece bölgeyi değil, sistemi değiştirir. Bugün Hürmüz’de yaşanan tam olarak böyle bir eşik. Bölgede İran’ın nükleer kapasitesinin varlığı yıllardır tartışılırken, İsrail’in adeta gazıyla çıkan savaş sonucu bir de Hürmüz sorunu ile mücadele etmek durumunda kaldı dünya...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir yanda&nbsp;“Boğazı açalım”&nbsp;diyenler... Diğer yanda&nbsp;“Bu savaşın parçası olmayız”&nbsp;diyenler... Ve arada kalan bir gerçek:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Bu artık bir deniz yolu meselesi değil. Bu, enerji hatlarının, ittifakların ve küresel güç dengesinin yeniden yazıldığı bir süreç.”&nbsp;Ya da bizim bir kadın ve yedi koca ama bu sefer bütün kocalar birbirinden haberdar...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MASA DAĞILMADI,&nbsp;AMA SERTLEŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ile İran arasındaki görüşmeler çöktü gibi görünüyor. Ama gerçekte olan şu: Taraflar pozisyonlarını sertleştirdi. Üstelik masanın ayakları hâlâ duruyor yani masaya oturanlar kalkmış olsa da hem bürokratlar hem de aracı ülkeler kanalıyla diyalog sürüyor. Anadolu Ajansı’na konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın iki tespitine dikkati çekelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “ABD ve İran ateşkese ihtiyaç olduğunu biliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama başlangıç pozisyonları ‘maksimalist’.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başlangıç talepleri her zaman maksimalist olur. Bu diplomasi dilidir. Ama kolay da olmayacak. Bu yüzden önümüzde kısa vadeli çözüm değil, uzayan bir pazarlık süreci var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KRİZİN MERKEZİ: NÜKLEER DOSYA<br><br>Sahada gemiler, açıklamalarda tehditler var. Ama krizin kalbi burada değil. Asıl mesele:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* İran’ın nükleer programı ve özellikle uranyum zenginleştirme...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “Ya hep ya hiç” yaklaşımı burada devreye girerse süreç kilitlenir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Yani Hürmüz’de gördüğümüz gerilim, aslında nükleer pazarlığın yansıması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ: SAVAŞIN&nbsp;GERÇEK ADI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hürmüz artık sadece bir boğaz değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Küresel üretim zincirinin ana damarı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Enerji güvenliğinin merkezi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama en kritik nokta şu: Boğazın kapanması gerekmiyor. Kapanma ihtimali bile yeter. Bugün piyasalar tam olarak bunu fiyatlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EKONOMİK SAVAŞ&nbsp;BAŞLADI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kriz askeri olduğu kadar ekonomik. Zincir çok net:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hürmüz ª Petrol ª Nakliye ª Gıda ª Enflasyon<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve bu zincir hızlı çalışıyor. Bugün atılan bir adım, yarın vatandaşın cebine yansır.<br><br>TRUMP NE YAPIYOR?<br><br>Donald Trump’ın son açıklamaları ilk bakışta çelişkili:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* NATO’dan çıkmayı tartışıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* NATO’yu sert eleştiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama NATO ile birlikte abluka çağrısı yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında çelişki yok. Çok net bir strateji var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* “Benimle hareket ederseniz ittifakız. Etmezseniz gereksizsiniz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani NATO’yu bir ortaklık değil, bir araç olarak tanımlıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO NEREDE DURUYOR?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Krize ya da Trump’ın deyimiyle ablukaya NATO’nun dahil olmasıyla, İran’a karşı ya da İsrail destekçisi ülkelerin bireysel katılım ihtimallerinin farklı konular olduğunu unutmayalım. NATO’ya gelince; önünde kritik bir soru var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Boğazı korumak mı yoksa savaşın parçası olmak mı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İşte ince çizgi burada.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Mayın temizleme --- kabul edilebilir<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tanker koruma --- gri alan<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Askeri kontrol --- savaş<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu yüzden Avrupa net: “Bu bizim savaşımız değil” diyor. Hiçbir ülke İran’a karşı yürütülen bir savaşın parçası olmak istemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GERÇEK TABLO:&nbsp;SAVAŞ YOK, GERİLİM VAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şu an yaşanan:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tam ölçekli savaş değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ama sürekli tırmanan bir gerilim.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Taraflar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hamle yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Karşı hamle geliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Denge kuruluyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da yeni bir durumu ortaya çıkarıyor: Sürekli kriz hali<br><br>TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ<br><br>Türkiye bu denklemde net bir çizgide: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açık açık söyledi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Savaşın dışında kal.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Diplomasiye alan aç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Dengeyi koru.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu, Ankara’nın klasik refleksi. Ama bu kez farklı bir boyut var: Türkiye doğrudan etkilenmiyor gibi görünse de tüm ülkeler gibi ekonomik etkiden kaçamıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ASIL ETKİ: CEBE&nbsp;YANSIYAN KRİZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Enerji arzı kesilmese bile fiyatlar yükseliyor. Bu da şu anlama geliyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Enflasyon artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Gıda fiyatları yükselir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Ekonomik baskı artar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani kriz sadece sahada değil, günlük hayatta hissedilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">EN TEHLİKELİ SENARYO<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kriz büyürse sonuçları ağır olur:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Avrupa ve Asya’da enerji krizi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Tedarik zincirinde kırılma<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Hatta bazı bölgelerde kıtlık riski<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu artık sadece devletlerin değil, toplumların krizi olma riskini taşıyor.<br><br>PERDE ARKASI: BÜYÜK GÜÇ OYUNU<br><br>Bu denklem sadece İran–ABD değil. Daha büyük bir oyun var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Çin etkileniyor<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Avrupa temkinli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bazı aktörler krizi fırsat görüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani mesele: bölgesel değil, küresel rekabet.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En kritik soru bu: Kriz bittikten sonra ne olacak?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* İran daha fazla söz ister mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Geçişten pay talep eder mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Kurallar değişir mi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eğer cevap “evet” ise...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sadece bir kriz değil, yeni bir düzenin başlangıcı. Ancak örnek teşkil edebileceği endişesi ile bir başka soru daha devreye giriyor, küresel düzen buna müsaade eder mi?<br><br>SONUÇ: ASIL SINAV BAŞLIYOR<br><br>Bugün Hürmüz’de olan şey:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir boğaz meselesi değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir askeri operasyon tartışması değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">* Bir enerji krizi de değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hepsi birlikte. Ama daha önemlisi: Bu bir sistem testi. ABD baskı kuruyor. Avrupa direniyor. İran denge kuruyor. Türkiye ise şunu söylüyor: “Bu yangın büyürse kimse dışarıda kalamaz.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON SÖZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ortadoğu’daki krizler genelde petrolle başlar. Ama bazı krizler vardır... Petrol sadece bahanedir. Asıl mesele güçtür. Bugün Hürmüz’de tartışılan şey: Bir boğazın kontrolü değil dünyanın nasıl yönetileceği. Ve belki de en kritik soru şu: 7 Kocalı Hürmüz’ün kontrolü kimde olacak?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yedi-kocali-hurmuz-1776153467.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yabancı sanılan Türk markaları</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yabanci-sanilan-turk-markalari-803</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yabanci-sanilan-turk-markalari-803</guid>
                <description><![CDATA[Vitrinlerdeki yabancı isimlere bakıp ''kesin yurt dışı markası'' dediğiniz pek çok şirketin aslında Türkiye'den çıktığını biliyor muydunuz? Global pazarda büyük başarı yakalayan bu markalar, güçlü pazarlama stratejileriyle yabancı izlenimi yaratıyor. Ancak tabelaların ardında yerli sermaye ve Türkiye'de doğan girişim hikayeleri var. İşte yabancı sanılan ama yerli olan o markalar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Vitrinlerdeki yabancı isimlere bakıp ''kesin yurt dışı markası'' dediğiniz pek çok şirketin aslında Türkiye'den çıktığını biliyor muydunuz? Global pazarda büyük başarı yakalayan bu markalar, güçlü pazarlama stratejileriyle yabancı izlenimi yaratıyor. Ancak tabelaların ardında yerli sermaye ve Türkiye'de doğan girişim hikayeleri var. İşte yabancı sanılan ama yerli olan o markalar...<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Alışveriş merkezlerinde önünden geçtiğimiz, internet sitelerinde koleksiyonlarını incelediğimiz pek çok marka, bugün dünyanın en prestijli caddelerinde boy gösteriyor. Ancak çoğumuz, isimlerindeki o ‘’yabancı’’ tınıya aldanıp bu markaları Avrupa menşeli sanıyoruz. Oysa gerçek bambaşka… Bu isimlerin ardında başarılı Türk girişimciler var. İşte tekstilden gıdaya, kozmetikten ev dekorasyonuna kadar Türk imzası taşıyan o markalar!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vakko</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hikayesi, 1934 yılında İstanbul Sultanhamam’da ‘’Şen Şapka’’ adıyla kurulan şapka dükkanıyla başladı. 1937 yılında Vakko adını aldı. İlk mağazasını 1962 yılında Beyoğlu'nda açtı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Koton</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi ve mağaza konsepti nedeniyle yabancı sanılıyor. Oysa tamamen Türkiye merkezli bir giyim firması. 1988 yılında İstanbul’da kuruldu. 2025 yılı sonu itibarıyla 35 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Ramsey</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk tasarımları 1972’de Londra’da bir atölyede yapıldı. Daha sonra markanın kurucuları, üretimi 1985 yılında Londra’dan Türkiye’ye taşıdı. Bugün Türkiye ve dünyanın dört bir yanında 78 mağazası bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Penti</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Markanın temelleri 1950 yılında İstanbul'da atıldı. Marka, 1984 yılında ismini Penti olarak tescil ettirdi. İlk Penti mağazası 1999 yılında İstanbul'da açıldı ve marka toptan satıştan perakendeye yöneldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>DeFacto</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004 yılında kuruldu. İlk mağazasını 2005 yılında İstanbul’da açarak perakende sektörüne giriş yaptı. Akdeniz tarzı tasarımlar sunan marka, bugün 100 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Beymen</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1971 yılında İstanbul Şişli'de kurulan Türkiye'nin ilk lüks hazır giyim mağazası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk kurulduğu zamanlarda sadece erkek tüketicileri hedefledikleri için "bey" ve globalde de yer alabilsin diye "men" kelimeleri birleştirilip Beymen ismi verilmiş.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Colin’s</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1983 yılında İstanbul’da konfeksiyon olarak kuruldu. 1986’da markalaşma yolunda ilk hamle atıldı ve Kulis markası altında pantolon, gömlek ve mont üretimine başlandı. 1994 yılında Kulis markası yerini Colin’s markasına bıraktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Mavi</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Global denim markası olarak bilinse de kökeni Türkiye. 1991 yılında İstanbul’da kuruldu. Blue jeans Türkçeleştirilerek ismi Mavi Jeans kondu. Özellikle ABD ve Avrupa’da güçlü bir pazara sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Desa</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1972 yılında Türkiye’de kuruldu. DESA, ‘’Deri Sanayicileri’’ kelimesinin kısaltmasıdır. Deri giyim alanında faaliyet göstermektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>LC Waikiki</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransız tasarımcı George Amouyal ve ortakları tarafından 1988 yılında Fransa’da kuruldu. 1997 yılında Türk yatırımcılar tarafından satın alındı. Bugün 5 kıtada, 61 ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Les Benjamins</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2011 yılında İstanbul’da kuruldu. Lüks sokak modası kimliği ile ön plana çıkıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Loft</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1968 yılında Fransa'da kuruldu. 1990’larda Türk yatırımcılar tarafından satın alınarak Türkiye merkezli bir yapıya büründü. Bu satın alma sonrası üretimi Türkiye'ye taşınan marka için İstanbul Avcılar'da dev bir fabrika kompleksi kuruldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lufian</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1995 yılında İzmir’de kurulan Ne-Saç, dünyaca ünlü markalara tasarım ve üretim hizmeti vererek başladığı yolculuğuna 2005 yılından bugüne LUFIAN markası olarak devam ediyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Greyder</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlk bakışta dünyaca ünlü bir yabancı marka olarak görülse de Greyder aslında, Çorum ilinin İskilip ilçesinden çıkmış olan bir Türk markası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hikayesi, 1956 yılında küçük bir atölyede başladı. Bugün Türkiye’de 105, yurt dışında ise 45 mağazası bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Derimod</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi nedeniyle yabancı sanılabiliyor. 1974 yılında Zeytinburnu'nda kurulan Derimod, Türkiye'nin ilk moda odaklı deri markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lescon</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye'nin ilk halı saha ayakkabısını üreten yerli spor markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Markanın temelleri, 1980 yılında Gaziantep'te atıldı. İlk yıllarda bölgede yaygın olan ‘’kara lastik’’ ayakkabıların üretimiyle sektöre giriş yapıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Marka, 1992 yılında ‘’Lescon’’ ismini aldı. 1992 yılında şirket merkezini İstanbul’a taşıyarak büyümesini hızlandırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İlerleyen yıllarda ürün portföyüne spor giyim ve spor aksesuarları eklendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kinetix</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1989 yılında FLO Group tarafından kurulan yerli bir markadır. 2005 yılından itibaren giyim koleksiyonu da sunmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lumberjack</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İtalya’nın ikonik markalarından biri olan Lumberjack, 2012 yılında FLO Group tarafından satın alınarak bir Türk markasına dönüştürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Godiva</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1926 yılında Belçika’da kuruldu. 2007 yılı sonunda Türk yatırımcılar tarafından satın alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>McVitie’s</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kökeni 1830'lu yıllara dayanan bir İngiliz markası olan McVitie’s<strong>,&nbsp;</strong>2014 yılında bir Türk şirketi tarafından satın alındı. Bu nedenle, marka köken olarak İngiliz, sahiplik olarak Türk firmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Pastavilla</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pastavilla, 1928 yılından bu yana uzanan köklü bir geçmişe sahip bir Türk markasıdır. Sanılanın aksine İtalyan değil, temelleri İzmir'de atılmış yerli bir girişimdir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Mado</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1850 yılında Kahramanmaraş'ta temelleri atılan, keçi sütü ve salep ile üretilen geleneksel Maraş dondurmasını modernize ederek dünyaya tanıtan köklü bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1991 yılında Maraş ve Dondurma kelimelerinin birleşimiyle MADO markası tescillendi. İlk şube İstanbul Caddebostan'da açıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1992'den itibaren franchising modeliyle hızla büyüyen Mado, Avustralya, Çin, Güney Kore, Katar ve birçok Avrupa ülkesine yayılarak küresel bir marka haline geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Züber</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2017 yılında Türkiye'de "doğal ve katkısız atıştırmalık" vizyonuyla kurulan bir gıda markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>SuperFresh</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1970 yılında Bursa'da kurulan Türkiye'nin ilk perakende dondurulmuş gıda firması Kerevitaş bünyesinde, 1990 yılında faaliyete geçen yerli bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Cafe Crown</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ülker tarafından 2003 yılında hazır kahve pazarına girmek amacıyla kurulan yerli bir markadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dimes</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1963 yılında Tokat'ta kurulan, Türkiye'nin yerel sermayeli ilk meyve suyu üreticisidir. Dimes, ‘’Diren Meyve Suları’’nın kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Uno</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1990 yılında kurulan Uno Ekmek, Türkiye'nin ilk paketli, ambalajlı ekmek markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Patiswiss</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004 yılında Ankara'da butik bir çikolata atölyesi olarak kuruldu. 2017 yılında Elif Aslı Yıldız-Tunaoğlu tarafından satın alınarak büyük bir dönüşüm geçirdi. Global bir gıda firmasına dönüşen marka, bugün 35'ten fazla ülkeye ihracat yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bellona</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1995 yılında Kayseri'de kurulan Bellona, Türkiye'nin mobilya sektöründeki öncü markalarından biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Beko</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1954 yılında İstanbul’da kuruldu. Markanın kurucusu, Türk iş insanı Vehbi Koç‘tur. Beko ismi, “Beyaz Eşya Koç” kelimesinin kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vestel</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1984 yılında Türkiye’nin Manisa şehrinde kuruldu. Vestel, ‘’Vestiyer Telekomünikasyon Elektronik’’ kelimesinin kısaltmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şirket, başlangıçta sadece televizyon üretimi yapmaktaydı ancak zamanla ürün yelpazesini genişleterek beyaz eşya, dijital ürünler, ve elektronik cihazlar gibi farklı alanlarda da üretim yapmaya başladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Arçelik</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1955 yılında İstanbul Sütlüce'de kuruldu. 1959 yılında Türkiye'nin ilk çamaşır makinesini, 1960 yılında ilk buzdolabını üretti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Marka, bugün Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticilerinden biri konumunda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Grundig</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1945'te Max Grundig tarafından Almanya'da kuruldu. Bugün ise Türk şirketi bünyesinde faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Casper</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1991 yılında üniversiteden yeni mezun olmuş 3 idealist bilgisayar mühendisi tarafından İstanbul'da kuruldu. Günümüzde Türkiye'nin önde gelen teknoloji markalarından biri olan şirket, Avrupa ve Orta Doğu'nun en büyük bilgisayar üretim tesislerinden birine sahiptir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Simbo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1997 yılında kuruldu. Küçük ev aletleri kategorisinde faaliyet gösteren yerli markalardan biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>General Mobile</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2005 yılında İstanbul'da kurulan marka, özellikle uygun fiyatlı akıllı telefonlarıyla biliniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Monster</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2000 yılında İstanbul'da kuruldu. Oyun ve grafik performansı odaklı dizüstü bilgisayarlar (notebook) üretimine başladı. Özellikle oyuncu bilgisayarlarıyla global pazarda dikkat çekiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Piranha</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Piranha, 2004 yılında Türk girişimciler tarafından kuruldu. Şirketin ismi, bir balık türü olan piranhadan gelmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sunny</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1979 yılında Ağrı'da temelleri atılan, televizyon, küçük ev aletleri ve uydu alıcısı üreten elektronik markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2004'te İstanbul'da kurulan devasa üretim tesisiyle Türkiye'nin en büyük elektronik üreticilerinden biri olan Sunny, bugün birçok ülkeye ihracat yapıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yumatu</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Japon markası izlenimi veren ancak 1970'lerde kurulan, Yusuf, Mahmut ve Tuncer Çapraz kardeşlerin isimlerinin hecelerinden (YU-MA-TU) oluşan yerli bir elektronik markasıdır. Özellikle 1990'larda televizyon ve uydu alıcısı üretimiyle yaygınlaşan marka, uygun fiyatlı ürünleriyle piyasada bilinirlik kazandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Alfemo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1997 yılında İzmir'de kurulan bir Türk mobilya markasıdır. Bugün beş kıtada 60’ı aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Madame Coco</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fransız tarzı ismiyle dikkat çekiyor ama yerli bir marka. 2011 yılında kurulan Madame Coco, ev tekstili ve dekorasyonda globalleşti. Bugün 23 ülkede hizmet veriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>English Home</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiliz markası izlenimi verse de tamamen Türkiye merkezli bir ev tekstili markası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1992 yılında kuruldu. Türkiye'de ve yurt dışında çok sayıda mağazasıyla ev tekstili ve dekorasyon sektöründe lider kuruluşlar arasında yer alıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Flormar</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1950'lerde Milano'da doğdu. 1970'te Türk yatırımcılar tarafından satın alındı. Bugün 70'ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gratis</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2009 yılında İstanbul’da kuruldu. Gratis, İspanyolca’da ‘’ücretsiz’’ anlamına gelir ve ‘’herkesin güzellik ürünlerine erişebilmesi’’ fikrini yansıtır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Sinoz</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2008 yılından bu yana cilt bakım alanında faaliyet gösteren yerli bir cilt bakım markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Cosmed</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2009 yılında kurulan ve merkezi İstanbul'da bulunan bir Türk dermokozmetik markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dyo</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsmi nedeniyle yabancı sayılsa da Türkiye’nin ilk boya markalarından biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DYO'nun açılımı ise Durmuş Yaşar ve Oğulları. Kurucusu da tahmin edeceğiniz üzere Durmuş Yaşar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Molfix</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Molfix, 1998 yılında Türkiye'de üretilmeye başlanan, günümüzde 100'den fazla ülkede faaliyet gösteren bir Türk bebek bezi markasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Dalin</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eczacı Adil Karaağaç tarafından 1983 yılında üretildi. Marka, ilk göz yakmayan bebek şampuanı ile hayatımıza dahil oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yabanci-sanilan-turk-markalari-1776152070.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çinli tanker ablukayı deldi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/cinli-tanker-ablukayi-deldi-802</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/cinli-tanker-ablukayi-deldi-802</guid>
                <description><![CDATA[Al Jazeera'nin haberine göre, ABD yaptırım uyguladığı tankerlerden Çin'e ait Rich Starry, ABD'nin boğazı ablukaya almasına rağmen Hürmüz'den geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD'nin yaptırım listesinde bulunan Çin'e ait bir tankerin Hürmüz Boğazı'na uygulanan ablukaya rağmen Basra Körfezi'nden ayrıldığı bildirildi. İsrail basını, Hizbullah'ın gelişmiş İHA'lar kullanarak İsrail tankları ile personel taşıyıcı araçlarını hedef aldığını kaydetti. Hizbullah İHA'larının İsrail'de önemli hasara yol açtığı belirtildi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile müzakerelerde büyük ilerleme sağlandığını ifade ederek, "Top İran'da" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter arasında ABD'de görüşme yapılacak. ABD arabuluculuğunda, İsrail ile Lübnan'ın olası&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ateskes" target="_blank">ateşkes</a>&nbsp;ve müzakere tarihinin ele alınması için Washington'da yapılacak görüşmeye, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da katılacak. Görüşmenin ABD yerel saatiyle 11.00'de yapılması planlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Hizbullah’tan İsrail-Lübnan görüşmesine veto<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Hizbullah’ın üst düzey yetkilisi Vafik Safa, "grubun şiddetle karşı çıktığı" ABD’de yapılacak Lübnan-İsrail görüşmelerinden çıkacak hiçbir anlaşmaya uymayacağını bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi Safa, Lübnan ve İsrail’in&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;büyükelçileri arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeler öncesinde konuştu. Diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülkenin temsilcileri, on yıllardır ilk kez yüz yüze bir araya gelecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press'e açıklama yapan Safa, “Lübnan ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;düşmanı arasındaki bu müzakerelerin sonuçları konusunda hiçbir ilgimiz ya da endişemiz yok” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran heyeti, tehditler nedeniyle rotasını değiştirmiş<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan merkezli Al Mayadeen&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;kanalının bildirdiğine göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;nükleer&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/muzakere" target="_blank">müzakere</a>&nbsp;heyetinde danışmanlık görevini yürüten ve İslamabad’a giden müzakere heyetindeki Prof. Dr. Muhammed Marandi, ülkeye dönen heyeti taşıyan uçağın tehditler nedeniyle rotasını değiştirdiğini, Meşhed’e indikten sonra heyet üyelerinin tren ve kara yoluyla Tahran’a geçtiğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail saldırısında 3 Lübnanlı öldü<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı NNA'ya göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;ordusu Lübnan'ın güneyindeki Tibnin beldesine şiddetli saldırılar düzenledi. İsrail saldırıları nedeniyle beldedeki devlet hastanesinde ciddi hasar meydana geldi. Ayrıca İsrail ordusu Nebatiye kentine bağlı Deyr Antar beldesinde bir evi bombaladı. İsrail ordusunun Lübnan'a gece saatlerinden bu yana düzenlediği saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Netanyahu, Avrupa'nın İsrail'i örnek almasını istedi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Holokost Anma Günü töreninde yaptığı konuşmada Avrupa’yı “derin bir ahlaki zayıflık” içinde olmakla suçladı. Netanyahu, Avrupa’nın iyilik ile kötülük arasındaki ayrımı unuttuğunu ve İsrail’den öğrenecek çok şeyi olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, bazı anların “iyilik uğruna, yaşam uğruna savaşa girmeyi” gerektirdiğini belirterek, “Bugün Avrupa, derin bir ahlaki zayıflığın pençesinde. Bizden öğrenecek çok şeyi var, özellikle de iyilik ve kötülük arasındaki net ahlaki ayrım gibi temel konularda” dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avrupa'nın kimliğini ve değerlerini savunma yeteneğini kaybettiğini iddia eden Netanyahu,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>'in Avrupa'yı ve medeniyeti barbarlığa karşı savunduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Çinli tanker ablukayı deldi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Al Jazeera'nin haberine göre,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;yaptırım uyguladığı tankerlerden Çin'e ait Rich Starry, ABD'nin boğazı ablukaya almasına rağmen Hürmüz'den geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Gelişmiş Lübnan İHA'ları İsrail'de ağır hasara yol açtı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Lübnan'daki Hizbullah'ın dün İsrail'in kuzeyine en az 40 insansız hava aracı (İHA) fırlattığı, bunlar arasında tespiti zor olan gelişmiş optik sistemle donatılmış İHA'nın bulunduğu iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Hizbullah'ın dün gönderdiği en az 40 İHA'dan bir kısmının engellendiği, geri kalanının ise düşerek önemli hasara yol açtığı belirtildi. İHA'lar içinde tespiti zor olan gelişmiş optik sistemle donatılmış bir İHA'nın bulunduğu ve bunun İsrail'in kuzeyindeki Kiryat Şimona'ya düştüğü kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Söz konusu İHA'nın gelişmiş bir hava silahı olarak kabul edildiği, siber saldırılara karşı korunaklı olduğu ve tespiti ile engellenmesinin zor olduğu aktarıldı. İHA'nın binaların içinde manevra yapabildiği, 5 kilogram patlayıcı taşıyabildiği ve onlarca kilometre menzile sahip olduğu öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZIRHLI ARAÇLARA KARŞI KULLANILIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;internet sitesi Globes ise Hizbullah'ın son dönemde Lübnan'ın güneyinde İsrail tanklarını ve zırhlı personel taşıyıcılarını hedef almak için FPV tipi İHA kullanmaya başladığını savundu. Sitenin haberinde, Hizbullah'ın yayınladığı görüntülerin intihar dronlarının havada yüksek hızda manevra yaptığını ve zırhlı araçlara hatta askerlere çarptığını gösterdiği, bunların, gözetleme ve keşif dronlarından farklı olduğu belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tür araçların, pilotun, cihaz üzerindeki kameradan gelen canlı görüntüyü gözlükle izleyerek kontrol ettiği, yüksek manevra kabiliyetine sahip İHA'lar olduğu ifade edildi. Bu silahın son günlerde, Ukrayna'daki savaştan esinlenilerek yeni bir geliştirme sürecinden geçtiği, intihar dronunun, fiber optik kabloyla doğrudan çalışma noktasına bağlandığı, bu yöntemin, konum veya radyo sinyallerini engelleyerek düşürme girişimlerine karşı tam koruma sağladığı iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Vance'ten anlaşma mesajı: 'Top İran'da'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı James David Vance, Fox News kanalına İran’la devam eden gerilim hakkında açıklamalarda bulundu. Pakistan’da yapılan müzakerelerde "büyük ilerleme kaydedildiğini", ancak İran’ın masadan ayrıldığını söyleyen Vance, bunun nedeninin "Orada bulunan İranlı heyetin anlaşamaması ve Tahran’a dönüp ABD’nin şartları konusunda dini lider ya da başka birinden onay almalarının gerekmesi" olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha fazla&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/muzakere" target="_blank">müzakere</a>&nbsp;olup olmayacağı sorulan Vance, topun İran'da olduğunu belirterek, "Bundan sonra en önemli soru, İranlıların yeterince esnek olup olmayacağı ve işlerin halledilebilmesi için bizim görmemiz gereken kritik hususları kabul edip etmeyecekleridir" değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUMU ÇIKARMALIYIZ'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, bu kritik hususlarla ilgili, "<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'dan zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmalıyız. Nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair kesin taahhütlerini almalıyız. İranlılar bu konuda bizimle aynı noktada buluşmaya istekliyse, bu her iki ülke için de çok, çok iyi bir anlaşma olabilir" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Vance, "İster daha fazla görüşme yapalım, ister nihayetinde bir anlaşmaya varalım, topun İran’da olduğunu düşünüyorum. Çünkü masaya çok şey koyduk" şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TAHRAN'A NÜKLEER ŞARTI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kırmızı çizgilerini çok açık bir şekilde ortaya koyduklarının altını çizen Vance, "Ayrıca şunu da çok net bir şekilde belirttik: İran’ın normal bir ülke gibi muamele görmesi, normal bir ekonomiye sahip olması, halkının refah içinde yaşaması ve gelişmesi durumunda gerçekten çok mutlu olurduk. Ancak İran’ın ekonomik açıdan normal bir ülke olabilmesi için, nükleer silah peşinde koşmama anlamında da normal bir ülke olması gerek. Terörizm peşinde koşmama anlamında da normal bir ülke olması gerek" diye konuştu. Vance, tüm olumsuzluklara rağmen anlaşmanın mümkün olduğuna dikkat çekerek, "Burada gerçekten büyük bir anlaşma yapılabilir, ancak bir sonraki adımı atmak İranlılara bağlı" dedi. Vance, İran’ın vakit kaybetmeden Hürmüz Boğazı’nı açması gerektiğini belirterek, "Elimizde kozlar var, askeri üstünlüğümüz var ve artık Hürmüz Boğazı’ndan çıkan petrollerine uyguladığımız abluka yoluyla onlara ek ekonomik baskı uyguluyoruz" değerlendirmesini yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İran'dan 270 milyar dolarlık savaş tazminatı talebi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Rus&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı RIA Novosti'ye konuşan İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, konuya ilişkin bilgi verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD-<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;saldırılarından kaynaklanan savaş tazminatı konusunu, İran müzakere heyetinin İslamabad'daki görüşmelerde ve öncesinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın çeşitli platformlarda önemle dile getirdiğini belirten Muhacerani, ilgili kurumlar tarafından savaştaki saldırıların çeşitli alanlarda verdiği zararlara ilişkin bir ön çalışma yaptıklarını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı sözcü, savaş tazminatının ilk belirlemelere göre yalın haliyle 270 milyar&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/merkez-bankasi" target="_blank">dolar</a>&nbsp;civarında olduğunu, kesin rakamın ilgili makamlar tarafından açıklanmasıyla netleşeceğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Muhacerani, söz konusu tazminatın, zarar gören sivil binalar, iş yerleri ve fabrikalar gibi alanların yanı sıra Minab'daki okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden kız öğrencilerin haklarını da kapsayacağını kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran yönetimi,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>'yle ateşkesin ilan edildiği 8 Nisan günü, müzakerelerde görüşülecek 10 madde arasında "<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'a verilen zararların hesaplanıp tamamen tazmin edilmesi" şartının da yer aldığını duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail-Lübnan görüşmesinin tarihi belli oldu<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Dışişleri Bakanı Marco Rubio, büyükelçiler Yechiel Leiter ve Nada Hamadeh Moawad ile birlikte saat 11:00'de Dışişleri Bakanlığı'nda yapılacak&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>-Lübnan görüşmelerine katılacak.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/cinli-tanker-ablukayi-deldi-1776151299.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adil bir anlaşmaya hazırız</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/adil-bir-anlasmaya-haziriz-798</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/adil-bir-anlasmaya-haziriz-798</guid>
                <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü ve "ABD uluslararası hukuka geri dönerse anlaşma uzak değil" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü ve "ABD uluslararası hukuka geri dönerse anlaşma uzak değil" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefonda görüştüğü bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Orta Doğu’daki son gelişmeleri ele alan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İslamabad'da dün yapılan İran-ABD görüşmelerini değerlendiren Pezeşkiyan, Rusya'nın uluslararası platformlar da dahil olmak üzere, durumu yatıştırmayı amaçlayan ilkeli tutumuna duyduğu takdiri ifade etti. Pezeşkiyan, İran halkına sağlanan insani yardım için de Rusya'ya teşekkür etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Putin ise Orta Doğu'da adil ve kalıcı bir barışın kurulması için ara buluculuk çabalarına katkıda bulunmaya devam etme konusundaki istekliliğini belirterek, Rusya’nın bölgedeki tüm ortaklarıyla aktif temaslarını sürdüreceğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/adil-bir-anlasmaya-haziriz-1776063969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye artık oyun kurucu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-artik-oyun-kurucu-789</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-artik-oyun-kurucu-789</guid>
                <description><![CDATA[“Türkiye NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil. Bir güç tanımı. Çünkü; Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip. Krizi tanımlayan, planlama yapan, komuta eden ülke. Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet'ten Hande Fırat'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/natonun-ilk-yumrugunu-devraliyoruz-turkiye-artik-oyun-kurucu-43148504" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/natonun-ilk-yumrugunu-devraliyoruz-turkiye-artik-oyun-kurucu-43148504</a></p><p class="MsoNormal">“Türkiye NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil. Bir güç tanımı. Çünkü; Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip. Krizi tanımlayan, planlama yapan, komuta eden ülke. Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ve SETA işbirliğiyle düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ konferansında çok dikkat çeken bir açıklama yaptı. Cümle kısaydı, ama etkisi büyük: “Türkiye, 2028’den itibaren NATO’nun en kritik askeri yapısı olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti’nin (Allied Reaction Force) komutasını devralacak.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu bir görev değil. Bu, NATO’nun güç mimarisinde merkezin İstanbul’a kaymasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GÖREVE HER AN HAZIR GÜÇ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO’nun dönüşümünü tek cümle anlatıyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Her an hazır, kriz anında 4–5 gün içinde görev bölgesine intikal edebilen kuvvet.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu artık klasik NATO değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haftalar değil günler... &nbsp;Tepki değil ilk hamle...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bekleme değil konuşlanma...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu güç: Krize sadece müdahale etmez, aynı zamanda yönünü de belirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MÜTTEFİK REAKSİYON KUVVETİ (ARF) NEDİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müttefik Reaksiyon Kuvveti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Kara, hava, deniz, özel kuvvet, siber ve uzay boyutlarını kapsayan...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;10–15 bin kişilik yüksek hazırlık gücü olan...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO’nun en çok katkı verilen kuvveti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en önemli özellik: NATO’nun tek “tam kapsamlı hızlı müdahale kolordusu” ve krizlere müdahale görevini de icra edebilen tek yapı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kolordu: &nbsp;NATO’nun karşı karşıya kaldığı tehdide göre herhangi bir yere konuşlanabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sadece Avrupa değil, NATO planları kapsamında NATO coğrafyası dışındaki krizlere 32 ülkenin onayını almasının ardından müdahale edebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSTANBUL’DAKİ 3. KOLORDU: MOBİL GÜÇ MERKEZİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Komuta İstanbul’dan yürütülecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Merkezde 3’üncü Kolordu yer alacak:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO sertifikasyonuna sahip...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Yüksek hazırlık seviyesinde...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Tam mobil...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Çok uluslu harekâtı yönetebilen bir güç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kolordu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO’nun her yerine gidebilecek yapı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Kriz neredeyse oraya konuşlanabilecek güç.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Burada kritik bir ayrım var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İstanbul’daki kolordu mobil, küresel müdahale gücü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Adana’daki yapı sabit görevli.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yani Türkiye hem sabit üs hem de hareketli komuta merkezi rolünü aynı anda üstleniyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KOMUTAYI ALAN TEHDİDİ TANIMLAR VE PLANI YAPAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Komutayı alan, tehdidi tanımlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu kuvvet:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk konuşlanan,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk değerlendiren,<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İlk yönlendiren...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dolayısıyla komutayı alan ülke, NATO’nun tehdit algısını belirler.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle artık:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Bu değerlendirmeler İstanbul’dan Mons’ta bulunan Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı’na gidecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Planlar Türk komutanın analizleriyle şekillenecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Eskiden NATO Türkiye’yi analiz ederdi. Artık NATO, Türkiye’nin analizleriyle hareket edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">32 ÜLKE TEK KOMUTA ALTINDA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO ülkelerinin en yoğun katkı verdiği kuvvet ve devreye girdiğinde:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;32 NATO ülkesi yaptıkları kuvvet tahsisiyle bu yapıya bağlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Operasyonel düzeyde tüm NATO Türkiye komutasında birleşiyor. Bu, ittifak içinde nadir görülen bir güç yoğunlaşması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SERTİFİKASYON, TATBİKAT VE NATO BÜTÇESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görev sadece siyasi değil, teknik bir süreç:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO sertifikasyonundan geçilmiş durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Görev sonrası konuşlanma tatbikatları yapılacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;NATO, altyapı (liman, pist vb.) için bütçe sağlayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye askeri, lojistik ve finansal olarak sistemin merkezinde yer alacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DÖRT ÜLKE:&nbsp;NATO’NUN ÇEKİRDEK GÜCÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görev askeri kabiliyetleri nedeniyle sadece 4 ülkeye önerildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İngiltere<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Fransa<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İtalya<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu ülkeler bir anlamda NATO’nun “çekirdek askeri kapasite havuzu”. Türkiye burada yalnızca bir üye değil merkez aktör.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">‘NATO TÜRKİYE’YE DİKTE ETTİRMİYOR TÜRKİYE ŞEKİLLENDİRİYOR’<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye NATO’dan talimat alan ülke değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO’nun karar süreçlerini şekillendiren ülkelerden biri.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu değişim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sahada<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Karargâhta<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Planlamada aynı anda yaşanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ZAMAN ÇİZELGESİ: 2027–2030<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Süreç net:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;2027’ye kadar hazırlık ve geçiş<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;2028’de komuta devri<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Sonraki yıllarda Türkiye merkezli operasyonel etki.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu geçici bir görev gibi görünse de etkisi kalıcı bir güç pozisyonu yaratıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE NEDEN ŞİMDİ MERKEZDE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi işin ikinci boyutu: Bu gelişme sadece askeri değil, jeopolitik bir yeniden konumlanma.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Son yıllarda:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;ABD’nin NATO’ya yaklaşımı tartışmalı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Avrupa kendi savunmasını güçlendirmek istiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;İttifak içinde stratejik görüş ayrılıkları artıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tam bu noktada Türkiye ABD ile konuşabilen, Avrupa ile çalışabilen başta Rusya olmak üzere komşuları ile iyi ilişkileri olan sahada aktif olan tek ülke. Türkiye artık bir “kanat ülkesi” değil, merkez ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE ARTIK OYUNUN HIZINI BELİRLİYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">“Türkiye, NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri.” Bu bir diplomatik ifade değil.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bir güç tanımı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye 4–5 gün içinde, tehdide karşı gereken sahada olma kapasitesine sahip.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye krizi tanımlayan, planlama yapan&nbsp;ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye komuta eden ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en önemlisi; Türkiye artık sadece oyunun içinde değil, oyunun hızını, yönünü ve sonucunu belirleyen ülke.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/turkiye-artik-oyun-kurucu-1775890502.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Heyetler İslamabad&#039;da</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/heyetler-islamabadda-788</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/heyetler-islamabadda-788</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve heyeti, İran ile müzakereleri görüşmek amacıyla Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geldi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Savunma Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin yer aldığı heyet de İslamabad’a vardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran ile&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;arasındaki geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi, uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD-İRAN ARASINDA İSRAİL'İ DE KAPSAYAN GEÇİCİ ATEŞKES<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>'İran'a 10 bin 800'den fazla hava saldırısı gerçekleştirildi'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Washington ile Tahran yönetimleri arasında 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkese kadar İsrail ordusunun İran'a düzenlediği hava saldırılarının detayları paylaşıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada, İran'a ait 4 bin stratejik ve 6 bin 700 askeri bölgenin hedef alındığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ordunun 10 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği ileri sürülen açıklamada, yaklaşık 40 gün süren hava saldırılarında onlarca savaş uçağının eşzamanlı olarak görev aldığı öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in, saldırılarda 18 binin üzerinde mühimmat kullandığına işaret edilen açıklamada, bunun geçen yıl haziran ayında 12 gün boyunca İran'a yönelik düzenlenen saldırılarda kullanılan mühimmat miktarının yaklaşık 5 katı olduğu iddia edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRISI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/israil" target="_blank">İsrail</a>&nbsp;ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1953'e yükseldiğini bildirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan hükümeti de ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lübnan'a saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetti<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail ordusu Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırıları sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lübnan&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/" target="_blank">haber</a>&nbsp;ajansı NNA'ya göre, İsrail&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas" target="_blank">savaş</a>&nbsp;uçaklarının Nebatiye kentine bağlı Meyfedun beldesinde bir binaya düzenlediği saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kentin Tul beldesini hedef alan İsrail ordusu, el-Makam Mahallesi ile Şehid Sabra Caddesi'ndeki çok sayıda binayı da yerle bir etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Cibşit beldesinde İsrail ordusunun jeneratörlerin toplu halde bulunduğu bir noktayı hedef alması sonucunda tesis tamamen yıkıldı ve yangın çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Gece saatlerinde Hiyam beldesini bombalayan İsrail ordusuna ait insansız hava araçları Kefr Rumman beldesine saldırılar düzenledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>'ABD İran'dan ABD'li tutukluların serbest bırakılmasını isteyecek'<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">ABD'li müzakerecilerin İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde, İran'dan ABD'li mahkumların serbest bırakılmasını isteyeceği öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Washington Post'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde İran'da tutuklu bulunan ABD'lilerin serbest bırakılmasını talep edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kaynaklar, yetkililerin bu konuda ne kadar baskı yapacaklarını henüz bilmediklerini kaydederken, bazı yetkililer de müzakerelerin zora girmesi durumunda bu talebin ertelenme olasılığı olduğunu aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>'da tutuklu olduğu bilinen 6 ABD'li olduğuna işaret edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet dün İslamabad'a gitmek üzere yola çıkmıştı. İranlı heyet de dün akşam saatlerinde İslamabad'a ulaşmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sur kentinde ise İsrail ordusuna ait tanklar Mansuri, Kalile ve Hınniyye beldelerini hedef aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>WSJ: ABD yeni asker göndermeye hazırlanıyor<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre ABD, İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelere rağmen Orta Doğu'ya sevkiyatlarını sürdürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD son dönemde Orta Doğu'ya yeni&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas" target="_blank">savaş</a>&nbsp;uçakları gönderirken, 82. Hava İndirme Tümeni'nden 1500 ila 2 bin askeri de bölgeye göndermeye hazırlanıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Donanmasından bir yetkili binlerce deniz piyadesinin de bölgeye yola çıktığını aktardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ABD heyeti Pakistan'da<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/abd" target="_blank">ABD</a>&nbsp;Başkan Yardımcısı JD Vance ve heyeti,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran" target="_blank">İran</a>&nbsp;ile müzakereleri görüşmek amacıyla Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geldi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Savunma Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin yer aldığı heyet İslamabad’a vardı. Müzakere süreci ile ilgili konuşan Trump, olası bir anlaşmanın ilk şartıyla ilgili, 'Tek kriterimiz nükleer silah olmamasıydı. Anlaşmanın yüzde 99'unu da bu madde oluşturuyor.' ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/heyetler-islamabadda-1775889788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuramer kapatılmalıdır</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/kuramer-kapatilmalidir-787</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/kuramer-kapatilmalidir-787</guid>
                <description><![CDATA[Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez ve Ankara Okulu denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar...
Diyanet büyük vebal altındadır. KURAMER, Diyanet’e bağlı ise bunların tapulu malı mıdır? Bunun başına kim nasıl seçilir? Bunlar değişmez diye bir kural mı vardır?
Şu hâliyle KURAMER derhâl kapatılmalı veya Diyanet ve Üniversite ile ilgisi kesilmelidir! Aksi hâlde bütün bu hezeyanları Diyanet adına yaptıkları anlaşılmaktadır ki bu durum gelecek adına en büyük fitne ve tehlikedir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bardakoglu-ve-kuramer-1782971" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ahmet-simsirgil/bardakoglu-ve-kuramer-1782971</a></p><p class="MsoNormal">Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır&nbsp;<strong>Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Ankara Okulu</strong>&nbsp;denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyanet İşleri Başkanı oldukları dönemde Diyanet’i FETÖ’nün misyonuna doğru çeken bu ikili, çalışmalarına bugün de tam gaz devam ediyor. Ali Bardakoğlu&nbsp;<strong>KURAMER</strong>’in, Mehmet Görmez de kendi kurmuş olduğu&nbsp;<strong>İDE</strong>&nbsp;ile Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin başında faaliyetlerini hummalı bir şekilde devam ettiriyor. Elbette bunların İslamiyet adına söylemiş ve yazmış olduklarını ve faaliyetlerini bizler de değerlendirmeye ve hakkı söylemeye devam edeceğiz...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçen hafta&nbsp;<strong>“Çıkmaz Sokak”</strong>&nbsp;başlıklı yazımızda Bardakoğlu’nun&nbsp;<i>“Geçmiş asırlarda yazılmış herhangi bir kitaptaki dindarlık çizgisi bizim için model ve aynen alınması gereken örnek değil, belki fikir verici bir tarihsel tecrübe niteliğindedir”</i>&nbsp;ifadeleri okuyucularımızda&nbsp;<strong>“nereye gidiyoruz, bunlar ne yapmak istiyorlar”</strong>&nbsp;şeklinde büyük endişelere sebep oldu. Tabii bu endişeler yoğun bir tepkiyi de beraberinde getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Evet bu çalışmalar ve çabalar neyi hedefliyor, söz konusu ekip KURAMER denen kuruluşta neler yapmak istiyor? Bunları takip etmek gerekir. Sadece bizim değil milletimizin, dinî hassasiyeti olan idarecilerimizin, bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet mensuplarının da takip etmesi gerekir.&nbsp;<strong>Zira bu gidiş, gençlerimize deizmin yolunu sonuna kadar açmaktan başka bir işe yaramayacaktır!</strong>&nbsp;Zaten fazlasıyla da açmış durumdadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yine geçen hafta Bardakoğlu’nun KURAMER’de çıkan ve Diyanet Yayınevlerinde başköşede satılan bir kitabını değerlendirmeye alacağımızı belirtmiştik. Kitabın adı&nbsp;<strong>“İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?”&nbsp;</strong>Şu sual tarzındaki başlıktan İslam’ı bugüne kadar anlayamadığımızı ve artık yepyeni bir İslam ile karşılaşabileceğimizi tahmin edersiniz! Evet tahmininizde yanılmıyorsunuz. Zira bu kafa bize hemen her asırda&nbsp;<i>"yepyeni bir İslam"</i>&nbsp;sunmaya namzet bir kafadır!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Atalarımız,&nbsp;<strong>“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”</strong>&nbsp;demişler. Bana etkilendiğin hocalarını ve severek okuduğun kitapları söyle senin nasıl bir düşünce yapısına, din anlayışına sahip olduğunu da belirteyim...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Bardakoğlu’nun gündeme taşımaya çalıştığı ve bize örnek olarak sunduğu kişiler de kendisinin nasıl bir zihnî yapıda olduğunu bütün netliğiyle ortaya koyuyor.&nbsp;<strong>“İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?”</strong>&nbsp;kitabında üflediği isimlere bakar mısınız:&nbsp;<strong>Cemalettin Efgani, Muhammed Abduh, Mehmet Akif, Muhammed İkbal, Muhammed Hamidullah, Ali Şeriati, Fazlurrahman…</strong>&nbsp;(s.156) Dikkat ederseniz hepsinin ortak vasfı&nbsp;<strong>"reformist"</strong>&nbsp;olmalarıdır...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Bugün Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh’un 33. dereceden mason ve İngiliz ajanı oldukları neredeyse bütün tarihçilerce ittifaklıdır!..</strong>&nbsp;İtikadi konularda onlarca yanlışı olan bu adamları hâlâ savunmak ve numune göstermek nasıl bir mantıktır? Ali Şeriati’nin Cenab-ı Hakk’ı cisimlendirme konusundaki fikirleri aşikâr iken ve Ehl-i sünnete tamamen muhalif olduğu bilindiği hâlde nasıl tavsiye edilir? Muhammed Hamidullah’ın Sevgili Peygamber Efendimize iftiraları ve hezeyanları yazılıp çizildiği hâlde bunları hâlâ görmezden gelmek nedir? Pakistan’da Ehl-i sünnet âlimlerin ittifakla&nbsp;<strong>"mürted"</strong>&nbsp;olduğunu beyan ettikleri Fazlurrahman ne zamana kadar bunların üstadı olmaya devam edecektir? Nihayet,&nbsp;<strong>Âkif ve İkbal’in ne dinî tedrisatı vardır ki İslam’ı onlardan öğreneceğiz?</strong>&nbsp;Bu isimlerin İslamiyet’e tamamen zıt fikirlerini tenkit eden Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek&nbsp;<strong>“o şair”</strong>&nbsp;deyip geçiştirilirken, üstad kabul ettikleri Âkif ve İkbal’in dinî tedrisat görüp görmediğiyle zerrece ilgilenmiyorlar!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Yorumu nerede yapmalı imiş!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Aslında Bardakoğlu ve avanesinin o isimleri neden mehaz aldıkları ve&nbsp;<strong>"önder"</strong>&nbsp;kabul ettiklerini anlamak zor değildir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim Fazlurrahman, 1965 yılında basılan&nbsp;<strong>“Islamic Methodology in History”</strong>&nbsp;adlı eserinde hadis, sünnet ve fıkıh alanında yeni anlayışlarla içtihat yapmanın önemini vurguluyordu! Yine&nbsp;<strong>“Islam”</strong>&nbsp;adlı eserinde ise asırlardır İslam akaidini ortaya koyan Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflerden aktardıkları söz ve yazılarını tenkit ederek artık bu fikirlerin değişmesi gerektiğini savunuyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Onun bu fikrinin Bardakoğlu’nda da aynen devam ettirildiği görülmektedir. Nitekim Mecelle’de ifade edilen fevkalade mühim bir konu hakkındaki görüşünü kitabından aynen nakledelim:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>“Mevrid-i nasda ictihada mesağ yokdur, deyip nassın anlamını da içtihadın nerede ve kim tarafından yapılabileceğini de önceden kestirip atarsak, o zaman ne yoruma ne ilme ne de ecdadımızın dinin metinlerini anlama usulü üzerine yazdığı o zengin mirasa ihtiyacımız kalır. Mecelle’nin bu kuralını anlama tarzımız yanlıştır; asıl içtihad ve yorum, nassın yani metnin olduğu yerde başlar.”</strong>&nbsp;(s. 141)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Önce Mecelle’nin kaidesini tam anlayalım!&nbsp;<strong>“Mevrid-i nasda içtihada mesağ yokdur”</strong>&nbsp;ifadesi Mecelle’nin 14. kaidesidir. Yani hakkında âyet, hadis, yani nas bulunan konularda içtihad yapılamaz demektir. Çünkü Allahü teâlâ veya Hazreti Peygamber o konuyu zaten düzenlemiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mesela, namazın, orucun rükünleri, vakitleri vb. hakkında artık içtihad yapılamaz. Çünkü bu gibi ana konuların esasları açık naslarla belirtilmiştir. Aynı şekilde faiz, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır. Artık bir içtihad yapıp, faizin serbest (helal) olduğu iddia ve ispat edilemez, böyle bir neticeye ihtiyaç yoktur. Çünkü hakkında nas vardır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İmam Ebû Hanife,&nbsp;<strong>“Kıyas (akıl), nassa (nakle) tercih edilseydi, unutarak oruç yemeyi, hataen yemeye kıyas eder ve orucun bozulacağını söylerdim. Ne var ki hakkında hadis vârid olmuştur. Binâenaleyh nass (nakl), kıyasa (akla) tercih edilir ve unutarak yemekle oruç bozulmuş olmaz”</strong>&nbsp;demiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki âyet-i kerime ve hadis-i şerif olduğunda bütün müctehidlerin sustuğu bir konuda sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ne demektedir:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Asıl içtihad ve yorum, nassın yani metnin olduğu yerde başlar.”</i>&nbsp;Aman Allahım! Bu nasıl bir cürettir! Açıkçası şu ifadeler, Allahü teâlânın emri Resulullahın kavli olduğu konularda siz akıl yürütün, düşünün, yorumlayın yani kafanıza göre takılın demek değil midir? Bunlar bu ifadeleriyle yetiştirdikleri talebelere, Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflere saldırınız emrini vermiş olmaktadır!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>KURAMER</strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif;"><strong>​</strong></span><strong> sorgulanmal</strong><span style="mso-ascii-font-family:Aptos;mso-bidi-font-family:Aptos;mso-hansi-font-family:Aptos;"><strong>ı</strong></span><strong>!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demek ki Bardakoğlu’nun kitabının, soru başlıklı adına gelecek olursak, 1400 yıldır Müslümanlar İslam dinini doğru anlamamışlar, Kur’ân ve Sünnet denince hep baş eğmişler, kabul etmişler oysa asıl içtihadı ve yorumu orada yapmaları gerekiyormuş!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İşte Efgani, Abduh, Hamidullah ve Fazlurrahman ekolü budur.</strong>&nbsp;Onların peşinden gidenin sonunda varacağı nokta burasıdır. Bakınız Ankara İlahiyat merkezli oluşan ve&nbsp;<strong>“Ankara Okulu”</strong>&nbsp;diye bilinen reformcu ekolün yetişmesinde en büyük payı bulunan&nbsp;<strong>Mehmed Said Hatiboğlu</strong>&nbsp;da bu hususlarda en cüretkâr isimlerden biri idi... Hatiboğlu tarihselliğe dair&nbsp;<strong>"İslâmiyât Dergisi"</strong>ne yazdığı bir makalesinde, miras ve ceza hukuku ile ilgili âyetlerde belirtilen hükümlerin bugün geçerli olmadığına işaret ederek hezeyanlarını şöyle ifade etmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>“Mesela günümüzün aydın, yüksek tahsilli hanımından, Kur’ân’da var diye kendi cahil biraderinin yarısı değerinde şahit sayılmasını bekleyemezsiniz.</i><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><i>Mesela, kızlara erkek kardeşlerinin yarısı kadar hisse tavsi­ye eden âyete, Müslüman toplumun doktor, mühendis, şir­ket patronu... olmuş kadınını razı etmeniz mümkün değildir. Onların adalet adına yapılmış bu isyanları acaba Kur’ân’a mı yöneliktir denecek olursa, biz bu kanaatte olmadığımızı söy­lemek durumundayız. Kur’ân-ı kerimin on dört asır önce­sindeki mahallî değerlerini birer tarihî gerçekler olarak sakla­yıp asıl âlemşümul prensiplerini geçerli hâle getirebilmeliyiz."</i>&nbsp;(Bkz. İslâmiyât, c.VII, sy. 1, s.12)<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bardakoğlu’nun aynı şekilde faiz ve bazı konulardaki söylemlerini haftaya kaleme alacağım...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak şunu ifade edeyim ki bu KURAMER artık sorgulanmalıdır! Ali Bardakoğlu Diyanet’in başından ayrılır ayrılmaz oluşturulan bu kurum neyin peşindedir? Diyanet’e bağlı İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi bünyesinde olacaksınız. Özel kuruluş yönetmeliği ve özel bütçeleriniz olacak. Kafanıza göre bir İslam şekillendireceksiniz.&nbsp;<strong>Yayınlarınız Diyanet Kitabevlerinde başköşede olacak ve kimse size dokunamayacak!&nbsp;</strong>Hayırdır yoksa siz Diyanet içinde Diyanet, Üniversite içinde Üniversite misiniz? Türkiye’de hemen her kuruluşun başındaki değişir ama sizinki hiç değişmez bu nasıl bir kadrodur!..<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diyanet büyük vebal altındadır. KURAMER, Diyanet’e bağlı ise bunların tapulu malı mıdır? Bunun başına kim nasıl seçilir? Bunlar değişmez diye bir kural mı vardır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Şu hâliyle KURAMER derhâl kapatılmalı veya Diyanet ve Üniversite ile ilgisi kesilmelidir!</strong>&nbsp;Aksi hâlde bütün bu hezeyanları Diyanet adına yaptıkları anlaşılmaktadır ki bu durum gelecek adına en büyük fitne ve tehlikedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/kuramer-kapatilmalidir-1775888477.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye güvenli liman</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-guvenli-liman-786</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/turkiye-guvenli-liman-786</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı'nın 181. Kuruluş Yıl Dönümü'ne ilişkin önemli mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, "Bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye’nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı'nın 181. Kuruluş Yıl Dönümü'ne ilişkin önemli mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, "Bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye’nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor" dedi.<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyeti kabul etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kabul sırasında açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Polisimiz devletimizin göz bebeğidir. Milletimizin iftihar vesilesidir. Polis teşkilatımızın 181. yaşını tebrik ediyor, Polis Haftası'nın bir kez daha ülkemiz, Emniyet Teşkilatımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"TÜM POLİSLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kabulde konuşan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle; Milletimizin huzur ve güvenliği için canları pahasına görev yapan tüm polislerimize, sizleri vesile kılarak bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin diyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"TÜRKİYE GÜVENLİ LİMAN"</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Değerli arkadaşlar, bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye'nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor. Sizler yeri geldiğinde sokak vandallarıyla, yeri geldiğinde birlik ve kardeşliğimizi hedef alan terörist unsurlarla, yeri geldiğinde 15 Temmuz darbe teşebbüsünde yaşandığı gibi köksüz ve satılık vatan hainleri ile mücadele ettiniz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Milletimizin başını yastığa rahatça koyması, huzur ve esenlik içinde hayat sürmesi için gerektiğinde ailenize ayıracağınız zamandan feragat ederek kendinizi ülkenize ve milletinize adadınız. Bunun için her birinizi tebrik ediyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şunu hiçbir zaman unutmayın: Polisimiz devletimizin göz bebeğidir. Milletimizin iftihar vesilesidir. Bu aziz millet, İstiklal Harbi'nin en sancılı günlerinde müstevlilerin işgal altında tuttuğu Gaziantep Akyol Polis Karakolu'nda serpuşundan çıkardığı ay yıldızlı al bayrağı önce öpüp sonra karakolun gönderine çeken Serkomiser Mehmet Fevzi Efendi'yi nasıl unutmadıysa, 15 Temmuz gecesi hem milletimizin hem de devletimizin namusuna sahip çıkan kahraman polislerimizi, şehit ve gazilerimizi nasıl ebediyen hafızasına kazıdıysa, sizlerin bu emeğini, bu çabasını, bu adanmışlığını da asla unutmayacaktır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bizler de devlet olarak emniyet teşkilatımızın yanında olmaya, sizlere her anlamda en güçlü desteği sunmaya inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle polis teşkilatımızın 181. yaşını tebrik ediyor, Polis Haftası'nın bir kez daha ülkemiz, Emniyet Teşkilatımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Meslek hayatınızda her birinize başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da, bahtınızı da açık etsin diyorum.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/turkiye-guvenli-liman-1775812425.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİT MOSSAD&#039;ın oyununu nasıl bozdu</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-785</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-785</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından üç gün önce 25 Şubat günü bu köşedeki yazımın başlığı şuydu; “MOSSAD İran’da PKK/PJAK ve 4 bölücü örgütü bir araya getirdi” ...
Bunun, Netanyahu’nun, Trump’ı İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıya ikna etmek için atılmış bir adım olduğu üç gün sonra anlaşılacaktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>Hürriyet'ten Nedim Şener'in makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nedim-sener/mit-iranda-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-43147647" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0,75%,60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nedim-sener/mit-iranda-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-43147647</strong></span></a></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından üç gün önce 25 Şubat günü bu köşedeki yazımın başlığı şuydu; “MOSSAD İran’da PKK/PJAK ve 4 bölücü örgütü bir araya getirdi” ...<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bunun, Netanyahu’nun, Trump’ı İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıya ikna etmek için atılmış bir adım olduğu üç gün sonra anlaşılacaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">En son New York Times’ın 7 Nisan 2026 tarihli haberinde Netanyahu ve İsrail dış istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın, Trump’ı İran’a yönelik başarısız işgal ve saldırı planına nasıl ikna ettiği ayrıntılarıyla yazıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Her şey, 11 Şubat’ta Beyaz Saray Durum Odası’ndaki toplantıyla başladı. Oval Ofis’in bitişiğindeki Kabine Odası’ndan sonra Beyaz Saray Durum Odası’ndaki toplantıya katılan MOSSAD Başkanı David Barnea ve İsrailli askeri yetkililer ile Netanyahu konuyla ilgili gizli bir sunum yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NETANYAHU’NUN PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, Beyaz Saray Durum Odası’nda koşulların İran’da rejim değişikliği için olgunlaştığını, ortak bir ABD-İsrail saldırısıyla İran İslam Cumhuriyeti’ne son verebileceğine dair kararlı bir ikna çabasına girişti. Hatta, rejimin düşmesi halinde potansiyel liderlerin kimler olacağı da konuşuldu. Bunların arasında eski Şah Pehlevi’nin, İsrail kontrolündeki oğlu da vardı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu ve ekibi, “kesin zafer” diye ifade ettikleri saldırı ile İran’ın balistik füze programı birkaç hafta içinde imha edilebileceğini, rejimin iyice zayıflamasıyla Hürmüz Boğazı’nı kapatacak zamanı bile olmayacağını ve İran’ın komşu ülkelerdeki ABD çıkarlarına karşı darbe vurma olasılığı minimuma düşeceğini söylediler. Netanyahu ve ekibi bunun için İran içindeki MOSSAD ağının harekete geçeceğini anlattı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran içindeki sokak protestolarının yeniden başlayacağını ve -MOSSAD’ın isyanları ve kışkırtmaya yardım eden itici gücüyle - yoğun bir bombalama kampanyasının İran muhalefetinin rejimi devirme koşullarını teşvik edebileceğini belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TRUMP’TAN YEŞİL IŞIK<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece protestocuların sokağa çıkması değil uzun süredir silah, para ve eğitim verdikleri bölücü Kürt örgütlerinin de harekete geçeceğini söyledi. İsrailliler, İran’daki bölücü Kürt örgütlerin kuzeybatıda bir kara cephesi açmak için Irak’tan sınırı geçme olasılığını gündeme getirdiler. Bunun da rejimin güçlerini zayıflatarak çöküşü hızlandıracağı anlatıldı. Netanyahu’un kendinden emin sunumu beğenen Trump, “Bana iyi geliyor” diyerek, ortak bir ABD-İsrail saldırısı için yeşil ışık yaktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">40 GÜNDE ÇÖKEN PLAN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ertesi&nbsp;gün yani 12 Şubat’ta Durum Odası’nda bir araya gelen ABD istihbarat yetkilileri, Netanyahu ve MOSSAD’ın planlarının ne kadar gerçekçi olduğuna dair bir toplantı yaptı. Netanyahu’nun sunumundaki dört başlık tek tek ele alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Birincisi Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi, (decapitation) yani İran’ın başsız bırakılması. İkincisi, İran’ın güç projeksiyonu kapasitesinin ve komşularına tehdit oluşturma kabiliyetinin felce uğratılmasıydı.&nbsp; Üçüncüsü, İran içinde bir halk ayaklanması.&nbsp; Dördüncüsü ise ülkeyi yönetmek üzere seküler bir liderin iş başına getirilmesiyle rejim değişikliğiydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD’li yetkililer, ilk iki hedefin Amerikan istihbaratı ve askeri gücüyle gerçekleştirilebilir olduğu değerlendirmesinde bulundu. Ancak Netanyahu’nun planının üçüncü ve dördüncü ayağının gerçeklikten kopuk olduğu sonucuna vardılar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">40 gün sonra New York Times’ın haberinde belirtilen planların çökmüş olduğunu söylemek mümkün.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BÖLÜCÜ KÜRT ÖRGÜTLERİ BİRLEŞTİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü masada yapılan planlarla sahada yaşanan gerçekler farklıydı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama kâğıt üzerinde de olsa o günlerde MOSSAD’ın planı işlediği düşünülüyordu. Hatta Beyaz Saray’da yapılan toplantıdan 11 gün sonra İran’da faaliyet gösteren bölücü 5 Kürt örgütü, 22 Şubat’ta “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” adlı bir ittifak kurmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MOSSAD’ın eğittiği, silah ve para verdiği PKK terör örgütünün İran kolu PJAK, Barzani grubuna yakın KDP-İ, PAK, Komala ve Sazman-ı Xebat örgütleri ABD ve İsrail saldırısının başlamasıyla silahlı ayaklanmaya başlayacaklarını ilan ettiler. Bu da operasyona yeşil ışık yakan Trump’ı ikna edecek adımlardan biriydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Nitekim, 28 Şubat’ta Hamaney’in İranlı yöneticileri yapacağı toplantının “Lideri öldürmek” konulu birinci maddenin yerine getirilmesi için fırsat olarak gördü ve İsrail ile saldırıya geçti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, saldırının başladıktan sonra iki gün içinde üç kez diğer etnik gruplar yanında MOSSAD ve CIA’nın desteklediği bölücü Kürt örgütlerin ayaklanma çağrısında bulundu. Hatta, Irak’tan geçişlerini sağlamak için İran sınır bölgelerindeki yönetime ait karakol ve üsleri uçaklarla bombaladı. Dini lider Ali Hamaney dahil üst düzey yetkililer öldürülmesine rağmen, Netanyahu ve Trump’ın rejim değişikliği için beklenen ayaklanma yaşanmıyor ve bölücü örgütler hareket geçmiyordu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Telefona sarılan Trump, Kuzey Irak’taki Mesut Barzani ve Bafel Talabani yanında 5’li bölücü ittifak ortaklarından KDP-İ lideri Mustafa Hicri ile görüşerek ayaklanmaya katılmalarını istedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">TÜRKİYE DEVREDE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Türkiye’nin tepkisi hepsini korkutmuştu. Sadece tarihi komşuluk ilişkisi değil, bu ülkelerin toprak bütünlüğünü kendi güvenliği için vazgeçilmez koşul olarak gören Türkiye, bölücü Kürt örgütlerin harekete geçmesi halinde gerekli adımları atacağını tüm dünyaya duyurdu ve tüm diplomatik ve istihbarat kabiliyetlerini kullandı. Türkiye Gazetesi’nde Yücel Kayaoğlu imzalı 30 Mart 2026 tarihli habere göre; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın Kuzey Irak yönetimi ve Irak merkezi hükûmeti ile yoğun bir temas trafiği gerçekleştirdi ve Türkiye’nin tutumu net bir dille ifade edildi. İsrail’in planı doğrultusunda Kürt grupların İran’a yönelik bir saldırı başlatması durumunda Türkiye’nin buna sessiz kalmayacağı ve müdahale edebileceği taraflara iletildi. Ayrıca Türkiye’den Dışişleri Bakanlığı, MİT ve bazı siyasilerin yer aldığı bir heyet Kuzey Irak’a gitti. Taraflara örgütün bu işin içine girmesi durumunda Türkiye’nin müdahale edeceği söylendi ve “Bölgeyi ateşe atacak en ufak bir adımda gereken yapılır” mesajı verildi. Medyaya yansıyan bilgilere göre, PJAK kaynakları da, Öcalan’ın Kandil’e İran konusunda kesinlikle müdahil olunmaması mesajı yolladığını açıkladılar. Öcalan’ın, “İsrail’in oyununa gelmemeleri” uyarısında bulunduğu belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hemen ardından Barzani ve Talabani de İran’a yönelik saldırıda yer almayacaklarını açıkladılar. Böylece İran’da varlığı 1.500-2.000 kişi olan, Irak’tan gelecek 7 bin dolayındaki kişi ile en fazla 9 bini bulacak bölücü Kürt gruplarına dayalı MOSSAD’ın ayaklanma planı da suya düştü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/mit-mossadin-oyununu-nasil-bozdu-1775803221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netanyahu: Savaşa devam</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-savasa-devam-780</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/netanyahu-savasa-devam-780</guid>
                <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Savaşa devam" açıklamasında bulundu. Netanyahu, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceğini söyledi. Öte yandan İsrail Ordusu, dün Lübnan'a yönelik geniş çaplı saldırının ardından Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri daha sonra hayatını kaybeden kişinin Kasım'ın yeğeni olduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Savaşa devam" açıklamasında bulundu. Netanyahu, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceğini söyledi. Öte yandan İsrail Ordusu, dün Lübnan'a yönelik geniş çaplı saldırının ardından Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri daha sonra hayatını kaybeden kişinin Kasım'ın yeğeni olduğunu açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın öldürüldüğünü iddia etmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Daha sonra IDF'ten yapılan açıklamada, Kasım'ın yeğeni ve kişisel sekreteri Ali Yusuf Harşi'nin de hayatını kaybettiği öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Açıklamada,&nbsp;Harşi'ye ilişkin "Kasım'ın ofisinin yönetimi ve güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynadı" ifadesi yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran ise İsrail’in her noktasına dakikalar içinde balistik füzelerle ulaşabileceğini kanıtladı. Öte yandan haberde, ABD Başkanı Donald Trump ve İran arasındaki muhtemel bir anlaşmanın, "İsrail'in gelecekte İran'a saldırmasını engelleyebileceği ve bu durumun Tel Aviv için endişe kaynağı" olduğu öne sürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İsrail, İran savaşında hiçbir hedefine ulaşamadı</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İran'a saldırılar başlarken İsrail'in ilan ettiği "uranyumu ele geçirmek, yönetimi devirmek, balistik füzeleri yok etmek ve vekil örgütlere sağlanan finansmanı durdurmak" gibi hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Safavi, İran ordusunda üst düzey bir komutan olan babasıyla konuşmasına da atıfta bulunarak, "Babamla konuştum ve bence hepsi vatanları için canlarını feda etmeye hazırlar. Bunu bir mücadele ve İran topraklarına, İran'ın haysiyetine ve gururuna yönelik bir işgal olarak görüyorlar. Şu ana kadar, bu savaşta İran'ın üstün olduğunu düşünüyorlar" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İranlı uzmandan ateşkesin tuzak olabileceği yorumu</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hamzeh Safavi, İranlı yetkililerin ateşkese derin bir şüpheyle yaklaştığını belirterek, bu durumun yeni saldırıların habercisi olabileceğini ifade etti. Safavi, bazı İranlı yetkililerin ateşkesi aldatıcı bulduğunu söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CNN International'a demeç veren Safavi, Trump yönetimi ile iki tur müzakere sonrasında ABD tarafının asıl niyetinin müzakere etmek olmadığını fark ettiklerini belirterek, "Daha önce İran'a saldırmaya karar vermişlerdi ve müzakere sadece bir tuzaktı. Bu yüzden bu turda, birçok yetkili 2 haftalık ateşkesin yine bir tuzak olduğuna ve belki de ABD ya da İsrail'in yeniden saldıracağına inanıyor" ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Netanyahu: Hizbullah'a yönelik saldırılar devam edecek<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a dün düzenlenen saldırılarda Hizbullah lideri Naim Kasım'ın sekreteri ve yeğeni Ali Yusuf Harşi'nin öldüğünü iddia etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı, geçici ateşkese dahil edilmesi tartışılan Lübnan'a saldırıların süreceği mesajını verdi ve "Gereken her yerde Hizbullah'ı vurmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Lübnan'da ulusal yas ilan edildi<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">İsrail’in Lübnan’a dün düzenlediği saldırılar 254 sivilin ölümüne neden oldu. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, İsrail’in dün düzenlediği yoğun bombardıman nedeniyle bugünü ulusal yas ilan etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, "Bugün, İsrail’in yüzlerce masum ve savunmasız sivili hedef alan saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü olarak kabul edilecek" denildi. Kamu kurumlarının kapatılacağı ve bayrakların yarıya indirileceği aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Salam’ın Ofisi ayrıca, Başbakan’ın İsrail’in katliam makinesini durdurmak için Lübnan’ın tüm siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla diplomatik girişimlerde bulunduğunu duyurdu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>WSJ: Trump'ın zafer ilanı endişe yarattı<o:p></o:p></strong></p><p class="MsoNormal">Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini paylaşmadığı yetkililere dayandırdığı haberde, Trump'ın ateşkesin bozulmasına yol açabilecek riskler ve İran'ın halen "tehlikeli askeri kabiliyete sahip olduğu" konusunda uyarıldığı belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde, ABD'li bir yetkilinin, İran'ın füze rampalarının yarısından fazlasının imha edildiği, ancak önemli bir kısmının çoğunlukla yerin derinliklerinde gömülü olduğu iddiasına yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Devrim Muhafızları Ordusunun düzinelerce küçük botu elinde bulundurduğunu aktaran aynı yetkili, bunların Hürmüz Boğazı'nda gemileri "tehdit edebileceğini" ileri sürdü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Haberde, yetkililer ve askeri uzmanlara göre İran'ın askeri ve nükleer kapasitesinin darbe aldığı ancak bu ülkenin halen önemli bir kapasiteye sahip olduğu aktarıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ve İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın füze ve insansız hava araçlarıyla "komşularını tehdit etme yeteneğini koruduğu" savunulan haberde, Trump'ın "kırılgan ateşkesi abarttığı" ve "İran'ın bölgedeki ABD güçlerine saldırma kabiliyetini muhafaza ettiği" yorumuna yer verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/netanyahu-savasa-devam-1775731700.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NATO&#039;nun geleceği belirsiz</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/natonun-gelecegi-belirsiz-777</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/natonun-gelecegi-belirsiz-777</guid>
                <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Genel Sekreteri ile yaptığı görüşmenin ardından ittifakın geleceğindeki belirsizlikler arttı. ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmaya yönelik planlar hazırladığı iddia edildi. İngiliz basını İran savaşının, Avrupa’nın ABD’den "özgürleşmesi" açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtildi. Transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimin, dünyadaki askeri ve siyasi dengeleri değiştirebileceği kaydedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Genel Sekreteri ile yaptığı görüşmenin ardından ittifakın geleceğindeki belirsizlikler arttı. ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmaya yönelik planlar hazırladığı iddia edildi. İngiliz basını İran savaşının, Avrupa’nın ABD’den "özgürleşmesi" açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtildi. Transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimin, dünyadaki askeri ve siyasi dengeleri değiştirebileceği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı iki saatlik görüşmenin ardından ABD Başkanı&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/donald-trump" target="_blank">Donald Trump</a>, İran konusunda müttefiklerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Görüşme, ABD ile İran arasında ateşkes sağlanmasından sadece bir gün sonra gerçekleşti. Trump, Grönland'ı ele geçirme tehdidini yineleyerek Avrupalı ortaklarını yeniden hedef alacağının sinyalini verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD yönetiminin, İran savaşına destek vermeyen NATO ülkelerini cezalandırmak için bir plan hazırladığı bildirildi. Trump ekibi bu kapsamda çeşitli yaptırım seçeneklerini masaya yatırıyor. Planın, Avrupa'daki birliklerin yeniden konuşlandırılmasından bazı üslerin kapatılmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İngiliz basınında yer alan bir analizde ise İran savaşı, Avrupa'nın ABD'den "özgürleşmesi" için dönüm noktası olarak tanımlandı. Analizde, Avrupalı liderlerin, uzun süredir devam eden "dalkavukluk siyasetinden" vazgeçerek, ABD'ye karşıt bir tutum sergilemeye başladığına dikkat çekildi. Bu geçiş sürecinin, Orta Doğu'daki kriz, Ukrayna'ya yönelik ABD politikaları ve Grönland tehdidinin ardından hız kazandığına dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BEYAZ SARAY'DA GERGİN GÖRÜŞME<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Al Jazeera'nin haberine göre NATO Genel Sekreteri Rutte, İran ile sağlanan ateşkes ve ABD-NATO ilişkilerini görüşmek üzere çarşamba günü Beyaz Saray'a gitti. Trump, Rutte ile görüşmesinin ardından Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "NATO, onlara ihtiyacımız olduğunda yanımızda değillerdi ve tekrar ihtiyacımız olduğunda da yanımızda olmayacaklar" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Görüşme öncesinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, üye devletlerin ABD halkına sırt çevirdiğini dile getirmişti. Leavitt, Trump'ın Rutte ile "çok açık ve dürüst bir görüşme" yapacağını belirtmişti. Leavitt, Trump'ın Rutte ile bir araya gelmeden önce NATO'ya ilişkin, "Sınandılar ve başarısız oldular" yorumunda bulunduğunu söylemişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO ÜLKELERİNİ CEZALANDIRMA PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Wall Street Journal'ın (WSJ) Beyaz Saray kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Trump yönetiminin, İran savaşı sırasında ABD ve İsrail'e yardımcı olmadıklarını düşündüğü NATO üyelerini cezalandırmak için bir plan üzerinde çalıştığı ifade edildi. Plan, ABD birliklerinin ittifak üyesi ülkelerden çekilip savaşta "daha destekleyici davranan" ülkelerde konuşlandırılmasını içeriyor. Planın henüz taslak aşamasında bulunduğu bilgisi verilirken, Beyaz Saray'ın NATO'yu cezalandırmak için farklı seçenekleri de değerlendirdiği kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsimlerinin gizli kalması koşuluyla WSJ'ye konuşan yetkililere göre, plan birliklerin yeniden konuşlandırılmasının ötesinde, Avrupa ülkelerinden en az birindeki, muhtemelen İspanya veya Almanya'daki bir ABD üssünün kapatılmasını da içerebilir. Bu öneri, Başkan Trump'ın ABD'yi ittifaktan tamamen çekme yönündeki son tehditlerinin çok gerisinde kalıyor. Trump, yasa gereği Kongre'nin onayı olmadan NATO'dan çekilmeye yönelik bir adım atamaz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, destekleyici olarak görüldükleri için birliklerin konuşlandırılabileceği ülkeler arasında Polonya, Romanya, Litvanya ve Yunanistan'ın bulunduğunu söyledi. Doğu Avrupa ülkeleri, ittifaktaki en yüksek savunma harcaması oranlarından bazılarına sahip. Bu ülkeler, Hürmüz Boğazı'nı izlemek için uluslararası bir koalisyonu destekleyeceklerini ilk belirtenler arasında yer almıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HANGİ ÜLKELER HEDEFTE<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'nin hangi ülkelerden birliklerini çekeceği henüz kesinleşmedi. Ancak ittifak üyelerinden birçoğu Trump'ın göreve dönmesinden bu yana onunla ters düştü. İran'daki savaşa karşı çıkan ülkeler, Trump'ın öfkesini üzerine çekmiş durumda.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">NATO üyesi ülkeler arasında GSYİH'sinin yüzde 5'ini savunmaya harcamayacağını belirten tek ülke olan İspanya, İran operasyonunda yer alan ABD uçaklarının hava sahasını kullanmasını da engelledi. ABD yönetimi ayrıca, savaşa karşı çıkan Almanya'ya karşı da hayal kırıklığı yaşıyor. Almanya, ABD ordusunun Orta Doğu'daki operasyonlarını desteklemek için kullandığı en büyük ve en önemli merkezlerden biri konumunda bulunuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İtalya da kısa bir süreliğine ABD'nin Sicilya'daki hava üssünü kullanmasını engelledi. Öte yandan Fransız hükümeti, ABD'nin güney Fransa'daki bir üssü kullanmasına ancak İran saldırılarında yer almayan uçakların oraya ineceğine dair garanti vermesi şartıyla izin verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump pazartesi günü&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/nato" target="_blank">NATO</a>'dan "çok büyük bir hayal kırıklığına uğradığını" belirtmişti. ABD Başkanı, müttefiklerin İran savaşında ABD'yi destekleme konusundaki isteksizliklerinin "NATO'da asla silinmeyecek bir leke" olduğunu dile getirmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">THE GUARDIAN ANALİZİ: AVRUPA'NIN DÖNÜŞÜMÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Guardian'ın analizinde, İran savaşı Avrupa açısından stratejik bir kırılma noktası olarak değerlendirildi. Analizde, Orta Doğu’daki gelişmelerin Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığını sorgulamasına neden olduğu ifade edildi. Aynı değerlendirmede, bu sürecin Avrupa’nın Washington’dan bağımsızlaşma yolunda attığı önemli bir adım olduğu kaydedildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde Avrupa'daki bazı hükümetlerin, yasadışı olmasına rağmen savaşın hızlı bir şekilde çözülmesinin stratejik kazanımlar sağlayacağına inanarak İran'a saldırıları kısa süreliğine desteklediği hatırlatıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan Avrupa, ABD'nin Rusya'nın elde edeceği avantajlar açısından çok büyük bir yanlış hesap yaptığına inanıyor. Washington, Hürmüz Boğazı'nın kapanması üzerine Rus petrolüne yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdiye kadar Orta Doğu'daki savaş Moskova için büyük bir kazanç, Kiev için ise ciddi bir kayıp oldu. Bu durum Avrupa'da, Covid-19 ve Ukrayna savaşından sonra sadece 5 yıl içinde üçüncü bir ekonomik kriz tehdidi oluşturdu. Analizde,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/iran-savasi" target="_blank">İran savaşı</a>&nbsp;nedeniyle uluslararası hukukun aşınmasının dünya ve Avrupa için ciddi bir tehdit oluşturduğu uyarısı yapıldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AŞIRI SAĞCI LİDERLER BİLE UZAKLAŞIYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Analizde, aşırı sağcı liderlerin bile kendilerini Trump'tan uzaklaştırdığına dikkat çekildi. İngiliz gazetesi bu durumun, Trump ile yakınlaşmanın aşırı sağcıların kamuoyu desteği kaybetmesine neden olmasından kaynaklandığını öne sürdü. Bu durumun en belirgin örneği İtalya'da yaşandı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, önemli bir anayasa referandumunda yenilgiye uğradıktan sonra Trump'ın savaşına olan desteğini geri çekti. Almanya ve Fransa'da da benzer bir tablonun açıkça&nbsp;<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">görüldüğü kaydedildi. Almanya için Alternatf (AfD) ve Fransa'daki Ulusal Birlik Partisi, İran savaşına muhalif bir tutum sergiledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AVRUPA VE İRAN BİRLİKTE ÇALIŞABİLİR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Avrupalılar daha sonra küresel güneyde gıda krizini önlemek için BM öncülüğünde bir gübre koridorunu destekledi. Ayrıca İngiltere, ABD ve İsrail saldırılarını kesin olarak sona erdirdikten sonra boğazı yeniden açmayı amaçlayan 40'tan fazla ülkenin oluşturduğu bir koalisyona liderlik ediyor. Bu girişim, İran ile koordinasyon gerektirecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran'ın petrol ihracatını ve yeniden yapılanmayı finanse etmek için ortak bir bölgesel geçiş ücreti sisteminin devreye alınması gerekebilir. Bu sistem, Pakistan'ın arabuluculuğuyla yürütülen müzakereler devam ederken geçici ateşkes sırasında bile kurulabilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan ABD'nin askerlerini yeniden konuşlandırma planı, daha fazla ABD askerinin Rus sınırına daha yakın konuşlandırılmasıyla sonuçlanabilir. Bu durumun Moskova'yı muhtemelen kızdıracağı öngörülüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/natonun-gelecegi-belirsiz-1775716898.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya şimdilik rahat bir nefes aldı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-776</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-776</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYA, son 24 saatte Ortadoğu’dan gelen haberlerle derin bir nefes aldı.
Ancak bu nefesin kalıcı olup olmayacağı hâlâ belirsiz, geçici ateşkes şimdilik ilan edildi. Ortada tam bir barış şimdilik yok, ama “yok etmek”ten söz ederken gelen bir rahatlama haberi var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Hürriyet’ten Hande Fırat’ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-43146844" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-43146844</strong></span></a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DÜNYA, son 24 saatte Ortadoğu’dan gelen haberlerle derin bir nefes aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak bu nefesin kalıcı olup olmayacağı hâlâ belirsiz, geçici ateşkes şimdilik ilan edildi. Ortada tam bir barış şimdilik yok, ama “yok etmek”ten söz ederken gelen bir rahatlama haberi var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">PERDE ARKASINDA GECE&nbsp;YARISI YAŞANANLAR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Geçici ateşkes ilanı için Türkiye saati ile saat 02.00’ye kadar Ankara- Washington- Tahran- İslamabad ve Doha arasında telefon trafiği sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü telefon trafiğini yakından takip etti. Özellikle iki başlık üzerinde çalışıldı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">1- Geçici ateşkesi kalıcıya çevirebilmek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2- Cuma günü İslamabad’da yapılması öngörülen müzakerelerin modelitesi ve başlıkları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İki tarafın sunduğu maddeler aktörler arasında gece boyunca geldi gitti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran’ın 10 maddesi ilk etapta basına yansısa da, telefon diplomasisinde bu başlıklar muğlak bırakıldı. Aksi takdirde masaya oturmak riske girebilirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran kendisine savaş tazminatından, Hürmüz’den geçecek gemiler için alınacak ücrete kadar başlıkları masaya getirmek isterken, ABD savaş öncesinde masaya koyduğu dosyayı getirdi yani nükleer kapasite, zenginleştirilmiş uranyum, füze kapasitesine son verilmesi ve vekil güçlerin tasfiyesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Bu durumda ayrıntılar İslamabad görüşmesine bırakılmış gibi görünüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ODADAKİ FİL ENDİŞESİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Ankara’ya göre geçici ateşkes bir güven artırıcı önlem işlevi görmeli. Üstelik hem bölge hem de dünya açısından önemli bir ilk adım.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Ancak daha önemlisi bunun kalıcı bir barışa evrilebilmesi. Yani bu sürenin tarafların tahkimat yapması için kullanılmaması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Diğer yandan “odadaki fil” sorunu var. Taraflar bu sürece Lübnan’ın da dahil olduğu konusunda görüş birliğine varmışken, gece boyunca sessiz kalıp sonra Lübnan açıklaması ile yine ortalık karıştırmaya çalışan İsrail sorunu. Ankara’nın endişesi İsrail’in masayı dağıtacak bir hamle yapmaya kalkması. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Fidan, Amerikalılara, “İsrail siyasi ve askeri çıkarları için ABD’yi kullanmamalı” mesajını verdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ANKARA’NIN&nbsp;SÜREÇTEKİ ROLÜ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Türkiye başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm kurumları ile aktörlerle görüştü. Sadece son bir haftada Dışişleri Bakanı Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile 50’ye yakın görüşme yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Süreçte Ankara, İran’a karşılık vermek isteyen Körfez ülkelerini de tutarak, bölgesel savaşa dönüşmesine engel oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Kürt grupların savaşa dahil edilmesini de önledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Gerekli mesajlar taraflara zamanında verildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SAVAŞIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: ABD’NİN KAYIPLARI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Şimdi&nbsp;gelelim konunun diğer boyutlarına... ABD Başkanı’nın yüksek tondan tüm söylemlerine karşı sıkıştığı ve bir çıkış kapısı aradığı biliniyordu. Sahada dolaşan ciddiyetle değerlendirilmesi gereken bir de tablo var. ABD’nin hem füze kapasitesinin büyük çoğunluğunu kullandığı bilgisi hem de kayıplar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ F-35 Lightning II: 1 savaş uçağı hasar aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ F-15E Strike Eagle: 4 kayıp iddiası (Kuveyt ve İran üzerinde).<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ A-10 Thunderbolt II: 1 uçak düşürüldü.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ MC-130J Commando II: 2 uçak imha edildi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ E-3 Sentry AWACS: 1 erken uyarı uçağı yok edildi (≈700 milyon $).<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ KC-135 Tanker: 2 imha, 6 hasarlı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ AH/MH-6 Little Bird: 4 helikopter.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ MQ-9 Reaper: 17 İHA.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ HH-60M / HH-60W: toplam 3 kayıp/hasar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ CH-47F Chinook: 2 ağır helikopter.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu, savaşın askeri dengesi açısından kritik bir kırılma olduğunu gösteriyor. ABD’nin İran’ı hafife aldığı ve bu öngörüde de yanıldığını gözler önüne seriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD NEDEN FRENE BASTI?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Kayıpların yanı sıra sahaya dair en kritik veri şu:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD’nin bu süreçte füze kapasitesinin yaklaşık yüzde 70’ini kullandığı iddiası.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu bilgi şu açıdan önemli:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yoğun ve kısa sürede yapılan operasyonlar.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Çoklu cephe baskısı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Artan mühimmat tüketimi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tabloyu destekliyor. Ve doğrudan şu sonuca götürüyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD, uzun süreli bir çatışmayı sürdürmek istemiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Çünkü sürdürülebilirlik riski var.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Trump askeri, diplomatik ve siyasi açıdan sıkıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle ateşkes bir diplomatik tercih değil, askeri zorunluluk<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN’IN ‘ZAFER’ İLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Tahran&nbsp;cephesi ateşkesi farklı okuyor: “Direndik ve kazandık.”<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Buna paralel olarak İran’ın 10 maddelik bir çerçeve sunduğu iddiaları gündemde. Öne çıkan ortak başlıklar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İsrail saldırılarının tamamen durması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD’nin doğrudan müdahaleden çekilmesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yeni saldırı garantisi verilmemesi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Güvenlik teminatları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Yaptırımların gevşetilmesi beklentisi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu tablo, klasik ateşkesten çok şartlı denge arayışı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN’IN GERÇEK GÜCÜ:&nbsp;ALGI VE MOZAİK SİSTEM<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran cephesinde öne çıkan diğer başlıklar:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Sahte (decoy) füze rampaları.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Vurulan hedeflerin bir kısmının aldatma sistemleri olması.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran tarafından atıldığı tespit edilen 5 bini aşan füze izi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran’ın doktrini biliniyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mozaik + mobil + aldatma temelli yapı<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da İran’a şu avantajı sağlıyor: tükenmeyen güç algısı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail sahada etkiliydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak stratejik hedef gerçekleşmedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü: İran’ın füze kapasitesi kırılmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da şu anlama geliyor: İsrail vurdu ama sonucu alamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">DİPLOMASİNİN YENİ&nbsp;ADRESİ: İSLAMABAD<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sahadaki kırılgan denge diplomasiyi hızlandırdı. Müzakerelerin İslamabad hattında sürmesi bekleniyor. Bu önemli. Çünkü Pakistan:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ İran ile temas kurabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Batı ile konuşabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Bölgesel denge kurabiliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu da sürecin kaderinin sahadan çok masada şekilleneceğini gösteriyor. Asıl kritik soru burada. Bu sürecin başarıya ulaşması sadece bölge için değil, dünya için de hayati. Ancak zorluklar büyük:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Taraflar birbirine güvenmiyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Herkes “kazandım” söyleminde.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Sahadaki denge hâlâ kırılgan.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu nedenle müzakereler ya kalıcı bir denge kuracak ya da yeni bir çatışmanın zeminini hazırlayacak.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KİM KAZANDI?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Net&nbsp;bir kazanan yok. Ama kaybetmeyen taraf var:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Rejim ayakta.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ Füze kapasitesi sürüyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">◊ ABD ve İsrail tam sonuç alamadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Güçlü ama sınırlı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Etkili ama sonuçsuz.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">SON SÖZ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dünya bugün gerçekten bir nefes aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama bu nefes şimdilik bir rahatlama, bir ara.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD baskı altında.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran pozisyonunu güçlendiriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail yeni hamleyi hesaplıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ve en kritik gerçek: Bu ateşkes bir son değil, bir çıkış yolu mu, yoksa yeni bir savaşın eşiği mi? Onu masadaki gelişmeler ve uluslararası tavır gösterecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/dunya-simdilik-rahat-bir-nefes-aldi-1775716337.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşkes İsrail&#039;i karıştırdı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-israili-karistirdi-774</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/ateskes-israili-karistirdi-774</guid>
                <description><![CDATA[İsrail muhalefeti, ülke tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen savaşta Tel Aviv'in başarısız olduğunu vurguladı. İsraillilerin sığınaklara hapsolduğu sürecin sonunda oluşan hasarı onarmak için yıllar gerektiğini belirten muhalefet, yenilgiden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sorumlu tuttu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in Pakistan'ın sunduğu 2 haftalık geçici ateşkes ve barış müzakereleri yürütülmesi planına onay vermesi İsrail'de büyük tepkiye neden oldu. İsrail muhalefeti, ülke tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen savaşta Tel Aviv'in başarısız olduğunu vurguladı. İsraillilerin sığınaklara hapsolduğu sürecin sonunda oluşan hasarı onarmak için yıllar gerektiğini belirten muhalefet, yenilgiden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sorumlu tuttu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'de muhalefet partilerinin liderleri, İran ile geçici ateşkes kararı ilan edilmesinde Tel Aviv'in masada olmamasına tepki göstererek, Başbakan&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/binyamin-netanyahu" target="_blank">Binyamin Netanyahu</a>'nun siyasi ve stratejik açıdan başarısız olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı geçici ateşkesi kabul ettiğini duyurması, İsrail muhalefetinden hükümete sert tepkiler gelmesine neden oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL TARİHİNİN EN BÜYÜK FELAKETİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi "Gelecek Var" lideri Yair Lapid, X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Tarihimiz boyunca hiç bu kadar büyük bir siyasi felaket yaşanmamıştı. Ulusal güvenliğimizin temelini ilgilendiren (geçici ateşkes) kararlar alınırken İsrail masada bile değildi." yorumunu yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lapid, İran ile geçici ateşkes kararı alınırken İsrail'in masada bile olmamasına tepki göstererek, "Netanyahu siyasi ve stratejik olarak başarısız oldu. Bizzat kendisinin belirlediği hedeflerin tek birini bile gerçekleştiremedi. Netanyahu'nun kibir, ihmalkarlık ve stratejik planlama eksikliği nedeniyle yol açtığı bu siyasi ve stratejik hasarı onarmak yıllarımızı alacak." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'AĞIR BEDEL ÖDEYEREK YENİ BİR ÇATIŞMAYA GİRMEK ZORUNDA KALACAĞIZ'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman ise ABD merkezli X hesabından yaptığı paylaşımda, geçici ateşkes kararına tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"İran ile yapılan ateşkes, Ayetullah rejimine bir nefes alma alanı ve yeniden organize olma fırsatı tanıyor. İsrail'in yok edilmesi hedefinden vazgeçilmesini, uranyum zenginleştirilmesinin durdurulmasını, balistik füze üretiminin sonlandırılmasını ve bölgedeki terör örgütlerine verilen desteğin kesilmesini içermeyen her türlü anlaşma, gelecekte çok daha zor şartlar altında, daha ağır bir bedel ödeyerek yeni bir çatışmaya geri dönmek zorunda kalacağımız anlamına gelir."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da X hesabından açıklamalarda bulunarak, "Netanyahu yalan söyledi, tarihi bir zafer ve nesiller boyu sürecek bir güvenlik vaat etmesine rağmen, pratikte İsrail'in tarihindeki en ağır stratejik başarısızlıklardan birine imza attı." açıklamasını yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'TÜM ÜLKE SIĞINAKLARA HAPSOLDU'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan, "Bu süreçte sivil kayıplar verildi, kahraman askerler şehit düştü ve tüm ülke sığınaklara hapsoldu. İsrail ordusu üzerine düşeni üstün bir güçle yerine getirip önemli başarılar elde etse de Netanyahu-Smotrich-Ben Gvir hükümeti, bu kazanımları gerçek bir zafere dönüştürmekte bir kez daha sınıfta kaldı." dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Hedeflerin hiçbirine ulaşılmadığını ve İran yönetiminin bu süreçten güçlenerek çıktığını belirten Golan, şu mesajı paylaştı:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Bugün İran, hem zenginleştirilmiş uranyumu elinde tutuyor hem de Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüyle şartları dikte eden taraf konumunda bulunuyor. İsrail ise tıpkı Gazze'de olduğu gibi bir kez daha karar masasının dışında kalarak etkisizleşti. Ortaya çıkan tablo yine aynıdır. Askeri başarıları siyasi bir güvenliğe dönüştürmeyi beceremeyen başarısız, aşırılıkçı ve tehlikeli bir hükümet yüzünden ordu kazanırken İsrail kaybetmektedir. Sonuç olarak yaşanan bu durum tarihi bir zafer değil, İsrail'in güvenliğini gelecek yıllar boyunca tehlikeye atan mutlak bir başarısızlıktır."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSRAİL MUHALEFETİNİN SAVAŞA DESTEĞİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail muhalefeti, geçici ateşkes kararına tepki gösterse de İran ve Lübnan'a saldırıların başlamasına destek vermişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'in Lübnan ve İran'a saldırılarını destekleyen Lapid, 6 Nisan'da yaptığı açıklamada, şunları belirtmişti:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Ordumuz konusunda şüphemiz yok. Muhteşem bir iş yapıyor ve İsrail tarihine görkemli sayfalar yazıyor. Stratejik zafer demek, (İran'da) rejim değişikliği, nükleer tehdidin ortadan kaldırılması, balistik tehdidin bertaraf edilmesi, Hizbullah'ın ezilmesi. Stratejik zafer demek, İran ekonomisinin altyapısının yok edilmesi (Bunu Nisan 2024'ten beri savunuyorum)."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan da 6 Nisan'da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Bizim kahraman kadın ve erkek savaşçılarımız var. Mükemmel kadın ve erkek komutanlarımız var. Savaşmayı ve kazanmayı bilen muazzam bir ordumuz var. Sahip olmadığımız tek şey, zaferleri kalıcı kazanımlara dönüştürmeyi bilen bir hükümettir." açıklamasını yapmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Liberman ise 28 Şubat'ta ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Tevrat anlatısına göre antik Pers imparatorluğunda yaşayan, Yahudileri öldürmek isteyen vezire atıfla, "Haman’ı nasıl aştıysak Hamaney’i de aşarız." demişti.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/ateskes-israili-karistirdi-1775646625.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran bu füzeleri Gazze için neden kullanmadı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-771</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-771</guid>
                <description><![CDATA[HAMAS, Gazze'deki soykırıma gerekçe gösterilen 7 Ekim 2023 "Aksa Tufanı" saldırısını, İran'ın desteğiyle hazırlamıştı. Zaten Netanyahu'nun kulağına, "HAMAS'ı bitir" diye fısıldayan Körfez ülkelerinin ve Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin desteği söz konusu olamazdı!
Dahası vardı... İran, İsrail'in "intikam saldırıları"na karşı da "destek" garantisi vermişti! HAMAS, bilhassa Hizbullah'a çok güvenmişti!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="color:hsl(0, 75%, 60%);"><strong>Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın makalesi…</strong></span></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.star.com.tr/yazar/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-yazi-2007606/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" download="file">https://www.star.com.tr/yazar/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-yazi-2007606/</a></p><p class="MsoNormal">HAMAS, Gazze'deki soykırıma gerekçe gösterilen 7 Ekim 2023&nbsp;<strong>"Aksa Tufanı"</strong>&nbsp;saldırısını, İran'ın desteğiyle hazırlamıştı. Zaten Netanyahu'nun kulağına,&nbsp;<strong>"HAMAS'ı bitir"</strong>&nbsp;diye fısıldayan Körfez ülkelerinin ve Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin desteği söz konusu olamazdı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Dahası vardı... İran, İsrail'in&nbsp;<strong>"intikam saldırıları"</strong>na karşı da&nbsp;<strong>"destek"</strong>&nbsp;garantisi vermişti! HAMAS, bilhassa Hizbullah'a çok güvenmişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu desteği herkes beklediği için Hizbullah lideri Nasrallah'ın 3 Kasım 2023'te yapacağı açıklamaya bütün dünya kilitlenmişti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ancak ne yazık ki, Demirel gibi çok konuşup hiçbir şey söylememeyi beceren Nasrallah'ın 90 dakikalık nutku,&nbsp;<strong>"HAMAS'a övgü"</strong>den ibaretti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>HAMENEY DE "BAŞKA KAPIYA" DEMİŞTİ!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu hıyanet karşısında büyük şok yaşayan HAMAS lideri İsmail Haniye, soluğu Tahran'da almış ve 5 Kasım'da İran Şiî lideri Ali Hamaney ile görüşmüştü. İran resmî algı ajansı IRNA'nın dünyaya duyurduğu bu görüşmede Hamaney de, Gazze halkının direnişine övgü yağdırmış; İslâm ülkelerinin destek vermesi gerektiğini söylemişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ama İran'ı&nbsp;<strong>"İslâm ülkesi"</strong>&nbsp;görmediğinden olacak ki,&nbsp;<strong>"Filistin'in özgürleştirilmesi Filistinliler için bir onurdur ve bizim bu onurda size ortak olmak gibi bir niyetimiz yok"</strong>&nbsp;demişti!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, hiç değilse Gazze'ye&nbsp;<strong>"gölge"</strong>&nbsp;etmeseydi ama bunu da çok gördü!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu görüşmeyi izleyen 9 ayda HAMAS'ın ezber bozan bir direniş sergilediğini gören İran yönetimi, İsrail'in yıllardır öldüremediği Haniye'yi 29 Temmuz'daki&nbsp;<strong>"tören"</strong>&nbsp;için davet etmiş ve iki gün sonra da MOSSAD'ın&nbsp;<strong>"konum"</strong>&nbsp;bilgili saldırısıyla ortadan kaldırmasını sağlamıştı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran yine bol tehdit savurdu ama asıl müsebbibi olduğu soykırıma karşı hiçbir şey yapmadı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN İSTESE RAHATLIKLA YAPABİLİRMİŞ!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki; İran ve tetikçisi Hizbullah, gücü yetmediği için mi Gazze'ye destek vermedi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">17, 18 Eylül 2024'teki çağrı cihazı patlamaları ve 30 Eylül'deki Nasrallah suikastıyla yönetim zaafı yaşayan Hizbullah, İran'ı korumak için Tel Aviv'e füze yağdırıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu durum, Nasrallah'ın havanda su dövdüğü günlerde Hizbullah'ın İsrail'e çok daha güçlü bir tepki verebileceği anlamına geliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ya İran?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yahudileri sığınaklara hapsetmekle övünen Tahran yönetimi,&nbsp;<strong>"Demir Kubbe'yi kevgire çeviren"</strong>&nbsp;füzelerinden birkaçını üç yıldır zulüm gören Gazze Müslümanları için neden ateşlemedi? Destek vadederek ayağa kaldırdığı HAMAS'ı neden yüzüstü bıraktı?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ayrıca bugün,&nbsp;<strong>"Amerikan uşağı"</strong>&nbsp;oldukları iddiasıyla saldırdığı Körfez ülkelerine, neden üç yıldır&nbsp;<strong>"Siyonist İsrail'e karşı adam gibi bir duruş sergileyin"</strong>&nbsp;demedi de hıyanette yarış etti?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü Gazze'deki Müslümanlar, Şiî İran'ın da hiç umurunda değildir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü Filistinliler Sünnî'dir ve Şiî rejim için Sünnî düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha önce gelmektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>TÜRKİYE'DE AYIRIMCILIK YAPAN KİM?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Üç yıldır İran'ın Gazze'deki bütün bu hıyanetlerini görmüyor; Şiîlerle değil Siyonistlerle uğraşıyoruz. Hakeza bugünkü savaşta da, İran'ın ezelî hasmane tutumuna rağmen Türkiye; ABD ve İsrail'in karşısında, İran'ın yanındadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa bu kritik ortam ve Haçlı Siyonist saldırılar istismar edilerek Sünnî düşmanlığı için kullanılmaktadır. Şiî darbesini&nbsp;<strong>"İslâm Devrimi"</strong>&nbsp;zanneden muhafazakârlardan,&nbsp;<strong>"İran düşmanı"</strong>&nbsp;Kemalistlere ve Gülenistlere kadar bütün İktidar düşmanları,&nbsp;<strong>"ABD karşıtlığı"</strong>&nbsp;maskesi altında İran lejyonerliği yapmaktadır. Yine kirli bir işbirliği sergilenmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Mine Kırıkkanat gibilerin bile Şiî avukatlığına soyunması nasıl izah edilebilir? Böyle bir savaş esnasında neden&nbsp;<strong>"Sünnî-Şiî"</strong>&nbsp;mukayesesi körüklenmektedir? İran'a Siyonistler mi, yoksa Sünnîler mi saldırmaktadır?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu sinsi operasyonun etkisinde kalanların&nbsp;<strong>"Şiîliği tartışacak zaman değil"</strong>&nbsp;türü ortaya karışık beyanları da, fitnecilerin ekmeğine yağ sürmektedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Herhangi bir ülkedeki hiçbir&nbsp;<strong>"birey"</strong>in inancını sorgulamak haddimiz değildir. Ancak Şiî İran rejiminin, Sünnî ve Türkiye düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha öndedir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Biz İran'ı yeni keşfetmedik! Şah İsmail'in, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem) mübarek bedenini tünel kazarak Avrupa'ya kaçırmak isteyen Haçlılarla yaptığı iğrenç işbirliğini de, Yavuz Sultan Selim Han'ın buna haddini bildirmek için (FETÖ'cülerin çaldığı meşhur&nbsp;<strong>"Çamurlu Kaftan"</strong>ın sahibi olan) İbn-i Kemal Hazretlerinden aldığı&nbsp;<strong>"fetva"</strong>yı da biliyoruz!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İRAN HÂLÂ İSRAİL'E HİZMET ETMEKTEDİR!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Fitne için kullanılan bu savaştan kimin kârlı çıktığını da sorgulamak gerekir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu savaşı, İsrail'in başlattığı bir gerçektir. Ancak İsrail'e bu fırsatı veren de, İran'ın (bilinçli değilse) basiretsiz tutumudur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu gidişat ise, yine İsrail'e hizmet etmektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, hıyanet ettiği Gazze'ye bu savaşla bir darbe daha vurmaktadır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Çünkü herkes Hürmüz Boğazı'nı konuşmakta olup; Gazze'yi unutulmuştur.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Oysa Gazze'deki katliam ve zulüm devam ederken Batı Şeria da eklenmiştir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail'e rağmen Gazze'de bir&nbsp;<strong>"Uluslararası Yönetim"</strong>&nbsp;süreci başlamıştı. Ağır aksak yürüse de, İsrail'in keyfiliğine son vereceği için çok önemliydi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">BM Güvenlik Konseyi'nin, 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla başlayan süreç, tam da Neyanyahu'nun istediği gibi unutulmuş durumdadır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail Gazze'de köşeye sıkışmıştı. İçeride,&nbsp;<strong>"Madem bu noktaya gelecektik, bu kadar naneyi niye yedik"</strong>&nbsp;sorgusuna muhatap olan Netanyahu'nun günleri sayılıyordu. Şimdi siyasî hayatının en güçlü dönemini yaşıyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İran'ın moral üstünlüğü"</strong>&nbsp;denilen şey, aslında İsrail'in 7 Ekim'den sonra kaybettiği ve milyarlarca dolar harcadığı halde geri alamadığı&nbsp;<strong>"Mağduriyet üstünlüğü"</strong>ne İran sayesinde kavuşmasıdır.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Peki İsrail bu&nbsp;<strong>"mağduriyet"</strong>i, hangi faturayı ödeyerek kazandı? İran, Suriye'de Müslümanlara yaptığının ne kadarını Siyonistlere yapabildi?<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Sadece Tel Aviv'de birkaç bina yıkıldı! Unutmayın ki, Yahudiler için en kolay problem,&nbsp;<strong>"para"</strong>&nbsp;ile çözülendir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>İSRAİL'İN YAPAMADIĞINI İRAN YAPTI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Öte yandan İsrail, defalarca teşebbüs etmesine rağmen bir türlü Filistin dışına uzatamadığı&nbsp;<strong>"işgal haritasını"</strong>&nbsp;İran sayesinde Lübnan'a taşıdı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaşın ilk gününden itibaren sinsice Lübnan'a yüklenen İsrail, güneydeki&nbsp;<strong>"stratejik"</strong>&nbsp;bölgeyi işgal etmek üzeredir. Böylece, Suriye'deki gelişmeler sebebiyle tehlikeye giren&nbsp;<strong>"Golan işgali"</strong>ni tahkim etme ve Doğu Akdeniz'deki&nbsp;<strong>"Münhasır Bölge"</strong>sini genişletme peşindedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu adımlar bütün bölgeyi ama özellikle Türkiye'yi doğrudan etkilemektedir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ya bölge... ABD, nihayet bu bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD'siz İsrail'in kocaman bir&nbsp;<strong>"hiç"</strong>&nbsp;olduğunu iyi bilen Netanyahu, Washington'a mekik dokumuş ama Trump'ı ikna edememişti. Ama onun yapamadığını İran yaptı!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BİZİM AÇIMIZDAN DEĞNEĞİN İKİ UCU DA AYNI!</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bu savaşın sonu, bizi yakından ilgilendiriyor!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Zira İsrail veya İran'dan hangisi galip çıkarsa çıksın; yeni hedefi Türkiye olacaktır!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"İsrail tamam da İran ne alaka"</strong>&nbsp;diyenlere, Karabağ Özgürlük Savaşı'nda İran'ın Ermenistan'a destek verdiğini hatırlatmak gerekir!<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>"Bu tutumun sebebi, İran'ın 'İran'daki Türkler' hassasiyetidir"</strong>&nbsp;diyecek kadar savrulmuş olan yerli İrancılara şunu sormak gerekir:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>Kendi vatandaşı ve çoğunluğu Şiî olan Türkleri "tehdit" gören İran paranoyasının, bölgede en güçlü orduya sahip olan üstelik bu süreçte daha da güçlenen Sünnî Türkleri "tehdit" görmemesi mümkün mü?</strong><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/iran-bu-fuzeleri-gazze-icin-neden-kullanmadi-1775630113.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 maddelik ateşkes planı</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/10-maddelik-ateskes-plani-770</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/10-maddelik-ateskes-plani-770</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve İran, iki haftalık bir ateşkes konusunda salı günü anlaşmaya vardı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes için belirlediği sürenin dolmasına 1 saat kala tamamlandı. İran, müzakerelerde kalıcı ateşkes sağlanması için 10 maddelik bir plan hazırladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD ve İran, iki haftalık bir ateşkes konusunda salı günü anlaşmaya vardı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes için belirlediği sürenin dolmasına 1 saat kala tamamlandı. İran, müzakerelerde kalıcı ateşkes sağlanması için 10 maddelik bir plan hazırladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Pakistan'ın ateşkes teklifine İran ve ABD'den olumlu yanıt geldi. İran, Hürmüz Boğazı'nın geçici olarak açılmasını içeren 2 haftalık ateşkes teklifini onaylarken, 10 Nisan'da Pakistan'ın başkenti İslamabad'da ABD ile müzakerelerin başlayacağını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump, TSİ 03:00'e kadar ateşkes sağlanamazsa İran'ı yok etme tehdidinde bulunmuştu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre İsrail de ateşkesi onayladı. Trump, İran genelinde sivil hedefleri de kapsayacak şekilde şiddetli saldırılar düzenleme planını askıya aldığını duyurdu. ABD Başkanı, Tahran yönetiminden "uygulanabilir" bir ateşkes teklifi aldığını söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, 2 haftalık ateşkes süresince gerçekleştirilecek müzakerelerde kalıcı barış sağlanması için 10 maddelik bir barış planı hazırladı. Plan, Hürmüz Boğazı'nda yeni bir düzen oluşturulması, İran'ın müttefiklerine yönelik saldırılara son verilmesi ve ABD ordusunun Orta Doğu'dan çekilmesi gibi şartlar içeriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İRAN'IN ATEŞKES PLANINDA YER ALAN MADDELER<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran devlet medyasına göre Tahran yönetimi, savaşın sona ermesini ancak barış planının ayrıntıları netleştikten sonra kabul edecek. İran, daha önce ABD tarafından reddedilen bir dizi koşulu masaya getirdi. İran devlet medyası tarafından yayınlanan 10 maddelik liste, ABD’nin geçmişte kabul etmediği taleplerden oluşuyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Plan şu maddeleri içeriyor:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-ABD'nin tüm saldırgan eylemlerine kalıcı olarak son vermeyi garanti etmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün devam etmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'a uygulanan tüm temel yaptırımların kaldırılması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran kurumlarıyla iş yapan yabancı kuruluşlara yönelik tüm yaptırımların kaldırılması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran'ı hedef alan tüm kararlarının sona erdirilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'ın nükleer programına ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın tüm kararlarının iptal edilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İran'a savaş zararları için tazminat ödemesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-ABD ordusunun Orta Doğu'dan çekilmesi<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">-İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları da dahil olmak üzere tüm cephelerde ateşkes sağlanması<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran, Farsça olarak yayınlanan versiyonda nükleer programı için "uranyum zenginleştirme hakkının kabul edilmesi" ifadesini de kullandı. Ancak bu ifade, İranlı diplomatların gazetecilerle paylaştığı İngilizce versiyonlarda yer almadı. Bu durumun nedeni belirsizliğini koruyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA YENİ DÜZEN<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ordusunun kotrolü altında olan Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişe izin verileceğini bildirdi. Bunun İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü tamamen gevşeteceği anlamına gelip gelmediği açıklanmadı. Bir yetkili, ateşkes planının İran ve Umman’ın boğazdan geçen gemilerden ücret almasına olanak tanıdığını belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Elde edilecek geliri İran’ın yeniden yapılanma için kullanacağı ifade edildi. Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlanırsa Tahran yönetimi, boğazı tekrar kapatma yoluna gidebilir.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İSLAMABAD'DA GÖRÜŞME ÇAĞRISI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Ateşkesin sağlanmasına yardımcı olan Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, X platformunda yaptığı paylaşımda İran ve ABD heyetlerini cuma günü İslamabad’da bir araya gelmeye davet ettiğini duyurdu. Tahran yönetimi görüşmelere katılacağını açıkladı. ABD, henüz görüşmelere katılıp katılmayacağına dair bir açıklama yapmadı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">MÜZAKERELERİN GELECEĞİ<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump yönetimi ile İran arasında Tahran’ın nükleer programının statüsü üzerine yaklaşık bir yıl önce başlayan müzakereler 10 Nisan'da devam edecek. İki tarafın son derece farklı talepleri olması ve taviz vermeye yanaşmaması, kalıcı bir anlaşmaya varılmasını engelleyebilir. Batı medyasında yer alan yorumlarda, İran’ın taleplerinin ABD tarafından kabul edilmesinin olası olmadığı yorumları öne çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">The Guardian'ın haberinde, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol talebi "endişe verici" diye nitelendi. Savaş başlamadan önce İran’ın boğaz üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmuyordu. The Telegraph'ın iddiasına göre İran, boğazdan yaklaşık 2 milyon dolarlık bir geçiş ücreti talep edecek.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">CNN International'a değerlendirmelerde bulunan Demokrat Senatör Chris Murphy, Trump yönetimine sert tepki göstererek, "Bu anlaşma İran’a boğazı kontrol etme hakkı veriyorsa bu dünya için felaket olur” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">GÖRÜŞMELERİN ARKA PLANI<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Associated Press'e (AP) isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan iki yetkili, salı günü geç saatlerde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, diplomasiye olanak sağlamak için Trump’tan süreyi iki hafta uzatmasını talep ettiğini belirtti. Şerif, X hesabından yaptığı açıklamada İran’dan da Hürmüz Boğazı’nı iki hafta süreyle açmasını istedi. Tahran’ın en büyük ticaret ortağı konumundaki Çin de, İranlıları ateşkes yolu bulmaya teşvik etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AFP'ye salı günü demeç veren Trump, Çin’in İran’ı müzakere masasına getirmeye yardımcı olduğuna inandığını söyledi. ABD ara&nbsp;<a href="https://secim.hurriyet.com.tr/" target="_blank">seçim</a>&nbsp;kampanyası hız kazanırken Trump’ın onay oranı en düşük seviyesine geriledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump'a desteğin gerilemesi, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetme riskini ortaya çıkardı. Anketler, ABD'lilerin büyük çoğunluğunun savaşa karşı olduğunu ve artan benzin fiyatlarından rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/10-maddelik-ateskes-plani-1775629598.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rüşvetin merkezi mimar gelinin ofisi</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-762</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-762</guid>
                <description><![CDATA[Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu Nilüfer'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu Nilüfer'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/bursa" target="_blank">Bursa</a>&nbsp;Büyükşehir Belediye Başkanı&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/mustafa-bozbey" target="_blank">Mustafa Bozbey</a>'in de aralarında bulunduğu 30 şüpheli tutuklanmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bursa'daki milyarlık rüşvet ve yolsuzluk ağının bilinmeyen detayları, ortaya çıktı. "Hırsızlığın başı Bursa'da dönüyor" diyen bir akraba ihbarıyla da genişleyen soruşturmada imar onayları için Mustafa Bozbey'in gelininin sahibi olduğu&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/nilufer" target="_blank">Nilüfer</a>'deki Tiba Mimarlık'ın vize merkezi olarak kullanıldığı, projesi Bozbey İnşaat tarafından çizilen Bozbey Apartman tabelalı binaların ise paravan şirketler üzerinden düşük bedellerle aile havuzuna aktarıldığı belgelendi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Rüşvet soruşturmasının kritik halkasını oluşturan Tiba Mimarlık, belediyedeki usulsüz imar onaylarının "vize merkezi" olarak faaliyet gösterdi. Müşteki beyanları ve teknik incelemeler, dönemin Nilüfer Belediyesi Başkanı Turgay Erdem'in tek imzalı yetkisini bir baskı unsuru olarak kullandığını gösterdi. Erdem'in, emsal artışı talep eden müteahhitlere projelerin mutlaka o dönemki Mustafa Bozbey'in gelini İldam Aydın Bozbey'e ait Tiba Mimarlık tarafından çizilmesi şartını koştuğu, bu ofis üzerinden kesilen fahiş proje bedellerinin aslında yasallaştırılmış rüşvet olduğu saptandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>BOZBEY'İN&nbsp;KIZINA ARAÇ&nbsp;ÖDEMESİ</strong><br><br>Mustafa Bozbey'in kızı Side Bozbey Gürer'in araç alımıyla ilgili mali inceleme dikkat çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Side Bozbey Gürer adına 15 Kasım 2021 tarihinde satın alınan otomobilin "395 bin TL'lik senet ödemesi" açıklamasıyla, dönemin Özel Kalem Müdürü Aytunç Esendemirci'nin şahsi banka hesabından 100 bin TL ödeme yapıldığı belirlendi. Esendemirci'nin, hiçbir ticari bağı olmamasına rağmen başkanın kızının araç borcunu ödediği ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>11 PROJEDE&nbsp;USULSÜZLÜK</strong><br><br>Mülkiye müfettişleri ve bilirkişilerin yaptığı geriye dönük incelemeler, özellikle 2019 ile 2024 yıllarını kapsayan son 5 yıllık süreçte Nilüfer'de hayata geçirilen projelerin sistemli bir şekilde mevzuata aykırı hale getirildiğini ortaya koydu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Soruşturma kapsamında park alanlarının ranta açılması, sosyal donatı alanlarının daraltılması ve sığınakların usulsüz dükkanlara dönüştürülmesi şüphesiyle toplam 35 ayrı proje teknik incelemeye alındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müteahhit E.A.'nın itirafları ve yerinde yapılan ölçümler neticesinde, mercek altına alınan bu projelerden 11 tanesinde emsal fazlalıkları ve ruhsat aykırılıkları bilirkişi raporlarıyla resmen tescillendi. Diğer 24 proje üzerindeki incelemeler ve rüşvet trafiğine dair veri toplama süreci ise devam ediyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/rusvetin-merkezi-mimar-gelinin-ofisi-1775458939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yasak aşkların faturasını millet ödüyor</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-761</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-761</guid>
                <description><![CDATA[Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, CHP'li belediyelerde dönen dolapların yanı sıra başkanların kirli ilişki ağını da gözler önüne serdi. CHP'li başkanların belediye imkân ve kaynaklarını sevgilileri için nasıl çarçur ettiği ifşa oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, CHP'li belediyelerde dönen dolapların yanı sıra başkanların kirli ilişki ağını da gözler önüne serdi. CHP'li başkanların belediye imkân ve kaynaklarını sevgilileri için nasıl çarçur ettiği ifşa oldu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/chp" target="_blank">CHP</a>'li belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarına giren detaylar, kamu kaynaklarının CHP'li başkanların yasak aşk yaşadığı kadınlara nasıl aktarıldığını ortaya koydu. İstanbul'dan Antalya'ya, Uşak'tan Bolu'ya kadar CHP'nin idaresindeki belediyelerde yaşananlar, liyakatin nasıl hiçe sayıldığını ve halkın parasının şahsi ilişkiler için nasıl kullanıldığını belgeledi. İşte örnekler:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>SEVGİLİYE KADRO VE MİLYONLUK HEDİYE</strong><br><br>Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sevgilisi Melek K.'nin kariyerindeki hızlı yükseliş dikkat çekildi. Böcek'in sevgilisi Melek K., 2013'te belediyede "çaycı" olarak işe başlayıp, 10 yılda memur kadrosuna, ardından belediye iştiraki ALDAŞ'ta "iç denetçi" pozisyonuna yükseltildi. Belediye şoförleri Melek K.'ya tahsis edildi. Böcek'in oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in ise sevgilisi olan belediye çalışanı Büşra G.'ye değeri milyonlarca doları bulan lüks araç, saat ve ziynet eşyaları aldığı ortaya çıktı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>EKREM&nbsp;İMAMOĞLU'NUN&nbsp;SEVGİLİSİNE&nbsp;KELEPİR DAİRE</strong><br>"Çıkar Amaçlı Örgüt Kurma" suçlamasıyla tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun sevgilisi olduğu öne sürülen voleybolcu Derya Çayırgan'a maddi destek sağladığı ortaya çıkmıştı. Çayırgan'ın, İmamoğlu'nun daha önce villa ve dairelerine çöktüğü Kameroğlu İnşaat'a ait Beylikdüzü'ndeki Kameroğlu Metrohome projesinden 15 Haziran 2023'te ev aldığı ve bedeli 4 milyon 100 bin lira olan daire için sadece 800 bin lira ödediği belirlendi. Çayırgan, ödemenin neden eksik yapıldığına dair net bir açıklama getiremezken İmamoğlu'nun Çayırgan'a destek sağladığı, uyuşturucu soruşturmasındaki ifadelere de yansımıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>ÖZEL&nbsp;KALEM OLARAK&nbsp;İŞE ALIP EVLENDİ</strong><br>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Muhittin Böcek'in işe alması için kendisine yönlendirdiği Konyaaltı Belediyesi'nde güvenlik personeli Yakup Önder'in eşi olan Seden Baştimur'u özel kalemi olarak işe almıştı. Bozbey, gönül ilişkisi yaşadığı Baştimur'la 2014'te evlenmişti. İkili eşlerinden boşanırken, o dönem Bozbey'in kızı Side Bozbey ise nikah fotoğraflarını "Annemle babamın evliliğini bitiren sebep" diyerek paylaşmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>RÜŞVETLE&nbsp;REZİDANS</strong><br>Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Ağırman'la bir mekânda göz göze türkü söylediği görüntüler sonrasında yasak aşk rezaleti ortaya çıkmıştı. Akpolat ile Ağırman eşlerinden boşanıp evlenirken Akpolat'ın rüşvetten elde ettiği suç gelirini Ağırman'a nasıl aktardığı da belirlenmişti. Akpolat'ın Etiler Maya Rezidans'ta 16 milyon liraya satın aldığı evin evlenmeden önce Ağırman'ın erkek kardeşi üzerine geçirdiği ortaya çıkmıştı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><strong>UŞAK'TAN&nbsp;BORNOVA'YA&nbsp;'BANKAMATİKÇİ'&nbsp;SEVGİLİ</strong><br>Ankara'da otel odasında 21 yaşındaki sevgilisi Seher Akay ile birlikte gözaltına alınan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın 4 ayrı sevgilisiyle kurduğu ağ ise pes dedirtti. Yalım'ın sevgililerinden Aslıhan Aksoy'un, Bornova Belediyesi'nde "bankamatik memuru" olarak yüksek maaşla işe başlatıldığı ve işe hiç gitmeden Avrupa turuna çıktığı ortaya çıktı. Yalım'ın bir diğer sevgilisi Ebru Yurtuluğ'a aldığı 1 milyon 180 bin liralık araç ve "Kocam teşekkür ederim evi aldın" mesajlarıyla belgelenen konut hediyeleri, milletin parasının nerelere akıtıldığını açıkça gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Bolu'da ise Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın belediye çalışanı Öznur Çağalı ile yaşadığı cinsel birliktelik ve "Benden başka kimle olabilirsin" içerikli mesajlaşmaları, makam odalarının nasıl gayrimeşru buluşma noktalarına dönüştüğünü tescilledi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/yasak-asklarin-faturasini-millet-oduyor-1775458445.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail Yüksek Mahkemesi&#039;ne Netanyahu&#039;dan tepki</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-759</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-759</guid>
                <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Netanyahu, kısıtlı sayıda göstericinin başkent Tel Aviv'de savaş karşıtı protesto yapmasına izin veren İsrail Yüksek Mahkemesi'ne tepki gösterdi.
Netanyahu, X sosyal medya platformundaki hesabından, Yüksek Mahkeme'nin, dün Tel Aviv'de yaklaşık 600 kişiye kadar katılımcıyla savaş karşıtı protesto gerçekleştirilmesine izin vermesine ilişkin açıklama yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İsrail Başbakanı Netanyahu, kısıtlı sayıda göstericinin başkent Tel Aviv'de savaş karşıtı protesto yapmasına izin veren İsrail Yüksek Mahkemesi'ne tepki gösterdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, X sosyal medya platformundaki hesabından, Yüksek Mahkeme'nin, dün Tel Aviv'de yaklaşık 600 kişiye kadar katılımcıyla savaş karşıtı protesto gerçekleştirilmesine izin vermesine ilişkin açıklama yaptı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">AA'da yer alan habere göre, İsrail halkı son iki haftadır başta başkent Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın derhal sona erdirilmesi için protesto gösterileri düzenliyor.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Netanyahu, İran'a saldırılar sonrası getirilen kısıtlamalar nedeniyle Yahudilerin Hamursuz Bayramı süresince Burak (Ağlama) Duvarı'nda ibadet edemediğini, ancak İsrail Yüksek Mahkemesi'nin "solcu" bir protestoya izin verdiğini dile getirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Savaş zamanı güvenlik düzenlemelerine ilişkin tek yetkili mercinin İsrail ordusu İç Cephe Komutanlığı olduğunu hatırlatan Netanyahu, "Protesto özgürlüğü önemli ancak ibadet özgürlüğü de en az onun kadar önemli." ifadesini kullandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">LAPİD: NETANYAHU, "KIŞKIRTICI" AÇIKLAMALARINI SÜRDÜRÜYOR<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İsrail ana muhalefet partisi "Gelecek Var" lideri Yair Lapid, İran’a saldırılar devam ederken, Netanyahu'nun kışkırtıcı açıklamalarını sürdürdüğünü kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Lapid, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, "Hayfa'daki yıkıntılar arasında hayatta kalanlar aranırken Netanyahu'yu sığınaktan çıkaran tek şey, ulusu bölme ve yargıçlara karşı kışkırtma girişimi." sözlerini sarf etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise X hesabından "Savaşımız İran'a karşı, Yüksek Mahkeme'ye karşı değil. Savaş döneminde halk arasına nifak sokmayı bırakın." açıklamasında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da Netanyahu'nun açıklamalarına tepki gösteren isimler arasında yer aldı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Golan, Netanyahu'nun siyasi olarak zemin kaybetmesi nedeniyle paniğe kapılarak İsrail Yüksek Mahkemesi'ne saldırdığını vurguladı. Golan, X paylaşımında şu ifadelere yer verdi:<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">"Netanyahu, kendi kusmuğunu yiyen bir köpek gibi. Yüksek Mahkeme ve sol hareketlere yönelik kışkırtmalara yeniden başladı."<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/israil-yuksek-mahkemesine-netanyahudan-tepki-1775457133.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran savaşında son şans</title>
                <category>Analiz</category>
                <link>https://www.medyamit.com.tr/iran-savasinda-son-sans-758</link>
                <guid>https://www.medyamit.com.tr/iran-savasinda-son-sans-758</guid>
                <description><![CDATA[ABD ile İran arasında yürütülen temaslar, savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir aşamaya ulaştı. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, tarafların 2 aşamalı 45 günlük bir ateşkes olasılığını değerlendirdiğini bildirdi. Diplomatik çabalar sürerken, kısa vadede anlaşma sağlanmasının zor olduğuna dikkat çekildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">ABD, İran ve bölgesel arabulucular arasında 45 günlük ateşkes için yoğun diplomasi trafiği yürütüldüğü bildirildi. ABD'li ve İsrailli kaynaklar, görüşmelere rağmen önümüzdeki 48 saat içinde kısmi bir anlaşmaya varılma ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. ABD basını, Başkan Donald Trump’ın İran'a verdiği süreyi uzatmasına ilişkin, savaşın sona ermesi için "son şans" diye niteledi. Olası bir anlaşmanın sağlanamaması halinde kara savaşının başlayabileceği belirtildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD ile İran arasında yürütülen temaslar, savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir aşamaya ulaştı. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, tarafların 2 aşamalı 45 günlük bir ateşkes olasılığını değerlendirdiğini bildirdi. Diplomatik çabalar sürerken, kısa vadede anlaşma sağlanmasının zor olduğuna dikkat çekildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a verdiği süre pazartesi akşamı sona erecekti. Ancak Trump, pazar günü yaptığı açıklamada süreyi 20 saat uzattığını duyurdu ve yeni son tarihin salı günü TSİ 03:00'te sona ereceğini kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump pazar günü ABD’nin İran ile "derin müzakereler" yürüttüğünü ve belirlenen son tarihten önce anlaşmaya varılabileceğini söyleyerek, "İyi bir şans var ama eğer anlaşma yapmazlarsa, oradaki her şeyi havaya uçuracağım" dedi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">2 AŞAMALI&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ateskes-plani" target="_blank">ATEŞKES PLANI</a><o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Diplomatik kaynaklar, arabulucuların taraflara 2 aşamalı bir plan sunduğunu belirtti. İlk aşamada, kalıcı çözüm müzakerelerine zemin hazırlayacak 45 günlük bir ateşkes öngörülüyor. Bu sürenin gerektiğinde uzatılabileceği ifade edildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İkinci aşamada ise savaşın tamamen sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bir anlaşmanın hedeflendiği aktarıldı. Taraflar arasındaki görüşmelerin Pakistanlı, Mısırlı ve Türk arabulucular üzerinden yürütüldüğü, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında doğrudan mesajlaşmalar gerçekleştiği bildirildi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Axios'a demeç veren ABD'li bir yetkili, Trump yönetiminin son günlerde İran’a çeşitli teklifler sunduğunu ancak İranlı yetkililerin bu önerileri henüz kabul etmediğini açıkladı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">HÜRMÜZ BOĞAZI VE URANYUM KRİZİ MASADA<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Müzakerelerde en kritik başlıklar arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları yer alıyor. Kaynaklar, bu iki konunun nihai anlaşmanın parçası olabileceğini ifade etti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arabulucuların, İran’ın bu başlıklarda kısmi güven artırıcı adımlar atıp atamayacağını değerlendirdiği belirtildi. Kaynaklar, uranyum ve Hürmüz Boğazı konularının İran’ın en önemli pazarlık unsurları olduğunu vurgulayarak, Tahran'ın yalnızca geçici bir ateşkes karşılığında bu kozlarını feda etmeyeceği değerlendirmesinde bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı yetkililer, arabuluculara, kağıt üzerinde ateşkesin olduğu ancak ABD ve İsrail'in istedikleri zaman tekrar saldırabileceği Gazze veya Lübnan benzeri bir duruma düşmek istemediklerini açıkça belirtti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">KARA SAVAŞINDAN ÖNCE SON ŞANS<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İki yetkili, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji tesislerine yönelik geniş çaplı bir operasyon planını hazır tuttuğunu ifade etti. Trump’ın süreyi uzatma kararının, diplomasiye son bir şans tanımayı amaçladığı vurgulandı. Uzmanlar, "son şansın" değerlendirilememesi durumunda çatışmaların yeni bir evreye gireceğini bildirdi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Trump, anlaşma sağlanamaması halinde İran’da siviller için kritik öneme sahip altyapıyı hedef alabileceğini daha önce de dile getirmişti. Bu tür saldırıların&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/savas-sucu" target="_blank">savaş suçu</a>&nbsp;kapsamına girebileceği değerlendirmeleri yapılırken, İran tarafı da İsrail ve Körfez ülkelerindeki enerji ve su altyapılarını hedef alabileceği uyarısında bulundu.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Konuya ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, arabulucuların olası bir misillemenin Körfez ülkelerinin petrol ve su kaynakları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinden ciddi endişe duyduğunu kaydetti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Yetkililer, görüşmelerin başarısız olması halinde ABD’nin İran’a yönelik kara saldırıları başlatabileceğini ifade etti. ABD basını,&nbsp;<a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/kara-savasi" target="_blank">kara savaşı</a>&nbsp;senaryosunda savaşın şu ana dek görülmemiş düzeyde şiddetlenebileceğine dikkat çekti.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">'HÜRMÜZ BOĞAZI ASLA ESKİ HALİNE GERİ DÖNMEYECEK'<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Arabulucular, İran tarafına müzakere sürecinin uzatılması için zaman kalmadığını iletti. Önümüzdeki 48 saatin, daha büyük bir yıkımı önlemek adına kritik olduğu vurgulandı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">İranlı yetkililer ise kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda savaşa devam edecekleri mesajını yineledi. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun, özellikle ABD ve İsrail için, savaştan önceki haline "asla geri dönmeyeceğini" söyledi.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">Beyaz Saray ise yürütülen temaslara ilişkin resmi bir değerlendirme yapmaktan kaçındı.<o:p></o:p></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.medyamit.com.tr/images/haberler/2026/04/iran-savasinda-son-sans-1775456733.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
