Pandemi Planlı mıydı?
Son yıllarda dünyayı sarsan iki başlık var ki, çoğu zaman aynı cümlede anılıyor:
Epstein belgeleri ve pandemi.
Bir tarafta çocuk istismarı, güç, para ve karanlık ilişkiler ağı…
Diğer tarafta küresel ölçekte yaşanmış bir sağlık krizi.
Bazıları için bu iki başlık arasında kesin, tartışmasız bir bağ var.
Bazıları içinse bu bağ, aklın sınırlarını zorlayan bir genellemeden ibaret.
Ben bu yazıda ne kimseyi ikna etmeye çalışacağım ne de hakikatin tek sahibi gibi konuşacağım. Sadece soruları, ayrımları ve tehlikeli bulanıklıkları işaret etmek istiyorum.
Epstein Belgeleri Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
Ortaya çıkan belgeler bize şunu açıkça gösterdi:
Dünyanın bazı güç merkezlerinde ahlâkın, hukukun ve insan onurunun kolayca askıya alınabildiği karanlık ilişkiler var.
Bu bir iddia değil, belgedir.
Ve bu belgeler, “Dünya tertemiz eller tarafından yönetiliyor” masalını çoktan bitirmiştir.
Ancak burada kritik bir eşik var:
Bir yapının ahlâksızlığı, her küresel olayın o yapı tarafından planlandığı anlamına gelmez.
Epstein dosyaları; suç, istismar ve çürüme gösterir.
Ama pandemiyle doğrudan, tekil ve ispatlanmış bir organizasyon bağını bilimsel düzlemde ortaya koymaz.
Pandemi: Plan mı, Kaos mu, Kötü Yönetim mi?
Pandemi sürecinde ciddi hatalar yapıldı mı?
Evet.
Özgürlükler gereksiz yere kısıtlandı mı?
Evet.
Korku dili, baskı ve kontrol refleksi kullanıldı mı?
Evet.
Ama buradan şu sonuca sıçramak tehlikelidir:
“Bu küresel salgın, tek dünya devleti için baştan sona planlanmış bir deneydi.”
Çünkü bu iddia, delil değil niyet okuması üzerine kurulur.
Bilimsel sorgulama; “olabilir” ile “olmuştur” arasındaki çizgiyi asla silmez.
Pandemi bize şunu çok net öğretti:
Devletler panikleyebilir
Bilim siyasete alet edilebilir
Korku, yönetim aracına dönüşebilir
Ama bu tablo, otomatik olarak kusursuz bir küresel senaryoyu ispatlamaz.
Bazen kötülük, şeytani bir zekânın ürünü değil;
insan aklının kibri ve beceriksizliğinin sonucudur.
Komplo ile Sorgulama Arasındaki İnce Çizgi
Sorgulamak erdemdir.
Komplo ise çoğu zaman zihni rahatlatan bir kaçıştır.
Çünkü komplo anlatıları:
Belirsizliği azaltır
Korkuya anlam verir
“Her şey kontrol altında” hissi sağlar
Ama bedeli ağırdır:
Aklın tembelleşmesi.
Her açıklanamayan olayın arkasına tek bir “mutlak kötü” yerleştirdiğinizde, artık düşünmezsiniz; inanırsınız.
İnanç kıymetlidir.
Ama akıl devre dışı bırakıldığında, inanç da savunmasız kalır.
“Yalan Dünya” Gerçeği ve Sorumluluk
Evet, dünya fânidir.
Evet, insan gücü sınırlıdır.
Ve evet, nihai muhafaza Cenab-ı Allah’tandır.
Ama bu hakikat, aklı askıya almak için değil,
aklı emanete sadakatle kullanmak içindir.
Çünkü insan:
Ne her şeyi çözecek kadar güçlü
Ne de her şeyi “şeytana” havale edecek kadar sorumsuzdur.
Hakikat; korku ile teslimiyet arasında değil,
akıl ile tevekkül arasındaki dengede durur.
Epstein belgeleri bize şunu anlatıyor:
Güç, ahlâktan koparsa karanlıklaşır.
Pandemi ise şunu hatırlattı:
Korku, aklın düşmanıdır.
Bu iki başlığı birbirine bağlarken dikkat etmezsek;
hakikati ararken zihnimizi rehin verebiliriz.
Ve belki de asıl imtihan tam da budur:
Her şeye inanmak değil,
neyi bilmediğimizi dürüstçe kabul edebilmek.
Nörolog
Dr Mehmet Yavuz
İnstagram: @drmyavuz
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.