SESSİZ SİLAH, GÖRÜNMEZ CEPHE
Küba Caracas’ta her şey birkaç saniyede oldu.
Ne bir patlama sesi,
ne bir silah gürültüsü,
ne de klasik anlamda bir çatışma…
Ama o an orada bulunan askerlerin ve diplomatların bir kısmı, aynı anda başlarını tuttu.
Bazıları dizlerinin üzerine çöktü.
Bazıları etrafını algılayamaz hâle geldi.
Bazılarının ise kalbi, sanki ritmini şaşırmış gibiydi.
Ama ortada kan yoktu.
Mermi yoktu.
Fail yoktu.
İşte tam bu yüzden bu olay, klasik bir askeri operasyon değil; yeni bir çağın habercisiydi.
Şunu net koyalım:
Bugün kimse, “tek bir düğmeyle insan beynini uzaktan kontrol eden” bir sistemin varlığını kanıtlayamaz.
Ama bu, beynin uzaktan felç edilemeyeceği anlamına gelmez.
Beyin bir bilgisayar değildir.
Muhteşem bir elektrik ağıdır.
Nöronlar;
– elektriksel uyarılarla,
– iyon geçişleriyle,
– elektromanyetik dengelerle çalışır.
Bu yüzden yoğunlaştırılmış elektromanyetik enerji, beyni “ikna etmez”;
şaşırtır.
Venezuela’da kullanılan silahın asıl amacı da buydu:
Şaşırtmak.
Zamansal algıyı bozmak.
Otonom sinir sistemini kısa süreli çökertmek.
Bu tür sistemlerde hedef alınan bölgeler bellidir:
Beyin sapı (denge, bilinç, solunum)
Vestibüler sistem (baş dönmesi, yön kaybı)
Limbik yapı (korku, panik, çözülme)
Kalp ritmini düzenleyen otonom merkezler
İşte bu yüzden:
Ani baş ağrısı
Sersemlik
Kulak çınlaması
Bilinç bulanıklığı
Nedensiz panik
Kalp ritim bozukluğu hissi ortaya çıkar.
Bu tablo sana neyi hatırlatıyor?
Evet.
Havana Sendromu’nu.
İnkar, Belirsizlik ve Stratejik Suskunluk
ABD, bu silahı resmen kabul etmedi.
Ama inkâr da etmedi.
Bu çok tanıdık bir diplomatik dildir.
Çünkü modern güçler için asıl silah bazen şudur:
“Bunu yaptım mı, yapmadım mı…
Bilmene gerek yok.”
Venezuela operasyonunun amacı:
Kalabalık dağıtmak değildi
Psikolojik gözdağı hiç değildi
Amaç şuydu:
Devlet başkanını, en korunaklı anda, kendi askerlerinin arasından çekip almak.
Yani:
Zırhı aşmadan
Kurşun sıkmadan
Bir rejimi sembolik olarak çökertmek
Bu, diplomatik literatürde “sessiz egemenlik kurma” olarak anılır.
Ve bu yüzden:
Kullanılan teknoloji açıklanmaz
Teknik detay sızdırılmaz
Tartışma özellikle bulanık bırakılır
Çünkü belirsizlik, caydırıcılığın kendisidir.
Artık Cephesi İnsan Zihni Olan Yeni Savaş Alanı;
Soğuk Savaş’ta cepheler vardı.
Bugün ise sinir sistemleri var.
Bir ülkeyi işgal etmek pahalıdır.
Ama bir lideri zihinsel olarak savunmasız göstermek, çok daha etkilidir.
Venezuela’da yaşanan tam olarak budur.
Bu operasyon şunu ilan etti:
“Artık liderleri öldürmeye gerek yok.
Onları bir anlığına devre dışı bırakmak yeterli.”
Bu da Havana Sendromu’nu yeniden okumamızı zorunlu kılar.
Belki de Havana Sendromu:
İnsan zihnini hedef alan yeni bir silahın bir ön fazıydı.
Tepki ölçümüydü.
Algı testi idi.
Sinir sisteminin sınırlarını yoklamaktı.
Ben Bilmem Beyin Bilir
Bu yazıyı bitirirken kesin hüküm koymuyorum.
Çünkü bilim bunu gerektirir.
Ama şunu çok net söylüyorum;
Venezuela’da kullanılan teknoloji,
Havana Sendromu ile tarif edilen tabloyla,
Nörofizyolojik olarak aynı kapıya çıkar.
Bu çağda savaşlar:
Haritalarda değil
Manşetlerde değil
İnsan beyninde yaşanıyor.
Ve beyin şunu hiç unutmuyor:
Kendisine dokunan her şeyi,
er ya da geç ele verir.
Nörolog Dr Mehmet Yavuz
İnstagram: @drmyavuz
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.