Savunma ve havacılık sanayimizin anatomisi
HaberCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; "Türkiye'nin başarılarının arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır" şeklindeki değerlendirmeleri, savunma ve havacılık sanayimizin geçirdiği köklü yapısal dönüşümü bir kez daha akıllara getirdi. Sektör; yerlilik oranı ve özgün tasarımlarla kazandığı teknolojik olgunluk sayesinde küresel ölçekte bir oyun kurucuya dönüştü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; "Türkiye'nin başarılarının arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır" şeklindeki değerlendirmeleri, savunma ve havacılık sanayimizin geçirdiği köklü yapısal dönüşümü bir kez daha akıllara getirdi. Sektör; yerlilik oranı ve özgün tasarımlarla kazandığı teknolojik olgunluk sayesinde küresel ölçekte bir oyun kurucuya dönüştü. Bu başarı, istatistiksel verilerle somut bir şekilde gözler önüne seriliyor. 2017'den bu yana sektörün ihracat hacmi 5,5 kat, toplam ihracat içindeki payı ise 3 kat oranında artış gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çarşamba günü TBMM'de düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni'nde yaptığı konuşmasında yer alan "Türkiye'nin son 10 yılda savunma sanayinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe, casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye'nin yürüyüşü daha da süratlenecektir" vurgusu, savunma ve havacılık sanayimizin 2017 itibarıyla geçirdiği yapısal dönüşümü hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesinin sadece siyasi bir değerlendirme değil, aynı zamanda Türkiye'nin stratejik özerkliğini kazanma yolunda attığı adımların da bir özeti niteliğinde olduğu bir kez daha gözler önüne serildi.
Türk savunma ve havacılık sanayisi, son 10 yılda sadece yerel güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir tedarikçi konumundan, küresel pazarda oyun kuruculuğuna evrildi. Bu dönüşümün arka planındaki istatistiksel veriler, sektörün ulaştığı teknolojik olgunluğun en somut göstergesi oldu.
RAKAMLARLA DÖNÜŞÜMÜN ANATOMİSİ
Türk savunma ve havacılık sanayisinin yükselişini ifade etmenin yollarından biri de sektörün toplam ihracatımızdaki payının ne kadar büyüdüğüdür. Tasfiyelerden sonraki yıl olan 2017'de savunma ve havacılık sanayisindeki ihracat; 1 milyar 824 milyon dolardı. Toplam ihracattaki payı ise %1,16 olarak gerçekleşmişti.
2025'te savunma ve havacılık sanayisinin ihracatı 2017'ye oranla 5.5 katına çıkarak 10 milyar 54 milyon dolara ulaşırken, toplam ihracat içindeki payı; 3 kat artışla %3,67 seviyesine ulaştı.
Türkiye, savunma ve havacılık sanayisi ihracatında sıradan bir tedarikçi değil, birçok ülke için güvenlik mimarisini şekillendiren bir stratejik ortağa dönüştüğünü, sektördeki bu yükseliş trendi gözler önüne serdi. Bu veriler, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki payını artırmaya ve teknolojik egemenliğini güçlendirmeye devam edeceğinin en net işareti. 2017-2025 dönemi ise sektörün sadece üretim kapasitesini değil, teknolojik olgunluk seviyesini de zirveye taşıdığını gösterdi. Bu gelişmeler, Ar-Ge yetkinliğinin, ihracat pazarlarındaki güvenilirliğin ve stratejik özerkliğin bir sonucu olarak meydana geldi.
EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞI OLDU
Bu başarının arkasında yatan temel dinamiğin, sadece artan ihracat rakamları değil, köklü bir ekosistem dönüşümü olduğu görülüyor. 10 yıl önce sınırlı sayıdaki firmanın yükünü taşıdığı sektör, bugün yüzlerce KOBİ ile birlikte yüksek teknoloji yaratım merkezine dönüştü. Eskiden yurt dışına yönelen nitelikli mühendislik gücünün, KAAN, İHA / SİHA gibi yerli projelere olan aidiyetle sektöre odaklanması, Türkiye'nin beşeri sermayesini geri kazanması adına en büyük motivasyon kaynağı oldu.
KATALİZÖR ETKİSİ OLUŞTURDU
Öte yandan, Türkiye'ye uygulanan örtülü veya açık ambargolar, aslında sektörün kendi kendine yetme refleksini tetikleyerek bir katalizör etkisi oluşturdu. Bugün Türk İHA / SİHA doktrini, dünyada savunma literatürünü değiştirecek güce ulaşırken, birçok ülke kendi ordu yapılanmasını Türk teknolojileri ışığında revize etmeye başladı.
Geleceğe dönük projeksiyonlar incelendiğinde İHA teknolojileri, yapay zekâ ve dijital savaş mimarileriyle geleceğin yazılım ve algoritma ihracatçısı olma vizyonuna sahip olan Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisi, ülkemizin stratejik güvenliğini ve teknolojik bağımsızlığını garanti altına alan bir şemsiye haline gelecek.
İlginizi Çekebilir