Herkes onu görmeye geliyor
AnalizPeygamber efendimizin vasiyetiyle Veysel Karani hazretlerine hediye edilen Hırka-i Şerif, Ramazan ayı dolayısıyla Fatih’te ziyarete açıldı. Camiyi ziyaret edenler manevi huzur yaşarken, Kadir Gecesi’nde ziyaretler gece 03.00’e kadar sürecek.
Peygamber efendimizin vasiyetiyle Veysel Karani hazretlerine hediye edilen Hırka-i Şerif, Ramazan ayı dolayısıyla Fatih’te ziyarete açıldı. Camiyi ziyaret edenler manevi huzur yaşarken, Kadir Gecesi’nde ziyaretler gece 03.00’e kadar sürecek.
Ramazan ayının değişmeyen geleneklerinden Hırka-i Şerif, ziyarete açıldı.
Ramazanın ilk cuma günü ziyarete açılması vesilesiyle camide düzenlenen törene, İstanbul Valisi Davut Gül, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, Veysel Karani'nin 59. kuşaktan torunu Barış Samir ve ailesi ile bazı protokol üyeleri katıldı.
Törende, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Bilecik Müftüsü Ahmet Aktürkoğlu tarafından dua okundu. Daha sonra vatandaşlar Hırka-i Şerif'i ziyaret etmeye başladı.
“DUYGULARIMI ANLATMAM MÜMKÜN DEĞİL”
Aydın'ın Nazilli ilçesinden gelen Ali Eryiğit, Hırka-i Şerif'i ziyaret ettiği için çok mutlu ve huzurlu olduğunu dile getirdi. Eryiğit, "Duygularımı anlatmam mümkün değil. Çok güzel bir şey. Allah herkese nasip etsin" dedi.
Ömer Faruk Uçar ise Hırka-i Şerif'i görmek için saat 07.30'da evden çıktığını kaydederek, ziyaretten dolayı çok mutlu ve huzurlu hissettiğini anlattı.
KADİR GECESİ'NDE SAAT 03.00'E KADAR ZİYARETE AÇIK
Ramazan ayı boyunca Hırka-i Şerif, hafta içi 10.00 ve 17.00, hafta sonu ise 09.00 ve 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
16 Mart Kadir Gecesi'nde teravih namazı sonrası ziyaret saat 03.00'e kadar devam edecek ve arife günü ikindi namazı sonrasında duayla sonlanacak.
Engelli, hasta, yaşlı ve hamile ziyaretçiler, sıra beklemeden görevli refakatinde ve asansörü kullanarak ziyaretlerini yapabilecek.
Hırka-i Şerif neden büyük?
İstanbul'da Hırka-i Şerif Camii'nde muhafaza edilen, Hazreti Muhammed'e ait olduğu söylenen ve her Ramazan'da halkın ziyaretine açılan Hırka-i Şerif hakkında vatandaşlar araştırmalarını sürdürüyor. Peygamber'in Üveys el-Karanî'ye gönderdiği kabul edilen ve hırka-i şerîf neden büyük, sorusu gündem oldu. Peki, Peygamber Efendimizin hırkası kaç metredir? Hırka-i Şerif kaç cm? İşte detaylar.
Peygamber efendimizin hırkası Hırka-i Şerif, Hırka-i Şerif Camii'nde bulunur. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in miraca çıkarken üzerinde bulunduğu ve vasiyeti üzerine Ali ve Ömer tarafından Veysel Karani'ye verildiği rivayet edilir.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN HIRKASI KAÇ METREDİR?
İstanbul Fatih'te bulunduğu camiye de adını veren hırka-i şerif tarihî kaynaklarda Hırka-i Saâdet olarak da anılır. Geniş kollu, siyah yünlü kumaştan dikilmiş krem renginde yün astarlı bir hırkadır. Yen ve yakalarında şemseli bordür motifleri bulunan hırka, geçmeli çark-ı felek deseni delikli dokuma şeklinde olup yer yer yıpranmıştır.
HIRKA-İ ŞERİF KAÇ CM?
Hırka-i Şerif önünde sağ tarafında 23x30 cm ebadında bir parçası noksandır. Sağ kolunda da eksiklikler olan hırka 57x45x21 cm ebadında üsten açılan çifte kapaklı altın bir çekmece içinde, bohçalara sarılmış olarak muhafaza edilmektedir. Hırka-i Saâdet 124 cmdir.
Ramazan ayının ilk haftasından başlanarak arefe gününe kadar halkın ziyaretine açık bulundurulan hırka-i şerif ziyaretleri için günümüzde herhangi bir resmî protokol mevcut değildir.
İstanbul’da, Peygamber Efendimizden yadigâr iki tane hırka var. Biri Kaside-i Bürde sahibi Ka’b bin Züheyr’e (radıyallahu anh) hediye edilen Hırka-i Saadet, diğeri de Veysel Karani hazretlerine yollanan Hırka-i Şerif.
İstanbullular bir gününü mutlaka Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mübarek hırkasına ayırır, kainatın serverine salavatlar okur, Fatiha’lar yollar, şefaatine kavuşmayı umarlar.
Zikrolunan hırka her sene Ramazan-ı şerifin ilk cuması ziyarete açılır. Hırka-i Şerif Camii yıkanır, paklanır, nurlu hırka sandukasından çıkarılıp camekâna alınır. Eskiden yakından görmek koklamak da mümkündü (muhteşem) ama kalabalık çok arttı son yıllarda. Artık nasibinizi önünden geçtiğiniz saniyelerde arayacaksınız, o muhabbet size kapılar açacaktır mutlaka.
Dı diyelim, bu sene maalesef.
Tevbe ya Rabbi tevbe hata râhına gittiklerime... Bilip ettiklerimize bilmeyip ettiklerime...
HIRKA-İ SAADET
Kâ’b bin Züheyr ünlü şair Ebû Sülma’nın torunu ve Muallaka şairi Züheyr’in oğludur.
Zaten bu ailede herkes kalem ehlidir, halaları Hansâ ile Sülmâ, Kardeşi Büceyr, oğlu Ukbe, torunu Avvâm ve Kureyd şair ve şairelerdir.
İslam’ın ilk yıllarında mahalle baskısı şiddetlidir, Kâ’b da eşrafın tesirinde kalır. Kardeşi Büceyr’in kendisine sormadan Müslüman olmasına çok kızar ve Efendimiz hakkında hicivler yazar. Hâlbuki Resul-ü Ekremin nasıl zarif, kibar, hatırnaz olduğunu iyi bilir.
Bu affedilecek bir hata değildir, kabilesi Müzeyne bile sığınma talebini reddeder, git başına çaresine bak der kapıyı kapar.
Bir süre kuytulara çekilir, muhasebe yapar. Hâlbuki kardeşi Büceyr onu hiç kırmamış üzmemiştir. Bu defa onu dinler ve özür dilemek için Medine’ye yollanırlar. Efendimiz ve eshabı oturmuşlardır. Meclise girer ve Fahr-i âleme hitaben “Bâ-net Suâdü” (sevgili uzaklaştı) mısraı ile başlayan kasidesini okur. Efendimiz çok beğenir, sırtlarındaki hırkalarını (bürde) çıkarır ve omzuna bırakırlar. İşte o şiirin adı Kaside-i Bürde olarak kalacaktır bundan sonra.
Aleyhisselatü vesselam Efendimizin hediye ettiği hırka, Hazret-i Muaviye tarafından Kâ’b bin Züheyr’in vârislerinden satın alınır. Emevîlerden, Abbasîlere geçer ve Mısır’ın fethinde Mekke Şerifi tarafindan Yavuz Sultan Selim Han’a teslim edilir.
İstanbul”a getirilen “Emânât-ı Mübâreke”, Topkapı Sarayı Enderununda Has odaya yerleştirilir. Hafızlarımız 5 asırdır bir lahza ara vermeden Kur’ân-ı kerim okur Efendimizin pak temiz müberra mücella ruhuna.
YEMEN ELLERİNDE
Üveysi Karni bizim bildiğimiz adıyla Veysel Karani, Efendimizin risâletini duyar duymaz Müslüman olur ve aşkla yanıp tutuşmaya başlar. Fahr-i âlemi görmeyi çok ister, lakin âmâ bir anacığı vardır. Onu yedirmeli, içirmeli, hizmetine dönmelidir. Çok istese de bırakıp gidemez hasretiyle yanar. Tam bir zahiddir. Ölümü yastığının altında bilir, kalkınca karşısında tutar. Hiçbir günâhı küçük görmez, isyandan ödü kopar.
Efendimiz zaman zaman o cihete döner “Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor” derler. “Ümmetimden bir kimse vardır ki, kıyâmette Rebîa ve Mudâr kabîlelerinin koyunlarının kılları adedince kişiye şefâat eder”
Eshâb-ı kirâm sorar: “Yâ Resûlallah kimdir o?”
- Üveys!
- Nerelidir?
- Karnlıdır.
- O sizi gördü mü?
- Baş gözü ile görmedi.
- Hayret size bu kadar âşık olsun da, koşmasın huzurunuza.
- Gelmediyse dinine bağlılığındandır. İhtiyâr bir anası vardır. Gözleri görmez, elleri tutmaz. Üveys deve güder, kazandığını annesine harcar.
Hazret-i Ebû Bekr sorar: “Peki biz onu görür müyüz?” Efendimiz “Sen göremezsin” buyururlar. Ardından Hazret-i Ömer ve Ali’ye döner “Siz onu görürsünüz! Avucunun içinde bir miktâr beyazlık vardır. Ama baras değil asla!”
Resullulah Efendimiz baki aleme yürümeden evvel Üveys-i Karnî’yi hatırlar “hırkamı ona götürün” buyururlar. “Selâmımı söyleyin, ümmetime duâ etsin.”
Ki Server-i Kainat miraca çıktığında sırtında bu hırka vardır, mübarek teri ve teni ile ıtırlanmıştır adeta.
EMANETİ SAHİBİNE
Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ali nurlu emaneti teslim için yola çıkar. Sorar soruşturur Üveys’i bulurlar. O esnada namaz kılmaktadır. Selam verince misafirlerini görür, buyrun der kibarca.
- İsminiz?”
- Abdullah (Allah’ın kulu)
- Ama hangi Abdullah?
- Beni Üveys diye tanırlar buralarda.
- Sağ elini açar mısın?
Bakarlar o leke, sanki avucunda gümüş para.
- Aleyhisselatü vesselam Efendimizin sana selamı var. Mübarek hırkalarını gönderdiler “alıp giysin, ümmetime de duâ etsin” buyurdular.
- Yâ Ömer! Ben günahkâr bir kulum. Sizin aradığınız başka biri olamaz mı acaba?
- Hayır yâ Üveys! Aradığımız sensin. Resulullah eşkâlini, vasıflarını bir bir belirtti, Ali de şahittir buna.
Üveys, Hırka-i şerîfi edeble alır. Öper, koklar. Sonra hürmetle yere yayar, yüzünü koyar. Ümmet-i Muhammed’in bağışlanması için ağlamaya başlar... “Ya Rabbi” der, “Efendimiz benim gibi bir âcize, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ali gibi sultanlarla mübarek hırkalarını yollamışlar. Sen dahi Ümmet-i Muhammed’i bağışla. O’nun ve O’nun hırkasının hatırına...”
Tam o esnada Karenliler gelir, “misafirlerinle ilgilensene” derler. Üveys-i Karnî yanık bir “ah” çeker, “ah o hâli bozmasaydınız var ya!”
Hırka-i şerîf yılar sonra Van İrisân beylerine gelir ve 1618’de İkinci Osman Han’a hediye edilir. Sultan Abdülmecîd Han, Hırka-i şerîf için Fatih civarında muhteşem bir cami inşa ettirir.
İlginizi Çekebilir