© Medya Mit

Bayancuk'a göre Peygamber kabirleri

Sadece Efendimiz SAV'in kabri bellidir şeklinde ifade her ne kadar kesin cümle ile kullanılmış olmasa da şüphe oluşturduğu için diğer bütün Peygamber kabirleri zan altında kalacaktır. Hangi Peygamberin kabrine giderseniz gidin acaba bu kabir de Halis Bayancuk'nun dediği gibi ihtimali midir kesin midir diye tüm Peygamberlerin kabirleri tartışmalı bir duruma gelecektir.

Vahabiliğin kabir gibi görünen hassasiyeti aslında İslam tarihinin kökünü kurutmaktır. Nasıl mı? Buyrun okuyalım:

Sadece Efendimiz SAV'in kabri bellidir şeklinde ifade her ne kadar kesin cümle ile kullanılmış olmasa da şüphe oluşturduğu için diğer bütün Peygamber kabirleri zan altında kalacaktır. Hangi Peygamberin kabrine giderseniz gidin acaba bu kabir de Halis Bayancuk'nun dediği gibi ihtimali midir kesin midir diye tüm Peygamberlerin kabirleri tartışmalı bir duruma gelecektir. 

Halis Bayancuk'un burada kullandığı gerekçeye bakar mısınız? Peygamberlerin kabirleri dolaştıkları yerlerde değil diye o kabirleri yok hükmüne getiriyor. Peki Eba Eyyübel Ensari Hazretleri İstanbul’da mı dolaşmıştı, niye kabri İstanbul’da o zaman? Sadece bu gerekçe üzerinden tüm Peygamberlerin kabirlerinin yeri yalanlanır mı? Bunun dediği doğru bile olsa Peygamberler başka yerlerde dolaşıp başka bir yere gittiğinde kabre orada konulamaz mı? Hoş biz bunun, bu değerlendirmesini tabii ki doğru bulmuyoruz ama bu değerlendirme doğru bile olsa mevcut Peygamber kabirlerinin tamamını tartışmaya açmıştır. Bu da neye yol açar? 

Peygamber kabirlerinin hiçbirinin olmadığı, gösterilemediği bir ortamda, Peygamberler tarihini tartışmaya açar. Öyle ya, Peygamberler tarihi var ama hiçbirine ait tarihte hiçbir iz yok. Temiz iş değil mi? Geçmişinize ait hiçbir izi size bıraktırmıyorlar ve bunu da Tevhid adına yaptırıyorlar. Bir bölge işgal edildiğinde (mesela; en yakın dönemde ABD'nin özellikle Kerkük'te olmak üzere Irak, Sırbistan'ın Bosna işgalinde) işgalciler tapu ve nüfus kayıtlarını yakmışlardır. Bu şekilde geride hiç belge yani iz bırakmamışlardı. Ama yakamayacakları, ortadan kaldıramayacakları tabiri caizse taş gibi bir belge türü var: Bunlar da mezar taşlarıdır. 

Mezar taşlarını ne yaparsanız yapın ortadan kaldıramazsınız ve mezar taşları orada yaşanılan tarih boyunca yüzlerce yıl belki binlerce yıl o geçmişi size nakış nakış aktarırlar. Bundan dolayı özellikle İngilizler ve Ruslar işgal ettikleri bölgelerde mezarlıkları tahrip ettiler ve bir dönemin tarihini silmeye çalıştılar. İşgal ettikleri bölgelerde mezarlıklara saldırmak orayı yönetme amacıyla hareket eden işgalcileri haliyle tedirgin eder. 

Yani hem o ülkenin ordusunu yenmişsiniz, gençlerini öldürmüşsünüz hem gelip kendi kanunlarınızı uyguluyorsunuz, bir de bunun üstüne o bölgenin mezarlıklarını tahrip ediyorsunuz. 

Tüm bunların üzerine halkta oluşacak tepki haliyle işgalcileri rahatsız eder. Bunu en kolay yoldan halletmeye çalışırlar. İşte tam olarak burada işgalcilerin imdadına İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri olan İbni Teymiye yetişir. Mezarlıkları, kabirleri ziyaret ettiğinizde siz orada yatan kişiye dua ediyorsunuz diye uydurdukları bir iftira üzerinden, mezar ziyaretlerini ve orada duayı şirk diye yaftalarlar. İslam’ı koruma adına da güya bu şirkin oluşmasına mani olmak için mezarları ve mezarlıkları bizzat kendileri tahrip ederler. Gidin bakın Suudi Arabistanda bir tane mezar taşı göremezsiniz. Mezarları, mezarlıkları, mezar taşlarını İngilizlerin kendileri tahrip edeceğine, İbni Teymiye gibi bir fitnecinin seleflerine, üstelik Tevhidi koruma adına yaptırırlar. Ve bunlar yani fitneci İbni Teymiye’nin selefleri ortada hiçbir düşman yokmuş gibi mezarlara, mezarlıklara saldırırlar. 

Mezopotamya'da, Balkanlarda birçok Osmanlı mezarlığı bunların eliyle yok edilmiştir. Ruslar ve İngilizler bu şekilde temiz iş çıkartmışlardır. Mezarlıkları yani mezar taşlarını kendileri hiç dokunmadan yine kendilerine Tevhid ehli diyen kişiler tarafından ortadan kaldırtmışlardır ve kendileri de suçlu görünmemişlerdir. Bu durumda birbirinin kanını döken iki taraf da Müslümanlar olmuştur. Zaten onlar da işgal ettikleri bölgelerde Müslümanları zayıflatma amacı taşımaktaydılar. Böylelikle de suya sabuna dokunmadan İbni Teymiye fitnesinin ürettiği fikirle iki Müslüman grubu birbirleriyle çatıştırmış olurlar. Kendileri de kenarda kahvelerini yudumlamaya devam ederler.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER