6 bin 314 adet hesap bloke edildi
AnalizDeprem sonrasında yapılan bağış paralarının kumara yatırılmasından tutun, paramparça olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kemal Kılıçdaroğlu'nun elinde kalan kısmı tarafından İstanbul'da düzenlenen toplantıyı kalabalık gösterebilmek için bir cast ajansından para ile figüran kiralandığı iddiaları gibi dünya kadar garabet...
Hürriyet'ten Murat Bardakçı'nın makalesi
Memleketin gündemini birbirinden tuhaf hadiselerin işgal etmeye başlaması bilmem dikkatinizi çekiyor mu?
Türkiye’de böyle tuhaflıklar ve gariplikler hep yaşanırdı ama şimdi gittikçe artıyorlar ve bir önceki güne nazaran herşey daha da tuhaf hal alıyor.
Deprem sonrasında yapılan bağış paralarının kumara yatırılmasından tutun, paramparça olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kemal Kılıçdaroğlu'nun elinde kalan kısmı tarafından İstanbul'da düzenlenen toplantıyı kalabalık gösterebilmek için bir cast ajansından para ile figüran kiralandığı iddiaları gibi dünya kadar garabet...
Dikkat buyurun: Bu rezaletin “devletin kurucusu” olduğunu iddia eden partide yaşandığı söyleniyor!
Bütün bu garabetin arasında memleketin iyiliği için çok önemli bazı işler de yapılıyor ama bunlar maalesef fark edilmiyor, basında bahisleri geçse bile gündemi tuhaflıkların işgal etmesi sebebi ile fazla ses getirmiyorlar.
Meselâ bunlardan biri: Adalet Bakanlığı, geçen hafta Arjantin ile İspanya’nın dünya kupası finali için karşı karşıya gelmesinden hemen önce, maç üzerine yasadışı bahis ve kumar oynanmasını engellemek maksadıyla bankalara talimat göndererek 6 bin 314 adet hesabı bloke ettirdi…
Adalet Bakanı Akın Gürlek bloke edilen hesapları final maçı öncesinde kapsamlı bir çalışma yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasadışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu’nu belirlediğini, yasadışı bahis trafiğinde kullanılan bu hesapların yanısıra yine yasadışı bahis siteleri ile bağlantılı oldukları anlaşılan 19 “dış finansçı”nın deşifre edildiğini ve 23 şüpheli hakkında da adlî işlem başlatıldığını söyledi.
DEVLET İLE DİDİŞİLMEZ!
Hazırlıkların ve yapılan işin ne kadar geniş çaplı olduğunu herhalde farketmişsinizdir. İstanbul Başsavcılığı’nın bünyesindeki bir büro banka hesaplarını ve önemli maçlar öncesindeki yapılan yüksek transferleri tek tek elden geçiriyor; bazı hesapların yasadışı bahiste, yani kumarda kullanıldığını belirliyor.
Burada önemli olan, kumar oynamaya yarayan hesapların öyle birkaç tane değil, tam 6 bin 314 adet olması! Düşünün: Yüzbinlerce, hattâ milyonlarca hesap tek tek elden geçirilmiş, hangi hesabın kumara para yatırmaya yaradığı belirlenmiş, savcılık üstelik bunları belirlemekle de kalmamış ve final maçının başlamasından hemen önce bankalara eşzamanlı müzekkereler gönderip hesapların tamamını bloke ettirmiş, yani sahiplerinin bu hesaplar üzerinden bahis oynamalarını engellemiş! İş bununla da bitmemiş, yasadışı bahis ve sanal dolandırıcılık işlerinin yapıldığı ve polisin “dış finans evi” dediği 19 ayrı mekân tespit edilmiş,bu mekânlarda bahis sitelerine ânında girmeyi sağlayan yarayan sistemler ile yasadışı bahis oynayanlara ait telefon, kart ve para ele geçirilmiş...
Bütün bunlar, canına tak eden devletin “Artık yeter” diyerek gücünü göstermesi, yani bu işi son verme kararı ile vaziyete müdahale etmesi demektir
“Müdahale”ye şimdilerde “irade” yahut “devlet aklı” dendiği de oluyor; “devlet iradesini gösterdi” veya“devlet aklı devreye girdi” gibisinden süslü tâbirler kullanılıyor. Ama, kastedilen hep aynı: Tepesi atan devlet “Benim dediğim olacak” diyor ve bozulmuş nizamı gerektiğinde güç kullanarak yeniden işler hale getiriyor.
Unutmayalım ve hiç hayâle dalmayalım: Bir memlekette devletten daha güçlü bir teşkilat, örgüt vesaire yoktur! Devlet en tepede ve en güçlü olandır; onun istemediği yahut izin vermediği bir işin yapılması da mümkün değildir.
Ama bütün bu gücüne rağmen devletin “Dur!” demesi gereken bazı hadiseler karşısında suskunluğa büründüğü de olur ve bunun sebepleri çeşitlidir.
Devlet son zamanlarda sesini yükseltmeye ve gücünü göstermeye başladı! Seneler önce işlenmiş ama çözülememiş cinayetlerin dosyaları yeniden açılıyor, bu cinayetlerle ilgisi bulunanlar vali yahut iş adamı olduklarına bakılmaksızın cezaevine gönderiliyorlar, avuç avuç uyuşturucu kullanan sanatçılar ile sanatçı müsveddeleri adli tıp yolundalar, devlet nefreti ve ile emrine milyonlarca dolar verilip deprem bölgesine musallat edilen geçmişi şaibeli bir şarkıcıdan da nihayet hesap soruluyor...
AHBAP soruşturması için tanık olarak adliyeye çağrılanların neredeyse tamamı, ifadelerinde “Haluk Levent konusunda yanılmışız” demişler...
Yanıldıkları tek konu sadece o mu? “Burada devlet yok, halk var” gibisinden sloganlardan ne haber?
İlginizi Çekebilir